TÜM SORULAR

Soru

Macit U.   27-12-2025   54

Kur'anda Allah'ın lanetlediği bir ağaç varmı. Varsa O ağaç hangi ağaçtır ve neden lanetlenmiştir ? Açıklarsanız sevinirim. Teşekkür ederim.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      27-12-2025  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Kur’anda,   Araf  Sûresinin  19. ayetinde  “ Ve  Ey  Adem ! / Bilgilenmiş,  ünsiyet  kazanmış  insan !  Sen  ve  eşin  cennete  yerleşin,  dilediğiniz  yerden  de  yiyin  ve  yasak  ağaca  / şecerete /  girift,  çekişmenin  kaynağı  olan  şu  şeye  yaklaşmayın. /  Malın,  mülkün,  paranın  tutkunu  olmayın.  Yoksa  zalimlerden  /  zulmedenlerden,  yanlış,  kendine  zararlı  iş  yapanlardan  olursunuz  “ dedi.ifadelerinde  gördüğümüz   gibi   Adem   ve   eşinin   bir  süre  Cennette  ( Aslında  yeryüzündeki  yeşil  örtüsü  bol  Cennet  gibi  bir  bölgede )  yaşadıkları,   yasaklanmış   ağaca   yaklaşarak   işledikleri  hatadan  dolayı,   her  türlü  güzellik  ve  olanaklarla  donatılmış  Cennet  gibi  bölgeden  kovuldukları /  çıkarıldıkları,  birçok  çeviri  meallerinde  düz  mantık  ve  ayetlerdeki  lafızlarıyla  aynen  kabul  edilerek  bir  takım  uydurma  senaryolarla  anlatılır. Bu  anlatımlara  dayalı  olarak,  onların  yaklaştıkları  ve  yasaklanmış  oldukları  ağacın  ne  olduğu,  uzaklaştırıldıkları  Cennetin   Ahiretteki  mi ?  Dünyadaki  mi ?  olduğu,  yüzyıllardır  tartışma  konusu  olmuş,  bu  konularda  da  gerek  Yahudi  kaynakları  Tevratta,  gerekse  Hristiyanların  Apokrif  İncil  kaynaklarında   anlatılanlara  bağlı  olarak  bizde  de  insan  eliyle  yazılmış  eserlerde,  çeviri  meallerinde  yüzlerce  uydurma  rivayet  ve  hadis  yer  almıştır. Siz  de  bu  konu  bağlamında  “  lânetlenmiş  ağaç “  ile  ilgili  dikkat  çeken  bir  soru  oluşturmuşsunuz.   

Evet  sorduğunuz  gibi  Kur’anımızda  yasaklanan  ve  aynı  zamanda  lanetlenen  ağaç   ifadesiyle  de  yer  verilmiş  ayetler  bulunmaktadır. Ama  gerçekte  ne  yasaklanan,  ne  de  lanet  edilen  şey,  ağaç  değildir. ( Sitemizde “  Adem’in  Yasak  Ağacı “  başlıklı  makalemizde  bu  konu  ile  ilgili  daha  geniş  bilgi  bulabilirsiniz.) Biz  de  bu  yasaklamalarla,  lânetlemelerle,  bizlere  öğüt  olsun  diye  anlatılmak  istenenlerin  gerçeğini  ağaç  değil  de  ne  olduğunu  size  ana  hatlarıyla  aktarmaya  çalışalım.

Yukarıdaki  ayette  gördüğümüz  gibi  Adem  ve  Havva’ya  yasak  konmuş  ağaç  denildiğinde,  halk  kültüründe  çoğunlukla  insanların  gözünde  aynı  tablo  canlanır.  Bu  tabloda  yemyeşil  bir  orman  içerisinde,  avret  yerleri  ağaç  yaprağı  ile  örtülmüş   Adem  ve  elinde  elmayı  ısırmış  Havva  ile  yanlarında  ağaca  dolanmış  bir  yılan  görülür.  Yasaklanan   şecer / ağaç,  aslında  ayette  müteşabih  ( birden  fazla  benzer  anlamlı )  ve  mecazi  olarak  kullanılan  bir  ifadedir. Fakat  Yahudilerin  dini  kaynağı  Tevrat'ın  hurafelerle  dolu  anlatımlarının  etkisinden  kendilerini  kurtaramayan   klasik  ve  ilkel  dönemin  tefsircileri  bu  ifadeyi  düz  mantıkla  hakikat  manasında  gerçek  ağaç  olarak  kabul  edip,  Kur’anı  buna  göre  anlama  çabasına  girmişlerdir. Bu   ayette  geçen  şecer / ağaç  sözcüğü  bu  yaklaşımdan  dolayı  çok  değişik  kabullenmelere  maruz  kalmıştır.  Örneğin  *  İbn i  Mesud,  bu  ağacın  “ üzüm  ağacı “  olduğunu  ve  şarabın  da  bu  yüzden  yasaklandığını  söylemiştir. * Ebu  Malik,  Katade, “  Bu  ağaç  sümbüldür  “  ( buğday  başağıdır ) Eskiden  buğdayın  her  bir  tanesi  baldan  tatlı  sığır  böbreği  büyüklüğündeydi. Allah  Adem’in   tevbesini   kabul  edince,  onu  Adem  soyuna  gıda  yaptı.  Demişler. *  İbn  Cüreyc  de  bu  konuda  “  Bu  ağaç  incir  ağacıdır. Bu  bakımdan  bir  kimsenin  rüyasında  incir  yediğini  görmesi,  pişmanlık  duyacağı  şeklinde  yorumlanır.  Çünkü  Adem  onu   yediği  için  pişmanlık  duymuştur. “  açıklamasını   yapmıştır. 

Bu  konunun  gerçeği  ve  iblis,  Adem,  yasaklanan  ağaç  ayrıntıları  aslında  Araf  Sûresinin  ayetleriyle  işlenmektedir.  Yukarıdaki  ayette  Allah,  aslında  Adem  peygambere  değil,  ( daha  doğrusu  yeryüzünde  topraktan  ilk  yaratılmanın  ardından  çoğalmış,  ünsiyet  kazanmış,  bilgi  sahibi  olmuş  insanlara )  şöyle  seslenmektedir :  “  Ey  Adem  !  Sen  ve  eşin  Cennette  yerleşin,  orada  yaşayın,  dilediklerinizi  de  yiyin,  şu  ağaca  /  aşırı  çoğaltma  ve  istifleme  arzusu  ile  mala,  mülke,  paraya,  pula  yaklaşmayın.  Yoksa  zalimlerden  olursunuz. “  ifadeleriyle  ayetten  anlaşıldığına  göre,  insanoğlu  /  Adem  ve  eşi  Cennete  /  Dünya  üzerinde  yeşili,  her  türlü  nimeti   bol  bir  bölgeye  yerleştirilmiş  ve  burada  bir  konu  /  mal,  mülk  ve  para   tutkusu   hariç,  kendilerine  her  türlü   özgürlük   ve  nimet   verilmiştir.

Bu  ayetteki  Adem  ve  eşi  konusu  ile  yasaklanan  ağaç  ve  yerleştirildikleri  Cennet  konuları,  İsrailiyatın  Yahudilik  anlatımlarının  etkisinden  kurtulamayarak  Müslümanlar  arasında  maalesef  yanlış  bilinmektedir.  İlk  insanın  Adem  Peygamber  olduğuna,  Cennette  yaratıldığına  inanılmaktadır.  Halbuki  Kur’anın  birçok  ayetinde  belirtildiği  gibi  Adem'in /  tüm  insanların  yaratıldığı  toprak,  başka  bir  alemde  veya  Ahiretteki  Cennette  değil,  yeryüzündedir.  Burada  topraktan  bir  bitki  olarak  yaratılmıştır,  tavır  tavır,  aşama  aşama  geliştirilmiştir,  bilgilendirilerek  ünsiyet  kazandırılmış,  akıl,  zekâ,  düşünme,  vicdan,  irade  ile  seçebilme  yetisine  sahip  olarak  hayvanlardan  farklı  ve  üstünlüklü  hale  getirilmiştir.  ( “ Adem  ve  İnsanın  Yaratılışı  “ başlıklı  yazımıza  bakabilirsiniz.)  Diğer  taraftan,  Ahiretteki  gerçek  Cennetin  bir  çok  niteliği  de  Kur’anda  açıklanmaktadır.  Bu  ayetlerdeki  açıklamalara  göre  Ahiretteki  Cennet,  ebedilik  yurdu  olup,  nimetleri   bitmez  ve  tükenmezdir.  Orada  kötü  düşünce,  şeytan  ve  şeytana  uyup  günaha  girme  ve  boş  laf  olmadığı  gibi,  konulmuş  herhangi  bir  yasak  ve  kovulma  da  söz  konusu  değildir.   Ama  aslında  henüz  kıyamet  kopmadığı  için  gerçek  Cennet  de  yaratılmamıştır. Bugüne  kadar  yaşayıp  ölmüş  hiç  kimse  de  henüz  ne  Cennete  veya  ne  de  Cehenneme  girmemiştir. Bütün  ölmüş  olan  insanların  ruhu,  zaman  mefhumu  olmadan,  kapatılmış  bir  bilgisayar  disketi  gibi  kıyamet  ve  mahşer  gününe  kadar  rüyasız  ve  bilinçsiz  bir  uykudadır.

Ayetteki  yasaklanan  ağaç  konusunun  tam  olarak  açıklığa  kavuşturulabilmesi  için,  ayetlerde  geçen  “ lânet,  şecer “  ve  Araplarda  kullanıldığı  gibi  “ mal  -  mülk “  sözcüklerinin  kökenine  inilmesi  gerekir. Şecer :  Bitki  cinsindendir. Gövdesi  üzerinde  desteksiz  duran,  Kış  mevsiminde  dahi  varlığını  koruyan  bitkidir.  Aynı  zamanda  ağaç  sözcüğü  anlamında  çok  sayıda  olan  dallarından  dolayı  “  karışık,  karmakarışık,  girift  “  demektir.  Ağaca  bu  ismin  verilmesi  de  dallarının,  yapraklarının  iç  içe  geçmiş,  karışık,  karmakarışık,  girift  olmasındandır. Bunun  yanı  sıra  bu  sözcük,  ihtilaf  ve  sarf  etme  anlamlarında  da  kullanılır. Çünkü  insanlar  arasındaki  ihtilafların  ekserisi  mal  anlaşmazlığı  yüzündendir.  İnsanlar  için  en  çok  sarf  edilen  ve  harcaması  yapılan  şey  de  maldır.  Mal  sözcüğü  de  Türkçeye  Arapçadan  gelmiş  bir  sözcüktür.  “ Tüm  eşyadan  altın  ve  gümüşten  sahip  olunan  şey “  demektir.  Arapların  mal  dediği  şey  de  genellikle  devedir,  koyundur,  büyük  ve  küçük  baş  hayvanlardır.  Ayette  anlatılan  sözcüklerin  gerçek  anlamına  baktığımız  zaman,  Hümeze  Sûresinin  2 - 3. ayetlerinde  de  "  O  ki  malı  toplayıp  ve  malının  gerçekten  kendisini  sonsuzlaştırdığını  sanarak  onu  çoğaltan,  tekrar  tekrar  sayandır. " denilerek  insanın  kötü  karakterinin  ifade  edildiği   gibi   burada  Allah,  insanın  mal  tutkusundan,  hırsından  uzak  olmasını  istemekte,  Adem  ve  eşini  bu  vesile  ile  ( aslında  bütün  insanları )  aşırı   mal  düşkünü  olmaktan   men   etmekte,  ayetlerin   tamamında   kandırma   eylemi  için  yer  alan  İblis  de ( insanın  fıtri  olarak  yaratılıştan  sahip  olduğu  arzuları,  bencilliği,  hevası,  tutkuları,  hırsı,  kibri,  aç  gözlülüğü,  doyumsuzluğu  duyguları ) Adem  ve  eşini  mal  tutkusu  ile  arzu  ve  hırsına   yönelterek,  açığa   çıkarıp   aldatmaktadır.

İsra  Sûresinin  60. ayetinde  "  Ve  hani  Biz ,..  şeceratel  mel'unete  /  lânetlenmiş  ağaçtan  / uzak  durulmasını  istediğimiz  altın,  mal,  mülk  tutkunluğunu  da,  yalnız  insanlara  bir  imtihan  için  yapmışızdır. " ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  yasaklanmış  ağaca  da  bağlantı  kurularak  Allah'ın  lânetlediği  /  dışladığı  melun  ağaçtan  söz  edilmektedir.  "  Şecerei  melune "  insanın  mal  tutkunluğudur,  uzak  durulması,  dışlanması  gereken  ağacın  / şecerin  altın,  gümüş,  servet - mal  olduğu  belirtilmektedir.  Lânet  sözcüğü  aslında  Araplarda,  kovmak,  iyilik  ve  faydadan  mahrum  bırakmak,  sülâlenin  veya  ailenin  bir  ferdini  dışlamak,  münasebeti  kesmek,  uzaklaşmak  demektir.  Allah'ın  lânet  etmesi  ise  haşa  bizde  bilindiği  gibi  bir  küfür  değildir.  Lânetlenen  kişi  ise  genellikle  Allah'ın  ayetlerini  inkâr  etmiş  olan  kâfirlerdir,  onların  dünyada   ve   Ahirette   dışlanması,  Allah'ın   nimetlerinden   ve   rahmetinden   mahrum   bırakılması   anlamına  gelmektedir.

Kur’anda  ayetlerle  anlatılan   Adem  ve  eşinin  yasaklanmış  ağaç  ile  ilgili  kıssası,  gerçekte  olmuş  bir  olay  değildir. Gerçekte  ne  böyle  bir  Cennetten  kovulma  olayı  olmuştur,  ne  de  ortada  yasaklanan  veya  lânetlenen  gerçek  bir  ağaç  vardır.  Olay  ve  ayrıntıları,  Tiyatro  sahnesindeymiş  gibi  öğüt  vermek  üzere,  Adem  ve  eşi  ifadesiyle  insanın  olumsuz  tutkularını  anlatan  temsili  sahnelerdir.  Bu  temsilin   sahnesi   Cennet, ( Dünya  üzerinde  yaşanmaya  en  uygun  olan  yeşil  bir  bölge )  sahne  dekoru  ise  şecer / ağaç  ( mal,  altın,  gümüş,  arpa,  buğday,  hurma,  hayvan,  deve)  dir.  Oyuncuları  da  Adem  ve  eşi  ( bütün  insanlar )  ve  onları  kandıran,  mal   tutkusuna   yönelten  iblis  (  kişinin  tutkuları,  arzuları,  hırsı,  bencilliği  ve  kibri )  dir.  Çünkü  farklı  bir   boyutta   metafizik  ve  ontolojik  olarak  yaratılmış,  maddesel  görünüme  bürünebilen,  konuşan  şeytan  ve  iblis  diye  bir  varlık  zaten  yoktur. Şeytan,  kişinin  fıtri  olarak  yaratılmasında,   içinde  var  olan  ve  onu  dalalete  sürükleyebilecek  olan,  kötü  huyları,  dürtüleri,  nefsi,  bencilliği,  hırsı,  tutkuları,  kibri  gibi  olumsuz duygularıdır.  Bu  duyguların  ön  plana  çıkmasıdır. Kur’anın  bu  ayetlerde  sözünü  ettiği  Cennet,  bu  dünyadaki  yeşil,  ormanlık  ve  sulak  bölgelerdir. Yasaklanmış  ağaç  da  temsili  ve  mecazi  anlatımla,  mal  ve  istifçilik  tutkusudur.  Kur’anın  Adem  diye  söz  ettiği  kişi  de,  insanlığın  atası  olarak  bilinen  ve  Cennette  yaratıldığına  inanılan  Adem  Peygamber  değil,  yeryüzündeki  topraktan,  önce  bir  bitki  olarak  binlercesinin  aynı  anda  yaratıldığı,  çiçekli  bitkilerde  olduğu  gibi  eşeysiz  üreme  ile  aynı  genlerden,  nefisten  eşinin  de  yaratıldığı,  tavır  tavır,  aşama  aşama  geliştirilerek  ünsiyet  kazandırıldıktan  sonra  yeryüzüne  dağılan, daha  sonraları  da  doğaya  ve  çevresine  hükmedebilen,  Allah'ın  bahşettiği  nimetlerin  kıymetini  bilmeyen,  ölçüsüz  bir  şekilde  doğayı  katleden,  çoklukla  yarışan,  gözü  doymak  bilmeyen,  her  şeyi  sahiplenmek  isteyen   insanlardır.   Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !.....

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET