Slm Zeki Bey benim sorum Nisa suresinde gecen , zinada 4 sahit istenmesi , biraz karisik geldi bu ayet bana, gercekten Zina varsa 4 sahit nasil bulunacak o zaman? Saygilarimla.....
Zeki Çelik.
21-03-2021
Değerli Kardeşim ! Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Kur'anımızda Nisa Suresinin 15. ayetinde " Kadınlarınızdan aşırılığa gidenlere / cinsel sapıklık edenlere kendinizden onların aleyhine hemen dört tanık getirin. Şayet onlar tanıklık edelerse, artık o kadınları bu zillet, cahillik, düşkünlük, sıkıntılı, mutsuz hal kendilerini üst mertebeye ulaştırana kadar, şerefli yüksek, üstün ahlak sahibi yapıncaya kadar, ya da Allah onlara bir yol kılıncaya kadar ( vefat ettirinceye kadar ) evlerde tutun. " ifadeleriyle yer alan zina isnadı konusunda toplumumuzda çok hassas, fakat gereklerinin ve ciddiyetinin, sorumluluğunun dinimiz adına yeterince algılanamadığı, ayrıntılarının ve yapılması gerekenlerin bilinemediği önemli bir konuya dikkat çekmiş bulunuyorsunuz. Bundan dolayı size teşekkür ederim.
Değerli Kardeşim aslında Allah'ın bize yöneltmiş olduğu öğütlerin ve ayetlerin hiç birisinde eksiklik ve karışıklık yoktur. Ancak her ayetin daha iyi anlaşılabilmesi için o ayet ile ilgili Rabbimizin yaptığı açıklamaları hem o ayetin içinde bulunduğu paragraf içerisindeki bütünlüğü ve hem de başka Sureler içindeki ayetlerde o konuda yapılan açıklamaları arayıp birlikte değerlendirmemiz gerekmektedir. Nitekim bu ayette sözü edilen dört tanık ile ilgili ayrıntıları Nur Suresinin 4. ayetinde " Ve evli hür kadınlara zina isnadında bulunup, sonra dört tanık getiremeyen kimseler hemen bunları seksen kamçı ile kamçılayın. Ve onların tanıklığını ömürleri boyu kabul etmeyin ve onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. " ifadelerinde zina isnadının çok ciddi, sorumluluk ve vebal gerektiren bir iddia olduğunu, Allah'ın öngördüğü bu şekildeki tanıklık müessessinin yerine getirilmeden yapılan isnatların da çok büyük bir cezai müeyyide gerektirdiğini görmekteyiz. Toplumumuzda ve yaşamın her anında da bu konuda ulu orta isnatların yapıldığını, tacizlerin, saldırıların hatta cinayetlerin dahi işlendiğini, gereksiz kıskançlıklarla aile birliklerinin bozulduğunu görmekteyiz. Bu tür isnatta bulunanlar, yanılmış olabilirler, hasım olarak bencil ve ön yargı ile hareket etmiş olabilirler. İddiaları gerçek dışı olabilir. İddia edilen kişiler fuhşun ve zinanın dışında başka bir nedenle bir araya gelmiş de olabilirler. Bundan dolayı insanların toplu yaşamaları esnasında değişik konulardaki uzlaşmalarının sağlanabilmesi, gerçeğin ortaya konulabilmesi, anlaşmazlıkların giderilerek adaletin sağlanabilmesi için tanıklık konusu Kur'anımızda çok önemsenmektedir. Bu nedenle Nisa Suresinin 135. ayetinde " Ey iman etmiş kimseler ! Kendiniz, ana babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, Allah için tanıklık eden kimseler olarak hakkaniyeti tümden gözetenler olun. " ifadeleriyle yapılan uyarının yanısıra, Bakara Suresinin 140. ayetinde de " Kendi yanındaki Allah'tan gelen bir tanıklığı saklayandan daha zalim, kendisine de haksızlık eden kim olabilir ? " ifadeleriyle yapılan uyarılarla adaletin tecelli edebilmesi için tanıklığın önemine ve sorumluluğuna dikkat çekilmektedir. Ancak konunun bu kadar önemli ve hassas kılınmasından dolayı tanıklık edebilecek olanların da Bakara Suresinin 282. ayetinde " Tanıklar, razı olacağınız iyi tanıklık yapacak kimselerden olsun. " Talak Suresinin 2. ayetinde de " Ve sizden adalet sahibi kişileri tanık tutun, tanıklığı da Allah için ayakta tutun. " ifadeleriyle düşmandan, hasımdan, ön yargılılardan gibi lanettayin kişiler olamayacağı belirtilmektedir.
Günlük hayatta insanlar arasında değişik konulardaki uzlaşmazlıklarda genellikle Kur'anımızda dinimiz adına iki tanık öngörülmekte ise de özellikle fuhuş ve zina isnadındaki uyuşmazlıklarda ise, aile birliğini, kişilerin namus ve haysiyetini ilgilendirdiği, toplum içindeki konumunu tehdit ettiği için özellikle yukarıdaki ayet örneklerinde de gördüğümüz gibi dört tanık istenmektedir. Ve o isnadın kesinlikle dört tanık tarafından açık, net ve bütün ayrıntılarıyla da anlatılarak yapacakları tanıklıkla ispat edilmesi gerekmektedir. Namus bekçiliği yapılacak, dindarlık taslanacak diye dinden de uzak olarak böyle bir suç isnadı rastgele yapılamaz. Kesinlikle bu isnadın ispat edilmesi gerekir. Üstelik de bu konuda istenen dört tanık, * Gözleri gören, hür olan, önyargılı ve hasım olmayan, erkeklerden olmalıdır. ( Çünkü kadınlar erkeklere nazaran daha edeplidirler, zina gibi bir olaya tanık oldukları zaman erkekler gibi sonuna kadar izlemezler ve ayrıntıların tamamına tanık olamazlar.) * Tanıkların dördü de adil olmalı, oradan buradan toplama değil, aynı yerde ve aynı anda tanıklık etmiş olup bütün ayrıntılarıyla açık ve net olarak açıklama yapabilmelidir. Aksi halde bu kişiler müfteri olurlar, eğer tanıklık müessesesi de sağlanamaz ise suç varsa dahi ispat edilememiş olur, belki de isnat edilen kişiler gerçekten suçsuzdurlar. Bu durumda da ispat edilemediği takdirde de suç isnat eden kişi veya kişilerin de Kur'an hükümlerine göre cezalandırılması gerekir. Fakat bu hükümler de o günkü Arap kültür ve geleneklerine göre oluşturulmuştur. Bugün ise ülkemizde medeni hukuk kuralları işlemektedir. Kur'ana göre eğer dört tanık bulunamayıp zina isnadının ispat edilememiş olduğu halde ise ve bu kişiler gerçekten zina etmiş iseler o durumda da ahiret hesaplaşmasında Allah katında zina etmenin sorgulamasına muhatap olacaklardır. Allah'ın selamı, rahmeti ve Kur'anın doğruları sizinle olsun !...