AMEL DEFTERİNİN KAYITLARI

Sosyal  bir  varlık  olarak  yaratılan  insan,  tüm  ihtiyaçlarını  karşılayabilmek,  hayatını  paylaşarak  dayanışma  içerisinde  sürdürebilmek  için  toplu  halde  yaşamaktadır. Bu  yaşam  içerisinde  de  nefsi,  bencilliği,  niyeti,  düşüncesi  ve  hayattan  beklentisinin  farklı  farklı  olduğu  insanlarla  kurduğu  birlikteliklerde  hayat  bazen  güzellikleriyle,  mutluluklarıyla,  bazen  de  acısıyla,  sıkıntılarıyla  mücadeleleriyle  sürüp  gitmektedir.  Hayat  güzel,  sınırsız  nimetlerle,  güzelliklerle  hazlarla  ve  zevklerle  dolu. Kimileri  bu  nimetlerin  çoğuna  ulaşabilmekte,  kimileri  de  çoğunlukla  ulaşamamaktadır. Kimileri  de  bu  hayatın  içerisinde  dünya  nimetlerinin  çoğaltılması  amacıyla  kendilerini  heder  etmekte,  başka  insanların  hak  ve  hukukunu,  adaleti  ve  Allah’ın  toplu  yaşamlar  için  hükmünün  ne  olduğunu  bilmeden  veya  unutan,  tahammülsüz,  doyumsuz  hale  gelmekte,  sömürü  düzeninin  içerisinde  insanlığını  kaybetmiş  olarak  yaşamakta,  kimileri  de  bu  azgınlaşmış  insanların  zulmü  ile  sıklıkla  muhatap  olabilmektedir. Bugün  dünya  yaşamında  insanların  kimileri  zenginlik,  varlık,  refah,  debdebeli,  gösterişli  lüks  içerisinde  güzel  bir  hayatın  oyalamasından,  aldatmasından,  kimileri  de  işsizlik,  yoksulluk,  sıkıntı  ve  stresle  yoğunlaşmış  olan  kendi  yaşam  mücadelesinden  ve  gününü  kurtarma  telaşından  artık  pek  çok  şeyi  umursamaz,  manevi  olarak  da  yarınını,  hayatının  sonunu,  ölümü  ve  mahşer  günündeki  hesap  gününü  düşünemez  olmaktadır. Halbuki  Kur’anımızda  her  şeyin  illiynde  ve  siccinde  ( Allah  katında  iyiliklerin  ve  kötülüklerin  kaydedildiği  kitaplarda ) satır  satır  yazıldığının  bildirilmesine  rağmen,  kimileri  ahiret  hayatına  inanmamakta,  kimileri  de  anlamak   üzere  Kitabımızı  okumadıklarından  ciddiyetinin  farkında  olamamaktadır. Zaman  ilerledikçe  hayatın  alışılmışlık  basamakları  içerisinde  yaşananlar,  düşünülenler,   söylenenler,  yapılanlar  da  unutulabilmekte,  hafızalardan  silinebilmekte,  herşey  normalmiş  gibi  kabullenilerek  hayata  devam  edilebilmektedir.

Fakat  Kâinatı,  Evreni  ve  Dünyayı  yaratıp  bir  düzen  kuran,  insanın  kendisini  yaratan,  hayat  veren  ve  yaşatan,  önüne  sayısız  nimetleri  seren,  çok  merhamet  eden,  koruyup  kollayan  Yüce  Rabbimiz  Allah,  Bakara  Suresinin  155 - 157.  ayetlerinde  Ve  de  kesinlikle  Biz,  korkudan,  açlıktan  bir  şeylerle  ve  mallardan  canlardan  ve  ürünlerden  eksiltme  ile  sizi  imtihan  edeceğiz. "  diyerek  belirttiği  halde,  insanların  içinde  bulunduğu  bu  umursamazlığına,  gafletine  karşın  Mülk  Suresinin  1 – 2 . ayetlerinde  de  “  Hükümranlık  elinde  bulunan  Allah,  ne  cömerttir.  /  Ne  bol  bol  nimet  verendir.  Ve  O,  her  şeye  güç  yetirendir. O,  hanginizin  amelce  daha  iyi  /  güzel  olduğunu  sınamak  için  ölümü  ve  hayatı  oluşturdu. “  ifadeleriyle  de  insana  lütfedilen  hayatın  bir  sınav  olduğunu  dile  getirmektedir.  Enbiya  Suresinin  1 – 3. ayetlerinde  ise  “  İnsanlar  için  hesapları  yaklaştı.  Onlar  ise  aldırmazlık  /  gaflet  içinde,  mesafeli  duran  kimselerdir.  Rablerinden  kendilerine  gelen  her  yeni  öğüdü,  ancak  oyun  yaparak  ve  kalpleri  eğlenerek  dinlerler. “  ifadelerinde  görüldüğü  gibi  umursamazlıklara  dikkat  çekilmekte,  Rabbimiz  de  ısrarla  ölümün  ve  ardından  zaman  mefhumunun  da  ortadan  kalkmış  olacağından,  hesap  verme  gününün  yakın  olduğunu,  Kamer  Suresinin  52 – 53. ayetlerinde  de  “  Ve  onların  işledikleri  her  şey  yazıtlarda  kayıt  altındadır. Küçüğün  büyüğün  hepsi  satır  satır  yazılmıştır. “  ifadeleriyle  bütün  hayatının  kayıtlarının  hesap  gününde  insanın  önüne  konulacağını  dile  getirmektedir.

Dünya  yaşamı  içerisinde  rüşde  erme  yaşına  ulaştıktan  sonra  bir  kimsenin  Allah’ın  buyrukları  uyarınca  yerine  getirdiği  veya  getirmediği,  yaptığı  veya  yapmadığı  davranışlarına  amel  denir. Yüce  Rabbimiz  Allah’ın  kişilere  bahşettiği  akıl  ve  irade  ile  seçme  özgürlüğünden  dolayı  her  kişi  Allah  katında  dünyadaki  amelinden  sorumludur.  Şura  Suresinin  30. ayetinde  "  Ve  size  musibetten  isabet  eden  şeyler,  işte  kendi  ellerinizle  kazandıklarınız  yüzündendir. "  ifadeleriyle  belirtildiği  gibi,  ama  iyi,  ama  kötü  yaşanılanların  tamamı  da  yapılan  seçimlerin,  atılan  adımların  karşılığıdır. Bu  nedenle  İsra  Suresinin  13 – 14. ayetlerinde “  Ve  her  insanın  kendi  yaptıklarının  karşılıklarını,  ayrılmayacak  şekilde  boynuna  doladık. Ve  Biz  kıyamet  günü  açılmış  bulacağı  kitabı  onun  için  çıkarırız.  “  Oku  kendi  kitabını !  Bugün  kendi  zatın,  kendine  karşı  hesap  sorucu  olarak  sana  o  yeter ! “  denilerek  hesap  gününde  insanın  kendi  hayatı  ile  ilgili  bütün  kayıtların  yer  aldığı  kitaptan ( Amel  Defterinden )  söz  edilmektedir.  Ayetin  orijinalinde  aslında  “ kuş “ anlamında  olan  “ tair “ sözcüğüyle  Arap  kültürünün  kabulleri  ve  dil  kurallarına  bağlı  olarak  mecazi  bir  anlatımla  insanlar  tarafından  gösterilen  her  türlü  davranışın,  Allah’ın  uyarılarına  rağmen  yapmaması  gerektiği  halde  yaptıklarının,  yapması  gerektiği  halde  yapmadıklarının  kuş  gibi  uçup  gitmeyeceği,  kaybolmayacağı,  kolye  gibi  herkesin  boynunda  asılı  duracağı  anlatılmaya  çalışılmaktadır. Ayetlerde  konu  edilen  kitap,  insanın  tüm  amellerinin  kaydedildiği  kitaptır. Tıpkı  bir  uçağın  kara  kutusu,  bir  bilgisayarın  ana  belleği  gibi,  insanın  içinde  bir  yerinde,  südurunda,  beyninde  dürülü  kapalı  durumdadır.  Ahirette  ise  ölümle  beraber  fişi  çekilerek  kapatılmış  olan  bu  disket,  bu  kitap  açılacak,  Fussilet  Suresinin  20. ayetinde  " Sonunda  oraya  geldiklerinde,  onların  işitme,  görme  duyuları  ve  derileri  yaptıkları  şeyler  ile  ilgili  kendi  aleyhlerinde  şahitlik  ederler. "  Yasin  Suresinin  65.  ayetinde “  Bugün  Biz  onların  ağızlarına  mühür  vururuz.  Bize  elleri  konuşur,  ayakları  da  kazandıkları  şeylere  şahitlik  eder. “  denilerek  ifade  edildiği  gibi  de  adeta  bir  bilgisayar  tabletinde  olduğu  gibi  ekrana  taşınacak  ve  kişiye  “ oku  kendi  kitabını ! Bugün  kendi  zatın,  kendine  karşı  hesap  sorucu  olarak  sana  o  yeter “  denilecektir.  Böylece  kişi  yargılama  için  kendisinden  başka  kimseye  ihtiyaç  olmayan  bir  mahkemede,  hem  sanık,  hem  tanık,  hem  savcı,  hem  de  yargıç  olacak  ve  kendi  kendisini  yargılayacaktır.

Kehf  Suresinin  49. ayetinde  “ Ve  kitap  /  amel  defteri  konulmuştur. Suçluların  ondan  korktuğunu  göreceksin.  Ve  “ Eyvah  bize !  bu  nasıl  kitapmış  ki,  büyük  küçük  hiç  bir  şey  bırakmadan  hepsini  saymış “  derler. Ve  onlar  yaptıklarını  hazır  bulurlar. Ve  senin  Rabbin  hiç  kimseye  haksızlık  etmez. “   İfadelerinde  gördüğümüz  gibi,  insanların  dünyadaki  yaptıklarıyla,  niyet  ve  hedefleriyle,  söylem  ve  düşünceleriyle,  davranışlarıyla   şekillenen  ve  Kur’andaki  ayetlerle  hesap  gününde  doğumundan  ölümüne  kadar  tüm  ayrıntı  ve  incelikleriyle  önlerine  konulan,  ardından  da  Zilzal  Suresinin  7 – 8. ayetlerinde  “ Artık  her  kim  zerre  miktarı  hayır  işlerse  onu  görecek,  her  kim  de  zerre  miktarı  bir  şer  işlerse  onu  görecektir. “  denilerek  ifade  edilen  kitap,  bazılarında  da  suhuf  sözcükleriyle  belirtilenlerin  tamamı  insanlar  tarafından  “ Amel  Defteri “ olarak  bilinmektedir.  Kaf  Suresinin  16 – 18. ayetlerinde “  Ve  andolsun  insanı  Biz  oluşturduk. Nefsinin  kendisine  neler  fısıldadığını  da  biliriz. Ve  Biz  ona  şah  damarından  daha  yakınız. Onun  sağından  ve  solundan  /  her  yanından  yerleşik  iki  tespitçi  onun  her  işini  tespit  edip  dururken,  insan  hiç  bir  söz  söylemez  ki  yanında  hazır  gözetleyen  bulunmasın. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi,  Tekvir  Suresinin  10. ayetinde  de  “ Amel  defterleri  açılıp  yayınlandığında “  denilerek  belirtildiği  gibi  amel  defteri  hiç  bir  kuşkuya  yer  bırakmayacak  kadar  kesindir,  açıktır  ve  nettir. Hesap  gününde  bu  kayıtlar  açılarak  ilân  edilecek,  her  insan  dünyada  iken  kendi  sesinden  kendi  kulağı  ile  duyacak,  yaptığı  işleri  kendi  organlarından  kendi  gözleri  ile  görecektir.  Böylece  yaptıklarını  inkâr  etmesi  asla  mümkün  olmayacaktır. Her  şeyi  bilmesine  rağmen  Yüce  Rabbimiz  Allah,  ahirette  hesaba  çektiği  kimseyi  adaletin  bütün  şartlarının  yerine  getirildiği  bir  şekilde  ve  her  insanın  bizzat  kendisini  tanık  olarak  dinlemek  suretiyle  yargılayacaktır. Ayetin  orijinalinde “ saik “  ve “  şehid “  ifadeleriyle  yer  alan  iki  tespitçi  “  insanın  sağında  hayırları,  solunda  da  şerleri  yazan  melekler  “ olarak  melek  kavramı  açısından  da  bir  çok  müfessir  tarafından  yanlış  olarak  anlaşılıp  anlatılmaktadır.  Ardından  da  çok  ilginç  ve  tutarsız  rivayetler  birbiri  ardından  ortaya  atılmakta,  “ Kiramen  kâtibin “  denilen  iki  yazıcı  melek  inancına  atıf  yapılmaktadır. Halbuki  Kur’anın  anlatım  tekniği  içerisinde  zıt  anlamlı  sözcükler,  ifadeleri  güçlendirmek,  anlam  zenginliği  kazandırmak  için  kullanılmaktadır. Burada  da  “ sağ  ve  sol  “  ifadesiyle  tüm  yönler  kastedilmektedir. Dolayısıyla  bu  tespitçiler  insanın  sadece  sağında,  solunda  değil,  sağında  solunda,  önünde  arkasında,  altında  üstünde,  içinde  dışında  yani  kalbinde,  beyindedirler.  İnsanı  sürekli  kontrol  altında  tutarak  söylediği,  yaptığı  her  şeyi  kayda  alıp  saklayan  ve  zamanı  gelince  sakladıklarını  çıkarıp  ortaya  koyan  bu  tespitçiler,  Allah’ın  insana  verdiği  iki  yeti  olup  hafıza  ve  bellek  hücreleridir.  Bu  yetilere  meleke  demek  mümkünse  de  genellikle  insanların  belleğinde  yanlış  yerleşmiş,  insan  bedenine  dönüşebilen,  konuşabilen  bir  yapı  ile  algılanan  “ melek “  demek  doğru  değildir.  Bu  nedenle  İnfitar  Suresinin  10 – 12.  ayetlerinde  de  “ Aslında  siz,  şüphesiz  üzerinizde,  yaptığınız  şeyleri  ezberleyen  saygın  yazıcılar  olmasına  rağmen  Din’i  /  Karşılık  günü  olan  ahireti  yalanlıyorsunuz. “ denilerek  insan  bedenindeki  hafıza  ve  bellek  hücrelerine  dikkat  çekilmekte,  kayıtlarından  kaçılamayacağı,  gizlenemeyeceği,  hesap  gününde  de  gizli  aşikâr  her  şeyin  ortaya  konulacağı  mesajı  verilmektedir.

Hakka  Suresinin  18 – 24.  ayetlerinde “ O  gün  siz  genişçe  yayılırsınız,  sizden  hiç  bir  şeyiniz  gizli  kalmayacak. İşte  kitabı  sağından  verilen  kişiye  gelince :  İşte  o,  “  Alın  okuyun  kitabımı.  Şüphesiz  ben  hesabıma  kavuşacağıma  inanıyordum  /  Kesinlikle  biliyordum  der.  Artık  o  meyveleri  sarkmış  yüksek  bir  cennette  hoşnut  bir  yaşamdadır. Geçmiş  günlerde  yaptığınız  işlerden  ötürü  afiyetle  yiyin,  için ! “  ifadeleriyle  mahşerdeki  müminlerin  durumu  ve  amel  defterinin  insana  nasıl  teslim  edileceği  anlatılmaktadır. Kitabı ( Amel  Defteri ) sağdan  verilenler  mümin  kişilerdir.  Arap  toplumu  kabullerinde  ve  dil  kurallarında  “ sağ  yön  “  uğur,  mutluluk,  sağlamlık  ve  kurtuluşu  ifade  eder.  Amel  defterini  “ sağ  el  ile  almak “  ifadesi  dünyadayken  kişi  için  tutulan  davranış  kayıtlarının  temiz  olduğunu,  böyle  olanların  korkutulmayacağı,  suçlanmayacağı  sembolize  ile  anlatılmaktadır. Kur'anımızda  daha  bir  çok  ayetle  de  daha  geniş  olarak  ayrıntılarına  yer  verilmektedir. Yine  Hakka  Suresinin  25 – 29. ayetlerinde  “  Ve  kitabı  solundan  verilen  kimseye  gelince ;  İşte  o,  “  Keşke  kitabım  bana  verilmeseydi,  hesabımın  ne  olduğunu  da  bilmeseydim.  Ne  olurdu  o  iş  bitmiş  olsaydı.  Malım  bana  hiç  yarar  sağlamadı.  Gücüm  de  benden  yok  olup  gitti. “  der. “  ifadeleriyle  de  inançsızların  ahiretteki  pişmanlıkları  ve  durumları  temsili  anlatımlarla  tasvir  edilmektedir. Ardından  da  bir  çok  ayette  amel  defterleri  suç  kayıtlarıyla  dolu  olan  kişilerin  akıbetleri,  pişmanlıkları  ve  rüsvalıkları  ile  birçok  canlı  ve  tiksindirici  sahnelerle  Cehennemdeki  durumları  anlatılmaktadır.  İnşikak  Suresinin  10 – 14.  ayetlerinde  de  “  Kitabı  arkasından  verilen  kişiye  gelince ; “ ifadeleriyle  amel  defterinin  iç  açıcı  kayıtlar  içermediğini  bilen  bir  kişinin  de  utancından  dolayı  defterini  gizlemeye  çalışacağına  da  mecazi  olarak  atıf  yapılmaktadır.

Casiye  Suresinin  28. ayetinde  “  Ve  her  önderli  toplumu  diz  çökmüş  görürsün.  Her  önderli  toplum  kendi  kitabına  çağrılır.  Bugün  yapmış  olduğunuz  amellerin  karşılığı  size  verilecektir. “  ifadelerinin  yanı  sıra  yine  Yasin  Suresinin  12. ayetinde  de  “  Şüphesiz  ki  ölüleri  de  Biz  diriltiriz  Biz.  Onların  önceden  yapıp  gönderdiklerini  ve  eserlerini  de  yazarız.  Zaten  Biz  her  şeyi  imam ı  mubinde  /  apaçık  önderde  sayıp  tespit  etmişizdir. “  ifadelerine  dayanılarak  her  ümmetin,  her  topluluğun  kendi  kitabına  çağırılacağı  anlaşılmaktadır.  Bu  ayette  “  ölülerin  diriltilmesi   ve  bunu  sadece  Allah’ın  yapacak  olması “  “  İnsanların  yaptığı  her  şeyin  yazılması “  “  Her  şeyin  de  apaçık  bir  önderde  sayılıp  dökülmesi  “  olmak  üzere  üç  noktaya  dikkat  çekilmektedir. Üçüncü  cümleye  yönelik  olarak  genellikle  bir  çok  müfessirce  “ imamı  mubin “  ifadesine  dayandırılarak  “  Levhi  mahfuz “  anlamlandırılması  yapılmaktadır.  Halbuki  bize  göre  Rabbimiz,  insanlar  için  gerekli  olan  yol  haritasını,  iyiyi,  kötüyü,  güzeli  çirkini,  doğruyu  yanlışı,  hakkı  batılı,  imanı  küfrü,  Cennete  veya  Cehenneme  götüren  nedenleri  apaçık  olarak  Kur’anda  sayıp  dökmüştür.  Mubin  sözcüğü  apaçık,  imam  sözcüğü  ise  önder  demektir.  Dolayısıyla  buradaki  “  imamı  mubin “  ifadesi  ile  kastedilen,  vahyedilen  kılavuzda  her  şeyin  var  olduğu  gerçeğidir  ve  apaçık  olan  Kur'andır.  Kur’an  ayetlerinde  zikredilen  Kitap  ve  Suhuf  sözcükleri  bazı  müfessirlerce  “ İnsan  ömrünün  muhasebesinin  yazılı  olduğu  defter  anlamını  ifade  ettiği  gibi  kişinin  hesabının  görüldüğünü  bildiren  bir  belge  anlamına  gelebileceği  “  belirtilmiştir.  Mu’tezile  ve  Eş’ariyye  alimleri  amel  defterini  “  İnsanların  bütün  davranışlarındaki  Allah’ın  bilgisi  “  şeklinde  yorumlamışlar,  Ma’turudiyye  ve  Selefiyye’nin  tamamı,  Eş’ariyye  ve  Mu’tezile’nin  bir  kısmı  ise  keyfiyeti  ve  mahiyeti  bilinmeyen  bir  amel  defterinin  varlığını  kabul  etmişlerdir. ( Ragıp  el  İsfehani  el  Müfredat  ktb. ) 

Amel  Defterinin  kapanıp  kapanmayacağı,  kapanacaksa  ne  zaman  kapanacağı,  kapanmayacaksa  kimlerin  amel  defterinin  açık  olacağı  gibi  ayrıntılarda  çeşitli  farklı  görüşler,  rivayetler  de  ortalarda  dolanmaktadır. Hadis  toplayıcılarının  tamamında  olduğu  gibi,  Müslim  Vasiyet  14  de  Ebu  Hureyre’den  nakledilen  bir  rivayete  göre : 

* Sevgili  Peygamberimiz  buyurmuşlardır  ki,  “  İnsanoğlu  öldüğü  zaman  bütün  amellerinin  sevabı  da  sona  erer.  Şu  üç  şey  bundan  müstesnadır. Sadaka  i  Cariye,  istifade  edilen  ilim,  kendisine  dua  eden  hayırlı  evlat. “  ifadeleri  yer  almakta,  ardından  da  bu  üç  şey  için  çok  değişik  kişilerce, Cami,  çeşme,  hayrat  yol  yaptırmak  gibi  pek  çok  ayrıntıya  rivayet  ve  hadisler  ışığında  yer  verilmektedir.

Tabii  ki   ispatı  mümkün  olmayan  dilden  dile  dolaşan  rivayetlerin  hiç  birisi  bizi  ilgilendirmez.  Bizim  için  dinimizin,  inancımızın,  amelimizin  yegâne  yönlendiricisi  olarak  gördüğümüz  Kitabımız  Kur'anımızın  bu  konuda  söyledikleri  önemlidir.  Bu  konuda  Nisa  Suresinin  85. ayetinde  “  Kim  hayır  ve  iyiliklere  aracı  olmakla  şefaatçi  /  yardımcı  olursa,  bundan  kendisine  bir  pay  vardır.  Kim  de  kötülüğe  delil  olmak  ve  yardım  /  şefaat  etmekle  veya  kötülük  çığırını  açmakla,  yardımda  bulunursa,   ondan  kendisine  bir  günah  payı  vardır.  Allah  herşeye  güç  yetirendir. “  ifadeleriyle  dünya  yaşamında  iyilikte  veya  kötülükte  yol  göstermek,  örnek  olmak  üzere  çığır  açarak  yardım  edenlerin  ve  öncülerin  amel  defterlerinin  ölümleriyle  beraber  kapanmayacağı,  açık  kalacağı  ve  yaptıklarından  dolayı  da  pay  almaya  devam  edecekleri  belirtilmektedir.  Elbette  ki  aslında  normal  olarak  ölümle  beraber  bu  dünyadan  ayrılmış  olan  bir çok  kimsenin  artık  herhangi  bir  düşünce  üretemeyeceği,  herhangi  bir  davranış  içerisinde  olamayacağından  dolayı  amel  defteri  kapanır,  kayıtları  sona  erer.  Fakat  buna  rağmen  istisna  olarak  örneğin  Araf  Suresinin  38. ayetinde  “ Allah,  şöyle  der ! “  Sizden  önce  gelip  geçmiş  cinn  ve  insan  /  bilmediğiniz,  bildiğiniz  toplulukları  ile  birlikte  ateşe  girin  “  Her  topluluk  arkasından  gidip  sapıklığa  düştüğü  yoldaşına  lanet  eder.  Nihayet  hepsi  orada  toplandığı  zaman,  peşlerinden  gidenler,  kendilerine  öncülük  edenler  için ; “  Ey  Rabbimiz !  şunlar  bizi  saptırdılar,  onlara  bir  kat  daha  ateş  azabı  ver  “  derler.  Allah,  der  ki ;  “ Her  biriniz  için  bir  kat  daha  fazla  azap  vardır. “  Fakat   bilmiyorsunuz. “  ifadelerinde  gördüğümüz  ve  ayetlerden   anlaşılacağı  gibi  Cehennemde,  gerçek  doğru  yoldan  ayrılmış  önderlerle,  onlara  uyan,  kendi  akıllarına  güvenmeyen,  aklını  kullanmayıp  onun,  bunun  Cemaat  imamlarının,  Tarikat  şeyhlerinin  peşinden  gidenlerin,  Allah’a  ortak  koşanların  toplu  olarak  birlikte  azabı  tadacağı  ve  birbirlerini  nasıl  terk  edecekleri  temsili  sahnelerle  gözler  önüne  serilmektedir.  Ayette,  cezanın  kat  kat  olması,  işlenen  suçlarla  ilgili  sorumluluklarının  hesap  gününe  kadar  devam  edeceğini,  öncülük  eden  önderlerin  ölmüş  olmasına  rağmen  amel  defterinin  kıyamete  kadar  açık  olacağını  göstermektedir.  Bu  demektir  ki,  yanlış  bir  fikir  akımı  ortaya  atan  veya   yanlış  bir  uygulamayı  başlatan  kişi  ve  toplum,  sadece  kendi  hatasından  dolayı  sorumlu  olmayacak,  bu  yanlıştan  etkilenmeye  devam  edenlerden  dolayı  ortaya  çıkan  kötülüklerden  de  sorumlu  olacaklar  ve  onlardan  da  pay  alacaklardır.  Böylece  daha  sonrakilerin  cezalarıyla  da  cezaları  kat  kat  verilmiş  olacaktır.  Bu  nedenle  bu  tür  birlikteliğin  içinde  olmasından  dolayı  ölenlerin  amel  defterlerinin  kıyamet  gününe  kadar  açık  olacağı  anlaşılmaktadır. 

Yine  Kur'anda  şehitler  konusunun  ele  alındığı  Ali  İmran  Suresinin  169 - 171. ayetlerinde  "  Allah  yolunda  öldürülenleri  de  sakın  ölüler  sanma.  Tam  tersi  onlar  diridirler.  Allah'ın  armağanlarından  verdiği  şeylerle  sevinçli  olarak  Rableri  katında  rızıklanmaktadırlar.  Arkalarından  kendilerine  ulaşmayan  kimselere,  kendileri  için  hiçbir  korku  olmayacağını  ve  üzülmeyeceklerini  müjdelemek  isterler.  Onlar,  Allah'tan  bir  nimeti,  armağanı  ve  Allah'ın  şüphesiz,  müminlerin  ecrini  kaybetmeyeceğini  müjdelemek  isterler. "  ifadelerindeki  "  onlar  diridirler,  Allah'ın  armağanlarından  rızıklanmaktadırlar "  ifadeleriyle  aslında  Yüce  Rabbimiz  Allah,  sağlığında  Kur'an  ve  Allah'ın  ayetleri  ile  tanışıp,  Allah'a  yönelmiş  olanlara   birçok  ayette  diriler  dediği  gibi,  şehitleri  de  Allah  yolunda  mücadele  ederek  canlarını  kaybettikleri  için  bu  şekilde  kabul  ederek  onlara  da  diriler  demektedir. Bunun  tersine  de  birçok  ayette  azmış,  aklı  ve  vicdanı  dumura  uğramış,  Allah'ın  ayetlerinden  uzak  kalmış  zalimlere,  Allah'ın  vahyine  duyarsız  kalanlara,  mecazi  olarak  " onlar  ölülerdir,  gözleri  vardır  onlarla  görmezler,  kulakları  vardır  onlarla  işitmezler,  kalpleri  vardır  onunla  hissetmezler,  hatta  onlar  dört  ayaklı  hayvanlardan  daha  beterdirler "  demektedir.  İşte  bundan  dolayı  bu  ayet  grubunda  Allah  yolunda  öldürülüp,  şehit  olup  huzuruna  gelmiş  olanlara  da  Rabbimiz,  onları  ayetleri  ile  tanışmış  mümin  ve  diri  kimseler  arasına  koymakta,  Ahiret  hayatındaki  ödüllerinden  söz  etmektedir. Öte  yandan  herhangi  bir  iyi  olayda  çığır  açarak  öncü  olanların  da  öldükleri  halde   kıyamet  gününe  kadar  amel  defterlerinin  açık  olacağından  dolayı,  şehit  olanların  şahsında  da,  onları  örnek  alarak  arkadan  gelip  Allah  yolunda  çarpışarak  şehit  olacakların  da  kazanacakları  sevaplardan,  onların  kazancından  pay  almaya  devam  edecekleri  anlatılmaktadır. Bu  ayet  anlatımları  örneğinde  gördüğümüz  gibi   iyiliklerin  de  karşılığının  aynı  şekilde  kat  kat  mükâfat  olarak  amel  defterine  kaydedilmeye  devam  edeceği  anlaşılmaktadır.  

Ayetlerde  gördüğümüz  gibi  “ Amel  Defteri  “  adı  altında  ölümün  ardından  hesap  gününde  kişilerin  önüne  konulacağının  belirtildiği  Kitap’taki  belge  ve  kanıtlar  suçlu  olanların  aleyhine  öyle  güçlü  ve  muhkemdir  ki  kötü  amel  sahibi,  kendisi  hakkında  hiç  itirazsız  hüküm  verebilir  halde  olduğundan  dolayı,  böylece  ilâhi  adaletin  tartışmasız  olarak  gerçekleşeceği  kanıtlanmış  olur. Bu  nedenle  de  Haşr  Suresinin  18. ayetinde  "  Ey  inanmış  olan  kişiler !  Allah'ın  koruması  altına  girin ;  her  kişi  yarın  için  ne  hazırladığına  bir  baksın. "  uyarısı  yapılmaktadır. Kur’anımızı  anlayarak  okuyabilenler  için  de  “ Amel  Defterinin “  varlığının  bilinmesi,  ahiret  gününe  ve  hesabına   inanılması,  insanın  hayatta  iken  eğitimini  ve  terbiye  edilmesi  boyutunu  oluşturur. İnanan  insan,  düşündüğünün,  dile  getirdiklerinin,  yaptıklarının,  yapacak  olduklarının,  hissettiklerinin  ve  her  şeyin  kayıt  altına  alınacağını  bildiği  için  ister  istemez  temkinli  hareket  eder,  her  an  kendisini  kontrol  eder,  olumsuz  fiillerde  kendisini  frenler,  olumsuz  davranış  ve  sözlerden  uzak  durmaya  çalışır,  attığı  her  adımda  Kur’anımızın  öğütlerini  hatırlar,  kendisine  rehber  edinir.  Kur’anın  doğruları,  Ahiret  gününde  karşınıza  çıkarılacak  Amel  Defterinizin  güzelliklerle  dolu  kayıtları,  Allah'ın  selamı  sizinle  olsun !...

ALLAH  DOĞRUSUNU  EN  İYİ  BİLENDİR !

Temel  Kaynak :  HAKKI  YILMAZ  ( Tebyin  ül  Kur’an )

PDF GÖRÜNTÜLE PDF İNDİR

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

#Amel defteri nedir # kapanır mı #kimlerin amel defteri kapanmaz #amel nedir #kiramen katibin #amel defteri sağdan verilenler #amel defteri soldan verilenler #amel defteri arkasından verilenler #imamı mubin nedir #şehitlere ölüler demeyin Ali İmran 169 #amel defteri kapanmayacak olanlar Nisa 85 #

Takip Et