TÜM SORULAR

Soru

Dilara A.   22-02-2025   123

Selamünaleyküm Hocam bisey sormak istiyorum Kadin evlilik gorusmesindeki erkege ikinci bir kadinla evlenmek gibi bir düşüncen istegin arzun varsa bastan soyle evlenmeyelim dediğinde erkek ikinci bir kadinla evlenmek istemiyorum deyip İleride erkek fikrini degistirirse ikinci bir kadinla evlenmek istese (ilk kadinda herhangi bir sorun yok) ama karim benden bosanir diye evlenmese, herhangi bir dul veya bekar kadınlar yüzünden (evli erkek evlenmedide kocasiz kaldi diye) günaha kul hakkina girer mi ilk kadin? Bu herhangi bir bekar veya dul kadınlar(onlarda herhangi bir erkekle evlenmek isterse), ilk kadinin yasadigi aynı şehirdeki veya ilçedeki köydeki yaşadığı kadinlar olabilir veya akraba, komsu, arkadas kadinlar olabilir veya herhangi bir kadın olabilir, evli erkeğin evlenememesinden dolayi (karim benden bosanir diye) ilk kadin günaha kul hakkina girer mi bu bahsettigim dul veya bekar kadinlar kocasiz kalir diye veya kocasiz kaldi diye?

Yanıtlar

Zeki Çelik.      22-02-2025  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !  Ve  aleyküm  selam !

Dinimiz  İslam’a  göre  evliliğin  amacı  Yüce  Kitabımız  Kur’anda,  Nisa  Sûresinin  1. ayetinde  "  Ey  insanlar !  Sizi  tek  bir  nefisten  yaratan,  ondan  da  eşini  yaratan  ve  her  ikisinden  birçok  erkek  ve  kadın  türetip  yaratan  ve  yayan  Rabbinizin  koruması  altına  girin. "  yine  Rum  Sûresinin  20. ayetinde  "  O’nun  sizi  topraktan  yaratması  da  Kendisinin  mucizelerindendir.  Sonra  da  siz  şimdi  dağılıp  yayılan  bir  beşersiniz.  Yine  O’nun  mucizelerindendir  ki,  sizin  için  nefislerinizden  kendilerine  ısınırsınız  diye  eşler  yaratmış,  aranıza  bir  sevgi  ve  merhamet  koymuştur. "  ifadeleriyle  belirtildiği  gibi  yaratılıştan  başlayarak,  sosyal  hayattaki  kadına  varıncaya  kadar,  değişik  konularda   kadına  en  büyük  değer  verilmiştir,  yüceltilmiştir,  evlilik  müessesesi  ile  sosyal  sisteme  koyduğu  kanunla  kadın  hakları  korunmuştur. Dolayısıyla  kadın  ve  erkeğin  evliliği  insanı  haramdan  uzaklaştırmakta,  nesli  çoğaltıp  korumakta,  bireyler  ve  toplum  için  güç  kazandırarak  sayısız  yararlar  ve  hikmetlerle  dünya  yaşamının  devamlılığını  sağlamakta,  dünya  hayatının  mutluluğu  ile  ebedi  hayatın  da  güzelliğini  kazanmaya  vesile  olmaktadır. Bu  nedenle  İslam  dini  aileyi  sevgi,  merhamet,  huzur  ve  hoş  görü  üzerine  bina  ederek  hayatın  temel  taşı  olarak  görmektedir.

Değerli  Kardeşim !  Siz  de  aslında  yaşadığımız  toplumda  evlilik  müessesesi  içerisinde  değişik  kesim  ve  toplumlarda  çok  derin  yaraların,  çeşitli  sorun  ve  anlaşmazlıkların  yaşandığı,  zaman  zaman  evlilik  dışı  birlikteliklerin  aile  yapısını  sarsarak  huzur  ve  mutluluğu  bozduğu,  toplumsal  sorunlar  yumağı  üzerine  çok  da  güncel  ve  hassas  bir  konuya  parmak  basarak  önemli  bir  soru  oluşturmuşsunuz. Bu  aslında  hassas  ve  toplumsal  bir  yara  olan  sorunuzdan  dolayı  size  teşekkür  ederim. Elbette  ki  sizin  yönelttiğiniz  ayrıntılarda  Allah’tan  başka  hiç  kimse  fetva  verme  makamı  olamaz.  Soru  olarak  ilettiğiniz  anlatımlar  üzerine  biz  de  size  ancak  Kur’anımızın  ayetleri  ile  gerekli  açıklamalarda  bulunabiliriz.

Eşler  arasında  evliliğin  sağlıklı  yürümesi  konusunda  sizin  diğer  değindiğiniz  ayrıntılara  geçmeden,  öncelikle  hemen  sizin  ana  hattı  ile  istediğiniz  ve  ikinci  bir  kadınla  eşinin  evlenmesine  izin  vermeyip,  başka  bir  dul  kadının  evliliğine  engel  olunması  nedeniyle  kul  hakkı  günahı  oluşur  mu ?  merakınıza  değinelim.  Siz  öncelikle  kendi  hakkınızı  savunmak  zorunda  olduğunuzdan  bu  konuda  kul  hakkı  gibi  bir  sorumluluğunuz  olmaz.  Aslında  zaten  Kur’anımıza  göre  hangi  konuda  olursa  olsun  insanların  işledikleri  günahlarda,  yanlışlarda,  oluşturdukları  engellerde,  gasplarda,  toplumumuza  yanlış  yerleştirildiği  gibi  kul  hakkı  diye  bir  kavram  yoktur.  Bizzat  kişilerin  haklarına  karşı  da  olsa  yapılan  bütün  yanlışlıklar,  işlenen  haramlar,  yapılan  gasplar,  çalınan  haklar,  atılan  yanlış  adımlar,  verilen  yanlış  kararlar,  Allah’ın  bize  ayetlerle  koyduğu  kurallara,  yasaklara  göre  yapmayın  dediklerinin  aksine  Allah'a  karşı  işlenmiş  günahlardır.  Bu  günahları  mahiyetine  göre  Allah  isterse  bağışlar,  isterse  uygun  bir  şekilde  adaleti  sağlamak  üzere  değişik  vesilelerle  cezalandırır. Yapılanlar  günah  değilse  de  değişik  nimetlerle  mükâfatlandırılır.

Ancak  sizin  aktardıklarınızdan  eğer  yanlış  anlamadıysak  evli  bir  erkeğin,  evli  olduğu  halde,  o  kadın  tanıdık,  tanımadık,  akraba,  komşu,  arkadaş,  kim  olursa  olsun aynı anda  ikinci  bir  kadınla  evlilik  yapmak  istemesi   Kur’anımıza   göre  de,  bugün  ülkemizdeki  medeni  hukuk  kanununa  göre  de  suçtur. Aile  birlikteliği  içerisinde  de  Kur'anda  Nisa  Sûresinin  34 - 35. ayetlerinde, "  Allah’ın,  bazı  şeyleri  bazısına  fazla  kılması,  erkeklerin  mallarından  harcamaları  nedeniyle  erkekler,  kadınlar  üzerine  iyi  koruyup,  iyi  gözeticidirler. Hal  böyle  olunca,  Salih  kadınlar,  Allah’a  itaat  edicidirler. Allah’ın  koyduğu  kurala  uyanlardır.  Allah’ın  koruduğu  şey  nedeniyle  henüz  gelmediği  halde  başlarına  gelebilecek  felaketler  için  koruyucudurlar.  Nüşuzundan / diklenmesinden  korktuğunuz  kadınlara  da  öğüt  verin  veya  kendi  ülkeniz  sınırları  içerisinde  göç  ettirin  /  bir  süre  ayrı  yaşayın   ve  de  baskı  yapın. /  Daha  sağlıklı  düşünmesine  yardımcı  olun.  Bunun  üzerine  size  saygılı  davranırlarsa,  artık  onlar  aleyhine  başka  bir  yol  aramayın.  Allah  çok  yücedir,  çok  büyüktür. "  ifadeleriyle  evli  olan  erkek  ve  kadının  karşılıklı  yükümlülükleri  açıklanmaktadır.  Bu  ayette  kadınların  inci  gibi,  elmas  gibi  korunup  gözetilmesine  vurgu  yapılmakta,  toplumdaki  mutluluğun,  huzurun  ve  sulh  içinde  yaşamanın  yolları  gösterilmektedir.  Anlam  olarak ;  Zengin  de  olsalar,  kadınların  geçimi  erkeklerin  üzerinedir.  Erkekler  kadınları  en  iyi  şekilde  koruyup  kollamalı,  sahiplenmeli  ve  gözetmelidir. Evlilik  birliğinin  bozulmaması  için  de  her  iki  tarafın  da  çaba  harcaması  gerektiği, Nisa  Sûresinin  35. ayetinde  de  “  Ve  eğer  karı – kocanın  arasının  açılmasından  korktuysanız,  o  zaman  bir  hakem  erkeğin  yakınlarından,  bir  hakem  de  kadının  yakınlarından  kendilerine  gönderin.  Bu  karı  koca  gerçekten  barışmak  isterlerse,  Allah  karı – koca   arasında   geçim   verir.  Şüphesiz  Allah,  çok  iyi  bilendir,  her  şeyin  iç  yüzünü,  gizli  taraflarını  da  iyi  bilendir. “  ifadeleriyle  peygamberimizin  zamanındaki  Mekke  yaşamı  ve  gelenekleri  koşullarında  eşler  arasındaki  geçimsizlik  oluşması  durumunda  da  yapılması  gereken  kamusal  görev  bildirilmektedir. Elbette  ki  insan  yaşamının  her  döneminde  ve  topluluklarında  birçok  nedenden  dolayı  evli  eşler  arasında  büyük  boyutta  anlaşmazlıklar,  geçimsizlikler,  uyumsuzluklar  ortaya  çıkabilmektedir. Hakemler  bu  ayete  göre  anlaşmazlığın  nedenlerini  araştırmalı  ve  çözüm  aramalıdır. Tabii  bugünkü  medenileşmiş  toplum  koşullarında  bu  hakemler,  Aile  Hukuku  kapsamında  boşanmaya  bakan  mahkemeler  ve  Hâkimlerdir. Ya  da  ara  bulucu  psikolojik  danışmanlardır.

Bu  bağlamda  Nisa  Sûresinin  128 - 130. ayetlerinde  "  Ve  eğer  bir  kadın,  kocasının  halinden,  diklenmesinden  ve  yahut  kendisinden  uzaklaşmasından  korkarsa,  artık  aralarında  bir  barış  yapmalarında  /  anlaşarak  ayrılmalarında  onlara  bir  günah  yoktur……Ve  kadınlarınız  arasında  adaletli  davranmaya  ne  kadar  uğraşsanız  da  asla  güç  yetiremezsiniz.  Öyleyse  birisine  tamamen  kapılıp  da  diğerini  askıya  alınmış  gibi  bırakmayın.  Ve  eğer  düzeltirseniz  ve  Allah’ın  koruması  altına  girerseniz  artık  şüphesiz  Allah,  kullarının  günahlarını  çok  örten,  onları  cezalandırmayan  ve  bağışı  bol  olandır.  Engin  merhamet  sahibidir. Eğer  karı  koca  ayrılırlarsa  Allah,  hepsini  geniş  armağanlarından  zenginleştirir. "  ifadeleriyle  bu  ayet  grubunun  açıklamaları  tam  da  sizin  değindiğiniz  sorunuzun  ayrıntılarına  denk  düşmüş  gibi  görünmektedir.  Kadın  ve  erkeğin  evlilik  oluşturması  ne  kadar  doğal  hak,  mübah  ve  gerekli  ise,  uyumsuzluk  üzerine  ayrılmaları,  boşanmaları  o  kadar  da  doğaldır  ve  mübahtır,  haktır.  Ama  gerek  dinimiz  açısından,  gerekse  de  Medeni  Hukuk  açısından  evli  bir  erkek,  eşinden  boşanmadıkça  eşi  izin  vermiş  olsa  da,  vermemiş  olsa  da  başka  bir  ikinci  kadınla  evlilik  birlikteliği  içinde  olamaz.  Bu  birlikteliğe  izin  vermeyen,  zorlama  ile  boşanmak  istemeyen  kadının  da  hiç  bir  yasal  veya  dinen  bir  sorumluluğu  ve  suçu  olamaz. Eğer  böyle  bir  duruma  gelmiş  iseler,  her  iki  taraf  da  anlaşarak  boşanırlarsa,  erkek  başka  bir  kadınla  ancak  o  zaman  evlilik  yapabilir.  Ancak  boşanma  gerçekleşecekse  de  erkek  onuru  ve  iffeti  bakımından  kadına  karşı  olan  bütün  sorumluluklarını  yerine  getirerek, dinen  kadının  bir  hakkı  olan  mehir / bedel  hakkını  ödeyerek,  eşinin  boşandıktan  sonraki  sosyal  ve  ekonomik  koşullarını  da  gözeterek  barış  içinde  anlaşarak  boşanabilir. Aksi  takdirde  evli  olduğu  halde  boşanmadan  eşinin  izni  olsa  dahi  başka  bir  kadınla,  hatta  yasal  olmadığı  halde  birlikte  olmaya  kalkarsa  Nur  Sûresinin  2. ayetinde  “  Zina  eden  kadın  ve  zina  eden  erkek,  hemen  her  birini  yüz  kamçı  ile  kamçılayın,  Allah’a  ve  âhiret  gününe  inanıyorsanız, Allah  dininde  sizi,  onlara  acıma  duygusu  tutmasın !  Ve  müminlerden  bir  grup  onların  cezalandırılmasına  tanık  olsun. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  bu  ise  Kur’ana  göre  “  nikâhsız  ve  haksız  cinsel  temas “  eylemi  olarak  tarafları  sıkıntıya  sokacak  çok  büyük  bir  günah  olan  Zina  suçunun  sorumluluğunu  getirir.  Aynı  Sûrenin  3.  ayetinde  de “  Zina  eden  erkek,  zina  eden  bir  kadınla  evlenmiş  olur….. Bu  uygulama  müminlere  haram  kılınmıştır. “  denilerek  bu  tür  uygulamaların  dinen  yasaklandığı  belirtilmektedir.

Kur’anda  bu  tür  olumsuz  uygulamaların  içerisindeki  yanlışlıkların  dile  getirildiği  ayetlerin  ardından  da  Rabbimizin  Tevvablığı  dile  getirilerek,  ancak  yükümlülükler  ve  verilen  zararlar  yerine  getirilmek  koşuluyla  tevbe  etmenin  kapısı  açık  bırakılmaktadır.  Kur’anın  doğrularıyla  gerçekleşen,  mutlu  ve  huzurlu  bir  devamlılıkla  yürüyen,  şiddetten,  baskıdan,  gasptan,  haksızlıktan  uzak  evlilikler,  Allah'ın  selamı  ve  rahmeti  bütün  kadınların  üzerine  olsun !...

 

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET