Selamunaleyküm, Nasılsınız? Umarım iyisinizdir, Kur'an da " Lehmu hınzır " diye tabir edilen kelime tam olarak neyi kastediyor. Gerçekten domuz etini mi yoksa bozuk/çürümüş etini mi? Saygılarımla
Zeki Çelik.
15-02-2021
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun !
Toplumlar arasındaki etkileşmenin, iletişimin son derece yoğunlaşmış olduğu dönemimizde çok sıklıkla domuz eti yenmeli midir ? yenmemeli midir ? pis midir ? değil midir ? dinimize göre yasak mıdır, haram mıdır ? değil midir ? Bilimde, teknolojide gelişmiş batı toplumu yiyor da Müslüman olarak biz neden yemeyelim, bu hayvanın birçok alanda bize sağlayacağı katkılardan niye yararlanmayalım gibi gündeme gelen, yaşadığımız toplum içerisinde de çok hassas ve çok tartışmalı olan bir konuya dikkat çekmiş olduğunuzdan dolayı size teşekkür ederim.
Yönelttiğiniz ve dikkat çektiğiniz “ Lehmun hinzir “ sözcüğünün Arapça’da ve dolayısıyla Kur’anımızdaki karşılığının ne olduğunu, Rabbimizin bizlere neyi ve neden haram kıldığını, daha doğru ve sağlıklı olarak ortaya koyabilmek için Rabbimizin yer verdiği ayetlere ve içinde bulundukları paragrafların ana fikrine dikkat etmemiz gerekecektir. Söz konusu bu iki sözcük kalıbı Kur’anımızda Maide Suresinin 3. ayetinde “ Lehmul hinzir “ domuz eti, 60. ayetinde yasaklanmış olduğu halde haram yemeye devam eden Yahudilere “ henazir, hinzir “ sözcüğü ile domuzlar olarak hitap edilerek, Bakara Suresinin 173. ayetinde “ Lehmel hinzir “ domuz eti olarak, Enam Suresinin 145. ayetinde “ lehme hinzir “ domuz eti ve ardından da “ rics “ sözcüğüyle pis, kirli olduğu ifadesiyle yer almaktadır. Nahl Suresinin 14. ayetinde de “ lehmen “ sözcüğü yalnız başına “ taze, temiz et “ karşılığı ile yer almaktadır.
* Arapçada lehmun : Et, bir çiğnemlik et, gıda anlamında kullanılmaktadır. Nahl Suresinde de “ lehmen “ sözcüğüyle denizden çıkan rics ( pis, kirli ) olmayan temiz et anlamında yer almaktadır.
* Arapçada hinzir : Hayvan ismidir ve domuzdur. Türkçemize de buradan “ hınzır “ olarak geçmiştir. Bizde ise domuz karşılığının yanı sıra kötü, katı yürekli, kötü düşünen, gaddar, kurnaz, içten pazarlıklı anlamlarında da kullanılabilmektedir.
Bugün toplumumuzda hinzir sözcüğünün “ domuz “ anlamında olmadığını, bozuk, çürümüş et anlamında olduğunu iddia edenler bulunmakta ve “ domuz eti pis olsaydı bilimde ve teknolojide ileri gitmiş olan batı toplumu kendi çocuklarına domuz etini yasaklamaz mıydı ? “ demektedirler. Bu yaklaşım doğru mudur ? değil midir ? sorusuna biz Müslümanlar olarak ancak Kur’anımızın bu konuya yaklaşımları ve Allah’ın koyduğu hükümlerle açıklık getirebiliriz.
Maide Suresinin 3. ayetinde “ Size leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yukarıdan düşmüş, boynuzlanmış, yırtıcı hayvanların yiyip de canlı iken kesmedikleriniz haram kılındı. “ ifadeleriyle Enam Suresinin 145. ayetinde de “ De ki : Bana vahyolunanda, onları yiyen için, leş veya akıtılmış kan yahut domuzun eti ki şüphesiz rics tir. ( domuzun eti kirlidir, pistir, rahatsızlık vericidir ) “ ifadeleriyle haram olduğu belirtilmekte ancak bu ayetlerin sonunda da “ artık kim son derece açlık içinde, günaha istekle yönelmeden zorda kalırsa domuz etinden de yiyebilir “ denilmekte, art niyetli olmadıkça Allah’ın kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olan olduğu belirtilmektedir. Ve özellikle de Maide Suresinin 4 – 5. ayetlerinde bu yasaklamaların nedeninin de “ Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. “ ifadeleriyle belirtilerek insanın sağlığının ön planda gözetildiğine dikkat çekilmektedir. Ayetlerin başında da dikkat edilirse leş ( çürümüş hayvan eti ) ifadesi yer almaktadır. Aynı ayet içerisinde arka arkaya aynı anlama gelecek ifadelerin gereksiz yere kullanılamayacak olmasında dolayı “ hinzir “ sözcüğünün domuz anlamında değil de bozuk et, çürümüş et anlamında kabul edilmesi mümkün değildir. Zaten bozuk ve çürümüş et koyun, keçi, dana gibi diğer hayvanlara ait de olsa elbette ki sağlığın korunması açısından yenilmemelidir.
İnek, koyun benzeri ot ve sebze artıklarıyla vejetaryen olarak beslenen hayvanların 12 saatlik bir süre ile gerçekleşen sindirim sistemleri, domuz hayvanına nazaran daha ileri seviyededir ve dışarıdan alabileceği toksinler büyük ölçüde giderilebilmektedir. Fakat bunlara göre 4 saatlik kısa bir sürede en hızlı ve en zayıf olan sindirim sistemine sahip olan domuz hayvanında dışarıdan aldığı ve de çok pis olan yiyecekleriyle vücuda giren toksinlerin büyük kısmı sindirilemeyerek dışarı atılamamakta ve hayvanın vücut dokularında depolanarak kalmaktadır. Bu da bu hayvanın etini yiyenlerde büyük ölçüde sağlık riskini oluşturmaktadır. Üstelik de ayetin içinde özellikle bu hayvanı da yaratan Rabbimizin bizzat Kendisi etinin pis olduğunu belirtmektedir. Yaratan Rabbimiz neyi yarattığını bilmez midir ki, biz insanlar olarak kendi zannımızca domuz etinin pis olamayacağını iddia etmeye çalışalım ve kendi görüşümüzü Allah'ın hükmünün önüne geçirmeye çalışalım.
Domuz hayvanı ve etinin yenilip yenilmeyeceği tarih boyunca birçok toplumda ve özellikle sıcak iklim kuşağında bulunan orta doğuda süregelen bir konu olmuştur. Sümer ve Babil uygarlıklarında domuz hayvanı kutsal sayılmış, tanrılara kurban edilmenin dışında kesilip yenilmemiştir. Eski Mısır’da da din adamlarının yemediği bir hayvan olmuş, Tevrat’ta yenmesi Yahudiler için yasaklanmıştır. Biz Müslümanlar için de domuz etinin yenmesi ayetlerle sakıncalı, insan sağlığı açısından zararlı ve riskli görülmüştür. Ama buna rağmen Rabbimizin “ Biz hiç bir şeyi boşuna yaratmadık “ dediği gibi domuz hayvanı da doğa yaşamının devamı, ekolojik dengenin sağlanması için doğanın bir parçasıdır. Lanetlenen bir hayvan da değildir. Bu hayvanın yerine getireceği Allah’ın fıtraten kodladığı, kemikleri, yağları, etleri ve derisi ile, tarımda, kozmetikte ve sanayinin birçok alanında kullanımı ile insanların hayatına katkıda bulunduğu görevleri bulunmaktadır. Bu hayvan da var olması ve yaşamı boyunca yerine getirdiği işleviyle Rabbimizin buyruklarına boyun eğmekte ( secde etmekte ) Rabbimizin mucizelerinin ve büyüklüğünün bir kanıtı olmaktadır.
Biz Müslümanız elhamdülillah ! Dosdoğru ve sağlıklı yaşamımızın yegâne kaynağı da Kur’anımızdır ve buradaki Rabbimizin bizim için koyduğu hükümlerdir. Rabbimiz bize domuz etinin yenmesinin zararlı kıldığını ayetlerle çok net olarak ortaya koyduğuna ve nedenlerini de belirttiğine göre elbette ki biz Müslümanlar bu hükümler gereğince hareket etmekle mükellefiz. Bizim açımızdan domuz etini yemek elbette ki haramdır, eğer iman etmişsek artık haram mıdır ? değil midir ? tartışması yersiz ve gereksiz olmalıdır. Ayetlerde yer alan “ hinzir “ sözcükleri de “ domuz “ hayvanı için kullanılmıştır. Fakat etinin yenmesinin sağlık açısından haram kılınmasından dolayı domuz hayvanının tamamen de her yönüyle haram görülmesinin de tutarlı bir tarafı olamaz. Ona bakılırsa Müslümanlara aklı örten içki ( alkol ) ile sarhoş olmak da haram kılınmaktadır. Peki insan yaşamının kolaylığı ve gereksinimi için bir çok alanda kullanılmasının çok zorunlu olduğu etil alkol ve mamulleri de mi kullanılmayacaktır. Kimyasal tanım açısından ona bakarsanız şeker de bir poli alkoldür. Şekeri kullanmamamız, hayatımızdan çıkarmamız mümkün müdür ? O nedenle Kur’anda bizlere haram kılınanların neler olduğuna ve neden haram kılındığına çok dikkat etmemiz, sapla samanı birbirine karıştırmamamız gerekmektedir. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !...
Hüseyin Can S.
15-02-2021
Peki o halde eşek eti kaplan eti çakal eti haram mı yoksa helal mi
Zeki Çelik.
16-02-2021
Değerli Kardeşim !
Rabbimiz, haram kıldığı yiyecekleri rics ( habis, pis, zararlı, çirkin ) ve fisk ( günaha sokan, şirkle kirlenmiş, putlar için kesilmiş ) olmak üzere hayvanların etlerinin yenmemesini bu iki gerekçeye bağlamaktadır. Öte yandan Enam Suresinin 142 - 144. ayetlerinde çifter çifter yarattığı ve helal kıldığı hayvanları ayrıntıları ile açıklamakta, yine Enam Suresinin 146. ayetinde de " Ve Biz Yahudilere bütün tek tırnaklı hayvanları haram kıldık. " ifadesiyle tek tırnaklı ( toynaklı ) at, eşek, katır, gergedan, domuz gibi sindirim sistemleri tek odalı olup barsaklarda sindirimin tamamlandığı, geviş getirmeyen hayvanların bitki selülozunu midede değil de barsaklarda sindiren hayvanların haram kılındığı belirtilmektedir. Allah'ın hükmü bütün indirdiği kitaplarında değişmeyeceğinden, Allah'a ve Kitaplarına iman etmiş Yahudi, Hrsitiyan ve Müslüman bütün insan ve topluluklarına zorunlu kalmadıkça, rics özelliklerinin giderilmesi sağlanmadıkça bu hayvanların etlerinin yenmesi sağlık ve temizlik açısından yasak ve haram kılınmıştır. Allah'ın selamı, rahmeti ve Kur'anın doğruları sizinle olsun !....
Hüseyin Can S.
16-02-2021
Değerli Hocam , Yazınız, emeğiniz için çok teşekkür ederim. Allah razı olsun, Ancak dikkatimi çeken şey Yahudilere haram kıldık diyor, inananlara haram kıldık demiyor. Burada kafam karışıyor işte. Selamlar
Zeki Çelik.
17-02-2021
Değerli Kardeşim !
Dikkat ederseniz Enam Suresinin 146. ayetindeki " Yahudilere haram kıldım " ayetinin ardından Allah'ın hükmünün bütün peygamberler ve Kitaplar için değişmeyeceği ifadesine de yer vermiştim. Adem peygamberden bu yana insanların sağlığı ön görülerek Rabbimizin koyduğu bir haram, Yahudiler veya başka kavimler için zikrediliyor, Kur'anda yer veriliyor ise, o uyarı bütün Müslümanlar için de geçerlidir ve hem peygamberimiz, hem de bizim için bir öğüttür, hatırlatmadır. Selam üzerinize olsun !....
Hüseyin Can S.
17-02-2021
Çok teşekkürler hocam, Emeğinize ve dilinize sağlık
Zeki Çelik.
17-02-2021
Değerli Kardeşim !
Biz de bu soruları yöneltmiş ve bir günde birçok insanın bu soruları ve açıklamalarımızı okumuş ve bundan sonra da okuyacak olanların bu konuda bilgi sahibi olmalarına vesile olmuş olduğunuzdan dolayı size teşekkür ederiz, Kur'anın doğruları ve rehberliği ile sağlıklı bir yaşam dileriz !...
Hüseyin Can S.
17-02-2021
Teşekkürler hocam, Gene bazı sorularım var, size iletirim Saygılarımla
Hüseyin Can S.
17-02-2021
Değerli Hocam , Yazınız, emeğiniz için çok teşekkür ederim. Allah razı olsun, Ancak dikkatimi çeken şey Yahudilere haram kıldık diyor, inananlara haram kıldık demiyor. Burada kafam karışıyor işte. Selamlar
Zeki Çelik.
17-02-2021
Değerli Kardeşim !
Bizim peygamberimizden önceki bütün peygamberlere de Rabbimiz aynı esaslar üzerine ayetlerini vahyetmiştir. Davut Peygambere Zebur, Musa Peygambere Tevrat, İsa Peygambere İncil ve son peygamber olan bizim Peygamberimize de Kur'an indirilmiştir. Bütün peygamberler ve onlara inanmış olan insanların hepsi Allah katında Müslümandır. İnsanlığın yaratılmasından bu yana Allah katında tek bir din vardır, o da İslam'dır. Ancak insanlar kendi aralarında Musa Peygambere inanmş olanlara Yahudi, Musevi, İsa Peygambere inanmş olanlara İsevi, Nasrani veya Hristiyan isimlerini kendileri koymuşlardır. Kur'andan önceki bütün kitapların orijinali tam olarak kayda alınamamış, ortadan kalkmış, ayetleri korunamamış ve daha sonra insanlar bir takım dini görüşlerini kendileri Yahudiler Tekvin, Talmut adı altında, Hristiyanlar da İncil adında birçok kitabı kendileri yazmışlar, kendi aralarında toplanarak da dört tanesini dinlerinin kitabı olarak belirlemişlerdir. Ve bundan dolayı bugün gerek Yahudiler, gerek se Hristiyanlar Allah'ın kendileri, ataları için indirdiği gerçek İslam dinini yaşamamaktadırlar. Bizim kitabımız Kur'an ise tamamen ve aynen kayıtlar altına alınmış, peygamberimizin vefatının hemen ardından kitap haline getirilerek bu güne kadar aynen korunmuştur. Ancak bizde de bir takım ulema Arapça olduğu için siz Kur'andan anlamazsınız diyerek insanları Kur'anı anlamak üzere okumaktan Müslümanları uzaklaştırmışlar, Kur'anın dışında peygamberimizin ölümünün ardından dinlerini uydurulan hadis ve rivayetlerle insanlara yaşatmayı gelenek haline getirmişlerdir. Bu nedenle insanlarımız Kur'anı sadece hiç bir şey anlamadan her harfine on sevap kazanacağı yanlış inancı ile sadece ramazandan ramazana imamla mukabele etmekte, hasıl olan sevabı da ölenlerine bağışlamakta ve Kur'anın içerisinde nelerin olduğundan kendisinin herhangi bir haberi de olmamaktadır. Bundan dolayı bizim Müslümanım elhamdülilah diyen insanlarımızın büyük çoğunluğu da dinini Kur'an ayetleriye değil, maalesef Kur'anın dışında oluşturulmuş rivayet ve hadislerle yaşamaktadır. Allah'ın yasaklamalarından, öğütlerinden, hatırlatmalarından haberleri olmamaktadır. Bundan dolayı da Furkan Suresinin 30. ayetinde " Benim ümmetim şüphesiz bu Kur'anı mahcur eyledi ( terkedilmiş bir şey eyledi ) " diyerek hesap gününde Peygamberimizin ümmetinden şikayetçi olacağı bize uyarı olarak belirtilmektedir. Size açıklamak için Yahudiler için yasaklanma olarak belirttiğim o ayetin orijinalini ise Rabbimiz bize öğüt olsun diye belirtmektedir. Ben de sitemde bu güne kadar yer verdiğim bütün konularımda din adına içinde bulundukları yanlışları ve Kur'anımızın doğrularını ayetlerle insanlarımızın önüne koymaya çalışmaktayım. Değerli kardeşim ! Anladığım kadarıyla fırsat buldukça sitemizdeki öncelikle dikkatinizi çeken bir çok konuyu gözden geçirmeniz ve konular içerisindeki Allah'ın ayetlerinin mealleriyle tanışmanız sizin için çok yararlı olacak düşüncesindeyim. Allah'ın selamı ve Kur'anın doğruları sizinle olsun !...