Hocam Tövbe niçin ne zaman ve nasıl yapılır ? Sayılarla tespih çekilerek yapılan tövbeler geçerli midir ?
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Arapça harfler kalıbında ö harfi bulunmaz, dolayısıyla tövbe sözcüğü Türkçedir ve Kur'anda bu şekliyle de geçmez. Bunun yerine Kur’anda değişik kalıplarda Tevbe sözcüğü birçok ayette geçtiği gibi Tevbe Sûresi de bulunmaktadır. Tevbe kavramı İslam dininde çok önemli yeri olan bir kavramdır. Ama buna rağmen maalesef zaman içerisinde birçok kavramda olduğu gibi bu kavramın da anlamı saptırılmış ve içi boşaltılarak sadece sözde kalan bir ritüel yapısına dönüştürülmüştür. Müslümanlar çoğunlukla günlük hayatlarında, insanlar arasındaki ilişkilerinde her türlü kusuru, haksızlığı, adaletsizliği, zalimliği, günahı işleyip ardından da “ tövbe yarabbi ! “ diyerek ya da elde tespih sayısı ile on defa, yüz defe, bin defa bilinçsizce anlamını da bilmeden “ estağfirullah “ çektikleri zaman tevbe ettiklerini sanarak Ulema tarafından sonradan birçok uydurulan hadis etkisiyle günahlarının affedildiğine inanmaktadırlar. Siz de aslında dinimiz ve inancımız adına çok önemli ve gerçekten de yanlış uygulanan hassas olan bu konuya dikkat çekmişsiniz.
Tevbe, sözlüklerde “ Günahtan, yanlıştan pişmanlık duyarak Allah’a itaate dönmektir, yönelmektir. “ diye tanımlanır. ( Lisanü’l Arab c. 1 sa. 635 ) Sözcüğün asıl anlamı dönmektir. Bu sözcük Kur’anda farklı türevleriyle fiil, isim olarak 110 kez yer almaktadır. Bütün ayetlerde de Kul ile Allah arasında kullanıldığını görüyoruz. Tevbe gerçek olarak yapıldığı zaman, kişinin hayata bağlanmasına, ümitlerin sönmemesine vesile olan bir rahmet kapısı olduğu için tepkisel bir eylemdir. Bunun için ;
Tevbeyi kul açısından ele alacak olursak : Kişi, yaptığı kötülüğün, yanlışın zararlı bir hareket olduğunu bilecek, bu konuda bilinçlenecek ve yaptığı kötülükleri, yanlışı bir daha yapmamaya karar verecektir. Bu bağlamda zikirmatiklerle bilinçsiz bir şekilde defalarca estağfirullah demesinin kendisine bir yararı yoktur. İçten ve samimi olarak söylenen bilinçli bir estağfirullah, ben bu günahlarımdan bir daha işlememek üzere tevbe ettim denilmesi dahi bağışlanma için yeterli olacaktır. Tevbelerin daha anlamlı olacağı zamanlar ise kusurların tamamen terk edildiği gecenin sessizliğindeki samimi olan yakarmalardır. Bu nedenle Kur’an ayetleri ışığında kulun tevbesini : “ Sadece tevbe yarabbi, estagfirullah, demek olmayıp bilinçlenerek, kararlılıkla kusurları terk edip, Allah’a itaate yönelmesidir. “ diye tanımlayabiliriz. Kısacası da tevbe, kişinin hayatındaki gerçekleştirdiği bir bilinçli davranışlara yönelmesinin devrimidir. Yanlışlar içindeki ölü durumundan dirilip, Kur’an ayetlerinin ışığı altında canlanıp yeni bir kimlik, Salih kul kimliğini kazanmasıdır.
Tevbeyi Allah açısından ele alacak olursak, Allah da yanlışların farkına varmış kulun bu kesin kararı karşısında kulun cezalandırılmamasının daha yararlı olduğunu bilecek ve kulu cezalandırmaktan dönecektir, vazgeçecektir. Ve kulun kusurlarını örtüp gizleyecektir. Allah’ın bir ismi de “ Tevvab “ olup Kur’anda on bir kez yer alır. Örneğin Nasr Sûresinin 3. ayetinde “ Hemen Rabini fe sebbih / övgüsüyle birlikte her türlü noksanlıktan Kendisini arındır vestagfirh / O’ndan bağışlanma dile innehu kâne tevvaba / Şüphesiz o ezelden beri tevbeleri çokça kabul eden, çok tevbe fırsatı verendir. “ ifadelerinde gördüğümüz gibi ayrıca “ Tevbeleri kabul etti, eder “ şeklinde onlarca ayette Allah’ın vaadi bulunmaktadır. Dolayısıyla Allah’ın Tevvab oluşu ile, yani hatalı kullarının kusurlarını örtüp onları cezalandırmaması, mağfiret etmesi olarak ifade edilir. Rabbimiz onlarca ayette, Rahman, Rahiym, Tevvab, Gaffar, Gafir, Gafur ve Afüvv sıfatları gereği kusurlu kullarını affedeceğini bildirmekte, bir daha o yanlışlıklara yönelmemek üzere kusurlarının farkına vararak tevbeye davet etmektedir.
Tevbe sadece Ahirete yönelik değildir. Dünyada da söz konusudur. Toplumsal suçlarda, suçlu yakalanmadan önce yaptığı kötülüğün bilincine ererek kamu otoritesine teslim olup suçunu itiraf ettiği zamanda da onun tevbesi kabul görür. O kişi cezalandırılmaz veya cezası hafifletilir. Sonuç olarak bilinmelidir ki, Kur’an ayetlerinden açıkça anlaşıldığı gibi, gerek dünya hayatı ve gerekse de Ahiret hayatı için kuru lafla sadece ben tevbe ettim, estağfirulah tespihi çekip çok sayıda bağışlanma diledim demekle, bir taraftan şirki, küfrü, yalanı, talanı, her türlü haksızlığı sürdürürken hatalar, kusurlar, günahlar affedilmiş olmamaktadır. Bilakis hataların, kusurların farkına varılıp, bir daha yapmamak üzere bilinçlenip hayatında toplum ve insanlık adına ancak değişim yapabilenlerin Allah katında cezalandırılmayacakları bilinmelidir. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’an bilinciyle kusurlarınızın, günahlarınızın bağışlanması sizinle olsun !..