islamın şartı kaçtır 5 midir 88 midir açıklarmısınız bizim öğrendiğimiz 5 olduğuna göre neden 88 deniyor soruyu bize soran kişiye siz açıklayın dediğimizde arayın bulun araştırın diyor
Zeki Çelik.
27-04-2022
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Müslüman topluluklarında çocukluktan itibaren mahallenin Kur’an kurslarında, ilkokulun din derslerinde İslam’ın şartının beş, imanın şartının altı olduğu öğretilmeye ve ezberletilmeye başlanır, yetişkin olunduğunda da Cami kürsüleri ve ilâhiyatçı ekran konuşmacılarında da sıklıkla aynı ezberlerin ayrıntılarına, açıklamalarla girilmeye çalışılır, bazı fıkıh kaynaklarında da değişik alanlarda değişik sayılarda farzlardan, şartlardan söz edilir. Siz de insanlarımızın çoğunlukla böylece yanlış olarak inandırıldıkları, kanıksanmış, benimsenmiş İslam’ın değişik sayılardaki şartları üzerine haklı olarak güzel ve yerinde bir soru oluşturmuşsunuz.
Sözünü ettiğiniz illa ki birşeyleri sayıya bağlamak gibi bu tür inançlar, toplumumuzda öylesine kökleştirilmiştir ki, Dini nikâh kıyan imamlar dahi önce İslam’ın ve İmanın şartlarını sorar, ardından da devreye otuz iki farzı sokar, sonradan Müslüman olmak isteyen birine de kanıksanmış olarak bilinen İslam’ın beş şartından biri olan “ Kelime i Şahadet “ tekrar ettirildikten sonra da paldır küldür artık sen Müslümansın denilir, erkekse sünnet ettirilir, kadın ise başına bir örtü taktırılır. Ve Müslüman olmak bu kadar hafife alınır ve bir Allah’ın kulu din görevlisi de çıkıp, “ Kardeşim bak bu bizim Kitabımız. Al bunu anladığın dilden oku, önce Kitabımızı, içindekilerle Allah’ımızı ve Peygamberimizi tanı ” da ondan sonra gel demez. Nasıl desin ki, doğuştan Müslüman olduğunu söyleyen insanlara bile Kur’anın Türkçe mealini okuyun, Kitabımızı, Dinimizi öğrenin denilmiyor da, yeni katılmak isteyen Müslüman adaylarına mı böyle bir şey teklif edilecek. Dolayısıyla böylece Müslümanlarca yerine getirilen Kelime i Şahadetler, gerçek anlamı da bilinmediğinden, lafta kalmaktan ve yalancı şahitlikten öteye geçmez, zaten inanılmış olan beş şarttan oruç sadece sağlıklı olanlara, Hacc da, zekât vermek de zengin olanlara farzdır denilir, öyleyse geriye şart olarak ne kaldı, bir tek namaz… Eh Allah kabul etsin, onu da ağzımızdan çıkanın ne olduğunu bilmesek de beş vakitte yerine getiriyoruz, sünnetlerini de aksatmadan kılıyoruz elhamdülillah ! Allah’a olan yükümlülüğümüzü ve sorumluluğumuzu dinimizin gereklerini de böylece tamamlamış oluyoruz, kalbimiz mutmain, artık cennetin kapıları bizim için açık olacaktır evvelallah, amma ! Kur’anımıza göre acaba işin aslı gerçekten böyle midir ?
Kur’anın hiç bir yerinde farz, öğüt, tavsiye, uyarı, şart olarak, iman edenlerin, Müslümanların yapmaları veya yapmamaları gerekenler olarak belirtilenler, hiç bir ayette sayılarla yer almaz. Sayılar, Kur’anda sadece bazı konularda çokluktan kinaye olarak kullanılır. Yüzyıllardır “ İslam’ın şartı beştir “ diyerek ardından da diğer dördü ve neredeyse Kur’anın tamamı hafife alınarak, Kur’an terk ettirilerek, sonradan uydurulan hadis ve rivayetlerle İslam’ı sadece Namaz kılmaya indirgeyip, dar bir çerçeveye oturtarak Müslümanların uyutulup kandırılmasının ardından, yüzyıllardır kılındığı zannedilen namazlar, tutulduğu zannedilen oruçlar, hiç bir şey anlamadan sadece Arapçasının okunarak ölülere bağışlanan Kur’an hatimleri, mübarek gecelerdir, Kandil geceleridir denilip okunan mevlitler, on binlerce çekilen zikirler, dua ile havaya kaldırılan milyonlarca eller, Müslüman toplumlarına adaleti, huzuru, mutluluğu, insanca yaşamanın olanaklarını getirmiş olduğunu söyleyebilir miyiz ?
Yüce Rabbimiz Allah, Alâk Suresinin ayetleriyle görevine davet edip, yirmi üç yılda eğitip, Kur’anın nuru, aydınlığı ve fazileti ile taçlandırdığı, Kur’an ahlâkı ile yoğurduğu, Din adına Enam Suresinin 38. ayetinde “ Biz bu kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık “ diyerek, Peygamberimize en sonunda Nasr Suresinin 1 – 3. ayetleriyle " Allah’ın yardımı ve fethi geldiği ve sen insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiklerini gördüğün zaman, hemen hamd et / Rabbinin övgüsüyle beraber her türlü noksanlıklardan Kendisini arındır. Ve O’ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O, ezelden beri tevvabdır. / çok tevbe fırsatı verendir. “ ifadeleriyle hata işleyenler için tevbe kapısının sonuna kadar açık olduğunun belirtilmesinden sonra ve Maide Suresinin 3. ayetinde de “ Bugün sizin dininizi, kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Ve size din olarak İslam’ı beğenip seçtim. “ diyerek, Kur’andaki 112 Surenin başına sonradan ilave edilmiş olan “ Bismillahirrahmanirrahim “ başlangıç sözlerini saymazsak, vahyettiği 6234 ayetin tamamı, İslam’ın şartlarıdır, öğütleridir, hatırlatmalarıdır, yapılması, uyulması gerekenleridir, her biri bir binayı oluşturan tuğlaları gibi, Dinin bütünlüğünü sağlayan parçalarıdır. Zuhruf Suresinin 44. ayetinde “ Ve şüphesiz sana vahyedilen ( Kur’an ) senin için de toplumun için de bir öğüttür. Siz ondan sorgulanacaksınız. “ denildiği gibi, Müslümanlar sadece İslam’ın beş, İmanın altı şartından değil, Kur’anın tamamından sorguya çekileceklerdir. Cinn Suresinin 17. ayetinde de “ Ve eğer onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette onlara, kendilerini saf hale getirmek için bol bir su verirdik. Kim rabbinin zikrinden / Kur’andan / öğüdünden / anılmasından yüz çevirirse, O da onu gittikçe yükselen bir azaba sokar. “ uyarısına rağmen bütün bu ayetleri görmemezlikten gelip veya değersiz sayarak, “ İslam’ın şartı beştir “ 88 dir, 32 dir diyerek sayılara odaklanmak yanlıştır, diğer ayetleri inkâr etmek, yok saymak, Nisa Suresinin 150 – 151. ayetlerinde “ Allah’a ve elçilerine inanmayarak küfreden, “ Biz bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız ” diyerek Allah ve elçisinin arasını ayırmayı isteyen ve böylece imanla küfür arasında bir yol tutmaya çalışan kimseler, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir. Ve Biz kâfirlere, alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. “ ifadeleriyle belirtildiği gibi küfre girmek ve Allah’ın yerine hüküm koyarak ortak olmak ve şirke bulaşmak demektir. Bu şartları söyleyen ve sadece bu şartlarla amel etmeye çalışan herkesin tevbe etmesi ve bir daha bu şart sayılarını ağzına dahi almaması gerekir.
Eğer İslam’a sayılarla şart koşacak olursak, İslam’ın şartı birdir. Bu da bütün içtenliği ile, özbenliği ile kişinin Allah’a teslim olması ve O’nun öğütlerini topladığı Kur’ana samimi olarak, ulaşabildiği kadarıyla istikrarlı bir şekilde zaman ayırarak, kapasitesi ölçüsünde anlayabileceği ayetlere yönelmesi, onları aklında tutabilmesi ve bu ayetleri kendi hayatının rehberi yapabilmesi ile ancak mümkün olabilecektir. Çeşitli ayetlerde de ve Müminun Suresinin 62. ayetinde “ Ve Biz hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile ; kapasitesi dışındaki bir şeyle yükümlü tutmayız. “ denilerek belirtildiği gibi Yüce Rabbimiz Allah, hiç kimseyi gücünün yettiğinin üstünde, taşıyabileceğinden fazla yükle sorumlu tutmaz. Elbette ki herkesin Kur’anın tamamını ezbere bilmesi, aklında tutması istenmez. Ama kişinin samimiyeti, çabaları ve niyeti mutlaka göz önünde bulundurulur. Allah’ın Selamı, rahmeti ve okunarak anlaşılabilen Kur’anın doğruları sizinle olsun !...