Soru

Arda Han A.   22-07-2021   28
Selamlar hocam.Allahın selamı,rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.Salat konusunda siz ve Hakkı Yılmaz gerekli açıklamayı yapmıştı.Ama internette Hakkı Yılmaza bu konuda çok eleştiri yapılıyor ve çok farklı şeylerle karşılaşıyorum.Salat kelimesinin köküyle ilgili alevli bir tartışma var ve salat kelimesinin kökü olduğu iddia edilen çok fazla kelime gördüm.Salat kelimesinin eğilmek,bükülmek anlamında olan şalla gibi bir kelimeden geldiğini iddia eden var.Aramiceden Süryaniceden geçen kelimelerden geldiğini söyleyen var.Slutho diye bir ibadetten geldi diyen de var.Ayrıca islamiyet öncesi arap şiirlerinde salata dua dendiğini gördüm.Ve birçok kaynakta yine salata dua,rahmet vb şeyler diyorlardı.Bu konuyu anlatırmısınız?

Yanıtlar

Zeki Çelik.   25-07-2021  

Değerli  Kardeşim !  Allah'ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Açıklamalarınızda  çok  değişik  anlamlarda,  çok  değişik  kültür  ve  toplumlarda  kabul  edilen  karşılıklarıyla  ve  yöneltilen  eleştirilerin  de  bulunduğuna  dikkat  çektiğiniz,  Kur'anımızda  12  si  fiil,  diğerleri  isim  ve  çoğulu  da  salavat  olan,  99  ayette  yer  alan  Salat  sözcüğünün  dayandığı  kök  ve  karşılığında  çıkan  anlamlarla  ve  kabullerle  ilgili  olarak  aslında  yüzyıllardır  yapılan  tartışmalar  sürmekte  ve  farklı  yaklaşımlar  ve  kabullerle  de  ortak  bir  görüşe  varılamamaktadır. İnternette  Hakkı  Yılmaz'a  yapılan  eleştirilerin,  onun  katında  hiç  bir  değeri ve  önemi  yoktur. Eleştiriyi  yapanların  tamamen  Kur'anın  ve  Arap  dil  kurallarının  dışında  kalarak  gerek  Aramiden,  gerek  se  Süryaniden  gelen  kök  iddialarının  aslı,  astarı  ve  temel  dayanakları  yoktur. Salat  sözcüğünün  dayandığı  kökün  yapı  itibariyle  saly  ve  salv  sözcükleri  olması  ihtimali,  birçok  müfessir  tarafından  mümkün  olarak  görülmekte,  toplumların  ve  etkileşim  halinde  bulunan  kültürlerin  dil  bilgisi  kurallarına  göre  son  harfleri  olan  " y "  ve  " v "  harflerinin  " harfi  illet "  olması  nedeniyle  " nakıs " kabul  edilerek  başka  harflere  dönüştürülüp  türeyen  yeni  yapılarla  bu  sözcüklerin  hangi  kökten  türeyerek  geldiğinin  konusu  kesin  ve  ciddi  olarak  tespit  edilemeden  hükümler  verilmiş  olmasından  dolayı  maalesef  ortaya  çok  değişik  anlamlar  ve  kabuller  çıkabilmektedir.

Bu  farklı  kabullerin  ve  anlamların  ortadan  kaldırılabilmesi  ve  Kur'anın  gerçek  mesajının  da  ortaya  konulabilmesi  için  Peygamberimizin  muhatap  olduğu  Arap  toplumunun  kullandığı  anlamlara  ve  dil  kurallarına  müracaat  edilmesi  önem  kazanmaktadır. Buna  göre  türetilmiş  ve  ortaya  çıkmış  olan  sözcüklerin   ihtimal  dahilinde  olan  " saly "  ve  " salv "  köklerinin  karşılıklarının  gerçekte  ne  olduğuna  ayrı  ayrı  bakmak  gerekmektedir.

Saly,  sıla  ;  Sözcüğü,  pişirmek,  ateşe  atmak,  yakmak,  ateşe  girmek,  yaslamak  anlamlarını  taşımaktadır. Hakka  Suresinin  31. ayetinde  de  " sallâhû "  sözcüğüyle  cehenneme ( cahime )  sallayın  ifadesiyle  yer  almaktadır.  Yine  bu  kök  ve  anlamından  türemiş  olarak  Kur'anda  değişik  ayetlerde  " islavha,  yesla,  seüslihi "  gibi  farklı  kalıplar  halinde  yine  bu  anlamlarda  yer  almakta  özellikle  "  musallin " sözcüğü  ile  de  destek  veren  anlamında  değil,  bilakis  "  hayvanın  sırtına  yaslanan "  anlamında  kullanılmaktadır. ( Lisanul  Arab  5 / 387, Tacül  Arab  19 / 606 ) Üstelik  saly  kökü  Türkçede  de  "  sallamak,  yaslamak "  sözcüklerinin  de  köküdür. Birçok  ayette  yer  alan  salat  kavramı  ile  ilgili  geçen  anlamları  gibi,  örneğin  Kevser  Suresinde  yer  alan  "  Salli  "  sözcüğünün  de  bu  kökten  ve  anlamdan  geldiğini  ayetin  gerçek  mesajı  ve  cümle  bütünlüğü  açısından  kabul  etmek  mümkün  değildir.  Bunlardan  dolayı  ana  konumuz  olan  " salat "  sözcüğünün  kökünün  " saly "  olduğunu  kabul  etmek  ve  bu  kökten  gelen  sözcük  anlamlarıyla  anlamlandırmak  doğru  bir  yaklaşım  olmaz.

Salv ;  sözcüğü  isim  olarak  "  uyluk,  sırt "  demektir.  İnsanın  ve  dört  ayaklı  hayvanların  "  sırtı,  kalça  ile  diz  arası "  anlamına  gelir  denilmektedir. ( Tacül  Arab  19 / 606 )  Bu  anlam  ekseninde  fiil  olarak  kullanıldığında  bu  sözcük  "  uyluklamak,  sırtlamak " anlamına  gelir,  bu  durumda  uyluğun ( bacağın,  diz  ile  kalça  arasındaki  bölümünün )  yatay  duruma  getirilerek  bir  yükün  altına  uzatılması  şeklinde  bir  hareket  olur. Böylece  yüke  destek  verme  anlamı  ortaya  çıkar. Bunlardan  dolayı  bize  göre  de  salv  kökünden  geldiğini  kabul  etmek  zorunda  olduğumuz  salat  sözcüğü  destek  olmak  kavramı  etrafında  anlamlar  kazanmaktadır. Bu  sözcüğün  salv  kökünden  türemiş  aslı  salvet  olup,  dil  kurallarına  göre  de  salat  şekline  dönüşmüştür. Sözcüğün  çoğulu  olan salavat  sözcüğünde  de  kökünün  " v "  harfi de  tamamen  ortaya  çıkmaktadır. Kıyamet  Suresinin  31 - 32.  ayetlerindeki  ifadelerle  de  kesinliği  kanıtlanmaktadır. Biz  de  sitemizdeki  " Kur'anda  Salat  Namaz  mıdır ?  "  başlıklı  makalemizde  bu  sözcükle  ilgili  pek  çok  ayrıntıyı  açıkladık. Daha  geniş  bilgileri  orada  inceleyebilirsiniz.  Allah'ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun !.

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et