Merhaba Hocam, Acaba Kur'an da geçen boy abdesti kelimesinden kasıt bütün vücudu iğne deliği geçmeyecek şekilde mi yıkamak su ile. Sanırım tahare ya da gasile kelimeydi. Yani Kur'an' göre ben boy abdestimi almak / gusül vermek için illaki tüm suyu tüm vücudumla iğne deliği geçmeyecek şekilde mi yıkamalıyım Kur'anda ayetlerde geçen kelimelerin gerçek kastına ve anlamına göre ? Bilginiz varsa aydınlatırsanız çok müteşekkir olurum. Saygılarımla
Zeki Çelik.
28-02-2021
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun !
Dinimizin yegâne ve ana kaynağı Kur’anda, dinin temelinin salat ( destekleşme, paylaşma, dayanışma, yardımlaşma, dine arka çıkma ) olduğu belirtildiği halde, sonradan ortaya çıkartılmış olan hadis ve rivayetlerle, yüzyıllardır bunun yerine salat, namazdır denildiğinden ve abdest kavramı da doğrudan doğruya namazla ilişkilendirildiğinden, abdest konusunda da doğru bildiğimizi zannettiğimiz pek çok algılamalar ve inançlar, dini yaşamımızın içerisinde yanlış olarak yer almıştır. Biz de Kur’anımızı anlamak için okumadığımızdan, Rabbimiz bu konuya sadece iki ayette yer vermiş olduğu halde, sonradan Kur’anın dışında abdest konusunda önümüze konulan farzları, sünnetleri, müstehapları, edepleri, bozan şeyler, bozmayan şeyler adı altında donatılmış pek çok şartı bir türlü sorgulayamıyor, abdest nedir ?, niçin alıyoruz ?, abdesti kendimiz için mi, yoksa Allah için mi ? alıyoruz, Allah’ın bizim aldığımız abdeste ihtiyacı var mıdır ? gibi soruları bir türlü test edemiyoruz, karşılığını ve nedenlerini bilemiyoruz. Buna rağmen sanki Allah unutmuş gibi ayrıntılarını gösteren yüzlerce hadisin yer aldığı namaz hocası, ilmihal ve fıkıh kitapları karşımıza çıkartılmıştır. Şartlardan birisi yerine getirilmezse, örneğin : Yıkadığınız uzuvlardan küçücük bir noktaya dahi su değmezse, abdestiniz tam olmaz, abdestiniz tam olmazsa namazınız da olmaz, namazınız olmazsa cenneti de adeta rüyanızda görürsünüz der gibi dayatmalarla, diğer bütün ibadetler neredeyse yok sayılmaktadır. Siz de bu konu içerisinde yönelttiğiniz taharet ve gusül abdesti sorunuz ile çok hassas olan bir noktaya dikkat çekmişsiniz, size teşekkür ederim.
Kur’anda gusül abdesti diye bir öneri yoktur. Gusül etmek zaten yıkanmak ve bedenin tamamen su ile temizlenmesidir. Arapçada cünup sözcüğü kısaca “ uzak olan, kopuk olan “ anlamına gelmektedir. Bu nedenle bu sözcük “ insan şehvetinin kabarması, nefsin uyanması nedeniyle hayattan kopuk olan, başka bir şey düşünemeyen, dengesini yitirmiş, sağduyulu davranamayan “ demektir. Aslında şehveti kabarmış, bu noktaya gelmiş kişi cünuptur. Ama buna rağmen fıkıh ve ilmihal kitaplarında cünupluk ve cenabet sözcükleri “ Boy abdesti ( gusül ) almayı gerektiren durum, büyük abdestsizlik hali, bu durumda olup da henüz gusletmemiş olan kimse “ olarak tanımlanmış, cinsel ilişkide bulunmuş yahut rüyada ihtilam olmuş veya birine bakmakla, ya da dokunmakla kendisinden şehvetle inzal vaki olmuş kimseye cünup, bu durumuna da cenabet denir “ şeklinde açıklamalar yapılmaktadır. Ardından da mescide girmesi, namaz kılması, oruç tutması haram sayılmıştır. Cünubun olduğu yere melek girmez, bastığı toprakta ot bitmez, yattığı yatak ona lanet eder gibi gerçek dışı tehditler de uydurulmuştur. Sizin de sorunuz içinde yer verdiğiniz gibi bu şekildeki gusül abdesti anlayışı * Ebu Hureyre anlatıyor ; “ Resulullah buyurdu ki, her bir kılın dibinde cünupluk vardır. Saçları yıkayıp deriyi parlatın. ( Kütübi Sitte Buhari 3715. ) abartılmış, uydurma hadise dayanmaktadır. Banyo yapmak, duş almak zaten vücudun gerekli temizliğini sağlamaktadır.
Aslında cünupluk, cinsel ilişki veya rüyada ihtilamla meninin gelmesi ile yıkanma arasındaki hal değil, şehvetin kabarması, hayattan kopuk, gergin ve sağduyulu olunamaması ile boşalma arasındaki haldir. İşte bu nedenle de Rabbimiz Maide Suresinin 6. ayetinde “ Ve eğer cünup iseniz temizlik üstüne temizlik yapın. ( cinsel ilişkiden sonra bütün bedeninizi yıkayın ) “ Nisa Suresinin 43. ayetinde de “ Ey iman etmiş kişiler ! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünup iken de yıkandırılıncaya kadar salata yaklaşmayın. ( Toplum içine çıkmayın ) “ ifadeleriyle sarhoş olmama ve cünupluktan kurtulma, destekleşmek için yapılacak toplantıya katılma, insanların arasına karışma koşulu olarak öngörülmektedir. Bu iki durum da topluluk ile yapılacak salat, paylaşma dayanışma görüşmelerinde kontrolsüz ve ölçüsüz konuşmalarla, hoş olmayan bir durum yaratabilir. İnsanlar bu durumdan rahatsız olabilir. Zihni melekeleri yerinde olmayanların, topluluğa ve salata bir katkısı olamaz. Bir başka ifadeyle ayetlerde şehvet kabarması nedeniyle hayattan kopuk olan ve sağduyulu davranamayan insanların sosyal faaliyetlere katılmaları yasaklanmaktadır. Bu durumda ve gergin olanların önce nefislerini söndürmelerini, sonra da yıkanıp toplum içine çıkmaları emredilmektedir. Cünupluktan arınmak isteyen insan zaten vücudunda oluşmuş olan olumsuz hormon ve ten kokularını üzerinden atmak zorundadır. Bu kendi sağlığı ve başkalarını rahatsız etmemesi açısından zaten yapması gereken bir zorunluluktur. Böylece gerginliğini atmış ( orgazm olmuş ) insanın zihninde artık cünupluk halinin yol açtığı olumsuz sorunu söz konusu olmaz. Bu kişiler artık sakin ve anlayışlı bir yapıda olurlar. Her iki ayette görülmektedir ki öngörülen koşullar ve temizlik istemleri, Allah için değil, insanların kişisel temizlikleri ile birbirlerini rahatsız etmemeleri, kendilerinin ve toplumun sağlıklı kalması ve yapılan toplantılardan olumlu sonuçların alınabilmesini sağlamaya yöneliktir. Eğer abdest alma temizliği, salatın ayrıntılarından biri olarak kabul edilen namaz için olarak düşünülecekse, tabiidir ki onun da amacı yine kişinin temizliği ve sağlığının korunmasının sağlanması amacına yöneliktir.
Ama bizde maalesef Kur’anın bütün mesajları ters çevrildiği, abartıldığı için ve abdest konusu da Kur’ana göre doğru algılanamadığı için, insanlarımız asıl gereken temizlik alışkanlıklarına büyük çoğunlukla kavuşamamıştır. Üretilmiş olan “ Temizlik imandan gelir “ deyişi de sadece lafta kalmaktadır. Müslümanlar, abdest adı verdiğimiz temizlik konusunda sadece yukarıda ele aldığımız ayetler çerçevesinde sorumludurlar. Bunun dışında uydurulmuş pek çok şarttan ziyade insanların temizliği, Allah katında akla ve mantığa bırakılmıştır. Kur’anda Vakıa Suresinin 79. ayetinin orijinalinde yer alan “ mutahharun “ sözcüğü aslında kalp temizliği olması gerektiği halde maalesef ( taharet ) beden temizliği diye saptırılarak yanlış çevrilmiştir. Allah katında temizlik denildiğinde ise Kalp temizliği ön plandadır. Beden temizliği insan ve toplum sağlığı için gereklidir. Kalp temizliği ise elin, yüzün, vücudun su ile yıkanması ile değil, Allah’ın bize öğüt olarak indirdiği ve Peygamberimizin yegâne emaneti olan Kur’anın, anlaşılarak okunup, hayatın her anı için rehber edinilmesi ile ancak sağlanabilecektir. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !..
Hüseyin Can S.
28-02-2021
Teşekkürler hocam, Bazıları gene tün vücudu kast ediyorlar ama açıklamanız ve emeğiniz için teşekkür ederim, Saygılarımla