Zeki Bey ! Kur'an ayetlerini değerlendirerek sorgulayan bir düşünür yazar " Kur'anda Yanlış Hesap örnekleri diyerek Fussilet Suresinin 9 - 12. ayetlerinde " Yerin iki günde yaratıldığı, dört gün içinde sabit dağların yaratıldığı, iki günde de yedi gök yaratıldı " ifadelerine bağlı olarak başka ayetlerde göklerin ve tüm kainatın toplam 6 günde yaratıldığı belirtildiği halde burada ise sekiz günlük bir toplam süre ile hesabın tutmadığını belirtmektedir. Buna ne diyeceksiniz ?
Zeki Çelik.
08-12-2023
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Belirttiğiniz düşünce ve değerlendirmelerle Kur’anımızı karalamaya çalışan niyet ve inançlar içerisinde olan kişiden aktardığınız ileti ile denizde yüzmeyi beceremeyen ama tatlı suda bir kıyıdan öbür kıyıya debelenen sazan balığı gibi onunla birlikte maalesef siz de oltaya düşmüşsünüz derim. Söz konusu edilen ayetlere bakacak olursak :
FUSSİLET 9 : De ki : “ Siz yeryüzünü iki günde / evrede oluşturanı gerçekten örtüp duracak mısınız / inanmayacak mısınız ? Bir de O’na eşler koşuyorsunuz. O, âlemlerin Rabbidir. “
FUSSİLET 10 : Ve O, yeryüzünde sabit dağlar yetiştirdi. Orada bereketler meydana getirdi. Orada araştırıp isteyenler için eşit olarak / ayırımı yapılmadan rızıkları dört günde / evrede ayarladı.
FUSSİLET 11 : Sonra duman halinde bulunan göğe yerleşti / Egemenlik kurdu da ona ve yeryüzüne “ İsteyerek veya istemeyerek gelin “ dedi. İkisi de “ Biz isteyerek geldik “ dediler.
FUSSİLET 12 : Böylece Allah, onları iki evrede yedi gök olmak üzere gerçekleştirdi ve her göğün kendi işini içine yükledi. Biz en yakın göğü kandillerle ve korumayla süsledik. İşte bu, en üstün, en güçlü olanın, çok iyi bilenin ayarlamasıdır.
Bu ayet gruplarında Rabb, Halik, Aziz, Alim gibi Allah’ın bazı sıfatları verilerek müşriklerin / ortak koşup inanmayanların O’nu nasıl akılsızca inkâr ettikleri sorgulanmaktadır. İkna olsunlar diye müşriklerin dikkatini Evrende / yerde, gökte gözleriyle görebildikleri, her biri mucize olan, hayranlık uyandıran, Hayret verici kanunlarına çekerek onlara Allah’ın kudret ve büyüklüğü hatırlatılmaktadır. Birçok ayette olduğu gibi, Kaf Sûresinin 38. ayetinde de “ Ve kesinlikle Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde / evrede oluşturduk. Ve Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı. “ ifadeleriyle de Evrenin tamamının altı günde / evrede yaratıldığı belirtilmektedir.
Gelelim şimdi sizin naklettiğiniz ve Kur’anımızı karalama kampanyaları ile yanlışlıklarla ve tutarsızlıklarla dolu olduğunu nitelemeye çalışanların buradaki iddialarının yersiz, tutarsız ve temelsiz olduğunun açıklanmasına !
Evrenin, Kâinatın bütün ayrıntılarının oluşturularak tamamlanmasının süresi olarak Kur’anımızın orijinal anlatımlarında Rabbimiz “ yevm “ sözcüğünü kullanmıştır. Bu sözcük, bizim dilimize “ gün “ olarak çevrilebildiği gibi, Arapça’da bu sözcük hem “ gündüz ve geceden oluşan 24 saatlik bir devir / gün “ anlamına gelebildiği için “ devir / devre “ olarak da çevrilebilir. Bu sözcük aynı zamanda da değişik ayetlerde gördüğümüz gibi “ bin yıllık bir yevm, elli bin yıllık yevm “ gibi hangi süre olursa olsun, aynı zamanda zamanın bütününden bir süre olarak genel anlamda “ devri “ ifade eder. Eğer bu sözcük sadece Yahudilerin “ 24 saatlik gün “ olarak kabul ettikleri gibi olursa, o zaman bu takdirde söz konusu ayetlerden, bütün Evrenin her biri 24 saat olan 6 günde yaratıldığını kabul etmiş oluruz ki, milyarlarca yıl önce başlayan bu yaratılma sürecini, insanlar var olduktan sonraki döneme göre bir ölçü ile ifade edilmiş olması mantıklı bir kabul olamaz. Zaten bugünkü bilim de, Evrenin ve Yeryüzünün oluşumuna ait elde ettiği bulgularla, kuramlarla bu süreyi milyarlarca yıllarla ifade etmektedir.
Ayetlerin orijinalinde yer alan “ yevm “ sözcüğünün buradaki anlamının “ devre “ olarak kabul edilmesi, bize Kur’anın bir mucizesini daha görme olanağını sunmaktadır. Kur’ana saldıranlar, Sümer ve Babil inançlarıyla bağdaştırarak hep Yahudi kaynaklarından yola çıkarak hareket ediyorlar ya, efsanelere dayalı Yahudi inanışına göre âlemi yaratmaya Pazar günü başlayan Allah, yaratma işini 6 günde tamamlayarak Cuma günü bitirmiş ve Cumartesi günü de arşının üstüne sırt üstü yatarak dinlenmeye geçmiştir. ( Kitabı Mukaddes, Tekvin 2 : 2 ) Oysa zamandan münezzeh olan Allah için, gün, hafta, ay, yıl gibi zaman dilimi ayrımları yoktur ki, bize göre yaratılmanın başladığı milyarlarca yıl önce Evrende henüz dünya da, Dünya üzerinde insan da yoktur. Muhteremler bu zaman dilimlerini insanlar kendileri için sonradan oluşturmuştur. Üstelik de Rabbimiz bindört yüz yıl önce Yahudilerin bu yanlış inançlarına atfen ayette “ Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı “ ifadesiyle cevap vermektedir.
Şimdi Kur’anın gün sayılarına göre yaratılma tutarsızlığına ve yanlışlığına getirilen iddia nereden kaynaklanmaktadır ! Ona bakalım. Bu tür iddianın sahipleri 10. ayette yer alan “ rızkları dört günde ayarladı “ ifadesinin yerini, zamanını ve nedenini paragraf bütünlüğündeki ayrıntıyı dikkatlerinden kaçırmışlardır. Buradaki dört günlük sayıyı da toplam yaratılmanın süresine ilave ederek aslında kendileri bir yanlışlığın ve tutarsızlığın içine düşmüşlerdir. Oysa burada belirtilen “ dört günlük süre “ ise aslında Evren’in yaratılışı ile ilgili olarak ifade edilen “ altı günlük “ süre kapsamında değildir. Çünkü altı günlük yaratma süresinin içerisinde artık Dünya da oluşturulmuş, Dünya üzerinde yaşanacak koşullar uygun hale getirilmiş, Evrenin 6 günlük yaratılma ve oluşturma süreci tamamlanmıştır. Bunda sonra da Dünya üzerinde önce bitki, ardından hayvan ve ardından da insanın yaşam koşullarının hazırlanmasına sıra gelmiştir. Dünya üzerindeki yaşam için gerekli olan, cansız maddelerden bitki, hayvan ve insan gibi canlı maddelere geçilmesinin, onlar için gerekli olan rızkların, dolayısıyla yaşam koşullarının da bu aşamada “ dört günde / dört evrede “ ayarlanmasından söz edilmektedir. Bugün belki de hala bizim henüz bilmediğimiz Evrenin birçok köşesinde, başka galaksilerde yeni devrelerle birçok oluşum devam etmektedir.
Kur’anımızın anlatım tekniklerinin bütün ayrıntılarına vakıf olmadan, sadece düz mantıkla yapılan çevirilere bakılarak yapılan, kendilerinin bizzat tutarsız oldukları karalamaları yapmalarını elbette ki biz de kınıyoruz. Onlar için Kur’anımızı doğru anlama çabaları içerisinde olmayı ve akıllarını sağlam ve doğru yerde kullanmalarını, Rabbimizin kısmet etmesini diliyoruz. Allah’ın selamı ve rahmeti Kur’anımızın doğruları ile beraber doğru yol kılavuzluğunu arayanlarla birlikte olsun !...