TÜM SORULAR

Soru

Ilknur D.   29-03-2022   399

Hocam merhaba; ramazan ayında edebileceğimiz ibadetlerden, bugüne kadar yapmadığımız, yada yaptığımız yanlış ibadetlerden farklı nasıl ibadet ederiz neyi nasıl yapmamız gerekir.... Bİ rde Kuran ı türkçe hatim yapablirmiyiz .. Teşekür ederim.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      30-03-2022  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Sorunuz  ile  “  Ramazan  ayında  nasıl  ibadet  edilmelidir,  neler  ve  nasıl   yapılmalıdır ?  Ve  Kur’anı  Türkçe  hatim  yapabilir  miyiz ?  ayrıntıları  ile  insanlarımızın  aslında  Ramazan  ayı  içerisinde  yanlış  olan  uygulama  ve  inançlarından  en  önemli  iki  noktaya  dikkat  çekmişsiniz.  Yapacağımız  açıklamalarımızla  belki  de  birçok  okuyucumuzun  da  bu  ayrıntılardaki  yanlışlarından  dönmelerine  vesile  olacağınızdan  dolayı  size  teşekkür  ederim.

Maalesef  ülkemizde  çoğunlukla  orucun  aslının  ve  hedefinin  ne  olduğuna  Kur’anın  doğrularıyla  yönelme  olmadığı  için,  uydurulmuş  hadis  ve  rivayetlerin  etkisi  altında  kalınarak  genellikle  orucu  nelerin  bozup  bozmayacağı  saçmalıkları,  nelerin  yenilip  yenilemeyeceği,  açlık  dürtüsüyle  iftar  sofralarının  abartıları,  zenginin  zengini  ağırladığı  gösterişli  ve  şaşaalı  iftar  davetleri,  yapılan  abartılı  erzak  alışverişleri  ve  stokları,  aç  insanlara  seyrettirilen  zengin  yemek  tarifleri  ile  meşgul  olunduğundan,   olması  gereken  gerçek  Oruç  ibadetinin  amacından  ve  anlayışından,  Kur’andaki  bu  ibadetin  asıl  hedefinden  uzaklaşılmaktadır.  İnsanlarımız da  çoğunlukla,  kendi  dinlerinin  kitabını  okuyup  öğrenme  çabasında  olmamakta,  her  şeyi  hazır  birilerinden  beklemektedir. Bundan  dolayı  da  pek  çok  konuda  olduğu  gibi, ülkemizde  bin  dört  yüz  yıldır  oruç  konusu  da   bir  türlü  çözüme,  gerçek  anlamına  kavuşturulamamıştır. Halbuki  oruç  konusu  Yüce  Kitabımız  Kur’anda,  Bakara  Suresinin  183  ve  187. ayetleri  arasında  dört  ayetle  çok  net  ve  açıklayıcı  olarak  anlatılmaktadır. Bu  ayetleri  anladığı  dilden  çevirisi  olan  Türkçe  mealini  okuyan  ve  aklını  kullanabilen,  tefekkür  edebilen  herkes,  konuyu  çok  rahatlıkla  anlar,  gereksiz  telaşların  ve  çabaların  da  içerisinde  olmaz,  gösterişlerden,  abartıdan,  riyadan  uzak,  mütevazi  ve  vakar  bir  yaşam  ile  hayatına  devam  eder. ( Oruç  ve  Getirdikleri  başlıklı  makalemizde  bu  konu  ile  ilgili  oldukça  ayrıntılı  bilgileri  bulabilirsiniz. )

Oruç  kul  ile  Allah  arasında,  gönülden,  isteyerek  ve  samimiyetle,  Allah  rızası  için  varlığın,  yokluğun,  toplumsal  yaşamdaki  paylaşmanın,  destekleşmenin  ve  yardımlaşmanın  öneminin  özellikle  bu  ayda  farkına  varılabilmesi,  sadece  aç  kalınmasıyla  değil,  aynı  zamanda  kişinin  oruç  vesilesiyle  sakınma  bilincini  kazanılabilmesi  bunun  için  de  Kur'an  ayetlerini  anlayarak  okuyup  daha  fazla  yoğunlaşması  amacına  yönelik  bir  ibadettir.  Ramazan  ayında  zihnen  ve  sağlık  koşullarınızla  eğer  oruç  tutma  yeterliliğine  sahip  olarak  oruçlu  oluyor  ve  oruç  ile  birlikte  asıl  yüklenilen  sakınma  bilincine  vakıf  olarak  hareket  etmeye  çalışıyor  iseniz,  açıklamamızın  başında  giriş  ile  bazı  dikkat  çektiğimiz  olumsuz  davranışlardan  uzak  durmaya  çalışırsanız,   diğer  zamanlardaki  ibadet  anlayışınız  ve  uygulamanız  ne  ise  onlardan  ve  bol  bol  Kur'an  ayetleriyle  beraber  olmaktan  başka  farklı  ilave  edilecek  herhangi  bir  şeyler  yapmanıza  zaten  gerek  yoktur.  Kur’anın   anlattığı  oruç,  sabrı  ve  tefekkürü  öngörür.  Zira  tefekkürün  en  büyük  engeli  de  tok  olmak,  boş  ve  gereksiz  olarak  çok  konuşmaktır.  İnsan  tok  iken  ve  konuşurken  iyi  düşünemez. Sabır  ve  tefekkür,  dinin  iyi  anlaşılmasını  ve  yaşanmasını  temin  eder. Oruç  sayesinde  gelişen  sabır  ve  kararlılık,  hayatın  her  alanında  başarı  getirir. Oruç,  Oruç  tutan  varlıklı  insanların,  açlığı  ve  açların  halini  daha  iyi  anlamasını  sağlar.  Böylece  Allah’ın  lütfu  olan  birçok  nimetin,  malın,  servetin,  zenginliğin,  yoksulun  da  hakkı  olduğunu  idrak  ederek,  malından,  aşından  ihtiyaç  sahiplerine  vermek  suretiyle  Allah’a  karşı  şükrünü  eda  etmesine  vesile  olur.  İnsanlar  da  kapasiteleri  ölçüsünde  aç,  işsiz,  muhtaç  olanları  doyurmaya  çalışırlarsa,  bu  vesileyle  paylaşma  ve   dayanışma  içerisinde  olurlarsa,  Ramazan  ayını  elbette  ki  toplum  olarak  daha  bir  huzur   ve  mutluluk  içerisinde  geçirmiş  olurlar. Kur’anın   öngördüğü  orucun  tutulduğu  toplumlarda  merhamet,  şefkat,  muhabbet  ve  paylaşma  hisleri  gelişip  yerleşir,  insanları  sevgi  ve  merhamet  ile  birbirine  yaklaştırır. Fakirlerin  oturmadığı  zengin  iftar  sofraları, Maun  Suresinin  4 - 7. ayetlerinde " Yazıklar  olsun  o  salat  edenlere  ki,  onların  salatları  gösterişten  başka  bir  şey  değildir. "   ifadeleriyle   kınanmakta  yetim  ve  muhtaç  olanlardan  kıskandıkları  için  maun  mücrimi  oldukları  dile  getirilmektedir..

Kur’anı  Türkçe  mealinden  hatim  yapabilir  miyiz ?  Sorunuza  geldiğimiz  zaman !  Kur’anın  İslam’ında  bırakın  Türkçesinden,  Arapçasından  dahi  okuma  ile  hatim  etme  diye  bir  kavram  yoktur.  Ayetlerde  de  belirtildiği  gibi  Kur’an,  Ramazan  ayında  indirilmeye  başlanmıştır. Bundan  dolayı  da  anlı  şanlı  ekran  yıldızı  Hocalarımız,  her  Ramazan  ayında  sıklıkla  Ramazan  ayı,  Kur’an  ayıdır,  Kur’ana  daha  sıkı  sarılalım  derler  de,  ardından  bir  türlü,  Kur’ana   sıkı  sıkı  sarılmanın  nasıl  olacağına  hiç  değinmezler. Türkçe  mealinden  okuyup  Kur’anı  anlamaya  çalışalım  demezler.  Bundan  dolayı  da  Ramazan  aylarında  Müslümanların  inançlarına  birçok  uydurma  hadis  ve  rivayet  dayatmalarıyla,  Kur’anın  dışında  yanlış  olarak  Kur’anın,  hiç  bir  şey  anlaşılmadan  ve  içinde  nelerin  olduğu  da  bilinmeden,  mukabele  adı  altında  imam  ile  birlikte  baştan  sona  kadar  Arapça  okunması,  takip  edilmesi  ve  bunun  yanı  sıra  bir  de  “  Hatim  etme,  Hatim  indirme,   Hatimleri  ölenlerin  ruhuna  hediye  etme “  uygulamaları  da  Ramazan  ayı  içerisinde  zorunlu  bir  ibadet  olarak  kılınmış,  gelenek  haline  getirilmiştir. Mukabele :  Sözlük  anlamına  göre  karşılık  vermek,  karşılık  veya  karşı  gelme,  baş  kaldırma  demektir. Dini  inanç  açısından  ise ;  Bir  kimsenin  Kur’anı  ezberden  veya  kitaptan  yüksek  sesle  okuması  ve  onu  dinleyenlerin  de  sessizce  dinlemesi  veya  Kur’anın  yüzünden  takip  etmesidir. Hatim  :  Bir  yazının  başından  sonuna  kadar  anlaşılarak  okunduğuna  dair  son  kısmının  mühürlendiği,  aynı  zamanda  içinde  anlatılanların  tamamen  öğrenildiği  anlamlarına  gelir. Bu  nedenle  Kur’anı  baştan  sonuna  kadar  yüzünden  veya   ezbere  okuyarak  veya   dinleyerek  hatim  ettiklerini,  hatim   indirdiklerini   söyleyenler,  adeta  onu  bitirdiklerini  içindekileri  anladıklarını   ifade  etmiş  olmaktadırlar.  Ama  uygulamanın  gerçeğine  baktığımız  zaman  bunun  hiç  de  böyle  olmadığı,  bir  ay  harcanan  emek  ve  zamandan  sonra  hiç  bir  kimsenin,  hiç  bir  şey  anlamadığı,  hiç  bir  şey  öğrenmediği,  Kur’anın  içinde  nelerin  olduğunun  bilinmediği  görülmektedir.  Çünkü  bu  yanlış  uygulama  pek  çok  uydurma  rivayetle  insanlara  doğruymuş  gibi  anlatılmaktadır. ( Kur'anı  Mukabele  İle  Hatim  Etme  Geleneği  başlıklı  makalemizde  bu  kunuda  Müslümanların  içinde  bulundukları  yanlışları  ayrıntıları  ile  görebilirsiniz )

Kur’an  bu  uygulamaları  kesinlikle  onaylamamaktadır. Birçok  ayetle  yapılan  uyarıların  da  inkârı  ve  önemsenmemesi  anlamına  gelmektedir. Bu  uygulamanın  içerisinde  olanlara  da  çok  etkili  uyarılarda  bulunulmaktadır. Bu  nedenle  hiç  kimsenin  Kur’anı  Arapça  veya  Türkçe  hatim  yapma  gibi  bir  zorunluluğu  yoktur.  Ama  bilakis  Ramazan  ayı  içerisinde  önceki  zamanlara  nazaran  daha  yoğun  bir  zaman  ayırma  ile  fırsat  buldukça,  imamın  önünde  değil,  Kur’an  meallerinden  Türkçe  okunarak  bir  çok  ayetle  beraber  olunarak  bu  ay  içerisinde  nelerden  sakınılmasının  gerektiğinin  öğrenilmeye  çalışılması  ve  yerine  getirilmesi  sonucunda  çok  daha  verimli  bir  Ramazan  ayı  idrak  edilmiş  olunacaktır. Kur’anı  anlayarak  okumayan,  içindeki  öğütlerden  herhangi  bir  bilgisi  olmayanlar  için,  Kur’anı  terk  edenler  nitelemesiyle  Furkan  Suresinin  30. ayetinde  Peygamberimizin  ağzından  temsili  olarak  ;  “  Benim  ümmetim  şüphesiz  bu  Kur’anı  mahcur  (  terk  edilmiş  bir  şey  ) haline  getirdi. “  şikayeti  dile  getirilmekte  ve  çok  ciddi  bir  uyarı  yapılmaktadır.  Yusuf  Suresinin  2. ayetinde  de :  “ Biz  bu  kitabı  akıl  edesiniz  diye  Arapça  bir  Kur’an  olarak  indirdik. “ ifadesiyle,  aslında  anlaşılarak  okumanın,  aklın  kullanılarak  öğüt  almanın  önemine  değinilmektedir. Kur’anı  anlamak  için  Türkçe  mealinden  okuyanlar,  akıllarını  kullanıp  tefekkür  ettiklerinde,  gerek  sakınma,  gerek   oruç   konusunda,   gerekse  de  bu  Ramazan  ayı  içerisindeki  uygulamalar  ile   ilgili,  gerçek  doğru  bilgileri  bizzat  kendileri  görebileceklerdir. Sakınabilme  bilinciyle  tutulabilen  oruç  ve  yaşanan  Ramazan,  işiten  kulaklara,  gören  gözlere,  dumura  uğramamış  vicdanlara  açlığı  ve  yoksulluğu,  Allah’ın  rahmetinin  büyüklüğünü  hatırlatır. İftar  anı  beklenirken  açlık  ve  sabrın  sınavı  doruğa  ulaşır. Aç,  sömürülen,  ezilen  insanların  içinde  bulunduğu  haleti  ruhiyesini  gündeme  getirir. Ramazan  ayı,  bu  olumsuzlukların  ve  yoksulluğun  ortadan  kaldırılması  görevini,  Kur’an  bilinciyle  feyz  alabilen  vicdan  sahibi    sorumluların  boynuna   adeta  bir  halka  gibi  takar.  Allah’ın  rahmeti  ve  selamı,  şüphesiz  mutlaka  Kur’an  ile  doğruyu  yaşayabilen  ve  bu  yolla  sakınma  bilinciyle  takvaya  ulaşabilenlerin  üzerine  olacaktır.

 

Yanıtlar

ilknur D.      04-04-2022  

Merhaba hocam, Kadınların hayz halinde oruç tutmaları, namaz kılmaları diğer ibadetleri yapılması yasak deniliyor ya öylemi açıklarmısınız..

Yanıtlar

Zeki Çelik.      04-04-2022  

Zeki Çelik

04-04-2022 13:40

 

Değerli  Kardeşim !  Allah'ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Klasik  dönemlerde  yanlış  yorumlanarak  saptırılan  bazı  ayetlere,  ulema  tarafından  verilen  fetvalara  ve  uydurulan  birçok  hadis'e  dayandırılarak,  kadını  Kur'andan,  eğitim  ve  öğretimden  uzaklaştırıp  cahil  bırakmak,  aşağılamak,  toplumdan  dışlayıp  direncini  kırmak  ve  sonuçta  da  onu  sömürerek  köleleştirmek  amacıyla,  İlmihal  ve  Fıkıh  kitaplarında  "  Hayızlı  kadın  Namaz  kılamaz,  Oruç  tutamaz,  Kur'an  okuyamaz,  Camiye  giremez,  Tavaf  edemez  denildiği "  gibi  birçok  ibadette  yasak  konulmuş,  keyiflerine  göre  Kur'anın  aksine  hükümler  oluşturmuşlardır. Siz  de  bu  ayrıntılarda  birçok  kadın  kardeşimizin  tedirgin  olduğu,  tereddütte  kaldığı  ve  yanlış  bildiği  çok  önemli  bir  noktaya  dikkat  çekmişsiniz ! Teşekkür  ederim !

Bakara  Suresinin  222. ayetinde  "  Sana  kadınların  aybaşı  halinden  de  soruyorlar.  De  ki :  " O  bir  eziyettir / sıkıntıdır,  hastalıktır.  Onun  için  aybaşı  halinde  kadınlardan  çekilin  ve  temizleninceye  kadar  onlarla  cinsel  ilişkide  bulunmayın. " ifadelerinde  belirtildiği  gibi  hayızlı  kadına  cinsel  ilişkiden  başka  herhangi  bir  yasak  konulmamıştır,  ve  bugün  tıbben  de  ortaya  konduğu  gibi  kadının  hayızlı  hali  onun  için  bir  hastalık  halidir. Bakara  Suresinin  185. ayetinde  de  oruç  konusu  ele  alınırken  " Kim  de  hastalık  veya  sefer,  çiftçilik,  ticaret,  eğitim  öğretim,  gibi  gidiş  gelişli,  hareketli  bir  iş  üzerinde  ise "  denilerek  Rabbimizin  bizlere  kolaylık  sağladığı  belirtilmekte  olduğundan,  hayızlı  kadınların  o  günlerde  oruç  tutma  yükümlülüğünün  olmadığı,  mazeretleri  biterse  şayet  Ramazan  ayının  diğer  günlerinde  de  oruçlarına  devam  edebilecekleri  anlatılmaktadır. Bu  hükümlere  ve  tanınan  ruhsata  rağmen  hayızlı  kadın  eğer  mutlaka  oruç  tutmak  istiyorsa,  zihinsel  ve  bedensel  sağlık  sorunu  açısından  kanamalı  günleri  ile  ilgili  bir  hekime  baş  vurmalı,  bedenine  hainlik  etmemesi  adına  alacağı  sonuca  göre  oruç  tutmalı  veya  tutmamalıdır. Aslında  hayızlı  kadının  oruçla  yükümlü  olmadığının  iznini  ve  ruhsatını  belirttiğimiz  ayetle  zaten  Rabbimiz  vermiştir. Kanamalı  günleri  bittikten  sonra  da  yine  Ramazan  ayının  geri  kalan  günlerinde  orucuna  devam  edebilir.  Orucu  tutamadığı  günler  için  de  herhangi  bir  fidye  veya  Ramazandan  sonra  kaza  etme  gibi  bir  yükümlülüğü  de  yoktur. ( Ayrıntılarını  Oruç  ve  Getirdikleri  başlıklı  makalemizde  açıkladık. )

Yukarıda  da  belirttiğimiz  gibi,  hayızlı  kadına  cinsel  ilişkiden  başka  herhangi  bir  yasak  konulmamış  olduğundan,  normal  zamanlarda  olduğu  gibi  aslında  zaten  bir  dua  ve  Allah'a  yakarmak  olan  namazını  da  kılabilir,  Kur'anı  da  abdestli  veya  abdestsiz,  hayızlı  veya  nifaslı / doğumdan  sonraki  lohusalık  halinde  olsa  da  fark  etmez,  her  zaman  okuyup  dinini  ve  gereklerini  öğrenmeye  devam  edebilir.  ( Ayrıntılarını  ve  nedenlerini  Abdest  Nedir ?  başlıklı  makalemizde  genişçe  açıkladık )  Rahatsızlığından  dolayı  kadının  hayızlı  hali,  belki  toplum  içine  çıkmasına  engel  olabilir,  ama  Allah'a  kulluk  yapmasına  asla  mani  değildir. Ayrıca  bu  hal,  Allah  tarafından  biyolojik  bir  kader  olarak  çizilen  bu  özellik,  kadının  iradesi  dışında  olduğundan  asla  suç,  kusur  ve  eksiklik  değildir.  Üstelik  de  bu  hal  bilimsel  olarak  da  bilinmektedir  ki,  erkeklere  göre  kadınlara  fıtri  olarak  verilmiş  artı  bir  ayrıcalıktır.  Bundan  dolayı  da  ilk  yaratılmanın  dahi  orijini  olan  kadın,  erkeğe  nazaran  Allah  katında  önde  gelen  bir  varlıktır. Allah'ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET