Sayın Zeki bey , benim sorum icki icilmesi hakkında bilgiler verebilirmisiniz, bazılari içki haram değil bazılarıda cehennemlik diyor,Kuranın bakışı nedir?İcki icilince cehennemlikmi olunuyor? Saygılarımla Hasan Yilmaz
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Sosyal, kültürel, ahlâki, ekonomik, din ve inanç açısından da çok önemli olan, peygamberimizin zamanında da gündeme gelen, sorular yöneltilen, bu konuda rivayetlerin ortaya konulduğu, tarih boyunca birçok Fakih ve Mezhep imamları tarafından, bugün de birçok çevrelerce de tartışılan çok da güncel bir konuyu soru olarak gündeme getirmişsiniz. Toplumumuzun da bu güne kadar kesin ve net bir bilgiye sahip olmadığı bu konuya dikkat çektiğiniz için size teşekkür ederim. Tabiidir ki tartışılanlara, bu konuda öne sürülen rivayetlere çok çeşitli ve kapsamlı olduğu için bu zeminde yer veremeyiz, biz ancak Kur’an ayetleriyle size ana hatlarıyla yardımcı olmaya çalışacağız. Öncelikle de belirtelim Cemaat ve Tarikatların abarttıkları ve kesin yasak koyduğu gibi içki içenlerin cehennemlik oldukları gibi bir şey yoktur, buna hiç kimse karar veremez, üstelik de kim bilebilir ki bugün içki kullanan bir kişinin yarınlarda bırakıp da inanan, güzellikler üreten ünsiyet ve güzel ahlak sahibi bir insan olacağını ! Hatta aşağıda ayet örneği ile de yer vereceğimiz gibi içki içtiği halde inanan ve düzeltmeye yönelik işler yapan kimselerin tatmış olduklarından dolayı sorumlu tutulamayacağı da belirtilmektedir.
Peygamberimizin risaleti
döneminde toplum tarafından
çoklukla kullanılan
içki ile ilgili
olarak değişik zaman
aralıklarında bu konuya
değinen bir takım
ayetler vahyedilmiş,
açıklamalarda ve öğütlerde
bulunulmuştur. Maide Sûresinin
90. ayetinde “ Ey iman
etmiş kişiler ! Hamr /
içki / herhangi bir
yolla aklı örten…….şeylerdir. Öyleyse
durumunuzu korumanız, kurtulmanız
için bu şeytan
işinden kaçının. “ ifadeleriyle uzak durun denmiş, Bakara
Sûresinin 219. ayetinde de “ Sana hamr’dan / aklı karıştıran,
örten şeylerden….soruyorlar. De
ki : Bu
ikisinde büyük bir
günah, bir de
insanlar için bazı menfaatler vardır.
Fakat dünya ve âhirette günahları,
menfaatlerinden daha büyüktür…..” ifadeleriyle
de değişik örneklemelerin yanı
sıra içki gibi
şeytanın yönlendirdiği uygulama ve
alışkanlıklardan kaçınılması önerilmektedir. Çünkü bunlar
pistir, insanın bedensel ve ruhsal sağlığı için zararlıdır. Zira
içki ve uyuşturucu
alanların, dikkat, hafıza
gibi melekeleri çalışmamaktadır. Meydan kişinin olumsuz dürtüleri olan
şeytana / kişinin
iblisine kalmaktadır. Böylece tefekkürsüz
ve kontrolsüz sözler
sarf edilmekte, başka
insanlara ve hatta yakınlara bile sataşılmakta, kötü işler
yapılabilmektedir. Bunun sonucunda
düşmanlık, darp veya cinayet
gibi kötü sonuçlar
dahi ortaya çıkabilmektedir. Alkollü içkiler insanın
psikolojisini ve sağlığını
bozduğu gibi, parasını
da işini gücünü de heder eder.
