Hocam merhaba; ramazan ayında edebileceğimiz ibadetlerden, bugüne kadar yapmadığımız, yada yaptığımız yanlış ibadetlerden farklı nasıl ibadet ederiz neyi nasıl yapmamız gerekir.... Bİ rde Kuran ı türkçe hatim yapablirmiyiz .. Teşekür ederim.
Zeki Çelik.
30-03-2022
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Sorunuz ile “ Ramazan ayında nasıl ibadet edilmelidir, neler ve nasıl yapılmalıdır ? Ve Kur’anı Türkçe hatim yapabilir miyiz ? ayrıntıları ile insanlarımızın aslında Ramazan ayı içerisinde yanlış olan uygulama ve inançlarından en önemli iki noktaya dikkat çekmişsiniz. Yapacağımız açıklamalarımızla belki de birçok okuyucumuzun da bu ayrıntılardaki yanlışlarından dönmelerine vesile olacağınızdan dolayı size teşekkür ederim.
Maalesef ülkemizde çoğunlukla orucun aslının ve hedefinin ne olduğuna Kur’anın doğrularıyla yönelme olmadığı için, uydurulmuş hadis ve rivayetlerin etkisi altında kalınarak genellikle orucu nelerin bozup bozmayacağı saçmalıkları, nelerin yenilip yenilemeyeceği, açlık dürtüsüyle iftar sofralarının abartıları, zenginin zengini ağırladığı gösterişli ve şaşaalı iftar davetleri, yapılan abartılı erzak alışverişleri ve stokları, aç insanlara seyrettirilen zengin yemek tarifleri ile meşgul olunduğundan, olması gereken gerçek Oruç ibadetinin amacından ve anlayışından, Kur’andaki bu ibadetin asıl hedefinden uzaklaşılmaktadır. İnsanlarımız da çoğunlukla, kendi dinlerinin kitabını okuyup öğrenme çabasında olmamakta, her şeyi hazır birilerinden beklemektedir. Bundan dolayı da pek çok konuda olduğu gibi, ülkemizde bin dört yüz yıldır oruç konusu da bir türlü çözüme, gerçek anlamına kavuşturulamamıştır. Halbuki oruç konusu Yüce Kitabımız Kur’anda, Bakara Suresinin 183 ve 187. ayetleri arasında dört ayetle çok net ve açıklayıcı olarak anlatılmaktadır. Bu ayetleri anladığı dilden çevirisi olan Türkçe mealini okuyan ve aklını kullanabilen, tefekkür edebilen herkes, konuyu çok rahatlıkla anlar, gereksiz telaşların ve çabaların da içerisinde olmaz, gösterişlerden, abartıdan, riyadan uzak, mütevazi ve vakar bir yaşam ile hayatına devam eder. ( Oruç ve Getirdikleri başlıklı makalemizde bu konu ile ilgili oldukça ayrıntılı bilgileri bulabilirsiniz. )
Oruç kul ile Allah arasında, gönülden, isteyerek ve samimiyetle, Allah rızası için varlığın, yokluğun, toplumsal yaşamdaki paylaşmanın, destekleşmenin ve yardımlaşmanın öneminin özellikle bu ayda farkına varılabilmesi, sadece aç kalınmasıyla değil, aynı zamanda kişinin oruç vesilesiyle sakınma bilincini kazanılabilmesi bunun için de Kur'an ayetlerini anlayarak okuyup daha fazla yoğunlaşması amacına yönelik bir ibadettir. Ramazan ayında zihnen ve sağlık koşullarınızla eğer oruç tutma yeterliliğine sahip olarak oruçlu oluyor ve oruç ile birlikte asıl yüklenilen sakınma bilincine vakıf olarak hareket etmeye çalışıyor iseniz, açıklamamızın başında giriş ile bazı dikkat çektiğimiz olumsuz davranışlardan uzak durmaya çalışırsanız, diğer zamanlardaki ibadet anlayışınız ve uygulamanız ne ise onlardan ve bol bol Kur'an ayetleriyle beraber olmaktan başka farklı ilave edilecek herhangi bir şeyler yapmanıza zaten gerek yoktur. Kur’anın anlattığı oruç, sabrı ve tefekkürü öngörür. Zira tefekkürün en büyük engeli de tok olmak, boş ve gereksiz olarak çok konuşmaktır. İnsan tok iken ve konuşurken iyi düşünemez. Sabır ve tefekkür, dinin iyi anlaşılmasını ve yaşanmasını temin eder. Oruç sayesinde gelişen sabır ve kararlılık, hayatın her alanında başarı getirir. Oruç, Oruç tutan varlıklı insanların, açlığı ve açların halini daha iyi anlamasını sağlar. Böylece Allah’ın lütfu olan birçok nimetin, malın, servetin, zenginliğin, yoksulun da hakkı olduğunu idrak ederek, malından, aşından ihtiyaç sahiplerine vermek suretiyle Allah’a karşı şükrünü eda etmesine vesile olur. İnsanlar da kapasiteleri ölçüsünde aç, işsiz, muhtaç olanları doyurmaya çalışırlarsa, bu vesileyle paylaşma ve dayanışma içerisinde olurlarsa, Ramazan ayını elbette ki toplum olarak daha bir huzur ve mutluluk içerisinde geçirmiş olurlar. Kur’anın öngördüğü orucun tutulduğu toplumlarda merhamet, şefkat, muhabbet ve paylaşma hisleri gelişip yerleşir, insanları sevgi ve merhamet ile birbirine yaklaştırır. Fakirlerin oturmadığı zengin iftar sofraları, Maun Suresinin 4 - 7. ayetlerinde " Yazıklar olsun o salat edenlere ki, onların salatları gösterişten başka bir şey değildir. " ifadeleriyle kınanmakta yetim ve muhtaç olanlardan kıskandıkları için maun mücrimi oldukları dile getirilmektedir..
Kur’anı Türkçe mealinden hatim yapabilir miyiz ? Sorunuza geldiğimiz zaman ! Kur’anın İslam’ında bırakın Türkçesinden, Arapçasından dahi okuma ile hatim etme diye bir kavram yoktur. Ayetlerde de belirtildiği gibi Kur’an, Ramazan ayında indirilmeye başlanmıştır. Bundan dolayı da anlı şanlı ekran yıldızı Hocalarımız, her Ramazan ayında sıklıkla Ramazan ayı, Kur’an ayıdır, Kur’ana daha sıkı sarılalım derler de, ardından bir türlü, Kur’ana sıkı sıkı sarılmanın nasıl olacağına hiç değinmezler. Türkçe mealinden okuyup Kur’anı anlamaya çalışalım demezler. Bundan dolayı da Ramazan aylarında Müslümanların inançlarına birçok uydurma hadis ve rivayet dayatmalarıyla, Kur’anın dışında yanlış olarak Kur’anın, hiç bir şey anlaşılmadan ve içinde nelerin olduğu da bilinmeden, mukabele adı altında imam ile birlikte baştan sona kadar Arapça okunması, takip edilmesi ve bunun yanı sıra bir de “ Hatim etme, Hatim indirme, Hatimleri ölenlerin ruhuna hediye etme “ uygulamaları da Ramazan ayı içerisinde zorunlu bir ibadet olarak kılınmış, gelenek haline getirilmiştir. Mukabele : Sözlük anlamına göre karşılık vermek, karşılık veya karşı gelme, baş kaldırma demektir. Dini inanç açısından ise ; Bir kimsenin Kur’anı ezberden veya kitaptan yüksek sesle okuması ve onu dinleyenlerin de sessizce dinlemesi veya Kur’anın yüzünden takip etmesidir. Hatim : Bir yazının başından sonuna kadar anlaşılarak okunduğuna dair son kısmının mühürlendiği, aynı zamanda içinde anlatılanların tamamen öğrenildiği anlamlarına gelir. Bu nedenle Kur’anı baştan sonuna kadar yüzünden veya ezbere okuyarak veya dinleyerek hatim ettiklerini, hatim indirdiklerini söyleyenler, adeta onu bitirdiklerini içindekileri anladıklarını ifade etmiş olmaktadırlar. Ama uygulamanın gerçeğine baktığımız zaman bunun hiç de böyle olmadığı, bir ay harcanan emek ve zamandan sonra hiç bir kimsenin, hiç bir şey anlamadığı, hiç bir şey öğrenmediği, Kur’anın içinde nelerin olduğunun bilinmediği görülmektedir. Çünkü bu yanlış uygulama pek çok uydurma rivayetle insanlara doğruymuş gibi anlatılmaktadır. ( Kur'anı Mukabele İle Hatim Etme Geleneği başlıklı makalemizde bu kunuda Müslümanların içinde bulundukları yanlışları ayrıntıları ile görebilirsiniz )
Kur’an bu uygulamaları kesinlikle onaylamamaktadır. Birçok ayetle yapılan uyarıların da inkârı ve önemsenmemesi anlamına gelmektedir. Bu uygulamanın içerisinde olanlara da çok etkili uyarılarda bulunulmaktadır. Bu nedenle hiç kimsenin Kur’anı Arapça veya Türkçe hatim yapma gibi bir zorunluluğu yoktur. Ama bilakis Ramazan ayı içerisinde önceki zamanlara nazaran daha yoğun bir zaman ayırma ile fırsat buldukça, imamın önünde değil, Kur’an meallerinden Türkçe okunarak bir çok ayetle beraber olunarak bu ay içerisinde nelerden sakınılmasının gerektiğinin öğrenilmeye çalışılması ve yerine getirilmesi sonucunda çok daha verimli bir Ramazan ayı idrak edilmiş olunacaktır. Kur’anı anlayarak okumayan, içindeki öğütlerden herhangi bir bilgisi olmayanlar için, Kur’anı terk edenler nitelemesiyle Furkan Suresinin 30. ayetinde Peygamberimizin ağzından temsili olarak ; “ Benim ümmetim şüphesiz bu Kur’anı mahcur ( terk edilmiş bir şey ) haline getirdi. “ şikayeti dile getirilmekte ve çok ciddi bir uyarı yapılmaktadır. Yusuf Suresinin 2. ayetinde de : “ Biz bu kitabı akıl edesiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik. “ ifadesiyle, aslında anlaşılarak okumanın, aklın kullanılarak öğüt almanın önemine değinilmektedir. Kur’anı anlamak için Türkçe mealinden okuyanlar, akıllarını kullanıp tefekkür ettiklerinde, gerek sakınma, gerek oruç konusunda, gerekse de bu Ramazan ayı içerisindeki uygulamalar ile ilgili, gerçek doğru bilgileri bizzat kendileri görebileceklerdir. Sakınabilme bilinciyle tutulabilen oruç ve yaşanan Ramazan, işiten kulaklara, gören gözlere, dumura uğramamış vicdanlara açlığı ve yoksulluğu, Allah’ın rahmetinin büyüklüğünü hatırlatır. İftar anı beklenirken açlık ve sabrın sınavı doruğa ulaşır. Aç, sömürülen, ezilen insanların içinde bulunduğu haleti ruhiyesini gündeme getirir. Ramazan ayı, bu olumsuzlukların ve yoksulluğun ortadan kaldırılması görevini, Kur’an bilinciyle feyz alabilen vicdan sahibi sorumluların boynuna adeta bir halka gibi takar. Allah’ın rahmeti ve selamı, şüphesiz mutlaka Kur’an ile doğruyu yaşayabilen ve bu yolla sakınma bilinciyle takvaya ulaşabilenlerin üzerine olacaktır.
ilknur D.
04-04-2022
Merhaba hocam, Kadınların hayz halinde oruç tutmaları, namaz kılmaları diğer ibadetleri yapılması yasak deniliyor ya öylemi açıklarmısınız..
Zeki Çelik.
04-04-2022
04-04-2022 13:40
Değerli Kardeşim ! Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Klasik dönemlerde yanlış yorumlanarak saptırılan bazı ayetlere, ulema tarafından verilen fetvalara ve uydurulan birçok hadis'e dayandırılarak, kadını Kur'andan, eğitim ve öğretimden uzaklaştırıp cahil bırakmak, aşağılamak, toplumdan dışlayıp direncini kırmak ve sonuçta da onu sömürerek köleleştirmek amacıyla, İlmihal ve Fıkıh kitaplarında " Hayızlı kadın Namaz kılamaz, Oruç tutamaz, Kur'an okuyamaz, Camiye giremez, Tavaf edemez denildiği " gibi birçok ibadette yasak konulmuş, keyiflerine göre Kur'anın aksine hükümler oluşturmuşlardır. Siz de bu ayrıntılarda birçok kadın kardeşimizin tedirgin olduğu, tereddütte kaldığı ve yanlış bildiği çok önemli bir noktaya dikkat çekmişsiniz ! Teşekkür ederim !
Bakara Suresinin 222. ayetinde " Sana kadınların aybaşı halinden de soruyorlar. De ki : " O bir eziyettir / sıkıntıdır, hastalıktır. Onun için aybaşı halinde kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlarla cinsel ilişkide bulunmayın. " ifadelerinde belirtildiği gibi hayızlı kadına cinsel ilişkiden başka herhangi bir yasak konulmamıştır, ve bugün tıbben de ortaya konduğu gibi kadının hayızlı hali onun için bir hastalık halidir. Bakara Suresinin 185. ayetinde de oruç konusu ele alınırken " Kim de hastalık veya sefer, çiftçilik, ticaret, eğitim öğretim, gibi gidiş gelişli, hareketli bir iş üzerinde ise " denilerek Rabbimizin bizlere kolaylık sağladığı belirtilmekte olduğundan, hayızlı kadınların o günlerde oruç tutma yükümlülüğünün olmadığı, mazeretleri biterse şayet Ramazan ayının diğer günlerinde de oruçlarına devam edebilecekleri anlatılmaktadır. Bu hükümlere ve tanınan ruhsata rağmen hayızlı kadın eğer mutlaka oruç tutmak istiyorsa, zihinsel ve bedensel sağlık sorunu açısından kanamalı günleri ile ilgili bir hekime baş vurmalı, bedenine hainlik etmemesi adına alacağı sonuca göre oruç tutmalı veya tutmamalıdır. Aslında hayızlı kadının oruçla yükümlü olmadığının iznini ve ruhsatını belirttiğimiz ayetle zaten Rabbimiz vermiştir. Kanamalı günleri bittikten sonra da yine Ramazan ayının geri kalan günlerinde orucuna devam edebilir. Orucu tutamadığı günler için de herhangi bir fidye veya Ramazandan sonra kaza etme gibi bir yükümlülüğü de yoktur. ( Ayrıntılarını Oruç ve Getirdikleri başlıklı makalemizde açıkladık. )
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, hayızlı kadına cinsel ilişkiden başka herhangi bir yasak konulmamış olduğundan, normal zamanlarda olduğu gibi aslında zaten bir dua ve Allah'a yakarmak olan namazını da kılabilir, Kur'anı da abdestli veya abdestsiz, hayızlı veya nifaslı / doğumdan sonraki lohusalık halinde olsa da fark etmez, her zaman okuyup dinini ve gereklerini öğrenmeye devam edebilir. ( Ayrıntılarını ve nedenlerini Abdest Nedir ? başlıklı makalemizde genişçe açıkladık ) Rahatsızlığından dolayı kadının hayızlı hali, belki toplum içine çıkmasına engel olabilir, ama Allah'a kulluk yapmasına asla mani değildir. Ayrıca bu hal, Allah tarafından biyolojik bir kader olarak çizilen bu özellik, kadının iradesi dışında olduğundan asla suç, kusur ve eksiklik değildir. Üstelik de bu hal bilimsel olarak da bilinmektedir ki, erkeklere göre kadınlara fıtri olarak verilmiş artı bir ayrıcalıktır. Bundan dolayı da ilk yaratılmanın dahi orijini olan kadın, erkeğe nazaran Allah katında önde gelen bir varlıktır. Allah'ın selamı, rahmeti ve Kur'anın doğruları sizinle olsun !...