Konu Detay

KUR'ANDA HURUFU MUKATTAA NEDEN VARDIR ?

 01.11.2023
 171

Kur’anda  29  Sûrenin  ilk  ayetinde  yalnız  başına  bulunan,  ilk  bakış  ve  okuma  ile  anlamları  da  doğrudan  doğruya  anlaşılmayan,  bilinmeyen,  üzerlerinde  seslendirme  ve  noktalama  işaretlerinin  de  bulunmamasından  dolayı  harekesiz  oldukları  için  Hurufu  Mukattaa  /  kesik  harf  denilen  bir  veya  birkaç  tane  harf  yer  almaktadır.  Peygamberimizin  vefatından  yıllar  sonra  İslam’ın  yayılması  ve  Kur’anla  yoğun  bir  şekilde  ilgilenilmeye  başlanmasıyla  birlikte,  bazı  Sûre  başlarında  bu  harflerin  neden  konulduğu,  anlamlarının  olup  olmadığı  soruları  gündeme  gelmeye  başlamıştır.  Bunun  sonucunda  İslam  Alimlerinin  bu  harflerle  ilgili  yaptıkları  yorumlarda  iki  grupta  ele  alınabilen  görüşler  ortaya  çıkmıştır. Ali  İmran  Sûresinin  7.ayetinde  “  Allah  sana  bu  Kitabı  indirendir.  Bu  Kitaptan  bir  kısmı,  muhkem  ayetlerdir,  ki  bunlar  Kitabın  anasıdır.  Diğerleri  de  müteşabih  ayetlerdir.  Kalplerinde  eğrilik  olan  kimseler,  insanları  dinden  çıkarmak,  ortak  koşmaya  sürüklemek  ve  onun  anlamlarından,  en  uygununun  tespitine  yeltenmek  için  hemen  ondan  benzeşen  anlamlı  olanlarının  peşine  düşerler. Halbuki  onun  anlamlarından  en  uygun  olanının  tespitini,  ancak  Allah  ve  bilgide  uzman  olanlar  bilirler.  Ve  sadece  kavrama  yeteneği  olanlar  öğüt  alırlar. “ ifadelerinde  müteşabih  /  birden  fazla  benzeşen  karşılıklarının  bulunduğu  ayetlerin,  halbuki  Allah’la  beraber  aynı  zamanda  bilgide  uzman  olanların  da  öncelikli  olan  karşılıklarını  bileceklerinin  bildirilmesine  rağmen,  birinci  görüşe,  daha  ziyade  Selefi  Mezhep  Alimlerine  göre  Hurufu  Mukattaa  tevilini /  öncelikli  karşılığını  yalnızca  Allah’ın  bildiği  müteşabih  ayetlerden  olup,  bu  harfler  üzerinde  yorum  yapmak  mümkün  değildir. ( Fahrettin  Er  Razi  II. 3 )  hadisinden  dolayı  Ulema  tarafından  Dinen  yasaklanmış  olan  bu  konunun  üzerine  gidilmekten  korkulmuştur. 

Öte  yandan  ikinci  görüşe  göre  ise  Ebu  Bekir  İbnü’l  Arabi,  Kur’anın  indiği  dönemde  Arapların  Hurufu  Mukattaanın  manalarını  bildiğini  iddia  eder. Ona  göre  Hz. Peygamberin  özellikle  Kur’an  konusunda  bir  açık  vermesini  bekleyen  müşrikler  bu  harflerin  manasını  bilmeselerdi  mutlaka  bunu  dillerine  dolar,  Kur’ana  ve  Peygambere  eleştiriler  yöneltirlerdi. Oysa  onlardan  böyle  bir  itiraz  ve  eleştiri  gelmemiştir. ( Suyuti  el  itkam  III. 27 )  Diğer  taraftan  Klasik  dönemdeki  ünlü  tarihçi  Taberî  de,  Mukattaa  harflerinin  her  birinin  farklı  anlamlar  taşıdığı  görüşünde  olmuş,  “  Arapça  bir  kelimenin  birden  çok  olan  anlamlarına  dikkat  çekerek,  Allah’ın  zikrettiği  bu  mukataa  harflerinde  de  bütün  müfessirlerin  söyledikleri  görüşleri  ihtiva  edecek  kadar  mana  vardır.  Şayet  bu  harfler,  birçok  manayı  değil  de  tek  bir  manayı  ifade  etmiş  olsalardı,  Resülullah  o  tek  manayı  herhangi  bir  karışıklığa  neden  olmayacak  şekilde  insanlara  açıklardı.  Resülullah’ın  bu  konuda  herhangi  bir  açıklama  yapmamış  olması,  gösteriyor  ki  bu  harfler  birçok  manayı  kapsamaktadır. “  açıklamalarını  yapmıştır. ( Taberi  Tefsiri  2  :  107 – 108 )  görüşlerinin  ardından  bu  harflerin  de  ayetlerle  bağlantılı  anlamlarının  olması  gerektiği  savunulmuştur.

Bunlara  rağmen  ilerleyen  zaman  içerisinde  yine  de  birçok  müfessir  veya  Ulema  ;

* Bu  harflerin  fonksiyonu  belki  de  Kur’anda  bir  anlam  taşımak  değil,  dikkati   belli  bir  noktada  toplayarak  hitabeti  güçlendirmeye  yönelik  olarak  merak  uyandırıp,  mesajın  daha  iyi  verilmesini  sağlamaktır.

* Bu  harflerin  Arapçaya  kaynaklık  eden  İbranice,  Aramice  ve  eski  Arap  Sami  dillerinde  kullanımı  ile  sadece  fonotik  /  ses  bilgisiyle  sesleri  değil  de,  aynı  zamanda  bazı  anlamların  ve  nesnelerin  sembolize  edilmesi  amacıyla  da  kullanılmış  olabilir.

* Bu  harfler  Sûre  isimleri  belirlenmeden  önce   birbirine  karıştırmamak,  birbirinden  ayırdedebilmek  amacıyla  kullanılan  Sûre  isimleri  olabilir.

* Bu  harflerin  kullanılışı  ve  seçimi,  Kâf,  Sâd,  Yâsin,  gibi  Sûrelerde  olduğu  gibi, Sûrelerin  isimlerinin  seçimi  ile  de  ilgisi  olabilir. Örneğin  KÂF  Sûresinin  mukattaası  yanı  sıra  hemen  hemen  neredeyse  bütün  sözcüklerinde  Kâf  harfi  bulunmaktadır.

* Mukattaa  harflerinin  sayısal  değerleri  vardır. Ve 19  sayısal  matematik  sistematiğini  tamamlar.

* Mukattaa  harflerinin  ebced / sayısal  değeri  Muhammed ( a.s. ) ın  ömrünü  göstermektedir.

* Allah’ın  isim  ve  sıfatlarının  kısaltılmışıdır.

* Kur’anı  yazan  vahiy  kâtiplerinin  isimlerinin  kısaltılmışıdır.

* Arap  harflerine  işaret  ederek  Kur’anın  isimlerinin  kısaltılmışıdır.

* Elif  Allah’ı,  Lâm  Cebraili,  Mîm  Muhammedi,  Tâ  Turi  Sin  ve  Musa’yı  temsil  etmektedir.

Gibi  bazı  Sûrelerin  1. âyetinde  bulunan  bu  harflerle  ilgili,  aslında  pek  de  ikna  edici  olmayan,  belli  bir  temele  dayanmayan,  Allah  ile  peygamber  arasında  gizli  bir  sırrın  ve  şifrenin  olduğu  yönündeki  ifadelere  de  dayandırarak,  zanlarla  birçok  farklı,  değişik  görüş  ve  öngörülerde  bulunmuşlardır. Oysa  bu  harflere  gizli  anlamlar  yükleyen  yorumlar,  açıktır  ki  Kur’anın  apaçık  bir  kitap  olduğunu  ifade  eden  ayetlerle  çelişmektedir. Kur’anımızda  bazı  Sûrelerin  başında  birinci  ayetlerde 14  Hurufu  Mukattaa  harfinin  birden  beşe  kadar  oluşmuş  farklı  sayı  ve  kombinasyonda,  birçok  ayette  ve  özellikle  de  Yusuf  Sûresinin  1. ayetinde  “   Elif  Lâm  Râ.  İşte  bu,  o  mubin / apaçık /  açıklayıcı  kitabın  ayetleridir. “  denilerek  Hurufu  Mukattaa  harflerinin  de  sözcüklerden  oluşan  anlamlı  ve  apaçık  ayet  olduğunun  belirtilmesine  rağmen,  bu  harflerin  ayet  olduğu  veya  olmadığı  konusunda  yüzlerce  Alim  de  kendi  aralarında  bölünerek  farklı  görüşlerde  olmuşlardır. Bunun  yanı  sıra   aynı  şekilde  tekrarlanan  Mukattaa  harflerini  “  Havamim,  Tavasin,  Mechure,  Şedide,  Rihvet,  Mutbıka,  Müstaliye,  Munhafida  gibi  isimlerle  sınıflandırmışlar,  Mukattaalardan  sonra  gelen  ayetlerde  de  o  mukattaalara  göre  ses  uyumlarının  olduğuna  da  değinmişler,  metin  içindeki  kıraat  ve  tecvit  kurallarına  varıncaya   kadar  oldukça  yoğun  bir  mesai  harcamışlar,  kimilerini  ayet,  kimilerini  de  ayetin  parçası  sayarken,  kimilerini  de  Kur’an  ayetlerinin  uyarısına  rağmen  ayet  olarak  kabul  etmemişlerdir.  ( Zemahşeri  el – Keşşaf  I : 57 )  Bu  harflerin  müteşabih  olduğu  yanlış  kabulüne  dayandırarak  Dinen  yasak  olduğu  gerekçesiyle  de  bu  harflerin  Kur’an  ayetleriyle  bir  anlam  bütünlüğünde  olabileceğini  de  maalesef  münferit  birkaç  kişiden  başka  bu  güne  kadar  düşünen,  toplumun   bilgisine  ve   inancına  mal   edebilen  olmamıştır.  Huruf,  Harfler  anlamında  olup  harf  sözcüğünün  çoğulu  demektir.  Mukattaa  ise  "  kat "  kökünden  türemiş  bir  sıfattır.  Katta'a  sözcüğü  de  "  kesmek,  iki  şeyi  birbirinden  ayırmak,  taksim  etmek,  bölmek  "   anlamlarına,  Mukattaa  ise,  "  kesilmiş,  ayrılmış,  kısaltılmış  "  anlamlarına  gelmektedir. ( İbn  Manzur  Lisanü'l  Arab  VIII.  Sa. 283 ) 

Peki  bu  spesifik / ayırt  edici  Hurufu  Mukattaa  harflerinin  özellikle  Mekke  döneminde  nazil  olmuş  bazı  Sûrelerin  başında  ve  zaman  zaman  da  birden  beşe  kadar  değişik  sayıda   Kur'andaki  114  Sûrenin  tamamında  değil  de  sadece  29 unda  bulunmasının  nedeni  nedir ?  Peygamberimizin  zamanında  birçok  saçma  ve  muhalif  sorular  sordukları  halde  ne  müşrikler  ne  de  sahabeler  bu  harflerle  ilgili  neden  herhangi  bir  soru  yöneltmemişlerdir ?  Denilse  de  ama,  buna  rağmen  çok  tutarsız,  dayanaksız  göründüğü,  belki  de  uydurma  da  olduğu  halde  "  Yahudilerin  peygamberimize  gelip  Elif,  Lâm,  Mim   hurufu  mukattaa  harflerinin  anlamını  sordukları  ve  ardından  bir  hayli  ayrıntılı  diyalogların  geçtiği,  bu  harflerin  sayısal  ebcet  değerlerinin  toplamının  71  olmasından  dolayı  dinin  ömrünün  bu  kadar  kısa  olacağı  inancı  ile  diğer  hurufu  mukattaa  harflerinin  devreye  girdiğinin  anlatıldığı,  Taberi'nin  Camiu'l  Beyan  Tevili  Kur'an  eserindeki  rivayeti  ile "   gerek   ilk  dönemlerin  en  ünlü  tefsircileri  olan  Beyzavi  ve  gerekse  de  İbn  Kesir  Tefsirü'l  Kur'an  I - A - zim  eserlerinde   değerlendirilen  ve  yer  alan  açıklamalarla,  demek  ki  o  dönemin  insanları  bu  harflerin  anlamını  da,  Arap  harflerinin  sayısal  ebcet  değerlerine  göre  o  Sûrelerin  başına  neden  konulduğunu  da  sayılar  bağlamında  bilmekte  ve  düşünmektedirler.  Üstelik  bu  harfler,  şiirin  başlangıcında  o  dönemin  şairleri  tarafından  da   kullanılmakta  idi,  ama  hangi  anlamlarda !... 

O  zaman   öncelikle  bu  harflere  neden  kesik  harfler  denmiş,  bu  harfler  neyin  kısaltılmışıdır ?  Neyin  eksiğidir ?  gibi  sorular  zamanımızda  ise  ister  istemez  düşünenlerin  ve  sorgulayanların  aklına   gelebilmektedir. Çünkü  Rabbimiz  birçok  ayette  Kur’anın  mufassal  / eksiksiz  ve  apaçık  /  açıklayıcı  olduğunu  bildirmektedir.  Öyleyse  o  kesik  harfler,  sağlam  bir  temele  dayanmayan,  mantıksız,  tutarsız  şekilde  ifade  edildiği  gibi  ikna  etmekten  uzak  olduğu  halde,  yoksa  bu  harfler  o  ayetlerin  başına  anlamsız  ve  mantıksız  olarak  boşuna  mı ?  konulmuştur.  Kur’an  ayetleriyle  muhatap  olan  Müslümanlarca  bir  bakışta  anlamları  bilinmeyen,  ama  aslında  Allah’ın  zikri  olan  bu  harflerin  oysa  mutlaka  bilinen  bir  anlamı,  arkadan  gelen  ayetlerin  anlamlarıyla  kesinlikle  makul  bir  anlam  bütünlüğü  olmalıdır. Kur'anın  indiği  dönemde  Araplar  sayıları  rakamlarla  değil,  harflerle  ifade  etmekteydiler. "  Elif,  Be,  Cim,  Dal "  harflerinden  oluşturulan  "  ebced  hesabı "  denilen  bu  uygulamaya  göre  Arap  alfabesindeki  harflerin  sıralamasına  göre  harfler  1,  2,  3,  4,  5,  6,  7,  8,  9,  10,  20,  30  gibi  katlanarak  değerleri  önce  100,  ve  daha  sonra  da  1000  değerine   arttırılarak  kullanılmaktadır.  Örneğin .  Elif  1,  Ye  10,  Mim  40,  Nun  50,  Kaf  100,  Se  500,  Gayn  1000  değerindedir. Rivayette  de  sözü  edildiği  gibi  bu  harflar  gerçekten  Hint  ve  Yahudi  mistik  kültürlerinden  aktarılan  ebcet  /  sayısal  değerlerinin  toplamı  ile  mi  anlamlandırılarak  bilinmekte  idi ?...

Biz  de  bu  sorgulamaların  bağlamında  bu  makalemizde  Hurufu  Mukattaa  denilen  bu  kesik  harflerin,  Kur’anımızda  bulunmasının  nedenlerini  ve  gerçeğini  araştırmaya,  ikna  edici,  makul  ve  daha  mantıklı  nedenlerini  ortaya  koymaya  çalışacağız. Tarih  boyunca,  yaratıldığından  bu  yana  insanoğlunun  her  ortaya  koyduğu  buluş  gibi,  yazı  da,  hayatın  vazgeçilmezi  olan  ihtiyaçtan  dolayı  ortaya  çıkarttığı  en  önemli  keşiflerinden  biri  olmuştur. Peygamberimize  ilk  vahyedilen  ayetlerle  birlikte  “  Oku,  O  kalemi,  öğrenip  öğrenmeyi  yarattı  “  denilerek  okumanın,  yazmanın,  öğrenmenin  önemine  dikkat  çekildiği  gibi,  tarihten  günümüze  kültür  ve  medeniyetlerin  oluşmasında,  yayılmasında   en  etkili  unsurlardan  biri  olan  okuma  kavramı,  yazı  kullanılmaya  başlandıktan  sonra  daha  etkili  bir  şekilde  insanoğlunun  hayatına  girmiştir. Tarihin  en  eski  dönemlerinden  bu  yana  insan  beynindeki  düşüncelerin  oluşturduğu  şekillerin  sistemli  olarak  taş,  seramik  çanak,  çömlek  parçaları,  metal,  kil  tablet,  palmiye  yaprakları,  ağaç  kabukları,  keten  bezi,  hayvan  kemikleri,  deri  üzerlerine  işlenerek  bir  araya  gelen  anlamlı  resim,  şekil  ve  işaretler,  sözlü  kültürden  aldığı  mirası  insanlık  için  gelecek  nesillere  aktarmada,  yazının  en  etkili  bir  başlangıç  aracı  olmuştur.

Bu  bağlamda  Yazı  sözcüğü,  düşüncenin  şekillendirilerek  belli  işaretlerle  tespit  edilmesidir. Şeklinde  tanımlanmaktadır. ( Türk  Dil  Kurumu ) Tarihte  ilk  defa  Orta  Asya'dan  göçerek  Mezopotamya’da  köy  kültürünü,  şehir  kültürüne  dönüştüren  Sümerler,  M.Ö. 3500  yıllarında  işaretlerle  birtakım  resimleri  belirli  harflerle  sistem  halinde  şifre  gibi  kullandıkları  ilk  yazıyı  bulmuşlar  ve  kullanmaya  başlamışlardır. ( Memiş, Ekrem  2002 :  54  Eski  Çağda  Türkler )  Bu  başlangıcın  ardından  yine  M.Ö. 1500  lü  yıllarda  tarihte  ilk  defa   Akdeniz  çevresinde  ve  Orta  doğu  Coğrafyasında  yaşayan  ve  ticaretle  uğraşan  Fenikeliler,  belirli  bir  sistemde  ve  şekilde  Mısırdaki  hiyeroglif  resimleri  küçülterek  sadece  çizgilerden  oluşan  harflerle  Yazı  Alfabesi  oluşturmuşlardır. Böylece  resim  yazısı,  hece  yazısı,  harf  yazısı,  çivi  hece  yazısı,  eski  Mısırdaki  kutsal  yazı  anlamındaki  hiyeroglif  şekil  ve  resim  yazısı,  Çin  yazısı,  Fenikelilerde  resim  yazısı,  Yunan  yazısı,  Latin  alfabe  yazısı  /  Roma  alfabesi,  Arap  alfabesi  oluşumları  ile  ticarette,  kültür  aktarımlarında  iletişim  kolaylığı  ve  gelişmeler  sağlanmıştır. Dolayısıyla  yazı  ile  iletişimin  gelişmesi  kökeninde  o  kültürlerden  gelen  bütün  bu  resim  ve  küçük  çizgilerden  oluşan  harflerin  sahip  olduğu  çok  kapsamlı  anlamlar  bulunmaktadır.

Arap  kültürüne  ve  dil  kurallarına  temel  olan,  değişik  kültürlerden  aktarılan  ve  değişik  kavramlar  için  kullanılan  resim,  şekil,  harf  ve  sembollerin  anlamları  ile  Orta  doğudaki  İbrani,  Arami,  Sami,  Arap  Dilleri  oluşumunun  genel  çerçevesinde  daha  geniş  ve  kapsamlı  anlamları  içeren  Proto  Sinaitik  alfabe  oluşturulmuştur. Bu  alfabe  ile  ortaya  çıkmış  kabulleri  ve  bunların  söz  konusu  Hurufu  Mukattaa  harflerine  anlam  olarak  yansımalarını  inceleyecek  olursak ;

* Arapçadaki  Elif  harfi,  Fenike  dilinde  alf,  Aramicede  alef,  Yunancada  alfa,  Öküz  demektir,  Mısır  Hiyeroglif  yazısında  kutsal  bir  hayvan  olarak  boynuzlu  bir  öküzün  başı  ile  resmedilmiştir. Bu  da  güç,  kuvvet  sembolüdür,  gücü  elinde  bulunduran  kuvvetli,  muktedir,  iktidar  sahibi,  lider,  önder  anlamlarını  taşımaktadır.

* Arapçadaki  Lâm  harfi,  Fenike  dilinde  lamd :  Üvendire /  tutma  yeri  eğik  olan  uzun  değnek,  baston  şeklindedir,  Mısır  hiyeroglif  alfabesinde  elinde  bir  kamçı  olan  çoban  olarak  resmedilmiştir. Çobanın  asası  gibi  bu  da  dürten,  yücelten,  dokunan,  yönlendiren,  eğiten  çekip  çeviren,  otorite  gibi  anlamları  taşımaktadır.

* Arapçadaki  Mîm  harfi,  Fenike  dilinde  Mem :  Mâ  İbranicede  mayim  şeklinde  okunduğunda  Su,  deniz,  dalga,  bilinmeyen,  anlamına  gelmektedir.  Arapçada  Ma  edatı  aynı  zamanda  kim,  neden,  nasıl,  niçin,  ne  gibi  soru  sorma  anlamlarına   gelmektedir. Hiyeroglif  Alfabelerde  de  su  dalgaları  anlamında  dalgalı  çizgi  şeklinde  resmedilmiştir.

* Arapçadaki  He  harfi,  Fenike  dilinde  de  He,  Latinceye  ise  şeklinde  geçmiştir.  Mısır  Hiyeroglifinde  kollarını  yukarı  kaldırmış  insan  şeklinde  resmedilmiştir. Arapçada  da  başın  üstünde  kavuşturulmuş  elleri  simgelemektedir.  Yol  gösterme,  hidayet  yolunu  gösteren,  yükselten,  Allah  yoluna  davet  eden,  işaret  eden  anlamlarını  da  taşımaktadır.

* Arapçadaki  Hâ  harfi,  Fenike  ve  İbrani  alfabesinde  het  dir,  Mısır  hiyeroglifinde  çit  olarak  resmedilmiştir.  Çevre,  havlu  duvarı,  çit,  sıra,  korumak,  muhafaza   etmek,  farklı,  dışarısı  anlamlarına  gelmektedir.

* Arapçadaki  Râ  harfi,  Fenike  alfabesinde  ros  Aramice  ve  İbranicede  res  dir. Mısır  hiyeroglif  alfabesinde   insan  başı  olarak  resmedilmiştir.  Adam,  kişi,  Lider,  baş,  başkan,  öncü,  önder,  önde  giden,  en  üst  anlamlarını  taşımaktadır. Mısır  Coğrafyasında  da  Tanrıdır.

* Arapçadaki  Sâd  harfi,  İbranicede  sade  dir. Mısır  hiyeroglif  alfabesinde  diken  olarak  resmedilmiş,  anlamı  ise,  taraf  olmak,  karşı  çıkanlar,  nebilerle  mücadele  edenler,  muhalefet  edenler,  gürültü  koparan  ayrılıkçılar,  pusuda  bekleyen,  tuzak  kuranlar,  tek  kelimeyle  reddiyeci  müşrikler  ve  kâfirlerdir.

* Arapçadaki  Sin  harfi,  Mısır  hiyeroglif  alfabesinde  yan  yana  kesici  ön  iki  diş  olarak  resmedilmiş,  diken,  gasp,  korumak,  yemek,  gaflet  içindeki  insanları  uyandırma,  duyurma,  çağrı,  ikaz,  uyarma  anlamlarına  gelmektedir.

* Arapçadaki  Tâ  harfi,  Fenike  alfabesinde  tav  dır.  İşaret  anlamına  da  gelmektedir.  Mısır  hiyeroglif  alfabesinde  birbirini  kesen,  artı  şeklinde  iki  çizgi  ile  kavşak  gibi  resmedilmiştir.  Gidip  gelme,  çölde  yolunu  şaşırma,  birisinin  kapısını  çalma,  yeni  başlangıç,  içermek,  kapsamak  anlamlarını  taşımaktadır. İbranicede  yılan  anlamında  da  kullanılıyordu.

* Arapçadaki  Ye  harfi,  Fenike  alfabesinde  yod,  Arami  ve  İbranicede  yed  dir.  Mısır  hiyeroglifinde  el  şeklinde  resmedilmiştir.  Birine  bir  iş  yaptırma,  seslenme,  talimat  verme,  görev  verilenler,  elin  fonksiyonları,  fırlatma  anlamlarına  gelmektedir.

* Arapçadaki  Kef / Kâf  harfi,  Fenike  alfabesinde  kaf,  İbranicede  haf  tır.  alfabelerde  elin  iç  tarafı,  avuç  içi  olarak  resmedilmiştir.  Mısır  hiyeroglifinde  ise  parmakları  açık  el  şeklindedir. Ke  harfi  ise  Nebilerin  görevi  olan  toparlama,  derleme,  eğitme,  düzeltme,  terbiye  etme,  müsaade  etme,  eğmek,  bastırmak,  el  açmak,  avuç  açmak,  yenilenmek  gibi  anlamlara  gelmektedir.

* Arapçadaki  Ayn  harfi,  alfabelerde  göz  olarak  resmedilmiş.  Araplarda  da  göz  anlamında  kullanılmaktadır.  Görme,  yüksekte  olan,  gözetleyen,  izleyen,  gölge  anlamlarına  gelmektedir.

* Arapçadaki  Nûn  harfi,  alfabelerde  balık  olarak  resmedilmiştir,  Araplarda  da  balık  anlamında  kullanılmaktadır. Ne  yapacağını  bilmez,  kapana  düşen  kimseyi  de  temsil  etmektedir. Değişik  kişilerce  bu  harfin  Kalem  Sûresinin  başında  bulunmasından  dolayı  bir  şifre  olduğu,  divit  /  kalem  olduğu,  hokka  olduğu,  büyük  balık  olduğu,  devamlılık,  idame,  nesil,  tohum  gibi  görüşler  de  ileri  sürülmüştür.

Biz  şimdi  yukarıda  ilkel  dönemlerden  başlayarak  resim,  şekil,  harf  değişimleri  ile  ortaya  çıkan  yazı  ve  iletişim  gelişmelerine  dayandırarak  değindiğimiz  ayrıntılarla  elde  etmeye  çalıştığımız  bu  harflerin  anlamlarını,  kesin  olmamakla  beraber,  başında  bulunduğu  Sûrelerin  diğer  ayetleri  ile  birleştirerek  anlam  bütünlüğüne  varmaya  çalışcağız. 

Elif  Lâm  Mim  kesik  harfleri   Bakara,  Ali  İmran,  Ankebut,  Rum,  Lokman,  Secde,  Sûrelerinin  1. ayetlerinde  yer  almaktadır.

BAKARA  1  :  Elif  Lâm  Mîm  ( Gücü,  kuvveti  elinde  bulunduran,  yücelten,  eğiten,  çekip  çeviren,  yönlendiren  kimdir,  nedir ? ) 

2 – 4 :  İşte  bu  Kitap ;  Kendisinde  hiç  kuşku  yoktur,  ıssız  yerlerde  iman  eden,  salatı  ikame  eden,  kendilerini  rızıklandırdığımız  şeylerden  Allah  yolunda  harcama  yapan,  sana  indirilene  ve  senden  önce  indirilene  iman  eden,  Allah’ın  koruması  altına  girmiş  kişiler  ki  bunlar  ahirete  de  kesinlikle  inananlar  için  bir  kılavuzdur.  Şeklinde  ayetin  ifadeleriyle  Mukattaanın  sorusuna  “  Kitap “  olarak  cevap  verilmekte,  bir  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

ALİ  İMRAN  2  :    Allah,  Kendisinden  başka  tanrı  diye  bir  şey  olmayandır.   ifadeleriyle  de  aynı  soruya  “  Allah “  denilerek  cevap  verilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

ANKEBUT  2 -3  :  …….artık  elbette  Allah,  doğru  kimseleri  bildirecektir. / İşaretleyip  gösterecektir  ve  elbette  yalancıları  da  kesinlikle  bildirecektir /  işaretleyip  gösterecektir.  Denilerek  Mukattaanın  sorusuna  “ Allah “ olarak  cevap  verilerek  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

RUM  2 – 6  :  ………Allah,  Kendisinin  bir  vaadi  olarak  dilediğine  yardım  eder. /  dilediğini  galip  kılar.  Allah  vaadinden  dönmez…..  denilerek  Mukattaanın  sorusuna  “  Allah “  olarak  cevap  verilerek  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

LOKMAN  2 – 5  :  işte  bunlar,  ……..doğru  yol  kılavuzu  ve  rahmet  olmak  üzere  yasalar  içeren  o  kitabın  ayetleridir.  Denilerek  Mukattaanın  sorusuna  “  Kitap  ve  ayetleri  “ olarak  cevap  verilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

SECDE  2  :  Kendisinde  şüphe  olmayan  bu  kitabın  indirilişi,  âlemlerin  Rabbindendir. Denilerek  Mukattaanın  sorusuna  “ Kendisinde  şüphe  olmayan  kitap “  olarak  cevap  verilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

Elif  Lâm  Mim  Sâd  kesik  harfleri  Araf  Sûresinde  yer  almaktadır.

ARAF  1  :  Elif  Lâm  Mîm  Sâd  ( Gücü,  kuvveti  elinde  bulunduran,  yücelten,  eğiten,  çekip  çeviren  yöneltene  muhalefet  eden,  gürültü  koparan  ayrılıkçı,  kâfir  müşrik  kimdir ? )

ARAF  2  :  …………O’nun  astlarından,  yol  gösteren,  yardım  eden  ve  koruyan  sözde  yakınlar / velilere  uymayın.  Denilerek  Mukattaanın  sorusuna  “  Evliya  denilen  aracılara  uyanlar  “  olarak  cevap  verilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

* Elif  Lâm  Mim  Râ  kesik  harfleri  Rad  Sûresinde  yer  almaktadır.

RAD  1  :  Elif  Lâm  Mîm  Râ ( Gücü,  kuvveti  elinde  bulunduran,  yücelten,  eğiten,  çekip  çeviren,  yönelten,  önder,  baş,  lider,  İlâh  kimdir ? Kuvvetli,  eğitici  olan  Nedir ? )  işte  bunlar  kitabın  ayetleridir.  Sana  Rabbinden  indirilen  şey  haktır / gerçektir.  Lâkin  insanların  çoğu  inanmıyorlar.  Denilerek  aynı  ayetin  içinde  Mukattaanın  sorusuna  “  Rabbin  gerçek  olarak  indirdiği  kitap  ve  ayetleri  “  olarak  cevap  verilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

Elif  Lam  Râ  kesik  harfleri  Yunus,  Hud,  Yusuf,  İbrahim,  Hicr  Sûrelerinde  bulunmaktadır.

YUNUS  1  :  Elif  Lâm  Râ  (  Gücü,  kuvveti  elinde  bulunduran,  yücelten,  eğiten,  çekip  çeviren,  yönelten,  önder,  baş,  lider  olan )  işte  bunlar  o  yasalar  içeren  kitabın  ayetleridir. Denilerek  aynı  ayet  içerisinde  Mukattaanın  devamı  olarak  “  Yasalar  içeren  kitap “    olarak  belirtilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

HUD  2  :  Bu  Kur’an  Allah’tan  başkasına  kulluk  etmeyin,  sadece  Allah’a  kulluk  edin  diye…… denilerek  Mukattaanın  devamı  olarak  “ Kur’an “  olduğu  belirtilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

YUSUF  1 :  işte  bu,  o  apaçık / açıklayıcı  kitabın  ayetleridir.  2  :  Şüphesiz  ki  Biz  onu  akledersiniz  diye  Arapça  bir  Kur’an  olarak  indirdik. Denilerek  aynı  ayetin  içinde  Mukattaanın  devamı  olarak “  Apaçık / açıklayıcı  kitap “  olduğu  belirtilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

İBRAHİM  1  :  Bu  Bizim,  insanları  Rablerinin  izni /  bilgisi  ile  karanlıklardan  aydınlığa  çıkarman  için  sana  indirdiğimiz  bir  kitaptır.  Denilerek  aynı  ayet  içinde  Mukattaanın  devamı  olarak  “ Kitap “  olduğu  belirtilerek  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

HİCR  1  :  Bunlar,  Kitab’ın  ve  apaçık /  açıklayıcı  bir  Kur’anın  ayetleridir.  Denilerek  aynı  ayetin  içerisinde  Mukattaanın  devamı  olarak  “  Apaçık  Kitap  Kur’an  ve  ayetleri “ olduğu  belirtilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

Hâ  Mîm  kesik  harfleri  Mümin,  Fussilet,  Zuhruf,  Duhan,  Casiye,  Ahkâf  Sûrelerinde  bulunmaktadır.

MÜMİN  1  :  Hâ  Mîm  :  (  Hidayet  yolunu  gösteren,  yükselten,  Allah  yoluna  davet  eden  )  2  :  Bu  kitabın  indirilişi,  Çok  güçlü,  en  iyi  bilen,  günahı  bağışlayan,  tevbeyi  kabul  eden,  azabı  çok  çetin  olan,  bol  nimet,  ikram  sahibi  Allah  tarafındandır.  Denilerek  Mukattaanın  sorusuna  “  Kitap “  olarak  cevap  verilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

FUSSİLET  2 – 4  :  Arapça  bir  Kur’an  olan,  müjdeleyici  ve  uyarıcı  olarak,  bilen  bir  toplum  için  âyetleri  ayrıntılı  olarak  açıklanmış,  yarattığı  bütün  canlılara  dünyada  çokça  merhamet  eden,  engin  merhamet  sahibi  Allah’tan  indirilmiş  bir  kitap !  Denilerek  Mukattaanın  sorusuna  “  Arapça  bir  Kur’an “  olarak  cevap  verilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

ZUHRUF  2 – 3  :  Apaçık / açıklayan  kitap  kanıttır  ki,  Biz  onu  aklınızı  kullanasınız  diye  Arapça  bir  okuma  yaptık.  Denilerek  Mukattaanın  sorusuna  “  Apaçık /  açıklayan  kitap “  olarak  cevap  verilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

DUHAN  2 – 7  :   Apaçık / açıklayan  Kitaba  yemin  olsun  ki………..

CASİYE  2  :  Bu  kitabın  indirilmesi……..

AHKAF  2  :  Bu  kitabın  indirilişi……  ifadeleriyle  Mukattaanın  sorularına  “  Apaçık / açıklayan,  indirilen  Kitap  “  ifadeleriyle  cevaplar  verilerek  anlam  bütünlükleri  oluşturulabilmektedir.

Hâ  Mim  Ayn  Sin  Kâf  kesik  harfleri  Şûra  Sûresinde  bulunmaktadır.

ŞURA  1 – 2  :  Hâ  Mim  Ayn  Sin  Kâf  ( Hidayet  yolunu  gösteren,  Allah  yoluna  davet  eden,  gören,  gözetleyen  yüksekte  olan,  gaflet  içindekileri  uyandıran,  duyuran,  toparlayan,  derleyen,  eğiten,  düzelten,  terbiye  eden  kimdir ?  )  3 :  En  üstün,  en  güçlü,  en  şerefli,  mağlup  edilmesi  mümkün  olmayan,  mutlak  galip  olan,  en  iyi  yasa  koyan,  bozulmayı  iyi  engelleyen,  sağlam  yapan  Allah,  sana  ve  senden  öncekilere  işte  böyle  vahyeder.  İfadeleriyle  Mukattaanın  sorusuna  “  Allah “  olarak  cevap  verilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

Kâf  Hâ  Yâ  Ayn  Sâd  kesik  harfleri  Meryem  Sûresinde  bulunmaktadır.

MERYEM  1 :  Kâf  Hâ  Yâ  Ayn  Sâd  (Toparlayan,  derleyen,  eğiten,  düzelten,  terbiye  eden,  hidayet  yolunu  gösteren,  yükselten,   Allah  yoluna  davet  eden,  gören,  gözetleyen,  bir  iş  yaptıran,  seslenen,  tarafından  talimat,  görev  verildiği  halde,  karşı  çıkanların,  Nebilerle  mücadele  edenlerin,  muhalefet  edenlerin,  gürültü  koparan  ayrılıkçıların,  reddiyeci  müşriklerin  ve  kâfirlerin ) 2  :   Rabbinin  kulu  Zekeriyya’ya  olan  rahmetini  anması !  ifadeleriyle  Mukattaanın  devamı  olarak  “  Zekeriyye’ya  verilen  rahmetin /  peygamberlik  görevinin “  anılmasının,  kabul  edilmesinin  kâfirlerden  istenmesiyle  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

Tâ  Sin  Mim  kesik  harfleri  Şuara  ve  Kasas  Sûrelerinde  bulunmaktadır.

ŞUARA  1  :  Tâ  Sîn  Mîm  ( Gidip  gelen,  çölde  yolunu  şaşıran,  birisinin  kapısını  çalana  duyuran,  gaflet  içindeki  insanları  uyandıran,  çağıran,  ikaz  eden  nedir ? )  2  :  Bunlar,  apaçık / açıklayıcı  kitabın  âyetleridir.  Denilerek  Mukattaanın  soru  cümlesine  “  Apaçık / açıklayıcı  Kitap  ve  ayetleri  “  olarak  cevap  verilip  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

KASAS  1  :  Tâ  Sîn  Mîm   2  :  Bunlar  apaçık / açıklayıcı  kitabın  âyetleridir.  Denilerek  Mukattaanın  soru  cümlesine  “  Apaçık / açıklayıcı  Kitap  ve  ayetleri “  olarak  cevap  verilip  yine  aynı  şekilde  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

Tâ  Sin  kesik  harfleri  Neml  Sûresinde  bulunmaktadır.

NEML  1 :  Tâ  Sîn  (  Gidip  gelen,  çölde  yolunu  şaşıran,  birisinin  kapısını  çalana  duyuran,  gaflet  içindeki  insanları  uyandıran,  çağıran,  ikaz  etme  olan )  2  - 3  :  Bunlar,  salatı  ikame  eden,  zekâtı /  vergiyi  veren  ve  ahirete  de  kesin  olarak  inanan  kişilerin  ta  kendileri  olan  müminler  için  doğru  yol  rehberi  ve  müjdeci  olmak  üzere  Kur’anın  ve  apaçık / açıklayıcı  bir  kitabın  ayetleridir. Denilerek  Mukattaanın  ifadeleriyle  “ Apaçık / açıklayıcı  Kur’an  ayetlerinin “  ifadeleri  birleştirilerek  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

TÂH  SÛRESİ  1  :  Tâ  Hâ  (  Gidip  gelen,  çölde  yolunu  şaşıran,  birisinin  kapısını  çalana  duyuran,  işaret  eden,  hidayet  yolunu  gösteren,  yükselten,  Allah  yoluna  davet  eden )  2 – 4  : Biz,  Kur’anı  sana  sıkıntıya  düşesin /  mutsuz  olasın  diye  değil,  ancak  saygıyla,  sevgiyle,  bilgiyle  ürperti  duyan  kimse  için  bir  öğüt  olmak  üzere  yeryüzünü  ve  yüce  gökleri  oluşturandan  bir  indirişle  indirdik. Denilerek  Mukattaanın  ifadeleri  “ Biz “ ifadesiyle  Allah’ın  Zâtı  birleştirilerek  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

YÂSÎN  SÛRESİ  1  :  Yâ  Sîn  ( Birine  bir  iş  yaptırma,  seslenme,  talimat  verme,  görev  verilenlere  duyurma,  gaflet  içindeki  insanları  uyandırma,  çağıran,  ikaz  eden,  uyaran )  2  :  Hakim  Kur’an  kanıttır  ki  denilerek  Mukattaanın  ifadeleri  “ Hakim  Kur’an “  ifadesiyle  birleştirilerek  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

SÂD  SÛRESİ  1 :  SÂD  (  Nebilerle  mücadele  edenler,  muhalefet  edenler,  gürültü  koparan  ayrılıkçılar,  karşı  çıkanlar,  reddiyeci  müşrikler  ve  kâfirler )  Öğüt  şeref  sahibi  Kur’an  kanıttır  ki,  2 – 3  :  Onlardan  önce  nice  kuşakları  değişime,  yıkıma  uğrattık  Biz.  Onlar  da  çağrıştılar.  Ama  artık  kurtuluş  vakti  değildi.  Aksine  o  kâfirler  bir  gurur  ve  bölünme  içindedirler.  Denilerek  Mukattaanın  ifadeleriyle  “  Kanıt  gösterilen  Kur’an “  ayetlerinin  ifadeleri   birleştirilerek  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

KÂF  SÛRESİ  1  :  KÂF ( Toparlama,  derleme,  eğitme,  düzeltme,  terbiye  etmolan  Nebilerin  görevlerini  bildiren )  Çok  şerefli  / şanı  yüce  Kur’an  kanıttır  ki  22  :  kesinlikle  sen  bundan  duyarsızlık,  bilgisizlik  içinde  idin.  Şimdi  senden  perdeni  kaldırdık.  Artık  bugün  gözün  keskindir.  Kur’an  sayesinde  kurmay  birisi  oldun.  Denilerek  Mukattaanın  ifadeleri  “  çok  şerefli /  şanı  yüce  Kur’an   “  ayetlerinin  ifadeleri  birleştirilerek  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir.

KALEM  1  :  NÛN  ( Balık /  Bunalımda  ne  yapacağını  bilmez,  kapana  düşen  kimse  gibi )  2 :  Sen  Rabbinin  nimeti  sayesinde  mecnun /  deli  bir  kişi  değilsin.  Denilerek  Mukattaanın  ifadeleri  ile  Kur’an  ayetlerinin  ifadeleri  birleştirilerek  anlam  bütünlüğü  oluşturulabilmektedir. 

Sonuç  olarak  Mukattaa  Harfleri  ile  ilgili  bugüne  kadar  münferit  ve  azınlıktaki  çalışmaların  dışında  maalesef  doyurucu,  mantıklı,  tutarlı  ve  ikna  edici  çalışmalar  yapılamamış  olup,  bütün  söylenenler,  mantıkla  bağdaşmayan,  tutarsız  ve  ikna  etmekten  uzak,  çelişkilerle  dolu  varsayım  olduğundan,  gerek  resim,  gerek  şekil,  gerek  harf  ve  gerekse  de  sözcüklerle,  kültürden  kültüre  değişen  anlamlara  bağlı  olarak,  eskilerin  aktarımlarından  öteye  gidilememiştir. Bu  konunun  tam  ve  kesin  olarak  aydınlığa  kavuşması  için,  Kur’anın  İslam’ı  adına  diğer  bir  çok  ayrıntıda  olduğu  gibi,  yine  dürüst,  samimi  ve  gönüllü  Kur’an  erlerinin,  daha  sağlam,  daha  kesin,  daha  mantıklı  ve  ikna  edici  çalışmalarına  ihtiyaç  bulunmaktadır. Elbette  ki !  Kur’anımızdaki  değişik  Sûrelerin  başında  bulunan  Mukattaa  Harflerinin,  Kur’an  ayetleriyle  olması  gereken  anlam  bütünlüğüne  ulaşmak  üzere  bizim  de  bu  şekillerde  yaptığımız  anlamlandırmaların  kesin  olduğunu  söyleyemeyiz.  Belki  biz  de  yanılmış  olabiliriz.  Elbette  ki  bu  yaklaşımımız  eleştirilere  de  tamamen  açıktır.  Bu  harflerin  kesin  kökenleri,  anlamları  ve  kullanım  şekilleri  üzerine  birçok  soru  işareti  ve  spekülasyon  da  bulunabilir.  Birçok  kişi  de  Hurufu  Mukattaanın   Proto  Sinaitik  alfabe  üretimindeki  anlam  karşılıklarına   daha  değişik  ifadeler  de  yükleyebilir.  Ama  kesin  olan  bir  şey  vardır  ve  inanıyoruz  ki !  Allah’ın  zikri  olan  bu  harflerin,  ardından  gelen  ayet  mesajlarıyla  mutlaka bağlantılı  bir  anlam  bütünlüğü  bulunmaktadır.  Doğrusunu  ise  sadece  ALLAH  BİLİR !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

ALLAH  DOĞRUSUNU  EN  İYİ  BİLENDİR !  RAHMETİ  VE  KUR’AN  BİZE  YETER !

Temel  Kaynak  :  HAKKI  YILMAZ  ( Tebyin  ül  Kur’an )

Hümeyra  Gümüşhan  :  Yazının  Tarihsel  Gelişimi

Murat  Özbay  :  Bilim  Ve  Kültür  Aktarıcısı  Olarak  Yazı

Abdullah  Önder  :  Hurufu  Mukattaa

Mete  Firidin :  Proto  Sinaitik  Alfabede  Hurufu  Mukattaa  anlamları

T.D.V.  İslam  Ansiklopedisi  Hurufu  Mukattaa  ve  Harfler

PDF GÖRÜNTÜLE PDF İNDİR

BAŞLIKLAR
TAKİP ET