Hocam son zamanlarda değişik video programlarında soru ve konuşmalarla reenkarnasyon konusunda merak edilenler ve açıklamalar yer almaktadır. Kimi hocalar var da diyebiliriz, yok da diyebiliriz gibi kesin bir şey ortaya koymamaktadırlar. Bir ayette de iki defa ölüm ve iki defa dirilmeden de söz edilmektedir. Reenkarnasyonun ve bu ifadelerin sizce gerçeği nedir ? Selamlar.
Zeki Çelik.
14-12-2023
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Kur’anımızda birçok ayetle ölmüş olanların kesinlikle geriye, dünya hayatına dönemeyecekleri ve bunun için de onların arkalarında engelin olduğu, aslında kendilerine verilen ve Allah’ın takdir ettiği ecel denilen sürenin bittiği dile getirildiği halde, bugün gerek bizim ülkemizde, gerekse de dünyanın birçok ülkesinde çok sayıda insan reenkarnasyonla öldükten sonra tekrar tekrar dünyaya dönüleceğine inanmaktadır. Siz de oldukça gündemde ve değişik platformlarda sıklıkla konuşulan, bazı insanların anlattıkları örneklerine dayandırılarak varlığıyla, ya da inanç gereği yokluğuyla dile getirilen reenkarnasyon konusunda oldukça güncel bir soruyu gündeme getirdiğinizden dolayı teşekkür ederim. Biz reenkarnasyonun olmadığı konusundaki düşüncelerimizi sitemizde “ Reenkarnasyon Var mı Yok mu ? “ başlıklı makalemizde ayrıntılarıyla oldukça geniş olarak ayetlerle birlikte açıkladık. Yine de size bu zeminde sorunuz bağlamında ana hatlarıyla yardımcı olmaya çalışalım.
Bugün dünyada neredeyse her yedi kişiden biri, “ Ruh Göçü “ denilen Reenkarnasyon ve Tenasüh inancına sahiptir. Birçok kişi daha önce de dünyada yaşadığını iddia etmekte, değişik hikâyeleri anlatmaktadır. Tanım olarak Tenasüh : Bir ruh göçüdür. Öldükten sonra tekrar dünyaya gelerek önceki bedenden bir başka bedene, yahut çeşitli bedenlere geçme olayıdır. Reenkarnasyon : Metapsişik Terimler sözlüğüne göre “ Bir tekâmül aracı olarak evrensel bir yasadır. Her varlık çeşitli bedenlerde, değişik kimlikler içinde, sayısız kereler maddesel alemlerde doğarlar, tekrar tekrar doğma tam bir ilâhi yasadır. Enkarne : Ete, bedene girmektir. Reenkarne : Daha önce yaşamış ve ölmüş bir kimsenin tekrar yeniden başka bir bedene girmesidir diye tarif edilmektedir.
Dünyanın neredeyse bütün ülkelerinde varolduğu gibi, Ülkemiz Coğrafyasında da bazı İslam Kaynaklarında ve Kur'anın dışında oluşmuş Tasavvufta, Bektaşi geleneğinde, özellikle aşırı Şii fırkalarında, Gulat ı Şia, Nusayri / Arap Alevi fırkalarında, Beyaniye, Sebeiye, Muguriye, Hattabiye gibi gruplarda Halife Ali İsminin figüründe de bu tür ölümden sonraki yeniden dirilme ile bedenleşmeye yönelik inançlara yakın, İlâhi varlıkların insanlığı kurtarmak, kötü gidişata müdahale etmek için, genellikle insan suretinde, bazen de hayvan suretinde bedenleşerek tekrar hayata dönmesi olan Tenasüh inancı bulunmaktadır. Bu çerçevede İslam geleneğine bağlı olduklarını iddia ettikleri halde, Kur'an dışında ve Kur'ana aykırı olarak oluşturulmuş bambaşka bir din ve inanç felsefesi içerisinde olan Celaleddin Rumi ve Yunus Emre gibi Tasavvuf ehilleri de vahdeti vücut inancı içerisinde reenkarnasyonu kabul etmektedirler. Bektaşi ya da günümüz Alevi deyişlerinde de reenkarnasyon inancı şiir ve deyişlerle işlenmektedir.
Reenkarnasyon inancı, genellikle ve ana hatlarıyla kendisine başka bir ruhun girdiğini sanan kimselerin iddiasına, ya da Cinlerin baskı ve etkisi altında olduğunu söyleyenlere, ya da rüyasında gördüğü ve unuttuğu şeyleri tekrar hatırlayarak anlatanlara, ya da ülkemizde de bazı Kur’an ayetlerindeki ifadelerin saptırılarak farklı ve yanlış yorumlanmasına dayanmaktadır. Aslında psikoloji biliminin ele alması gereken bir konudur.
Ülkemizde Reenkarnasyonun var olduğuna inanan veya inanmayan müfessirlerle, sizin de belirttiğiniz gibi iki arada kararsız olanlar da bulunmaktadır. İnanmayanlar ise, ölümün söz konusu olduğu birçok ayetle beraber özellikle de Vakıa Sûresinin 57 - 62. ayetlerinde söz edilen ifadeleri delil olarak göstermektedirler.
VAKIA 57 – 62 : Biz sizi oluşturduk ; Doğrulamanız gerekmez mi ? 58 : Peki döküp durduğunuz şeyi ( meniyi ) hiç düşündünüz mü ? 59 : Siz mi oluşturuyorsunuz onu, Biz mi oluşturucularız ? 60 : Ölümü aranızda Biz ayarladık Biz. 61 : Ve Biz sizi benzerlerinizle değiştirmemiz ve sizi bilmediğiniz bir şeyde inşa etmemiz üzerine engellenebilenler değiliz. 62 : Ve andolsun ki yaratılışı bildiniz, öğrendiniz. Peki düşünüp öğüt almanız gerekmez mi ?
Ayetler grubunda yer alan “ Ölümü aranızda Biz takdir ettik “ ifadesindeki takdir, aslında insanların kimisinin bebek yaşında, kimisinin orta yaşlarında, kimisinin de çok yaşlılıkta karşılaştıkları takdirdir. İnsanlar, gerek ömür süreleri, gerekse de ölüm şekilleri itibarıyla Rabbimizin oluşturduğu yaratma ve yaşatma kanunlarına bağlı olarak farklı farklı değişik neden ve sonuçlarıyla oluşan takdiri ile karşı karşıyadır. “ Bilmediğiniz şekilde yaratılma “ ifadesinden ise Ahiretteki yaratılışın, diriltilmenin, başka bir boyutta ve başka bir şekilde olacağı anlaşılmaktadır. Bu dünyadaki yapının maddeye dayalı üç boyutla sınırlı olmasından dolayı, Ahiret’teki o varlık boyutunun bedensel mi, ruhsal mı, boyutlu mu, boyutsuz mu olacağının insan tarafından idrak edilebilmesi, yapı formunun nasıl olacağının bilinmesi mümkün değildir. Ayette İlk yaratılışın Allah tarafından yapıldığı herkesçe kabul edildiğine göre, insanların bundan öğüt alarak Ahirete de inanmaları gerektiği, dikkat çekilerek kasemle ifade edilmektedir. “ Ve Biz sizi benzerlerinizle değiştirmemiz “ ifadesinden de biliyoruz ki tarih boyunca Allah’a isyan etmiş nice kavimler, nice topluluklar gelmiş ve geçmiş, yok olmuşlar, yerlerini de benzer yapıdaki insan toplulukları almıştır. Ama yine de bu ifadeler bazı müfessirlerce reenkarnasyonun varlığı için delil olarak kullanılmaktadır.
Siz de özellikle reenkarnasyon inancına en çok delil olarak gösterilen, iki defa ölüm ve iki defa diriltmenin söz konusu edildiği Mümin Sûresinin 11. ayetindeki ifadelere soru olarak dikkat çekmişsiniz.
MÜMİN 11 : Kâfirler dediler ki : “ Rabbimiz ! Sen bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi çıkışa bir yol var mı ? “
Reenkarnasyonun var olduğuna inanan müfessirlere göre : “ Demek ki onlar iki kez ölümü tattıktan sonra cehenneme düşmüşlerdir. Çünkü bu kadar geniş fırsattan sonra olgunlaşmayan insan da cehennemi hak etmiştir. Dünyada iki kere bedenlenmesine rağmen olgunlaşmayan kişinin ruhu, Cehennemde azaba çakıla çakıla olgunlaşacaktır. Çünkü her ruh olgunlaşmaya mahkûm ve mecburdur ” şeklinde açıklamalarda bulunmaktadırlar.
Bize göre ise : Bu ayetteki ifadeler reenkarnasyonun varlığına yanlış delil olarak kullanılmasının yanı sıra, geçmişte daha başka farklı şekillerde de yorumlanmış, başka inançlara da malzeme yapılmıştır. Ayette yer alan “ Rabbimiz Sen bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin “ ifadesi kimilerine göre ; Bunlar önce babalarının sulplerinde ölü idiler. Sonra Allah onları diriltti, sonra dünyada kaçınılmaz olan ölüm ile onları öldürdü. Sonra Ahiret hayatı için onları tekrar diriltti. İşte iki hayat ve iki ölüm budur. “ Kimileri de “ Kabirde de dirildiler, sonra öldürülüp tekrar mahşerde diriltildiler “ deyip kabir hayatını icat etmişlerdir. Oysa Rabbimiz birçok ayette “ önce ölümü yarattığını, sonra da hayatı yarattığını bildirmektedir. Ölümden bahseden hiç bir ayetin reenkarnasyon ile yakından uzaktan herhangi bir ilgisi yoktur. Bu ayette ise İlk ölüm, insanın toprak / cansız madde hali olup, dünyadaki canlı hayatın başlamadığı halidir. ikinci ölüm ise bu dünya yaşamının sonundaki ölümdür. İlk dirilme, insanın dünyaya gelmesi, yaşaması ve ikinci dirilme de ölümden sonra Ahiretteki hesap vermek üzere tekrar diriltilmesidir. Bu ayetle birlikte aynı zamanda Kâfirlerin / dünya yaşamında Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş olanların da, gerçeği açıkça görmüş olacakları, bize ibret olsun diye temsili olarak anlatılmaktadır. Oysa gerçekten de ruhun, dünya hayatına veya berzah alemine veya reenkarnasyon inancını kabul edenlerce iddia edilen bir başka bedene dönmesine, adı konmuş, saati, dakikası, saniyesi ve alacağı nefes sayısı belirlenmiş, takdir edilmiş ve tehiri mümkün olmayan ecel engeli vardır. Bu o kişinin hayatının sonudur, ölümüdür, hükmü ilâhidir.
Ayetlerde anlatılanlar çok açık ve net olduğu halde, buna rağmen ille de bir yerlerde ölen bir kişiye azap çektirmek isteyen insanlar, berzah sözünün yanına ayette yer almadığı halde alem sözünü ekleyerek, hem ruhların bekletildiği bir alem yaratmakta, kabir azabı var deyip birçok ayet uyarısının aksine ruhlara azap çektirmekte, reenkarnasyon inancında olanlar da bu alemde bekleşen ruhları geri döndürüp tekâmül ettirmek için yeni bir bedene sokmaktadırlar. Oysa Fatır Sûresinin 37. ayetinde “ Ve onlar orada feryat ederler. “ Rabbimiz ! bizleri çıkar, yapmış olduklarımızdan başka düzgün amel yapalım. ” Sizi düşünecek olanın düşüneceği kadar ömürlendirmedik mi ? Size uyarıcı da gelmişti. O halde tadın. “ Şuara Sûresinin 102. ayetinde de “ Ah keşke bizim için bir geri dönüş olsaydı da biz de müminlerden olsaydık. “ ifadelerinde gördüğümüz gibi bu dünyada kendisine lütfedilen hayatın ve takdir edilen ömrün değerini bilmeden, zaman nimetini iyi kullanamadan, boş işlerle ömrünü tüketenlerin, son pişmanlıkları hiçbir yarar sağlamayacaktır. Ölümden ve ardından Cehenneme gitme ihtimalinin korkusundan, reenkarnasyon gibi ve üstelik de Kur’an ayetlerine aykırı olarak batıl inançlardan teselli aramak, insanı hem bu dünyada hem de Ahiret dünyasında hüsrana götürür. Dünya sıkıntılarından kurtulmak için ne olduğu tam olarak bilinmeyen ruhlarla ve onların göçü ile ilgili anlatılanlarla medet ummak ve avunmak yerine, önümüzde fırsat varken sahip olduğumuz bugünkü hayatta tekâmülümüzü tamamlamaya çalışmak, bunun için de Kur’anı hayatımızın rehberi yapmak ancak bizi daha garanti bir kurtuluşa götürecektir. Biz Yüce Rabbimiz Allah’ın adil ve yaratma kanunlarıyla sıfatlarından dolayı reenkarnasyon gibi ayrıcalıklı olarak tekrar tekrar dünyaya gelip gitme inancının, doğru olduğuna katılmıyoruz. Yeni doğumlar için de ruh oluşturmak üzere Allah’ın malzeme kıtlığı olmaz, Kendi koyduğu kuralları da asla değiştirmez. Doğrusunu Allah bilir ! Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !....