Soru

Arda M.   31-05-2021   15
Sorumu yanıtladığınız için çok teşekkür ederim. Bir sorum daha var onu da sormak istiyorum size. Nisa Suresi 1. ayette "Ey insanlar sizi tek nefisten (nefsi vahide) yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden çok sayıda erkekler ve kadınlar türetip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının." burada nefsi vahideyi Adem değil de ilk hücre ya da tür, cins olarak alabiliyoruz. Böyle aldığımızda" ikisinden çok sayıda erkekler ve kadınlar üretti " ifadesini nasıl anlayacağız? İkisinden kelimesi iki kişiyi ya da iki şeyi kast etmez mi ? Ondan çok sayıda erkekler ve kadınlar türetip yayan deseydi nefsi vahideye ilk hücre ya da insan türü anlamını verebilirdik ama ikisinden kelimesi var ayette. Bu da nefsi vahidenin adem olduğu ademden eşinin yaratıldığı ve sonra ikisinden (adem ve eşinden) birçok erkek ve kadın türetilip yayıldığını ve böyle böyle insanlığın bugüne geldiğini ve bizim de sonuç olarak ademden geldiğimizi bu ayette anlatılanın bu olduğunu desteklemez mi ? Yani kısaca sorum şu: ikisinden erkek ve kadın üretilmesi ifadesi ne anlama gekmektedir ?

Yanıtlar

Zeki Çelik.   31-05-2021  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Sorunuza  konu  olan  Nisa  Suresinin  1. ayetinde   “  Ey  insanlar !  Sizi  tek  bir  nefisten  oluşturan,  ondan  eşini  oluşturan  ve  her  ikisinden  birçok  erkek  ve  kadın  türetip  yayan  Rabbinizin  koruması  altına  girin.  Ve  kendisiyle  birbirinize  dilekleştiğiniz  Allah’ın  ve  akrabalığın  koruması  altına  girin. Şüphesiz  Allah,  sizin  üzerinize  gözeticidir. “  ifadeleriyle  iki  kısımdan  oluşan  evrensel  bir  beyanname  niteliğinde  insanlar  arasında  yaratılış  açısından  bir  fark  bulunmadığı  beyan  edilmekte,  yaratan  Rabb'e  ve  akrabalık  hukukuna  takvalı  davranılmasının  gerektiğine  vurgu  yapılmakta,  birinci  bölüm  ile  insanların  yaratılış  mucizesine  dikkat  çekilmektedir. Bu  bölümde  yer  alan  ifadeler,  İsrailiyatın  etkisiyle  bize  göre  yanlış  değerlendirilerek  birçok  müfessir  tarafından  sizin  de  ima  etmeye  çalıştığınız  gibi  “  Allah’ın  ilk  önce  Adem’i  kıyamet  kopmadığı,  Kur'anımızda  da  bambaşka  kozmik  bir  yapıda  oluşturulacağının  sözylendiği  henüz  gerçek  Cennet  de  olmadığı  halde,  bedeni  ve  ruh  üfürülmesiyle  canlandırarak  zihni  donanımlarının  tümüyle  bir  anda  yoktan  var  ettiği,  sonra  da  Adem’den  Havva’yı  yarattığı  “  şeklindeki  yaratılmanın  ilk  orijini  iddia  edilmiştir.  Bu  temeldeki  inançlar  ve  görüşler  ayetteki  “ ez  zevcu “  sözcüğünden  yola  çıkılarak  Havva  şeklinde  kabul  edilmesiyle  başlamaktadır. Sekizyüzlü  yıllarda  bilim  ve  teknolojinin  gelişmediği,  hatta  hiç  olmadığı,  iletişimin  çok  sınırlı  veya  hiç  olmadığı,  dünyanın  yuvarlak  olduğunun  dahi  bilinmediği,  bugüne  göre  çok  ilkel  yaşamların  ve  doğa  üstü  inançların  yoğun  olduğu,  Yahudi  ve  Hristiyan  kaynaklarından  başka  da  yararlanılacak  kaynak  olmadığı  nedenlerinden  dolayı,  çoğunluk  müfessirin  kabul  ettiği  bu  görüşe  göre,  “  Allah  Hz. Adem’i  yaratınca,  onu  bir  süre  uyuttu.  Sonra  da  onun  sol  kaburgalarının  birinden  Hz. Havva’yı  yarattı.  Hz. Adem  uyandığında  onu  gördü,  ona  meyledip  onunla  ünsiyet  kurdu.  Çünkü  o,  Hz. Adem’in  bedeninin  bir  parçasından  yaratılmıştı. “  anlatımlarından  yola  çıkan  klasik  müfessirler,  bu  görüşlerine  sonradan  Peygamberimizin  adına  da  anlatılmış “ Kadın  eğri  bir  kaburga  kemiğinden  yaratılmıştır.  Eğer  onu  düzeltmeye  kalkışırsan  onu  kırarsın.  Onu  eğri  olarak  bırakırsan  ondan  istifade  edersin. “  uydurma  hadisini  delil  göstermişler,  Razi’nin  Nefatihu’l  Gayb,  Kurtubi  el -  Camiu’l  Ahkami’l  Kur’an  eserlerinde  yer  aldığı  gibi  İbn  Abbas  da  Mücahid  de  bu  kabullere  eklemeler  yapmışlardır.

Bu  anlayışın  asıl  kaynağı  da  Kitab  ı  Mukaddes’te  ( Yaratılış ) Tekvin  II :  21 – 23  Bablarında  “  Rabb  Tanrı  Adem’e  derin  bir  uyku  verdi.  Adem  uyurken  Rabb  Tanrı  onun  kaburga  kemiklerinden  birini  alıp  yerini  etle  kapadı.  Adem’den  aldığı  kaburga  kemiğinden  bir  kadın  yaratarak  onu  Adem’e  getirdi.  Adem  “  İşte  bu  benim  kemiklerimden  alınmış  kemik,  etimden  alınmış  ettir. “  dedi.  Ona  kadın  denilecek,  çünkü  o  adamdan  alındı. “  denilen  anlatımlardır.

Şimdi  biz  Kur’anımızın  dile  getirdiği  gerçek  ayetin    bütün  insanlık  (  nefis  ve  eşi ) ilk  çiftten  çoğalarak  yeryüzüne  dağılmıştır. “  İfadelerine  bakacak  olursak, Şu  anda  dünyada  yaşayan  insanlardan  başlayarak  geriye  doğru  gittiğimizde,  bilimin  Biyolojik  kanunlarla  önümüze  koyduğu  üreme  kanıtlarına,  Kur’anımızdaki  yaratılma  ile  ilgili  diğer  ayetlerin  ayrıntılarına  baktığımızda  ilk  çifte,  oradan  tek  cevhere  varacak  ve  o  tek  bir  cevheri   Allah’ın  cansız  varlıklardan  yarattığı  bilgilerine  ulaşacağız.  Ayetteki  “  Sizi  tek  bir  nefisten  yaratan,  ondan  eşini  yaratan “  ifadesiyle  açıkça  insanın  ilk  yaratılış  aşamasına ;  Tek  bir  hücreye  ve  o  hücrenin  bugün  bildiğimiz  çiçekli  bitkilerde  olduğu  gibi  eşeysiz  olarak  üremesine,  eşeyli  üremenin  ise  daha  sonraki  aşamalarda  olduğu  gerçeğine  vurgu  yapılmaktadır. Bu  konunun  bugünkü  bilimin  araştırmalarının,  İslam  filozoflarının  felsefi  çalışmalarının  da  teyit  ederek  dile  getirildiği  birçok  Kur’an  ayetlerinden de yaratılış  serüveninin  Cennette  değil  de  ilk  olarak  özellikle  yeryüzünden  bir  bitki  olarak  bitirilmesiyle  maddeden  tek  hücre  şeklinde  başladığını,  ardından  bitkisel  eşeysiz  üremelerle  aşama  aşama  geliştirilerek,  sonra  duyuların,  duyguların  oluşumu,  sonra  bilgi  ve  bilinç  aşamalarıyla  devam  edip  geldiği  anlaşılmaktadır. Bu  ayrıntıları  da  sitemizde  “ Adem  ve  İnsan “  başlıklı  makalemizde  oldukça  geniş  olarak  açıkladık.

Nefis  ile  ilgili  benzeri  ifadeler  Zümer  Suresinin  6.  ve  Araf  Suresinin  189. ayetinde  de  “ O  sizi  bir  nefisten / candan  oluşturan  ve  ondan  da  kendisine  ısınsın  diye  eşini  yapandır.  Ne  zaman  ki  o,  onu  örtüp  bürüdü,  o  zaman  o  hafif  bir  yük  yüklendi.  Ve  bununla  gidip  geldi.  Ne  zaman  ki  zevce / hanım  ağırlaştı,  hemen  o  ikisi  /  karı  koca  Rablerine  dua  ettiler : “ Eğer  bize  Salih / düzgün,  sağlam  ve  sağlıklı  bir  çocuk  verirsen,  andolsun  ki  kesinlikle  şükredenlerden / karşılığını  ödeyenlerden  olacağız. “  ifadeleriyle  görülmektedir.  Maalesef  neredeyse  bütün  Türkçe  ve  Arapça  eserlerde  ayetin  orijinalindeki  “ nefs ”  sözcüğü  ve  “ nefsi  vahide “  ifadelerinin  bütünü,  Adem  ve  Eşi  olarak  kabul  edilerek  yine  Yahudilerin  Tekvin II.  Bab, 18 – 25  anlatımlarının  etkisinde  kalınarak  açıklamalar  yapılmaktadır. İlk  insanın  Adem  olduğu,  Havva’nın  ondan ( kaburga  kemiğinden )  yaratıldığı, Adem’in  kaburga  kemiklerinin  Havva’nınkinden  bir  adet  noksan  olmasının da  bundan  kaynaklandığı  anlatılmaktadır.  Halbuki  ayetin  orijinalinde  Adem  ve  Havva’dan  söz  edilmediği  gibi  ima  yolu  ile  de  olsa  bu  ikisine  herhangi  bir  atıf  bulunmamaktadır. Ayetin  orijinalinde  cinsiyeti  belirtilmeyen  bir  canlıdan  bahsedilmekte,  sonra  da  bu  canlıdan  onun  eşinin  yaratıldığı  bildirilmektedir.  Bu  yaratılış  tarzının  bugünkü  bilimin  de  ortaya  koyduğu  ve  ispatladığı  gibi  “ klonlamaya “  benzediğini  söyleyebiliriz. Rabbimiz  ayette  insanın  eşinin  kendisinden,  aynı  genlerden / hücreden  yaratılmasının  gerekçesini  de  göstermiştir. Erkek  ve  dişi  insanlar  görünüm  olarak  ayrılsalar  da  yaratılışta  tek  bir  canlıdan  türedikleri  için  aynı  özellikleri  taşımaktadırlar.  Bu  da  özde  birbirlerinden  farkları  olmadığı  anlamına  gelmektedir. Erkeklik,  dişilik  farkına  gelince  Kur’an  ayetlerindeki  ayrıntılara  baktığımız  zaman  bu  fark,  ilk  yaratılışta  önce  bitki,  sonra  eşeysiz  üreme  ile  eşin  yaratılmasından  değil  Nisa  Suresinin  1.  ayetindeki  ifadelere  göre  de  yaratılışın  üçüncü  basamağından  sonra  oluşmuştur.  Araf  Suresinin  189. ayetinin  hemen  ardından  190. ayetteki  “ Ne  zaman  ki  o  ikisine  sağlıklı  bir  çocuk  verdi.  O  ikisine  verdiği  şey  hakkında  O’nun  için  ortaklar  edindiler.  Onların  ortak  koştuğu  şeylerden  Allah  arınıktır,  yücedir. “  ifadelerini  görmekteyiz. Eğer  birbirini  takip  eden  bu  iki  ayetteki  “  nefs  “  sözcüğü  Adem  peygamber  olarak  kabul  edilirse  Adem  ve  eşinin  de  şirke  girdiğini  kabul  etmek  gerekir  ki,  Allah'ın  Tevhit  öğretisiyle  eğittiği  hiç  bir  peygamber  Allah’a  ortak  koşarak  şirke  girmez.  Bu  ayetlerdeki  çocuk  ve  şirk  konusu  da  maalesef  yine  Razi,  el – Mefatihu’l  Gayb  eserinde  yer  alan  fakat  uzun  olduğu  için  burada  yer  veremeyeceğimiz  İbn   Abbas’ın  nakilleriyle  İbrani  kültüründe  üretilen  Adem  ve  Havva  rivayetleri  ile  birleştirilmiş  ve  ortaya  mantığın,  aklın  ve  Kur’an  ayetlerinin  onaylamadığı,  Allah’ın  Biyolojik  yaratma  kanunlarına  aykırı  hayal   ürünü  anlatımlar  çıkmıştır.

Arap  dil  Gramerinde  kelamda  zamirlerin,  merciinin  mutlak  surette  lafzen,  manen  veya  hükmen  zikredilmiş  olması  gerekir. Oysa  bu  ayetlerde  ne  lafzen,  ne  manen  ve  de  ne  hükmen  Adem  ve  Havva  diye  bir  merci  veya  ima  bulunmamaktadır.  Buna  karşılık  ayetteki  “ nefs  ve  eşi “  ifadelerinden  bu  ikilinin  karı  koca  oldukları  anlaşılmaktadır. Ayette  konu  edilen  bu  karı  koca,  Adem -  Havva,  Ali -  Ayşe,  Ahmet -  Fatma  gibi  bilinen  ve  tanınan  birileri  değil,  aslında  genel  olarak  tüm  karı  kocalar,  tüm  insanlardır. Ve  sözü  edilen  davranışlar  da  tüm  karı – kocaların  genel  karakteridir,  fıtri  özellikleridir. İnsanın  şirke  ve  nankörlüğe  meyilli  olan  bu  ham  karakterleri  daha  birçok  ayette  de  dile  getirilmektedir.

Değerli  Kardeşim !  Özetleyecek  olursak  sorunuzda  belirttiğiniz  Nisa  Suresinin  1. ayetinde  yer  alan  “  İkisinden  erkek  ve  kadın  üretilmesi “  ifadesi,  biz  Yahudi  Tekvin  ve  Hristiyan  Apokrif  İncil  anlatımlarındaki  hayalle  ve  insanlar  eliyle  üretilmiş  rivayetlere,  bunlardan  etkilenilerek  ilkel  dönemdeki  Müslüman  Müfessirlerin  ve  de  bugünün  anlı  şanlı  İlâhiyatçılarının  bilim  ve  teknolojinin  bugün  geldiği  noktanın  çok  uzağında  kalarak  ısrarla  yanlış  da  olsa  biz  atalarımızdan  öğrendiklerimizden  vazgeçemeyiz  diyerek  de  ardından  gittikleri,  oluşturulmuş  olan  akıl,  mantık  ve  Kur’an  dışı  rivayetlerine  inanmadığımız  ve  Kur’anımızın  ayetlerini   esas  alarak,  bilimin  önümüze  koyduğu  kanıtlarla  birleştirerek  konu  ayrıntılarına  bakmaya  çalıştığımız  için bize  göre ;  İnsanı  önce  topraktan  ve  sudan  ( Cennette  değil  )  yeryüzünde  bir  bitki  olarak  bitirip,  sonra  da  eşeysiz  üreme  ile  aynı  nefisten ( genlerden ) ( Candan )  eşini  yaratan,  sonra  da  aşama  aşama  onu  geliştirerek  milyonlarca  yıl  süren  evriminin  ardından,  zihinsel  fonksiyonlar  ve  üreme  yeteneği  kazandıran  Rabbimiz,  Necm  Suresinin  45 – 46. ayetlerinde  “ Hiç  kuşkusuz  Allah  yaratmayı  plana  koyduğu  zaman  iki  çifti / erkeği  ve  dişiyi  bir  nutfeden / spermden  oluşturan  da  O’dur. “  diyerek  erkekliğin  ve  dişiliğin  meni  ile  belirlendiği  ve  yaratmanın  bu  üçüncü  basamağında  ise  üremenin  bu  şekilde  sağlandığı  anlatılmaktadır.  Benzer  şekilde  yine  Hücurat  Suresinin  13. ayetinde  de  “ Ey  insanlar  gerçekten  Biz  sizi  bir  erkek  ve  bir  dişiden  yarattık. “  denilerek  de  dünya  üzerindeki  hayatın  devam  etmesi,  üremenin,  çoğalmanın  olabilmesi  için  erkeğin  spermi  ile  dişinin  yumurtasının  birleşmesinin  gerektiği  ifadeleriyle  açıklık  getirilerek,  sürekliliğin  sağlanması  için   Allah’ın  koyduğu  kurala ( Sünnetullah’a )  dikkat  çekilmektedir.

Sizin  de  sorunuzun  bir  bölümünde  insanlarımıza  bin  iki  yüz  yıldır  anlatılan  hurafelerin  etkisinden  henüz  tam  olarak  kurtulamadığınız  imajını  veren  ve  bu  bağlamda  belirttiğiniz  ayetlerdeki  ifadelere  bağlı  olarak "  Adem  Peygamber  ve  eşi  Havva'dan  birçok  erkek  ve  kadın  türetilip  yayıldığının  desteklenmiş  olabileceği "  ifadenize  yukarıda  yapmaya  çalıştığımız  açıklamalar  ve  örneklemeler  ile  elbetteki  onay  ve  destek  veremeyiz.  Bu  açıklamalarımızın  doğrultusunda  da  insanların  "  Cennette  İlk  insan  ve  Peygamber  olarak  yaratıldığına  Rivayetler  etkisiyle  inanılan  Adem  Peygamberden  çoğalmış  olduğunu  değil,  Kur'anda  birçok  ayette  Adem  olarak  zikredilen  sözcük  ile  aslında  bizim  de  beşerlik  ve  insanlık  boyutundan  başka,  bir  de  iç  boyutumuzun,  vicdani  ve  manevi  yönümüzün  varlığına  ve  ünsiyet  kazanmış  bir  atanın  soyundan  geldiğimize  işaret  edilmekte  olduğunu  söyleyebiliriz. Kur'anımızın  dışında  yazılmış  kitaplarda  binlercesi  yer  alan  bu  tutarsız  ve  absürt  olan  rivayetler  için  daha  söylenmesi  gereken  o  kadar  çok  Kur'an  ayetleri,  gösterilmesi  gereken  o  kadar  çok  Allah'ın  yarattığı  kanun,  kural,  ilke  ve  bunlara  karşı  insanların  inandığı  o  kadar  çok  yanlış  kavram  bulunmaktadır  ki  hepsini  bu  zeminde  dile  getirmek  mümkün  değildir. Sitemizde  bunların  bir  çoğuna  çok  değişik başlıklar  altında  değindik.

Değerli  Kardeşim !  Dinimizin  doğrularını  öğrenmek,  Müslümanların  önüne  konulmuş  olan  yanlış  inanç  ve  hurafelerden  arınmak  için  Kur’anımızın  içerisindeki  ayetlerin  meallerinin  okunması,  bu  ayetler  içindeki  ifadelerin  düşünülerek  sorgulanması,  her  Müslüman’ın  yapması  gereken  önemli  bir  davranıştır,  görevdir,  gerçek  ve  kalplere  inmiş  imanın  oluşmasının  önemli  bir  adımıdır. Sizi  de  bu  yolda  çaba  harcayan  bir  kardeşimiz  olarak  görüyoruz. Bu  çabalarınız  sizi  Rabbimizin  izni  ile  mutlaka  Rabbimizin  katındaki  gerçek  doğruya  ulaştıracaktır. Allah  doğrusunu  en  iyi  bilendir.  Allah’ın  selamı  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et