Selamünaleyküm Hocam bisey sormak istiyorum Kadin evlilik gorusmesindeki erkege ikinci bir kadinla evlenmek gibi bir düşüncen istegin arzun varsa bastan soyle evlenmeyelim dediğinde erkek ikinci bir kadinla evlenmek istemiyorum deyip İleride erkek fikrini degistirirse ikinci bir kadinla evlenmek istese (ilk kadinda herhangi bir sorun yok) ama karim benden bosanir diye evlenmese, herhangi bir dul veya bekar kadınlar yüzünden (evli erkek evlenmedide kocasiz kaldi diye) günaha kul hakkina girer mi ilk kadin? Bu herhangi bir bekar veya dul kadınlar(onlarda herhangi bir erkekle evlenmek isterse), ilk kadinin yasadigi aynı şehirdeki veya ilçedeki köydeki yaşadığı kadinlar olabilir veya akraba, komsu, arkadas kadinlar olabilir veya herhangi bir kadın olabilir, evli erkeğin evlenememesinden dolayi (karim benden bosanir diye) ilk kadin günaha kul hakkina girer mi bu bahsettigim dul veya bekar kadinlar kocasiz kalir diye veya kocasiz kaldi diye?
Zeki Çelik.
22-02-2025
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun ! Ve aleyküm selam !
Dinimiz İslam’a
göre evliliğin amacı Yüce Kitabımız Kur’anda, Nisa
Sûresinin 1. ayetinde " Ey insanlar ! Sizi tek
bir nefisten yaratan, ondan da eşini
yaratan ve her ikisinden birçok erkek
ve kadın türetip yaratan ve yayan
Rabbinizin koruması altına girin. " yine Rum Sûresinin 20.
ayetinde " O’nun
sizi topraktan yaratması da Kendisinin
mucizelerindendir. Sonra da siz şimdi
dağılıp yayılan bir beşersiniz. Yine O’nun
mucizelerindendir ki, sizin için nefislerinizden
kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış,
aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. " ifadeleriyle belirtildiği gibi yaratılıştan
başlayarak, sosyal hayattaki kadına varıncaya
kadar, değişik konularda kadına en büyük
değer verilmiştir, yüceltilmiştir, evlilik müessesesi
ile sosyal sisteme
koyduğu kanunla kadın hakları korunmuştur.
Dolayısıyla kadın ve
erkeğin evliliği insanı
haramdan uzaklaştırmakta, nesli
çoğaltıp korumakta, bireyler
ve toplum için
güç kazandırarak sayısız
yararlar ve hikmetlerle
dünya yaşamının devamlılığını
sağlamakta, dünya hayatının
mutluluğu ile ebedi
hayatın da güzelliğini
kazanmaya vesile olmaktadır. Bu nedenle
İslam dini aileyi
sevgi, merhamet, huzur
ve hoş görü
üzerine bina ederek
hayatın temel taşı
olarak görmektedir.
Değerli Kardeşim !
Siz de aslında
yaşadığımız toplumda evlilik
müessesesi içerisinde değişik kesim ve toplumlarda çok
derin yaraların, çeşitli
sorun ve anlaşmazlıkların yaşandığı,
zaman zaman evlilik
dışı birlikteliklerin aile
yapısını sarsarak huzur
ve mutluluğu bozduğu,
toplumsal sorunlar yumağı
üzerine çok da güncel ve
hassas bir konuya
parmak basarak önemli
bir soru oluşturmuşsunuz. Bu aslında
hassas ve toplumsal
bir yara olan
sorunuzdan dolayı size
teşekkür ederim. Elbette ki sizin yönelttiğiniz
ayrıntılarda Allah’tan başka
hiç kimse fetva
verme makamı olamaz.
Soru olarak ilettiğiniz
anlatımlar üzerine biz de size ancak Kur’anımızın
ayetleri ile gerekli
açıklamalarda bulunabiliriz.
Eşler arasında evliliğin sağlıklı yürümesi konusunda
sizin diğer değindiğiniz
ayrıntılara geçmeden, öncelikle
hemen sizin ana
hattı ile istediğiniz
ve ikinci bir
kadınla eşinin evlenmesine
izin vermeyip, başka
bir dul kadının
evliliğine engel olunması
nedeniyle kul hakkı günahı oluşur mu ? merakınıza
değinelim. Siz öncelikle kendi hakkınızı savunmak zorunda olduğunuzdan bu konuda kul hakkı gibi bir sorumluluğunuz olmaz. Aslında zaten Kur’anımıza
göre hangi konuda olursa olsun insanların işledikleri
günahlarda, yanlışlarda, oluşturdukları engellerde,
gasplarda, toplumumuza yanlış
yerleştirildiği gibi kul
hakkı diye bir kavram yoktur. Bizzat kişilerin haklarına karşı da olsa yapılan
bütün yanlışlıklar, işlenen
haramlar, yapılan gasplar,
çalınan haklar, atılan yanlış
adımlar, verilen yanlış kararlar, Allah’ın bize ayetlerle koyduğu
kurallara, yasaklara göre yapmayın
dediklerinin aksine Allah'a karşı işlenmiş
günahlardır. Bu günahları
mahiyetine göre Allah
isterse bağışlar, isterse
uygun bir şekilde
adaleti sağlamak üzere
değişik vesilelerle cezalandırır. Yapılanlar günah
değilse de değişik
nimetlerle mükâfatlandırılır.
Ancak sizin aktardıklarınızdan eğer yanlış anlamadıysak evli bir erkeğin, evli olduğu halde, o kadın tanıdık, tanımadık, akraba, komşu, arkadaş, kim olursa olsun aynı anda ikinci bir kadınla evlilik yapmak istemesi Kur’anımıza göre de, bugün ülkemizdeki medeni hukuk kanununa göre de suçtur. Aile birlikteliği içerisinde de Kur'anda Nisa Sûresinin 34 - 35. ayetlerinde, " Allah’ın, bazı şeyleri bazısına fazla kılması, erkeklerin mallarından harcamaları nedeniyle erkekler, kadınlar üzerine iyi koruyup, iyi gözeticidirler. Hal böyle olunca, Salih kadınlar, Allah’a itaat edicidirler. Allah’ın koyduğu kurala uyanlardır. Allah’ın koruduğu şey nedeniyle henüz gelmediği halde başlarına gelebilecek felaketler için koruyucudurlar. Nüşuzundan / diklenmesinden korktuğunuz kadınlara da öğüt verin veya kendi ülkeniz sınırları içerisinde göç ettirin / bir süre ayrı yaşayın ve de baskı yapın. / Daha sağlıklı düşünmesine yardımcı olun. Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa, artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, çok büyüktür. " ifadeleriyle evli olan erkek ve kadının karşılıklı yükümlülükleri açıklanmaktadır. Bu ayette kadınların inci gibi, elmas gibi korunup gözetilmesine vurgu yapılmakta, toplumdaki mutluluğun, huzurun ve sulh içinde yaşamanın yolları gösterilmektedir. Anlam olarak ; Zengin de olsalar, kadınların geçimi erkeklerin üzerinedir. Erkekler kadınları en iyi şekilde koruyup kollamalı, sahiplenmeli ve gözetmelidir. Evlilik birliğinin bozulmaması için de her iki tarafın da çaba harcaması gerektiği, Nisa Sûresinin 35. ayetinde de “ Ve eğer karı – kocanın arasının açılmasından korktuysanız, o zaman bir hakem erkeğin yakınlarından, bir hakem de kadının yakınlarından kendilerine gönderin. Bu karı koca gerçekten barışmak isterlerse, Allah karı – koca arasında geçim verir. Şüphesiz Allah, çok iyi bilendir, her şeyin iç yüzünü, gizli taraflarını da iyi bilendir. “ ifadeleriyle peygamberimizin zamanındaki Mekke yaşamı ve gelenekleri koşullarında eşler arasındaki geçimsizlik oluşması durumunda da yapılması gereken kamusal görev bildirilmektedir. Elbette ki insan yaşamının her döneminde ve topluluklarında birçok nedenden dolayı evli eşler arasında büyük boyutta anlaşmazlıklar, geçimsizlikler, uyumsuzluklar ortaya çıkabilmektedir. Hakemler bu ayete göre anlaşmazlığın nedenlerini araştırmalı ve çözüm aramalıdır. Tabii bugünkü medenileşmiş toplum koşullarında bu hakemler, Aile Hukuku kapsamında boşanmaya bakan mahkemeler ve Hâkimlerdir. Ya da ara bulucu psikolojik danışmanlardır.
Bu bağlamda Nisa Sûresinin 128 - 130. ayetlerinde " Ve eğer bir kadın, kocasının halinden, diklenmesinden ve yahut kendisinden uzaklaşmasından korkarsa, artık aralarında bir barış yapmalarında / anlaşarak ayrılmalarında onlara bir günah yoktur……Ve kadınlarınız arasında adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız da asla güç yetiremezsiniz. Öyleyse birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Ve eğer düzeltirseniz ve Allah’ın koruması altına girerseniz artık şüphesiz Allah, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır. Engin merhamet sahibidir. Eğer karı koca ayrılırlarsa Allah, hepsini geniş armağanlarından zenginleştirir. " ifadeleriyle bu ayet grubunun açıklamaları tam da sizin değindiğiniz sorunuzun ayrıntılarına denk düşmüş gibi görünmektedir. Kadın ve erkeğin evlilik oluşturması ne kadar doğal hak, mübah ve gerekli ise, uyumsuzluk üzerine ayrılmaları, boşanmaları o kadar da doğaldır ve mübahtır, haktır. Ama gerek dinimiz açısından, gerekse de Medeni Hukuk açısından evli bir erkek, eşinden boşanmadıkça eşi izin vermiş olsa da, vermemiş olsa da başka bir ikinci kadınla evlilik birlikteliği içinde olamaz. Bu birlikteliğe izin vermeyen, zorlama ile boşanmak istemeyen kadının da hiç bir yasal veya dinen bir sorumluluğu ve suçu olamaz. Eğer böyle bir duruma gelmiş iseler, her iki taraf da anlaşarak boşanırlarsa, erkek başka bir kadınla ancak o zaman evlilik yapabilir. Ancak boşanma gerçekleşecekse de erkek onuru ve iffeti bakımından kadına karşı olan bütün sorumluluklarını yerine getirerek, dinen kadının bir hakkı olan mehir / bedel hakkını ödeyerek, eşinin boşandıktan sonraki sosyal ve ekonomik koşullarını da gözeterek barış içinde anlaşarak boşanabilir. Aksi takdirde evli olduğu halde boşanmadan eşinin izni olsa dahi başka bir kadınla, hatta yasal olmadığı halde birlikte olmaya kalkarsa Nur Sûresinin 2. ayetinde “ Zina eden kadın ve zina eden erkek, hemen her birini yüz kamçı ile kamçılayın, Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, Allah dininde sizi, onlara acıma duygusu tutmasın ! Ve müminlerden bir grup onların cezalandırılmasına tanık olsun. “ ifadelerinde gördüğümüz gibi bu ise Kur’ana göre “ nikâhsız ve haksız cinsel temas “ eylemi olarak tarafları sıkıntıya sokacak çok büyük bir günah olan Zina suçunun sorumluluğunu getirir. Aynı Sûrenin 3. ayetinde de “ Zina eden erkek, zina eden bir kadınla evlenmiş olur….. Bu uygulama müminlere haram kılınmıştır. “ denilerek bu tür uygulamaların dinen yasaklandığı belirtilmektedir.
Kur’anda bu
tür olumsuz uygulamaların
içerisindeki yanlışlıkların dile
getirildiği ayetlerin ardından
da Rabbimizin Tevvablığı
dile getirilerek, ancak yükümlülükler ve verilen zararlar yerine getirilmek koşuluyla tevbe
etmenin kapısı açık
bırakılmaktadır. Kur’anın doğrularıyla gerçekleşen,
mutlu ve huzurlu
bir devamlılıkla yürüyen,
şiddetten, baskıdan, gasptan,
haksızlıktan uzak evlilikler, Allah'ın selamı ve rahmeti bütün kadınların üzerine
olsun !...