TÜM SORULAR

Soru

Göksel Ç.   08-07-2026   32

Hocam merhaba... Namazda son oturuştan sonra namazı bitirirken sağa sola selam vermenin hikmetini amacını anlayamıyorum... Klasik kaynaklarda sağ ve sol omuzdaki meleklere selam açıklaması beni çok tatmin etmiyor zira illa selam vereceksek bu melek vahyi getiren Cebrail olmağa daha layık sanki ... Acaba rasulullah namazını bitirince sağında solunda cemaat ve insan olarak kim varsa selam verdi de çok sonradan bu dini uygulama mı oldu Selametle hocam

Yanıtlar

Zeki Çelik.      09-07-2026  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Ülkemizde  gerek  bireysel,  gerekse  toplu  kılınan  namazlar  için  Kur’anın  değil  de  Hadis,  Rivayet  ve  verilen  fetvalar  doğrultusunda  oluşturulan  Fıkıh  kitaplarındaki  dayatmalara  göre  kökten  ve  temelden  bütün  ritüel  ve  ayrıntılarıyla  yanlış  olarak  kıldırılan  namazlar  çerçevesinde  yer  alan  birçok  uygulamalardan  biri  olan “ Son  oturuştaki  sağa  ve  sola  verilen  selamların  “ hikmeti  üzerine  çok  da  yerinde  ve  çoğu  kimsenin  de  kanıksamış  olduğu  için  dikkat  etmediği,  melek  ve  Cebrail  meleği  kavramının  yanlışlığını  da  içine  alan,  ekstrem,  ilginç  ve  aslında  çok  da  yerinde  bir  soruyu  gündeme  getirmişsiniz. Birçok  Müslümanın  da  dikkat  etmesi  ve  öğrenmesi  gereken  bu  soru  için  size  teşekkür  ederim. Biz  de  size  ana  hatlarıyla  bu  konuda  dinimizin  yegane  kaynağı  olması  gereken  Kur’an  bağlamında  yardımcı   olmaya  çalışalım.

Selam  sözcüğü  Kur’anımızda  birçok  ayette  yer  alır. Esenlik,  her  türlü  güzellik,  huzur  ve  mutluluk  anlamlarına  gelir.  Namaza / Duaya  durulurken  başlangıçta  okunan  “  Sübhaneke “  de  aslında  huzuruna  çıkılan  bir  büyüğe  gösterilen  saygı  gibi,  Allah’a  saygı  ve  tesbih  ile  verilen  bir  selamdır. Örneğin  Rad  Sûresinin  24.  ayetinde “ Sabretmenize  karşılık  selam /  esenlik,  huzur,  mutluluk,  her  türlü  güzellik  sizlere.  Dünya  yurdunun  sonucu  ne  güzeldir. “  Yine  Nahl  Sûresinin  32.  ayetinde “ Melekler  onların  canlarını  alırken  iyi  kimseler  olarak “  selam  size /  esenlik,  huzur,  mutluluk,  her  türlü  güzellik  size ! Yapmış  olduğunuz  iyi  işlere  karşılık  girin  Cennete  derler. “ ifadeleriyle  belirtildiği  gibi  ayetlerde  yer  alan  selam  sözcüklerinin  hiç  birinin  de  aslında  namaz  ile  ilgisi  yoktur.  Ama  buna  rağmen  bu  ayetler  namazın  sonunda  dile  getirilen  selamlamalar  için,  Hadis,  Rivayet,  Fetva  ve  Fıkıhçılar  tarafından  delil  olarak  gösterilmektedir.  Ardından  da  örneğin :

*  Sağa  verilen  selamda   sağımızdaki  hafaza  melekleri  ile  namaz  kılan  Müslümanlar,  sola  verilen  selamda  ise  solumuzdaki  Melekler,  Cinler  ve  diğer  Müslümanlar  selamlanır.  Bu  aynı  zamanda  namazın  içerdiği  tekbir,  kıraat  ve  rükû  gibi  farz  ve  vacip  ibadetlerin  sona  erdiğini  ve  dünyevi  işlere  dönülebileceğini  sembolize  eden  nihai  bir  harekettir  ve  namazdan  da  çıkıştır.  ( İmam  Gazali  İhya  I / 62 )

*  önce  sağa  ve  sonra  sola   Esselamu  aleyküm  ve  Rahmetullah “ diyerek  selam  verilir. (Zuhali  el  Fıkhul  İslam  I / 673 )

* Hanefi  Mezhebinde  tercih  edilen  görüşe  göre  namazların  sonunda  önce  sağ  tarafa,  sonra  sol  tarafa  yüz  çevirerek  selam  vermek  vaciptir.  Bunun  bilerek  terk  edilmesi  namazın  tekrar  kılınmasını  gerektirir.  Farkında  olmadan  terk  edilmesi  halinde  ise  bir  şey  gerektirmez.  Bu  selamda  “  es  selamü  aleyküm  ve  rahmetullah “  cümlesinin  “ es selam “  kısmını  söylemek  vacip,  “  aleyküm  ve  rahmetullah  “  kısmını  eklemek  ise  sünnettir.  Bu  görüşe  göre   de  sağa  selam  verilmesi  vacip,  sol  tarafa  selam  verilmesi  sünnettir.  Namazdan  çıkılması,  bütün  imamlara  göre  yalnız  bir  selam  ile  olur,  bununla  namaz  biter. (  İnnü’l  Hümam,  Feth I,  328,  Zeylai  Tebyin  I, 125 ) Şafii  Mezhebine  göre  ise  birinci   selam  verme  farzdır,  bunun  terk  edilmesi  ise  namazı  da  iptal  eder.

Denilerek  görüldüğü  gibi  değişik  Mezhepler,  değişik  Fakihler  tarafından  çok  farklı  ama  bir  o  kadar  da  dayatmacı  tehditkâr  görüşler  bildirilmiş,  kimisi  farzdan,  kimisi  vacipten,  kimisi  de  sünnetten  söz  etmiş.   Nisa  Sûresinin  127.  ayetinde  "  Senden  yetimlere  bakmakla  yükümlü  olan  kadınlar  hakkında  fetva  istiyorlar.  De  ki :  Onlar  hakkında  fetvayı  Allah  ve..... Kitap'ta / Kur'anda  size  okunanlar  verir.  "  ifadeleriyle  fetvayı  sadece  Allah’ın  verebileceği  ve  Kur’anda  yer  alacağı  bildirilerek  yapılan  uyarıya  rağmen,  ardından  da  icma  ve  " problemli  ve  anlaşılmayan  zor  bir  konuda,  konuyu  açıklığa  kavuşturmak  için  doğru  olanı  açıklamak  "  anlamında  bir  takım  işgüzarların  öne  çıktığı  fetva  verme  makamı  oluşturulmuş,  böylece  aslında  Kur'anla  uyumlu  olmayan  ve  Allah'ın  yerine  binlerce  verilen  fetvalarla,  uydurulan  hadis  ve  rivayetlerle  Fıkıh  kitapları  oluşturulmuş,  birinin  olur  dediğine  bir  başkası  hayır  diyebilmiş,  Müslümanların  da  günaha  ve  yanlışa  girmemekten,  terk  etmekten  korktuğu  kökleşmiş  teamüller  ortaya  çıkmıştır.

Öncelikle  belirtelim  ki  ortaya  atılan  hadis,  rivayet  ve  verilen  fetvaların  tamamı  Kur’anımıza  göre  temelsizdir,  yanlıştır,  hiçbir  ayette  de  Namazın /  Duanın  sonunda  sağa  sola  selamdan  bahsedilmemektedir.  Üstelik  de  selamın  verilmesinin  önerildiği   ifadeler  içinde  yer  alan “  Sağ  omuzda  Hafıza  melekleri,  Cebrail  meleği,  can  alan  melekler,  cinler  “  gibi  halk  kültüründe  yanlış  bilindiği   gibi  ontolojik  kavramlar  Kur’an  gerçeği  ile  bağdaşmamaktadır.  Kur’anda  üç  ayette  yer  alan  Cebrail,  bir  melek  değil,  Kur’anın  ta  kendisidir. Can  alan,  konuşan  Azrail  diye  bir  melek  de  yoktur.  İnsanın  bedeninde  ölüm  genleri  bulunmaktadır. Melekler,  Allah’ın  yönetim  güçleri  ve  doğa  kanunlarıdır.  ( Sitemizdeki  bu  kavramları  içeren  makalelerimize  bakabilirsiniz. ) Peygamberimizin  nasıl  namaz  kıldığı,  etrafında  yönetim  için  kimlerin  bulunduğu,  ne  gibi  yönetim  görevlerini  üstlendiğine  dair  kesin  kayıtlar  ortada  yoktur.  Kesin  olan  bir  şey  varsa  o  da  Araf  Sûresinin  55.  ayetinde  yer  alan " Tazarrulu  Dua " emrine  göre  nasıl  namaz  kılınması  gerekiyorsa,  peygamberimiz  ve  sahabe  de  öyle  namaz  kılmışlardır. Bu  konularda  anlatılanların  tamamı  da  uydurma  rivayetlerden  öteye  geçmez.

Dolayısıyla  kişi  namazının  sonunda,  kade  denilen  oturuşunda  Allah’a  dua  ederek  konuşmasının,  niyazının  bitmesi  durumunda  teamül  oluşan  selamlama  ritüeli  alışkanlığının  özellikle  herhangi  bir  hikmeti,  farz,  vacip,  sünnet  gibi  bir  sorumluluğu  yoktur. Bu  ritüeli  aktarılan  yanlış  bilgi  ve  yönlendirmelere  göre  değil  de  gerçeğini  ve  yanlışlarını  bilerek,  düşünerek  kişi  selamlama  yapmasa,  Dinen  herhangi  bir  sorumluluğu  da  yoktur. Üstelik  de  başını  sağa  sola  döndürerek  değil  de  bu  esnada   Allah’ın  Yüceliği,  Ululuğu,  yüksek  matematiği  içeren  bilgisi  anlamlarına  gelen  sema  sözcüğüne  dayanarak  ve  Sema’ya  /  Gökyüzüne  hafifçe  başını  kaldırarak,  düşünerek, 

"  Bu  muazzam  Semayı / Gökyüzünü,  Kâinatı,  Evreni  ve  içindeki  bütün  canlı  ve  cansız  mevcudatı /  varlıkları  en  mükemmel  tasarım  ve  ölçülerle  yaratan,  bir  düzene  koyan,  çekip  çeviren  Allah'ım  Sen  ne  büyüksün,  ne  Yücesin “  diyerek  de  namazına  son  verebilir. Çünkü  gerçek  Namazda /  Duada  Müslüman  sadece  tazim  ile  önünde  eğildiği,  niyaz  ettiği,  dertlerini  yakarmalarını  dile  getirdiği  Allah’la  beraberdir.  Sağında  ve  solunda  insanlara  yanlış  aktarıldığı  şekliyle  ne  Melekler,  ne  Cinler,  ne  Cebrail,  ne  de  diğer  insanlar  yoktur.  Bütün  yönleriyle  onu,  sadece  Allah  kuşatmıştır.  Böylece  çok  doğru   ve  yerinde  bir  iş  yapmış  olur.  Ama  hadis,  rivayet  ve  fetvalardaki  tutarsızlık  ve  yanlışlığın  gerçeklerini  bildikten  ve  düşündükten  sonra  teamül  ve  alışkanlıktan  dolayı   bu  selamlamayı  yaptığında  da  herhangi  bir  sakıncası  olmasa  gerektir.  Ama  bir  süre  sonra  da  bu  tür  selamlamadan  vaz  geçerse  daha  iyi  olur.

Allah  doğrusunu  en  iyi  bilendir.  Allah’ın  selamı  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET