Soru

Salim K.   22-04-2021   58
değerli hocam savm dini konularda herşeyin herkese anlatılmaması,çünki hidayet Allah tandır siyam ise hakkı bilen insanların idrak ettiği düşüncelerinin eyleme dönüşmesi yani İNOVASYON buda bilenlerle yapılır seminer =umre hac= sempozum bunlarda sırasıyla gelir ve bu evrensel değerlerdir. çünkü doğruya dönmek demek le kıbleye dönmek anlaşılması gerekir yoksa kıble, bir zamandan itibaren başlar. oysa doğru yaşam düşüncesinde baştan beridir kıble(yön .amaç.strateji) yani ademden beri. dolayısıyla SALAT=nitelikli insan eğitimidir.yani bilinçli istendik davranış değişikliği. değilmi.

Yanıtlar

Zeki Çelik.   23-04-2021  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

İçinde  bulunduğumuz  Ramazan  ayının  gereği  olarak  Müslümanların  tutmakta  olduğu  oruç  ibadetinin  temelinde  savm,  siyam,  hidayet,  takva,  umre,  hacc,  kıble,  salat  gibi  her  birinin  birçok  ayrıntılarıyla  çok  kapsamlı  açıklamalarını  gerektiren  kavramlara  değinmiş  ve  bütün  bunlara   evrensel,  yenilikçi  bir  eğitim  anlayışıyla  yaklaşılması  gerektiğine,  bu  çerçevede  bütün  bu  kavramların  bilinçli,  istendik  davranışlara  kavuşabilmiş  nitelikli  insan  hedefine  yönelik  eğitim  olması  gerektiğine  dikkat  çekmişsiniz  ve  değil  mi ?  diye  de  soru  olarak  yöneltmişsiniz.  Bu  paylaşımınızdan  dolayı  size  teşekkür  ederim.

Değerli  kardeşim  !  Ele  aldığınız  kavramlarla  ilgili  çok  kısaca  değindiklerinize  katılmamak,  hayır  demek  elbette  ki  mümkün  değil,  her  biri  için  kısa  öz  de  olsa  değinerek  haklı  olduğunuz  görüşleriniz   bulunmaktadır  da !  Ancak eğitim  ve  bilinçlendirme  denilince  neye  göre  eğitim,  neye  göre  bilinçli  ve   istendik  davranış, neye  göre  nitelikli  insan  yetiştirme  eğitiminin  ayrıntılarına  ve  değindiğiniz  kavramlara  Kur’an  ayetleri  doğrultusunda  bakılması  gerekir. Çünkü  tarih  boyunca  Peygamberimizin  vefatından  sonra  bu  kavramların  her  birine  birçok  müfessir  tarafından  çok  farklı  anlamlar  yüklenmiş,  görüşler  ileri  sürülmüş,  Müslümanlar  da  çok  farklı  ve  çoğu  zaman  da  çok  yanlış  inançların  ve  uygulamaların  peşinden  sürüklenmiştir. Her  Müslüman’ım  diyen  de  kendisini  dosdoğru  yolda  görmüş  ve  Allah  katında  nitelikli  insan  olduğuna  inanmıştır.  Halbuki  Arap  dil  kültüründe  hemen  hemen  her  sözcüğün  karşısında  zamana  ve  zemine  göre  kullanılan  birçok  sayıda  anlam  bulunmaktadır. Kur’anımız  da  evrensel  ve  kıyamete  kadar  bütün  zamanlara  yönelik  hitabetini  sürdüreceğine,  insan  hayatının  içerisinde  olması  gerektiğine  göre,  önemli  olanı  da  bu  sözcüklerin  gerçek  ve  ön  planda  ele  alınması  gereken  birinci  derecedeki  karşılığına  ulaşabilmek  ve  hayata  uyarlayabilmektir.  Zaten  Yüce  Rabbimizin  ilk  peygamberden  son  peygamber  Muhammed ( a.s. ) a  gelinceye  kadar  indirdiği  bütün  vahiy  ve  kitaplarıyla  eğitimin  bütün  basamakları  kullanılarak  son   Kitabımız  Kur’anın  da  ana  hedefi,   Kasas  Suresinin  56. ayetinde  “  Kesinlikle  sen  sevdiğini  kılavuzlanan  doğru  yola  iletemezsin  ama  Allah  dilediğine  doğru  yolu  gösterir  ve  O,  kılavuzlanan  doğru  yolu  kabullenecek  olanları  daha  iyi  bilir. “  ifadeleriyle  ve  daha  birçok  ayetle  belirtildiği  gibi  insanları  içinde  bulundukları  toplumun  yapısına  göre  bilgilendirmek  ve  nitelikli  insan  yetiştirmek  üzere  doğru  yolu  göstererek  eğitmek  olmuştur.

Allah’ın  ve  Kur’anımızın  bilgilendirmelerine  bağlı  olarak  insanın  kıblesindeki  amaç  için  doğruya  ve  tevhit  öğretisine  yönelmesi,  hacc  ve  umre  ibadetleri  için  konferans,  seminer  ve  sempozyum,  salat  için  maddi  ve  eğitim  paylaşması  sonucunda  nitelikli  insana  yönelik  tespitlerinizde  çok  isabetli  görüşünüz  ana  hatlarıyla  haklı  ve  yerinde  görüşlerdir. Ancak  savm  ve  siyam  konularında   Kur’anımızın  bildirmeleriyle  güncel  de  oldukları  için  biraz  derinlemesine  ayrıntılarla  değinerek   toplumumuzun  bilgilendirilmesi   gerekmektedir.

Kur’anımızda   Meryem  Suresinin  26. ayetinde  “ Sonra  ye  iç : keyfine  bak,  gözün  aydın  olsun.  Sonra  eğer  beşerden  birini  görürsen,  “  Ben  Rahman’a  savmen ( bir  oruç  )  adadım,  onun  için  bugün  hiçbir  kimseyle  konuşmayacağım “  de. “  ifadeleriyle  Meryem  ve  yine  aynı  Surenin  10. ayetinde  de  Zekeriya  peygamberce   tutulan  orucu  savm  sözcüğü  ile  terki  kelam  ( konuşmama )  olarak  görmekteyiz.  Mücadele  Suresinin  4. ayetinde  eşine  zıhar  ederek,  Nisa  Suresinin  92. ayetinde  haksız  yere  bir  insanı  öldüren,  Bakara  Suresinin  196. ayetinde  Hacc  esnasında  konulan  yasağa  uymayanlar  için  öngörülen  kefaret  ve  Bakara  Suresinin 183. ayetinde  de  Müslümanların  Ramazan  ayındaki  toplu  olarak  tutmaları  gereken  oruç   ile  gözetilmek  istenen  “  grup  terapisi  ve  toplu  rehabilitasyon “  eğitimi   için  de  siyam  sözcüğünü  görmekteyiz.  Oruç  konusunun  daha  iyi  kavranabilmesi  ve  güncel  de  olması  bakımından  bu  her  iki  sözcüğün  de  ayrıntılarına  girmek  gerekmektedir.

Savm  sözcüğünün  Arap  dil  kültüründe  “ Atın  yemeden,  içmeden  ayakta  durması,  kişinin  hareketsiz  dikilmesi,  rüzgârın  esmemesi,  güneşin  tam  tepeye  dikilmesi,  Lisanül  Arab  sözlüğünde  de  terki  kelam ( konuşmama ) olduğu  gibi  anlamları  bulunmaktadır. ( Lisanül  Arab  c.5. s.434 ) es  Siyam  sözcüğü  ise  teknik  olarak  fiil  kalıbından  mastardır.  Bu  kalıp  sözcüğün  anlamını  “  işteş “ genel  anlama  dönüştürür. Es  Savm  sözcüğü  mastar  olarak  “  oruç  tutmak “  anlamında  iken  fiil  kalıbındaki  es  Siyam  ifadesi  ortaklaşa,  karşılıklı  olarak  oruç  tutmak  anlamına  dönüşür. Bu  aynı  zamanda  “  Grup  terapisi  ve  toplu  rehabilitasyon “  eğitimidir.

Meryem  ve  Zekeriya  peygamberin  tuttukları  oruçta  terki  kelam,  savm  orucunun  asli  unsurudur. Kur’anımızda  “  terki  kelam’ın “  savm’ın  kapsamından  çıkarıldığına  dair  herhangi  bir  işaret  bulunmadığına  göre,  aslında  bize  farz  kılınan  oruç  esnasında  da  insanı  en  çok  günaha  sokacak,  sakınma  bilincinden  uzaklaştırabilecek  konuşmanın  da  terk  edilmesi  gerekir.  Bugün  ve  yüzyıllardır  yaşanan  oruç  ibadetinde  asıl  amacın  farkında  olunamamış  olunduğundan,  çoğunlukla  sakınma  bilinciyle  takvaya  ulaşılamadığı,  savurgan  ve  riyakâr  bir  yapı  görülmesinin  ardındaki  neden,  orucun  İslam’daki  gerçek  anlamından  farklı  uygulanmakta  ve  asıl  yöneltilen  mesajların  farkında  olunmadan  hayatın  içine  ve  bilincine  sokulamamış  olduğundandır. Kur’anı  anlamak  üzere  okumayan  toplumuzda  bu  nedenle  büyük  çoğunlukla  insanlarımızda  Kur’anın  ve  dini  inancın  gerektirdiği  ve  hedeflenen  nitelikli  insan  olabilme  bilincinin  henüz  yeterince  sağlanamadığı  bir  gerçektir. Allah’ın  selamı,  rahmeti   Kur’anın  doğruları  ile  aklını  kullanabilen  ve  Allah’ın  vahyinin   gerçeklerine  ulaşabilenlerin  üzerine  olsun !....

Zeki Çelik.   25-04-2021  

Değerli  Kardeşim !  Savm  sözcüğü  ile  ifade  edilen  orucun,  "  Dini  konularda  her  şeyin  herkese  anlatılamaması "  olduğu  karşılığındaki  tespitinizi  sitemizde  karşılıklı  tartışma  konusu  yapmak  istemem.  Herkes  ama  doğru,  ama  yanlış  dilediğine  inanmakta  özgürdür. Bize  Fars'çadan  geçmiş  olan  oruç  sözcüğü,  ister  savm,  ister  siyam  sözcüğü  ile  ele  alınmış  olsun,  temel  felsefe  olarak  " Kendini  tutmaktır. "  Bizden  önceki  toplumlarda  da  oruç  ibadetinin  olduğu  gerek  Talmut,  gerekse  de  değişik  İncil  kaynaklarında  çok  değişik  gün  ve  zaman  farklılıklarıyla,  versiyonlarla,  kıssalarla  anlatılmaktadır,  ve  " terki  kelam "  onların  oruçlarında  asli  unsurdur. Oruçlu  iken  konuşmamak  ve  herhangi  bir  şeyin  anlatılmaması  anlamına  gelmez. Zaten  Kur'an  ayetlerinde  örneklerini  gördüğümüz  gibi,  ( savm )  terki  kelam  ile  oruçlu  iken  Meryem  de,  Zekeriya  Peygamber  de  anlatmak  istediklerini  işaretle  anlatmışlardır. Bugünkü  hayatımızda  yaşadığımız  gibi  işitme  engelli  kardeşlerimiz  de,  her  düşündüğünü  işaretle  anlatabilmektedir. Bu  nedenle  bize  göre  terki  kelam  ile  savm  orucuna  giren  Meryem'in  içinde  bulunduğu  o  özel  durumun  genelleme  ile  dinin  tamamına  teşmil  edilerek  anlatılmaması  gereken  bir  din  yapılması  doğru  bir  tespit  olamaz. Dinin  doğruları  basamak  basamak,  seviye  gözetimi  de  göz  önünde  bulundurularak  herkese  anlatılır. Rabbimiz  bunu  gözeterek  onbinlerce  yıl  öncesindeki  çok  kısıtlı  alt  yapı  ve  koşullarına  rağmen  indirdiği  vahyini  ilkel  toplumlardan  başlayarak  ve  zamanla  geliştirerek  bizim  Kitabımıza  gelinceye  kadar  böyle  yapmıştır. En  sonunda  biz  Müslümanlara  da  orucu  siyam  sözcüğü  ile  kapsamını  toplumsallaştırarak  güncellemiştir.  Eğitim  de  zaten  alt  seviyelerden  başlayarak  basamak  basamak  üst  seviyeyi  hedefleyen  bir  süreçtir. Allah'ın  selamı  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun !...

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et