Slm Zeki Bey bem kiyamet ile sorularim olacakti Nehlm 87 ve Zümer 68. surelerinde Allahin diledikleri haric olmak üzere geciyor , bundan kimler bahsediliyo r, herkes icin gecerli degilmi acabar? 2. sorum Sura 1. üflemede tamamen ölümün gerceklesmesi 2. Sura üflenmesinde ise kabirlerden cikilmasi anlatiliyor peki mezari olmayan kisiler örnegin ( ölümünde cesedinin yakilmasini isteyenler kisiler veya patlamayla yok olan kisiler) onlar nasil cikacaklar kabirden onlar icinde gecerlimi mahserde toplanmak. Saygilarimla Hasan Yilmaz
Zeki Çelik.
17-07-2021
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun !
Dünyanın geldiği bu günkü yaşamında insanoğlu kendi yaşam mücadelesinden ve gününü kurtarma telaşından dolayı artık pek çok şeyi umursamaz, manevi olarak yarınını ve hayatının sonunu düşünmez olmuştur. İletişim kanallarının ve araçlarının dayanılmaz baskısı ile zaten uyuşmuş olan insan, aklını kullanamaz hale gelmiş, adeta yaşayan ölüler gibi olmuştur. Fakat insanların çoğunlukla ister istemez içinde bulundukları bu umursamazlığına karşın, Kur’an ayetleri de ısrarla yaşayanlar için hesap verme gününün, kıyametin yaklaştığını dile getirmektedir. Çünkü elçilerin sonuncusu olan Muhammed ( a.s. ) ve O’na indirilen son Kitap olan Kur’an ile beraber artık insanoğlu, dünyanın son dönemini yaşamaktadır. Bu dönem içinde de insanoğlunun ömür dediği de ortalama 70 veya 80 yıldır. Enbiya Suresinin 1 – 3. ayetinde “ İnsanlar için hesapları yaklaştı. Onlar ise aldırmazlık ( gaflet ) içinde, mesafeli duran kimselerdir. Rablerinden kendilerine gelen her yeni öğüdü, ancak oyun yaparak ve kalpleri eğlenerek dinlerler. “ denildiği gibi eninde sonunda ölüm, herkesin kapısını çalacaktır. Ya da belki de çok kısa zamanda kıyametin kopuşuna bizzat biz tanık olacağız. Yarınımızdan hiç birimiz emin olamayız. Buna rağmen toplumumuzda çoğunlukla Kur’an anlamak için okunmadığından, elbette ki bu konudaki Rabbimizin uyarılarından haberi olmayanlar, umursamazlıklarını daha da derinden sürdürmektedirler.
Ayette aldırmazlık içinde olan insanlara, hesapları yaklaştı denilirken, ölümün ve kıyametin yaklaştığı hatırlatılmaktadır. Çünkü hesap ölümle ve hemen karşı karşıya gelinecek kıyamet ile başlayacaktır. Ölen kişi için zaman durmaktadır. Allah ise zamandan münezzehtir. Bu dünyadan ölerek ayrılan kişi için, ister on bin yıl olsun, ister on gün olsun, kendi ölümü ile kıyametin kopuşu arasında hiç bir fark yoktur. Nitekim Yunus Suresinin 45. ayetinde “ Ve insanlar Allah’ın onları toplayacağı günde, sanki onlar gündüzden bir saat kalmışlar gibi aralarında tartışırlar. “ ifadelerinde gördüğümüz gibi kıyametten sonraki haşr ( toplanma ) esnasında herkesin ölüm ile dirilme arasındaki zamanı çok kısa bir süre olarak algılayacağı bildirilmektedir. Ayetlerde de görülüyorlar ki ölümün yaklaşması ile kıyametin yaklaşması, insanlar için farklı farklı şeyler değildir. Bu nedenledir ki, Rabbimiz insanları hem kıyamet, hem de ölüm ile uyarmakta, birçok ayetle de hesap günü için önceden gereken hazırlıkları yapmaları öğüdünü vermektedir.
Değerli Kardeşim ! Araştıran, sorgulayan bir kardeşimiz olarak bildiğimiz siz de aslında insanların bu dünyadaki hayatından daha da değerli olarak görülmesi gereken ve ebedi sürdürecekleri ahiret hayatının ilk basamağı olan kıyamet sahnelerini hatırlatan çok önemli ayrıntılara dikkat çekmişsiniz. Sizi tebrik ediyor ve birçok okuyucunun da bilgilenebileceği bu ayrıntılara dikkat çektiğiniz bu sorulardan dolayı da teşekkür ediyoruz. Yasin Suresinin 49. ayetinde “ Onlar sadece birbiriyle çekişip dururlarken, kendilerini yakalayıverecek bir tek çığlıkla karşı karşıya kalacaklardır. İşte o zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine yakınlarına da dönemezler. “ ifadeleriyle Kur’anın bize bildirdiğine göre kıyamet, “ sayhah “ ( korkunç bir gürültü, uğultu ) ile başlayacak olan iki aşamalı tek bir gündür. Birinci aşamada Evrenin yok olması, ( yok oluş ) Yasin Suresinin 51. ayetinde de “ Ve Sur’a üflenmiştir. Bir de bakmışsın ki onlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar. “ ifadeleriyle de ikinci aşamada ise yeniden dirilme ( ayağa kalkış ) ve Allah’ın huzurunda hesap vermek üzere bütün insanların toplanmasıdır. ( Haşr olmasıdır. )
Kıyamet gününün iki aşaması birçok ayette ve sizin dikkat çektiğiniz gibi Zümer Suresinin 68. ayetinde de “ Ve Sur’a üflenmiştir de Allah’ın dilediği hariç, göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılıvermiştir. Sonra ona başka bir daha üflenmiştir de onlar kalkmışlar, karşıda bakıp duruyorlar. “ ifadeleriyle belirtildiği gibi “ Sûra üfleme “ ifadeleriyle anlatılmaktadır. Ayette yer alan ve sizin sorularınızın da bir ayrıntısını oluşturan “ Allah’ın dilediği hariç “ ifadesi, yaratmanın, oluşturmanın, yok etmenin ve bütün olaylardaki kontrolün tamamen Allah’ta olduğunu gösteren, meşieti, iradesi ile ilgili bir ifadedir. Bu ifade daha birçok ayette de yer almaktadır.
Sûr’un üflenmesi ifadesi, eski devirlerden bu yana ilkel topluluklardan da başlayarak gelen ve var olan uygulamaya yapılan bir atıf ve benzetmedir. Toplanmayı, bir araya gelmeyi veya herhangi bir tehlikeyi haber vermek için genellikle büyük baş hayvan boynuzundan yapılma bir borunun üflenerek etkili bir sesin çıkarılarak yapıldığı bir duyurudur. Kıyamet günü de sanki bir içtima ( toplanma ) borusunun veya bugünkü gibi bir sirenin çalınacağını, ya da bir hakemin oyunu bitirdiği düdüğü gibi çağrışımları belirtmektedir. Sizin örnek olarak yer verdiğiniz Neml Suresinin 87 – 88. ayetlerinde de “ Ve sûra üflendiği gün, artık Allah’ın diledikleri hariç olmak üzere göklerde ve yerde kimler varsa hepsi dehşete kapılırlar. Ve hepsi değerlerini yitirmiş olarak Allah’a gelirler. Ve sen dağları görürsün, sen onları donuk, durgun sanırsın, oysa onlar her şeyi sapa sağlam yapan Allah’ın yapımı olarak bulutun yürümesi gibi yürümektedirler.” İfadelerinde gördüğümüz gibi inkârcılar, yalancılar, Allah’a ortak koşan müşrikler ahirete ait ürkütücü sahnelerle uyarılmakta, Evrenin mevcut düzeninin mutlaka bozulacağı, herkesin hor ve hakir olarak Allah’ın huzuruna varacağı, birçok nimetle donatılmış, peygamberler gönderilmiş ve kitap indirilmiş olanların davranışlarının görmezlikten gelinmeyeceği bildirilmektedir. Sur’a birinci üflenme ile her şeyin tarumar olması ve tamamen ölümün gerçekleşmesinin hemen ardından ikinci kez Sur’a üflenmesi ile bütün ölmüş olanlar, diriliş ile ( Ayağa kalkma ), kabirlerden çıkma ile kıyametin ikinci aşaması başlayacak, mahşer alanında toplanma ( haşr ) ile hesap verme, yüce divanda sorgulama, adalet terazisinin kurulması, günah ve sevapların tartılması başlayacak.
İnsan, biri madde olan beden ve diğeri de kuantum ( enerji paketleri ) denilen ve bir enerjiden ibaret olan ruh, olmak üzere iki varlıktan oluşmaktadır. Ruh, öz benliktir, bilinçtir. Kişinin hayatının sonunda ölümle beraber, ruh bedenden ayrılır. Beden, kabre gömülürse toprakta, yakılıp külü savrulursa çevrede, boğulursa denizin altında moleküllerine parçalanarak dünya üzerinde kalır, topraktan geldiği gibi, bir süre sonra çürüyerek yeryüzündeki diğer maddelerin molekülleri arasına karışır. Nerede kalırsa kalsın artık bu bedenin kişinin yaşamı ile, ebedi ahiret hayatı ile bir bağlantısı kalmamıştır. Her hangi bir bilince de sahip değildir. Bedenin görevi ölüm ile sona ermiştir. Rum Suresinin 52. ayetinde de Rabbimiz peygamberimize ; “ Şüphesiz sen ölülere işittiremezsin “ diyerek, ölü bedenin artık dünya ile ilişkisinin bittiğini anlatmaktadır. Kıyamete kadar bizim bilemediğimiz ve ölümle beraber Allah’ın emanetinde kabzedilmiş olan ruh ise kıyametin ardından bilinçli olarak tekrar diriltilip, hesap günündeki sorgulamadan sonra iyi ya da kötü bir şekilde ebedi hayatına, Ahiret hayatına devam edecektir. Kur’an ayetlerinde ise kabirlerden çıkış ifadeleri ve kullanılan deyimler, genellikle ve bizim çoğunlukla tanık olduğumuz, ölenin kabre gömülmesinden dolayı kinaye olarak belirtilen ifadelerdir. Üstelik de yukarıda yer verdiğimiz Zümer Suresinin 68. ayetinde yer alan “ Göklerde kim var, yerde kim varsa “ ifadesiyle de yeryüzünde havada, karada ve her yerde, nerede olursa olsun denilerek bütün ölmüş insanlara atıf yapılmaktadır. Dolayısıyla Kıyamet esnasında Sûra üflenmesiyle aslında artık insan ile herhangi bir bağı kalmamış olan yeryüzündeki çürümüş maddelere değil, Rabbimiz bizzat kabzettiği insanın kapatılmış bir bilgisayar disketi gibi olarak bekleyen bütün kayıtların içinde bulunduğu özbenliğine, ruhuna duyurmayı yapacak, diriltecek ve huzurunda bizim tahmin edemeyeceğimiz bambaşka bir kozmik yapı ile toplayacaktır. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !...