Soru

Hakan K.   27-05-2020   150
Hocam Allahın selamı bereketi sizlerin üzerine olsun beni sorum riba faizle ilgili örneğin bankadan kredi çekerek ev almak araba almak ihtiyaç kredisi çekmek ve kredi kartı kullanmak gibi açıklarsanız çok sevinirim Allaha emanet olun

Yanıtlar

Hakan Kaya.   30-05-2020  
Hocam sorumu cevapladığınız için téşekkür ederim allaha emanet olun
Zeki Çelik.   16-07-2021  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Toplumların,  günümüz  insanlarının  belirli  bir  takım  kişilerin  ve  kurumların  emek  harcamadan,  alın  teri  dökmeden  aşırı  ve  haksız  kazanç  ile  sömürülmesinin  aracı  ve  başının  belası  olan, Kapitalist  ekonomi  ve  Bankacılık  sistemleri  içerisinde  iktisatta  para  arzı,  gelir  ve  fiyatların  adaletsiz  ve  dengesiz  bir  şekilde  toplu  artışı, Faiz  ( Riba ) kredi  kullanma,  kenz ( biriktirme )  infak  ( paylaşmak,  dayanışmak ) konularını  da  içine  alan,  Dinimizin  bakışı  ile  ilgili  çok  kapsamlı  bir  soru  yöneltmişsiniz. Öncelikle  bu  sorunuz  ve  gündeme  getirdiğiniz  ve  zamanımızda  neredeyse  bütün  insanları  çok  derinden  etkileyen  bu  konudan  dolayı  size  teşekkür  ederim.  Elbette  ki  çok  kapsamlı  olan  bu  konuya  ancak  mümkün  olabildiği  ölçüde  özet  olarak  ve  ana  hatlarıyla  yaklaşmaya  çalışacağız.

Kitabımız  Kur’an  bu  konularla  ilgili  pek  çok  ayrıntıyı  ele  almış  ve  gerekli  uyarılarını  yapmıştır. Bu  konularla  ilgili  pek  çok  rivayet  bulunmakta,  ayetlerin  nüzulu  sebepleri  değişik  kişilerce  değişik  olarak  rivayetlendirilmekte,  bir  çok  müfessirin  görüşü  ile  spekülasyonlar  da  yapılmaktadır. Zamanımızda  ise  kimileri  Bankacılık  Sisteminin  temeli  olarak   Ekonomik  Sistemin  koşulları,  kimileri  paranın  ve  malın  değerinin  korunması  demekte,  kimileri  de  üste  konulmuş  emeksiz  fazla  kazanca  ( resmen  riba’ya,  faize ) kâr  payı  deyip  insanları  kandırmaktadır. 

Kitabımızda  ise  Riba  konusu  asıl  mesajları  ile  Bakara  Suresinin  275. ayetinde  “ O  ribayı  yiyen  şu  kişiler,  şeytanın  bir  dokunuşuyla  çarptığı  kişinin  kalkışından  başka  türlü  kalkmazlar.  Bu  şüphesiz  onların  alış  veriş,  riba  gibidir  demeleriyledir.  Oysa  ki  Allah,  alış  verişi  helal  ribayı  haram  kılmıştır.  Kendisine  Rabbinden  bir  öğüt  gelip  de  yaptığından  vazgeçenin  geçmişi  kendisine,  işi   Allah’adır.  Ve  kim  yeniden  dönerse,  işte  onlar  ateşin  dostlarıdır.  Onlar  orada  sürekli  kalacaktır. “  ifadeleriyle  ele  alınmaya  başlanmakta  ve  ardından  bu  konudaki  uyarılar  281. ayete  kadar  devam  etmektedir,  bu  ayet  grubunun  dışında  da  daha  bir  çok  ayetle  gerekli  uyarılar  ve  açıklamalar  yapılmaktadır.

Riba,  emeksiz,  alın  teri  olmadan,  risksiz,  çalışıp  çabalamadan  kolayca  elde  edilen  kazançlardır.  Arapça’da  ise  artma,  çoğalma,  şişme  anlamlarını  taşır. Bu  sözcüğün  karşılığı  Türkçe’de  de  Faiz  anlamına  gelir. Hukuk  terimi  olarak  ise  “ Değiş  tokuş  sözleşmelerinde  taraflardan  birinin  hakkı  kabul  edilen  ve  sözleşme  esnasında  şart  koşulan  “ karşılıksız  fazlalık “  anlamında  kullanılır. Kur’ana  göre  riba,  sadece  parasal  işlemlerdeki  artma  ve  çoğalmaları  değil,  aynı  zamanda  mal  takasındaki  çoğaltma  ve  artma  işlemlerini  de  kapsar.

Riba’nın,  faizin  dinimize  göre  doğru  anlaşılabilmesi  için  yukarıda  değindiğimiz  ayetteki  “ Ribayı  yemek “  ve  “ Şeytanın  çarpması “ kavramlarının  yerinde  ve  doğru  olarak  tahlil  edilmesi  gerekir. Burada  Ribayı  yiyen  kişiler  ifadesiyle  belli  bir  süre  sonra  geri  almak  üzere  verdikleri  paranın  veya  malın  kat  kat  fazlasını  üzerine  koyarak  riba  doğuran  işlemlerle  varlıklarını  arttıran,  çoğaltan,  şişiren  kimseler  ve  kurumlar  ( Bankalar ) kastedilmektedir. Dolayısıyla  bu  kişi  ve  kurumların  elde  ettikleri  bu  fazlalıkların  da  madde  ve  para  olarak  onlara  sağladıkları  imkânlardan  faydalanmaları  anlamına  gelmektedir. Şeytanın  çarptığı  ifadesi  ise,  şeytanın  dürtüleri,  yönlendirmeleri  ile  aklın  örtülerek  kullanılmasının  azaldığı,  normal  durumdan,  hak  yolundan  ayrıldığı  ve  bozulduğu  kimse  ve  kurumlar  kastedilmektedir. Bu  durum  ise  Allah’a  karşı  gelmek,  aşırı  ve  haksız  kazanç  peşinde  koşmak,  bu  kazançları  meşru  olarak  saymak,  bütün  bunların  sonucunda  emek  harcanmadan,  alın  teri  dökmeden  elde  edilen  bol  kazanç  ile  savurganlığa,  israfa,  azgınlığa  yönelerek  yanlış  yolla  aldananlar  demektir. Geçimlerini  faiz  yiyerek ( tefecilik  yaparak )  kazanan  kurum  ve  kişiler  aslında  varlıklarını  şeytanın  kontrolüne  girerek  sürdüren  ve  bu  şekilde  ayakta  kalanlardır.

Ayette  de  dile  getirildiği  gibi  rabbimiz  “  Alışverişi  “  helal  kılmak  suretiyle  tüm  sonuçlarıyla  meşru  olduğunu  ilan  etmekte,  bu  yolla  sağlanan  kârları ( fazlalığı ) ( Riba'yı )  yasak  kapsamı  dışında  tutmaktadır.  Ali  İmran  Suresinin  130.  ayetinde “  Ey  iman  etmiş  kimseler  kat  kat  arttırılmış  olarak  riba’yı  yemeyin. Felah  bulmanız  için  Allah’a  takvalı  davranın. “  Nisa  Suresinin  29.  ayetinde  de  “  Ey  iman  etmiş  kimseler !  Mallarınızı  kendi  aranızda  yaptığınız  ticaret  şekli  hariç  olmak  üzere  aranızda  haksız  yolla  yemeyin. “  ifadeleriyle  ve  daha  birçok  ayetle  yasaklanan  ribadan  uyarılarla  söz  edilmektedir. Çünkü  riba ( faiz ) aslında  insanları  çalışmaktan,  alın  teri  dökmekten  uzaklaştırmakta,  yardımlaşmayı,  dayanışmayı  ortadan  kaldırmakta,  zengini  daha  zengin,  fakiri  daha  fakir  yapmakta,  kulun  şükretmesine,  kazancının  fazlasını  infak  ederek  paylaşmasını,  şükrünü  eda  etmesini  engellemekte,  böylece  Allah’a  karşı  nankör  yapmakta,  toplumların,  emeğin,  alın  terinin  sömürüldüğü  bir  araç  olmaktadır.

Şimdi  gelelim  sizin  ve  toplumumuzda  bir  çok  kişinin  merak  ettiği  gibi,  kredi  almak,  bununla  ihtiyacın  giderilmesi  veya  ev  almak,  araba  almak  gibi  her  hangi  bir  malın  sahibi  olunması,  kredi  kartı  kullanılması  ve  bu  kartla  harcamalar  yapılması,  bugün  ekonomik  sistemin  bir  vazgeçilmezi  haline  gelmiş  olduğu  halde  bu  uygulamalar,   Dinimizin  riba  ile  koymuş  olduğu  yasaklamaların  neresindedir.

Öncelikle  belirtelim  ki  ayetlerden  anlaşıldığı  gibi  ribanın  muhatapları,  öncelikle  para  ve  mal  verip  haksız,  emeksiz  ve  kolayca  para  ve  mal  üzerinden  kazanç  elde  edenler,  ribayı,  faizden  haksız  kazandıklarını  yiyenlerdir.  Kredi  alan,  kredi  kartı  kullanan  ve  bunlarla  ihtiyaçlarını  giderenler  elbette  ki  ribayı  yiyen  ve  bu  esnada  emeği  sömüren,  haksız  kazanç  elde  edenler  değillerdir. Bu  uygulamaların  içerisinde  kendileri   emeksiz  çoğaltma,  başkalarının  emeğini  haksız  yere  kullanma  amacıyla  mal  ve  para  veren  konumunda  olmadıkları  için  doğrudan  doğruya  yukarıdaki  ayetin  uyarılarının  ve  riba’nın  muhatabı  değillerdir. Ama  faiz  yiyicilerine  faiz  veren,  onların  semirmesine  şişmesine  vesile  olanlardır.  Elbette  ki  hiç  kredi  kartı  kullanılmamaya,  kredi  alınmamaya  çalışılması  kişi  için  daha  iyi  olacaktır.  Ama  belli  ki  Bankadan  kredi  kartı  kullanan,  kredi  alan  bir  kimse  belli  ki  bir  ihtiyacını  gidermek  üzere  alıyordur. Fakat  ihtiyacının  ederinden  daha  büyük  bir  geri  ödemeyi  de  yapmak  zorundadır,  kazancından,  emeğinden  ve  alın  terinden  aldığının  faiz  oranıyla  fazlasını  da  Bankaya  ödeyecektir,  kaptıracaktır.  Maalesef  sömürülen,  alın  teri  döken  ve  helal  kazanan  insanların  aleyhine  işleyen  bu  Kapitalist  Ekonomi  Sistemi  bu  günün  koşullarında  da  vazgeçilemez  bir  konuma  gelmiştir. Elbette ki  bu  sisteme  karşı  bireylerin  tek  başına  yapacakları  pek  fazla  bir  şey  yoktur,  parayı,  malı  verip,  tefecilik  yapıp,  aşırı  faiz  ile  kazanç  elde  etmek  peşinde  olmamak  koşuluyla.  Bizim  yapabileceğimiz  şey  ise  mümkün  olduğu  ölçüde  bu  sistemdeki  uygulamaların  dışında  kalmaya  çalışmak  olabilmelidir. Bu  sistemler  ancak  yönetsel  olarak   değişebilir. Kur’an  ise  bu  değişimlerin  sağlanabilmesi  için  bir  çok  ayrıntı  ile  hem  bireysel  hem  de  toplumsal  olarak  izlenecek  yolları  da  göstermektedir,  Riba  koşullarının  ve  uygulamalarının  oluşmaması  için,  salat ( Destekleşmek,  paylaşmak,  yardımlaşmak,  dayanışmak  ve  bu  konudaki  kurumların  oluşturularak  ayakta  tutulması,  hiç  kimsenin  ihtiyaç  sahibi  halinde  bırakılmaması,  ihtiyacının  bu  kurumlar  tarafından  karşılanması )  infak ( İhtiyaçtan  fazlasının  ihtiyacı  olanlarla  paylaşılması,  Allah  yolunda  harcanması )  zekât ( Verginin  eksiksiz  olarak  verilmesi  ve  toplayanların  da  adil  ve  hakça  kullanması ) kenz ( Biriktirme  hastalığından vazgeçilmesi  ve  ihtiyaçtan  fazlasının  toplumla  paylaşılması ) konularında  çok  geniş  açıklamalar  yapılmaktadır. Bu  ayetlerin  hepsine  bu  zeminde  yer  vermemiz  olanak  dışıdır.  Bütün  kardeşlerimiz  fırsat  buldukça  bu  ayetleri  okumalı,  içselleştirmeli,  tefekkür  etmeli,  kendi  önlemlerini  almaya  çalışmalıdırlar.  Allah’ın  selamı  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

Bu Yanıtı Sil 

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et