TÜM SORULAR

Soru

Zeliha M.   28-02-2024   247

Sayın Hocam. Biz kadınlar her Ramazan ayında özel durumumuzdan dolayı hemen hemen beş veya altı gün oruç tutamıyoruz. Din adına konuşanlar da Ramazan ayında herhangi bir sebepten dolayı tutulamayan oruçlar Ramazan ayından sonra kaza edilerek tutulur veya fidye ödenerek oruç otuza tamamlanır demektedirler. Doğru olanı nedir ? Selamlar.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      28-02-2024  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti   üzerinize  olsun !

Her  Ramazan  ayında  çok  sıklıkla  soru  edilerek  gündeme  getirilen  ve  herhangi  bir  nedenle  tutulamayan  oruçların  kaza  edilmesi  veya  fidye  ödenmesi  ayrıntılarına  yönelik  ve  toplumuzda  gerçek  karşılıklarının  da  çoğunlukla  bilinmediği  çok  önemli  bir  soruyu  gündeme  getirmiş  olduğunuzdan  dolayı  size  teşekkür  ederim. Oruç  konusunun  bütün  ayrıntıları  ve  yükümlülükleri  Kur’anımızda  Bakara  Sûresinin  183.  184.  185.  187.  ayetlerinde  aslında  çok  açık  ve  net  olarak  anlatılmaktadır. Ancak  buna  rağmen,  ünlü  ulemamızın  ve  klasik  yorumcuların  birçoğu  ayetleri  doğru  tahlil  edememiş  ve  birçok  yanlış  anlayış,  uygulama  ve  geleneğe  meydan  verilmiş,  kafalarda  oluşan  sorulara  de  zemin  oluşturmuşlardır. Biz  sitemizde  “ Oruç  ve  Getirdikleri “  başlıklı  makalemizde  ayrıntılarını  ve  nedenlerini  oldukça  geniş  ve  kapsamlı  olarak  açıkladık.  Size  de  bu  zeminde  ana  hatlarıyla  yardımcı  olmaya  çalışalım.

Yorumcuların  büyük  bir  çoğunluğunca  Bakara  Sûresinin  183  ve  184.  ayetlerindeki  ayrıntı  farkının  ve  bağlantı  nedenlerinin  Arap  dil  kuralları  gereği  doğru  teşhis  edilememesinden  dolayı  birçok  yanlış  anlamalar  ortaya  çıkmıştır. Oysa  184.  ayette  sıralanan  oruç yükümlülükleri  o  dönemde  Medinede  ve  o  bölgede  yaşamakta  olan   fakat  artık  Müslümanlığı  seçmiş  olan  Yahudi  ve  Hristiyanların  Kur'anın  indirilmesinden  önce  tutmakta  oldukları  orucun  ayrıntılarıdır.  Bize  yükümlü  kılınan  oruç  ayrıntıları  ise  Bakara  185  ve  187.  ayetlerinde  açıklanmıştır.   

BAKARA  185  :  Ramazan  ayı  ki,  Kur’an  bir  kılavuz  olarak  ve  Furkan’dan  /  iyiyi  kötüyü  ayırdedebilmek  için  yol  göstermekten   açık  seçik  açıklamalar  olarak  kendisinde  indirilmiştir.  Bu  nedenle  sizden  her  kim  bu  aya  şahit  olursa  hemen  onda  oruç  tutsun.  Kim  de  hasta  veya  sefer,  çiftçilik,  ticaret,  askerlik,  eğitim  öğretim  gibi  gidiş  gelişli  hareketli  bir  iş  üzerinde  ise  diğer  günlerden  sayısıncadır.  Allah  size  kolaylık  diler.  Size  zorluk  dilemez. Bu  kolaylık,  sakınmanız / Allah’ın  koruması  altına  girmeniz  ve  sayıyı  tamamlamanız,  size  yol  gösterdiğinden  dolayı  Allah’ı  yüceltmeniz  ve  Allah’ın  verdiği  nimetlerin  karşılığını  ödeyesiniz  diyedir.

Bu  ayetten  anlaşılacağı  gibi  biz  Müslümanlara  farz  kılınan  orucun  zamanı,  sadece  Ramazan  ayı  olarak  gösterilmektedir.  Ancak  önceki  ayette,  bizden  öncekiler  için  farz  kılındığı  söylenerek  sözü  edilen  sayılı  günler  ifadesinin  bununla  bir  ilgisi  yoktur. Zaten  bizden  öncekiler  oruçlarını  genellikle  bireysel  ve  değişik  zamanlarda  iki  veya  üç  gün  gibi  değişik  sayılarda  tutmuşlardır.  Bize  ise  oruç, “ Ey  iman  etmiş  kimseler ! “  hitabı  ile  tüm  müminler  muhatap  alınarak,  orucun  bireysel  olarak  değil, “  ortaklaşa,  aynı  zaman  diliminde,  hep  birlikte  karşılıklı,  beraberce  oruç  tutmak  “  anlamında  olan  ayetin  orijinalindeki  “ es  siyam “  ifadesiyle  bütün  Ramazan  ayı  içerisinde  farz  kılınmıştır. Yani  denilmek  isteniyor  ki,  mümin  toplumlarda,  mesai  ve  sosyal  ilişkiler,  Ramazan  aylarında  birbirlerini  zora  koşmadan,  Allah’ın  istediği  gibi  tam  ve  kâmil  orucu ;  yemeyi,  içmeyi,  cinsel  ilişkiyi,  aslında  lüzumsuz  konuşmayı  da  bırakarak,  her  türlü  kötülüklerden,  hayasızlıktan,  haddi  aşmaktan  sakınarak,  kendileri  ile  Allah  arasındaki  ilişkiyi  düşünecekler  ve   Allah'ın  ayetlerinin,  öğütlerinin  uyarıları  ile,   gerçek  İslam  dinini  yaşamaları  sayesinde  de  toplum  içerisinde  güzel  ahlâk,  örnek  ve  erdemli  davranışlarla,  kendini   tutarak  sakınma  bilinciyle  takvaya  ulaşacaklardır.   Aksi  halde  gerçek  anlamında  olmayan,  insanlık  için  verilen  mesajların  algılanamadığı,  olumlu  bilinçlenmenin  kazanılamadığı  bireysel  ve  değişik  günlerde  tutulan  oruçlar,  toplumsal   etkileşmeyi,  toplumsal  terapi  ve  rehabilitasyonu,  dayanışmayı,  beraberliği  sağlamaz,  insanları  takvaya  ulaştırmaz,  sadece  açlık  ve  susuzlukla  yapılan  bir  işkenceden  öteye  geçmez.

Ramazan  ayında  hastalık  /  kadınların  özel  günleri  veya  yolculuk ( çiftçilik,  ticaret,  askerlik,  eğitim  öğretim  gibi  gidiş  gelişli  bir  iş )  yapmak   nedeniyle   tutulamayan  üç  gün,  beş  gün  veya  daha  fazla  günden  sonra  geriye  kalan  günler,  ayetin  orijinalinde  de  "  min  eyyamin  uhar "  ifadesiyle  de  belirtildiği  gibi  oruçlu  olarak  yine  aynı  Ramazan  ayının   içerisinde  bu  engellerin  ardındaki  diğer  günlerde  sağlıklı  ve  uygun  olunduğu  zamanlarda  gerektiği  gibi  ve  kâmil  olarak  devam  edilerek  oruç  ayı  tamamlanmalıdır.  185. ayetin  Arapça  orijinalinde  yer  alan  " litukmilü "  ifadesinin  " ikmal "  sözcüğü  "  kemal "  kökünden  olup  bu  kalıptaki  anlamı  "  olgunlaştırılmış,  kusursuz,  mükemmel,  en  yüksek  değere  ulaşmış,  kâmil  hale  getirmek  "  anlamında  olmasına  rağmen,  bir  çok  mealde  ayetin  orijinalinde  yer  almadığı  halde  bunun  yerine  " itmam "  kökünden  gelen  ve  tamamlama  anlamında  olan  " litütmimü "   ifadesi  ayette  varmış  gibi   aktarılmasından  dolayı,  Diyanet  Vakfı  meal  çevirilerinde  dahi  "  Tutamadığı  günler  sayısınca  başka  günlerde  tutsun. "  denilerek  birçok  meal  çevirisinde  eksik  kalan  oruç  Ramazandan  sonraki  günlerde  otuza  tamamlanır  ifadeleriyle   kaza  edilebileceği  inancı  ayetlerin  hilafına  Müslümanların  belleğine  yanlış  olarak  yerleştirilmiştir.

1200  yıldır  da  Müslümanlar  bu  yanlışlarla  aldatılmışlardır.  Halbuki  Kur'anın  orijinal  gerçek  lafızlarına  göre  oruç,  sadece  Ramazan  ayına  özgü  bir  ibadettir.  Herhangi  bir  nedenle  Ramazan  ayı  içerisinde  tutulamamış  olan  oruçların,  bize  ayetle  belirtilerek  sağlanmış  olan  kolaylıklarından  dolayı  kazası  da,  fidyesi /  kefareti  de  yoktur. 185.  ayette  belirtilen  " Diğer  günlerde  sayıyı  tamamlayınız  " ifadesi  de  Ramazan  ayının  içerisindeki  günlerdir. Dolayısıyla  hastalık  veya  herhangi  bir  mazereti  nedeniyle  5,  10,  veya  20  gün  tutulamayan  oruç  için  Ramazan  ayından  sonraki  herhangi  bir  zamanda  kaza  edilerek  tutulur  ve  sayı  30  güne  tamamlanır  diye  Kur'anda  böyle  bir  hüküm  yoktur. Kişi  sadece  Ramazan  ayı  içerisinde  eğer  mazereti  sona  ererse,  kalan  diğer  günlerde  oruçlu  olmaya  devam  eder. Hastalığı  sürekli  olanlar  hiç  tutmaz.  Tutamadığı  günlerin  kefareti,  fidyesi  diye  bir  sorumluluğu  da  yoktur.

Geçmiş  toplumlara  konulmuş  olan  fidyeden  bu  ayetlerde  söz  edilmemiştir.  Ayette  “ Allah  size  kolaylık  diler,  size  zorluk  dilemez “  ifadesinden   dolayı,  Allah’ın  bir  lütfu  olarak,  bizden  öncekiler  için  konulmuş  olan  fidye,  geceleri  de  terkedilen  konuşma  ve  cinsel  ilişki  biz  Müslümanlar  için  kaldırılmıştır.  Ramazan  günlerinde  herhangi  bir  nedenle,  özürle  tutulamayan  orucun,  yine  ramazan  ayı  içerisinde  daha  sonraki  kalan  günlerde  devam  edilerek  tamamlanması  emredilmiştir.  Bu  ise  Müslümanların  yararınadır.  Orucun  herhangi  bir  nedenle  tutulamadığı  günlerle  ilgili  olarak  bazı  ilâhiyatçılar,  Ramazan  ayından  sonraki  uygun  oldukları  herhangi  bir  günde  kaza  ederek  sayıyı  tamamlarlar  veya  gün  sayısı  kadar  fidye  öderler  demekte,  hatta  hasta  ve  yaşlı  olanları  dahi  30  günlük  bu  fidye  sorumluluğunun  içine  dahil  etmektedirler. 184. ayetteki  oruç  ayrıntılarının  bizim  için  değil,  bizden  öncekiler  için  belirtildiğinin  ve  185. ayette  de  bizim  için  belirtilen  ayrıntılarda  fidye  ödeme  ayrıntısının  olmadığının  farkında  olamamaktadırlar.  Dolayısıyla  Ramazan  ayı  içerisinde  tutulamayan  oruçlar  için  fidye  de  kaza  edilmesi  diye  de  bir  şey  yoktur.  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !..

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET