Hocam ! İlahiyatçı ve Din adamları Ramazan ayı konuşmaları içerisinde fitrelerin de verilmesi gereğinden söz etmektedirler. Verilmesi gerek fitre miktarı da bu yıl için açıklanmış. Fitre nedir. Geliri yeterli olmayanlar da vermek zorundamıdır. Açıklarsanız sevinirim Selametle.
Zeki Çelik.
28-03-2024
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Özellikle Ülkemizde Ramazan ayı münasebetiyle İlâhiyatçı ve Din görevlileri yoğun bir mesai içine girerek bu ayın faziletlerinden anlatırlar, Kur’anın bol bol hiç bir şey anlaşılmasa da sadece Arapça okunarak mukabele edilerek okunmasından, zekâtın bu ayda mutlaka verilmesinden söz ederler, orucun Kur’ana göre sakınmayı gerektiren asıl özünden değil de, uydurulmuş hadis ve rivayetlerle kerametlerinden, şartlarından, yükümlülüklerinden, her kafadan değişik kabullerle bozulacak, bozulmayacak nedenlerinden bahsederler. Ve sizin de değindiğiniz gibi kimileri daha Ramazanın ilk günü sabahından itibaren, kimileri ramazan bitmeden birkaç gün önceden fitrelerin verilmesinin gerektiği öğütlerini verirler. Siz de bu bağlamda aslında çok güncel ve çok da önemli olan bu konuda Fitrenin ne olduğunu, kimlerin, neden vermeleri gerektiğini soru olarak yöneltmişsiniz. Çok yerinde ve isabetli olan, birçok kişinin de merak ettiği, ama sorgulamaktan çekindiği veya düşünemediği bu sorunuz için size teşekkür ederim.
Yüce Rabbimiz, Müminun Sûresinin 62. ayetinde “ Ve Biz, hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile ; kapasitesi dışındaki bir şeyle yükümlü tutmayız. “ denilerek insanların yapabilecekleri harcamalar, yardımlar ve infaklar konusunda sınır koymakta, yükümlülükleri kolaylaştırmaktadır. Bu konulardaki ölçüler çerçevesinde de Rabbimiz, Bakara Sûresinin 219. ayetinde “ Ve Yine sana neyi infak edeceklerini / Allah yolunda harcayacaklarını soruyorlar. De ki : İhtiyaçtan fazlasını yunfikun / harcayın. Allah iyiden iyiye düşünürsünüz diye ayetlerini işte böyle sizin için ortaya koyuyor. “ ifadeleriyle belirtildiği gibi kişinin belirleyeceği ihtiyacından / Havaici asliyesinden fazlasını ancak Allah yolunda ve insanların yararına harcamalarını ve infak etmelerini istemekte, ölçüsünü de bizzat Rabbimiz kişilerin kendi vicdanlarına bırakmaktadır.
Ülkemizde dar gelirli olan, düşük bir maaşla emekli olan ve çalıştığı halde asgari ücretle yaşayan insanlarımızın, ihtiyacından fazla harcayacağı, biriktirebileceği ve vicdanlarını zorlayabileceği geliri elbette ki bulunmamaktadır. Dolayısıyla birçok insanın da ülkemizde kendi ihtiyaçlarının dışında, zaten kıt kanaat geçinmeye çalıştığı için fitre adında da olsa ilave bir harcamayı yapabilecek durumları yoktur. Bilakis bu insanlarımızın, insan gibi yaşayabilmeleri için emeklerinin ve hakkettiklerinin karşılığının verilerek gelirlerinin takviye edilmesine ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu gelir dağılımındaki adaletsizlikler, olumsuzluklar konusundaki vebal de emeğin, hak edilmişlerin karşılığını yeterince veremeyen ve zafiyet gösteren yönetim konumunda olanların üzerindedir.
Sizin soru olarak yönelttiğiniz, Diyanet İşleri Yüksek Kurulunca : Halk arasında da fitre diye bilinen konuya geldiğimiz zaman ; Ulemamız dediğimiz birileri, Ramazan ayı içerisinde insanların tuttuğu oruç ibadetine bağlı olarak, insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak, dinen zengin olup Ramazan ayının sonuna yetişen Müslümanın, ihtiyacı olan belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır ( Nevevi, el Mecnû 6 / 103 ) Vacip oluşu da Peygamber sünnetiyle sabittir ( Buhari, Zekat 70 - 78 ) denmiş. Hz. peygamber ( s.a.s. ) köle, hür, büyük, küçük, kadın erkek her Müslümana fitrenin gerektiğini ifade etmiştir. ( Ebu Davud, zekat 20 / 1619 ) hadisi bağlamında da kişi kendisinin ve bütün aile bireyleri için de ayrı ayrı ödenmesi adına bir kişinin o günkü koşullarda iki öğün karnını doyurabileceği ölçüde bir parayı “ fitre “ adıyla, sözde yaratılmış olmanın şükür karşılığı olarak vermesi gibi bir zorunluluk anlayışıyla ve adeta dayatmasıyla da her nasılsa insanların belleğine yerleştirmişlerdir. Oysa Kur’anımıza göre geliri olsun veya olmasın, Müslümanların Ramazan ayında vermesi gereken “ fitre “ diye bir kavram, sözcük ve uygulama bulunmamaktadır. Üstelik de eğer Allah’ın insanı yaratarak verdiği nimetlerin şükür karşılığı, borcun ödenmesi olarak böyle bir uygulama devreye sokulmuşsa, öyle bir kişinin bir defa o günkü koşullara göre ödeyeceği yemek ücreti ile değil de, binlerce yıl yaşasa, başını secdeden kaldırmasa, Allah’ın rahmeti olmadan ödenebilecek bir borç değildir.
Nedenleriyle de tutarsız olan bu yanlış uygulamalara binaen Din görevlileri de bu ölçülendirme için ciddi ciddi bir hayli mesai harcayarak, sanki çok doğru bir iş yapmışlar gibi, bu fitre miktarını her yıl tespit ederek ilân etmektedirler. Birileri de fitrelerin verilmesi gereken zamanı da " Bayramın birinci günü, birileri bayramdan önce, birileri bayram namazından önce verilir, birileri daha sonra da verilse olur, birileri de bayramdan sonra mekruh olur haramdır " demiş. ( Nevevi el Mecnu 6 / 128 ) Tevbe Sûresinin 60. ayetinde " Kesinlikle, Allah tarafından bir taksim / zorunlu görev olarak sadakalar / kamunun gelirleri ancak fakirler, miskinler / yoksullar, işsizler, o iş üzerine çalışan görevliler / kamu görevlileri, kalpleri İslam'a ısındırılacaklar, özgürlüğü olmayan köleler, ağır borç altındakiler, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar içindir. Allah her şeyi en iyi bilendir ve en iyi yasa koyandır. " ifadelerinde yar alan açıklamalara göre de belirtilenlere fitre verilir denmiş. Ama aslında bu ayetlerde fitreden değil, yılın bütün zamanlarında sorumlular ve yükümlüler tarafından Devlete verilmesi gereken sadakadan / vergiden söz edilmekte bu verginin de Devlet tarafından nasıl dağıtılacağına, nasıl kullanılacağına değinilmektedir.
Ekonomik sıkıntıda olan kardeşlerimizin bu tür dayatmaları yerine getirememe, Ramazan ayında fitre verememe üzüntüsünün içerisinde olmalarının da geçerli bir nedeni yoktur. Kur’anımızda yaratma, oluşturma anlamında “ fatr “ sözcüğü ve bu ayrıntıların da anlatıldığı ve Yüce Rabbimizin oluşturma ve yaratıcılığına binaen yer verilmiş olan Fatır Sûresi bulunmaktadır. Rabbimizin Esmai Hünsasından biri de “ el Fatır “ dır. Ulema denilen ve kendi kendilerine durumdan vazife çıkaranlardan birileri bu sözcük bağlamında “ Sadaka i Fıtır “ adı altında uydurma ve bidat olan bir uygulamayı, Fatır sözcüğünü de “ fitre “ diye dönüştürerek devreye sokmuşlardır. Oysa Kur’anımıza göre sadaka sözcüğü de çoğunluk ulemanın kabul ettikleri gibi sadece “ dilenen bir insana verilen üç beş lira veya bir yemek parası “ değildir. Dileyen sitemizde “ ZEKAT SADAKA İNFAK NEDİR “ başlıklı makalemizde gerçek anlamlarının ne olduğunu ayrıntılı bilgilerle öğrenebilirler. Aslında durumu uygun olan yardımsever insanlarımız adı ne olursa olsun gerek diğer zamanlarda gerekse de Ramazan ayı içerisinde fitre adı altında olmadan da, kendi olanakları içerisinde zaten yardımlarını, infaklarını yapabilirler ve zaten de gerek maddi desteklerle, gerekse erzak yardımlarıyla yapmaktadırlar. Allah, doğrusunu en iyi bilendir. Allah’ın selamı rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !.