TÜM SORULAR

Soru

Hasan Y.   02-04-2025   7

Sayın Zeki bey , benim sorum icki icilmesi hakkında bilgiler verebilirmisiniz, bazılari içki haram değil bazılarıda cehennemlik diyor,Kuranın bakışı nedir?İcki icilince cehennemlikmi olunuyor? Saygılarımla Hasan Yilmaz

Yanıtlar

Zeki Çelik.      02-04-2025  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun ! 

Sosyal,  kültürel,  ahlâki,  ekonomik,  din  ve  inanç  açısından  da  çok  önemli  olan,  peygamberimizin  zamanında  da  gündeme  gelen,  sorular  yöneltilen,  bu  konuda  rivayetlerin  ortaya  konulduğu,  tarih  boyunca  birçok  Fakih  ve  Mezhep  imamları  tarafından,  bugün  de  birçok  çevrelerce  de  tartışılan  çok  da  güncel  bir  konuyu  soru  olarak  gündeme  getirmişsiniz.  Toplumumuzun  da  bu  güne  kadar  kesin  ve  net  bir  bilgiye  sahip  olmadığı  bu  konuya  dikkat  çektiğiniz  için  size  teşekkür  ederim. Tabiidir  ki  tartışılanlara,  bu  konuda  öne  sürülen  rivayetlere  çok  çeşitli  ve  kapsamlı  olduğu  için  bu  zeminde   yer  veremeyiz,  biz  ancak  Kur’an  ayetleriyle  size  ana  hatlarıyla  yardımcı  olmaya  çalışacağız. Öncelikle  de  belirtelim  Cemaat  ve  Tarikatların  abarttıkları  ve  kesin  yasak  koyduğu  gibi  içki  içenlerin  cehennemlik  oldukları  gibi  bir  şey  yoktur,  buna  hiç  kimse  karar  veremez,  üstelik  de  kim  bilebilir  ki  bugün  içki  kullanan  bir  kişinin  yarınlarda  bırakıp  da  inanan,  güzellikler  üreten  ünsiyet  ve  güzel  ahlak  sahibi  bir  insan  olacağını !   Hatta  aşağıda  ayet  örneği  ile  de  yer  vereceğimiz  gibi  içki  içtiği  halde  inanan  ve  düzeltmeye  yönelik  işler  yapan  kimselerin  tatmış  olduklarından  dolayı  sorumlu  tutulamayacağı  da  belirtilmektedir.

Peygamberimizin  risaleti  döneminde  toplum  tarafından  çoklukla  kullanılan  içki  ile  ilgili  olarak  değişik  zaman  aralıklarında  bu  konuya  değinen  bir  takım  ayetler   vahyedilmiş,  açıklamalarda  ve  öğütlerde  bulunulmuştur. Maide  Sûresinin  90. ayetinde  Ey  iman  etmiş  kişiler !  Hamr /  içki /  herhangi  bir  yolla  aklı  örten…….şeylerdir.  Öyleyse  durumunuzu  korumanız,  kurtulmanız   için  bu  şeytan  işinden  kaçının. “  ifadeleriyle  uzak  durun  denmiş,  Bakara  Sûresinin  219.  ayetinde  de   Sana  hamr’dan  /  aklı  karıştıran,  örten  şeylerden….soruyorlar.  De  ki  :  Bu  ikisinde  büyük  bir  günah,  bir  de  insanlar  için  bazı  menfaatler  vardır.  Fakat  dünya  ve  âhirette  günahları,  menfaatlerinden  daha  büyüktür…..”  ifadeleriyle  de  değişik  örneklemelerin  yanı  sıra   içki  gibi   şeytanın  yönlendirdiği  uygulama  ve  alışkanlıklardan  kaçınılması  önerilmektedir.  Çünkü  bunlar  pistir,  insanın  bedensel  ve  ruhsal  sağlığı  için  zararlıdır.  Zira  içki  ve  uyuşturucu  alanların,  dikkat,  hafıza  gibi  melekeleri  çalışmamaktadır.  Meydan  kişinin  olumsuz  dürtüleri  olan  şeytana  /  kişinin  iblisine  kalmaktadır. Böylece  tefekkürsüz  ve  kontrolsüz  sözler  sarf  edilmekte,  başka  insanlara  ve  hatta  yakınlara  bile  sataşılmakta,  kötü  işler  yapılabilmektedir.  Bunun  sonucunda  düşmanlık,  darp  veya   cinayet  gibi  kötü  sonuçlar  dahi  ortaya  çıkabilmektedir. Alkollü  içkiler  insanın  psikolojisini  ve  sağlığını  bozduğu  gibi,  parasını  da  işini  gücünü  de  heder  eder.  Ayrıca  da  aklın  düşmanıdır. En  büyük  düşmanlığı  ise  Nisa  Sûresinin  43.  ayetinde  “  Ey  iman  etmiş  kişiler !   Sarhoş  iken  ne söylediğinizi  bilinceye  kadar…..salata /  mali  yönden  ve  zihinsel  açıdan  destek  olma,  toplumu  aydınlatma  kurumlarına  yaklaşmayın /  toplum  içine  çıkmayın… “  ifadeleriyle  akla  verdiği  zarardan  dolayıdır. Bu  nedenle  de  Rabbimiz  Sarhoş  olanın  oluşturabileceği  bozgunculuktan,  verebileceği  rahatsızlıktan  dolayı  toplantılara  katılmasını,  salata,  musallaya  yaklaşmasını   yasaklamaktadır.  Ayetin  orijinalinde  yer  alan  “  sükârâ “  sözcüğü  “  sekr “  sözcüğünün  türevidir. Bu  da  sadece  içkiyle  değil,  uyku,  şehvet,  korku,  acı,  panik,  stres  gibi  başka  nedenlerle  de  geniş  anlamıyla  insanın  melekelerini  tam  anlamıyla  kullanmasını  engelleyen  zihinsel  bulanıkların  tümünü  ifade  eder.  Dolayısıyla  insanlar  içkiden,   uyuşturucudan  veya  diğer  etkenlerle  de  olsa  sarhoş  iken  salata,  toplum  içine   katılmamalıdırlar. Burada  yasaklanan  doğrudan  doğruya  içki  değil,  "  sukara "  haline  gelinmemesidir. Peygamberimizin  zamanında  bütün  sahabe  zaten  içki  içiyordu.  Bu  ayetler  indirilip  duyurulduğu  zaman  ise  sokaklar  dökülen  içkilerle  dolmuş, ama  farklı  görüş  beyan  edenler  de  içmeye  devam  edenler  de  çoklukla  olmuştur.

Hamr  :  sözcüğü  de  örtmek,  karıştırmak  anlamlarındaki “  h m r “  kökünden  gelmiş  olup  aklı  örten,  karıştıran  her  şeyin  ismi  olmuştur.  Bu  sözcük  önceleri  sadece  üzümden  elde  edilen  şaraba /  içkiye  ad  olmuşken  sonradan  aklı  örten,  karıştıran  her  türlü  içki  ve  uyuşturucu  maddenin  adı  olmuştur. Nahl  Sûresinin  67.  ayetinde  “  Ve  hurma  ağaçlarının  meyvelerinden  ve  üzümlerden  ki,  siz  ondan  içki  ve  güzel  rızık  edinirsiniz.  Size  içiririz.  Şüphesiz  bunda  aklını  kullanan  bir  toplum  için  kesinlikle  bir  alamet /  gösterge  vardır. “ ifadeleriyle  Rabbimiz  meyvelere  dikkat  çekmekte  ve  meyvelerin  insan  hayatındaki  önemini  bildirmektedir.  Ayetin  işaret  ettiği  ibretlik  özellikler  ise  elma,  armut,  ayva,  erik,  kaysı,  kiraz  gibi  tüm  meyveler  için  geçerlidir. Ayette  “  seker / içki  “  sözcüğü   yiyecek,  sirke,  nebiz /  şarap  dışında  sarhoşluk  veren  madde  ve  içecekler   gibi  anlamlara  çekilmeye  çalışılmıştır. Halbuki  bu  sözcük  aynı  zamanda “  sislilik,  bulutluluk,  tozluluk,  bulanıklık “  anlamında  olup  aklın  karışıklığı,  bilincin  bulanıklığı,  argo  tabiriyle “  kafanın  kıyaklığı /  sarhoşluk “  kendini  bilememektir  demektir. Bu  ayetle  Rabbimiz,  söz  konusu  nimetleri  özellikle  henüz  iman  etmemiş  kişilere  hatırlatmaktadır.  Bu  nedenle  onlar  için  içki  yasaktı  veya  serbestti  diye  bir  konu  yoktur.  Bu  ayetin  içkinin  yasaklanmasından  önce  nazil  olduğunu,  daha  sonra  da  hükmün  kaldırıldığını  iddia  etmek  de  doğru  değildir,  Kur’an  bütünlüğünü  tanımamak  anlamına  gelir.

Öte  yandan  Maide  Sûresinin  87 – 88. ayetlerinde   Ey  iman  eden  kimseler ! Allah’ın  size  helâl  kıldığı  temiz /  nefis /  güzel  şeyleri  haram  saymayın.  Ve  aşırı  gitmeyin.  Şüphesiz  Allah  aşırı  gidenleri  sevmez. “  ifadeleriyle  aşırıya,  abartıya   gidilmemekten  söz  edilmektedir,  tayyibattan /  güzel  ve  temiz  olmadığından  dolayı  kişinin  kendisine  ve  çevresindekilere  zarar  verebilecek  olan  içecekler  /  nebiz  bu  nedenle  yasaklanmaktadır.  Peygamberimizin  zamanında  dahi  içki  içen  pek  çok  sahabe  bulunmakta  idi.  Zeminin  müsait  olmamasından  dolayı  yer  veremeyeceğimiz  halde  bu  nedenle  birçok  rivayette  bu  konular  gündeme  getirilmiş  ve  ( Kurtubi,  el  Câmiu  li  Ahkamil – Kur’an,  Razi,  Mefatihul  Gayb, )  gibi  eserlerde  bir  çok  Fakih  ve  Mezhep  İmamları  tarafından  da  tartışılmış,  değişik  görüşler  beyan  edilmiştir.  Bu  bağlamda  da  Maide  Sûresinin  93. ayetinde    “  İnanan  ve  düzeltmeye  yönelik  işler  yapan  kimselere….iyilik  güzellik  ürettikleri  zaman,  tatmış  olduklarından  dolayı  bir  sorumluluk  yoktur.  Ve  Allah,  iyilik  güzellik  üretenleri  sever. “  ifadelerine  bağlı  olarak,  birçok  Fakih  tarafından  tartışılan  ve  içki  ile  ilgili  söz  konusu  rivayetlerin  sonucunda  da  birileri  tarafından “  Eşyada  asıl   olan  ibaha  /  açıklamak,  serbest  bırakmak,  meşru  saymak “ olduğuna  göre  böyle  bir  hükmün  verilmesinin  bir  mantığı  olması  gerekir  denilmiş,  ayette  açıkça  aklı  örten  yiyecek  ve  içeceklerin  aklı  örtmeyecek,  salattan  ve  Allah’ın  zikrinden  geri  kalmayacak  ölçüde  yenilip  içilmesinde  bir  sakınca  olmadığı  bildirilmiş,  Haram  olan  ister  yiyecek,  ister  içecek,  ister  nefesle  alınan  bir  şey  olsun  aklın  devreden  çıkmayacağı,  kendi  vücuduna  zarar  vermeyeceği  ölçüde  yenilip  içilmesidir,  denilmiştir.

Sonuç  olarak  Kur’an  ayetleriyle  verilen  öğütler  ve  konulan  yasaklar,  her  konuda  olduğu  gibi,  içki  konusunda  da  aşırıya  ve  abartıya  kaçmadan,  öncelikle  kişilerin  kendi  bedenlerinin,  sağlıklarının  zarar  görmemesi  ve  kişinin  kendinden  başka  topluma  da  zarar  vermemesi  başkalarını  da  rahatsız  etmemesi  açısındandır. Hatta  ayetlerin  aşırılık  uyarılarına  göre  ve  Hanefi  mezhebinde  de  diğer  üç  mezhebe  rağmen  “  mutedil  ölçüde  sarhoşluk  vermeyecek  derecede  ve  tıbbi  gerekçelerle  kullanımına  dinen  izin  verilen  eylemler  olarak  icazet  verilmiştir. “  denilmekte  olduğundan  bazı  sahabeden  rivayet  örnekleriyle  de  “  üç  bardak  içersem  bende  hiç  bir  anormallik  olmamaktadır,  ama  dördüncü  bardağı  içtiğim  zaman  ise  sarhoş  olmaktayım.  Bu  nedenle  her  halde  yasak  olan  benim  için  bu  dördüncü  bardaktır. “  diyenler  de  olmaktadır. Elbette  ki  herkesin  beden  ve  fizyolojik  yapısı  veya  dayanıklılığı  aynı  ölçüde  değildir.  Dolayısıyla  bu  ölçüde  veya  hiç  alkol  kullanmamakta  herkes  kendini  bilecektir. İçkinin  kullanımının  sonuçları  sadece  kendi  bedeni  ile  sınırlı  kalacaksa,  sonuçlarını  sadece  kendisi  yaşayacaktır,  Allah'ın  Rahman  ve  Rahim  sıfatından  dolayı  belki  de  günah  mertebesine  de  girmeyecektir.  Ama   kendi   bedeni   çerçevesinde  kalmayacak  ta  başkalarına  zarar  verecek  boyuta  gelecekse  de  o  zaman  da  asıl  olan  Allah  katındaki  sorgulama  da  kaçınılmaz  olacaktır. Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğrularıyla  yaşayacağınız  sorunsuz,  temiz,  güzel  ve  sağlıklı  bir  hayat  sizinle  olsun !...

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET