Soru

Hasan Y.   11-02-2020   159
Slm Zeki Bey ., benim sorum Günah ve Haram arasinda. farklilik varmidir?Tskler

Yanıtlar

Zeki Çelik.   11-02-2020  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Haram  ve  günah  konusunu  gündeme  getirerek,  neredeyse  aslında  Yüce  Kitabımız  Kur’anın   iyiye,  güzele  ve  doğruya  yöneltecek  bütün  öğütlerinin,  emirlerinin,  yapılmasını  veya  yapılmamasını  istediği  davranışların,  bu  konularda  vermek  istediği  mesajlarının,  hedeflerinin  temelini  teşkil  eden  bir  soruyu  yöneltmişsiniz. Bunun  yanı  sıra  Kur’an  tercümeleri  meallerinde  dini  açıdan,  anlam  ve  kapsam  açısından,  kişiden  kişiye  kesinlik  algısına,  mezheplerin  ve  müçtehitlerin  farklı  anlayışlarıyla  ortaya  atılan  ve  fıkıh  ilmi  içerisinde  zanlarla  delil  olarak  sayılan  hadislere  göre  değişebilen,  başvurulan  yöntemlere,  içtihatlara  göre  anlam  kaydırmaları  ile  farklı  kabulleri  ve  algıları  oluşturabilen,  sınıflandırmaları  yapılabilen  ve  hükümleri  değişik  zeminlerde  bir  çok  tartışmayı  beraberinde  getiren  çok  kapsamlı  bir  konuyu  ön  plana  çıkarmışsınız.  Kur’anda  mevcut  olan  6234  ayetin  neredeyse  tamamını  içine  alan,  çok  önemli  ve  dinin,  dindeki  sakınmanın,  Allah’a  yaklaşmanın,  takva  sahibi  olabilmenin  temelini  teşkil  eden  bu  konuya  dikkat  çektiğinizden  dolayı  da  size  teşekkür  ederim. Konunun  bütün  boyutları  ve  ayrıntılarıyla  ele  alınması  elbette  ki  bu  zeminde  mümkün  değildir.  Biz  yine  de   bu  konunun  bazı  yönlerine  ana  hatlarıyla  Kur’an  ayetleri  ışığında  değinmeye  çalışalım.

Haram   Arapça  bir  sözcük  olup,  İslam  Dininin  ayetlerle  belirlenmiş,  uyulması  gereken  kurallarına  aykırı  ve  yasak  olan  eylemlerin,  kesin  ve  bağlayıcı  olan  fiillerin  tamamıdır.  Genellikle  nehy “  Yasaklanan  şey  “  anlamı  kapsamında  ahlak  ve  hukuk  literatüründe  Kur’an  ayetleri  içerisinde  muharrem,  mahzur,  memnu,  seyyie, hurmet  gibi  çeşitli  sözcükler  de  Kur’anda  haram  kavramıyla  eşdeğer  anlamlarda  kullanılır.

Fıkıh  ilmi  içerisinde  Kur’andaki  haramın  şekli  bildirimlerine  göre  sınıflandırmalar  yapılmaktadır.  Bazı  ayetlerin  orijinalindeki  hurmet  sözcüğüyle  örneğin  Nisa  Suresinin  23.  ayetinde  “ Evlenmenin  haram  veya  helal  kılındığı  aile  yakınları “  Maide  Suresinin 3. ayetinde  “  Hangi  hayvanların  yenilip  yenilmeyeceği,  putlara  tapmanın,  falcılığın  haram  kılındığı “  Bazı  ayetlerde  örneğin  Bakara  Suresinin  229. ayetinde  “  Evlilik  akdi  ile  kadınlara  verilen  mehir  ve  hediyelerin  geri  alınmalarının  caiz  ve  helal  olmadığı, “  Bazı  ayetlerde  haram  kılma  anlamını  iptal  edici  bir  delil  bulunmaksızın  mutlak  olarak  gelen  nehiy  sigası  ( yasaklanan  şeylerin  çeşitleri ) ile  örneğin   Enam  Suresinin  151. ayetinde  “  Fakirlik  korkusuyla  çocuklarınızı  öldürülmeyin  “  denildiği  gibi,  başka  ayetlerde  de “  yapmayınız,   yaklaşmayınız  “  şeklindeki  nehy  kalıpları  ile  belirtilmektedir. Herhangi  bir  olumsuz  fiilden  sakınmanın  kesin  ( bir  görev  )  olduğunu  ifade  eden  sakınma  ( içtinap )  lafızları  ile  de  örneğin  Maida  Suresinin  90 – 92. ayetlerinde “  İçki,  kumar,  fal  bakma,  putlara  tapma  gibi  eylemlerin  şeytan  işi  pislikler  olduğu  ve  uzak  durulması  gerektiği  “  ifade  edilmektedir. Maide  Suresinin  38.  Nur  Suresinin  4.  ayetinde  de  örneğin  “  Namuslu  kadınlara  zina  isnadının  yapılmasının  da  “  cezayı  gerektiren  haram  fiillerden  olduğu  belirtilmektedir.

Kehf  Suresinin  26. ayetinde  “ Allah  hükmüne  kimseyi  ortak  etmez. “  denildiği  gibi  ve  Nahl  Suresinin  116.  ayetinde  “  Ve  kendi  dillerinizin  yalan  nitelemesi  ile  Allah’a  yalan  uydurmak  için,  şu  helaldır,  şu  haramdır  demeyin.  Şüphesiz  Allah’a  yalan  uyduran  kimseler  iflah  olmazlar. “  ifadelerinde  belirtildiği  gibi,  peygamber  de  dahil  hiç  kimse  dinde  hüküm  koymaya,  yasak  olan  şeyi  helal  kılmaya,  helal  kılınan  şeyi  de  haram  etmeye,  yasaklamaya  yetkili  değildir.

Günah,  Allah’ın  emir  ve  yasaklarına  aykırı  düşen,  dinen  yasaklanmış  ve  suç  sayılan  davranışların,  fiillerin  karşılığıdır.  Arapça  bir  sözcük  değildir,  Arapçada  ism,  zenb, isyan,  cürm  sözcükleri  ile  de  ifade  edilir. Halk  arasında  günah  ve  Haram  genellikle  aynı  anlamda  kullanılır. Fakat  aslında  haram,  yasaklanmış  ve  belirlenmiş  kurallardır,  günah  ise  haram  olan  fillerin  işlenmesi  ve  onun  sonucunda  da  gerekli  cezanın  kazanılmış  olmasıdır.  Yasaklanmış  fiillerin  bir  sonucudur.  Fıkıh  ilminde  Dinen  konulmuş  kurallara  uyma  sorumluluğu  ve  fiillerin  sonucunda  belirlenmiş  olan  cezalar  açısından  günahlar,  kebair ( büyük  günahlar )  ve  sagir ( küçük  günahlar ) diye  ikiye  ayrılır.

Örneğin,  Nisa  Suresinin  48.  ayetinde  “  Şüphesiz  Allah,  Kendisine  ortak  kabul  edilmesini  asla  bağışlamaz.  Bunun  altındaki  günahları  dilediği  kimseler  için  bağışlar.  Kim  Allah’a  ortak  tanırsa,  şüphesiz  pek  büyük  bir  günah  işlemiştir. “  İfadelerinde  belirtildiği,  Saff  Suresinin  2 – 3. ayetlerinde  “  Ey  iman  etmiş  kimseler !  Yapmayacağınız  şeyleri  niçin  söylüyorsunuz ?  Yapmayacağınız  şeyleri  söylemeniz,  Allah  katında  cezayı  gerektiren  büyük  bir  suç ( günah ) olarak   belirlendi. “  ifadelerinde  belirtildiği,  Enam  Suresinin  21. ayetinde  “  Ve  Allah’a  karşı  yalan  uydurandan  ve  ayetlerini  yalanlayandan  daha  yanlış  davranan,  kendi  zararına  iş  yapan  kim  olabilir.  Hiç  şüphe  yok  ki,  şirk  koşarak  yanlış  davranan,  kurtuluşa  eremez. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi,  Allah’a  ortak  koşmak  olan  şirk,  Allah’ın  ayetlerini  inkar  etmek  olan  kafirlik  ve  gerek  insanları  aldatmak  için  olan  yalanlar,  verilen  sözlerin  yerine  getirilmemesi,  gerekse  de  Allah’a  karşı  olan  yalanlamalar  en  büyük  günahlardandır.

Sagir  ( Küçük  günahlar )  dünyada  ve  ahirette  cezayı  da  azabı  da  gerektirmeyen  ve  mümkün  olduğunca   tekrarından   sakınıldığında  Nisa  Suresinin  31. ayetinde “ Eğer  siz  yasaklandığınız  şeylerin  büyüklerinden  sakınırsanız,  kötülüklerinizi  sizden  örteriz. Ve  sizi  saygın  giriş  yerine  girdiririz. “  ifadelerinde  görüldüğü  gibi  küçük  günahların  bağışlanacağı  bildirilmektedir.  Unutulmamalıdır  ki  ancak  küçük  günahlar  da  sürekli  işlenir  haline  geldiğinde  büyük  günahlara  dönüşür.  Güzel  olan  her  kazanım  olumlu  bir  çabanın  karşılığıdır. Nefse  hoş  gelen  günahlara  girmemek  için,  bir  takım  fedakarlıklara  ve  zorluklara  katlanmak  ve  Allah’ın  ayetlerine  sığınmak  zorunluluğunu  gerektirir.

Günah  ve  isyanda  ısrarcı  olmak  ise,  kişileri  ilimden,  Allah’ın  ayetlerinden  ve  mükafatlarından,  karşılığında  verilecek  helal  rızıklardan,  Allah’ın  bereket  ve  ihsanından  mahrum  kalma  sonuçlarını  doğurabilir. Kişinin  iç  dünyası  kararır,  kalp  paslanır,  taşlaşır,  haya  duygusu  ve  ahlakı  bozulur,  insanlıktan  ve  insanlardan  uzaklaşılır,  toplumdan  soyutlanılır,  yalnız  kalmaya  mahkum,  günahkar  bir  kişilik  oluşur.  Her  günah  bir  başka  günaha  kapı  aralar,  akıl  ve  vicdan  dumura  uğrar,  vücudun  organları  birer  birer  sağlığını  yitirir,  bela,  musibet  ve  sıkıntılar  hiç  eksik  olmaz.

Dinimiz  İslam,  rüşde  ermemiş  olanların  yaptıklarından,  ya  da  insanın  gücünün  yetmediğinden  sorumlu  olmadığını  kabul  eder. Kişinin  yaptığı  olumsuzlukların  günah  cezasına  muhatap  olabilmesi  için,  İsra  Suresinin  9. ayetinde  belirtildiği  gibi,  rüşde  ermiş,  olgunluk  yaşında  ve  akli  dengesinin  de  yerinde  olması  gerekliliği  şarttır. Bundan  dolayı  kişi,  ancak  hür  iradesiyle  yaptıklarından  sorumludur. Dileme,  seçme  ve  irade  kullanma  insanın  kendisine  aittir.  Dinimiz,  insanın  günah  işlemesiyle  sonuna  kadar  günahkar  kalacağını  kabul  etmez.  Şura  Suresinin  25. ayetinde  “  Ve  O,  kullarının  tevbesini  kabul  eder,  kötülüklerden  affeder  ve  sizin  işlemekte  olduğunuz  şeyleri  bilir. “  denildiği,  yine  Nasr  Suresinin  3. ayetinde  “  Hemen  Rabbinin  övgüsüyle  birlikte  her  türlü  noksanlıklardan  arındır  ve  O’ndan  bağışlanma  dile.  Şüphesiz  O,  ezelden  beri  tevbeleri  çokça  kabul  eden,  çok  tevbe  fırsatı  verendir. ( Tevvabtır ) ”  denilerek  ifade  edildiği  gibi  tevbe  etme,  bağışlanma  kapısı  sonuna  kadar  açıktır.  Allah  doğrusunu  en  iyi  bilendir.  Allah,  mümin  olduğunu  söyleyen  bütün  kardeşlerimizin  tevbelerini  kabul   ederek,  günahlarını  affetsin,  bağışlasın  ve  rahmetinden  mahrum  bırakmasın !  Allah’ın  selamı,  rahmeti,  bereketi  ve  Kur’anın  doruları  sizinle  olsun !...

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et