Soru

Hakan K.   23-07-2019   243
Hocam hayırlı günler benim sorum cennet ve cehennem var cehenneme gidenler hep orda mı kalacaklar yoksa belli bir süre cezalarını çekip cennete girebileceklermi şimdiden sagolun hocam

Yanıtlar

Zeki Çelik.   24-07-2019  

Değerli  kardeşim ! Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Bütün  Müslümanların  bildiği  ve  inandığı,  Enbiya  Suresinin  35. ayetinde  de  “  Her  kimliği  olan  varlık  ölümü  tadıcıdır  “  denildiği  gibi  dünya  hayatı  ölümlüdür  ve  sonludur.  İnsanın  yaşamının  sonunda  ölümle  beraber  maddi  yapıdaki  bedeni  kabre  girecek,  çürüyerek  toprağa  karışacak,  fakat  fıtri  yapısındaki  ruhu ( canı ) ( özbenliği )  ise  kıyamete  kadar  bilinçsiz  bir  şekilde  kapalı  bir  bilgisayar  disketi  gibi  kabzedilecek, ahiret  hayatı  için  ise  tekrar  bilinçlendirilerek  mahşerde  Allah’ın  huzurunda  toplanacak  ve  dünya  yaşamında  kendisine  verilen  nimetlerin  nasıl  kullanıldığının  hesabı  sorulacaktır. Yüce  Allah,  bize  göre  sınırsız  ve  çok  çeşitli  nimetlerle  donattığı  yeryüzünde,  bu  nimetlerden  yararlansın  ve  belli  bir  süre  yaşasın,  Yaratan  Rabbini  ve  O'nun  tevhit  dinini  tanısın  diye  insanoğlunu  da  yaratmıştır. Ancak  diğer  varlıklardan  farklı  olarak, insana   yaşama  ve  yeryüzündeki  verdiği  nimetlerden  yararlanma  becerilerinden  başka,  en  önemlisi  akıl,  irade  ve  bunlara  bağlı  olarak  da  düşünme  ile  seçme  özgürlüğünü  de  bahşetmiştir.  Dünya  üzerinde  yaratılmış  olan  diğer  varlıklarda  olmayan  bu  nimetten  dolayı  da  insanoğlu,  Allah  tarafından  yeryüzünde  başıboş  bırakılmamıştır. Elçi  olarak  görevlendirdiği  Peygamberler  ve  onların  aracılığı  ile  indirdiği  kitaplarla  doğru  yolu  göstererek  insanı  eğitmeye  çalışmaktadır.  Mülk  Suresinin  1 – 2. ayetlerinde  “ O,  hanginizin  amelce  daha  iyi ( güzel )  olduğunu  sınamak  için  ölümü  ve  hayatı  oluşturdu. ”  İfadeleriyle  belirtildiği  gibi  elbette  ki  bu  eğitimin  sonunda,  dünya  yaşamının  bir  denetlemesi  ve  sorgulaması  olacaktır. Bu  sorgulama  bir  çok  ayette  değişik  ayrıntıları  ile  dile  getirilip  nasıl  olacağı  canlandırılan,  Evreni  ve  bütün  yaşamı  sonlandıran  kıyamet  ile  Ahiret  hayatı  da  başlayacaktır.  Ve  ardından  da  Mahşer  gününün  toplanmaları,  ölmüş  olan  bütün  insanların  tekrar  diriltilerek  ( haşr  edilerek )  Allah’ın  huzurunda  bir  araya  getirilip  hesaplarının  görüleceği  Din  günü  yaşanacaktır.  Artık  orada  adalet  terazisi  kurulmuş  olarak   hesaplar  görülecektir. O  gün  ağızlar  konuşmayacak,  eller  ayaklar,  melekler,  tüm  peygamberler  kendi  ümmetleri  için  tanıklık  edecek,  terazisi  ağır  basan  kendisini  kurtaracak,  hemen  orada  ebedi  kalmak  üzere  Cennete  sevkedilecek,  hafif  çekenler  ise  kendilerine  yazık  etmiş  olacak  ve  sürekli  kalmak  üzere  Cehennemin  yoluna  koyulacaklardır. Allah  da   hesabı  çok  çabuk  görecektir. Bunun  ardından  da   kimileri  için  Cehennem  veya  kimileri  için  de  Cennetteki  ebedi  ahiret  denilen  hayatlar  başlayacaktır. Dolayısıyla  siz  de  her  insanın  sürekli  olarak  ve  zaman  zaman  kendi  sonunun,  bu  cennet  veya  cehennem  hayatının  nasıl  olacağı  tedirginliğinin  ve  kaygılarının  yaşandığı  önemli  bir  konuya  dikkat  çekmiş  bulunmaktasınız. Biz  de  aslında  çok  kapsamlı  olan  bu  konuya  kısa  ve  mümkün  olduğu  kadar  öz  olarak  Kur’an  ayetleriyle  ışık  tutmaya  çalışalım.

Cennet,  Allah’a  inanmış,  bütün  benliğiyle  O’na  yönelmiş,  peygamberlerine,  kitaplarına  ve  ahiret  gününe  iman  etmiş,  insanlık  adına  paylaşma,  dayanışma,  yardımlaşma  ile  salatı  yerine  getirmiş,  salihatı  işleyerek  doğruyu  hedef  kılmış,  hayatı  boyunca  emir  ve  yasaklarına  uymuş,  Allah  yolunda  malı  ve  canı  ile  mücadele  etmiş,  her  türlü  fenalıklardan  sakınma  sorumluluğunu  şiar  edinmiş  takva  sahibi  kullarına  Allah’ın  vaat  ettiği  ahiret  hayatındaki  ödülüdür. Cehennem  ise  dünya  hayatında  aklını  kullanmayan,  vicdanı  dumura  uğramış,  zulmü  ve  zalimliği   kendine  yol  edinmiş,  inatçı,  Allah’a  ortak  koşan  müşrik  ve  ayetlerini  yalanlayarak  inkar  eden  kafirlerin  cezalarını  çekecekleri  ebedi  yurtlarıdır.

Rabbimizin  ebedi  olarak  yaşamak  üzere  kimlerin  Cennete  girebilecekleri  veya  cehennem  azabını  hak  edecekleri,  Kur’an  ayetleri  ile  bildirdiği  ifadeleri  gayet  açık  ve  net  olmasına  rağmen,  800  lü  yıllarda  dar  olanaklarla  ve  yetersiz  bilgilerle  çeviri  ve  tefsir  yapan  müfessirlerce,  Kur’ana  aykırı  ve  yanlış  bir  anlayış  ile  Cennet  ve  Cehennem  konusunda  uydurulan  pek  çok  gerçek  dışı  rivayet  ortaya  atılmıştır. Bu  çerçevede  bazı  rivayetlerde  “  Günahları  miktarı  kadar  Cehennem  azabı  görenler,  daha  sonra   günahlarından  arınmış  olarak  Cennete  girerler  “  denilmiş,  Allah'ın  bağışlayıcılığı,  rahmeti  ve  Tevvablığı  tamamen  göz  ardı  edilmiş, bazı  rivayetlerde  de  imanlı  imansız  herkesin,  hatta  peygamberlerin  bile  önce  Cehenneme  uğrayacağı  ve  daha  sonra  Cennete  gidecekleri  söylenmiştir. Birbiriyle  çelişen  bu  rivayetler  ve  aynı  türde  uydurulan  bu  görüşler,  Meryem  Suresinin  71. ayetinde  “  Ve  Rabbinin  üzerine  almış  olduğu   kesinleşmiş  bir  hüküm  olarak,  içinizden  cehennemim  dış  kenarına  ( toplanma  yerine )  uğramayacak  hiç  kimse  yoktur. “  denilen   ifadeler  bu  iddialara  malzeme  yapılmış,  pek  çok  çeviri  mealinde  ayetin  orijinalindeki  "  Cehennemin  dış  kenarı "  (  toplanma  yeri )  şeklindeki  ifade,  aslından  farklı  olarak   doğrudan   “ Cehennem “   şeklinde  yer  almıştır.  Halbuki  yine  bu  ayetle  ve  bundan  önceki  66.  ve  72.  ayetler  grubunda  da  haşr  esnasında  Peygamberler  de  dahil  olmak   üzere  tüm  insanların,  şeytanlarla  (  kendi  benliklerinde  yer  alan  olumsuz  düşünce  ve  duyguları  olan  iblisleriyle )  birlikte  Cehennemin  dış  kenarındaki  bulunan  Mahşer  alanında  toplanacakları  ve  herkesin  tanıkları  ile  birlikte  hesap  vermek  üzere  sorgulanacakları  belirtilmektedir.  Sözü  edilen  alan  Cehennemin  içi  değildir.  Buradaki  toplanma,  Cehennemin  hemen  dışındaki  mahşer  yerinde  olup,  hesap  vermek  içindir.  Ayette  de  belirtildiği  gibi  Haşr,  Allah’ın  kesin  olarak  aldığı  asla  değişmez  bir  kararıdır.  Burası  girilecek  bir  yer  değildir.  Görülecek  hesap  sonrasında,  Cehenneme  veya  Cennete  sevkin  yapılacağı  yerdir. Bu  ayetlerde  haşrdaki ( toplanma  anındaki )  ürpertici  tablolar  müminleri  asla  korkutmamalıdır.  Çünkü  Yüce  Rabbimiz  Allah,  Enbiya  Suresinin  101 – 102. ayetlerinde  “  Şüphesiz  tarafımızdan  kendilerine  “ en  güzel “  hazırlanan  kimseler ;  İşte  onlar  Cehennemden  uzaklaştırılmışlardır. Onlar  Cehennemin  uğultusunu  duymazlar.  Onlar   nefislerinin   istediği   şeyler  içinde  sürekli  kalıcıdırlar. “  ifadeleriyle  müminlerin  mahşer  alanında  güvende  olacaklarını  ve  çok  çabuk  da  ebedi  olarak  kalmak  üzere  Cennete  sevk  edileceklerini  bildirmektedir.

Bazı  uydurma  rivayetlerde  de “  Herkes  mutlaka  cehenneme  girecek  “  iddiaları  bulunmakta,  buna  göre  bütün  insanların  önce  dünyada  işlemiş  oldukları  günahlarından  dolayı,  Cehenneme  atılacaklarını  ve  orada  belli  bir  zaman  azap  çektikten  sonra,  günahlarından  arınmış  olarak  Cennete  gideceklerini  söylemektedirler. Kur’an  ayetlerine  aykırı  ve  Yahudi  inancının  bir  sonucu  olan  bu  iddia  asılsız  olan  pek  çok  uydurma  rivayetle  de  desteklenerek  toplumda  yaygınlaştırılmıştır.  Yahudi  eski  ahit  kaynaklarından  çalıntı  yapmaya  alışmış  olan  bu  zihniyetteki  insanlar,  rivayetlerle  dinin  içine  bu  inancı  yerleştirmekte  de  başarılı  olmuşlardır.  Halbuki  itikatta  zan  ile  hüküm  vermenin  yeri  yoktur.  Kur’andan  onay  almayan  hiç  bir  inanç  da  din  olamaz.  Çünkü  bir  çok  ayetle  beraber  örneğin  Nahl  Suresinin  27. ayetinde  “  Sonra  kıyamet  günü  Allah  onları  rezil  rüsva  edecek  ve  “  Hani  uğrunda  düşmanlık  ettiğiniz  ortaklarım  nerede ? “  diyecektir. Kendilerine  bilgi  verilmiş  olan  kimseler  “ Şüphesiz  ki  bugün  rezillik  rüsvalık  ve  kötülük   kafirler,  ( Allah’ın  ilahlığını  ve  Rabliğinin  bilerek  reddedenler )  üzerinedir  “  diyecekler. “  ifadeleriyle  Cehenneme  kimlerin  ve  niçin   gireceği  Kur’an  ayetleri  ile  çok  net  ve  ayrıntılarıyla  anlatılmıştır.  Bu  kişiler  ise  pek  çok  ayrıntılarla  açıklanmış  olan  kafirler  ve  Allah’a  ortak  koşan  müşriklerdir.

Tabii  ki  bunların  ardından  “  Günahkar  Müslümanların  durumu  hesap  gününde  ne  olacak ?  “  sorusu  karşılığında  da   bir  takım  kişilerin  iddia  ettikleri  gibi  önce  Cehenneme  girip,  günahları  kadar  azap  çektikten  sonra  arınıp,  ondan  sonra  Cennete  girecekler  rivayetleri  de  devreye  girmektedir. Eğer  öyle  olacaksa  Kur’anda  pek  çok  ayette,  Allah’ın  tevbe  edin  emrinin  bir  anlamı  kalmaz.  Yüce  Rabbimiz  Allah,  tevbe  kapılarını  ardına  kadar  açmış,  tevbeleri  çokça  kabul  eden  Tevvab  olduğunu  bir  çok  ayetle  dile  getirmiş,  her  fırsatta  tevbe  etmemizi,  cahillikle  işlediğimiz  günahlarımızı  bağışlayacağını  bildirmiştir. Ankebut  Suresinin  7. ayetinde  de  “ Ve  inanan  ve  düzeltmeye  yönelik  işler  yapan  ( salihatı  işleyen )  kimseler,  onların  kötülüklerini  elbette  örteceğiz  ve  kesinlikle  onlara  yaptıklarının  daha  güzeli  ile  karşılık  vereceğiz. “  ifadeleriyle  bundan  dolayı  da  şirke  bulaşmamış  Müslümanların  günahlarını  affedeceği  ve  onları  Cehenneme  koymadan  Cennetine  koyacağı  belirtilmektedir.

Kur’an  ayetleriyle,  bu  dünya  hayatının  geçici  ve  bir  eğlenceden  ibaret  olduğu,  Ahiret  hayatının  ise  ebedi  ve  daha  hayırlı  olduğu  defalarca  tekrar  edilmiş  ve  Ahiret  yurdu  ( Dar  ı  Beka  )  kalıcı  yurt  olarak  nitelendirilmiştir. Bundan  dolayı  da  Ahiret   hayatında   müminlerin   mükafatlandırılacağı  Cennet  ile,  isyan  edenlerin,  kafirlerin,  müşriklerin  cezalandırılacağı  Cehennem  birer  ebedilik  yurdudur. Kur’anın  bir  çok  ayetinde  olduğu  gibi  Hud  Suresinin  108. ayetinde  de “  Ve  şu  mutlu  olanlara  gelince,  onlar  da  gökler  ve  yer  durdukça,  ardı  arkası  kesilmeyen  bir  ikram  olarak  cennetin  içinde  sürekli  olmak  üzere  kalacaklardır. “ ifadeleriyle  belirtildiği  gibi  müminlerin  Cennette,  Bakara  Suresinin  38. ayetinde  de  “  Ve  küfretmiş  (  Allah’ın  ilahlığını  ve  Rabliğini  bilerek  reddetmiş  )  ve  ayetlerimizi  yalanlamış  kimseler,  işte  onlar  ateşin  ashabıdır. Onlar  orada  temelli  kalıcıdırlar. “  ifadeleriyle  belirtildiği  gibi  kafirlerin  ise  Cehennemde  ebedi  kalacakları  bildirilerek  açıkça  ortaya  konmaktadır.  Cehenneme  girenlerin  oradan  çıkacaklarına  dair,  Kur’anda  en  ufak  bir  işaret  dahi  yoktur.

Bazı  müfessirler  de  Cehennem  ebedi  ama  azap  sürekli  midir  ?  Sorgulamasına  takılmakta,  tarih  boyunca  bu  konuyu  tartışmaktadırlar.  Çeşitli  gerekçelerle  de  azabın  ebedi  olmadığını  savunmaktadırlar.  Buna  benzer  şekilde  Yahudiler  de,   Musa  Peygamberin  Allah’la  sözleşip   aralarından  ayrıldığı   40  günde  işledikleri  günahlardan  ve  altına  tapmaktan  dolayı,  “  40  gün  yanacağız  “  başka  günlerde  bizi  ateş   tutmaz   demişlerdir.  Ve  buna  istinaden  de  ne  kadar  suç  işlenirse,  Cehennemde  de  ancak  o  kadar  süre  kalınır  inancı  oluşmuştur.  Bu  mantık  ise  Yüce  Rabbimiz  tarafından  Kur’anda   Ali  İmran  Suresinin  24.  ayetinde  “ Bu  onların  “  ateş  bize  sayılı  birkaç  gün  dışında  asla  dokunmayacaktır  “  demeleri  nedeniyledir.  Onların  uydurmuş  oldukları  şeyler  de  dinlerinde  kendilerini  aldatmaktadır. “  ifadelerinde  görüldüğü  gibi  “  Uydurulmuş  bir  yalan  “   olarak  nitelendirilmiştir.

Bu  dünyada  da,  Ahiret  hayatında  da  kurtuluş, Yüce  Kitabımız  Kur’ana  gerçek  manada  yönelmek,  herkesin  kapasitesi  ölçüsünde  samimi  olarak  az  veya  çok  onu  anlayabildiği  dilde  okuyarak  anlamak,  hayatının  rehberi  yaparak  hükümlerine  harfiyen  uymak  ve  aklı  egemen  kılmakla  ancak  mümkün  olabilecektir. Peygamberler  de  dahil  hatasız,  günahsız  elbette  ki  kul  olmaz.  Ancak  bu  hataların  ve  günahların  farkına  varıp  da  tevbe  edip  Allah’ın  rahmetine  sığınmak  ve  o  yanlışlardan  vazgeçmek  te  Allah’ın  rahmeti  ve  bağışlayıcılığı  ile,  insanların  hesap  günündeki  tartı  terazisini  artıya  dönüştürebilir. Bu  inançla  yapacağı  tevbenin  ardından  da  dünyasını  Kur’an  ve  Allah’ın  ayetleriyle  güzelleştirenlerin  benim  sonum  Cennet  mi ?  yoksa  Cehennem  mi ?  olacak,  oralarda  ebedi  mi ?  kalacağım,  yoksa  bir  süre  Cehennemi   mi ?  göreceğim   diye  endişe  etmesine  hiç  gerek  kalmayacaktır.  Allah’ın  selamı,  rahmeti,  bereketi,  Kur’anın  doğruları   ve  Cennetle  ödüllendirilmiş  bir  hayat  sizlerle  olsun !.. Allah  doğrusunu  en  iyi  bilendir  !  Rahmeti  ve  bağışlayıcılığı  sınırsız  olandır !

Hakan Kaya.   24-07-2019  
Hocam çok sagolun allah sizden razı olsun

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et