Kıymetli hocam merhaba .. Yine bir soruyla danışmak için geldim size... Temelde birbiriyle bağlantılı iki soru sormak istiyorum: Hocam Kuranı merkeze alan bir müslüman Allah'ın rızasına uygun bir hayat sürebilmek için Allah'ın çizdiği sınırlara riayet edecek bu kesin... Zamanla gelenekçi dinin etkisiyle pek çok mezhep ortaya çıkmış ve helal haramlar belirlemişler. Mesela Hanefi mezhebinde tilkinin etini yemek caiz değilken Şafii de caiz vb durumlar var ...Aynı mezhep ihtilafları denizden çıkan avlar konusunda da var... Hocam şimdi ilk sorum şu: Etinin yenilmesi haram olan hayvanlar konusunda kuranı merkeze alan birinin kalbini mutmain kılacak bir açıklama yapabilir misiniz? İkindi sorum:Tüm haramlar helaller noktasında kuran bize nasıl kılavuzluk eder,bu konulara bakışımız nasıl olmalı??? Şimdiden çok teşekkür ederim Sağolunuz
Zeki Çelik.
25-04-2024
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Toplumlar arasındaki etkileşmenin, iletişimin son derece yoğunlaşmış olduğu zamanımızda ve özellikle de bizim ülkemizde, Mezhep, Tarikat ve Cemaatler öncülüğünde çok Müslüman ve dindar geçiniyoruz ya ! Değişik toplumlarda deniz mahsullerini yiyerek tüketen, av hayvanlarını, köpek eti, böcek yiyenleri bilir bilmez haram hükmünü vererek kınıyoruz ya ! Bu bağlamda siz de çok sıklıkla yeme, içme üzerine de neler helâldir, neler haramdır konularında çok hassas, çok tartışmalı ve en çok da Mezhep önderleri ve Ulema tarafından yasaklamalar konulan ve gündem oluşturmakta olan bir konuya dikkat çekmiş olduğunuzdan dolayı teşekkür ederim. Sizin de değindiğiniz gibi Yüce kitabımız Kur’an değil de, Mezhep, Tarikat ve Cemaat önderlerinin bu haram koyma konusunda verdiği fetva ve dayatmalar da nedense ön planda yer almakta, Kitabımız Kur’an da her konuda olduğu gibi bu konuda da geri planda bırakılmaktadır.
Halbuki öncelikle bilinmelidir ki, Dinimizin, inancımızın yegâne kaynağı Kur’andır diyenler için, onlarca ayette açıklandığı, gerekli uyarıların yapıldığı ve Rum Sûresinin 31 - 32. ayetlerinde “ Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin. O’na karşı gelmekten sakının. Salatı ikame edin. Ve müşriklerden, dinlerini parça parça edip grup grup olan kimselerden olmayın ki, her bir grup kendi katındaki ile sevinip böbürlenmektedir. “ ifadeleriyle belirtildiği, Ali İmran Sûresinin 105 - 107. ayetlerinde de “ Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanan ve ayrılığa düşen kimseler gibi de olmayın. İşte bunlar, birtakım yüzlerin beyazlaştığı, birtakım yüzlerin siyahlaştığı günde büyük bir azap kendileri için olanlardır. Artık yüzleri kararan kimselere “ siz inandıktan sonra yeniden kâfir mi oldunuz. ? Öyleyse küfretmenizden dolayı tadın cezayı “ uyarılarında gördüğümüz gibi, Mezhep, Tarikat ve Cemaat bölünmelerine onay yoktur. Üstelik de aynı zamanda Allah’tan başka haram veya helâl konusunda peygamber de dahil, ne Mezhep ve Cemaat önderi ulemanın ve ne de hiçbir kimsenin hüküm oluşturma, Allah’ın helâl dediğine haram, haram dediğine helâl deme yetkisi yoktur. Dolayısıyla sizin örneklediğiniz hayvanlar üzerine haram veya helal kılınma önerileri, Mezhep ulemasının dedikleri ve farklı farklı yorumları bizi pek ilgilendirmemelidir.
Yönelttiğiniz ve dikkat çektiğiniz ayrıntılarla ilgili olarak önce Kur’an ayetlerinde yer verilen “ Lehmun hinzir “ sözcüğünün Arapça’da ve dolayısıyla Kur’anımızdaki karşılığının ne olduğunu, Rabbimizin bizlere neyi ve neden haram kıldığını, daha doğru ve sağlıklı olarak ortaya koyabilmek için Rabbimizin yer verdiği ayetlere ve içinde bulundukları paragrafların anlam bütünlüğüne dikkat etmemiz gerekecektir. Söz konusu bu iki sözcük kalıbı Kur’anımızda Maide Sûresinin 3. ayetinde “ Lehmul hinzir “ domuz eti, 60. ayetinde yasaklanmış olduğu halde haram yemeye devam eden Yahudilere “ henazir, hinzir “ sözcüğü ile domuzlar olarak hitap edilerek, Bakara Sûresinin 173. ayetinde “ Lehmel hinzir “ domuz eti olarak, Enam Sûresinin 145. ayetinde “ lehme hinzir “ domuz eti ve ardından da “ rics " sözcüğüyle pis, kirli olduğu ifadesiyle yer almaktadır. Nahl Sûresinin 14. ayetinde de “ lehmen “ sözcüğü yalnız başına “ taze, temiz et “ karşılığı ile yer almaktadır.
Arapçada lehmun : Et, bir çiğnemlik et, gıda anlamında kullanılmaktadır. Nahl Sûresinde de “ lehmen “ sözcüğüyle denizden çıkan rics ( pis, kirli ) olmayan temiz et anlamında yer almaktadır. Hinzir : Hayvan ismidir ve domuzdur. Türkçemize de buradan “ hınzır “ olarak geçmiştir. Bizde ise domuz karşılığının yanı sıra kötü, katı yürekli, kötü düşünen, gaddar, kurnaz, içten pazarlıklı anlamlarında da kullanılabilmektedir.
Maide Sûresinin 3. ayetinde “ Size leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yukarıdan düşmüş, boynuzlanmış, yırtıcı hayvanların yiyip de canlı iken kesmedikleriniz haram kılındı. “ ifadeleriyle Enam Sûresinin 145. ayetinde de “ De ki : Bana vahyolunanda, onları yiyen için, leş veya akıtılmış kan yahut domuzun eti ki şüphesiz rics tir. ( domuzun eti kirlidir, pistir, rahatsızlık vericidir ) “ ifadeleriyle haram olduğu belirtilmekte ancak bu ayetlerin sonunda da “ artık kim son derece açlık içinde, günaha istekle yönelmeden zorda kalırsa domuz etinden de yiyebilir “ denilmekte, art niyetli olmadıkça Allah’ın kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olan olduğu belirtilmektedir. Ve özellikle de Maide Sûresinin 4 – 5. ayetlerinde bu yasaklamaların nedeninin de “ Bugün size iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. “ ifadeleriyle belirtilerek insanın sağlığının ön planda gözetildiğine dikkat çekilmektedir. Ayetlerin başında da dikkat edilirse leş ( çürümüş hayvan eti ) ifadesi yer almaktadır. Aynı ayet içerisinde arka arkaya aynı anlama gelecek ifadelerin gereksiz yere kullanılamayacak olmasından dolayı “ hinzir “ sözcüğünün domuz anlamında değil de bozuk et, çürümüş et anlamında kabul edilmesi mümkün değildir. Zaten bozuk ve çürümüş et koyun, keçi, dana gibi diğer hayvanlara ait de olsa, denizden çıkan herhangi bir hayvana da ait olsa elbette ki sağlığın korunması açısından yenilmemelidir.
Biz Müslümanız elhamdülillah ! Allah’ın hükümlerine uyarak dosdoğru ve sağlıklı yaşamımızın yegâne kaynağı da Kur’anımızdır. Yenilmesinde haram veya helâl olanı ise Rabbimizin bizim için koyduğu hükümlerdir. Rabbimiz ayetlerle bize 1 - Domuz etinin, 2 - Hayvan ölüsü olan leşin, 3 - Akıtılmış olan kanın ve 4 - Allah’tan başka ilâhlara / putlara adanarak kesilmiş olan hayvan etinin olmak üzere dört maddede haram kıldıklarının açıklamasını, yenilmesinin zararlı kılındığını ayetlerle çok net olarak ortaya koyduğuna ve nedenlerini de belirttiğine göre elbette ki biz Müslümanlar bu hükümler gereğince hareket etmekle yükümlüyüz. Bunların dışında gelenek, görenek, yaşam tarzı, toplum kültürü, alışkanlıklar ve olanaklar bağlamında insanlar ister denizden, ister karadan, ister havadan olsun, sağlıklarına zarar vermediği takdirde temiz ve hijyenik olan her şeyi yiyebilirler. Bunların dışında kendi kafalarına göre o yenmez, bu yenmez deyip ahkâm kesen işgüzarlar otursun oturdukları yerde, hiç olmazsa, Allah’ın yerine hüküm koymaktan ve şirke girmekten korksunlar.
Bizim açımızdan sağlığa zarar vermesi bakımından domuz etini yemek elbette ki haramdır, eğer iman etmişsek artık haram mıdır ? değil midir ? tartışması yersiz ve gereksiz olmalıdır. Ayetlerin orijinalinde özellikle yer alan “ hinzir “ sözcükleri de “ domuz “ hayvanı için kullanılmıştır. Fakat etinin yenmesinin sağlık açısından haram kılınmasından dolayı domuz hayvanının tamamen de her yönüyle haram görülmesinin de tutarlı bir tarafı olamaz. Çünkü o hayvanın da, denizden çıkan çeşitli çeşitli canlıların da ekonomi ve sanayi yönleri açısından, dünya ve yaşamının ekolojik dengesinin sağlanması açısından, eğer görünüşünden tiksiniyor isek, hoşlanmadıysak, kültür ve geleneğimizde de yoksa dahi, hepsinin kendi çapında doğaya katkısı, birçok yararı ve gereği bulunmaktadır. Rabbimiz de Kur’an ayetlerinde “ Hiç bir şeyi boşuna yaratmadığını “ söylemektedir. Ona bakılırsa Müslümanlara aklı örten içki ( alkol ) ile sarhoş olmak da haram kılınmaktadır. Peki insan yaşamının kolaylığı ve gereksinimi için bir çok alanda kullanılmasının çok zorunlu olduğu etil alkol ve mamulleri de mi kullanılmayacaktır. Kimyasal tanım açısından ona bakarsanız şeker de bir poli alkoldür. Şekeri kullanmamamız, hayatımızdan çıkarmamız mümkün müdür ? O nedenle Kur’anda bizlere sadece 4 maddede haram kılınanların neler olduğuna ve neden haram kılındığına çok dikkat etmemiz, sapla samanı birbirine karıştırmamamız gerekmektedir. Her konuda olduğu gibi bu haram ve helâl konusunda da rehberimiz Kur’an olmalıdır. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !...