Soru

salim k.   22-09-2020   137
sorudan ziyade huriayn insana diğer dünyada verilecek ödül değil aksine bu dünyada olaylara daha iyi bakan (gözü iri)objektif değerlendiren insan ile karşılaşmak veya fikirdaş insanlarla karşılaşmak demek tir.syg

Yanıtlar

Zeki Çelik.   23-09-2020  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Sorudan  ziyade  değindiğiniz  ve  bizim  halk  kültürümüzde  yanlış  algılamalar  ile  saptırılmış  olan  Huri  inancına  yönelik  ele  aldığımız  ve  Cennetin  Hurileri  başlıklı  makalemizde  yer  verdiğimiz  ayetlerin  orijinalinde  " hurun  ıynün "  ifadesiyle   yer  alan  sözcükle  ilgili  bu  dünyadaki  yaşamdaki  pozitif  yapıdaki  bir  insan  yaklaşımınız,  temenniniz,  bizim  de  aşağıda  yapacağımız  açıklamalarımız  doğrultusunda  ayetlerin  orijinalinde  verilmek  istenen  asıl  mesajlara  uygun  bir  yaklaşım  elbette  ki  olabilir. Bu  sözcüğü  ele  alarak  düşüncelerinizi  belirtmeniz,  sizin  sorgulayan,  ayetleri  süzerek  ve  dikkatle  okuyan  ve  doğru  mesajlarına  ulaşmaya  çalışan  bir  kardeşimiz  olduğunuz  algısını  yaratmaktadır. Halk  kültüründe  ve  inancında  cennete  girecek  olanlara  verilecek  olan  ve  sadece  erkek  egemen  bir  zihniyetin  arzularını  tatmin  etmeye  yönelik  olan  bu  saptırılmış  kavramlara  dikkat  çekmiş  bulunduğunuzdan  dolayı  size  teşekkür  ederim.

Kur’anımızda  Vakıa  Suresinin  1. ayetinden  başlayarak  57.  ayetine  kadar  yer  alan  paragraflarda  “  El  Vakıa “  sözcüğüyle  olması  kesin  olan  şey  anlamıyla  kıyametin  adlarından  birine  atıf  yapılarak  başlanmakta,  ardından  ahiret  hesaplaşmasıyla  beraber  cennet  veya  cehenneme  girecek  olanların  “  sağın  ashabı “ ( ashabu’l  meymene )  “ solun  ashabı “  ( ashabu’l  meş’eme ) ifade  ayrımlarıyla  karşılaşacakları  iyilikler  veya  kötülükler,  mükafatlar  veya  cezalandırmalar  temsili  sahnelerle  anlatılmaktadır. 15. ayetten  başlayarak  27. ayetler  arasındaki  paragrafta   ise  “  Onlar  yaptıklarına  karşılık  olarak  mücevherlerle  işlenmiş  tahtlar  üzerindedirler.  Karşılıklı  onların  üzerinde  yaslanırlar.  Çevrelerinde  kaynağından  doldurulmuş  testiler,  ibrikler,  kadehler,  beğendiklerinden  meyveler,  canlarının  çektiğinden  kuş  eti  ile  hiç  büyütülmeyen  çocuklar,  saklı  inciler  gibi  iri  gözlüler ( hurun  ıynün ) dolaşırlar. Orada  boş  söz,  saçmalama  ve  günaha  sokan  şeyleri  işitmezler.  Sadece  söz  olarak  selam ! ( sağlık, esenlik,  mutluluk ) “  ifadeleriyle  cennetle  mükafatlandırılacak  olanların  dünya  yaşamına  göre  değişik  olacak  olan  yaşam  koşulları  tasvirle  anlatılmaktadır. O  yaşamın  gerçeklerini  bu  dünya  yaşamına  uygun  olan  aklımızla,  izanımızla,  sezgimizle  kavrayabilmemiz  mümkün  değildir. Çünkü  aynı  Surenin  61.  ayetinde  de  bizim  ahiret  hayatında  diriltileceğimiz  zaman   bambaşka  bir  kozmik  yapıda  boyutlu  veya  boyutsuz  yaratılabileceğimiz  anlatılmaktadır.  Bu  nedenle  ahiret  hayatı  ile  ilgili  olan  konular  bize  hep  sembolik  olarak  ve  Arap  kültüründeki  deyimleri  ile  örnekleri  gösterilmek  suretiyle  ifade  edilmektedir.

Birçok  dil  gibi,  Arapçada  da  sözcüklerin  müzekker ( eril )  ve  müennes ( dişil )  ayrımı  söz  konusudur. Türkçede  ister  kadın  ister  erkek  olsun,  üçüncü  kişiler  sadece  “ o “  zamiri  ile  ifade  edilirken,  Arapçada  ise  üçüncü  şahıs  zamiri  olarak  erkekler  için  “ hüve “,  kadınlar  için  “ hiye “  sözcükleri  kullanılır,  bunun  yanı  sıra  isim,  fiil  ve  edat  cinsinden  tüm  sözcüklerin  yapısında  da  bu  ayrım  görülür, çoğul  sözcüklerin  de  bu  ayrımın  bir  parçası  olarak  dişil  yapıyla  ifade  edilmesi  kuralı  bulunmaktadır. Bu  ayrıntılar  dikkatten  kaçırılarak  bir  çok  ayetteki  yorumlar,  bir  çok  mealde  saptırılarak  kullanılmış  ve  insanlar  yanlış  yönlendirilmişlerdir. Örneğin  Rahman  Suresinin  56.  ayetinde  de “ Oralarda  daha  önce  bildik,  bilmedik,  geçmiş,  gelecek  hiç  kimse  tarafından  dokunulmamış,  el  ve  göz  değmemiş,  bakışlarını  dikenler  vardır. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  oysa  ayetlerdeki  sözcüklerin  kural  gereği  olarak  dişil  yapıda  olmalarından  dolayı, Diyanet  çevirilerinde  dahi  olduğu  gibi  birçok  mealde  dilber  olarak  yanlış  çevrilmiştir.  Halbuki  Arap  dil  kurallarına  göre  onların  gerçekte  de  dişi,  kadın  oldukları  anlamına  gelmemektedir. Söz  konusu  ele  aldığımız  bu  ayetlerde  de  yer  alan  ifadelerin  ne  cinsiyetle,  ne  de  cinsellikle  alakası  yoktur.  Ayetlerde  geçen  “ dokunulmamış  “  sıfatından  Rabbimizin  cennete  girmeye  hak  kazananları  ahirette  kimsenin  bilmediği  yeni  yaratılmış  eşlerle  eşleştireceği  anlaşılmaktadır. Bu  eşlerin  insan  tarafından  bilinmeyen  cinsten  oldukları  söylendiğine  göre  “ dişi “  olarak  nitelendirilmeleri  de  doğru  bir  yaklaşım  olamaz. Yukarıdaki  ayetlerde  parlak  “ iri  gözlüler “  olarak  çevirdiğimiz  sözcükler,  Arapça  orijinalinde “ hur “  ve  “ ıyn “  sözcükleridir. Hur  söcüğü  “  parlak  siyah  göz  demektir.  Yapı  itibariyle  çoğul  olan  bu  sözcük,  hem  eril  yapıdaki  “ haver “  sözcüğünün,  hem  de  dişil  yapıdaki  “ havra “  sözcüğünün  çoğuludur.  Yani  hem  erkeklerin,  hem  de  kadınların  gözlerini  ifade  eder. Iyn  sözcüğü  ise  “  karası  çok  geniş  gözlüler “  anlamındadır.  Bu  sözcük  de  eril  yapıdaki  “ a’yün “  sözcüğünün,  hem  de  dişil  yapıdaki  “ ayna “  sözcüğünün  çoğuludur. Hem  hur  hem  de  ıyn  sözcükleriyle  ifade  edilen  gözler,  Arapların  çok  beğendiği  göz  tipleridir.  Hem  kadının  hem  de  erkeğin  güzelliğini  anlatmak  için  kullanılır.  Bu  iki  sözcük  yukarıdaki  ayette  gördüğümüz  gibi  “  Hurun  ıynün “  olarak  kullanıldığında  ise  “ İri  parlak  geniş  gözlüler “  demek  olur. Bu  nedenle  bir  çok  tefsirde  geçen  ve  sadece  dişilleştirilerek  “ İri  parlak  gözlü  huriler “   ifadesi  yanlış  ve  saptırılmış  inançlar  olur.

Bu  kavramların  geçtiği  ayetler  konu  olarak  ahiret  hayatındaki  yaşanacaklarla  ilgili  olduğu  için,  biz  de  açıklamalarımızı  "  Cennetin  Hurileri "  başlıklı  makalemizde  yanlış  yerleştirilmiş  kavramları  düzeltebilmek  için  konu  ve  anlatımların  geçtiği  ahiret  hayatı  ile  ilgili  tasvirler  ve  Arap  dilindeki  kurallar  ve  deyimler  üzerine  yaptık. Elbetteki  bu  sözcükler  ve  deyimler,  Arap  yaşamında  günlük  hayatlarda  da  kullanılmaktadır. Allah'ın  selamı,  rahmeti,  bereketi  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun !....

salim koçoğlu.   24-09-2020  
çok değerli kardeşim yanıtınız için tşk ederim ali imran 52 deki gibi bu işin yardımcıları olarak bakınız.kitap canlıya canlıyken yapılması gereken kuralları anlatır.islam fikirsel değişim için anlatılır yani eğitim =bilinçli istendik davranış değişikliği.size bir örnek hac kavramının karsısına sempozyum koyun bütün düşünceleriniz değişir baktığınız pencere önemli.size çok tşk ederim sizinle birebir konuşmak isterim.allaha amanet olun.olaylara daha objektif bakan işin iç yüzünü kavrayan fikirdaşlar temenni ederim.
Zeki Çelik.   25-09-2020  

Değerli  Kardeşim !  Allah'ın  selamı,  her  iki  alemde  huzur,  barış,  esenlik  sizinle  olsun !

Kur'anın  İslam'ının  bu  dünyada  yaşayanlar  için  bir  öğüt,  bilinçli  bir  eğitim  ve  olumlu  yöndeki  fikirsel  değişim  olması  gerektiği  görüşünüzü  benimle  paylaştığınız  için  size  teşekkür  ederim.  Belirttiğiniz  gibi  Ali  İmran  Suresinin  152.  ayetinde  de  içinde  yer  aldığı  paragraf  bütünlüğü  içerisinde  yeni  Müslüman  olanların  Uhut  mücadelesinde  yaşanan  hezimetin  nedenleri  açıklanırken,  bu  dünya  insanlarına  da  girecekleri  her  mücadelede  her  şeyi  Allah'a  havale  etmekten  ziyade  zaafa  düşmek,  emre,  yapılması  gerekene  aykırı  davranmak  ve  dünya  malı  peşinde  aşırılığa  kaçmak  gibi  yanlış  adımların  kendilerini  başarasız  kılacağı  mesajları  verilmektedir.  Yine  örneklediğiniz  Hacc  konusunda  da  sempozyum  kabulünüze  yürekten  katılıyoruz,  bu  görüşünüzün  altına  imzamızı  da  tereddütsüz  koyarız. " Hacc  Nedir  Ve  Hacı  Olmak "  başlıklı  makalemizi  okudunuz  mu ?  bilmiyorum !  Biz  de  gerek  bu  makalemizde,  gerekse  sitemizde  yer  verdiğimiz  bütün  yazılarımızda  zaten  insanlarımızı  bu  dünyada  inandıkları  ve  yaşadıkları  yanlışlardan  arındırarak  doğruya  yöneltme  ve  doğru  algılanmış  Kur'anın  ve  ayetlerinin,  yaşayanların  hayatının  içerisinde  rehber  olması  gerektiği  ana  teması  üzerinde  oluşturmaya  çalışmaktayız. Elbette  ki  biz  de  sizin  gibi  Kur'ana  objektif  aydın  fikir  ve  doğru  algılarla  bakabilen  kardeşlerimizle  beraber  paylaşımlar  içerisinde  olmak  isteriz. Allah'ın  selamı  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun,  bizden  de  size  saygılar !..

Zeki Çelik.   25-09-2020  

Değerli  Kardeşim !  Sizin  örnek  gösterdiğiniz  İsa  Peygamber'in  Havarilerle  diyaloğu  ile  bu  dünya  yaşamında  önce  Resulullah'a  ve  zımnen  de  bize  verilen  güvence  ile  bizim  de  Allah  yolunda  yapacağımız  işlerin  olabileceğine  atıf  yapılan  Ali  İmran  Suresinin  52. ayetini  ben  152.  ayet  olarak  yanlış  görmüşüm.  Özür  dilerim.

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et