Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hocam Kuran'da Salat Namaz mıdır? makalenizi okudum, kanaatimce salatı ikame etmek şeklinde ifade edilen yerlerde kasıt namazdır diye düşünmekteyim. Yani en azından namazın kıyam ve kıraat kısmı diyebiliriz. Rüku ve secde ile birlikte tamamına namaz diyoruz. Özellikle vakitlerinin belirtilmesi, gece kalkıp yapması şeklinde Peygambere emredilmesi, buralarda destek manası zayıf kalıyor, çünkü destek her saat yapılabilir ki destek ile ilgili başka bir çok emir var, herkesin uyuduğu vakitte peygamberin destek çalışması yapması gibi bir durum oluyor, halbuki tazarru ve dua şekliyle namaz bu manaya tam oturuyor, kaldı ki gece yapılan ibadetin daha içten daha etkili olduğu belirtiliyor ayette, ayrıca salatı müşriklerin de yapması ama sadece el çırpma vb. gibi saçma hareketlerden oluşması, bu yüzden Allah tarafından yerilmesi de salatın aslında bir ritüel olduğunu göstermez mi?
Zeki Çelik.
06-03-2022
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Sitemizdeki “ Salat Namaz mıdır ? “ başlıklı makalemizdeki ayrıntılara yönelik oldukça kapsamlı sorular oluşturmuşsunuz. Özellikle de ayetlerde yer alan " Salatı İkame etmek " ifadesinin kıyam ve kıraat kavramlarına dayandırarak da namaz olması gerektiğine de inancınızı belirtmişsiniz. ( Bugünün dahi birçok akademisyen ve ilâhiyatçı müfessirleri de ikame, kıyam sözcüklerinin salat sözcüğünün önünde olmasından dolayı kalkmak anlamından dolayı namaz olarak kabul etmekte ve toplumları böyle yönlendirmektedirler. ) Peygamberimizin gece kalkmasının destek anlayışı ile bağdaşmadığına değinmişsiniz. Birçok okuyucumuz için de bu ayrıntılara vakıf olabilmeleri bakımından oluşturduğunuz ve tereddüt ettiğiniz sorularınız için size teşekkür ederiz. Zaten Müslümanlar olarak sorgulamak, doğruya ulaşmaya çalışarak, çok değişik kaynaklardan araştırmak, önümüze konulanları Kur’an ve akıl süzgecinden geçirmek hepimizin görevi olmalıdır. Yanlışlardan arınarak basamak basamak doğruya kavuşmak da bir eğitim sürecindeki çabaları, tekrar tekrar okumak, düşünmek, ölçmek, tartmak gerektirmektedir.
Okuduğunuzu belirttiğiniz “ Salat Namaz mıdır ? “ başlıklı makalemizde öncelikle Kıyamet Suresinin 31 ve 32. ayetlerindeki orijinal lafızlara göre salatın, destek olmak temelinde doğrudan doğruya namaz olmadığını, “ Dinin tamamına arka çıkmak, omuz vermek, toplumsal sorunları paylaşmak, sırtlamak, giderilmesine yardımcı olmak, dayanışmak, çağırmak, Allah’tan yardım isteyerek O’nunla konuşmak ve bir dua olan namazı da eda etmek “ olduğunu değişik Kur’an ayetleriyle ayrıntılarıyla, çeşitleriyle açıkladık ve tanımladık. Aslında özellikle salatın doğrudan doğruya namaz olmadığına, ama namazın da Dine arka çıkmakla çok kapsamlı olan salat etmenin bir parçası olduğuna değindik. ” Kur’anda Dua ve Namaz “ başlıklı makalemizde de Kur’anda 200 civarında ayette dua sözcüğünün geçtiğini, hepsinde de aslında namazdan söz edildiğini vurgulayarak duanın ve namazın, kıyam, rükû, secde ve kıraatın da ne olduğunu, değişik makalelerimizde çok yönlü ayrıntılarla ve Kur’an ayetleriyle de gerekli açıklamaları yaptık. İnanç elbette ki sağlam ve gerçek bilgiye dayanmalıdır. Dinimiz İslam için bu bilgilerin de yegâne kaynağı Peygamberimizin adına sonradan uydurulan hadisler değil, Kur'anımızdır ve içindeki ayetlerin gerçek karşılıklarıdır. Biz de makalemizde yer alan bazı açıklamalarımızla ilgili olarak sizin tereddütle bakarak değindiğiniz ayrıntılara Kur'anımızın doğrularıyla açıklık getirmeye çalışalım.
Hud Suresinin 114. ve İsra Suresinin 78. ayetlerinde Peygamberimizin görevinin ilk yıllarında Mekke döneminde Salat’ın “ eğitim ve öğretim çalışmalarını, Allah’tan aldığı vahiyleri, ayetleri topluma aktarma, tebliğ etme görevinin “ Mekke’nin iklim ve yaşam koşullarına göre vakitlendirilmesinden söz edilmektedir. Ayrıca da İsra Suresinin 79. ayetinde “ Ve geceden de. Ayrıca sana özgü bir fazlalık olarak sen, salatı geceleri uyanıp uygula ! Rabbinin seni güzel bir makama ulaştıracağı umulur. “ ifadeleriyle salatın eğitim ve öğretim yönü için de en uygun zaman olarak gecenin bir bölümünde özellikle de sana özgü ifadesiyle Peygamberimizin yapması gereken çalışmalar belirlenmekte burada bütün ayrıntılarına çok kapsamlı olduğu için yer veremeyeceğimiz ama çok değişik makalelerimizde de ayrıntılarına yer verdiğimiz Müzzemmil Suresinin 1 – 11. ayetleri arasında da gece çalışmalarının neden verimli olacağı açıklanmaktadır. Bu ayetlerdeki vakitlendirmelerle ilgili açıklamaların doğrudan doğruya namaz vakitleriyle, kılınması gereken namazlarla ve bugün bizim yapacağımız salatın destek çalışmalarıyla da bir ilgisi yoktur. Sadece Peygamberimizin bir sonraki günde yapacağı tebliğ görevi ve çalışmaları için hazırlanması, ayetlerin tertillenmesi, düzenlenmesi, ezberlenmesi, planlanması ve vakitlendirmesi çalışmaları içindir. Peki Peygamberimizin bu yöndeki çalışmaları, salatı niçin geceye tahsis edilmiştir ? Çünkü o da bir aile reisidir, yaşamını idame ettirmek için gündüzleri çalışmak, ailesinin geçimini sağlamak zorundadır, bu nedenle gündüz, Peygamber için bile çeşitli telaşların, uğraşıların yaşandığı bir zaman dilimidir. Eğitim ve öğretim yönüyle olan salat da, insanın kendini vermesi, yoğunlaşması gereken bir faaliyettir. Gündüzün iş, güç, borç, harç gibi telaşlarının gündüz yaşanması nedeniyle bu zaman dilimlerinde insanın kendini vermesi, dikkatinin yoğunlaşması mümkün olamamaktadır. Gönül sıkıntısıyla da salat, öğrenme ve eğitim olmaz. Dolayısıyla ayetlerde sözü edilen gece salatı da diğer yönleriyle ele alınan, yani sizin de “ ibadetin, herhalde namazı kastediyorsunuz, daha içten, daha etkili olduğu belirtiliyor şeklinde değerlendirdiğiniz destek çalışmaları değildir. Kişi sadece gecenin bir vaktinde değil, gündüzün vakitlerinde de aslında kılacağı namazlarda huşu ve hudu ile yönelebilmeyi yakalamaya çalışmalıdır ve gerekeni yapmalıdır. Ama buna rağmen maalesef bu ayetlerde yer alan salat sözcüklerinin karşılığı birçok mealde namaz diye çevrilmiş ve insanlarımız doğrudan doğruya namaz vakitlerine odaklandırılmış ve yönlendirilmiştir. Müslümanlar gecenin bir vaktinde kılması gereken Teheccüt namazı uygulamasına şartlandırılmışlardır. Elbette ki isteyen ve Allah'a yönelmeye kendisini hazır hisseden Müslümanlar, gecenin de, gündüzün de herhangi bir zamanında namazlarını kılabilirler. Allah, Hayyu ve kayyum olandır. Onu uyuklama tutmaz, her zaman diridir, bizimledir ve ayaktadır, yanımızdadır.
Enfal Suresinin 35. ayetinde “ Ve onların Beyt’in ( Kabe’nin ) yanındaki salatı ( dini yaşamaları, arka çıkmaları ) sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktır, bir gösteriştir. “ ifadeleriyle sizin de dile getirdiğiniz ve Allah tarafından da yerildiğini belirttiğiniz gibi Dini inancın yozlaştırılıp, yüzlerce putu tanrı edinmiş olan müşrik toplum, Mekke’de İbrahim Peygamber ve oğlu İsmail Peygamberin birlikte inşa ettikleri Tevhidin ilk yüksek okulu olan Kâbe’yi ( Beytullahı ) Allah’ın birlendiği ev olmaktan çıkartmış, içini putlarla doldurmuş, insanların ıslık çalarak, alkış tutarak çırılçıplak tavaf ettikleri bir eğlence alanına dönüştürmüştür. Bu ayette sözü edilen salat, Mekke müşriklerinin genel anlamındaki dini yaşamaları, arka çıkmaları gereken salatın bütün ayrıntılarının ve çeşitlerinin tamamı değil, bu mekânda Hacc farızası adına yaptıkları sapkınlıklardır, ritüellerdir.
Gelelim sorularınızın ve tereddütlerinizin “ Salatı ikame etmek namaz değil midir ? “ ayrıntısına ! Kur’anımızda Peygamberimize Mekke dönemindeki görevleri çerçevesinde vahyedilen ayetlerde hep salat sözcüğü yalnız başına yer alır. Ama maalesef bu sözcük de birçok mealde sadece namaz olarak çevrilir, bundan dolayı da Müslümanlar dinin temeli olarak sadece namaz kavramı ve ritüeli üzerine odaklandırılmışlardır. Peygamberimizin hicretinin ardından özellikle Medine’de bir İslam devletinin temelleri oluşmaya başladığı dönemlerde ise vahyedilen ayetlerin orijinalinde İqami’s salat ( Salatın ikamesi ) ifadesi yer almaya başlar. İki sözcüğün tamlaması olan bu ifade “ iqâm “ ve “ es - salat “ sözcüklerinden oluşmaktadır. Salat sözcüğünü makalemizde çok genişçe, ayrıntıları ve çeşitleri ile açıkladık. ( q – v – m ) harflerinden oluşan İqâm sözcüğü “ oturmak “ fiilinin karşıtı olan “ qıyam “ sözcüğünün if’al babından mastarıdır ve lügatlerde bu kalıbın anlamı “ ayağa kaldırmak, dikmek, ayakta tutmak “ olarak belirtilmektedir. Din terminolojisinde de namazdaki kıyam ile ayağa kalkmak, ayakta durmak ve her türlü haksızlıklara karşı ayağa kalkarak karşı koymaktır. Rabbimizden başka da hiç kimsenin karşısında böyle el kol bağlayıp ayakta divan durulmayacağının belirtilmesi demektir. Buna göre ( iqâmi’s salat ) tamlamasının anlamı da “ Zihni ve mali yönlerden yapılan yardım ve destekle sorunların üstlenilerek giderilmesi işlerinin gerçekleştirilmesi ve bunun sürekli ayakta tutularak sürdürülmesi “ demektir. Bunu somutlaştırarak ifade etmek gerekirse “ Salatın İkame “ edilmesi * Zihni yönü ile “ her kademede yetkililer, yöneticiler ve toplum tarafından oluşturulan maddi ve parasal desteklerle eğitim ve öğretimin yapılabilmesi için bugünkü koşullarda okulların, halk evlerinin, halk eğitim merkezlerinin açılması ve bunların ayakta tutulması, işlevlerinin sürekli olmasının sağlanmasıdır. Bu amaçla Allah tarafından kurdurulan ilk ilâhiyat yüksek okulu da Kâbe’dir. * Mali yönü ile “ Yöneticiler ve sorumlular tarafından toplanan vergilerle Fabrika, atölye gibi insanların istihdam edilerek iş alanlarının, merkezlerinin açılması, Emekli Sandığı, Bağkur, S.S.K, Çocuk esirgeme yurtları, Yaşlı bakım evleri gibi Sosyal Güvenlik sistemlerinin oluşturulması, yoksul insanların ve yetimlerin koruma altına alınması, desteklenmesi, sıkıntılarının giderilmesi kurumlarının yaşatılarak ayakta tutulması demektir.
İşin gerçeği olan, toplumsal yaşamda huzuru ve mutluluğu sağlayacak ve dinin de gerçekten temeli olan Salat’ın İkamesi kavramı da maalesef Kur’anda yer verilen birçok ayette “ Namazı dosdoğru kılarlar “ anlayışı ile dar bir çerçeveye oturtturarak meallendirilmiş, anlamı saptırılmış, toplumsal yaşama katkısından ve sağlayacağı gerçek yararlardan uzak kalınmıştır. Üstelik de bu ifadenin geçtiği bütün ayetlerde ardından zekâtın / verginin verilmesinden söz edilmektedir. Eğer bu ifadenin karşılığı namazı dosdoğru kılın anlamında kabul edilecek ve meallendirilecek olunursa, paranın, zekâtın / verginin namazla ne ilgisi olabilir ? Namaz, Allah’la kul arasında olan bireysel bir ibadettir, nüsuktur, Allah’a yönelmenin, yaklaşmanın önemli bir aracıdır, salatın bütünlüğünün de bir parçasıdır. Fakat salatın bütünü ve asıl hedefi ise toplumsal yaşamın, insanlar arasındaki ilişkilerin sağlıklı ve yararlı bir hale getirilmesi ve dizayn edilmesidir. Maalesef toplumumuz yüzyıllardır etkisi altına sokuldukları bu yanlış yönlendirmelerin, Kur’an dışında Peygamberimizin adına sonradan uydurulan hadislerin etkisinden “ Biz atalarımızın mirasından, bize gösterdiklerinden vazgeçemeyiz “ inancı ve saplantısı ile Kur’anı araştırarak ve doğrularıyla öğrenerek dinimizi yanlışlardan arınarak yaşayamamaktadırlar. Bizim gibi bu yanlış inançlara Kur’an ayetlerinin gerçek karşılığına değinerek farklı yönden bakanlara da maalesef toplumumuz ve özellikle de Din Ehli ve ulema geçinenleri, kökleşmiş ve gelenekleşmiş inanç ve uygulamaların etkisiyle hiç acaba düşüncelerine yönelmeden, sorgulamadan kınama ve reddiyelerle yaklaşmakta, yüzlerce yıldır bu kadar ulema gelmiş geçmiş de sadece siz mi doğruyu görüyorsunuz gibi karşı çıkışlarla karalama ve aşağılamalara yönelmektedirler. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !..