TÜM SORULAR

Soru

Anar H.   24-02-2025   21

Kuranda tek nefisden eşi onunla huzur bulsun diye eşinin yaratıldığı geçiyor. Tek nefis tek hücreyse o hücre diğer hücreyle nasıl sükun bula bilir? Araf 189-190 da o ikisi rableri olan allaha şirk koşarlar diyir. O ikisinden kasıt tek hücre ve onun eşimi? O ikisi diyerek işaret etdiği şahıslar kim?

Yanıtlar

Zeki Çelik.      24-02-2025  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun ! 

Dinimizin  doğrularını  öğrenmek,  Müslümanların  önüne  konulmuş  olan  yanlış  inanç  ve  hurafelerden  arınmak  için  Kur’anımızın  içerisindeki  ayetlerin  meallerinin  okunması,  bu  ayetler  içindeki  ifadelerin  düşünülerek  sorgulanması,  araştırılması  her  Müslüman’ın  yapması  gereken  önemli  bir  davranıştır,  görevdir,  gerçek  ve  kalplere  inmiş  imanın  oluşmasının  önemli  bir  adımıdır. Sizi  de  bu  yolda  çaba  harcayan  bir  kardeşimiz  olarak  görüyoruz. Bu  çabalarınız  sizi  Rabbimizin  izni  ile  mutlaka  Rabbimizin  katındaki  gerçek  doğrulara  ulaştıracaktır. Bu  bağlamda  yaratılmanın  kökeni  olan  nefis  konusundaki  çok  yerinde  ve  ilginç  sorunuz  için  teşekkür  ederim.

Sorunuzun  ayrıntılarına  çıkış  noktası  olan  ayetlerden  Nisa  Sûresinin  1. ayetinde   “  Ey  insanlar !  Sizi  tek  bir  nefisten  oluşturan,  ondan  eşini  oluşturan  ve  her  ikisinden  birçok  erkek  ve  kadın  türetip  yayan  Rabbinizin  koruması  altına  girin.  Ve  kendisiyle  birbirinize  dilekleştiğiniz  Allah’ın  ve  akrabalığın  koruması  altına  girin. Şüphesiz  Allah,  sizin  üzerinize  gözeticidir. “  ifadeleriyle  insanın  tek  bir  nefisten /  hücreden /  tohumdan /  özden /  genden  çiçekli  bitki  olarak  eşeysiz  üreyebilen  ilk  yaratılmasıyla  eşinin  de  eşeysiz  olarak  aynı  yapı  üzerinden  oluşmasıyla  birlikte,  ardından  tekamül  ettirildikten  sonra  da  ana  ve  babadan  eşeyli  olarak  çoğalmasına  değinilerek  iki  kısımdan  oluşan  evrensel  bir  beyanname  niteliğinde  insanlar  arasında  yaratılış  açısından  bir  fark  bulunmadığı  beyan  edilmekte,  yaratan  Rabb'e  ve  akrabalık  hukukuna  takvalı  davranılmasının  gerektiğine  vurgu  yapılmakta,  birinci  bölüm  ile  Nuh  Sûresinin  17.  ayetinde    “  Vallahu  enbetekum  minel  ardi  nebata “ ( Ve  Allah  sizi  yeryüzünde  bir  bitki  olarak  bitirdi. ) ifadesinde  gördüğümüz  gibi  tüm  yaşamın  tek  bir  nefisten  /  özden,  genden  geldiğini,  yani  bir  tohumdan  ağacın  ortaya  çıktığı  gibi  bilakis  yeryüzünde  topraktan  bitki  olarak  aynı  anda  bir  çok  insanın  /  yüz  binlerce  eşeysiz  üreme  ile  ortaya  çıkan  dişili  erkekli  insanın  yaratıldığı,  kesin  olarak  ortaya  konulmaktadır.  Bu  ayetlerle  insanların  yaratılış  mucizesine  dikkat  çekilmektedir. 

Ayette  gördüğümüz  gibi   “  bütün  insanlık  (  nefis  ve  eşi ) topraktan  eşeysiz  çoğalabilen  bitki  olarak  çıkmış, “  Yine  Nuh  Sûresinin  14. ayetinde “  Oysa  O,  sizi  gerçekten  atvarâ  /  tavır  tavır  / halden  hale,  aşama  aşama   oluşturmuştur. “ ifadesinde  gördüğümüz  gibi  de  yavaş  yavaş,  milyarlarca  yıllık  süreçteki  zaman  içerisinde  tekâmül  ettirilerek  ve  ayetin  orijinalinde  yer  alan  "  atvara "  sözcüğü  Arap  dil  kurallarına  göre  on  sayısı  ile  sınırlı  olduğundan  insanın  da  on  aşamada  geliştirilip  tekâmül   ettirilip  düzene  sokulduğunu  görüyoruz.  Böylece  de  insan,  bitki  yapısında  ilk  çiftten  çoğalarak,  ardından  da  tekâmül  ettirilerek  yeryüzüne  dağılmıştır. “  

Şu  anda  dünyada  yaşayan  insanlardan  başlayarak  geriye  doğru  gittiğimizde,  bilimin  Biyolojik  kanunlarla  önümüze  koyduğu  üreme  kanıtlarına,  Kur’anımızdaki  yaratılma  ile  ilgili  diğer  ayetlerin  ayrıntılarına  baktığımızda  ilk  çifte,  oradan  tek  cevhere  varacak  ve  o  tek  bir  cevheri   Allah’ın  cansız  varlıklardan  yarattığı  bilgilerine  ulaşacağız.  Ayetteki  “  Sizi  tek  bir  nefisten  yaratan,  ondan  eşini  yaratan “  ifadesiyle  açıkça  insanın  ilk  yaratılış  aşamasına ;  Tek  bir  hücreye  ve  o  hücrenin  bugün  bildiğimiz  çiçekli  bitkilerde  olduğu  gibi  eşeysiz  olarak  üremesine,  eşeyli  üremenin  ise  daha  sonraki  aşamalarda  olduğu  gerçeğine  vurgu  yapılmaktadır. Bu  şekildeki  yaratılma  ve  çoğalmanın  bugünkü  bilimin  araştırmalarında,  İslam  filozoflarının  felsefi  çalışmalarında  da  teyit  ederek  dile  getirildiği  birçok  Kur’an  ayetlerinden  de  yaratılış  serüveninin  Cennette  değil  de  ilk  olarak  özellikle  yeryüzünden  bir  bitki  olarak  bitirilmesiyle  maddeden  tek  hücre  şeklinde  başladığını,  ardından  bitkisel  eşeysiz  üremelerle  aşama  aşama  geliştirilerek,  sonra  duyuların,  duyguların  oluşumu,  sonra  bilgi  ve  bilinç  aşamalarıyla  devam  edip  geldiği  anlaşılmaktadır. Bu  ayrıntıları  da  sitemizde  “ Adem  ve  İnsanın  Yaratılışı “  başlıklı  makalemizde  oldukça  geniş  olarak  açıkladık.

Nefis  ile  ilgili  benzeri  ifadeler  Zümer  Sûresinin  6.  ve  sizin  de  sorunuzda  yer  verdiğiniz  gibi  Araf  Sûresinin  189. ayetinde  de  “ O  sizi  bir  nefisten / candan  oluşturan  ve  ondan  da  kendisine  ısınsın  diye  eşini  yapandır.  Ne  zaman  ki  o,  onu  örtüp  bürüdü,  o  zaman  o  hafif  bir  yük  yüklendi.  Ve  bununla  gidip  geldi.  Ne  zaman  ki  zevce / hanım  ağırlaştı,  hemen  o  ikisi  /  karı  koca  Rablerine  dua  ettiler : “ Eğer  bize  Salih / düzgün,  sağlam  ve  sağlıklı  bir  çocuk  verirsen,  andolsun  ki  kesinlikle  şükredenlerden / karşılığını  ödeyenlerden  olacağız. “  ifadeleriyle  görülmektedir.   Bu  ayetin  de  iki  kısımda  ele  alınarak  değerlendirilmesi  gerekmektedir.  Önce  eşeysiz  üreyebilen  çiçekli  bitkilerdeki  tek  bir  hücreye /  gen’e /  cana’a /  nefse,  fakat  devamında  da  ikinci  kısımda  da  artık  tekamül  etmiş  çoğalmış  erkek  ve  dişinin  oluşturduğu  bir  çoğalmaya  atıf  yapılmaktadır.  Maalesef  neredeyse  bütün  Türkçe  ve  Arapça  eserlerde  ayetin  orijinalindeki  nefs   sözcüğü  ve  “ nefsi  vahide “  ifadelerinin  bütünü,  Adem  ve  Eşi  olarak  kabul  edilerek  Yahudilerin  Tekvin II.  Bab, 18 – 25  anlatımlarının  etkisinde  kalınarak  açıklamalar  yapılmaktadır. İlk  insanın  Adem  olduğu,  Havva’nın  ondan ( kaburga  kemiğinden )  yaratıldığı,  Adem’in  kaburga  kemiklerinin  Havva’nınkinden  bir  adet  noksan  olmasının da  bundan  kaynaklandığı  anlatılmaktadır.  ( Ayrıntıları  “  Adem  Ve  İnsanın  Yaratılışı “  başlıklı  makalemizde  bulabilirsiniz )

Halbuki  ayetin  orijinalinde  Adem  ve  Havva’dan  söz  edilmediği  gibi  ima  yolu  ile  de  olsa  bu  ikisine  herhangi  bir  atıf  bulunmamaktadır. Ayetin  orijinalinde  cinsiyeti  belirtilmeyen  bir  canlıdan  /  neftsen,   can’dan, özden, hücreden  bahsedilmekte,  sonra  da  bu  canlıdan  onun  eşinin  yaratıldığı  bildirilmektedir.  Bu  yaratılış  tarzının  bugünkü  bilimin  de  ortaya  koyduğu  ve  ispatladığı  gibi  “ klonlamaya “  benzediğini   söyleyebiliriz. Rabbimiz  ayette  insanın  eşinin  kendisinden,  aynı  genlerden / hücreden  yaratılmasının  gerekçesini  de  göstermiştir. Erkek  ve  dişi  insanlar  görünüm  olarak  ayrılsalar  da  yaratılışta  eşeysiz  olarak  tek  bir  canlıdan  türedikleri  için  aynı  özellikleri  taşımaktadırlar.  Bu  da  özde  birbirlerinden  farkları  olmadığı  anlamına  gelmektedir. Erkeklik,  dişilik  farkına  gelince  Kur’an  ayetlerindeki  ayrıntılara  baktığımız  zaman  bu  fark,  ilk  yaratılışta  önce  bitki,  sonra  çiçekli  bitkilerde  olduğu  gibi  kendi  üzerindeki  çift  üreme  yapısıyla  eşeysiz  üreme  ile  eşin  yaratılmasından  değil  Nisa  Sûresinin  1.  ayetindeki  ifadelere  göre  de  yaratılışın  tekamülünün üçüncü  aşamasından  sonra  oluşmuştur.  Araf  Sûresinin  189. ayetinin  hemen  ardından  190. ayetteki  “ Ne  zaman  ki  o  ikisine  sağlıklı  bir  çocuk  verdi.  O  ikisine  verdiği  şey  hakkında  O’nun  için  ortaklar  edindiler.  Onların  ortak  koştuğu  şeylerden  Allah  arınıktır,  yücedir. “  ifadelerini  görmekteyiz. Eğer  birbirini  takip  eden  bu  iki  ayetteki  “  nefs  “  sözcüğü  ayetin  orijinalinde  olmadığı  halde  Adem  peygamber  olarak  kabul  edilirse  Adem  ve  eşinin  de  şirke  girdiğini  kabul  etmek  gerekir  ki,  Allah'ın  Tevhit  öğretisiyle  eğittiği  hiç  bir  peygamber  Allah’a  ortak  koşarak  şirke  girmez.  Bu  ayetlerdeki  çocuk  ve  şirk  konusu  da  maalesef  yine  Razi,  el – Mefatihu’l  Gayb  eserinde  yer  alan  fakat  uzun  olduğu  için  burada  yer  veremeyeceğimiz  İbn   Abbas’ın  nakilleriyle  Yahudi  kültüründe  üretilen  ve  Cennette  yaratıldığına  inanılan  Adem  ve  Havva  rivayetleri  ile  birleştirilmiş  ve  ortaya  mantığın,  aklın  ve  Kur’an  ayetlerinin  onaylamadığı,  Allah’ın  Biyolojik  yaratma  kanunlarına  ve  Kur'an  ayetlerine  aykırı  hayal   ürünü  anlatımlar  çıkmıştır.

Arap  dil  Gramerinde  kelamda  zamirlerin,  merciinin  mutlak  surette  lafzen,  manen  veya  hükmen  zikredilmiş  olması  gerekir. Oysa  bu  ayetlerde  ne  lafzen,  ne  manen  ve  de  ne  hükmen  Adem  ve  Havva  diye  bir  merci  veya  ima  bulunmamaktadır.  Buna  karşılık  ayetteki  “ nefs  ve  eşi “  ifadelerinden  bu  ikilinin  karı  koca  oldukları  anlaşılmaktadır. Ayette  konu  edilen  ve  sizin  de  “  ikisi  diyerek  işaret   ettiğiniz  şahıslar  kimdir  sorunuz  için  “  bu  ikisi,  artık  ilerleyen  zamanlarda  karı  koca  olan,  Adem -  Havva,  Ali -  Ayşe,  Ahmet -  Fatma  gibi  bilinen  ve  tanınan  birileri  değil,  aslında  genel  olarak  tüm  karı  kocalar,  tüm  insanlardır.  Ve  sözü  edilen  davranışlar  da  tüm  karı – kocaların  genel  karakteridir,  fıtri  olarak  yaratılışlarından  gelen  ama  zaman  zaman  önüne  geçilemeyen  özellikleridir. İnsanın  şirke  ve  nankörlüğe  meyilli  olan  bu  ham  karakterleri  bu  ayette  de  dile  getirilmektedir.  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

Yanıtlar

Anar H.      24-02-2025  

1) O ikisine verdiği şey hakkında O’nun için ortaklar edindiler.- Burada o ikisi derken nefsi vahide ve ondan yaratılan eşi anlaşılmamalımı? Yani tek hücre ve hücrenin eşi. Çünki 189 cu ayetin ilk cümlesinden tek nefis ve ondan yaratılan eşi der. Tek hücre ve ondan eşeysiz üreme ile yaratılan eşi nasıl Allaha ortak koşar, insan değil ki? Yani olay anne/babaya nasıl döndü ayetde anne baba insan diye kelimeler yok ki? 2) Bazıları da ayete şöyle anlam veriyor. Nefsi vahideye tek tür diyorlar. Yani nefs kelimesine tür anlamı verirsek O zaman ayetde bir mantık hatası olmuyor mu? Sizi tek türden yaratan kendisiyle huzur bulsun diye eşini de ondan var eden diyor. Şimdi Tek türden yaratılan o türün eşi ne oluyor bu anlamı verirsek? 3) Eğer nefsi vahide tek hücreli canlıysa hücre klonlanarakmı sükun buluyor? Çünki ayete göre öğle sükun bulması için yaratılmış 4) Eşini sarıp örtünce/onunla birleşince, eşi hafif bir yük yüklendi/hamile kaldı ve onu taşıdı. Burada eşi derken nefsi vahidenin eşi yani tek hücrenin eşi kast edilmiyormu yani klonlanan hücre? Çünki bir cümle önce onlar söz konusu idi. Neden eşini sarıp bürüyünce kelimesine karı kocanı söz konusu ediyoruz?

Yanıtlar

Zeki Çelik.      24-02-2025  

Değerli  Kardeşm !  Kur'an  ayetleri  uzun  süreli  yürüyen  evrilmelerde  aynı  ayet  içerisinde  kronolojik  olarak  bütün  ayrıntılara  girmez,  bir  cümle  ile  çok  şey  anlatma  sanatı  üzerine  inşa  edilmiştir. Başka  surelerdeki  ayetlerde  de  o  ayrıntılara  kısım  kısım  yer  vererek  o  ayetlerin  tefsirini  Kur'an  kendisi  yapar. Ayetlerin  tam  ve  doğru  olarak  anlaşılabilmesi  için  o  ayetin  hem  içinde  bulunduğu  paragraf  bütünlüğüne  hem  de  Kur'an  bütünlüğündeki  başka  surelerdeki  bağlantılarını  göz  önünde  bulundurmak  gerekir. Eğer  ayetlerle  ilgili  yaptığımız  açıklamaları  tekrar  dikkatlice  okursanız,  söz  konusu  ayetlerin  iki  kısımda  değerlendirilmesi  gerektiğini  vurgulamıştık. Birinci  kısımda  eşeysiz  üremeye  sahip  bir  hücreden  /  bir  nefsisten  oluşan  bir  bitkisel  yapı  ve  o  yapıdan  da  eşeysiz  üreme  olarak  ortaya  çıkan  eşinin  oluşumundan  söz  ettik. Elbette  ki  henüz  tekamül  etmemiş  insan  yapısına  dönüşmeden  bu  hücreler  arasında  bir  sükun,  bizim  anladığımızda  duygu  ve  çekicilik  olmaz. İşte  bu  yapılardan  sonra  ayette  sözü  edilen  ikinci  kısımdakiler  ise  artık  on  aşamada  evrimleşerek  tekamül  etmiş  insanlara  aittir  ve  ortak  koşma  eğiliminde  olanlar  da  artık  tekamül  etmiş  insanlardır. Karı  kocalardır. Yani  sözünü  ettiğiniz  ve  takıldığınız  o  nefs,  ayetin  son  kısmındaki  ifadelerde  artık  tek  bir  hücre  değildir. Bölünmelerle  çoğalarak  donatılarak  insan  yapısına  dönüşmüştür.  Bu  dönüşümler  de  Kur'anda  birçok  ayetle  ayrıntılarıyla  anlatılmaktadır.  ama  bu  zeminde  bütün  o  ayetlere  yer  vermemiz  olanaksızdır. O  ayetleri  de "  Adem  ve  İnsanın  Yaratılması "  makalemizde  görebilirsiniz. Sükun  bulanlar,  birbirine  ısınacak  olanlar  da  hücreler  değil,  tekâmül  etmiş  insan  yapılarıdır,  karı  koca  eşlerdir. Çünkü  ayetin  orijinalinde  son  kısımda  zaten  " zevcehâ "  ifadesiyle  evlilikle  oluşan  eşlerden  söz  edilmektedir. Söz  konusu  bu  iki  ayet  üzerine  Adem  peygamberin  cennette  yaratıldığı  inancının  bağlantısında  piyasada  pek  çok  yorum,  görüş,  ve  Yahudi  kaynaklarının  etkisinde  hadis  ve  rivayetle  yapılan  mealler  bulunmaktadır. Bu  meallerin  hiç  birisinde  de  söz  konusu  nefsi  cennette  yaratılan  ilk  insan  Adem  olarak  kabul  ettiklerinden  dolayı  da  Nuh  Suresinin  17.  ve  14.  ayetleriyle  bizim  yaptığımız  açıklamalara  yer  verilmemektedir. Size  piyasadaki  başka  kaynaklarda  pek  rastlayamayacağınız,  belki  de  şaşıracağınız  veya  belki  de  olmaz  böyle  bir  şey  diyebileceğiniz  belki  de  mantığınızın  da  kabul  etmeyeceği,  belki  de  çok  ekstrem  gelebilecek  olan  " Adem  ve  İnsanın  Yaratılışı "  makalemizi  baştan  sona  kadar  dikkatlice  okumanızı  önerebiliriz. Selamlar  sizinle  olsun.

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET