Hocam merhaba... Namazda son oturuştan sonra namazı bitirirken sağa sola selam vermenin hikmetini amacını anlayamıyorum... Klasik kaynaklarda sağ ve sol omuzdaki meleklere selam açıklaması beni çok tatmin etmiyor zira illa selam vereceksek bu melek vahyi getiren Cebrail olmağa daha layık sanki ... Acaba rasulullah namazını bitirince sağında solunda cemaat ve insan olarak kim varsa selam verdi de çok sonradan bu dini uygulama mı oldu Selametle hocam
Zeki Çelik.
09-07-2026
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Ülkemizde gerek bireysel, gerekse toplu kılınan namazlar için Kur’anın değil de Hadis, Rivayet ve verilen fetvalar doğrultusunda oluşturulan Fıkıh kitaplarındaki dayatmalara göre kökten ve temelden bütün ritüel ve ayrıntılarıyla yanlış olarak kıldırılan namazlar çerçevesinde yer alan birçok uygulamalardan biri olan “ Son oturuştaki sağa ve sola verilen selamların “ hikmeti üzerine çok da yerinde ve çoğu kimsenin de kanıksamış olduğu için dikkat etmediği, melek ve Cebrail meleği kavramının yanlışlığını da içine alan, ekstrem, ilginç ve aslında çok da yerinde bir soruyu gündeme getirmişsiniz. Birçok Müslümanın da dikkat etmesi ve öğrenmesi gereken bu soru için size teşekkür ederim. Biz de size ana hatlarıyla bu konuda dinimizin yegane kaynağı olması gereken Kur’an bağlamında yardımcı olmaya çalışalım.
Selam sözcüğü Kur’anımızda birçok ayette yer alır. Esenlik, her türlü güzellik, huzur ve mutluluk anlamlarına gelir. Namaza / Duaya durulurken başlangıçta okunan “ Sübhaneke “ de aslında huzuruna çıkılan bir büyüğe gösterilen saygı gibi, Allah’a saygı ve tesbih ile verilen bir selamdır. Örneğin Rad Sûresinin 24. ayetinde “ Sabretmenize karşılık selam / esenlik, huzur, mutluluk, her türlü güzellik sizlere. Dünya yurdunun sonucu ne güzeldir. “ Yine Nahl Sûresinin 32. ayetinde “ Melekler onların canlarını alırken iyi kimseler olarak “ selam size / esenlik, huzur, mutluluk, her türlü güzellik size ! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin Cennete derler. “ ifadeleriyle belirtildiği gibi ayetlerde yer alan selam sözcüklerinin hiç birinin de aslında namaz ile ilgisi yoktur. Ama buna rağmen bu ayetler namazın sonunda dile getirilen selamlamalar için, Hadis, Rivayet, Fetva ve Fıkıhçılar tarafından delil olarak gösterilmektedir. Ardından da örneğin :
* Sağa verilen selamda sağımızdaki hafaza melekleri ile namaz kılan Müslümanlar, sola verilen selamda ise solumuzdaki Melekler, Cinler ve diğer Müslümanlar selamlanır. Bu aynı zamanda namazın içerdiği tekbir, kıraat ve rükû gibi farz ve vacip ibadetlerin sona erdiğini ve dünyevi işlere dönülebileceğini sembolize eden nihai bir harekettir ve namazdan da çıkıştır. ( İmam Gazali İhya I / 62 )
* önce sağa ve sonra sola Esselamu aleyküm ve Rahmetullah “ diyerek selam verilir. (Zuhali el Fıkhul İslam I / 673 )
* Hanefi Mezhebinde tercih edilen görüşe göre namazların sonunda önce sağ tarafa, sonra sol tarafa yüz çevirerek selam vermek vaciptir. Bunun bilerek terk edilmesi namazın tekrar kılınmasını gerektirir. Farkında olmadan terk edilmesi halinde ise bir şey gerektirmez. Bu selamda “ es selamü aleyküm ve rahmetullah “ cümlesinin “ es selam “ kısmını söylemek vacip, “ aleyküm ve rahmetullah “ kısmını eklemek ise sünnettir. Bu görüşe göre de sağa selam verilmesi vacip, sol tarafa selam verilmesi sünnettir. Namazdan çıkılması, bütün imamlara göre yalnız bir selam ile olur, bununla namaz biter. ( İnnü’l Hümam, Feth I, 328, Zeylai Tebyin I, 125 ) Şafii Mezhebine göre ise birinci selam verme farzdır, bunun terk edilmesi ise namazı da iptal eder.
Denilerek görüldüğü gibi değişik Mezhepler, değişik Fakihler tarafından çok farklı ama bir o kadar da dayatmacı tehditkâr görüşler bildirilmiş, kimisi farzdan, kimisi vacipten, kimisi de sünnetten söz etmiş. Nisa Sûresinin 127. ayetinde " Senden yetimlere bakmakla yükümlü olan kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki : Onlar hakkında fetvayı Allah ve..... Kitap'ta / Kur'anda size okunanlar verir. " ifadeleriyle fetvayı sadece Allah’ın verebileceği ve Kur’anda yer alacağı bildirilerek yapılan uyarıya rağmen, ardından da icma ve " problemli ve anlaşılmayan zor bir konuda, konuyu açıklığa kavuşturmak için doğru olanı açıklamak " anlamında bir takım işgüzarların öne çıktığı fetva verme makamı oluşturulmuş, böylece aslında Kur'anla uyumlu olmayan ve Allah'ın yerine binlerce verilen fetvalarla, uydurulan hadis ve rivayetlerle Fıkıh kitapları oluşturulmuş, birinin olur dediğine bir başkası hayır diyebilmiş, Müslümanların da günaha ve yanlışa girmemekten, terk etmekten korktuğu kökleşmiş teamüller ortaya çıkmıştır.
Öncelikle belirtelim ki ortaya atılan hadis, rivayet ve verilen fetvaların tamamı Kur’anımıza göre temelsizdir, yanlıştır, hiçbir ayette de Namazın / Duanın sonunda sağa sola selamdan bahsedilmemektedir. Üstelik de selamın verilmesinin önerildiği ifadeler içinde yer alan “ Sağ omuzda Hafıza melekleri, Cebrail meleği, can alan melekler, cinler “ gibi halk kültüründe yanlış bilindiği gibi ontolojik kavramlar Kur’an gerçeği ile bağdaşmamaktadır. Kur’anda üç ayette yer alan Cebrail, bir melek değil, Kur’anın ta kendisidir. Can alan, konuşan Azrail diye bir melek de yoktur. İnsanın bedeninde ölüm genleri bulunmaktadır. Melekler, Allah’ın yönetim güçleri ve doğa kanunlarıdır. ( Sitemizdeki bu kavramları içeren makalelerimize bakabilirsiniz. ) Peygamberimizin nasıl namaz kıldığı, etrafında yönetim için kimlerin bulunduğu, ne gibi yönetim görevlerini üstlendiğine dair kesin kayıtlar ortada yoktur. Kesin olan bir şey varsa o da Araf Sûresinin 55. ayetinde yer alan " Tazarrulu Dua " emrine göre nasıl namaz kılınması gerekiyorsa, peygamberimiz ve sahabe de öyle namaz kılmışlardır. Bu konularda anlatılanların tamamı da uydurma rivayetlerden öteye geçmez.
Dolayısıyla kişi namazının sonunda, kade denilen oturuşunda Allah’a dua ederek konuşmasının, niyazının bitmesi durumunda teamül oluşan selamlama ritüeli alışkanlığının özellikle herhangi bir hikmeti, farz, vacip, sünnet gibi bir sorumluluğu yoktur. Bu ritüeli aktarılan yanlış bilgi ve yönlendirmelere göre değil de gerçeğini ve yanlışlarını bilerek, düşünerek kişi selamlama yapmasa, Dinen herhangi bir sorumluluğu da yoktur. Üstelik de başını sağa sola döndürerek değil de bu esnada Allah’ın Yüceliği, Ululuğu, yüksek matematiği içeren bilgisi anlamlarına gelen sema sözcüğüne dayanarak ve Sema’ya / Gökyüzüne hafifçe başını kaldırarak, düşünerek,
" Bu muazzam Semayı / Gökyüzünü, Kâinatı, Evreni ve içindeki bütün canlı ve cansız mevcudatı / varlıkları en mükemmel tasarım ve ölçülerle yaratan, bir düzene koyan, çekip çeviren Allah'ım Sen ne büyüksün, ne Yücesin “ diyerek de namazına son verebilir. Çünkü gerçek Namazda / Duada Müslüman sadece tazim ile önünde eğildiği, niyaz ettiği, dertlerini yakarmalarını dile getirdiği Allah’la beraberdir. Sağında ve solunda insanlara yanlış aktarıldığı şekliyle ne Melekler, ne Cinler, ne Cebrail, ne de diğer insanlar yoktur. Bütün yönleriyle onu, sadece Allah kuşatmıştır. Böylece çok doğru ve yerinde bir iş yapmış olur. Ama hadis, rivayet ve fetvalardaki tutarsızlık ve yanlışlığın gerçeklerini bildikten ve düşündükten sonra teamül ve alışkanlıktan dolayı bu selamlamayı yaptığında da herhangi bir sakıncası olmasa gerektir. Ama bir süre sonra da bu tür selamlamadan vaz geçerse daha iyi olur.
Allah doğrusunu en iyi bilendir. Allah’ın selamı ve Kur’anın doğruları
sizinle olsun !...