Soru

Hasan Y.   01-05-2018   426
Merhaba.. Benim sorum Allah Bu kadar insani yaratmis Bukadar ölmüs insanin ve ölecek insanlarin nasil bilebiliyor Kimin neler yaptigini?

Yanıtlar

Zeki Çelik.   02-05-2018  

Değerli  Kardeşim !  Size  de  merhaba,  Allah'ın  Selamı  ve  Rahmeti  üzerinize  olsun.

Çok  ilginç  ve  güzel  bir  soru  yöneltmişsiniz. Belki  de  pek  çok  kardeşimizin  kafasında  var  olan  böyle  bir  soruyu  gündeme  getirdiğiniz  için  size  teşekkür  ederim.  Ben  de  Dinimizin  yegane  kaynağı,  Yüce  Kitabımız  Kur'an  öğretileri  içerisinde  sizi  bu  konuda  aydınlatmaya  çalışacağım.  Bunun  için  öncelikle,  Evreni,  devasa  Kainatı,  bu  kainatın  içerisinde  bir  toplu  iğne  başı  kadar  olan  Dünyamızı,  üzerinde  yaşayan  ve  mevcut  olan  canlı  cansız  bütün  varlıklarla  beraber  biz  insanları  da  yaratarak,  bütün  bu  varlıklara  hükmetmek  üzere  halife  kılan  Yüce  Rabbimiz  Allah'ın  büyüklüğünü  ve  çok  azını  da  biz  insanlara  bahşettiği  Hayat,  İlim,  İrade,  Kudret,  Tekvin,  Kelam,  Semi  ve  Basar  olan  Subuti  sıfatları  ile  hatırlamamız  gerekecektir. Bu  sıfatları  ile  Yüce  Rabbimiz  Allah,  ezeli  ve  ebedi  bir  hayatın  sahibidir.  Sonsuz  bir  ilmi  vardır. Her  dilediğini  yapma  iradesi  ve  yaratma  kudret  ve  yetisine  sahiptir.  Harfe  ve  sese  ihtiyaç  duymadan  anlayabilen,  her  şeyi  en  iyi  işitebilen  ve  görebilendir.  Allah,  insanla  birlikte  yaşamın  içerisinde  varlıklar  dünyasındadır.  Kur'anda  Rahman  Suresinin  29.  ayetinde " Her  an  bir  iş  ve  oluş  içerisindedir "  yine  Kaf  Suresinin 16. ayetinde "  Ve  andolsun  insanı  Biz  oluşturduk.  Nefsinin  kendisine  neler  fıssıldadığını  da  biliriz.  Ve  Biz  ona  şah  damarından  daha  yakınız. " denildiği  gibi  Allah  bizim  içimizdedir. Yüce  Rabbimiz  Allah,  Evreni  ve  bütün  yarattıklarını,  yaşamı  ve  ölümü  koyduğu  kurallarla,  kanunlarla,  hükümlerle yönetmekte  ve  çekip  çevirmektedir.  Zerreden  Kürreye  yarattıklarının,  koyduğu  değişmez  kuralların  hepsinde  bir  ölçü,  hesaplama  ve  mükemmel  bir  tasarım  vardır.  Maddenin  en  küçük  parçacığından,  gök  cisimlerinden  yıldızlara,  güneş  sistemlerine,  galaksilere  varıncaya  kadar  bu  düzenleri  ve  dengeyi  sağlayan,  itme,  çekme,  kaldırma,  mıknatıslanma,  uzay  kanunları, Astronomi, Fizik,  Kimya,  Biyoloji,  Radyo  dalgaları,  X  ışınları,  Radyasyon,  Işıma  kanunları  ve  spekturm  özellikleri,  hepsi  Allah'ın  değişmez  hükümleridir, ilkeleridir.  Tümüne  de  Sünnetullah  denir.

Sorunuzda  belirttiğiniz  gibi  tarih  boyunca  milyonlarca,  milyarlarca  insan  dünyaya  gelmiş,  yaşamış,  ölmüş  ve  bugün  de  yeryüzünde  yaklaşık  yedi  milyarın  üzerinde  insan  yaşamaktadır. Kur'anda  Nuh  Suresinin  17. ayetinde  "  Ve  Allah  sizi  yeryüzünde  bir  bitki  olarak  bitirdi. "  aynı  surenin  14.  ayetinde  de  "  O  sizi  aşama  aşama,  tavır  tavır  geliştirdi. "  yine  İnsan  suresinin  1.  ayetinde  de  insanın  değersiz  bir  varlık  halinde  iken  ünsiyet  kazanması  için  ve  evrimleşmesi  için  milyonlarca  yılın  geçtiği  belirtilmektedir. Kur'an  ayetleriyle  paralel  olarak  da,  Bilimsel  kaynaklara  göre  de  Homo  Erektüsler  denilen  ve  iki  ayak  üzerinde  yürüyebilen  insan  türünün  1.8  milyon  yıl  önce  yeryüzünde  var  olmaya  başladığı,  300  bin  yıl  önceden  itibaren  de  Homo  Safiens  denilen  gelişmiş  beyne  sahip  olan,  soyut  düşünebilen,  konuşma  kaabiliyeti  olan  akıllı  insan  türü  yaşamaya  başlamıştır. Kur'anda  Ali  İmran  Suresinin  185. ayetinde  " Her  benliği  olan  ( her  canlı )  varlık  ölümü  tadıcıdır.  Ve  şüphesiz  kıyamet  günü  ecirleriniz  size  eksiksiz  verilecektir. "  denildiği  gibi  yeryüzünde  bu  güne  kadar  yaşamış  olan  fakat  kıyamet  günü  tekrar  hesap  vermek  üzere  diriltilecek  olan  milyarlarca  insanın  hayatı  sona  ermiştir. Ölen  kişi  için  zaman  durmaktadır.  Allah  ise  zamandan  münezzehtir.  Bu  dünyadan  ölerek  ayrılan  kişi  için  ister  yüz  bin,  ister  on  gün  olsun  kendi  ölümü  ile  kıyametin  kopuşu  ve  hesap  vermek  üzere  Allah'ın  huzuruna  çıkışı  arasında  bir fark  olmayacaktır.  Herkes  ölüm  ve  dirilme  arasındaki  zamanı  Kur'anda  Yunus  Suresinin  45. ayetinde "  Ve  insanlar  Allah'ın  onları  toplayacağı  günde  sanki  onlar  gündüzden  bir  saat  kalmışlar  gibi  aralarında  tartışırlar. "  denilerek  belirtildiği  gibi  çok  kısa  bir  süre  olarak  algılayacaklardır.

İnsan,  biri  toprakta  mevcut  olan  maddelerden  üç  boyutlu  beden  ve  diğeri  de  Kuantum ( enerji  paketi )  denilen  ve  boyutsuz  bir  enerjiden  ibaret  olan  ( can )  Ruh  olmak  üzere  iki  varlıktan  yaratılmıştır.  Ruh, öz  benliktir, bilinçtir. Kişinin  hayatının  sununda  ölümle  beraber  Ruh,  bedenden  ayrılır  ve  sadece  Allah  tarafından  bilinen  bir  yerde,  kıyamete  kadar  bilinci  sabitleştirilmiş  bir  şekilde  kabzedilir. Beden  ise  toprakta  kalır,  topraktan  geldiği  gibi  bir  süre  sonra  çürüyereki  parçalanarak,  atom,  molekül,  element  olarak  topraktaki  maddelerin  arasına  karışır. Artık  bu  bedenin  kişinin  yaşamı  ile  bir  ilgisi  kalmamıştır. Her  hangi  bir  bilince  de  sahip  değildir. Ölümle  beraber  bedenin  görevi  sona  ermiştir. Ruh  ise  üzerinde  taşıdığı  kayıtlar  ile  kıyametin  ardından  bilinçli  olarak,  Vakıa  Sursinin  58.  ayetinde "  Ölümü  aranızda  Biz  ayarladık  Biz.  Ve  Biz  sizi  bilmediğiniz  bir  şeyde  inşa  etmemiz  üzerine  engellenebilenler  değiliz. "  denildiği  gibi  belki  de  boyutsuz  bir  enerji,  mikro  cip  şeklinde  tekrar  diriltilerek  hesap  gününde  bütün  olumlu  veya  olumsuz  yönleriyle  Allah'ın  huzurunda  olacaktır.  Zilzal  Suresinin  6 - 8.  ayetlerinde  de  "  O  gün  insanlar  amellerini  görsünler  diye  bölük  bölük  ortaya  çıkacaklar.  Artık  her  kim  zerre  miktarı  bir  hayır  işlerse  onu  görecek,  her  kim  de  zerre  miktarı  bir  şer  işlerse  onu  görecektir. " denildiği  gibi  dünyada  yapılanların  karşılıkları  verilecektir.

Dünya  yaşamında  insanın  her  yaptığı  veya  yapması  gerektiği  halde  yapmadığı  Kamer  Suresinin  52. ayetinde " Ve  onların  işledikleri  her  şey  yazıtlarla  kayıt  altındadır.  Küçüğün  büyüğün  hepsi  satır  satır  yazılmıştır. "  Yine  İsra  Suresinin  13. ayetinde  "  Ve  her  insanın  kendi  yaptıklarının  karşılıklarını  ayrılmayacak  şekilde  boynuna  doladık. " mecazi  anlatımlarıyla  insanın  her  yaptığının  kaydedildiği  belirtilmektedir. Ayetlerle  konu  edilen  bu  kayıtlar  ve  kitap,  insanın  tüm amellerinin  kaydedildiği,  tıpkı  bir  uçağın  kara  kutusu,  bir  bilgi  sayarın  ana  belleği  gibi  insanın  içinde,  südurunda  dürülü  kapalı  durumdadır.  Beynine  yerleştrilmiş  hafıza  ve  bellek  hücreleridir. ( Mikro  biyolojik  ciplerdir )  Bu  da  Kur'anda  Zuhruf  Suresinin  80. ayetinde "  Yoksa  onlar  şüphesiz  Bizim  onların  sırlarını  ve  fısıltılarını  işitmediğimizi  mi  sanıyorlar. Evet  işitiriz.  Yanlarında  bulunan  elçilerimiz  ( melekler ) ( bellek  hücreleri )  de  yazıyorlar. "  ifedeleriyle  belirtilmektedir.  Bugünkü  Bilim,  insan  beyninde  böyle  bir  bölgenin  bulunduğunu  ispat  etmiştir.  Amerikada  Mikro  Biyoloji  uzmanları  bir  maymuna  uyguladıkları  bir  deneyle,  beynine  belli  frekanslarda  enerji  dalgaları  gönderilerek  onu  geçmişte  yaşadığı  bir  olayın  halisinasyonunu  tekrar  yaşatmayı  başarmışlardır.  Kur'anda  Naziat  Suresinin  1- 5.  ayetlerinde  de  ölüm  anında  çok  kısa  bir  anda  kişinin  bütün  yaşadıklarının  bir  sinema  şeridi  gibi  gözünün  önünden  geçeceği  belirtilmektedir.  Bununla  ilgili  olarak  da  bilim  adamları  insanın  ölümü  anında,  beyninde  oluşan  enerji  yoğunlaşmasını  da  tespit  etmişlerdir.  2008  yılında  da  yine  Amerikada  Mikro  Biyoloji  uzmanları,  insanların  üzerindeki  ölüm  genlerinin  var  olduğunu  ve  ölümü  bu  genlerin  gerçekleştirdiğini  de  ortaya  koymuşlardır. Bu  bilgiler  doğrultusunda  devasa  Kainata  hükmeden  Allah'ın,  boyutsuz  tek  bir  noktadan  ibaret  olan  bellek  hücresine,  enerjiden  ibaret  olan  milyarlarca  insanın  belleğini  istediği  bir  yerde  kabzetmesinde,  o  hücrelere  ve  ruhlara  hükmetmesinde  hiç  bir  zorluk  yoktur. Üstelik  de  günümüz  teknolojisinde  mevcut  olan  bilgisayarlar,  akıllı  telefonlarla  dünyanın  öbür  ucundan  görüntü  ve  seslere  Allah'ın  yarattığı  radyo  dalgaları  ve  frekans  kanunlarıyla  bunları  idrak  etmek  çok  da  kolay  olacaktır. Yüce  Rabbimiz  de  Yasin  Suresinin  65.  ayetinde  hesap  gününde  toplayacağı  insanlar  için  "  Bugün  Biz  onların  ağızlarına  mühür  vururuz.  Bize  elleri  konuşur. Ayakları  da  kazandıkları  şeye  şahitlik  eder. "  denilerek  her  şeyin  bilgisayar  ekranında  olduğu  gibi  gösterileceği  belirtilmektedir.  Saygılarımla !  Allah'ın  selamı  üzerinize  olsun.

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et