Ayrıca da aklın
düşmanıdır. En büyük düşmanlığı
ise Nisa Sûresinin
43. ayetinde “ Ey
iman etmiş kişiler !
Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye
kadar…..salata / mali yönden
ve zihinsel açıdan
destek olma, toplumu
aydınlatma kurumlarına yaklaşmayın /
toplum içine çıkmayın… “
ifadeleriyle akla
verdiği zarardan dolayıdır. Bu
nedenle de Rabbimiz
Sarhoş olanın oluşturabileceği bozgunculuktan, verebileceği rahatsızlıktan dolayı toplantılara katılmasını, salata,
musallaya yaklaşmasını yasaklamaktadır. Ayetin orijinalinde yer alan “ sükârâ “ sözcüğü
“
sekr “ sözcüğünün türevidir. Bu
da sadece içkiyle
değil, uyku, şehvet,
korku, acı, panik,
stres gibi başka nedenlerle
de geniş anlamıyla
insanın melekelerini tam
anlamıyla kullanmasını engelleyen
zihinsel bulanıkların tümünü
ifade eder. Dolayısıyla insanlar
içkiden, uyuşturucudan
veya diğer etkenlerle
de olsa sarhoş
iken salata, toplum
içine katılmamalıdırlar. Burada yasaklanan doğrudan doğruya içki değil, " sukara " haline gelinmemesidir. Peygamberimizin zamanında bütün sahabe zaten içki içiyordu. Bu ayetler indirilip duyurulduğu zaman ise sokaklar dökülen içkilerle dolmuş, ama farklı görüş beyan edenler de içmeye devam edenler de çoklukla olmuştur.
Hamr : sözcüğü
de örtmek, karıştırmak
anlamlarındaki “ h m r “ kökünden
gelmiş olup aklı
örten, karıştıran her
şeyin ismi olmuştur.
Bu sözcük önceleri
sadece üzümden elde
edilen şaraba / içkiye
ad olmuşken sonradan
aklı örten, karıştıran
her türlü içki
ve uyuşturucu maddenin
adı olmuştur. Nahl
Sûresinin 67. ayetinde
“
Ve hurma ağaçlarının
meyvelerinden ve üzümlerden
ki, siz ondan
içki ve güzel
rızık edinirsiniz. Size
içiririz. Şüphesiz bunda
aklını kullanan bir
toplum için kesinlikle
bir alamet / gösterge
vardır. “ ifadeleriyle Rabbimiz
meyvelere dikkat çekmekte
ve meyvelerin insan
hayatındaki önemini bildirmektedir. Ayetin
işaret ettiği ibretlik
özellikler ise elma,
armut, ayva, erik,
kaysı, kiraz gibi
tüm meyveler için
geçerlidir. Ayette “
seker / içki “ sözcüğü
yiyecek, sirke, nebiz /
şarap dışında sarhoşluk
veren madde ve
içecekler gibi anlamlara çekilmeye
çalışılmıştır. Halbuki bu sözcük
aynı zamanda “ sislilik,
bulutluluk, tozluluk, bulanıklık
“ anlamında olup
aklın karışıklığı, bilincin
bulanıklığı, argo tabiriyle “
kafanın kıyaklığı / sarhoşluk “ kendini bilememektir demektir. Bu ayetle Rabbimiz,
söz konusu nimetleri
özellikle henüz iman
etmemiş kişilere hatırlatmaktadır. Bu
nedenle onlar için
içki yasaktı veya
serbestti diye bir
konu yoktur. Bu
ayetin içkinin yasaklanmasından önce
nazil olduğunu, daha sonra
da hükmün kaldırıldığını iddia
etmek de doğru değildir,
Kur’an bütünlüğünü tanımamak
anlamına gelir.
Öte yandan Maide Sûresinin 87 – 88. ayetlerinde “ Ey iman eden kimseler ! Allah’ın size helâl kıldığı temiz / nefis / güzel şeyleri haram saymayın. Ve aşırı gitmeyin. Şüphesiz Allah aşırı gidenleri sevmez. “ ifadeleriyle aşırıya, abartıya gidilmemekten söz edilmektedir, tayyibattan / güzel ve temiz olmadığından dolayı kişinin kendisine ve çevresindekilere zarar verebilecek olan içecekler / nebiz bu nedenle yasaklanmaktadır. Peygamberimizin zamanında dahi içki içen pek çok sahabe bulunmakta idi. Zeminin müsait olmamasından dolayı yer veremeyeceğimiz halde bu nedenle birçok rivayette bu konular gündeme getirilmiş ve ( Kurtubi, el Câmiu li Ahkamil – Kur’an, Razi, Mefatihul Gayb, ) gibi eserlerde bir çok Fakih ve Mezhep İmamları tarafından da tartışılmış, değişik görüşler beyan edilmiştir. Bu bağlamda da Maide Sûresinin 93. ayetinde “ İnanan ve düzeltmeye yönelik işler yapan kimselere….iyilik güzellik ürettikleri zaman, tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Ve Allah, iyilik güzellik üretenleri sever. “ ifadelerine bağlı olarak, birçok Fakih tarafından tartışılan ve içki ile ilgili söz konusu rivayetlerin sonucunda da birileri tarafından “ Eşyada asıl olan ibaha / açıklamak, serbest bırakmak, meşru saymak “ olduğuna göre böyle bir hükmün verilmesinin bir mantığı olması gerekir denilmiş, ayette açıkça aklı örten yiyecek ve içeceklerin aklı örtmeyecek, salattan ve Allah’ın zikrinden geri kalmayacak ölçüde yenilip içilmesinde bir sakınca olmadığı bildirilmiş, Haram olan ister yiyecek, ister içecek, ister nefesle alınan bir şey olsun aklın devreden çıkmayacağı, kendi vücuduna zarar vermeyeceği ölçüde yenilip içilmesidir, denilmiştir.
Sonuç olarak Kur’an ayetleriyle verilen öğütler ve konulan yasaklar, her konuda olduğu gibi, içki konusunda da aşırıya ve abartıya kaçmadan, öncelikle kişilerin kendi bedenlerinin, sağlıklarının zarar görmemesi ve kişinin kendinden başka topluma da zarar vermemesi başkalarını da rahatsız etmemesi açısındandır. Hatta ayetlerin aşırılık uyarılarına göre ve Hanefi mezhebinde de diğer üç mezhebe rağmen “ mutedil ölçüde sarhoşluk vermeyecek derecede ve tıbbi gerekçelerle kullanımına dinen izin verilen eylemler olarak icazet verilmiştir. “ denilmekte olduğundan bazı sahabeden rivayet örnekleriyle de “ üç bardak içersem bende hiç bir anormallik olmamaktadır, ama dördüncü bardağı içtiğim zaman ise sarhoş olmaktayım. Bu nedenle her halde yasak olan benim için bu dördüncü bardaktır. “ diyenler de olmaktadır. Elbette ki herkesin beden ve fizyolojik yapısı veya dayanıklılığı aynı ölçüde değildir. Dolayısıyla bu ölçüde veya hiç alkol kullanmamakta herkes kendini bilecektir. İçkinin kullanımının sonuçları sadece kendi bedeni ile sınırlı kalacaksa, sonuçlarını sadece kendisi yaşayacaktır, Allah'ın Rahman ve Rahim sıfatından dolayı belki de günah mertebesine de girmeyecektir. Ama kendi bedeni çerçevesinde kalmayacak ta başkalarına zarar verecek boyuta gelecekse de o zaman da asıl olan Allah katındaki sorgulama da kaçınılmaz olacaktır. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğrularıyla yaşayacağınız sorunsuz, temiz, güzel ve sağlıklı bir hayat sizinle olsun !...