hocam merhaba , ateş su hava toprak elementleri ve bunların simgelerinin işaretlerinin hayatımızda bi yeri varmı
Zeki Çelik.
25-08-2022
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Kur’anın İslam’ında olmayan, bugünkü bilimin geldiği gelişmelere göre maddenin ve enerjinin yapısı hakkında herhangi bir temel bilgiye sahip olunamadığı dönemlerde, eski Yunan filozoflarından Empodeklis’in ortaya attığı, antik çağlarda birçok düşünürün de beyanlarda bulunduğu, tarih boyunca pek çok toplumun gelenek ve göreneğine bir yaratılış ve yaşam inancı olarak da yerleştirilmiş, özellikle Hint, İbrani, Kelt, Dogma inançlarında ve Şii İsmaili esotermizmiyle / gizli sırları açığa vurmama disiplininde ayrıntılarıyla ele alınan ve dört unsur, ya da toprak, su, hava ve ateş dörtlüsüne dayanan Dört Element Kuramı ile ilgili ilginç bir soru yöneltmişsiniz. Toplumumuzda da değişik çevrelerde etkili olarak söz edilen, insanları ve hatta Tasavvufta bile müritlerini yönlendirebilmek amacıyla değişik kurgularla kullanılan bu dört elementin simgelerinin ve işaretlerinin hayatımızda bir yeri var mıdır ? sorunuzdan dolayı size teşekkür ederim.
Temelde çoğunlukla Yunan mitolojilerine dayanan Dört element denilen kurama, hatta bazı toplumlarda da yanına metal veya tahta olduğu iddiasıyla 5. element de eklenmektedir. Her biri de ayrı ayrı değişik kişi ve görüşlere göre sembolleştirilen ve şekillendirilen bu unsurlar birbiri ile kıyaslanarak yaratılışın ayrıntılarına ulaşılmaya çalışılmış, değişik kültürlerde her birine de temel bilimlere dayanmayan ve sadece zannlarla değişik kabullerle kanaat oluşturularak tanımlamalar getirilmiştir.
Örneğin antik Yunan felsefesinde hiç bir sağlam ve bilimsel temele dayanmayan, tamamen hayali ve kişisel kurgularla üretilerek insan ahlâkı ( ateş ), insandaki ruh ( su ), akıl ( hava ) , fiziksel değişime uğrayabilen her şey de ( toprak ) olarak simgelenmiştir. Eski Sümerlerde de bu semboller tanrısallaştırılarak değişik tanrı isimleri ile anılmakta idi. Tabii ki biz bu dört element denilen unsurları tanrı ve tapınılacak varlıklar olarak görecek değiliz ama bizdeki Kur'anla hiç ilgisi olmayan Tasavvufta da, Alevi Bektaşiliği inancında da " Beşler, Muhammed, Ali, Fatma, Hasan ve Hüseyin’den oluşan ehlibeyttir. Aynı zamanda biri insan, diğer dördü de dünyadan dört element diye inanılan ateş, rüzgâr, su ve toprak gibidir. Aslında dördü de bir gömleğe girmekte, bir olmaktadır. Beşincisi ise üçlerin toplamı olan Can’dır. " denilerek bu dört unsura sahip çıkılmış, insan karakterleri de sahip oldukları sembollere göre açıklanmaya çalışılmış. Meditasyoncular tarafından da bu elementlere nefes aldırılmış, nefes meditasyonunda kullanılarak insanlar etki altına alınmaya çalışılmıştır.
Şimdi gelelim dört element denilen, aslında her bir ayrıntısı da Evrende ve Dünya üzerindeki yaşamında yaratılmış canlı ve cansız varlıkların yaşamlarını sürdürebilmeleri için vazgeçilemez gereksinimleri olan bu maddesel varlıklar, hiç bir gerçek ve bilimsel temel bilgiye dayanmayan, insanın hayal gücüne bile sığdıramayacağı kadar çok değişik kurgularla, ayrıntılarla kanaatlerle ele alınan, adeta gerçekmiş gibi insanlara kuram içerisinde birtakım sembol ve şekillerle aktarılan bu dört elementin gerçeği, bugünkü bilimin ulaştığı noktaya göre nedir ?
Fizik ve Kimya bilimine göre element aynı tür atomlardan oluşmuş maddenin en küçük yapı taşlarına verilen addır. Evrende bugün her birinin atom çekirdeğindeki proton sayısı farklı ve bu farka göre Rabbimizin kodladığı görev çerçevesindeki fiziksel ve kimyasal yönlenmeleri birbirinden farklı olarak bilinen, Evrende var olmanın, ekolojik dengenin oluşması ve hayatın sürdürülebilmesi için gerekli olan ve bilinen, örneğin hidrojen, oksijen, azot, karbon, sodyum, potasyum, kalsiyum, kükürt, demir, bakır, çinko, altın, gümüş gibi 115 civarında element bulunmaktadır. Fizik ve Kimya bilimine göre gerçekte element olmadığı halde, bilime ve temele dayanmayan Kuram çerçevesinde insanların önüne element diye konulan sembollerin yapısına da ayrı ayrı bakacak olursak ;
* Ateş, enerji birikiminin, tutuşma sıcaklığından sonra meydana gelen yanmanın sonucunda oluşmuş yüksek sıcaklıklarda değişik maddelerin plazma / karışım halidir, içerisinde maddeden maddeye değişen değişik kimyasal yapıdaki elementlerin aldıkları enerji sonucunda ışımasıdır ve aslında saf değildir, hem yanma ve hem de ısınma sonucu oluşmuş yeni maddelerin, elementlerin ve bileşiklerin bir karışımıdır. Maddeler ve enerjiler topluluğudur.
* Su, hidrojen ve oksijen elementlerinin enerji alışverişleri, transferleri sonucunda gaz halinde iken birleştikten sonra soğuma ile akışkan sıvı hale geçtikleri bir bileşiktir. Sıcaklık koşuluna bağlı olarak da gaz, sıvı, katı gibi fiziksel hallere dönüşebilen, bitki, hayvan ve insandan oluşan canlı hayatın varolması ve yaşayabilmesi için zorunlu ve vazgeçilemez olan hayatın kaynağı bir maddedir..
* Hava, içerisinde Azot, Oksijen, Hidrojen, Helyum, Argon, Neon gibi elementlerle, Kükürt dioksit, Azot dioksit, Karbon dioksit gibi bileşiklerin, partiküllerin birlikte oluşturduğu gaz halindeki maddelerin bir karışımıdır. Dünya üzerinde canlı yaşamının sürebilmesi ve metabolizmanın işleyerek vücut enerjisinin sağlanabilmesi için solunarak vücuda alınması gereken oksijen gazının da kaynağıdır.
* Toprak, İçerisinde birçok elementin, bileşiğin, tuzların karışarak oluşturduğu katı maddelerin bir karışımıdır. Sözünü ettiğimiz 115 elementin her biri bölgeden bölgeye değişen miktarlarda toprak içerisinde saf veya mineraller halinde bulunur.
Değerli Kardeşim ! Şimdi gelelim sizin asıl sorunuza ; Rabbimiz Evrende ve Kâinattaki bütün canlı ve cansız varlıkları enerji ve madde olmak üzere iki kökenden yaratmış, bütün yaşamı ve yaşamın sürmesi için gerekli koşulları da bu iki kökenin birbiri arasındaki değişimlerini Fizik, Kimya, Biyoloji ve Uzaydaki gök cisimlerinin oluşumlarını da manyetizma, mıknatıslanma, çekme, itme, bölünme, kaynaşma gibi birçok farklı kanunlara bağlamıştır. Yaratılışın nasıl olduğu bilim adamlarınca bilimsel olarak bilhassa bugünkü gelişmiş olan teknolojilerle çok ayrıntılı bir şekilde araştırılmakta ve her geçen zamanda yeni yeni bulgulara değişik ayrıntılara ve safhalara ulaşılmaktadır, Teoriler üretilmekte ve yeni yeni bilgilerle sonuçlar elde edilmektedir. Bugün maddenin ve enerjinin bütün özellikleri de en ince ayrıntılarına kadar yapısı ve özellikleri ile ortaya konulmuştur. Ancak Evrenin ve içindeki maddelerin başlangıçta kesin olarak nasıl yaratıldığı, bizim neticede sınırlı olan dünya aklımızla gerçek doğru olarak ulaşabileceğimiz bir konu değildir ve yaratılışın asıl sahibi olan Rabbimizce, birçok ayette değindiği gibi Enam Sûresinin 59. ayetinde de “ Görünmezin, duyulmazın, geçmişin, geleceğin anahtarları da yalnızca O’nun katındadır. O’ndan başka hiç kimse onları bilmez. “ Hud Sûresinin 123. ayetinde de “ Ve tüm iş / oluş yalnızca O’na döndürülür. “ ifadeleriyle belirtildiği gibi insanoğlu bilimde ne kadar ileri giderse gitsin yaratılışın tam olarak nedenine ve nasıl olduğuna tamamen bütün gerçekleriyle ve bilimsel olarak ulaşması mümkün değildir ve bizim için gaybdir.
Buna rağmen tarih boyunca birtakım düşünürler, yaratılışı sorgulayanlar, hatta filozoflar dahi, yeterli temel bilgilere sahip olamadıkları ilkel dönemlerde yetersiz ve yanlış kanaate dayanan zanlarla bu konuda bir çok kuram üretmişler, tanımlamalar, semboller ve şekiller oluşturmuşlardır. Dolayısıyla “ Dört Unsura atfedilerek insanlar tarafından uydurulan ve kurgulanan “ Dört Element Kuramı “ ve bu kuram çerçevesinde insanlara aktarılanların tamamı gerçek dışıdır, gerçek ve temel bilgilere dayanmayan kanaatlerle oluşturulmuş zanlardır, kurgulardır. Çünkü madde olan bu elementler durdukları zeminde durup dururken hiç bir şey yapamazlar, hareket ve değişimin nedeni olan bir enerjinin, gücün, ruh ve canın müdahalesi olmadan harekete ve işleme veya değişime geçemezler. Bugün bu dört sembolün ve işaretlerin yer aldığı kuram ayrıntıları ile, Fizik ve Kimyacıların karşısına hayatı yönlendiren elementler denilerek çıkıldığı zaman fizik ve kimyacılar buna gülerler. Bu dört element kuramı içerisinde oluşturulmuş simgelerin ve işaretlerin insanların hayatında, insanlara anlatılma şekilleriyle olumlu veya olumsuz hiç bir etkileri ve yeri olamaz. Hiç bir sembolün de kerametler oluşturacak, yaşanacak olaylara yön verebilecek kutsal olan bir yanı yoktur. Ama elbette ki Yüce Allah’ın " Biz hiç birşeyi boşuna yaratmadık " dediği gibi, bütün bilim dallarında yaratmış olduğu kanunlara göre canlı ve cansız varlıkların var olmaları, yaşamaları ve yaşamlarını sürdürebilmeleri, yaşam koşullarının kalitesinin arttırılması için havanın oksijenine, suyun akıcılığı, çözücülüğü ile hayat kaynağı oluşuna, ateşin / enerjinin oluşturduğu etkileşimlerle maddenin, metallerin değişimlerine, topraktan elde edilecek besin maddelerine gereksinim kaçınılmazdır. Havanın içerisinde sıcaklık değişmeleri, basınç değişmeleri, nem oranının artması, yapısının değişmesi ve aşırı kirlenmesi, Ateşin istenen zamanlarda ve ölçülerde elde edilmesi veya elde edilememesi, suya istenilen ölçülerde sahip olunabilmesi veya olunamaması, topraktan ve içinde barındırdığı maddelerden istendiği gibi gerekli ölçülerde yararlanılabilmesi veya yararlanılamaması, insanları ekonomik, fiziksel ve psikolojik olarak değişik yönlerden olumlu veya olumsuz etkileyebilir. Ama bütün bu etkilenmeler Allah’ın yaratmış olduğu kanunlarla, kurallarla ve hükümlerle gerçekleşir. Bütün bu değişimlerin dört element kuramı sınıflandırması ile anlatılanlarla yakından uzaktan bir ilgisi yoktur. Yaşanacak bütün sonuçlar da insanların, toplumların gelenekselleştirmiş oldukları yaşam tarzı, inançları, seçimleri, olumlu veya olumsuz attıkları adımlardır, bilgileridir veya bilgisizlikleridir. Allah’ın selamı rahmeti Kur’an bağlılığındaki yaşamın doğruları ve başarılı sonuçları sizinle olsun !...