Soru

Hasan Y.   14-03-2021   79
Slm Zeki Bey benim sorum Nisa suresinde gecen , zinada 4 sahit istenmesi , biraz karisik geldi bu ayet bana, gercekten Zina varsa 4 sahit nasil bulunacak o zaman? Saygilarimla.....

Yanıtlar

Zeki Çelik.   21-03-2021  

Değerli  Kardeşim ! Allah'ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Kur'anımızda  Nisa  Suresinin  15. ayetinde  " Kadınlarınızdan  aşırılığa  gidenlere / cinsel  sapıklık  edenlere  kendinizden  onların  aleyhine  hemen  dört  tanık  getirin.  Şayet  onlar  tanıklık  edelerse,  artık  o  kadınları  bu  zillet,  cahillik,  düşkünlük,  sıkıntılı,  mutsuz  hal  kendilerini  üst  mertebeye  ulaştırana  kadar,  şerefli  yüksek,  üstün  ahlak  sahibi  yapıncaya  kadar,  ya  da  Allah  onlara  bir  yol  kılıncaya  kadar ( vefat  ettirinceye  kadar )  evlerde  tutun. "  ifadeleriyle  yer  alan  zina  isnadı  konusunda  toplumumuzda  çok  hassas,  fakat  gereklerinin  ve  ciddiyetinin,  sorumluluğunun  dinimiz  adına  yeterince  algılanamadığı,  ayrıntılarının  ve  yapılması  gerekenlerin  bilinemediği  önemli  bir  konuya  dikkat  çekmiş  bulunuyorsunuz. Bundan  dolayı  size  teşekkür  ederim.

Değerli  Kardeşim  aslında  Allah'ın  bize  yöneltmiş  olduğu  öğütlerin  ve  ayetlerin  hiç  birisinde  eksiklik  ve  karışıklık  yoktur. Ancak  her  ayetin  daha  iyi  anlaşılabilmesi  için  o  ayet  ile  ilgili  Rabbimizin  yaptığı  açıklamaları  hem  o  ayetin  içinde  bulunduğu  paragraf  içerisindeki  bütünlüğü  ve  hem  de  başka  Sureler  içindeki  ayetlerde  o  konuda  yapılan  açıklamaları  arayıp  birlikte  değerlendirmemiz  gerekmektedir. Nitekim  bu  ayette  sözü  edilen  dört  tanık  ile  ilgili  ayrıntıları  Nur  Suresinin  4. ayetinde  "  Ve  evli  hür  kadınlara  zina  isnadında  bulunup,  sonra  dört  tanık  getiremeyen  kimseler  hemen  bunları  seksen  kamçı  ile  kamçılayın.  Ve  onların  tanıklığını  ömürleri  boyu  kabul  etmeyin  ve  onlar  yoldan  çıkmışların  ta  kendileridir. "  ifadelerinde  zina  isnadının  çok  ciddi,  sorumluluk  ve  vebal  gerektiren  bir  iddia  olduğunu,  Allah'ın  öngördüğü  bu  şekildeki  tanıklık  müessessinin  yerine  getirilmeden  yapılan  isnatların  da  çok  büyük  bir  cezai  müeyyide  gerektirdiğini  görmekteyiz. Toplumumuzda  ve  yaşamın  her  anında  da  bu  konuda  ulu  orta  isnatların  yapıldığını,  tacizlerin,  saldırıların  hatta  cinayetlerin  dahi  işlendiğini,  gereksiz  kıskançlıklarla  aile  birliklerinin  bozulduğunu  görmekteyiz. Bu  tür  isnatta  bulunanlar,  yanılmış  olabilirler,  hasım  olarak  bencil  ve  ön  yargı  ile  hareket  etmiş  olabilirler.  İddiaları  gerçek  dışı  olabilir. İddia  edilen  kişiler  fuhşun  ve  zinanın  dışında  başka  bir  nedenle  bir  araya  gelmiş  de  olabilirler.  Bundan  dolayı   insanların  toplu  yaşamaları  esnasında  değişik  konulardaki  uzlaşmalarının  sağlanabilmesi,  gerçeğin  ortaya  konulabilmesi,  anlaşmazlıkların  giderilerek  adaletin  sağlanabilmesi  için  tanıklık  konusu  Kur'anımızda  çok  önemsenmektedir. Bu  nedenle  Nisa  Suresinin  135. ayetinde "  Ey  iman  etmiş  kimseler !  Kendiniz,  ana  babanız  ve  yakın  akrabanız  aleyhine  de  olsa,  Allah  için  tanıklık  eden  kimseler  olarak  hakkaniyeti  tümden  gözetenler  olun. "  ifadeleriyle  yapılan  uyarının  yanısıra,  Bakara  Suresinin  140. ayetinde  de  "  Kendi  yanındaki  Allah'tan  gelen  bir  tanıklığı  saklayandan  daha  zalim,  kendisine  de  haksızlık  eden  kim  olabilir ? "  ifadeleriyle  yapılan  uyarılarla  adaletin  tecelli  edebilmesi  için  tanıklığın  önemine  ve  sorumluluğuna  dikkat  çekilmektedir.  Ancak  konunun  bu  kadar  önemli  ve  hassas  kılınmasından  dolayı  tanıklık  edebilecek  olanların  da  Bakara  Suresinin  282.  ayetinde  " Tanıklar,  razı  olacağınız  iyi  tanıklık  yapacak  kimselerden  olsun. "  Talak  Suresinin  2. ayetinde  de  "  Ve  sizden  adalet  sahibi  kişileri  tanık  tutun,  tanıklığı  da  Allah  için  ayakta  tutun. "  ifadeleriyle  düşmandan,  hasımdan,  ön  yargılılardan  gibi  lanettayin  kişiler  olamayacağı  belirtilmektedir.

Günlük  hayatta  insanlar  arasında  değişik  konulardaki  uzlaşmazlıklarda  genellikle  Kur'anımızda  dinimiz  adına  iki  tanık  öngörülmekte  ise  de  özellikle  fuhuş  ve  zina  isnadındaki  uyuşmazlıklarda  ise,  aile  birliğini,  kişilerin  namus  ve  haysiyetini  ilgilendirdiği,  toplum  içindeki  konumunu  tehdit  ettiği  için  özellikle  yukarıdaki  ayet  örneklerinde  de  gördüğümüz  gibi  dört  tanık  istenmektedir. Ve  o isnadın  kesinlikle  dört  tanık  tarafından  açık,  net  ve  bütün  ayrıntılarıyla  da  anlatılarak  yapacakları  tanıklıkla  ispat  edilmesi  gerekmektedir.  Namus  bekçiliği  yapılacak,  dindarlık  taslanacak  diye  dinden  de  uzak  olarak  böyle  bir  suç  isnadı  rastgele  yapılamaz. Kesinlikle  bu  isnadın  ispat  edilmesi  gerekir.  Üstelik  de  bu  konuda  istenen  dört  tanık, *  Gözleri  gören,  hür  olan,  önyargılı  ve  hasım  olmayan,  erkeklerden  olmalıdır. ( Çünkü  kadınlar  erkeklere  nazaran  daha  edeplidirler,  zina  gibi  bir  olaya  tanık  oldukları  zaman  erkekler  gibi  sonuna  kadar  izlemezler  ve  ayrıntıların  tamamına  tanık  olamazlar.)  *  Tanıkların  dördü  de  adil  olmalı,  oradan  buradan  toplama  değil,  aynı  yerde  ve  aynı  anda  tanıklık  etmiş  olup  bütün  ayrıntılarıyla  açık  ve  net  olarak  açıklama  yapabilmelidir.  Aksi  halde  bu  kişiler  müfteri  olurlar,  eğer  tanıklık  müessesesi  de  sağlanamaz  ise  suç  varsa  dahi  ispat  edilememiş  olur,  belki  de  isnat  edilen  kişiler  gerçekten   suçsuzdurlar. Bu  durumda  da  ispat  edilemediği  takdirde  de  suç  isnat  eden  kişi  veya  kişilerin  de  Kur'an  hükümlerine  göre  cezalandırılması  gerekir. Fakat  bu  hükümler  de  o  günkü  Arap  kültür  ve  geleneklerine  göre  oluşturulmuştur.  Bugün  ise  ülkemizde  medeni  hukuk  kuralları  işlemektedir. Kur'ana  göre  eğer  dört  tanık  bulunamayıp  zina  isnadının  ispat  edilememiş  olduğu  halde  ise  ve  bu  kişiler  gerçekten  zina  etmiş  iseler  o  durumda  da  ahiret  hesaplaşmasında  Allah  katında  zina  etmenin  sorgulamasına  muhatap  olacaklardır. Allah'ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun !...

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et