TÜM SORULAR

Soru

Ramazan T.   23-04-2024   250

Sayın Hocam ! Benim sorum, Müslümanız elhamdülillah, İman ettiğimiz Allah, Kâinatı ve içerisindeki taşı toprağı, çiçeği böceği, kurdu kuşu, hırlı hırsız, arlı arsız, iyi kötü, güçlü güçsüz insanı acaba niçin yarattı. Her güçlü olan, güçsüz olanı eziyor, yiyor yok ediyor, Bazı bilim adamlarının dediği gibi her şey kaotik, karmakarışık gibi görünüyor. Allah, neden haksızlıklara, adaletsizliklere hemen müdahale etmiyor. Düşünüyorum ama bir çıkış yolu bulamıyorum. Bütün bunların mantığı nedir, tatmin edici bir açıklaması ve cevabı sizde var mıdır ? Siz bu konularda ne düşünüyorsunuz ? Saygılarımla !

Yanıtlar

Zeki Çelik.      24-04-2024  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !  

İnsanoğlunun  yaratılmasından  bu  yana,  düşünen,  aklı  ve  merakı  ile  sorgulayabilenlerin  geçen  on  binlerce  yıldır  sora  geldiği,   sizin  de  tamamen  insani  olarak  oluşturduğunuz  bu  soru,  tarih  boyunca   bütün  toplumlarda  filozofları  ve  düşünürleri  de  meşgul  etmiş,  Tanrının  ve  bir  yaratıcının  varlığına  inanıp  din  olgusunun  içinde  yer  alan  bütün  dinlerin  içerisinde  tartışılmış,  Tapınaklarda,  Havralarda,  Kiliselerde  ve  Camilerde  sorulmuş,  hatta  ülkemizde  şiirlere  ve  şarkılara  da  konu  yapılmış,  bazı  filozoflar  yeterli  ve  gerçekçi  karşılığına  ulaşamadıkları  inancıyla  akli  dengelerini  yitirmişler,  bazı  düşünür  ve  bilim  adamları  da  bütün  Kâinatın,  yaratılmışların  ve  doğanın  üzerindeki,  bizim  yaşadığımız  boyuttan  çok  farklı  başka  bir  form  ve  boyutta  üstün  akla  sahip   olan  Rabbimizin  varlığını  kabul  etmek  ve  boyun  eğmek   zorunda  kalmışlardır.

Değerli  Kardeşim !  Sizin  de  sorunuzda  değindiğiniz  ayrıntıları  içine  alan  ve   Zariyat  Sûresinin 49. ayetinde  “  Ve  Biz,  siz  iyice  düşünürsünüz  /  öğüt  alırsınız  diye  her  şeyden  iki  eş  oluşturduk. “  ifadelerinde  belirtildiği  gibi  gerçekten  de  Rabbimizin,  Kendisinin  dışındaki  her  varlık,  aydınlık -  karanlık,  gizli -  açık,  erkek – dişi,  gece – gündüz,  hayır – şer,  sabah – akşam,  siyah – beyaz,  sağlık – hastalık,  sevap – günah  gibi  bir  eşi  ve  zıddı  ile  oluşturulmuştur.  Bugüne  kadar  hiç  bir  zeminde,  hiç  bir  inanç   ve  düşünce  grubunda,  sizin  yönelttiğiniz  gibi  soruların  gerçek  karşılığı  ortaya   konulamamıştır. İkna  olunur  veya  olunmaz,  bu  gibi  soruların  karşılığı  gaybe  inanma  kapsamında  olduğu  için  ancak  Kur'anın  dışındaki  bilgilerden  başka  kişilerin  açıklamalarıyla  ortaya  konulması  da  mümkün  değildir.  Ben  de  bu  tür  soruların  gerçek  karşılığını  bilmiyorum,  kendimden  de  size  bu  konuda  tam  ve  kesin  bir  şey  söyleyemem.  Çünkü  hakikat,  gerçek  sır  ve  yaratılmanın  niçini  sadece  Rabbimizin  katındadır.  Sınırları  olan  dünya  aklı  ile  bizim  bu  sırra   ermemizin  olanağı  da  yoktur.  Kâinatta  yaratılmış  olanların  tamamı  başka  bir  boyuttadır  ve  bütün  bunları  yarattığına  inandığımız  Allah  da  dünya  aklıyla  tanımlayamayacağımız,  tam  olarak  algılayamayacağımız  bambaşka  bir  boyutta  ve  bambaşka  bir  formdadır.

Buna  rağmen  Kâinatın  ve  içindeki  canlı,  cansız,  görünen,  görünmeyen  ve  yaratılmış  olan  bütün  varlıkların  yaratılma   nedeni,  Tarikatlarda  Tasavvufi  inançlarla  risale  ve  mesnevilere  dayandırılarak,  “  Allah  Kendisini  gizlemiş  ve  eserlerini  ortaya  çıkarmış  “  deyip  tamamen   Kur’anın  dışında  mana  alemiyle  uydurulan  kerametlerle  ve  hikâyelerle  açıklanmaya  çalışılmakta,  buradaki  tutarsızlık  ve  saçmalıklardan  yararlanan  ve  Allah’ın  varlığına   inanmayıp  yok  sayan,  bütün  varlıkların  ve  olayların  kendi  iç  dinamikleriyle  yürüdüğüne  inanan  Ateistler  de  sizin   sorunuzda  kullandığınız  ifadelerin  benzerini  kullanmakta,  yanlış  ve  yetersiz   meallendirilen  Kur’an  ayetlerine  göre  dayanaksız,  tutarsız  ve  çelişkili  sorular  yöneltebilmekte,  Müslüman  topluluklarında  yaşanan  yanlışlıkları  da  delil  gösterip  bu  nasıl  bir  Allah  ki  deyip  kendi  haklılıklarına  kanıt  oluşturmaya  çalışmaktadırlar.

Dünya  aklımızla  ve  içinde  yaşadığımız  Evren  boyutuyla,  bizden  ve  Kâinatın  dışında  çok  farklı  bir  formda  olan  Allah'ın  mantığını,  sınırsız  ilmini  ve  yaratılmanın  kesin  amacını  çözebilmemiz  ve  dillendirebilmemiz  mümkün  değildir.  Eğer  bir  yaratıcı  Allah'ın  olduğuna  gerçekten  vicdanımızla,  çevremizdeki  oluşumların  mucizeliğinin  farkında  olarak  edindiğimiz  bilgilerle  inanıyorsak,  Einstain'in  "  Allah  boşuna  zar  atmaz  "  dediği  gibi  biz  de  Rabbimizin  yaratmasında  mutlaka  Kendisine  göre  niçinlerinin  olabileceğine  inanıyorsak,  aslında  bu  tür  soruların  muhatabı  doğrudan  doğruya  Yüce  Rabbimiz  Allah'tır.  Allah'a  da  doğrudan  doğruya  bu  tür  soruları  soramayacağımıza  göre  ancak  Kur'ana  sormalı  ve  Kur'anın  bize  aktardıkları  ile  yetinmeliyiz. Sad  Sûresinin  27. ayetinde  "  Ve  Biz  gökyüzünü,  yeryüzünü  ve  aralarında  olanları  boşuna  oluşturmadık. "  Duhan  Sûresinin  38. ayetinde  "  Biz  gökleri,  yeryüzünü  ve  ikisi  arasındakileri  oyun  oynayanlar  olarak  oluşturmadık.  Biz  o  ikisini  sadece  hak  /  gerçek  ile  oluşturduk.  Müminun  Sûresinin  115.  ayetinde  "  Peki  siz,  Bizim  sizi  sadece  boş  yere  oluşturduğumuzu  ve  şüphesiz  sizin  yalnızca  Bize  döndürülmeyeceğinizi  mi  sandınız ? ifadeleriyle  aslında  yaratılışın  gerisinde  bir  amacın  bulunduğu,  değişik  ayetlerde  ve  değişik  ifadelerle  açıklanmakta,  bunların  düşünülmesi  gerektiği  anlatılmaktadır. 

Enbiya  Sûresinin  17. ayetinde  de  "  Eğer  Biz  bir  eğlence  edinmek  isteseydik,  elbette  onu  Kendi  katımızdan  edinirdik. " denilerek  yaratılmanın  gerekçeleri  ancak  bizim  bileceğimiz  ölçülerde  ve  kavrayabileceğimiz  ifadelere  yer  verilerek  aktarılmaktadır. Rabbimiz  birçok  ayette  değindiği  gibi,  Hud  Sûresinin  7. ayetinde  de  "  Ve  Allah  hanginizin  daha  güzel  amel  işleyeceğini  imtihan  etmek  için  gökleri  ve  yeri  altı  evrede  oluşturandır. "  ifadeleriyle  gerçek  bir  insan  olabilmek  adına  bizim  sınavımızdan  bahsedilmekte,  birçok  ayette  ölümden,  tekrar  diriltileceğimizden  ve  ebedi  bir  hayata  bu  sınavların  sonucunda  ama  iyisiyle  ödüllendirilerek  Cennette,  ama   cezalandırılarak  kötüsüyle  Cehennemde  devam  edeceğimiz  birçok  örneklemeler  ve  uyarı  yollarıyla  anlatılmaktadır. Rabbimizin  bizi  yaratmasındaki  en  önemli  amacı  ve  hedefi  de  Kur'an  ayetlerinde  anlatıldığı  gibi,  tekâmül  etmiş,  ünsiyet  kazanmış  en  mükemmel  insan  yapısına  erişebilmemizdir. Bu  nedenle  de  Kendisini  tanımayan,  yok  sayan,  isyan  ve  inkâr  içinde  olanlara  dahi  Yüce  Rabbimiz  "  Söz  verilmiş  güne /  Ahiret  gününe  "  kadar  mühlet  vermekte,  Vehhablığı  nedeniyle  hemen  cezalandırmamaktadır.

Bu  konularda  ispat  edilemeyecek  olan  Allah  katındaki  gayb  ile  ilgili  oluşturulan  ısrarcı  sorular  da  art  niyetle  imanı  zayıflatır.  Kişileri  önce  bu  dünyanın  sınırlı  aklı  ile  ispat  edilemeyen  oluşumların  peşine  düşürüp  agnostik  yapar,  ardından  da  ateistliğe,  yokluk  inancı  ile  dinsizliğe  götürür.  Allah  doğrusunu  en  iyi  bilendir,  Din  ve  inanç  adına  her  konuda  olduğu  gibi  bu  konularda  da  bize  Kur'anın  anlattıkları  yeterli  görülmelidir. Bu  nedenle  aslında  Kur’an  öğretilerinin  dışında  bu  tür  sorulara  kafamızı  fazla  yormamalı,  bizim  için  gayb  olduğundan  dolayı  da   saplantı  içerisinde  de  olmamalıyız.  Akli  dengemizi  ve  inancımızı  da  kaybetmemeye  özen  göstermeliyiz. Sizin  bu  sorunuzun  doyurucu  cevabı  aslında  Kur’anımızın  tamamında  yer  alan  6234  ayette  mevcuttur. Elbette  ki  bu  zeminde  bu  ayetlerin  tamamının  ayrıntılarına  girmemizin  olanağı  yoktur.  Ancak  sizin  bu  sorunuza  bir  nebze  de  olsa  karşılık  olabilecek  ve  bizim  algılayabileceğimiz,  kapasitemiz  ve  ihtiyacımız  ölçüsünde  Rabbimizin  Kur’an  ayetleriyle  verdiği  bilgiler  ölçüsünde  ana  hatlarıyla  bir  şeyler  aktarmaya  çalıştık. Eğer  görmediğimiz  halde  gerçekten  Allah’ın  varlığına,  peygamberlerine,  kitaplarına  ve  Ahiret  gününe  vicdanımızla,  kalbimizle,  etrafımızda  gördüğümüz  bütün  yaratılmışlardaki  mühendisliğin,  matematiğin,  muazzam  ve  harika   tasarımın  farkına  vararak  sahip  olduğumuz  bilgilerle  inanıyorsak  o  zaman  bu  sorunun  karşılığını  kitabımız  Kur’an  içerisinde  aramalıyız. Birçok  ayette  dinin  temeli  olarak  salattan,  dayanışma,  destekleşme  ve  paylaşmadan  söz  ettiğine  göre  belki  de  ünlü  filozoflardan  Sokrates'in  de  dediği  gibi,  "  Acı  çeken,  yardıma  muhtaç  insanların  acılarını  dindirmek,  sıkıntılarını  gidermek  için  insanın  yaratıldığı  "  görüşünü  yeterli  bir  neden  olarak  da   görebiliriz. Allah'ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur'anın  doğruları  ile  tahkiki  bilgilere  dayanan  iman  sizinle  olsun !...

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET