Soru

Arda Han A.   19-09-2021   15
Selamlar hocam.Laiklik Kurana uygun mudur ?Bu konuda kafama takılan bazı saçma noktalar var da.Mesela dinin Allah ile kul arasında olduğu doğru ama bu din gerçek hayata devletin yönetimine girmeszse ne anlamı kalacak ki?Ayrıca kuranda zinanın,hırsızın cezası gibi devletin işleri konusunda hüküm yok mu?

Yanıtlar

Zeki Çelik.   20-09-2021  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Laiklik,  Din  ve  Devlet  işleri  başlıkları  altında  her  biri  ciltlerle  kitap  oluşturacak  konularda  çok  geniş  kapsamlı  sorular  oluşturmuşsunuz.  Elbette ki  bütün  ayrıntılarıyla  bu  konulara  bu  zeminde  yer  vermemiz  mümkün  değildir.  Yine  de  çok  kısa  ve  özet  olarak  bu  konulara  değinmeye  çalışalım.

Öncelikle  ve  kesin  olarak  belirtelim  ki  Laiklik  dinsizlik  ve  din  karşıtı  olmak  değildir.  Bir  kimse  hem  dinine,  ama  gerçek  Kur’anın  Hakk  Dinine  bağlı  dindar,  hem  de  laik  bir  insan  olabilir.  Kur’anda  da  Bakara  Suresinin  256.  ayetinde  “ Dinde  zorlamak,  tiksindirmek  yoktur. “  yine  Kehf  Suresinin  29.  ayetinde  “ Dileyen  iman  etsin,  dileyen  bilerek  reddetsin. “  ifadeleriyle  kesinlikle  Laikliğe  yer  verilmekte,  seçim  ve  inanç  açısından  insanlar  özgür  bırakılmaktadır. Gaşiye  Suresinin  22. ayetinde  de  “  Sen  onların  üzerinde  bir  zorba  değilsin “   denildiği  gibi  fitne  olmadığı  sürece  Müslüman  olmayana,  inanmayana  zor  kullanılmamalıdır,  Müslüman  kendi  dinini,  Müslüman  olmayan  da  kendi  inancını,  düzenini  yaşamalıdır.  Kimse  bir  diğerininkine  karışmamalıdır. Müslüman  da  Kur’anın  İslam’ının  ilkelerinin  tamamını  kabullenmeli,  bilmeli,  saf  ve  Allah’tan  geldiği  gibi  temiz  ve  katkısız  olan,  değiştirilmemiş  dinine  sahip  çıkmalı,  içine  yapay  ve  saptırılmış  ilkeler  karıştırılmamalıdır. Kur’anın  Hakk  Dininin  herhangi  bir  ilkesinin  yerine  saptırılmış  ve  sonradan  ilave  edilmiş  yapay  dinlerden  bir  ilkenin  benimsenmesi,  sokulması,  Bakara  Suresinin  85. ayetinde “ Peki  siz  Kitabın  bir  bölümüne  inanıp  da  bir  bölümüne  inanmıyor  musunuz ?  Şu  halde  içinizden  böyle  yapanların  alacağı  karşılık  dünya  hayatında  bir  rüsvalıktan  başka  nedir ? “  ifadeleriyle  belirtildiği  gibi  kâfirliktir.

Kitabımızda  Kur’anın  Hakk  Dininde  birçok  ayette  de  Allah  tarafından  belirlenmiş,  siyasi,  iktisadi,  hukuki  temel  ilkeler  bulunmakta,  devlet  işlerindeki  yönetimin  esaslarına,  Şura  Suresinin  36 – 39. ayetlerinde  ve  Ali  İmran  Suresinin  159. ayetinde  değinilerek  Şura  ile  danışmanın  önemine  dikkat  çekilmekte,  toplumu  ilgilendiren  bütün  işlerin  toplumda  danışma  ile  yürütülmesi  gerektiği  kuralı  ayetlerle  ortaya  konulmaktadır. Hak,  hukuk  ve  adaletten  ayrılmamaları,  ehil  ve  yetkin  olmaları   konusunda  Ali  İmran  28, 118,  Nisa  144,  Mücadele  14,  Mümtehine  1 -3, 7 – 9, 13,  Maide  51,  ayetleriyle  yöneticiler  için  çok  çetin  uyarılara  yer  verilerek  yol  gösterilmektedir.

Kur’anın  İslam’ında  yönetim  için  seçilmişler,  yöneticiler,  küçüğünden  en  büyüğüne  kadar  topluma  hizmet  ederek  Allah’a  kulluk  yapan  memurlardır.  Herhangi  bir  kutsiyetleri  yoktur.  Hepsi  de  hem  Allah’a  karşı,  hem  de  topluma  karşı  sorumludurlar.  Her  zaman  hesap  verirler  ve  gözetimle  denetim  altında  tutulurlar. Haktan  hukuktan,  adaletten  saptıkları  anda  görevlerine  devam  ettirilmez  ve  değiştirilirler.

Aslında  Kur’anın  Hakk  Dini  ve  hükümleri,  Müslümanım  diyen  insanların  ve  toplumların  bütün  hayatına  girmelidir,  hayatın  her  alanında  da  olmalıdır. Eğer  gerçekten  Kur’anın  Hakk  Dini  ve  hükümleri,  bindört  yüz  yıldır  Müslümanların  hayatının  her  alanına  bugüne  kadar  girebilmiş  olsaydı,  toplumların  yaşamında  ortada  ne  suç,  ne  de  ceza,  ne  insanlar  arasındaki  mutsuzluklar,  ne  geri  kalmışlıklar,  ne  de   işsizlik,  açlık,  sefalet,  kavga,  dövüş,  cinayet,  gasp,  şiddet  ve  gözyaşı  olmazdı. Fakat  bugün  maalesef  toplumuzda  din  diye  öğretilen  ve  uygulanan  şeylerin  birçoğu  saptırılmış,  değiştirilmiş,  yozlaştırılmış,  anlamsızlaştırılmış  şeylerdir,  ritüellerdir. İnsanlarımıza  Kur’anın  anlaşılarak  okunması  önerilmediği  ve  Kur’an  anlaşılmak  üzere  okunmadığı  için  gerçek  Hakk  Dinin  ve  hükümlerinin  ne  olduğu  büyük  ölçüde  bilinememekte,  insanlar  içinde  bulundukları  inanç  sistemi  ve  ritüellerini  sorgulayamamaktadırlar. Yukarıda  değindiğimiz  Bakara  Suresinin  85.  ayetinin  uyarılarının  aksine  toplumumuzda  bugün  Kur’anın  Hakk  Dininin  dışında  bambaşka  dinler  yaşanmaktadır. Eğer  Allah’la  aldatmacalarla  İslami  Devlet  düzeni  denilerek  Kur’anın  dışındaki  bu  din  anlayışları  şeriat  adı  altında  yanlış  inançlarla  ve  saptırmalarla  devletin  yönetimine  egemen  olarak  geçirilecek  olursa,  bugünkünden  daha  vahim  yaşam  koşulları  ve  kaos,  toplumun  hayatında  egemen  olmaya  başlar.  Afganistan’daki  Taliban,  İşid  gibi  Kur’anın  onaylamadığı  radikal  inançların  güdümüne  girilir. Bu  nedenle  Müslüman  olduğunu  söyleyen  insanlar  ve  toplumlar,  önce  Kur’anımızı  doğru  öğrenmeye  ve  anlamaya  çalışacaklar,  din  diye  içine  sokulmuş  olan  yanlışlardan,  küfürlerden  Allah’ın  Hakk  Dinini  arındırmaya  çalışacaklardır.  Allah’ın  selamı  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et