TÜM SORULAR

Soru

Gürcan D.   14-12-2022   362

Değerli büyüğüm, makalelerinizi zevkle okuyor, çok değerli bilgilere ulaştığına inanıyorum. Tevhid inancına erdiğimi, Cenabı ALLAH'ın bizden istediği kulluğun Kerim Kuran'ımızdan öğrenilmesi gerektiğine inanan bir kardeşiniz olarak, namaz ritüelinin şuanki zamanda gerçekleşen sözde ibadet olmadığına inanan birisi olarak EZAN konusunda bilgi almak istiyorum. Araştırmalarda maalesef tarihselci ve meshepsel yaklaşımla oluşan hadisi bilgilendirmeler bize doğrulara götürmemektedir. Rica etsem bu konuda bilgilendirme yapabilirmisiniz? Saygılarımla

Yanıtlar

Zeki Çelik.      14-12-2022  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Kur’anın  Hakk  Dini  İslam  adına  bin  dört  yüz  yıldır,  Mezheplerin,  Ulemanın  ve  dilden  dile  dolaşan  farklı  görüşleriyle,  rivayetlerle  anlatılan  faziletleriyle,  verilen  fetvalarla,  din  çevrelerinin  ve  sorumlularınca  yapılan  açıklamalarla  birçok  umdenin  yozlaştırıldığı  gibi   yine  yozlaştırılan,  aslında  saptırılan,  özünü  ve  ruhunu  yitirmiş  olan,  bugün  sadece  kiliselerin  çan  sesleri  ve  sivil  savunma  siren  sesleri  gibi  Müslümanların  çoğunlukla  anlamlarını  da  bilmediği,  yalnız  namaz  vaktinin  ilânı  durumuna  getirilmiş  ve  aslında  yapısı  ve  anlamlarıyla  müminlerin  hayatında  çok  önemli  bir  yer  tutması  gereken  ezan  konusuna  dikkat  çektiğiniz  için  size  teşekkür  ederim.

Peygamberimizin  Medine’ye  hicret  etmesinden  sonra  benimsenerek  teşekkül  etmeye  başlamasıyla  beraber  İslam’da,  salat  ve  salatın  ikame  edilmesi,  toplanma  ile  yerine  getirilmesi  gerekli  olan  temel  bir  ibadet  şekli  ortaya  çıkmıştır.  Bu  nedenle  müminlerin  ne  zaman  toplanıp  bir  araya  gelecekleri  de  kaçınılmaz  bir  zorunluluk  olarak  gündeme  gelmiştir.  Aslında  bugün  bu  toplanmanın,  bir  araya  gelebilmenin  çağrısı  ve  duyurusu  için  mektup,  telefon,  sms,  gazete,  radyo,  televizyon,  elektronik  posta  gibi  çok  yaygın  ve  modern  iletişim  araçları  bulunmaktadır. Fakat  bütün  bunlardan  ziyade  gerçek  anlamıyla  bilinen  ve  yaşanan,  o  zamanın  koşullarına  göre  de  istihdam  edilmiş  olmasına  rağmen  ezanın  yeri,  önemi  ve  işlevi  bambaşkadır.  Aslında  Kur’anımızda  yer  aldığı  ayetlerde  ve  oluşmuş  olan  yapısına  baktığımız  zaman,  ezan,  Hristiyan  ve  Mecusilerinki  gibi  salt  bir  ilân,  duyuru  ve  davetten  ibaret  değil, derin  bir  anlamı  bulunan,  müminleri  Allah’a  itaate,  bilinçlenmeye,  uyanıklığa,  takvaya  ve  İslami  şahlanışla  ayağa  kalkmaya  davet  eden,  aynı  zamanda  da  bir  özgürlük  sembolüdür,  içeriği  ile  toplumlar  için  yüce  bir  öğreti  ve  uyarı  mesajıdır,  Müslümanlara  ait  özel  bir  davet  şeklidir.

Ama  bugün  ezan  konusunun  gerçek  işlevinin  ve  mesajının  ne  olduğundan  habersiz  olan,  hadis  ve  rivayetlerin  etkisinden  sıyrılamayan  Din  sorumluları  da   bu  daraltılmış  ve  basite  indirgenmiş  anlayış  ve  kabul  çerçevesinde  “  Ezan  İslam’ın  değişmez  bir  simgesidir.  Dünyanın  neresinde  olursa  olsun  Müslüman  varlığının  ve  kimliğinin  bir  göstergesidir,  özgün  dilinde  okunması  konusunda  on  beş  asırlık  bir  gelenek  ve  ittifak  söz  konusudur.  Ezanın  asıl  amacı  vaktin  girdiğini  bildirip  salata  davet  olduğundan  değişik  dilleri  konuşan  Müslümanların  hepsine  bu  davetin  ulaştırılması,  ancak  yine  hepsinin  ortak  bilincine  hitap  etmekle  olur  ki,  bunun  yolu  da  bilinen  asli  lafızlarıyla  okunmasından  geçer. “ ( Güncel  Dini  Meseleler  Toplantısı 1. Sonuç  Bildirgesi  36. Madde )  açıklamalarıyla  yetinerek  gerçekten  İslam  ve  Dinimiz  adına,  salatı  da  sadece  namaz  olarak  kabul  ettiklerinden,  ezanı  sadece  namaz  davetine  indirgeyerek  çok  yararlı  bir  görevi  yerine  getirdiklerini  zannetmektedirler. Bu  kısır  ve  asıl  hedefinden  saptırılmış  anlayış,  daha  sonraları  abartılarla  kutsallaştırılmış,  olmazsa  olmaz  kabulleriyle  ezanın  okunması  gereken,  gökyüzüne  ok  atan  Nemrut'la  yarışır,  sanki  Allah  sadece  gökyüzündeymiş  gibi  gökyüzüne  uzatılan  minareleri  de  yaratmış,  bu  minareler  İslam'ın  sembolü  haline  getirilmiştir.

Din  görevlilerince  Müslümanların  böyle  yetersiz  ve  yanlış  yönlendirmelerle  beyinleri  yıkanmış  olduğundan,  ne  ezanı  okuyan  hafızların,  ne  de  duyan  Müslümanların  büyük  çoğunluğu,  ezanla  ne  denildiğini  bilmemekte,  buradaki  derin  mananın  ve  mesajın  ne  olduğunu  anlamamakta,  kanıksanmış,  alışılmış,  sadece  namaz  vaktinin  girdiğinin  anlaşıldığı  ve  düşünüldüğü  rutin  bir  çağrı  olarak  bilmektedir.  Elbette  ki  bu  tür  algılamalarla  uygulanan  ve  bilinen  ezanın,  İslam’ın  hedeflediği  ezan  davetiyle  yakından  uzaktan  bir  ilgisi  bulunmamaktadır. Halbuki  ezan  sadece  namaz  için  toplanma  çağrısı  değildir. Esasen  namaz  için  çağrıya  da  gerek  yoktur. Çünkü  namaz  zaman  ve  mekâna  bağlı  olmadan  her  vakitte,  her  anda  gece  gündüz,  her  yerde  yerine  getirilebilecek  bir  ibadettir. Dolayısıyla  ezan  aslında  bir  iman  duyurusu,  imanı  güçlendirme  daveti,  Müslümanların  bir  birlik  ilânı  olup,  tek  bir  Allah’a,  tek  bir  öndere  çağırmak,  salatı  ön  plana  çıkarmak  suretiyle  müminlere  kurtuluşun  yolunu  göstermektir.  Ezan  aynı  zamanda  bir  tebliğdir, yapılan  bir  davetin  yanı  sıra  gayrimüslimleri  de  Allah’a  teslim  olmaya  çağırmaktır. Çünkü  ezanın  özünde  yer  alan  Salat  daveti,  Allah’a  kulluğun  bir  simgesidir,  dinin  temel  direklerindendir.

Lügat  karşılığı  olarak  ezan,  mastar  olarak  seslenme,  duyurma,  anons  etme  demektir.  Kavram  olarak  ise “  Salatların  ne  zaman  gerçekleşeceğini,  Müslümanların  bir  araya  gelmeleri  gerektiğini  duyurmak  için  dillendirilen  özel  lafızlardır. “  Kur’anda  bu  sözcük  lügat  anlamıyla  çeşitli  kalıplar  halinde  yer  alırken  Tevbe  Suresinin  3. ayetinde “  Ve  en  büyük  Hacc  günü …. Şüphesiz  Allah’ın  ve  O’nun  Elçisinin  ortak  koşan  kimselerden  ilişiksiz  olduğuna  dair  Allah’tan  ve  Elçisinden  insanlara  ezanühüm /  bir  bildiridir. “  ifadeleriyle   “  bildiri,  ilam “  olarak  yer  alır. Cuma  Suresinin  9.  ve  Maide  Suresinin  58.  ayetinde  de “ Ve  siz  onları  salata  / ve  iza  nâdeytüm / çağırdığınız  zaman,  onlar  onu  alay  ve  eğlence  edinirler.  Bu  onların  akıllarını  kullanmayan  bir  toplum  olmalarındandır. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  kavram  olarak  “  nida “  sözcüğü,   Bakara  279,  Araf  167,  Hacc  27,  gibi  birçok  ayette  de  “  fe’ zenü “  ifadesiyle  fiil  kalıplarında  kullanılmıştır.

Ezanın  sözleri  hicretten  sonra  Medine  döneminde  Rasulullah  ve  sahabe  ile  birlikte  ortak  kararlarla  tespit  edilmiştir  ve  uygulanmaya  başlanmıştır.  İlk  zamanlarda  Müslümanlar  salat  / toplanma  vakitlerini  evlerinde  beklerler,  ezanı  duyduklarında  da  sokağa  çıkarak  “  es  salat “  diye  seslenerek  çağırıda  bulunurlardı. Müslümanlar  çoğalıp  kenar  semtlere  de  dağılmaya  başlayınca,  duyurunun  herkese  yapılabilmesi  için  bir  çözüm  yolu  aranmaya  başlandı,  bu  konuda  çok  farklı  görüşler,  çözümler  üretildi,  sonunda  da  bugünkü  yapısıyla  seslenilmesinde  karar  kılınarak  uygulamaya  konuldu. ( Buhari  Ezan 1,  Müslim  Şalat 1,  Davud  Şalat  27,  Tirmizi  Şalat  25 ) Ezanın  lafızlarını  ele  alacak  olursak ;

*  Allah’u  ekber (  Allah,  bütün  yarattıklarından,  her  şeyden  büyüktür. )

*  Eşhedü  enlâ  ilâhe  illallah ( Ben  kesinlikle  Allah’tan  başka  ilâh  diye  bir  şey  olmadığına  şahadet  ederim ) ( Peki  Allah’ı  Kur’an  ayetleriyle  okuyarak,  afaki  ve  enfusi  mucizeleriyle  tanıma  çabası  içerisinde  olmadan,  hiç  bir  bilgiye  sahip  olmayanlar  nasıl  şahitlik  edebileceklerdir ? ) ( Ezanla  nasıl  bağlantı  kurabileceklerdir )

*  Eşhedü  enne  Muhammeden  Rasulullah ( Ben  kesinlikle  Muhammed’in  Allah’ın  Elçisi  olduğuna  şahitlik  ederim. ) ( Peki  gerçekten  Muhammed’i  tanıyor  muyuz ? Hakkında  ne  biliyoruz ? ) ( Yoksa  yalancı  şahit  miyiz ? )

*  Hayye  ales  salate ( Haydin  salata ) ( Salatın  doğrudan  doğruya  namaz  demek  olmadığını,  gerçekte  ne  olduğunu  biliyor,  ayrıntılarını  da  düşünebiliyor  muyuz ? )

*  Hayye  ale’l  felah ( Haydin  Allah  katındaki  kurtulmaya,  başarıya,  zafere )

*  Lâ  ilâhe  illallah ( Allah’tan  başka  ilâh  diye  bir  şey  yoktur. )

Ebu  Davud  Salat  3  rivayetine  göre  “  Bilal  Habeşi,  Necranoğullarından  bir  kadına  ait  olan  yüksek  bir  evin  damına  çıkıp  tarihte  ilk  olarak  sabah  ezanını  okudu. Böylece  ezan  hicretten  iki  yıl  sonra  uygulanmaya  başlandı.  Daha  sonra  Mescidi  Nebevinin  arka  tarafına  ezan  okumak  için  özel  bir  yer  yapıldı. “  denilmektedir. Daha  sonraları  tarihte  ezan  ile  ilgili  bazı  operasyonlar  yapılmıştır.  Halife  Ömer,  Şiilerin  kaynaklarında  ezanda  farklı  olarak  belirttiği  “  Hayye  ale’l  hayril  amel  “ haydi  hayırlı  işe,  amele,  ibaresini  kaldırmıştır. ( Bahranî  VII, 498 )  Aynı  zamanda  Halife  Ömer,  sabah  ezanında  “  essalatû  hayrun  minen  nevm  “  namaz  uykudan  hayırlıdır  eklemesini  yaptırmıştır. Şiiler  de  kendilerine  göre  “  Hayye  alel  hayril  amel “  ifadelerini  korurken  bunun  yanı  sıra  “  Eşhedü  enne  aliyyen  ve  aliyyullah,  eşhedü  enne  aliyyen  hüccetullah “  eklemelerini  yapmışlardır. Elbette  ki  ezanın  lafızları  değişmez  bir  nass  değildir.  Salat  için  nida  etmek,  ayetlerde  de  değindiğimiz  gibi  Allah  tarafından  da  tasvip  edilmiştir.  Esas  olan  şeklen  ve  ruhen  gerçek  mesajın  ulaştırılmasıdır. Uydurma  hadislerle  de  daha  sonraları  Cami  içerisinde  kılınacak  farz  namazlarının  önünde  “  kaamet “  getirme  diye  ilaveli  ezan  da  hayata  geçirilmiştir. Üzerine  de  birçok  değişik  fetva  oluşturulmuştur.

Bugüne  geldiğimizde  maalesef  ezan,  sadece  namaz  vakitlerini  bildiren  birtakım  kalıplaşmış,  ezberlenmiş,  kanıksanmış  sözcükler  yığını  olup,  kargaşaya  da  meydan  vermemek  adına  özel  yetiştirilmiş  hafızlarla  merkezi  sistemde,  en  güçlü  hoparlörlerin  sonuna  kadar  açıldığı,  adeta  sağır  sultan  bile  duysun  denilircesine  icra  edilen,  musikinin  de  devreye  sokulup,  saba,  nihavent,  hüzzam  gibi  makamlarla  okunacağı,  bir  güfte  haline  getirilmiştir. Anlamı  mesajı  ve  gerçek  işlevi  kaybolmuştur. Durum  bu  olunca  da  ezanı  güzel  sesli  hafızların  okuması,  değişik  vakitlerdeki  ezanın,  değişik  makamlarda  okunacağı  ayrıntılar  da  gündeme  getirilmiş,  ön  plana  sokulmuştur. Böyle  olunca,  bu  mantıkla  hareket  edilince  de,  değişik  kalınlıktaki,  tondaki  ve  büyüklükteki  kilise  çanlarından  çıkan  seslerden,  sivil  savunma  sirenlerinden,  mübarek  ezanın  herhangi  bir  farkı  da  kalmamaktadır. Uydurulan  hadislerle  oluşturulan  ezan  dualarıyla,  ezanın  asıl  mesajı  ve  hedefi  bir  tarafa  bırakılarak,  ezanın  arkasından  ölmüş  peygamber  için  uydurma  salavat  dualarının  devamı  ve  bir  benzeri  olarak  "  Allahümme  Rabbe  hazeid  davetit  daamme "  denilerek  başlanılan  ve  peygamberi  seyyid /  efendimiz  yaparak  Makamı  Mahmudun  ne  olduğunun  doğrusu  da  bilinmediği  halde  Peygamberimizin  de  sanki  buna  ihtiyacı  varmış  gibi,  Allah'tan  Makamı  Mahmuda  ulaştırma  dileğinde  bulunulan  dualar  da  devreye  sokulmaktadır.

Halbuki  aslında  ezan  sadece  dinlenmez.  Aynı  zamanda  müezzinle  birlikte  bilinçli  bir  mümin  olarak  huşu  içerisinde  takip  edilir  ve  anlamları  düşüncelerden,  belleklerden  geçirilir. Böylece  kalplerde  oluşacak  heyecanla  iman  güçlenir,  kurtuluşun  yoluna  kanalize  olunmuş  olunur. Ve  ardından  da  uydurma  dualar  değil  “  Lâ  ilâhe  illallahu  vahdehu  lâ  şerike  leh,  lehul  mülkü  ve  lehül  hamdü  ve  hüve  alâ  külli  şey’in  kadir. “  denilerek  Allah  tesbih  edilebilirse,  ezanla  bütünleşilmiş  olunur. Böylece  ezan  o  kişiler  üzerinde  işlevini  yerine  getirmiş,  mesajını  ulaştırmış,  kurtuluşun  yoluna  sokmuş  olur.  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

Yanıtlar

Gürcan D.      15-12-2022  

Değerli büyüğüm, Saygı değer Abim. Vermiş olduğun cevaba istinaden göstermiş olduğunuz ilgi için teşekkür ederim. Gayet rahatlatıcı, bilgilendirici bir cevap oldu, tekrardan çok teşekkür ederim. Ezan konusunda da maalesef değişimlerin olduğu da ortada. Bundan yola çıkarak ALLAH Resulünün bize ilettiği mesaj da yerine oturdu. Gerçek inananlar ve Cenabı ALLAH'ın affettiği kullarından olmak dileklerimle saygılar sunuyorum, ALLAH'a emanet olunuz.

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET