TÜM SORULAR

Soru

Mustafa K.   14-12-2023   24

İnsan öldükten sonra amel defteri kapanır artık sevap günah işi biter diye bir ayette okumuştum.peki İslamiyeti hiç doğru bir şekilde yaşamamış olan ben annem babam veya harhangi bir Müslüman için İbrahim 41deki gibi dua etmemizin faydası olurmu

Yanıtlar

Zeki Çelik.      15-12-2023  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti   üzerinize  olsun !

Amel  defterinin  kapanıp  kapanmayacağı,  kapanacaksa  ne  zaman  kapanacağı,  kapanmayacaksa  kimlerin  amel  defterinin  açık  olacağı  gibi  ayrıntılarda  çeşitli  farklı  görüşler,  çok  sayıda  hadis  ve  rivayet  ortalarda  dolanmaktadır. Kur’anda  amel  defterinin  kapanacağına  ilişkin  kesin  bir  ayet  bulunmamasına,  özellikle  de  bazı  ayetlerde  ölümle  beraber  amel   defterinin  kapanmayacağına  dair  açıklamaların  bulunmasına  rağmen  bu  konudaki  inançlar  çoğunlukla  Hadis  toplayıcılarının  tamamında  olduğu  gibi,  örneğin  : 

Ebu  Hureyre’den  nakledilen  “  Sevgili  Peygamberimiz  buyurmuşlardır  ki,  “  İnsanoğlu  öldüğü  zaman  bütün  amellerinin  sevabı  da  sona  erer.  Şu  üç  şey  bundan  müstesnadır. Sadaka  i  Cariye,  istifade  edilen  ilim,  kendisine  dua  eden  hayırlı  evlat. “  (  Müslim  Vasiyet  14. )

İfadelerinin  yer  aldığı  hadis  bağlamında  inançlar  ortaya  çıkmıştır  ve   ardından  da  belirtilen  üç  şey  için  çok  değişik  kişilerce,  Cami,  çeşme,  hayrat  yol  yaptırmak  gibi  pek  çok  ayrıntıya  yer  verilen  rivayet  ve  hadisler  bu  konudaki  inançların  temelini  oluşturmuştur.  Siz  de  amel  defterinin  kapanıp  kapanmayacağı  konusunda  ve  bu  bağlamda  ölenlerin  ardından  yapılacak  duanın  ona  ulaşıp  ulaşmayacağı  tereddütünü  içeren  bir  soruya  dikkat  çekmişsiniz.  Ahiret  inancının  ve  hesaplaşmasının  temelini  teşkil  eden  çok  önemli  bu  sorunuzdan  dolayı  size  teşekkür  ederim.  Biz  sitemizde  bu  konuları  ele  alan  “  Amel  Defterinin  Kayıtları,  Hesap  Gününde  Sorgulama,  Ahiretim  Ne  Olacak “  başlıklı  makalelerimizde  Kur’an  ayetleri  bağlantısında  da  çok  kapsamlı  olarak  açıklamalarda  bulunduk.  Size  de  yönelttiğiniz  soru  çerçevesinde  bu  zeminde  mümkün  olabildiği  kadar  ana  hatlarıyla  yardımcı  olmaya  çalışalım.

Tabii  ki  ispatı  mümkün  olmayan  dilden  dile  dolaşan  rivayetlerin  hiç  birisi  bizi  ilgilendirmemelidir.  Bizim  için  dinimizin,  inancımızın,  amelimizin  yegâne  yönlendiricisi  olarak  gördüğümüz  Kitabımız  Kur'anımızın  bu  konuda  söyledikleri  önemlidir.  Nisa  Sûresinin  85. ayetinde  “  Kim  hayır  ve  iyiliklere  aracı  olmakla  şefaatçi  /  yardımcı  olursa,  bundan  kendisine  bir  pay  vardır.  Kim  de  kötülüğe  delil  olmak  ve  yardım  /  şefaat  etmekle  veya  kötülük  çığırını  açmakla,  yardımda  bulunursa,   ondan  kendisine  bir  günah  payı  vardır.  Allah  her  şeye  güç  yetirendir. “  ifadeleriyle  dünya  yaşamında  iyilikte  veya   kötülükte  yol   göstermek,  örnek  olmak  üzere  çığır  açarak  yardım  edenlerin  ve  öncülerin  amel  defterlerinin  ölümleriyle  beraber  kapanmayacağı,  açık  kalacağı  ve  yaptıklarından  dolayı  da  ama  olumlu,  ya  da  olumsuz  pay  almaya  devam  edecekleri  belirtilmektedir.  Elbette  ki  aslında  normal  olarak  ölümle  beraber  bu  dünyadan  ayrılmış  olan  bir  çok  kimsenin  artık  herhangi  bir  düşünce  üretemeyeceği,  herhangi  bir  amel  / davranış  içerisinde  olamayacağından  dolayı  amel  defteri  kapanır,  kayıtları  sona  erer.  Diye  düşünülebilir.  Ama  Allah’tan  başka  bizler,  sağlığında  kimin   nasıl  bir  amel  içerinde  neler  yaptığını,  amel  defterinin  de  kapanıp  kapanmadığını  kesin  olarak  bilemeyiz.  Birçok  ayette  belirtilenlere  ve  Yüce  Rabbimiz  Allah’ın  sıfatlarına   bakıldığında  da  kesin  böyle  olamayacağı  ve  ölenin  ardından  yapılan  duaların  da,  onların  sağlığında  işlemiş  olduğu  güzel  amellerinden  dolayı  da,  onların  amel  defteri  kayıtlarına  devam  edilebileceği,  sizin  de  dile  getirdiğiniz  İbrahim  Sûresinin  41.  ayetinde  nakledilen  dua  örneğinin  de  ölenin  amel  defterine  ilave  edilebileceği   mümkün  görülebilmektedir. 

Çünkü  ister  günahkâr  olsun (  Günahsız  insan  zaten  yoktur )  ister  dini  bütün  ve  imanlı  birisi  olsun,  ölenler  için,  anne  ve  baba  için,  yakınlar  için  dua  etmeye  başladığı  zaman,   o  kişi  zaten  Allah’a  inandığını  göstermiştir  ve  dua  ile  O’na  yönelmiştir. Mümin  Sûresinin  60. ayetinde  “  Ve  sizin  Rabbiniz  “  Bana  yalvarın,  dua  edin  ki  size  karşılık  vereyim . “  denildiği  gibi  makul  olan  dualar  mutlaka  yerine  ulaşacak  ve  karşılıklandırılacaktır.  Üstelik  de  bazı  ayetlerde  bizden  önceki  Müslüman  kardeşlerimiz,  kendimiz,  ana  ve  babamız  için  nasıl  dua  edebileceğimiz,  Haşr  Sûresinin  10. ayetinde  “  Ve  peygamber  döneminden   sonra   gelen   kimseler, “  Rabbimiz !  bizi  ve  iman  ile  bizi  geçmiş  kardeşlerimizi  bağışla,  kalplerimizde  iman  etmiş  kimseler  için  kin  oluşturma !  Rabbimiz !  şüphesiz  Sen  çok  şefkat  ve  merhamet  gösteren,  çok  esirgeyen,  kolaylık   sağlayansın,   engin  merhamet  sahibisin “  derler. “  ve  bunun  yanı  sıra  İbrahim  Sûresinin  41. ayetinde  de  “  İbrahim,  Rabbimiz !  Hesabın  kurulduğu  günde  benim   için,   anam   babam  için  ve  müminler  için  bağışlamada  bulun. “   demişti. “ ifadelerinde  görüldüğü  gibi  ölenlerimiz,  yakınlarımız,  Ahiret’e  irtihal  etmiş  ana  ve  babamız  için  bizim  yapabileceğimizin,  sadece  bir  dua   etmek  olduğu  bizzat  Rabbimiz   tarafından  gösterilerek  tavsiye  edilmektedir.

Dünya  yaşamı  içerisinde  rüşde  erme  yaşına  ulaştıktan  sonra  bir  kimsenin  Allah’ın  buyrukları  uyarınca  yerine  getirdiği  veya  getirmediği,  yaptığı  veya  yapması  gerektiği  halde  yapmadığı  davranışlarına  amel  denir. Yüce  Rabbimiz  Allah’ın  kişilere  bahşettiği  akıl  ve  irade  ile  seçme  özgürlüğünden  dolayı  her  kişi  Allah  katında  dünyadaki  amelinden  /  iyi  ya  da  kötü  yaptığı  davranışlarından  sorumludur.  Şura  Sûresinin  30. ayetinde  "  Ve  size  musibetten  isabet  eden  şeyler,  işte  kendi  ellerinizle  kazandıklarınız  yüzündendir. "  ifadeleriyle  belirtildiği  gibi,  ama  iyi,  ama  kötü  yaşanılanların  tamamı  da  yapılan  seçimlerin,  atılan  adımların  karşılığıdır.  Allah,  hiç  kimseyi  Cehenneme  gidecek  diye  yaratmaz  ve  kader  olarak  Cehennemi  çizmez.  Baştan  itibaren  doğumundan  başka  insan  için  kader  diye  bir  çizim  yoktur.  Herkes,  mahşer  günü  Allah'ın  huzuruna  kendi  çizdiği  yol  ve  ameli  ile  çıkar.  Cehennemin  kapısını  zulüm  /  Başkalarına  verilen  zarar,  sıkıntı,  eziyet  ve  zalimlik,  küfür  /  Allah’ın  İlâhlığını  ve  Rabliğini  inkâr  etmek,  uyarılarının  aksini  yapmak,  ve  şirk  /  Allah’a  ortak  koşmak,  başka  putları  ilâh  yaparak  tapmak  açar.  Bunlardan  uzak  duranların,  Allah’a  ve  Kitabına  yönelenlerin  ameli  de  Cennetin  kapılarını  aralar. Bu  nedenle  İsra  Sûresinin  13 – 14. ayetlerinde “  Ve  her  insanın  kendi  yaptıklarının  karşılıklarını,  ayrılmayacak  şekilde  boynuna  doladık.  Ve  Biz  kıyamet  günü  açılmış  bulacağı  kitabı  /  amel  defterini  onun  için  çıkarırız.  “  Oku  kendi  kitabını !  Bugün  kendi  zatın,  kendine  karşı  hesap  sorucu  olarak  sana  o  yeter ! “  denilerek  hesap  gününde  insanın  kendi  hayatı  ile  ilgili  bütün  kayıtların  yer  aldığı  kitaptan / Amel  Defterinden   söz  edilmektedir. 

İnsanların  dünyadaki  yaptıklarıyla,  niyet  ve  hedefleriyle,  söylem  ve  düşünceleriyle,  davranışlarıyla,  neden - sonuç  ilişkileriyle   şekillenen  ve  Kur’andaki  ayetlerle  hesap  gününde  doğumundan  ölümüne  kadar  tüm  ayrıntı  ve  incelikleriyle  önlerine  konulan,  ardından  da  Zilzal  Sûresinin  7 – 8. ayetlerinde  “ Artık  her  kim  zerre  miktarı  hayır  işlerse  onu  görecek,  her  kim  de  zerre  miktarı  bir  şer  işlerse  onu  görecektir. “  denilerek  ifade  edilen  kitap,  bazılarında  da  suhuf  sözcükleriyle  belirtilenlerin  tamamı  insanlar  tarafından  “ Amel  Defteri “  olarak  bilinmektedir.  Kaf  Sûresinin  16 - 18. ayetlerinde “  Ve  andolsun  insanı  Biz  oluşturduk.  Nefsinin  kendisine  neler  fısıldadığını  da  biliriz. Ve  Biz  ona  şah  damarından  daha  yakınız. Onun  sağından  ve  solundan  /  her  yanından  yerleşik  iki  tespitçi  onun  her  işini  tespit  edip  dururken,  insan  hiç  bir  söz  söylemez  ki  yanında  hazır  gözetleyen  bulunmasın. “  ifadelerinde  gördüğümüz,  Tekvir  Sûresinin  10. ayetinde  de  “ Amel  defterleri  açılıp  yayınlandığında “  denilerek  belirtildiği  gibi   amel  defteri  hiç  bir  kuşkuya  yer  bırakmayacak  kadar  kesindir,  açıktır  ve  nettir. Hesap  gününde  bu  kayıtlar  açılarak  ilân  edilecek,  her  insan  dünyada  iken  kendi  sesinden  kendi  kulağı  ile  duyacak,  yaptığı  işleri  kendi  organlarından  kendi  gözleri  ile  bir  bilgisayar  tabletinde  görür  gibi  izleyerek  görecektir. 

İstisna  olarak  örneğin  Araf  Sûresinin  38. ayetinde  “ Allah,  şöyle  der ! “  Sizden  önce  gelip  geçmiş  cinn  ve  insan  /  bilmediğiniz,  bildiğiniz  toplulukları  ile  birlikte  ateşe  girin  “  Her  topluluk  arkasından  gidip  sapıklığa  düştüğü  yoldaşına  lanet  eder.  Nihayet  hepsi  orada  toplandığı  zaman,  peşlerinden  gidenler,  kendilerine  öncülük  edenler  için ; “  Ey  Rabbimiz !  şunlar  bizi  saptırdılar,  onlara  bir  kat  daha  ateş  azabı  ver  “  derler.  Allah,  der  ki ;  “ Her  biriniz  için  bir  kat  daha  fazla  azap  vardır. “  Fakat   bilmiyorsunuz. “  ifadelerinde  gördüğümüz  ve  ayetlerden   anlaşılacağı  gibi  Cehennemde,  gerçek  doğru  yoldan  ayrılmış  önderlerle,  onlara  uyan,  kendi  akıllarına  güvenmeyen,  aklını  kullanmayıp  onun,  bunun  Cemaat  imamlarının,  Tarikat  şeyhlerinin  peşinden  gidenlerin,  Allah’a  ortak  koşanların  toplu  olarak  birlikte  azabı  tadacağı  ve  birbirlerini  nasıl  terk  edecekleri  temsili  sahnelerle  bize  ibret  olsun  diye  gözler  önüne  serilmektedir.  Ayette,  cezanın  kat  kat  olması,  işlenen  suçlarla  ilgili  sorumluluklarının  hesap  gününe  kadar  devam  edeceğini,  öncülük  eden  önderlerin  ölmüş  olmasına  rağmen  amel  defterinin  kıyamete  kadar  açık  olacağını  göstermektedir.  Bu  demektir  ki,  yanlış  bir  fikir  akımı  ortaya  atan  veya   yanlış  bir  uygulamayı  başlatan  kişi  ve  toplum,  sadece  kendi  hatasından  dolayı  sorumlu  olmayacak,  bu  yanlıştan  etkilenmeye  devam  edenlerden  dolayı  ortaya  çıkan  kötülüklerden  de  sorumlu  olacaklar  ve  onlardan  da  pay  alacaklardır.  Böylece  daha   sonrakilerin  cezalarıyla  da  cezaları  kat  kat  artmış  olacaktır.  Bu  nedenle  bu  tür  birlikteliğin  içinde  olmasından  dolayı  ölenlerin  amel  defterlerinin  kıyamet  gününe  kadar  kesin  açık  olacağı  anlaşılmaktadır. 

Öte  yandan  yine  Kur'anda  İslam'ı  ayakta  tutmak  ve  korumak  için  mücadele  ederek  Allah  yolunda   ölenler / mücadele  edenler  konusunun  ele  alındığı  Ali  İmran  Sûresinin  169 - 171. ayetlerinde  "  Allah  yolunda  öldürülenleri  de  sakın  ölüler  sanma.  Tam  tersi  onlar  diridirler.  Allah'ın  armağanlarından  verdiği  şeylerle  sevinçli  olarak  Rableri  katında  rızıklanmaktadırlar.  Arkalarından  kendilerine  ulaşmayan  kimselere,  kendileri  için  hiçbir  korku  olmayacağını  ve  üzülmeyeceklerini,  Onlar,  Allah'tan  bir  nimeti,  armağanı  ve  Allah'ın  şüphesiz,  müminlerin  ecrini  kaybetmeyeceğini  müjdelemek  isterler. "  ifadelerindeki  "  onlar  diridirler,  Allah'ın  armağanlarından  rızıklanmaktadırlar  "  mecazi  ifadeleriyle  Ahiret  hayatında  kendilerine  verilecek  nimetlerden,  kazançlardan  söz  edilmektedir.  Aslında  Yüce  Rabbimiz  Allah,  sağlığında  Kur'an  ve  Allah'ın  ayetleri  ile  tanışıp,  Allah'a  yönelmiş  olanlara   birçok  ayette  diriler  dediği  gibi,  Allah  yolunda  mücadele  ederek  ölen,  canlarını  kaybedenleri  de  bu  şekilde  kabul  ederek  onlara  da  diriler /  Allah'ın  yolunda  ve  vahyi  ile  beraber  olanlar  demektedir. Bunun  tersine  de  birçok  ayette  azmış,  aklı  ve  vicdanı  dumura  uğramış,  Allah'ın  ayetlerinden  uzak  kalmış  zalimlere,  Allah'ın  vahyine  duyarsız  kalanlara  da,  aslında  henüz  ölmedikleri,  yaşadıkları  halde  yine  mecazi  olarak  " onlar  ölülerdir "  demektedir. 

 Birçok  ayette  görüldüğü  gibi  “ Amel  Defteri  “  adı  altında  ölümün  ardından  hesap  gününde  kişilerin  önüne  konulacağının  belirtildiği  Kitap’taki  belge  ve  kanıtlar  suçsuz  veya  suçlu  olanların  lehine  veya  aleyhine  öyle  güçlü  ve  muhkemdir  ki  kötü  amel  sahibi,  kendisi  hakkında  hiç  itirazsız  hüküm  verebilir  halde  olduğundan  dolayı,  böylece  ilâhi  adaletin  tartışmasız  olarak  gerçekleşeceği  kanıtlanmış  olmaktadır. Bu  nedenle  de  Haşr  Sûresinin  18. ayetinde  "  Ey  inanmış  olan  kişiler !  Allah'ın  koruması  altına  girin ;  her  kişi  yarın  için  ne  hazırladığına  bir  baksın. "  uyarısı  yapılmaktadır.  Siz  de  sorunuz  esnasında  “  İslamiyeti  doğru  bir  şekilde  yaşamamış  olanlar  için  umutsuzluktan  söz  etmişsiniz  ama,  şu  iyi  bilinmelidir  ki  yaşamakta  olanlar  için  hiç  bir  zaman  umut  tükenmemiştir,  bugün  yanlış  davranışlarda   bulunanların,  yarınlarda  bu  yanlışlardan  arınıp  doğru  yola  kanalize  olamayacağını  hiç  kimse  söyleyemez  ve  bilemez. Yüce  Rabbimiz  Allah  Vakur’dur,  ağır  davranan,  acele  etmeyen  ve  sınırsız  olarak  sabredendir,  Vehhab’dır,  mühlet  veren  hemen   cezalandırmayandır.  Tevvab’dır,  tevbeleri  ve  pişmanlıkları  kabul  eden,  kusurları  örterek  bağışlayandır.  Bu  nedenle  Rabbimiz  de  ne  kadar  günahkâr  olursa  olsun  insanlara  gözünü  kapatıncaya,  bilincini  kaybedinceye  kadar  zaman  tanımaktadır  ve  Nasr  Sûresinin  3. ayetinde “  Hemen  rabbinin  övgüsüyle  birlikte  her  türlü  noksanlıklardan  Kendisini  arındır  ve  O’ndan  bağışlanma  dile.  Şüphesiz  O,  ezelden  beri  tevbeleri  çokça  kabul  eden,  çok  tevbe  fırsatı  verendir. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  Rabbimizin  Tevvab’lığından  dolayı  da  tevbe  edenlerin  günahlarının  bağışlanacağı  ve  kusurlarının  örtüleceği   belirtmektedir.

Kur’anımızı  anlayarak  okuyabilenler  için  de  yaşamı  içerisinde  “ Amel  Defterinin “  varlığının  bilinmesi,  Ahiret  gününe  ve  hesabına   inanılması,  insanın  hayatta  iken  eğitimini  ve  terbiye  edilmesi  boyutunu  oluşturur. İnanan  insan,  düşündüğünün,  dile  getirdiklerinin,  yaptıklarının,  yapacak  olduklarının,  hissettiklerinin  ve  her  şeyin  kayıt  altına  alınacağını  bildiği  için  ister  istemez  temkinli  hareket  eder,  her  an  kendisini  kontrol  eder,  olumsuz  fiillerde  kendisini  frenler,  olumsuz  davranış  ve  sözlerden  uzak  durmaya  çalışır,  attığı  her  adımda  Kur’anımızın  öğütlerini  hatırlar,  kendisine  rehber  edinir.  Kur’anın  doğruları,  Ahiret  gününde  karşınıza  çıkarılacak  Amel  Defterinizin  güzelliklerle  dolu  kayıtları,  Allah'ın  selamı   rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

Yanıtlar

Mustafa K.      15-12-2023  

Zeki bey cevabınız için teşekkür ederim. Gayet tatmin edici oldu. Makalelerinizi sırasıyla okuyorum amel defteri konusunu okurken böyle bir soru aklıma geldi.konular hakkındaki yaklaşımınız açıklamalarınız harika. Allahın rahmeti ve selameti sizinle olsun. Tekrar görüşmek üzere inşallah.

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET