Soru

Furkan F.   15-03-2020   180
Hocam merhaba. 2 adet sorum olacaktı. 1-) Zülkarneyn kıssasın da gunesın battıgı yer v dogdugu yer denıyor. Ama bır yarım kure de o yarım kure de bulunan sehırlerın hepsın de gunes dogup batmaz mı zaten? yanı gunesın dogdugu yer ve battıgı yer neresi oluyor? 2-) Hocam zümer 6 'da 3 karanlık evre denıyor. Ama bebek anne karnın da ışık gormez mı. Yanı karanlık olmuyor ki anne karnı. bir de 3 evreden kasıt nedir?

Yanıtlar

Zeki Çelik.   16-03-2020  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Kur’anda  Kehf  Suresinin  83 – 98  ayetleri  arasında  yer  verilmiş,  fakat  üzerine  çok  yanlış  ve  farklı  yorumların  getirildiği,  hikayelerin  anlatıldığı,  spekülasyonların  yapıldığı  çok  kapsamlı  bir  konuya  dikkat  çekmişsiniz.  Size  teşekkür  ederim.  Yüz  yıllardır  Zülkarneyn  gerçek  midir ?  değil  midir ?  Peygamber  midir,  kral  mıdır ?  tartışmaları  her  toplumda  yapılmış,  kimileri  Yunanlı  İskender,  kimileri  Mısırlı  Merzuban  b.  Merdube  demiş,  kimilerine  göre  kendini  Allah’a  adayan  bir  kul,  kimilerine  göre  İran  Pers  İmparatoru  Kisra  olmuştur.  Ancak  Kur’an  ayetlerine  göre  Zülkarneyn  hakkında  Yahudiler  tarafından  Peygamberimize  soru  yöneltildikten  sonra  konu  Kur’an  ayetlerinin  arasına  girdiğine  göre  Yahudi  kaynaklarında  bu  konuda  bilgilerin  olduğu  da  aşikardır.  Bu  kaynaklardaki  bilgilere  bakıldığı  zaman  ise  Zülkarneyn,  Allah’a  ibadet  eden  bir  kral  olmalıdır.  Bu  kaynaklarda  bir  çok  ayrıntı  ile  anlatılanlara  ve  tarihi  bilgilere  göre  M.Ö  5. asırda  yaşamış  Fars ( İran ) Kralı  Dara  cl. Kebir  de  olabilir,  6. asırda  yaşamış  Fars  Kralı  Kurus  da  olabilir  denilmiş  ve  bunlarla  ilgili  pek  çok  rivayet  anlatılmıştır. Ancak  bütün  bunlar  spekülasyondan  öteye  de  gidememektedir.

Zülkarneyn  sözcüğü  “  zü “  edatı  ile  “  Karn “  sözcüğünün  tesniye ( ikileme )  ile  bir  tamlamasıdır. “ iki  karn  sahibi,  iki  boynuz  sahibi,  iki  büyük  çadır  sahibi,  iki  çağ  sahibi,  iki  nesil  sahibi  “  gibi  anlamları  taşımaktadır. Bu  karşılıklara  göre  de  Orta  Asya’daki   Oğuz  Türklerine,  Çinlilere,  Tatar  boylarına  varıncaya  kadar  yine  pek  çok  hikaye  anlatılmıştır.  Ancak  ayetlerin  yer  aldığı  paragraf  bütünlüğü  içerisinde  84. ayete  dikkat  ettiğimiz  zaman  ise  anlamın  bütünleşebilmesi  için  “  Şüphesiz  Biz  iki  çağ  sahibi  için  yeryüzünde  iktidar  sağladık  ve  ona  her  şeyden  bir  sebep  verdik “  ifadeleriyle  “ iki çağ  sahibi “  anlamının  tercih  edilmesi  daha  doğru  olur. Ve  ayetle  böylece  Zülkarneyn’in  yeryüzünde  iktidar  sahibi  bir  yönetici  hükümdar  olduğu  anlaşılır.

Değerli  kardeşim  bu  kıssada  yer  alan  bütün  ayetlerin  sırası  ile  asıl  vermek  istediği  mesajını  ve  ayrıntılarını  burada  açıklamamız  çok  yer  kaplayacağından  ve  adeta  olanaksız  olduğundan  dolayı  sadece  sizin  dikkat  çektiğiniz  “ Güneş’in  doğduğu  ve  battığı  yer “  ve  o  yerlerin  neresi  olduğu  ayrıntısına  değinmeye  çalışacağız. Bu  ayetler  Peygamberimizin  risaletinin  7.  yılında  kendisine  indirilmiştir. O  dönemde  Yesrib ( Medine  şehri )  toplumsal  bir  bataklık  halindedir.  Şehirde  tahrif  edilmiş  inançlarla  Yahudiler,  Hristiyanlar  ve  tamamen  dinsizler  yaşamaktadır. O  güne  kadar  orada  yaşamakta  olan  gerek  Yahudi  ve  gerekse  de  Hristiyanlar  açısından  İbrahim  Peygamber  ve  ardından  gelen  peygamberlerden  bu  yana  Allah’ın  vahyinden  neredeyse  eser  kalmamak  üzeredir.  Bundan  dolayı  ayetin  orijinalinde  Şems  ( Güneş )  sözcüklerine   gerçek  anlamıyla  düz  mantıkla  bakılmayıp,  Kur’anın  anlatım  sanatlarından  biri  olan  müteşabih  mecaz  sanatı  olarak  dikkat  edilirse  ayetlerde  yer  alan  güneş,  “  Vahiy,  Kur’an “  anlamına  gelmektedir.  Nasıl  ki  gerçek  güneş  hayatın  kaynağı  olup  gezegenler  sistemini  ve  dünyamızı  aydınlatıyor   ise,  Kur’an  ve  Allah’ın  ayetleri  de  insanlık  için  odur.  Ayetlerde  söz  edilen  “ Güneşin  batması  ise, “  Vahyin,  daha  evvel  indirilmiş  Kitapların ( İbrahim  suhufunun,  Tevrat,  Zebur  ve  İncil’in )  tahrif  edilerek  ortadan  kaldırılmasıdır.  Kara  balçık  ise  mecazi  olarak  Allah’ın  vahyinden  uzak  kalmış  olan  sapkın  Yesrib  halkının  kokuşmuş  halidir,  düzenidir. Her  ne  kadar  tarihte  gerçekten  Zülkarneyn  denilen  fakat  kesin  olarak  kim  olduğu  belli  olmayan  ve  imanlı  bir  hükümdar  var  ise  de,  ancak  sorulan  soruya  Kur’an  ayetleri  ile  anlatılmaya  ve  verilmeye  çalışılan  asıl  mesajlara  göre  anlıyoruz  ki  buradaki   hükümdar  Peygamberimiz   Muhammed ( a.s. ) dir.  Güneşin  doğduğu  yer (  Allah’ın  son  vahyinin  indirilmeye  başladığı  yer )  Mekke  şehri  ve  hükümdarın  gittiği,  güneşin  de  batmış  olduğu  yer  ise  Yesrib ( Medine ) dir. Böylece  daha  sonra  gerçekleşecek  olan  Peygamberimizin  Hicretine,  yapacaklarına,  sözleşmelerine  ve  kuracağı  devlete  atıflar  yapılmaktadır.  Allah,  doğrusunu  en  iyi  bilendir !

Değerli  kardeşim  2. sorunuza  gelince ;  Sizin  de  belirttiğiniz  gibi  Zümer  Suresinin  6. ayetinde “  Sizi  annelerinizin  karınlarında  üç  karanlık  içinde,  yaratılıştan  sonra  bir  yaratılışla  yaratıyor “  ve  bu  ayetin  biraz  daha  ayrıntılı  hali  ile  Müminun  Suresinin  12 – 16.  ayetlerinde  de  “ Ve  andolsun  ki  Biz,  insanı  seçilmiş  bir  çamurdan  oluşturduk.  Sonra  onu  çok  dayanıklı  bir  karargahta  bir  nutfe  yaptık.  Sonra  o  nutfeyi  bir  embriyon  oluşturduk.  Sonra  o  embriyoyu  bir  et  parçası  oluşturduk.  Sonra  o  et  parçasını  kemikler  olarak  oluşturduk.  Sonunda  o  kemiklere  de  bir  et  giydirdik.  Sonra  onu  bir  başka  oluşumda  yeniden  kurduk.  İşte  oluşturanların  en  güzeli  Allah,  ne  cömerttir. “  ifadeleriyle  belirtildiği  gibi  bugünkü  gelişen  bilim  ve  teknolojinin  insanın  doğumu  ile  ilgili  ortaya  koyduğu,  neredeyse  bütün  ayrıntıları  Kur’an  bin  dört  yüz  yıl  önce  vermekte  ve  Kur’anın  Allah’tan  olduğunun  bir  kanıtı  da  bu  ifadelerle  gösterilmektedir. Ayetlerde  yer  alan  karanlık  ve  karargah  ifadeleri  ile  bebeğin  gelişiminin  sağlandığı  anne  karnının  sağlamlığına  ve  dayanıklılığına  atıf  yapılmaktadır. Bugünkü  Tıbbın,  bilim  ve  teknolojinin  geldiği  doğum  ile  ilgili  ortaya  koyduğu  ayrıntılara  kısa  ve  öz  olarak  bakacak  olursak,  gerçekten  de  bebeğin  anne  karnındaki  gelişimi  anne  karnındaki  1. Batın  duvarı  karanlığı  2.  Rahim  duvarı  karanlığı  3.  Amniyon  zarı  karanlığı  olmak  üzere   ve  yukarıda  ayetlerde  de  gördüğümüz,  etin,  kemiğin  ve  organların  oluşmasında  ayrı  ayrı  görev  alan  her  biri  de  üçer  katmandan  oluşmuş  karanlık  oda  denilen  bölmelerde  sağlanmakta,  bu  gelişim  yine  1. Preembriyotik  evre  2.  Embriyonik  evre  3. Fetal  evre  olmak  üzere  zaman  aralıkları  da  farklı  üç  evrede  tamamlanmaktadır. Bu  evrelerin  başlangıcında  elbette  ki  fetus  henüz  gelişmemiş  ve  çok  küçük  bir  yapıda  olduğundan  ışık  ile  bir  ilgisi  yoktur,  ancak  son  evrede  ise  ışığa  karşı  duyarlılık  ortaya  çıkmaya  başlamaktadır. Allah’ın  Selamı,  rahmeti,  bereketi  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et