TÜM SORULAR

Soru

Ahmet G.   03-07-2024   313

Hocam, hac ibadeti esnasında 7 defa tavaf dönüşü ve 7 defa say yürüyüşü neden yapılır. Bunların anlamları ve hacılara katkısı nedir. Açıklarsanız sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      03-07-2024  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Fıkıh  ve  ilmihal  kitaplarında  Ulemanın  icma,  kıyas  ve  rivayetlerle  belirlediği  Hacc : “ Yılın  belli  günlerinde ( Kameri  aylardan  Zilhicce  ayında ) kurallarına  uygun  şekilde,  ihram  denilen  örtüye  bürünerek,  Arafat’ta  ayakta  durmak  ve  Kâbe’yi  tavaf  etmektir.  Bu  kutsal  yerleri  belirli  bu  zamanlarda  ziyaret  edene  de  Hacı  denir. “  şeklinde  tanımlanmış  ve  böylece  Kur'anın  İslam'ından  önce  müşrik  Arapların  uygulamalarından  hiç  farkı  olmayan  ve  Kur’anda  emredilen  “ Hacc “ dan  bambaşka  bir  şekille  uygulanır  olmuştur.  Bu  tanımlamadan  sonra  da  Hacc’ı :

* Hacc  ı  İfrad  ( Umresiz  yapılan  hacc ) 

* Hacc ı  Temettu  (  Hac  mevsiminde  ayrı  ayrı  ihrama  girerek  hem  Hacc,  hem  de  umre  yapmak ) 

* Hacc  ı  Kıran  ( Hacc  mevsiminde  tek  ihram  ile  hem  hacc,  hem  de  umreyi  birlikte  yapmak. )  diye  sınıflara  ayırmışlardır.

Bu  sınıflandırmanın  ardından  da  Hacc  farızasında  * İhrama  girmek  *  Ziyaret  tavafı  yapmak * Arafat’ta  vakfeye  durmak  şeklinde  üç  farz  ve  bunların  yanında  *  Sa’y  yapmak (  Aslında  bugün  yok  edilmiş  Safa  ve  Merve  tepeleri  arasında  7  kez  gidip  gelerek  yürümek ) * İhrama  Mikat  denilen ( Mekke  şehri  sınırlarında  belirlenmiş  haram  bölgenin ) başlangıç  yerlerinde  girmek  * Güneş  batıncaya  kadar  Arafat’tan  ayrılmamak  * Mekke  şehrinin  dışındaki  Müzdelife  denilen  yerde  vakfeye  durmak  ve  orada  şeytanı  taşlamak   için  üç  günlük   35,  40  civarında  volkanik  taş  kırıntılarından   toplamak )  taş  bulamazsanız  parayla  da  satın  alabilirsiniz. * Bayramın  birinci  günü  sabahından  itibaren  üç  gün  Mina’da  Cemerat  denilen  yerde  şeytan  denilen  taştan  duvarları  taşlamak  * Bayramın  birinci  günü  zorunlu  olarak  ödediğiniz  dolarlarla  sizin  adınıza  ortaklaştığınız  kurban  kesilinceye  kadar  tıraş  olmamak,  saçları  kestirmemek *  Veda  tavafı  yapmak  gibi  7  tane  de  vacip  ortaya  konmuştur.  Atılacak  taşların  sayısı  da  dahil  neredeyse  bütün  rükûnlar,  kendilerine  göre  7  sayısına  bağlanmıştır.

Neticede  günümüzde  Müslümanlar,  bu  sınıflamalara   ve  sonradan  icat  edilen  farz  ve  vaciplere   göre    “ Hacı “ yapılmakta,  dünyanın  çeşitli  ülkelerinden  gelerek  toplanan  Müslümanlar,  rehberler  eşliğinde  çevrede  bir  çok  mezarlık,  mağara  ve  mescitler  gezdirilerek  dolaştırılmakta,  Kâbe  etrafında  7  tur  atılarak  ve  de  beton  duvardan  şeytanlar  üç  gün  taşlanarak  sözde  hacı  olmaktadırlar. Siz  de  bu  ibadetler  esnasındaki  yedi  sayısına  bağlanmış  Tavaf  ve  Sa’y  ayrıntıları  üzerine  çok  yerinde  ve  ilginç  bir  soru  oluşturmuşsunuz. Çok  kapsamlı  olan  ve  bütün  ayrıntılarına  bu  zeminde  yer  veremeyeceğimizden  dolayı  size  sadece  sorunuz  bağlamında   ana  hatlarıyla  açıklamalarda  bulunmaya  çalışalım.  Hacc’ın  çok  geniş  olan  açıklamalarını  Sitemizde “ Hacc  Farızası  ve  Hacı  Olmak “  başlıklı  makalemizde  bulabilirsiniz.

Maalesef  bugün  Müslümanların  Haccı   Kur’an  ile  hiç  ilgisi,  şirk  yapısındaki  müşrik  Arapların  uygulamasından  da  hiçbir  farkı  olmayan,  Allah  katında  Tevhit  öğretisi  adına  hiçbir  şey  kazandırmayan,  sadece  lafta  ve  şekilde  kalan  uygulama  ile  bu  minvalden,  putperestlik  ve  taşperestlik  temelinde  şirkten  ve  küfürden  farklı  bir  görünüm  arz  etmemektedir.  Dolayısıyla  bu  şekil  ve  yapısıyla  yerine  getirilen  bugünkü  Hacc  ibadetinin,  gerçek  İslam  ve  Kur'anın  Haccı  ile  yakından  uzaktan  bir  ilgisi   bulunmamaktadır. Kur’ana  baktığımız  zaman,  Hacc  konusunda  ne   sınıflamalar,  ne  farzlar,  ne  vacipler,  ne  zorunlu  olarak  şükür  kurbanı  kesmek,  ne  de  Allah’ın  emri  olarak  7  kez  tavaf  ve  Sa'y  ibadeti  denilen  bir  uygulama  bulunmamaktadır.

Kur’ana  göre  “ Hacc “  sözcüğü  “ Kastetmek “  demektir.  Zebidi  ise  bu  anlama  ilave  olarak   Hacc,  “  ayak  basmaktır,  bir  yere  defalarca  gelip  gitmektir “   demiştir. ( Tacül  Aras ) Bu  açıklamalara  göre  “ Hacc “  fiil  olarak  “ Bir  şeyi  akla  koymak  ve  onu  yapmaktır. “  denilebilir.  Sözcüğün  ayet  içinde  Beyt,  Kâbe  ile  birlikte  tamlama  olarak  kullanılması  halinde  anlamı  ise  aslında;  “  Kâbe’yi  /  oradaki  konferanslarla  verilecek  Tevhit  eğitimini  akla  koyup  oraya  gitmek “  manasına  gelir. Bu  amaca  yönelik  olarak  Kur’andaki  Hacc  rükûnlarını  belirleyen  bazı  ayetlere  ana  hatlarıyla  bakacak  olursak ;

BAKARA  125  :  Ve  Biz  bir  zaman  bu  Beyt’i /  Evi / ilk  yapılan  okulu  insanlar  için  bir  sevap  kazanma  ( dönüş   ve  bir  güven  ) yeri  yapmıştık.  Siz  de  İbrahim’in  görev  yaptığı  yerden  /  İbrahim  makamından  bir  salat  yeri  /  musalla  / desteğin,  toplumun  aydınlatılmasının  gerçekleştirildiği  bir  yer  edinin. Ve  Biz,  İbrahim  ve  İsmail’e  “  Beyt’imi  /  Evimi  /  Tavaf  edenler /  dolaşanlar,  ibadete  kapananlar  ve  secde  edenler  /  boyun  eğip  teslimiyet  gösterenler,  Allah’ı  birleyenler  için  temiz  tutun “  diye  ahit  /  söz  almıştık.

ALİ  İMRAN  96 – 97  :  Şüphesiz  insanlar  için  bereketli  ve  alemlere  yol  gösterme  olarak  konulan  ilk  ev  Mekke’dedir.  Onda  apaçık  alametler / göstergeler ,  İbrahim’in  görev  yaptığı  yer / eğitilip  yetiştirilip  ortak  koşmaya  karşı  ayaklandığı  yer /  İbrahim  makamı  vardır. Ve  oraya  kim  girerse  güvende  olmuştur. Ve  yoluna  gücü  yeten  herkesin  Beyt’i  /  Evi  /  İlâhiyat  merkezini  kastetmesi,  ilâhiyat  eğitimini  aklına  koyarak  oraya  gitmesi  /  Hacc  etmesi,  Allah’ın  insanlar  üzerinde  bir  hakkıdır.  Kim  de  gerçeği  örtbas  ederse  bilsin  ki  şüphesiz  Allah,  bütün  alemlerden  zengindir.

Kur'anda  daha  bir  çok   ayette  yer  alan  vurgularla  Mescid’  i  Haram’ın  özellikleri  dile  getirilmiştir.  Buna  göre ; * Mescid  i  Haram  veya  Kâbe  veya  Beytullah  /  üçü  de  aynı  şeyi  ifade  eder. İnsanların  eğitimi   için  yeryüzünde  hazırlanan  ilk  evdir.  Tevhidin /  Allah'ı  birleme  eğitiminin  ilk  okuludur.  * Oradaki  dönüş,  Kâbe  etrafındaki  7  defa  tavaf  etmek  değil,  bilgisizlikten,  cehaletten,  yanlış  inançlardan  arınarak  hanif  olmak, / Tevhit  öğretisine  kavuşmaktır.  Çünkü  orada  İbrahim  peygamberin  makamı (  ayaklandığı  zalimlere  karşı  kıyam  edip  ayağa  kalktığı,  yanlışlara,  şirke  ve  cehalete  karşı  mücadele  ettiği  yer )  vardır.  * Orada  herkes  güvende  ve  dokunulmaz,  hür  olmalıdır,  baskı  ve  zulüm  olmamalıdır. * Orada  hikmetler ( zulüm  ve  fesadı  engellemek  için  konulmuş  kanun,  düstur  ve  ilkeler )  yürürlüğe  sokulmalı,  herkes  Tevhit  /  Allah'ı  birleme  şuurunu  kazanabilmek  için  bilmediğini  öğrenmelidir. *  Orada  Tavaf  edenler / dolaşanlar,  Akifler,  kaimler,  rükû  ve  secde  edenler  için  tertemiz  tutulmalıdır. /  küfür  ve  şirkten  arındırılmalıdır. * Müslümanlar,  İbrahim’in  makamından  bir  musalla  / salatın  ikame  edilmesinden,  toplumun  eğitilip  aydınlatılmasından  bir  pay  almalıdırlar.   * Gidip  gelmeye  imkân  bulanlar  oraya  gidip  gelmelidirler.

Bu  tespitlere  göre  Kâbe,  bir  “ Yüksek  ilâhiyat  “ okuludur.  Buna  göre  aslında  Hacc  da  Kâbe’de  yüksek  ilâhiyat  öğretim  ve  eğitimi  aklına  koyup  oraya  gitme,  orada  İbrahimi  eğitim  ve  öğretimle  İbrahimleşme,  hanifleşme / şirk  ve  yanlıştan   dönme,  bir  kurmay  tevhit  eri  olmaya  gitme  “  demektir.

Sorunuzun  asıl  konusu  olan  Tavaf  ve  Sa’y  ayrıntılarının  yer  aldığı  ayetlerden  birine  bakacak  olursak ;  Hacc  Sûresinin  26 – 29. ayetlerinde  de  “  Ve  hani  Biz  bir  zamanlar  “  Sakın  Bana  hiç  bir  şeyi  ortak  koşma,   tavaf  edenler /  dolaşanlar,  orada  haksızlığa  baş  kaldıranlar,  Allah’ı  birleyenler,  secde  edenler / boyun  eğip  teslimiyet  gösterenler   için  evimi  temiz  et,  kendilerine  ait  birtakım  menfaatlere  tanık  olmaları  ve  Allah’ın  kendilerine  rızık  olarak  verdiği  hayvanlar  üzerinde,  belli  günlerde  O’nun  adını  anmaları  için  insanlar  arasında  ilâhiyat  eğitimi  verileceğini   duyur.  Yürüyerek  veya  yorgun  düşmüş  binekler  üstünde  her  derin  vadiyi  aşarak  sana  gelsinler !  Sonra  kirlerini  /  yanlışlarını  giderip  temizlensinler.  Adaklarını  yerine  getirsinler.  Eski  evde / özgür  evde / Kâbe’de  dolaşsınlar “ diye  o  evin  /  Kâbe’nin   yerini  İbrahim  için  hazırlamıştık. Siz  de  onlardan  yiyin  ve  zorluk  çeken  fakiri  doyurun. “  ifadeleri  yer  almaktadır.

Bu  ayete  göre  de  bir  okul,  konferans  ve  eğitim  alanı  oluşturulmalı,  orada  insanlar  dolaşmalı,  zulme  karşı  baş  kaldırmayı  öğrenip  öğretmelidir.  Bu  işin  de  bir  sorumlusu  olmalı  ve  bütün  insanları  çağırmalı,  insanlar  da  ona  gelmeli  ve  o  okulda  o  kişilerin,  Tevhit  /  şirkten  arınma  öğretimi  ile  halis  dini  öğrenip  yurtlarına  dönmelidirler. Kâbe  / Mescid  i  Haram  /  Beytullah  Allah’ın  evidir.  Ayetlerde  Allah,  Kâbe’yi  “  Evim “  diye  zatına  izafe  ederek,  bu  Evin  şerefine,  değerine  ve  önemine  işaret  eder. Bizzat  Allah’a  izafe  edilen  şeyler  üzerinde  kimse  hak  sahibi  değildir.  Orası  Allah’ındır.  Orada  hükümdarlık,  hükümranlık  sökmez.  Tüm  mescitler  de  aynen  Kâbe  gibi  Allah’ındır  ve  sadece  Müslümanlara  değil,  özgürce  bütün  insanlara  aittir. 

Ayetlerde,  Beytullah’tan  yararlanacakların  ; “  Dolaşanlar / tavaf  edenler,  ibadete  kapananlar,  rükû  edenler,  secde  edenler   ve  kıyam  edenler /  zulme  ve  şirke  baş  kaldıranlar   oldukları  beyan  edilmektedir. Tavaf :  Bir  yerde  dolaşmak  demektir. Kur’anda  Kâbe’yi  tavaf  edin  diye  bir  ifade  yoktur. 7  defa  tavaf  sayısı  da  Ulema  tarafından  rivayetlerle  ortaya  konulmuştur. Halbuki  Kur’anda  bir  çok  ayette  yer  alan  7  sayısı  çokluktan  kinaye  olarak  kullanılmıştır. (  Sitemizdeki  “  Yedi  Kat  Gök  Masalları “ başlıklı  makalemize  yedi  sayısının  kerametlerine  bakabilirsiniz. ) Tavaf  edenler  sözcüğü  ile,  Kâbe'nin  etrafında  7  defa  dönenler  değil,  aslında  orayı  ziyarete  gelen  ve  orada  dolaşıp  duran  kimseler  kastedilmiştir. Bu  kimseler  anlamsız  ve  neden  döndüklerini  bilmedikleri  halde  Kâbe  etrafında  dönmek  yerine,  bilakis  orada  cereyan  eden  aktiviteleri,  konferansları izleyerek  aldıkları  eğitimlerle  gittikleri  yerlerde  Beytullah’ın  tanınmasına  vesile  olacaklardır. Fakat  bugün  ise  anlamsız  bir  şekilde  hiç  kimseye  Allah  katında  bir  katkısı  olamayacak  şavt  denilen  7  defa  tur  atmaktan  /  Hiç  kimsenin  neden  döndüğünü  de  bilmeden,  Kâbe  etrafında  dönmekten  başka,  ayette  akif, /  eğitimi  verecek,  itikaf  /  kendini  o  eğitime  adamak  sözcüklerinin  gerektirdiğine  odaklanılacak,  yüz  çevirmeyecek,  dini  konularda  hacıları  ikna  edecek,  tevhidi  öğretme,  öğrenme,  planlı,  programlı  herhangi  bir  çalışma,  konferansla  eğitim  veya  kongre  diye  bir  şey,   Allah’ın  Kur’an  ile  asıl  mesajını  anlamaya  yönelik  herhangi  bir  etkinlik  yoktur.

Yedi  defa  Sa’y  yapmak  uygulamasına  gelecek  olursak,  Bakara  Sûresinin  158.  ayetinde  “  Şüphesiz  Safa  ve  Merve  Allah’ın  alâmetlerinden  birkaçıdır.  Onun  için  her  kim  Beyt’i  / İlâhiyat  eğitim  merkezi  olan  Kâbe’yi  kastedip,  Beyt’e  gider  veya  umre / kısa  süreli  eğitim   yaptırılırsa,  buralarda  dolaşmasında  kendisine  bir  sakınca  yoktur.  Her  kim  de  kendinden  koparak  bir  hayır  işlerse,  şüphesiz  Allah  karşılık  verendir,  en  iyi  bilendir. “ ifadeleri  yer  almaktadır. Bu  ifadelerin  saptırılarak  7  defa  söz  konusu  tepeler  arasında  gidip  gelme  olan  Sa’y  uygulamasının  dini  bir  hüküm  kılınması  Kur’ana  göre   değil,  Razi  el  Mefatihü’l  Gayb  adlı  eserindeki  “  Hacer’in  bebek  iken  İsmail’e  su  bulmak  için  bu  iki  tümsek  arasında  yedi  kere  koşuşturması  sonucunda  yerden  zemzem  suyunun  fışkırması “  meşhur  Yahudi  uydurması  hikâyesine  dayanmaktadır.  Gerçekte  böyle  bir  olay  da  yoktur.

Aslında  bu  ayette  Allah'ın  evi  olan  Kâbe’ye  öğretmen  ve  öğrenci  olarak  giden ( hacc  eden )  kimselerin,  Safa  ve  Merve  tepelerinde  dolaşmalarında  sakınca  olmadığı,  buraların  da  Allah’ın  diğer  alametleri  gibi  birer  emanet  oldukları  bildirilmektedir. Safa,  kendisine  çamur  gibi  şeyler  bulaşmamış,  veya  toprak  karışmamış  kayaya  denir.  Sözcüğün  kökü   ise  saf  ve  duru  olmak  anlamına  gelir. Ancak  ayetteki  Safa  ise  özel  isim  olarak  Mekke’de  Kâbe’nin  doğusunda  bulunan  küçük  bir  tepenin  adıdır. Merve,  pürüzsüz  beyaz  ve  sert  taş  demek  olup,  o  da  özel  isim  olarak,  Kâbe’deki  Safa  tepesinin  biraz  aşağısında  bulunan  diğer  küçük  tepenin  adıdır. Kur’anda  daha  pek  çok  ayette  değinildiği  gibi,  yeryüzündeki  varlıkların  farklılığı,  mutlak  bir  iradenin,  mutlak  bir  gücün  ve  mutlak  bir  yaratıcının  varlığına  kanıttır.  Safa  ve  Merve  de  yapısal  farklılığı  ile  Allah’ın sayısız  alâmetlerinden  ikisidir. Birçok  uydurma  rivayette  anlatıldığı  gibi  bir  zamanlar   kutsallaştırılıp  bu  tepelerde  dolaşmanın  sakıncalı  olduğu  düşünülmüş  olmalı  ki,  ayette  buralarda  dolaşmanın  sakıncalı  olmadığı,  buraların  da  diğerleri  gibi  Allah’ın  alametleri  olduğu  ifade  edilmiştir. Bu  ayetle  ilgili  olarak  orada  tavaf  edilmesi /  dolaşılması,  görülmesi  de  buyrulmaktadır. Ne  var  ki  bugün  Kur’andaki  bu  ifadenin  anlamı  değiştirilerek,  iki  tepe  arasında  yürümek,  koşmak  şeklinde  Sa'y  adı  verilen  ve  iki  tepe  arasında  7  kere  gidip  gelinen  anlamsız  bir  uygulamaya  dönüştürülmüştür. Bu  uygulama  da  peygamberimizin  vefatından  sonra  ortaya  çıkarılan  Yahudi  inanç  ve  Müşrik  rivayetlerine  dayandırılmaktadır.

Durum  onu  gösteriyor  ki,  İslam'ın  dışında  tapınak  dinlerinde  ve  putperestlikte  olduğu  gibi,  Ulemanın  uydurduğu  hadis  ve  rivayetler  doğrultusunda  bugün  Müslümanların  Haccı  da,  yerine  getirilen  ibadet  şekilleri  de  Kur’an  ile  hiç  ilgisi,  şirk  yapısındaki  müşrik  Arapların  uygulamasından  da  hiç  bir  farkı  olmayan,  Allah  katında  Tevhit  öğretisi  adına  hiç  bir  şey  kazandırmayan,  sadece  lafta  ve  şekilde  kalan  uygulama  ile  bu  minvalden,  putperestlik  ve  taşperestlik  temelinde  şirk  ve  küfür  vebalini  yüklenmekten  farklı  bir  görünüm  arz  etmemektedir.  Dolayısıyla  bu  şekil  ve  yapısıyla  eda  edildiği  zannedilen  bugünkü  Hacc  ibadetinin,  gerçek  İslam  ve  Kur'anın  Haccı  ile  yakından  uzaktan  bir  ilgisi  bulunmamakta,  ne  yazık  ki  onca  zaman,  emek  ve  maddiyat  harcanmasına  rağmen  çöl  turizminden  öteye  de  geçememektedir.  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

 

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET