TÜM SORULAR

Soru

Hüsamettin Ö.   14-12-2023   29

Hocam son zamanlarda değişik video programlarında soru ve konuşmalarla reenkarnasyon konusunda merak edilenler ve açıklamalar yer almaktadır. Kimi hocalar var da diyebiliriz, yok da diyebiliriz gibi kesin bir şey ortaya koymamaktadırlar. Bir ayette de iki defa ölüm ve iki defa dirilmeden de söz edilmektedir. Reenkarnasyonun ve bu ifadelerin sizce gerçeği nedir ? Selamlar.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      14-12-2023  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti   üzerinize  olsun !

Kur’anımızda   birçok  ayetle  ölmüş  olanların  kesinlikle  geriye,  dünya  hayatına  dönemeyecekleri  ve  bunun  için  de  onların  arkalarında  engelin  olduğu,  aslında  kendilerine  verilen  ve  Allah’ın  takdir  ettiği  ecel  denilen  sürenin  bittiği  dile  getirildiği  halde,  bugün  gerek  bizim  ülkemizde,  gerekse  de  dünyanın  birçok  ülkesinde  çok  sayıda  insan  reenkarnasyonla  öldükten  sonra  tekrar  tekrar  dünyaya  dönüleceğine  inanmaktadır. Siz  de  oldukça  gündemde  ve  değişik  platformlarda  sıklıkla  konuşulan,  bazı  insanların  anlattıkları  örneklerine  dayandırılarak  varlığıyla,  ya  da  inanç  gereği  yokluğuyla  dile  getirilen  reenkarnasyon  konusunda  oldukça  güncel  bir  soruyu  gündeme  getirdiğinizden  dolayı  teşekkür  ederim.  Biz  reenkarnasyonun  olmadığı  konusundaki  düşüncelerimizi  sitemizde  “  Reenkarnasyon  Var  mı  Yok  mu ? “  başlıklı   makalemizde  ayrıntılarıyla  oldukça  geniş  olarak  ayetlerle  birlikte  açıkladık. Yine  de  size  bu  zeminde  sorunuz  bağlamında  ana  hatlarıyla  yardımcı  olmaya  çalışalım.

Bugün  dünyada  neredeyse  her  yedi  kişiden  biri,  “  Ruh  Göçü  “  denilen   Reenkarnasyon  ve  Tenasüh  inancına  sahiptir.  Birçok  kişi  daha  önce  de  dünyada  yaşadığını  iddia  etmekte,  değişik  hikâyeleri  anlatmaktadır. Tanım  olarak  Tenasüh : Bir  ruh  göçüdür.  Öldükten  sonra  tekrar  dünyaya  gelerek  önceki  bedenden  bir  başka  bedene,  yahut  çeşitli  bedenlere  geçme  olayıdır.  Reenkarnasyon :  Metapsişik  Terimler  sözlüğüne  göre  “  Bir  tekâmül  aracı  olarak  evrensel  bir  yasadır.  Her  varlık  çeşitli  bedenlerde,  değişik  kimlikler  içinde,  sayısız  kereler  maddesel  alemlerde  doğarlar,  tekrar  tekrar  doğma  tam  bir  ilâhi  yasadır. Enkarne :  Ete,  bedene  girmektir. Reenkarne : Daha  önce  yaşamış  ve  ölmüş  bir  kimsenin  tekrar  yeniden  başka  bir  bedene  girmesidir  diye  tarif  edilmektedir.

Dünyanın  neredeyse  bütün  ülkelerinde  varolduğu  gibi,  Ülkemiz  Coğrafyasında  da  bazı  İslam  Kaynaklarında  ve  Kur'anın  dışında  oluşmuş  Tasavvufta,  Bektaşi  geleneğinde,  özellikle  aşırı  Şii  fırkalarında,  Gulat ı  Şia,  Nusayri  / Arap  Alevi  fırkalarında,  Beyaniye,  Sebeiye,  Muguriye,  Hattabiye  gibi  gruplarda  Halife  Ali  İsminin  figüründe  de  bu  tür  ölümden  sonraki  yeniden  dirilme  ile  bedenleşmeye  yönelik  inançlara  yakın,  İlâhi  varlıkların  insanlığı  kurtarmak,  kötü  gidişata  müdahale  etmek  için,  genellikle  insan  suretinde,  bazen  de  hayvan  suretinde  bedenleşerek  tekrar  hayata  dönmesi  olan  Tenasüh  inancı  bulunmaktadır. Bu  çerçevede  İslam  geleneğine  bağlı  olduklarını  iddia  ettikleri  halde,  Kur'an  dışında  ve  Kur'ana  aykırı  olarak  oluşturulmuş  bambaşka  bir  din  ve  inanç  felsefesi   içerisinde  olan  Celaleddin  Rumi  ve  Yunus  Emre  gibi  Tasavvuf  ehilleri  de  vahdeti  vücut  inancı  içerisinde  reenkarnasyonu  kabul   etmektedirler.  Bektaşi  ya  da  günümüz  Alevi  deyişlerinde  de  reenkarnasyon  inancı  şiir  ve  deyişlerle  işlenmektedir. 

Reenkarnasyon  inancı,  genellikle  ve  ana  hatlarıyla  kendisine  başka  bir  ruhun  girdiğini  sanan  kimselerin  iddiasına,  ya  da  Cinlerin  baskı  ve  etkisi  altında  olduğunu  söyleyenlere,  ya  da  rüyasında  gördüğü  ve  unuttuğu  şeyleri  tekrar  hatırlayarak  anlatanlara,  ya  da  ülkemizde  de  bazı  Kur’an  ayetlerindeki  ifadelerin  saptırılarak  farklı  ve  yanlış  yorumlanmasına  dayanmaktadır. Aslında  psikoloji  biliminin  ele  alması  gereken  bir  konudur.

Ülkemizde  Reenkarnasyonun  var  olduğuna  inanan  veya  inanmayan  müfessirlerle,  sizin  de  belirttiğiniz  gibi  iki  arada  kararsız  olanlar  da  bulunmaktadır.  İnanmayanlar  ise,  ölümün  söz  konusu  olduğu  birçok  ayetle  beraber  özellikle  de  Vakıa  Sûresinin  57 - 62.  ayetlerinde  söz  edilen  ifadeleri  delil  olarak  göstermektedirler.

 VAKIA  57 – 62  :  Biz  sizi  oluşturduk ;  Doğrulamanız  gerekmez  mi ?  58  :  Peki  döküp  durduğunuz  şeyi  ( meniyi )  hiç  düşündünüz  mü ?  59  :  Siz  mi  oluşturuyorsunuz  onu,   Biz  mi  oluşturucularız ? 60  :  Ölümü  aranızda  Biz  ayarladık  Biz. 61  :  Ve  Biz  sizi  benzerlerinizle  değiştirmemiz  ve  sizi  bilmediğiniz  bir  şeyde  inşa  etmemiz  üzerine  engellenebilenler  değiliz. 62  :  Ve  andolsun  ki  yaratılışı  bildiniz,  öğrendiniz.  Peki  düşünüp  öğüt  almanız  gerekmez  mi ?

Ayetler  grubunda  yer  alan “  Ölümü  aranızda  Biz  takdir  ettik  “  ifadesindeki  takdir,  aslında  insanların  kimisinin  bebek  yaşında,  kimisinin  orta  yaşlarında,  kimisinin  de  çok  yaşlılıkta  karşılaştıkları  takdirdir. İnsanlar,  gerek  ömür  süreleri,  gerekse  de  ölüm  şekilleri  itibarıyla  Rabbimizin  oluşturduğu  yaratma  ve  yaşatma  kanunlarına  bağlı  olarak  farklı  farklı  değişik  neden  ve  sonuçlarıyla  oluşan  takdiri  ile  karşı  karşıyadır. “  Bilmediğiniz  şekilde  yaratılma  “  ifadesinden  ise  Ahiretteki  yaratılışın,  diriltilmenin,  başka  bir  boyutta  ve  başka  bir  şekilde  olacağı  anlaşılmaktadır. Bu  dünyadaki  yapının  maddeye  dayalı  üç  boyutla  sınırlı  olmasından  dolayı,  Ahiret’teki  o  varlık  boyutunun  bedensel  mi,  ruhsal  mı,  boyutlu  mu,  boyutsuz  mu  olacağının  insan  tarafından  idrak  edilebilmesi,  yapı  formunun  nasıl  olacağının  bilinmesi  mümkün  değildir.  Ayette  İlk  yaratılışın  Allah  tarafından  yapıldığı   herkesçe  kabul  edildiğine  göre,  insanların  bundan  öğüt  alarak  Ahirete  de  inanmaları  gerektiği,  dikkat  çekilerek  kasemle  ifade  edilmektedir. “  Ve  Biz  sizi  benzerlerinizle  değiştirmemiz  “  ifadesinden  de  biliyoruz  ki  tarih  boyunca   Allah’a  isyan  etmiş  nice  kavimler,  nice  topluluklar  gelmiş  ve  geçmiş,  yok  olmuşlar,  yerlerini  de  benzer  yapıdaki   insan  toplulukları  almıştır. Ama  yine  de  bu  ifadeler  bazı  müfessirlerce  reenkarnasyonun  varlığı  için  delil  olarak  kullanılmaktadır.

Siz  de  özellikle  reenkarnasyon  inancına   en  çok  delil  olarak  gösterilen,  iki  defa  ölüm  ve  iki  defa  diriltmenin  söz  konusu  edildiği  Mümin  Sûresinin  11.  ayetindeki  ifadelere  soru  olarak  dikkat  çekmişsiniz. 

MÜMİN  11  :  Kâfirler  dediler  ki : “ Rabbimiz !  Sen  bizi  iki  kere  öldürdün,  iki  kere  dirilttin.  Artık  günahlarımızı  itiraf  ettik.  Şimdi  çıkışa  bir  yol  var  mı ? “

Reenkarnasyonun  var  olduğuna  inanan  müfessirlere  göre : “ Demek  ki  onlar  iki  kez  ölümü  tattıktan  sonra  cehenneme  düşmüşlerdir. Çünkü  bu  kadar  geniş  fırsattan  sonra  olgunlaşmayan  insan  da  cehennemi  hak  etmiştir. Dünyada  iki  kere  bedenlenmesine  rağmen  olgunlaşmayan  kişinin  ruhu,  Cehennemde  azaba  çakıla  çakıla  olgunlaşacaktır. Çünkü  her  ruh  olgunlaşmaya  mahkûm  ve  mecburdur  ”  şeklinde  açıklamalarda  bulunmaktadırlar.

Bize  göre  ise : Bu  ayetteki  ifadeler  reenkarnasyonun  varlığına  yanlış  delil  olarak  kullanılmasının  yanı  sıra,  geçmişte  daha  başka  farklı  şekillerde  de  yorumlanmış,  başka  inançlara  da  malzeme  yapılmıştır. Ayette  yer  alan  “  Rabbimiz  Sen  bizi  iki  kere  öldürdün,  iki  kere  dirilttin “  ifadesi  kimilerine  göre ;  Bunlar  önce  babalarının  sulplerinde  ölü  idiler. Sonra  Allah  onları  diriltti,  sonra  dünyada  kaçınılmaz  olan  ölüm  ile  onları  öldürdü.  Sonra  Ahiret  hayatı  için  onları  tekrar  diriltti. İşte  iki  hayat  ve  iki  ölüm  budur. “  Kimileri  de  “ Kabirde  de  dirildiler,  sonra  öldürülüp  tekrar  mahşerde  diriltildiler “  deyip  kabir  hayatını  icat  etmişlerdir. Oysa  Rabbimiz  birçok  ayette  “  önce  ölümü  yarattığını,  sonra  da  hayatı  yarattığını  bildirmektedir.  Ölümden  bahseden  hiç  bir  ayetin  reenkarnasyon  ile  yakından  uzaktan  herhangi  bir  ilgisi  yoktur.  Bu  ayette  ise  İlk  ölüm,  insanın  toprak /  cansız  madde  hali  olup,  dünyadaki  canlı  hayatın  başlamadığı  halidir.  ikinci  ölüm  ise  bu  dünya  yaşamının  sonundaki  ölümdür.  İlk  dirilme,  insanın  dünyaya  gelmesi,  yaşaması  ve  ikinci  dirilme  de  ölümden  sonra  Ahiretteki  hesap  vermek  üzere  tekrar  diriltilmesidir.  Bu  ayetle  birlikte  aynı  zamanda  Kâfirlerin  /  dünya  yaşamında  Allah’ın  ilâhlığını  ve  rabliğini  bilerek  reddetmiş  olanların  da,  gerçeği  açıkça  görmüş  olacakları,  bize  ibret  olsun  diye  temsili  olarak  anlatılmaktadır.  Oysa  gerçekten  de  ruhun,  dünya  hayatına  veya  berzah  alemine  veya  reenkarnasyon  inancını  kabul  edenlerce  iddia  edilen  bir  başka  bedene  dönmesine,  adı  konmuş,  saati,  dakikası,  saniyesi  ve  alacağı  nefes  sayısı  belirlenmiş,  takdir  edilmiş  ve  tehiri  mümkün  olmayan  ecel  engeli  vardır. Bu  o  kişinin  hayatının  sonudur,  ölümüdür,  hükmü  ilâhidir.

Ayetlerde  anlatılanlar  çok  açık  ve  net  olduğu  halde,  buna  rağmen  ille  de  bir  yerlerde  ölen  bir  kişiye  azap  çektirmek  isteyen  insanlar,  berzah  sözünün  yanına  ayette  yer  almadığı  halde  alem  sözünü  ekleyerek,  hem  ruhların  bekletildiği  bir  alem  yaratmakta,  kabir  azabı  var  deyip  birçok  ayet  uyarısının  aksine  ruhlara  azap  çektirmekte,  reenkarnasyon  inancında  olanlar  da  bu  alemde  bekleşen  ruhları  geri  döndürüp  tekâmül  ettirmek  için  yeni  bir  bedene  sokmaktadırlar.  Oysa  Fatır  Sûresinin  37. ayetinde  “ Ve  onlar  orada  feryat  ederler. “ Rabbimiz !  bizleri  çıkar,  yapmış  olduklarımızdan  başka  düzgün  amel  yapalım. ”  Sizi  düşünecek  olanın  düşüneceği  kadar  ömürlendirmedik  mi ? Size  uyarıcı  da  gelmişti.  O  halde  tadın. “  Şuara  Sûresinin  102. ayetinde  de  “ Ah  keşke  bizim  için  bir  geri  dönüş  olsaydı  da  biz  de  müminlerden  olsaydık. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  bu  dünyada  kendisine  lütfedilen  hayatın  ve  takdir  edilen  ömrün  değerini  bilmeden,  zaman  nimetini  iyi  kullanamadan,  boş  işlerle  ömrünü  tüketenlerin,  son  pişmanlıkları  hiçbir  yarar  sağlamayacaktır.  Ölümden  ve  ardından  Cehenneme  gitme  ihtimalinin  korkusundan,  reenkarnasyon  gibi  ve  üstelik  de  Kur’an  ayetlerine  aykırı  olarak  batıl  inançlardan  teselli  aramak,  insanı  hem  bu  dünyada  hem  de  Ahiret  dünyasında  hüsrana  götürür. Dünya  sıkıntılarından  kurtulmak  için  ne  olduğu  tam  olarak  bilinmeyen  ruhlarla  ve  onların  göçü  ile  ilgili  anlatılanlarla  medet  ummak  ve  avunmak  yerine,  önümüzde  fırsat  varken  sahip  olduğumuz  bugünkü  hayatta  tekâmülümüzü  tamamlamaya  çalışmak,  bunun  için  de  Kur’anı  hayatımızın  rehberi  yapmak  ancak  bizi  daha  garanti  bir  kurtuluşa  götürecektir. Biz  Yüce  Rabbimiz  Allah’ın  adil  ve  yaratma  kanunlarıyla  sıfatlarından  dolayı  reenkarnasyon  gibi  ayrıcalıklı  olarak  tekrar  tekrar  dünyaya  gelip  gitme  inancının,  doğru  olduğuna  katılmıyoruz.  Yeni  doğumlar  için  de  ruh  oluşturmak  üzere  Allah’ın  malzeme  kıtlığı  olmaz,  Kendi  koyduğu  kuralları  da  asla  değiştirmez.  Doğrusunu  Allah  bilir !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !....

 

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET