Soru

Hüseyin Can S.   27-02-2021   61
Merhaba Hocam, Acaba Kur'an da geçen boy abdesti kelimesinden kasıt bütün vücudu iğne deliği geçmeyecek şekilde mi yıkamak su ile. Sanırım tahare ya da gasile kelimeydi. Yani Kur'an' göre ben boy abdestimi almak / gusül vermek için illaki tüm suyu tüm vücudumla iğne deliği geçmeyecek şekilde mi yıkamalıyım Kur'anda ayetlerde geçen kelimelerin gerçek kastına ve anlamına göre ? Bilginiz varsa aydınlatırsanız çok müteşekkir olurum. Saygılarımla

Yanıtlar

Zeki Çelik.   28-02-2021  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Dinimizin  yegâne  ve  ana  kaynağı  Kur’anda,  dinin  temelinin  salat  ( destekleşme,  paylaşma,  dayanışma,  yardımlaşma,  dine  arka  çıkma ) olduğu  belirtildiği  halde,  sonradan  ortaya  çıkartılmış  olan  hadis  ve  rivayetlerle,  yüzyıllardır  bunun  yerine  salat,  namazdır  denildiğinden  ve  abdest  kavramı  da  doğrudan  doğruya  namazla  ilişkilendirildiğinden,  abdest  konusunda  da  doğru  bildiğimizi  zannettiğimiz  pek  çok   algılamalar  ve  inançlar,  dini  yaşamımızın  içerisinde  yanlış  olarak  yer  almıştır.  Biz  de  Kur’anımızı  anlamak  için  okumadığımızdan,  Rabbimiz  bu  konuya  sadece  iki   ayette  yer  vermiş  olduğu  halde,  sonradan  Kur’anın  dışında   abdest   konusunda  önümüze  konulan   farzları,  sünnetleri,  müstehapları,   edepleri,  bozan  şeyler,  bozmayan  şeyler  adı  altında  donatılmış  pek  çok  şartı  bir  türlü  sorgulayamıyor,  abdest  nedir ?,  niçin  alıyoruz ?,  abdesti  kendimiz  için  mi,  yoksa  Allah  için  mi ?  alıyoruz,  Allah’ın  bizim  aldığımız  abdeste  ihtiyacı  var  mıdır ?  gibi  soruları  bir  türlü  test  edemiyoruz,  karşılığını  ve  nedenlerini  bilemiyoruz.  Buna   rağmen  sanki  Allah  unutmuş  gibi  ayrıntılarını  gösteren  yüzlerce  hadisin  yer  aldığı  namaz  hocası,  ilmihal  ve  fıkıh  kitapları  karşımıza  çıkartılmıştır.  Şartlardan  birisi  yerine  getirilmezse,  örneğin  :  Yıkadığınız  uzuvlardan  küçücük  bir  noktaya  dahi  su  değmezse,  abdestiniz  tam  olmaz,  abdestiniz  tam  olmazsa  namazınız  da  olmaz,  namazınız  olmazsa  cenneti  de  adeta  rüyanızda  görürsünüz  der  gibi  dayatmalarla,  diğer  bütün  ibadetler  neredeyse  yok  sayılmaktadır. Siz  de  bu  konu  içerisinde  yönelttiğiniz  taharet  ve  gusül  abdesti   sorunuz  ile  çok  hassas  olan   bir  noktaya  dikkat  çekmişsiniz,  size  teşekkür  ederim.

Kur’anda  gusül  abdesti  diye  bir  öneri  yoktur.  Gusül  etmek  zaten  yıkanmak  ve  bedenin  tamamen  su  ile  temizlenmesidir.  Arapçada  cünup  sözcüğü  kısaca  “  uzak  olan,  kopuk  olan  “  anlamına  gelmektedir.  Bu  nedenle  bu  sözcük  “  insan  şehvetinin  kabarması,  nefsin  uyanması  nedeniyle  hayattan  kopuk  olan,  başka  bir  şey  düşünemeyen,  dengesini  yitirmiş,  sağduyulu  davranamayan  “  demektir.  Aslında  şehveti  kabarmış,  bu  noktaya  gelmiş  kişi  cünuptur.  Ama  buna  rağmen  fıkıh  ve  ilmihal  kitaplarında  cünupluk  ve  cenabet  sözcükleri  “  Boy  abdesti  ( gusül )  almayı  gerektiren  durum,  büyük  abdestsizlik  hali,  bu  durumda  olup  da  henüz  gusletmemiş  olan  kimse “  olarak  tanımlanmış,  cinsel  ilişkide  bulunmuş  yahut  rüyada  ihtilam  olmuş  veya  birine  bakmakla,  ya  da  dokunmakla  kendisinden  şehvetle  inzal  vaki  olmuş  kimseye  cünup,  bu  durumuna  da  cenabet  denir  “  şeklinde  açıklamalar  yapılmaktadır. Ardından  da  mescide  girmesi,  namaz  kılması,  oruç  tutması  haram  sayılmıştır.  Cünubun  olduğu  yere  melek  girmez,  bastığı  toprakta  ot  bitmez,  yattığı  yatak  ona  lanet  eder  gibi  gerçek  dışı  tehditler  de  uydurulmuştur.  Sizin  de  sorunuz  içinde  yer  verdiğiniz  gibi  bu  şekildeki  gusül  abdesti  anlayışı   *  Ebu  Hureyre  anlatıyor ; “  Resulullah  buyurdu  ki,  her  bir  kılın  dibinde  cünupluk  vardır.  Saçları  yıkayıp  deriyi  parlatın. ( Kütübi  Sitte  Buhari  3715. )  abartılmış,  uydurma  hadise  dayanmaktadır. Banyo  yapmak  zaten  vücudun  gerekli  temizliğini  sağlamaktadır.

Aslında   cünupluk,  cinsel  ilişki  veya  rüyada  ihtilamla  meninin  gelmesi   ile  yıkanma  arasındaki  hal  değil,  şehvetin  kabarması,  hayattan  kopuk,  gergin  ve  sağduyulu  olunamaması  ile  boşalma  arasındaki  haldir.  İşte  bu  nedenle  de  Rabbimiz  Maide  Suresinin  6. ayetinde  “ Ve  eğer  cünup  iseniz  temizlik  üstüne  temizlik  yapın. ( cinsel  ilişkiden  sonra  bütün  bedeninizi  yıkayın )  “  Nisa  Suresinin  43. ayetinde  de  “ Ey  iman  etmiş  kişiler !  Sarhoş  iken  ne  söylediğinizi  bilinceye  kadar,  cünup  iken  de  yıkandırılıncaya  kadar  salata  yaklaşmayın. ( Toplum  içine  çıkmayın ) “ ifadeleriyle  sarhoş  olmama  ve  cünupluktan  kurtulma,  destekleşmek  için  yapılacak  toplantıya  katılma,  insanların  arasına  karışma  koşulu  olarak  öngörülmektedir. Bu  iki  durum  da  topluluk  ile  yapılacak  salat,  paylaşma   dayanışma  görüşmelerinde  kontrolsüz  ve  ölçüsüz  konuşmalarla,  hoş  olmayan  bir  durum  yaratabilir.  İnsanlar  bu  durumdan  rahatsız  olabilir.  Zihni  melekeleri  yerinde  olmayanların,   topluluğa  ve  salata  bir  katkısı  olamaz.  Bir  başka  ifadeyle  ayetlerde  şehvet  kabarması  nedeniyle  hayattan  kopuk  olan  ve  sağduyulu  davranamayan  insanların  sosyal   faaliyetlere  katılmaları  yasaklanmaktadır. Bu  durumda  ve  gergin  olanların  önce  nefislerini  söndürmelerini,  sonra  da  yıkanıp  toplum  içine  çıkmaları  emredilmektedir. Cünupluktan  arınmak  isteyen  insan  zaten  vücudunda  oluşmuş  olan  olumsuz  hormon  ve  ten  kokularını  üzerinden  atmak  zorundadır. Bu  kendi  sağlığı  ve  başkalarını  rahatsız  etmemesi  açısından  zaten  yapması  gereken  bir  zorunluluktur.  Böylece  gerginliğini  atmış ( orgazm  olmuş )  insanın  zihninde  artık  cünupluk  halinin  yol  açtığı  olumsuz  sorunu  söz  konusu  olmaz.  Bu  kişiler  artık  sakin  ve  anlayışlı  bir  yapıda  olurlar.  Her  iki  ayette  görülmektedir  ki  öngörülen  koşullar  ve  temizlik  istemleri,  Allah  için  değil,  insanların  kişisel  temizlikleri  ile  birbirlerini  rahatsız  etmemeleri,  kendilerinin  ve  toplumun  sağlıklı  kalması  ve  yapılan  toplantılardan  olumlu  sonuçların  alınabilmesini  sağlamaya  yöneliktir. Eğer  abdest  alma  temizliği,  salatın  ayrıntılarından  biri  olarak  kabul  edilen  namaz  için  olarak  düşünülecekse,  tabiidir  ki  onun  da  amacı  yine  kişinin  temizliği  ve  sağlığının  korunmasının  sağlanması  amacına  yöneliktir.

Ama  bizde  maalesef  Kur’anın  bütün  mesajları  ters  çevrildiği,  abartıldığı  için  ve  abdest  konusu  da  Kur’ana  göre  doğru  algılanamadığı  için,  insanlarımız  asıl  gereken  temizlik  alışkanlıklarına  büyük  çoğunlukla  kavuşamamıştır.  Üretilmiş  olan  “ Temizlik  imandan  gelir  “  deyişi  de  sadece  lafta  kalmaktadır. Müslümanlar, abdest adı  verdiğimiz  temizlik  konusunda  sadece  yukarıda  ele  aldığımız  ayetler  çerçevesinde  sorumludurlar.  Bunun  dışında  uydurulmuş  pek  çok  şarttan  ziyade  insanların  temizliği,  Allah  katında  akla  ve  mantığa  bırakılmıştır. Kur’anda  Vakıa  Suresinin  79. ayetinin  orijinalinde  yer  alan  “ mutahharun “  sözcüğü  aslında  kalp  temizliği  olması  gerektiği  halde  maalesef  ( taharet ) beden  temizliği  diye  saptırılarak  yanlış  çevrilmiştir.  Allah  katında  temizlik  denildiğinde  ise  Kalp  temizliği  ön  plandadır.  Beden   temizliği  insan  ve  toplum  sağlığı  için  gereklidir.  Kalp  temizliği  ise  elin,  yüzün,  vücudun  su  ile  yıkanması  ile  değil,  Allah’ın  bize  öğüt  olarak  indirdiği   ve Peygamberimizin   yegâne  emaneti  olan  Kur’anın,  anlaşılarak  okunup,  hayatın  her  anı  için  rehber  edinilmesi  ile  ancak  sağlanabilecektir.  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !..

Hüseyin Can S..   28-02-2021  
Teşekkürler hocam, Bazıları gene tün vücudu kast ediyorlar ama açıklamanız ve emeğiniz için teşekkür ederim, Saygılarımla

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et