TÜM SORULAR

Soru

Göksel Ç.   24-04-2024   256

Kıymetli hocam merhaba .. Yine bir soruyla danışmak için geldim size... Temelde birbiriyle bağlantılı iki soru sormak istiyorum: Hocam Kuranı merkeze alan bir müslüman Allah'ın rızasına uygun bir hayat sürebilmek için Allah'ın çizdiği sınırlara riayet edecek bu kesin... Zamanla gelenekçi dinin etkisiyle pek çok mezhep ortaya çıkmış ve helal haramlar belirlemişler. Mesela Hanefi mezhebinde tilkinin etini yemek caiz değilken Şafii de caiz vb durumlar var ...Aynı mezhep ihtilafları denizden çıkan avlar konusunda da var... Hocam şimdi ilk sorum şu: Etinin yenilmesi haram olan hayvanlar konusunda kuranı merkeze alan birinin kalbini mutmain kılacak bir açıklama yapabilir misiniz? İkindi sorum:Tüm haramlar helaller noktasında kuran bize nasıl kılavuzluk eder,bu konulara bakışımız nasıl olmalı??? Şimdiden çok teşekkür ederim Sağolunuz

Yanıtlar

Zeki Çelik.      25-04-2024  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !  

Toplumlar  arasındaki  etkileşmenin,  iletişimin  son  derece  yoğunlaşmış  olduğu  zamanımızda  ve  özellikle  de  bizim  ülkemizde,  Mezhep,  Tarikat  ve  Cemaatler  öncülüğünde  çok  Müslüman  ve  dindar   geçiniyoruz  ya !  Değişik  toplumlarda  deniz  mahsullerini  yiyerek  tüketen,  av  hayvanlarını,   köpek  eti,  böcek  yiyenleri  bilir  bilmez  haram  hükmünü  vererek  kınıyoruz  ya !  Bu  bağlamda  siz  de  çok  sıklıkla   yeme,  içme  üzerine  de  neler  helâldir,  neler  haramdır  konularında  çok  hassas,  çok  tartışmalı  ve  en  çok  da  Mezhep  önderleri  ve  Ulema  tarafından  yasaklamalar  konulan  ve  gündem  oluşturmakta  olan  bir  konuya  dikkat  çekmiş  olduğunuzdan  dolayı   teşekkür  ederim.  Sizin  de  değindiğiniz  gibi  Yüce  kitabımız  Kur’an  değil  de,  Mezhep,  Tarikat  ve  Cemaat  önderlerinin   bu  haram   koyma  konusunda  verdiği  fetva  ve  dayatmalar  da  nedense  ön  planda  yer  almakta,  Kitabımız  Kur’an  da  her  konuda  olduğu  gibi  bu  konuda  da  geri  planda  bırakılmaktadır.

Halbuki  öncelikle  bilinmelidir  ki,  Dinimizin,  inancımızın  yegâne  kaynağı  Kur’andır  diyenler  için,  onlarca  ayette  açıklandığı,  gerekli  uyarıların  yapıldığı  ve  Rum  Sûresinin  31 -  32.  ayetlerinde  “  Allah’a  yönelmiş  kimseler  olarak  yüzünüzü  hak  dine  çevirin.  O’na  karşı  gelmekten  sakının.  Salatı  ikame  edin.  Ve  müşriklerden,  dinlerini  parça  parça  edip  grup  grup  olan  kimselerden  olmayın  ki,  her  bir  grup  kendi  katındaki  ile  sevinip  böbürlenmektedir. “  ifadeleriyle  belirtildiği,  Ali  İmran  Sûresinin  105 - 107.  ayetlerinde  de  “  Kendilerine  apaçık  deliller  geldikten  sonra  parçalanan  ve  ayrılığa  düşen  kimseler  gibi  de  olmayın.  İşte  bunlar,  birtakım  yüzlerin  beyazlaştığı,  birtakım  yüzlerin  siyahlaştığı  günde  büyük  bir  azap  kendileri  için  olanlardır.  Artık  yüzleri  kararan  kimselere  “  siz  inandıktan  sonra  yeniden  kâfir  mi  oldunuz. ?  Öyleyse  küfretmenizden   dolayı  tadın  cezayı  “  uyarılarında  gördüğümüz  gibi,  Mezhep,  Tarikat  ve  Cemaat  bölünmelerine  onay  yoktur. Üstelik  de  aynı  zamanda  Allah’tan  başka  haram  veya  helâl   konusunda  peygamber  de  dahil,  ne  Mezhep  ve  Cemaat  önderi  ulemanın  ve  ne  de  hiçbir  kimsenin   hüküm  oluşturma,  Allah’ın  helâl  dediğine  haram,  haram  dediğine  helâl  deme  yetkisi  yoktur. Dolayısıyla  sizin  örneklediğiniz  hayvanlar  üzerine  haram  veya  helal  kılınma  önerileri,  Mezhep  ulemasının  dedikleri  ve  farklı  farklı  yorumları  bizi  pek  ilgilendirmemelidir.

Yönelttiğiniz  ve  dikkat  çektiğiniz  ayrıntılarla  ilgili  olarak  önce  Kur’an  ayetlerinde  yer  verilen  “ Lehmun  hinzir “  sözcüğünün  Arapça’da  ve  dolayısıyla  Kur’anımızdaki  karşılığının  ne  olduğunu,  Rabbimizin  bizlere  neyi  ve  neden  haram  kıldığını,  daha  doğru  ve  sağlıklı  olarak  ortaya  koyabilmek  için  Rabbimizin  yer  verdiği  ayetlere  ve  içinde  bulundukları  paragrafların  anlam  bütünlüğüne  dikkat  etmemiz  gerekecektir. Söz  konusu  bu  iki  sözcük  kalıbı  Kur’anımızda  Maide  Sûresinin  3. ayetinde  “ Lehmul  hinzir “  domuz  eti,  60. ayetinde  yasaklanmış  olduğu  halde  haram  yemeye  devam  eden  Yahudilere “  henazir,  hinzir “  sözcüğü  ile  domuzlar   olarak  hitap  edilerek,  Bakara  Sûresinin  173. ayetinde  “  Lehmel  hinzir “  domuz  eti  olarak,  Enam  Sûresinin  145. ayetinde  “  lehme  hinzir “  domuz  eti  ve  ardından  da  “ rics "  sözcüğüyle  pis,  kirli  olduğu  ifadesiyle  yer  almaktadır. Nahl  Sûresinin  14. ayetinde  de  “ lehmen “  sözcüğü  yalnız  başına  “ taze,  temiz  et “  karşılığı  ile  yer  almaktadır.

Arapçada  lehmun  :  Et,  bir  çiğnemlik  et,  gıda  anlamında  kullanılmaktadır.  Nahl  Sûresinde  de  “  lehmen “  sözcüğüyle  denizden  çıkan   rics  ( pis,  kirli )  olmayan  temiz  et  anlamında  yer  almaktadır. Hinzir  :  Hayvan  ismidir  ve  domuzdur.  Türkçemize  de  buradan  “ hınzır “  olarak  geçmiştir.  Bizde  ise  domuz  karşılığının  yanı  sıra  kötü,  katı  yürekli,  kötü  düşünen,  gaddar,  kurnaz,  içten  pazarlıklı  anlamlarında  da  kullanılabilmektedir.

Maide  Sûresinin  3. ayetinde  “  Size  leş,  kan,  domuz  eti,  Allah’tan  başkasının  adı  anılarak  kesilen,  boğulmuş,  vurulmuş,  yukarıdan  düşmüş,  boynuzlanmış,  yırtıcı  hayvanların  yiyip  de  canlı  iken  kesmedikleriniz  haram  kılındı. “  ifadeleriyle  Enam  Sûresinin  145. ayetinde  de  “  De  ki  :  Bana  vahyolunanda,  onları  yiyen  için,  leş  veya  akıtılmış  kan  yahut  domuzun  eti  ki  şüphesiz  rics  tir. (  domuzun  eti  kirlidir,  pistir,  rahatsızlık  vericidir ) “  ifadeleriyle  haram  olduğu  belirtilmekte  ancak  bu  ayetlerin  sonunda  da  “ artık  kim  son  derece  açlık  içinde,  günaha  istekle  yönelmeden  zorda  kalırsa  domuz  etinden  de  yiyebilir  “  denilmekte, art  niyetli  olmadıkça  Allah’ın  kullarının  günahlarını  çok  örten,  onları  cezalandırmayan  ve  bağışı  bol  olan  olduğu  belirtilmektedir. Ve  özellikle  de  Maide  Sûresinin  4 – 5. ayetlerinde  bu  yasaklamaların  nedeninin  de  “  Bugün  size  iyi  ve  temiz  şeyler  helâl  kılındı. “  ifadeleriyle  belirtilerek  insanın  sağlığının  ön  planda  gözetildiğine  dikkat  çekilmektedir.  Ayetlerin  başında  da  dikkat  edilirse  leş ( çürümüş  hayvan  eti ) ifadesi  yer  almaktadır.  Aynı  ayet  içerisinde  arka  arkaya  aynı  anlama  gelecek  ifadelerin  gereksiz  yere  kullanılamayacak  olmasından  dolayı  “  hinzir “  sözcüğünün  domuz  anlamında  değil  de  bozuk  et,  çürümüş  et  anlamında  kabul  edilmesi  mümkün  değildir.  Zaten  bozuk  ve  çürümüş  et  koyun,  keçi,  dana  gibi  diğer  hayvanlara  ait  de  olsa,  denizden  çıkan  herhangi  bir  hayvana  da  ait  olsa  elbette  ki  sağlığın  korunması  açısından  yenilmemelidir.

Biz  Müslümanız  elhamdülillah !  Allah’ın  hükümlerine  uyarak   dosdoğru  ve  sağlıklı  yaşamımızın  yegâne  kaynağı  da  Kur’anımızdır.  Yenilmesinde  haram  veya  helâl  olanı   ise  Rabbimizin  bizim  için  koyduğu  hükümlerdir. Rabbimiz  ayetlerle  bize  1 - Domuz  etinin,  2 - Hayvan  ölüsü  olan  leşin,  3 - Akıtılmış  olan  kanın  ve  4 - Allah’tan  başka  ilâhlara  / putlara  adanarak  kesilmiş  olan  hayvan  etinin  olmak  üzere  dört  maddede  haram  kıldıklarının  açıklamasını,  yenilmesinin  zararlı  kılındığını  ayetlerle  çok  net  olarak  ortaya  koyduğuna  ve  nedenlerini  de  belirttiğine  göre  elbette  ki  biz  Müslümanlar  bu  hükümler  gereğince  hareket  etmekle  yükümlüyüz.  Bunların  dışında  gelenek,  görenek,  yaşam  tarzı,  toplum  kültürü,  alışkanlıklar  ve  olanaklar  bağlamında  insanlar  ister  denizden,  ister  karadan,  ister  havadan  olsun,  sağlıklarına  zarar  vermediği  takdirde  temiz  ve  hijyenik  olan  her  şeyi  yiyebilirler. Bunların  dışında  kendi  kafalarına  göre  o  yenmez,  bu  yenmez  deyip  ahkâm  kesen  işgüzarlar  otursun  oturdukları  yerde,  hiç  olmazsa,  Allah’ın  yerine  hüküm  koymaktan  ve  şirke  girmekten  korksunlar.

Bizim  açımızdan  sağlığa  zarar  vermesi  bakımından  domuz  etini  yemek  elbette  ki  haramdır,  eğer  iman  etmişsek  artık  haram  mıdır ?  değil  midir ? tartışması  yersiz  ve  gereksiz  olmalıdır. Ayetlerin  orijinalinde  özellikle yer  alan  “ hinzir “  sözcükleri  de  “ domuz “  hayvanı  için  kullanılmıştır. Fakat  etinin  yenmesinin  sağlık  açısından  haram  kılınmasından  dolayı  domuz  hayvanının  tamamen  de  her  yönüyle  haram  görülmesinin  de  tutarlı  bir  tarafı  olamaz.  Çünkü  o  hayvanın  da,  denizden  çıkan  çeşitli  çeşitli  canlıların  da  ekonomi  ve   sanayi  yönleri  açısından,  dünya  ve  yaşamının  ekolojik  dengesinin  sağlanması  açısından,  eğer  görünüşünden  tiksiniyor  isek,  hoşlanmadıysak,  kültür  ve  geleneğimizde  de  yoksa  dahi,  hepsinin  kendi  çapında  doğaya  katkısı,   birçok  yararı  ve  gereği  bulunmaktadır.  Rabbimiz  de  Kur’an  ayetlerinde  “  Hiç  bir  şeyi  boşuna  yaratmadığını “  söylemektedir.  Ona   bakılırsa  Müslümanlara  aklı  örten  içki  ( alkol )  ile  sarhoş  olmak  da  haram  kılınmaktadır. Peki  insan  yaşamının  kolaylığı  ve  gereksinimi  için  bir  çok  alanda  kullanılmasının  çok  zorunlu  olduğu  etil  alkol  ve  mamulleri  de  mi  kullanılmayacaktır. Kimyasal  tanım  açısından  ona  bakarsanız  şeker  de  bir  poli  alkoldür.  Şekeri  kullanmamamız,  hayatımızdan  çıkarmamız  mümkün  müdür ? O  nedenle  Kur’anda  bizlere  sadece  4  maddede  haram  kılınanların  neler  olduğuna  ve  neden  haram  kılındığına  çok  dikkat  etmemiz,  sapla  samanı  birbirine  karıştırmamamız  gerekmektedir.  Her  konuda  olduğu  gibi  bu  haram  ve  helâl  konusunda  da  rehberimiz  Kur’an  olmalıdır. Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET