TÜM SORULAR

Soru

Nezahat B.   05-12-2023   279

Hayatın değişik zamanlarında, değişik konularda mutlaka yanlışlarımız, hatalarımız ve işlediğimiz günahlarımız olabilmektedir. Hatasız ve günahsız insan da olamaz herhalde ! Ahiret gününe inandığımıza göre elbette ki mahşer günü bu hatalarımızın, günahlarımızın bir hesabı önümüze konulacaktır. İlahiyatçılar da herkes Cehenneme mutlaka girecek, ama az, veya ama çok cehennem azabını tadacak ve ondan sonra Cennete girebilecektir demektedirler. Benim sorum gerçekten hepimiz mutlaka Cehennemi görmüş ve oradaki azabı tatmış olacak mıyız ? Oldukça ürkütücü.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      05-12-2023  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti   üzerinize  olsun ! 

Sizin  de  belirttiğiniz  gibi  ölümün  ardından,  mahşer  günü  bütün  insanlar  hesap  vermek  üzere  Allah’ın  huzurunda  toplanacak  ve  amel  defterleri  açılacaktır. Bu  konuda   sorgulamanın  nasıl  olacağı  ayrıntılarını  “  Amel  Defterinin  Kayıtları “  başlıklı  makalemizde  geniş  bilgilerle  bulabilirsiniz. Mahşerde  kurulan  adalet  terazisiyle  herkes  dünyada  yaptıklarının  ve  yapması  gerektiği  halde  yapmadıklarının,  iyiliklerinin  kötülüklerinin  hesabını  verip,  iyiliklerinin  çokluğu  ile  hakedenlerin  Cennet  veya  kötülüklerinin  çokluğu  ile  Cehenneme  gidince  sonsuz  Ahiret  hayatı  başlayacaktır.  Cennet,  nimet,  güzellik,  mutluluk  ve  rahatlık  yurdu  iken,  Cehennem  ise  azap,  sıkıntı  ve  elem  yurdudur.  Her  ne  kadar  Kur’an  ayetleriyle  Cennet  ve  Cehennemin  ebedi  yurt  olarak  yaşanacağı  bildirilse  de,  Cehennem  konusunda  bu  güne  kadar  zanlarla  ileri  sürülmüş  ve  bugün  de  sürülmeye  devam  eden  pek  çok  Kur’an  dışı  yanlış  iddialar  bulunmaktadır.  Bu  iddialarda,  Kur’anın  gerçeklerinden  ayrılarak  ana  hatları  ile,  *  Herkes  mutlaka  Cehennemi  görecek  mi ? * Günahkâr  Müslümanların  Ahiretteki  durumu  ne  olacak ?  gibi  sorular  sürekli  olarak  gündemde  olabilmektedir.

Cennet  ve  Cehenem  ile  ilgili  olarak  Rabbimizin  Kur’an  ayetleri  ile  bildirdiği  ifadeleri  gayet  açık  ve  net  olmasına  rağmen,  bazı  ayet  anlamlarının  saptırılması  sonucunda,  bunlara  aykırı,  yanlış  bir  anlayış  ile  “  Herkes  mutlaka  cehenneme  girecek  iddiasında  bulunanlar günahları  miktarı  kadar  Cehennem  azabı  görürler,  daha  sonra   günahlarından  arınmış  olarak  Cennete  girerler  “  demektedirler.  Bazı  rivayetlerde  de  imanlı  imansız  herkesin,  hatta  peygamberlerin  bile  önce  Cehenneme  uğrayacağı,  daha  sonra  Cennete  gidecekleri  söylenmektedir.  Cennet  ve  Cehennem  konusunda  uydurulan  pek  çok  gerçek  dışı  rivayet  için,  Meryem  Sûresinin  71.  ayetindeki  "  Ve  Rabbinin  üzerine  almış  olduğu   kesinleşmiş  bir  hüküm  olarak,  içinizden  cehennemin  dış  kenarına  /  toplanma  yerine  uğramayacak  hiç  kimse  yoktur. "  ifadeleri  bu  iddialara  malzeme  yapılmıştır.  Diyanet  Vakfının  meali  de  dahil  pek  çok  mealde  ayetteki   “ cehennemin  dış  kenarı “  ifadesi  mahşer  alanındaki  toplanma  yeri  şeklinde  değil  de  aslından  farklı  olarak,  doğrudan  “ Cehennem “  şeklinde  yer  almıştır.  Aslında  bu  ayetle  ve  bundan  önceki  66.  ve  72. ayetler  grubunda,  özellikle  de  68. ayetin  orijinalinde  de  "  havle  cehenneme "  ifadesiyle  haşr  /  toplanma   esnasında   peygamberler  de  dahil  olmak  üzere  tüm  insanların,  şeytanlarla  / kendi  iblisleriyle  /  içlerindeki  olumsuz  duygularıyla,  kendilerini  kandıran  şeytan  tipli  insanlarla  birlikte,  tanıklık  yapmak  üzere  Cehennemin  dış  kenarındaki  bulunan  Mahşer  alanında  toplanacakları  ve  herkesin  tanıkları  ile  birlikte  hesap  vermek  üzere  sorgulanacakları  belirtilmektedir.  Ayetlerin  orijinalindeki  Havle  sözcüğü,  bir  yerin  dış  kenarı,  bahçesi  anlamına  gelmekte  olduğundan  dolayı  sözü  edilen  yer  veya   alan  Cehennemin  içi  değildir. Buradaki  toplanma,  Cehennemin  dış  kenarındaki  mahşer  yerinde  olup,  hesap  vermek  içindir.  Ayette  de  belirtildiği  gibi   Haşr  /  toplanma,  Allah’ın  kesin  olarak  aldığı,  asla  değişmez  bir  kararıdır.  Burası  girilecek  bir  yer  değildir. Görülecek  hesap  sonrasında,  Cehenneme  veya  Cennete  sevkin  yapılacağı  yerdir. Bu  ayetlerde  haşrdaki  /  toplanma   anındaki   ürpertici  tablolar  müminleri  asla  korkutmamalıdır. Çünkü  Yüce  Rabbimiz  Allah,  Enbiya  Sûresinin  101 - 102. ayetlerinde  " Şüphesiz  tarafımızdan  kendilerine  “ en  güzel  “  hazırlanan  kimseler ;  İşte  onlar  Cehennemden  uzaklaştırılmışlardır.  Onlar  Cehennemin  uğultusunu  duymazlar.  Onlar  nefislerinin  istediği  şeyler  içinde  sürekli  kalıcıdırlar. "  ifadeleriyle  belirtildiği  gibi  iyilikleri,  günahlarından  fazla  ve  bu  günahları  bağışlanmış  olan  müminlerin, mahşer  alanında  güvende  olacaklarını,  çok  çabuk  da  Cennete  sevk  edileceklerini  bildirmektedir.

Kur’an  ayetlerine  aykırı  ve  Yahudi  inancının  bir  sonucu  olan  bu  yanlış  iddialar,  asılsız  olan  pek  çok  uydurma  rivayetle  de  desteklenerek  toplumda  yaygınlaştırılmıştır.  Yahudi  Eski  Ahit  kaynaklarından  çalıntı  yapmaya  alışmış  olan  bu  zihniyetteki  müfessirler,  maalesef  rivayetlerle  dinin  içine  bu  inancı  yerleştirmekte  de  başarılı  olmuşlardır.  Halbuki  itikatta  zan  ile  hüküm  vermenin  yeri  yoktur. Üstelik  peygamberlerin  de  Cehennemde  işi  olabilir  mi ?  Kur’andan  onay  almayan  hiç  bir  inanç  din  olamaz. Çünkü  Cehenneme  kimlerin  ve  niçin   gireceği  Kur’an  ayetleri  ile  çok  net  ve  ayrıntılarıyla  anlatılmıştır.

Günahkâr  Müslümanların  /  tartıda  iyiliklerinin,  işledikleri  günahlarından  daha  fazla  olan  Müslümanların  durumu  ise,  hesap  gününde,  bir  takım  kişilerin  iddia  ettikleri  gibi  önce  Cehenneme  girip,  günahları  kadar  azap  çektikten  sonra  arınıp,  ondan  sonra    Cennete  girecekler   iddiaları  gerçekten  öyle  olsaydı,  Kur’anda  pek  çok  ayette  ifade  edilen  "  Allah’ın  tevbe  edin  emrinin  "  bir  anlamı  kalmazdı. Oysa  Yüce  Rabbimiz,  tevbe  kapılarını  ardına  kadar  açmıştır,  tevbeleri  çokça   kabul  eden  Tevvab’tır. Her  fırsatta  tevbe  etmemizi,  cahillikle  işlediğimiz  günahlarımızı  bağışlayacağını  bildirmektedir. Bundan  dolayı  Ankebut  Sûresinin  7. ayetinde  de  "  Ve  inanan  ve  salihatı  işleyen  /  düzeltmeye  yönelik  işler  yapan  kimseler,  onların  kötülüklerini  elbette  örteceğiz  ve  kesinlikle  onlara  yaptıklarının  daha  güzeli  ile  karşılık  vereceğiz. "  ifadeleriyle  belirtildiği  gibi  şirke /  Allah’a  ortak  koşmaya  ve  küfre  /  Allah’ın  Rabliğini  ve  ayetlerini  inkâr  etmeye  bulaşmamış,  hatta  bulaşmış  ise  de  ölmeden  önce  bilinçli  olarak  bu  konularda  dahi  tevbe  edenlerin  tevbelerinin  kabul  edileceğinin  bildirilmesinden  dolayı,  Müslümanların  günahlarını  affedecek  ve  onları  Cehenneme  koymadan,  doğrudan  doğruya  Cennetine  koyacaktır.  Allah  doğrusun  en  iyi  bilendir.  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !....

 

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET