TÜM SORULAR

Soru

Cemalettin A.   20-09-2022   359

Her meseleye ayet ler ışığında açıklamalar yazıp müminleri aydınlatıyorsunuz alâ I hal de. Namazda kıtamda rukü da tahiyatta. Okunulması lazım gelen dualardan. Misaller vermiyorsunuz. Her hangi bir namazı n nasıl Eda edilmesi gerekir. Mesela akşam yada yatsı namazını tam teferruatları İLE. İzah ederseniz. Çok daha faydalı olur

Yanıtlar

Zeki Çelik.      20-09-2022  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Değerlendirmeleriniz  ve  namaz  konusunun  ayrıntıları  ile  ilgili  yaptığınız  önerileriniz  için  teşekkür  ederim. Biz  sitemizdeki  makalelerimizde  özellikle  namazın  bir  dua / Allah’a  yakarmak,  niyaz  etmek,  O’ndan  yardım  dileyerek  gönlümüzü  açıp  kendi  dilimizle  anlayacağımız  şekilde  konuşmak  olduğunu  değişik  konularda  ve  ayrıntılarda  anlatmaktayız. Ne  yazık  ki  bugün  insanlarımızın  büyük  bir  kısmı  namazın,  dua  kavramından  çok  farklı  bir  ibadet  şekli  olduğuna  inanmakta,  bu  güne  kadar  ulema  tarafından  aktarılmış  ve  dayatılmış  olan  rükûnlarla,  Kur’andaki  bazı  namaz  Suresi  denilen  Surelerin  veya  Kur’an  ayetlerinin  Arapça  anlamları  bilinmese  de  zorunlu  olarak  okunarak  eda   edilmesi  gerektiği  bir  ibadet  olarak  görmektedirler. Siz  de  bu  minvalde  inanılmış  olunan,  kolay  kolay  da  vazgeçilemeyecek,  kanıksanmış,  kökleşmiş  ve  gelenekselleştirilmiş  uygulamalara  yönelik  olarak,  değişik  zamanlarda  eda  edilen  namazların  ayrıntıları  ile  ilgili  örneklemelerin  ve  önerilerin  talebinde  bulunmuşsunuz. Her  vakitte  kılınacak  namazların  bütün  ayrıntılarının,  okunacak  Sure  veya  Kur’an  ayetlerinin  belirtilmesinin  ve  açıklanmasının  çok  daha  yararlı  olabileceğini  belirtmişsiniz.

Değerli  Kardeşim !  Yüce  kitabımız  ve  Hakk  Dinin  ana  ve  yegâne  kaynağı  olan  Kur’anımızda   konusu  dua   olan  ve  dua  sözünün  bizzat  kullanıldığı  ve  tüm  insanlara  yönelik  olan  200  civarındaki  ayette  hem  yüce  Allah’ın  “ Rabb “ sıfatı  ( programcılığı )  ön  plana  çıkarılmış,  hem  de  inananların  yerine  getirebilecekleri  duaların  adabı  ve  usulü  açıklanmıştır. Rabbimiz  bu  ayetlerle,  kendisine  yapacağımız  niyazı,  yönelmeyi,  dil,  beden  ve  gönül  üçlüsü  ile  yani  namaz  ile  yapmamızı  istemektedir. Bu  tarz  yapılan  dua  ve  niyaz, toplumumuzda  da  namaz  adıyla  yerleşmiş  bulunmaktadır.

Oysa  Namaz  sözcüğü  Kur’anda  geçmez.  Fakat  ülkemizde  Kur’anın  Türkçeye  çevrilmiş  meallerinin  neredeyse  tamamına  yakınında,  asıl  anlamı  zihni  ve  mali  yönden  malın,  emeğin,  paranın,  gücün,  bilginin  paylaşılması,  yardımlaşma  ile  destek  olmak,  dua  ile  Allah’tan  yardım  ve  destek  istemek,  Hakk  Dine  arka  çıkmak  gibi  çok  kapsamlı  ve  Dinin  temeli  olan  salat  sözcüğü,  maalesef  eski  dönem  tefsirciler  tarafından  sadece  namaz  olarak  çevrilmiş  ve  kavram,  sadece  yatıp  kalkmaktan  ibaret  olan  ritüel / taklit  yapısıyla,  dar  bir  çerçeveye  oturtturulmuştur.  Namaz,  sözcüğü  bize  Farsçadan,  İran’daki   Perslerin  dilinden  geçmiştir.  Sözcük  anlamı,  eğilerek  saygı  ile  istemek,  yalvarmak  demektir. Dua  anlamına  gelmektedir. İsmini   Farsçadan  aldığımız  bugün  namaz  diye  bildiğimiz  ibadet  şekli  ise,  Arap  dilinde  ve  Kur’anda  Araf  Suresinin  55. ayetinde  emir  kipi  ile ( tazarrulu  dua )  olarak  geçer.

ARAF  55  :  Udd’uv  Rabbekum  tezarru’an  ve  hufyeten,  innehu  la  yuhibbul  mu’tediyn.

Rabbinize   alçala  alçala  ve  gizlice – açıkça  göstererek  dua  edin. ( namaz  kılın ) Kesinlikle  O  haddi  aşanları  sevmez.

Ayetteki  ( tazarruen )  ifadesi  zillet  ve  tevazu  ile  Rabbimizin  huzurunda  aciz  ve  bir  hiç  olduğumuzu  göstererek  yalvarmaktır,  O'ndan  yardım  istemektir.  Zillet   üstüne  zillet  ( alçala  alçala ) demektir. Bu  ayet,  aynı  zamanda  Kur’anda  geçen  bütün  dua  ayetlerinin  tefsiri  konumundadır.  Bu  nedenle   namaz  tek  bir  ayette  geçiyor  demek  doğru  değildir. Kur’anda  içinde  dua  sözcüğü  bulunan  bütün  ayetler  namazdan  bahsetmektedir.  Ayetten  anlaşıldığına  göre  namazda  Rabbimizin  huzurunda  dua  anında  sürekli  bir  alçalma  sergilenmelidir. Bugün  Kur’anın  dışında  namaz   ile  ilgili  yazılmış  olan  Fıkıh  kitaplarında,  ilmihallerde,  namaz  ile  ilgili  pek  çok  şartın,  sünnetin,  vacibin,  yer  aldığını,  bunlardan  birinin  eksik  olması  halinde  namazın  sahih  olamayacağı  iddialarını  ve  korkutmalarını  görmekteyiz.  Bu  anlayış  hakim  kılınmış  adeta  namaz  zorlaştırılmış,  ulaşılamaz  bir  ritüel  haline  getirilmiştir. Oysa  Kur’ana  göre namaz, Tazarrulu  dua  ile  Rabbimizin  huzurunda  kıyam  edip  tevazu   göstererek,  rükû  edip  alçala  alçala,  tazim  ile  bel  bükerek, secde  ile  yere  kapanarak  oturup  boyun  bükerek,  aczimizi   göstererek,  gönlümüzü  Yüce  Rabbimize  açarak  O’na  yakarmaktır,  yönelmektir,  O’nu  tekbir,  sübhan,  hamd  gibi  sıfatlarıyla  yüceltmektir,  her  türlü  noksanlıklardan  arındırarak  tesbih  etmektir. Kişinin  huşu  ve  hudu  ile  yerine  getirebileceği,  kıyam,  rükû,  secde  gibi  beden  dili  ile  yaptıklarının  anlamını  bilerek  ve  düşünerek,  hayatına   da  yansıtarak,  bunun  yanında  asıl  olarak  zihnen  ve  bütün  benliği  ile  hazır  ve  bilinçli  olarak  yapması  gereken  bir  ibadet  şeklidir.  Zihnen  hazır  olmadan   ve  yapılanların  ve  Allah’ın  huzurunda  ağızdan  çıkanların  Allah’a  neler  söylendiğinin  bilinmediği  bir  namazın  doğru  adrese  gittiğini  söyleyebilmek  mümkün  müdür ?  Acaba !..

Namazda,  bir  kulun   Rabbine  nasıl  dua  edeceği,  O’nunla  neler  konuşacağı,  dua    etmenin  bütün  adabını   gösteren  pek  çok  ayet,  Kur’anımızda  var  iken,  Allah’a  ne  söyleyeceğim,  O’nunla  ne  konuşacağım  demek,  birinci   rekâtta  şu  Sûreyi,  ikinci  rekâtta  bu  Sûreyi  okuyacaksın  önerisinde  bulunmak,  Kur’ana   yönelmemek,  Kur’andan  bihaber  olmak  ve  Kur’anı  terk  ederek  başka  kitapların  eline  düşmek  demektir. Aslında  namazda,  bir  kulun  Rabbine  nasıl  dua  edeceği,  O’nunla   neler  konuşacağı  belli  kalıplara,  standartlara  sokulmamalıdır. Camilerde  komutla  ve  imamın  zaman  ayarlaması  ile  yapılmamalıdır. Aksi  ise  Camilere  sokulmuş  olan  şirk  olur.  Namazda  dua  okunmaz,  dua  edilir.  Bugün  insanlara  namaz  kılarken  hadis  ve  rivayetlerle  dayatıldığı  gibi  okutturulan  Kevser,  İhlas,  Kâfirun,  İnşirah  gibi  Sureler  de  zaten  içinde  duanınAllah’tan  isteklerin  yer  aldığı  Sureler  değildir.  Hepsi  de  Allah’ın  özellikle  bizlere  yönelttiği  bilgilerdir,  uyarılardır,  öğütlerdir. Halbuki  önce  Allah'ü  ekber  deyip  selamlanarak,  okunan  sübhanekedeki  esmai  hüsnası  ile  Yüceltilen  ve  tesbih  edilen  Allah’ın  huzurunda  hem  kıyamda,  hem  tahiyyat  oturuşunda  yakarılır,  dertler,  istekler  sıralanır,  Allah'a  arzedilir.  Dile  getirilir. Her  insanın  da  sıkıntısı,  derdi,  tasası,  Rabbinden  isteyecekleri  zamana,  zemine  ve  günden  güne,  değişik  vakitlere  göre  farklılıklar  gösterir. Bu  nedenle  şu  vakit  namazınızda  şunu  okuyun,  şu  duayı  dile  getirin  diye  herhangi  bir  öneri  de  yapılamaz.  Ancak  inananlar  Kur’andaki  dua  örneği  ayetlerden  yararlanarak,  Allah’ın  güzel  isimleriyle  nasıl  yüceltilebileceğini,  nasıl  hitap  edilerek  selamlanabileceğini  ve  kendi  öz  yakarışlarıyla  ne  gibi  seslenebileceklerini  öğrenebilirler. Ve  bu  ayrıntıların  hiç  biri  de  kalıplaştırılamaz,  kurallaştırılamaz.  Samimi  olarak  yapılan  konuşmalar  ve  niyaz  ayrıntıları,  sadece  Allah  ve  kul  arasındadır.

Bugün  Kur'anın  dışında  hadis  ve  rivayetlere  göre  namaz  kıldırılan  Müslümanlar,  Camilerde  toplu  veya  bireysel   kılınan  namazlarda,  kıyamda  iken  çoğunlukla  da  anlamını,  içindeki  ayrıntıları,  Allah’tan  neleri  istediklerini,  verilen  sözleri,  yüceltmelerin  anlamını    bilmedikleri  halde  Fatiha  Suresinden  / duasından  sonra,  mutlaka  Kur’andan  bazı  Surelerin,  ayetlerin  Arapça  okunması  gerektiğine  inanmaktadırlar. O  nedenle   zor  da  olsa  birkaç  Sureyi  ezberlemeye  ve  tam  telaffuz  edemeseler  de  namazlarında   genellikle  Kur’andan  birkaç  ayet  veya  kısa  namaz  Sureleri  denilen  ayetler,  anlamları  bilinmeden,  bu  ayetlerle  birlikte  Allah’a  yapılan  bilgilendirme  ve  öğütlerle  nelerin  söylendiğinin  farkında  olunmadan   Arapça  olarak  okunmaktadır.  Bu  şekildeki  bir  uygulama  ile  namaz,  dua  olmaktan,  yakarmaktan  çıkarılmakta,  Hücurat  Suresinin  16.  ayetinde  “  Siz  dininizi  Allah’a  mı  öğretiyorsunuz ? “  ifadeleriyle  gerekli  uyarının  yapılmasına  rağmen,  Allah'a  verilen  din  dersine  dönüştürülmektedir. Aynı  zamanda  Allah’ın  bize  öğüt  olsun  diye  yönelttiği  uyarıları   gerisin  geriye  bizim  O’na  yöneltmemiz  gibi,  şirki  de  beraberinde  getiren  tehlikeli  bir  durumu  oluşturmaktadır.

İbrahim  Suresinin  4. ayetinde “  Ve  Biz  onlara  açıkça  ortaya  koysun  diye,  her  peygamberi  yalnız  kendi  kavminin / toplumunun  diliyle  gönderdik. “ denildiği  gibi,  bizim  peygamberimizden  önceki,  başka  dili  konuşan  peygamberlere  ve  onların  nesillerine  de  namaz ( dua  ile  konuşma )  emredilmiştir.  Onlar  da  ibadetlerini,  dualarını  kendi  dillerinde  yapmaktaydı  ve  Arapça  değildi. Bundan  dolayı  illâki  namazınızı  Arapça  namaz  Sureleriyle  kılacaksınız,  ibadetinizi  Arapça  yapacaksınız  iddiasının  tutarlı  bir  tarafı  yoktur. Bu  uygulama  Emevi  Arap  dayatmasından  başka  bir  şey  değildir.  Kur’anda   emredilen  de  özellikle  ayetlerin  anlaşılarak  okunması,  gerekli  öğütlerin  alınması  ve  aklın  kullanılmasıdır.  Asıl  önemli  olan  Kur’anın  anlamıdır,  öğütleridir.  Dolayısıyle  namaza  duran  Müslümanlar,  Allah'ın  huzurunda  kendi  dilleri  ile  konuşacak,  ne  söylediğinin  ve  neleri  istediğinin  bilincinde  olacaktır.  Arapça  kelimelerin  ve  harflerin  bir  kutsallığı  yoktur. Bu  harfler  ve  kelimeler,  Arap  yarımadasında  takvim  yapraklarında  da,  yemek  tariflerinde  de  günlük  hayatın  her  kesiminde  de  kullanılmaktadır.

Biz  sitemizde  “  Kur’anda  Dua  ve  Namaz,  Namaz  Allah’la  Konuşmaktır,  Namazımı  Nasıl  Kılabilirim  “  başlıklı  makalelerimizde  ana  hatlarıyla  sizin  istediğiniz  ayrıntılara  zaten  değindik,  kıyamın,  rükûnun,  secdenin,  kade /  tahiyyat  oturuşlarının  gerçek  anlamlarını,  yararlanılabilecek  dua  örneklerini,  nedenlerini  de  Kur’an  ayetleriyle  açıkladık. Bu  makalelerimizi  dikkatle  okursanız,  oldukça  geniş  bilgileri  ve  isteklerinizin  karşılığını  daha  ayrıntıları  ile  bulabileceğinize  inanarak,  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğrularıyla  yerine  getirebileceğiniz  ve  makbul  olmuş  ibadetiniz  sizinle  olsun  diyoruz !...

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET