TÜM SORULAR

Soru

Turhan T.   09-03-2022   460

Hocam merhabalar benim kafamı karıştıran konular var ve çözüm için araştırdıkça daha başka problemlerle karşılaşıyorum iyice içine batıyorum ben bu işlerin uzmanı değilim araştırıyorum imkanlarım sebebiyle sadece Google üzerinden araştırmaya çalışabiliyorum. Ve araştırırken hristiyanların deistlerin ateistlerin iddiaları ile karşılaşıyorum aşağıya iki link koydum bu iki site aklımı aşırı karıştırıyor sizin bilginize güvenerek sizden kapsamlı bir cevap istiyorum şimdiden çok teşekkür ediyorum. http:// hakikatbununneresinde.blogspot.com/2012/04/yahudi-metinlerinden-kurana.html?m=1 https:// www.study-islam.org/turkce/kuranin-orijinal-kaynaklari/4-hiristiyanligin-ve-hiristiyan-apokrif-kitaplarin-etkisi Bu iki sitede yazanlar gerçekten kafamı çok karıştırdı. Sizden ricam ettiğim, linki dikkatlice okuyup degerlendirip sorularıma cevap vermeniz Hakikat bunun neresinde adlı sitede özet olarak kurandaki bazı ayetlerin( tevratta benzeri geçmeyen ayetler) Talmud gibi yahudi metinlerinden kopyalandığı iddia edilmiş. Örneğin karganın ölü gömmeyi göstermesi bu mesele tevratta geçmiyor fakat talmudta geçiyor. Diğer bir örnek, siteden alıntıladım:"Yine kurandaki Araf suresi 171. ayetinde geçen, Sina Dağı’nın yerinden sökülüp bir tehdit unsuru olarak Yasa’yı kabul etmeyen Yahudilerin başının üzerinde tutulduğu yolundaki anlatı 2. yüzyıla ait kutsal olarak kabul edilmeyen bir kitap olan Abodah Sarah’dan alınmıştır." Mesela burada kutsal kabul edilmeyen demiş bu konuda bilgim olmadığım için soruyorum kutsal kabul edilmeyen bir kitaptan niye alıntı var Kuran'da. Diğer sitede ise genel olarak benzer iddialar var. Daha çok apokrif kitaplarından bahsetmiş bu sitede. Ve burada da ilginç olan şeyler Hz İsa'nın beşikte konuşmasının apokrif kitaplarda gectigi ve dahası apokrif kitapların bu bilgiyi Budanın efsanelerinden aldığı aynı ifadelerin efsanelerde geçtiği örneğin efsanedeki Buda bebekken konuşuyor ve konuştuğu cümleler ile apokrif metindeki İsa'nın bebekken konuştuğu cümleler birbirine çok benziyor(özellikle dunyayı kurtarmak şeklindeki cümleler) attığım ikinci linke bakabilirsiniz(study-islam) başka iddialar da var Buda'nın annesinin hamilelikte ağaca dayanması Hz Meryem'in hamile iken ağaca dayanması hem buda efsanesi hem apokrif metinler hem Kuran'da çok benzer ifadeler var. Ben Kur'an'a inanıyorum ama Hz İsa Hz Meryem ile ilgili ifadelerin Hz İsadan önce yasamis Buda'nın efsanelerinde geçmesi sanki Budanın efsanesinden kopyalanmış gibi duran apokrif metinlerde de geçmesi Kur'an'ın uydurulmuş kitaplardan alıntılar yaptığını mi gösterir haşa böyle bir şey düşünmüyorum ama bu iddialar kafamı aşırı şekilde karıştırıyor. En kısa zamanda sorularıma cevap verebilirseniz çok sevinirim.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      19-03-2022  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Öncelikle  araştırdığınızı,  bu  esnada  başka  problemlerle  karşılaştığınızı,  kafanızın  karıştığını  dile  getiriyorsunuz.  Anlaşılmış,  bütünlüğü  ile  kavranamamış  ve  tam  sindirilememiş  Kur’an  hakimiyeti  olmadan  yer  verdiğiniz  kaynaklardan  okumak,  Kur’ana  inandığını  söyleyen  Müslümanlar  için  imanın  kayması,  zayıflaması  ve  zedelenmesi  açısından  tehlikeli  bir  durumdur.  Zira  zamanımızda  İlâhiyat  eğitimi  almış,  imam  ve  önderlik  yapmış  olduğu  halde,  uydurulan  hadis  ve  rivayetlerin  etkisi  altında  kalıp,  Tarikat  ve  Cemaatler  eliyle  Kur’anın  dışında  yanlış  olarak  yaşatılan  ve  yaşanan  dinlere  bakarak,  bildiğini  zannettiği  Arapçayı  da  kullanarak,  bugün  Kur’anın  karşısında  olan  ve  karalama  kampanyalarının  başını  çekip  eserler  yazarak  maalesef  Müslümanlığını  terk  edenler  dahi  bulunmaktadır. Dolayısıyla  kafa  karışıklıklarından  kurtulmanın  yegâne  yolu,  Kur’anımızın  bütünlüğüne  hakim  olabilmek  ve  kavrayabilmek,  doğru,  sağlam  ve  gerçek  bilgilere  ulaşabilmek  için  sık  sık  Kur’anımızı  anlayarak  okumamız,  değişik  müfessirlerden  Kur'an  meallerini  karşılaştırarak,  aklımızı  kullanmamız  gerekmektedir.

Son  yıllarda  sosyal  medya   ve  basılı  kaynaklarla   iletişimin  çok  yaygınlaşmış  olduğu  olanaklardan  yararlanarak,  Kur’anın  İslam’ına,  Din  olgusuna  saldırılar  oldukça  büyük  boyut  kazanmıştır. Bu  bağlamda  *  Allah  vardır  ama  peygamber  diye  birileri  yoktur,  Kur’an,   baskı  ve  şiddet  içerikli  olup  tutarsızlıklarla  dolu,  eski  kaynaklardan,  mitolojik  olaylardan  esinlenerek  oluşturulmuş  uydurulmuş  bir  kitaptır  diyen  deistler, *  Allah’ın  varlığı  da,  yokluğu  da  ispat  edilemez  diyen  bilinmezci  agnostikler,  * Din  olgusunun  Orta  doğuda  yaşamış  olan  Sümer,  Babil,  Asur  gelenek  ve  kültürlerinin  bir  devamı  olduğunu,  Evrendeki  bütün  olayların  kendi  iç  dinamikleriyle  oluştuğunu  iddia  eden  ve  bunlara  bağlı  olarak  da  Allah’ı  da,  Peygamberi  de,  Kitabı  da  reddeden  ateistler  ortaya  çıkmıştır. Hele  hele  ateistler  bu  reddiyelerinde  o  kadar  ileri  gitmektedirler  ki,  ele  geçirdikleri  eski  eserlerde,  çok  tanrılı  din  ve  inançlarda,  kültürlerde  ne  kadar  mitolojik  ve  mistik  anlatım  varsa,  onları  kullanarak  Dinimizi  ve  inancımızı  karalamak  için  adeta  gözünün  üzerinde  kaşın   var  der  gibi  bahaneler  aramaktadırlar. Aslında  kendilerinin  Kur’andaki  ayetleri  tam  olarak  kavrayamadıkları,  anlayamadıkları,  o  dönemdeki  Arap  kültürünün  yaşam  koşullarını,  dil  kalıplarını  bilmedikleri  ve  Kur’anın  anlatım  tekniklerinden  haberlerinin  de  bulunmamasına  rağmen,  üstelik  de  daha  sonraları  uydurulmuş  hadis  ve  rivayetlere  bağlı  olarak  Müslümanların  yaşadıkları  yanlışlıkları,  buldukları  her  argümanı  da   karalama  kampanyalarında  delil  olarak  kullanmaya  çalışmaktadırlar.

Değerli  Kardeşim ! Siz  de  sosyal  medya  olanakları  içerisinde  yoğun  olan   bu  karalama  kampanyalarının  içine  bir  şekilde  düşerek  girdiğiniz  tereddütlerle  oldukça  ayrıntılı,  kapsamlı  ve  değişik  konuları  içeren  sorular  oluşturmuşsunuz. Aslında  her  biri  sayfalar  dolusu  açıklamaların  ve  delillerinin  gösterilmesinin  gerektirdiği  açıklamalarımızı  zeminin  gerektirdiği  zorunluluk  nedeniyle  mümkün  olduğunca  özetle  ve  ana  hatlarıyla  ele  almaya  çalışacağız. Sitemizde  de  bu  konulara  değişik  makalelerimiz  içerisinde  yer  vermekteyiz.

Öncelikle  aklımızda  tutmalıyız  ki,  Rabbimizin  bizim  Peygamberimize  gelinceye  kadar  bütün  peygamberlerine  indirdiği  vahyin  Tevhit  temelindeki  öğretisi  ve  mesajları  aynıdır  ve  Allah  katında  tek  bir  din  vardır,  o  da  İslam’dır. Fakat  bugün  Allah’ın  indirdiği  yazılı  kaynak  Kitaplar  olarak  bildiğimiz  ne  Zebur,  ne  Tevrat,  ne  de  İncil’in  orijinal  yapısı  ortada  yoktur.  Yahudilerde  dinin  kaynağı  olarak  bilinen  Talmut,  Tekvin,  Levilliler,  Tesniye,  Çıkış  gibi  kaynaklar  yüzyıllar  içerisinde  sonradan  hahamlar  tarafından,  Hristiyanlarda  da  Kanonik  İncil  adında  sonradan  İsa  Peygamberin  havarilerinin  anlattıkları  kulaktan  kulağa  dolaştırılmış,  kısmen  değiştirilmiş  ve  kişilerin  görüş  ve  hayal  güçlerine  dayalı  olarak  yazılmış  50  civarında  Kutsal  kitap,  Hristiyanların  büyük  çoğunluğunca  onaylanmayan  ve  Kutsal  kabul  edilmeyip  Kilise  ayinlerine  bile  sokulmayan  M.S.  200  yıllarında  eski  kültürlerin  inançlarının,  mitolojik  anlatımlarının  içine  yerleştirilerek,  Yunan  mitolojik  eserlerine  dayalı  Grekçe  yazılmaya   başlanan  yüzlerce  Apokrif  İncil ( Gizli  sözcükler ) bulunmaktadır. Bütün  bu  eserlerin  içerisinde  anlatılan  saçmalıkların,  tutarsızlıkların  yanı  sıra  kulaktan  kulağa  dolma  olarak  aktarılmış  gerçek  Tevrat  ve  gerçek  İncilin  bazı  ayrıntılarının  eksik  ifadelerle  de  olsa  kırıntıları  da  yer  almaktadır,  Rabbimiz  ise  bu  eserlerdeki  İsa  şöyle  söyledi  denilerek  başlanan  eksik  ve  değiştirilmiş  bilgileri  onaylamamakta,  doğrularına   ise  Kur’anda   bizzat  yer  vermektedir.

Örneğin  gelelim  önce  Kur’anımızda  Maide  Sûresinin  27 – 32. ayetleri  arasında  ele  alınarak  iki  Ademoğlunun  Allah’a  yaklaşmak  amacıyla  yaptıkları  salatın  ayrıntıları  anlatılırken  31. ayette  de  “  Sonra  Allah,  hemen  ona  kardeşinin  cesedini  nasıl  gömmekte  olduğunu  göstermek  için  toprağı  eşeleyen  bir  karga  gönderdi. "  ifadelerinin  de  Talmut  gibi  Yahudi  metinlerinden  kopyalandığı  iddiasına !  Buna  benzer  metin  evet  gerçekten  Yahudilerin  zaten  inanç  olarak  kullandıkları  Tekvin  4 : 1 – 16  bablarında,  Kurtubi,  el  Camiu  il  Ahkâmi’l  Kur’an  eserlerinde  değişik  versiyonlarla  aslında  karganın  cesedi  gömmeyi  değil,  saklayacağı  yiyeceğini  ihtiyaç  duyacağı  zamana  kadar  gizlemek  üzere  eşeleme  yaptığı  anlatılmaktadır. Kur'an  ayetinde  ise  aslında  karganın  ölüsünü  gömmeye  çalıştığı  değil  eşeleyen  bir  karganın  gösterildiği  ifade  edilmektedir.  Kur’anımızda  bu  ayetlerin  öncesinde  ve  sonrasında  yer  verilen  ayrıntıların  tamamında  Medine’deki   İsrailoğulları  muhatap  alınmakta,  kendi  kaynaklarında  var  olan,   sahip  oldukları  ve  bildikleri  kıssaların  doğrusu  ile  yaklaşılarak,  geçmişten  örneklerle  öncelikle  Medine’de  yaşamakta  ve  Peygamberimizin  muhatabı  olan  Kitap  ehli  Yahudilerin  Allah’ın  Elçisine  karşı  yanlış  tavır  almamaları  nakledilip  yapılan  anlatımlarla  da  tüm  insanlık  uyarılmaktadır.

Sözünü  ettiğiniz  Araf  Sûresinin  171. ayetinde  “ Hani  bir  zamanlar,  o  dağ  gölgelik /  şemsiye  gibi  iken,  onlar  da,  dağ  üzerlerine  yıkılacak  diye  zannederek   inanmışlarken  Biz,  onların  üst’ünü /  en  seçkinlerini  o  dağa  çekmiştik. / yükseltmiştik.  Allah’ın  koruması  altında  olmanız  için  size   verdiğimizi  kuvvetle  tutun  ve  içindekini  hatırınızdan  çıkarmayın ! “  ifadelerine  bağlı  olarak  dağın  reddiyeci  Yahudilerin  başının  üzerinde  tutulduğu  iddialarına  gelince !  Ayetin  orijinalinde  yer  alan  “ zann “  sözcüğü  burada  yakîn / kesin  bilgi  anlamında  kullanılmıştır. Ayette  sözü  edilen  “  onların  üst’ü “  diye  kastedilen  de  Sina’da  Tur  dağına  çıkarılan  Musa  Peygamberdir.  Aslında  burada  Musa  Peygambere  Tevrat’ın  vahyedilmesi  sırasında  meydana  gelen  yer  sarsıntısı,  yıldırım,  şimşek  gibi  doğa  olaylarına  da  atıfta  bulunulmaktadır. İsrailoğullarının  yaşadığı  ve  gördüğü  bu  olay,  Kur’anın  indirildiği  bu  dönemde  zaten  İsrailoğulları  arasında  bilinen  ve  dilden  dile  söylenip  gelen  bir  olaydır.  Yahudi  kaynaklarından  Çıkış  19. Bölümünde  de “  Musa  halkın  Tanrı’yla  görüşmek  üzere  ordugâhtan  çıkmasına  öncülük  etti.  Dağın  eteğinde  durdular.  Sina  dağının  her  yanından  duman  tütüyordu.  Çünkü  Rabb  dağın  üstüne  ateş  içinde  inmişti. Dağdan  ocak  dumanı  gibi  duman  çıkıyor,  bütün  dağ  şiddetle  sarsılıyordu. “  ifadeleriyle  de  yer  almaktadır. İşin  gerçeği  Musa  Peygamberin  vahiy  alması  esnasında  meydana  gelen  doğal  afet  diyebileceğimiz  olaylar  iken  “  Dağın  reddiyeci  Yahudilerin  başı  üzerinde  tutulduğu  gibi  yanlış  bilinen  bir  olay  yoktur.  Ama  maalesef  masal  ve  mucize  peşinde  koşan  bizim  anlı  şanlı  ulemamız,  Diyanet  çevirleri  de  dahil  birçok  mealde  bu  ayetin  çevirilerinde  "  Dağı  onların  üstüne  kaldırmıştık "  şeklinde  meallendirmiş  ve  gerçek  dışı  bir  algı  oluşturmuşlardır. Allah'a  söz  verdikleri  halde  sürekli  sözlerinden  dönen  Yahudilere  ve  bu  olaya  ait  uyarılar  Bakara  63 – 64, 93,  Nisa  154 – 158.  ayetlerinde  de  değinilmekte,  konuya  detaylandırılarak  açıklık  getirilmekte  ve  Yahudiler  tarafından  yanlış  bilinen  olayın  gerçeği  anlatılmaktadır.  Kutsal  : İnananlar  tarafından  saygı  duyulması  ve  izinden  gidilmesi  gereken  demektir.  Kutsal  kabul  edilmeyen  ve  Allah'ın  daha  önceki  peygamberlere  vahyettiğinden  başka  hiçbir  kitaptan  da  Kur’anda  alıntılar  olmaz.  Kur’an  başka  kaynaklardan  alıntıların  yapıldığı  bir  Kitap  değildir.  Kur’anın  nasıl  bir  kitap  olduğunun  ayrıntılarını  sitemizdeki  “  Kur’an  Nasıl  Bir  Kitaptır “  başlıklı  makalemizde  genişçe  bulabilirsiniz.

Apokrif ( Gizli  sözcükler ) Kitaplarında  İsa’nın  beşikte  bebekken  konuştuğunun  iddiası  ve  kabulü  aslında  Kur’anımızın  orijinal  lafızlarında  o  şekilde  olmamasına  rağmen,  Bu  kaynakların  etkisinden  kurtulamayan  Diyanet  çevirisi  meallerinde  olduğu  gibi  birçok  Klasik  ve  gelenekçi  müfessirin  çevirisinde  de  maalesef  Meryem  Sûresinin  29  - 36. ayetlerindeki  paragrafta  anlatılanlar,  yanlış  yorumlanarak  ve  saptırılarak  bebek  şöyle  konuştu  diye  çeviriler  bulunmaktadır. Bu  çeviriler  bizim  ulemamızın  büyük  çoğunluğunda  da  Kur’anın  anlatım  tekniklerinin  farkında  ve  hakim  olunmadığını  göstermektedir.  Bu  paragrafın  ayetlerinin  ele  aldığı  ayrıntılara  göre  Meryem,  bir  erkekle  evli  olmadığı  halde  hamile  kalmış,  dünyaya  bir  çocuk  getirmiş  olmasından  dolayı  kınanacağından,  onun  koruyucusu  ve  hamisi  olan  Zekeriya  Peygamber,  kendisine  Meryem  Sûresinin  25.  ayetinde  belirtildiği  gibi  halktan  hiç  kimse  ile  konuşmaması  için  konuşmama  orucu  tutmasını  öğütler. Bundan  dolayı  kucağında  bebek  ile  gelen  Meryem,  kavminin  üzücü  ithamlarına  rağmen  cevap  vermez.  Ve  size  o  cevap  verecek  anlamına  gelmek  üzere  bebeği  işaret  eder.  Bu  durum  tefsirciler  ve  rivayetçiler  tarafından,  ayetin  ardından  belirtilenlerin,  sanki  İsa  peygamberin  bebek  iken  konuştuğu  şeklinde  yorumlanır.  Halbuki  bu  söylenenler  yıllar  sonra  İsa  Peygamberin  görevine  ait  konuşmalardır. Meryem'le  ilgili  daha  ayrıntılı  bilgileri  "  Kur'anda  İsa  Mesih "  başlıklı  makalemizde  bulabilirsiniz.

MERYEM  29  – 36  :  ( 29 : 34 :  30 : 31 :  32 :  33 :  36 : ) “  …..Zekeriyya,  Meryem’in  zina  etmeden  çocuğu  doğurduğuna  kefil  olup  çocuğun  ma’bedde  yetiştirilmesini  istedi.  Onlar,  “  Biz  yüksek  mevkide  olan  kişiler,  Sabii,  Bizim  dinimizi  terketmiş  birine  nasıl  söz  söyleriz  /  Sabii,  bizim  dinimizi  terketmiş  biri  nasıl  söz  söyler  “  dediler.  İşte  bu  hak / gerçek  söze  göre,  hakkında  ihtilaf  edip  durdukları  ;  “  Şüphesiz  ben  Allah’ın  kuluyum. O  bana  kitabı  verdi  ve  beni  bir  peygamber  yaptı. Beni,  ben  nerede  olursam  olayım  mübarek  kıldı.  Hayatta  bulunduğum  müddetçe  bana  salatı  ve  zekâtı  yükümlülük  olarak  ulaştırdı.  Ve  beni  anneme  iyi  davranan  bir  kimse  yaptı.  Ve  beni  bir  zorba  ve  mutsuz  biri  yapmadı.  Ve  doğurulduğum  gün  ve  diri  olarak  yeniden  diriltileceğim  gün  selam  benim  üzerimedir. Ve  şüphesiz  Allah  benim  Rabbimdir. Sizin  de  Rabbinizdir. O  halde  O’na  kulluk  edin.  İşte  bu  dosdoğru  yoldur. “  diyen  Meryem  oğlu  İsa’dır.

Bizim  klasik  tefsircilerimiz  ve  rivayetçilerimizle,  Apokrif  incille  anlatılanların  ardından  gidenlerin  dışında,  Yahudi  ve  Hristiyanlar,  İsa  Peygamberin  beşikte  konuştuğuna  inanmamaktadırlar  ve  reddetmektedirler.  Ayrıca  Yahudilerin  o  dönemde  İsa’ya  düşman  oldukları  tarihi  bir  gerçektir.  Nitekim  İsa  peygamber,  elçiliğini  ilan  edince,  O’nu  öldürmek  için  mücadele  vermişler  ve  sonunda  da  O’nun  çarmıha  gerilmesini  sağlamışlardır. Bugün  elimizde  bulunan  Kur’an  Mushaf’ı   düzenlenirken,  İsa  peygamber  ile  ilgili  paragraflarda  ayetlerin  yerleri  ( 30.  ve  36.  ayetlerin  sıralaması )  ve  kıraatleri, ( noktalama  işaretleri ) İsa’ya  özel  bir  statü  verilmek  amacıyla  bilinçli  olarak  değiştirilmiş  ve  böylece  İsa,  meal  çevirilerinde  beşikte  iken  konuşturulmuştur.  Eğer  bu  olay  gerçekten  bu  şekilde  meydana  gelmiş  olsaydı,  çok  ilginç  ve  etkileyici  olması  nedeniyle  hızla  yayılır  ve  hiç  unutulmazdı.  Eğer  gerçekten  İsa  beşikte  konuşmuş  ve  peygamberliğini  ilan  etmiş  olsaydı  Yahudiler  daha  o  zaman  O’nu  bebekken  öldürürlerdi.  Halbuki  Kur’anda  orijinal  lafızlarla  paragraf  bütünlüğünde  verilmek  istenen  gerçek  mesajlarla  İsa  Peygamberin  bebekken  değil,  yetişkin  ve  peygamber  olduktan  sonra  yapacakları  anlatılmaktadır. ( İsa Mesih  başlıklı  makalemizde  ayrıntılarını  da  açıkladık. )

Buda'nın  annesi  ile  ilgili  anlatımlarında  da  olduğunun  belirtildiği  gibi,  hamile  bir  kadının  ağaca  dayanması  ve  benzer  şekilde  Kur’an  ayetlerinde  Meryem  Sûresinin  23. ayetinde  “  Sonra  doğum  sancısı  onu  bir  hurma  kütüğüne  tutunup  dayanmaya  zorladı.  “ Keşke  bundan  önce  ölseydim  ve  büsbütün  unutulan  biri  olsaydım ! “  dedi. “  ifadeleriyle  yer  alan  Meryem’in  de  aynı  şekilde  ağaç  kütüğüne  yaslanmasında  şaşılacak  ve  Kur’anın  buralardan  alındığını  iddia  etmek  gibi  bir  saçmalık  ve  basitlik  olamaz. Dünyanın  her  bölgesinde,  her  zamanında  kırsalda  yaşayan  hamile  bir  kadının  yolculuk  esnasındaki  yorgunluğunun  ve  sıkıntılarının  sonucunda  bir  ağaca  veya  duvara  yaslanmasından  daha  doğal  ve  normal  bir  şey  olamaz.  Halbuki  Kur'anın  ayetlerindeki  ifadeleriyle  burada  belirtilen  sözler,  aslında  Meryem’in  izah  edemeyeceği  bir  şekilde  hamile  kalması  ve  sahip  olduğu  çocuğunu  halkından  nasıl  gizleyeceğini  düşünen  bir  kadının  üzüntüsünü  ve  pişmanlığı  ile  içinde  bulunduğu  psikolojisini  yansıtan  sözlerdir. Çünkü  burada  Allah'ın  inayetiyle  çok  farklı  bir  doğum  olayı  yaşanmaktadır.  Hiçbir  anne  adayı,  normal  yollarla  oluşan  hamilelik  ve  doğum  esnasında  çektiği  sancı  nedeniyle  üzülmez  ve  pişmanlık  duymaz. Bu  ifadeler  de  hiç  bir  kaynaktan  alınmış  alıntılar  değil,  İsa  peygamberin  dünyaya  gelmesi  sürecinde  yaşanmış  gerçek  olaylardır.

Değerli  Kardeşim !  Biz  size  bir  süre  medyatik  ortamlarda  anlatılan  bu  tür  İslam’ı  ve  Kur’anı  karalamaya  çalışan  anlatımlarından,  video  yayınlarından  şimdilik   uzak  durmanızı  önerebiliriz. Çünkü  Kur’an  bütünlüğüne  hakim  olunmadan,  gerçek  ve  doğru  bilgilerle  donanarak  tahkiki  iman  seviyesine  ulaşılmadan  bu  yayınların  etkisinden  kurtulmak  pek  kolay  olamamaktadır. Müslümanların  imanını  da  zedeleyerek  yanlışlara  yönelebilmesinin  nedeni  de  olabilmektedir. Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !

 

Yanıtlar

Zeki Çelik.      19-03-2022  

Turhan T.

13-03-2022 01:31

Hocam cevapladığınız için çok teşekkür ediyorum yazınızın çoğu çok mantıklı geldi kafama oturdu ama birkaç yeri anlayamadım bu beşikte konuşma meselesinde dediklerinize göre kuran değiştirilmiş olmuyor mu ? Allah Kuran'da kitabı koruyacağım diyor. Bu bir çelişki oluşturmuyor mu? Niye böyle özel bir statü vermeye calişsinlar ki kuranı kitaplaştıran kişiler bu noktayı kafam almıyor. Beşikte konuşma meselesinin apokrif hristiyan metinlerde de geçmesi yazılan bu mushafin doğru şekilde yazılmış olma ihtimalini kuvvetlendirmiyor mu? İsa'ya özel bir statü kazandırmak amacıyla İsa peygamber beşikte konuşturuluyor ve bu bir apokrif İncil metni ile büyük benzerlik gösteriyor. Bu tesadüfi bir şekilde mi oluyor. İlk bakışta bu tesadüf değil gibi duruyor bence şu ihtimal daha yüksek herhangi bir ayette yer değişikliği yok kıraatler doğru noktalama işaretleri doğru orada gerçekten İsa peygamberimizin beşikte bebek iken konuştuğu anlatılıyor bu da apokrif incilde geçiyor ve Kur'an'ın beşikte konuşma iddiasını onaylıyor kuvvetlendiriyor. Yani bence bu ihtimal daha kuvvetli ayetler doğru bir şekilde yazıldı Kuran'daki ayetlerde beşikte konuşma anlatılıyor gerçekten ve bu başka bir metinde de geçiyor ve çok benzer şekilde " İsa konuştu ve gerçekten henüz beşikte yatarken annesi Meryem’e şöyle dedi " çocukluk incilinde bu şekilde bir yazı var birebir aynısı oluyor eğer kuran mushafındaki yazım doğru ise. Hristiyanlar, apokrif incileri saçma bir şekilde tamamen reddettikleri için bu kitapları yasakladılar ve bu mucize ünlenmedi apokrif incillerde çoğu şey uydurmadır ama doğrular da vardır diye düşünüyorum. Bu doğrulara örnek beşikte konuşma ve çamurdan kuş yapıp canlandırma. Bana bu görüş şu anda bir tık daha mantıklı geliyor ama sizin yazdiklarinizi tam anlamamış olabilir kusuruma bakmayın. Yazdiklarinizdan Kur'an'ın degistirildigi çıkıyor sanki ama bunu kastetmiyor da olabilirsiniz tam emin değilim. Yani kısacası dediklerinizde tesadüf zinciri var gibi özel statü verilmek için ayetlerin yeri değişiyor noktalama işaretleri ile oynanıyor İsa beşikte konuşturuluyor ve o dönemlerde bilinmesi ulaşılması çok güç olan apokrif çocukluk incili ile çok uyumlu bir metin haline geliyor. Mushaf yazarlarının bu apokrif metinlerden haberi vardı ve bu şekilde bir oynama yaptılar apokrif metindeki beşik hikayesini Kur'an'a eklediler denilebilir mi acaba? Ama yine de böyle bir ihtimal saçma geliyor çünkü araştırmalarıma göre apokrif incillere ulaşmak o dönemlerde imkansız gibi bir şey... Dediğim gibi sizi yanlış anlamış olabilirim . Ve size danışmak istediğim özel bir mesele var şu sıralar gerçekten bu konulara takılmış durumdayım ve bunları araştırırken strese giriyorum dinimi kaybetmekten korkuyorum 20 yaşındayım yaklaşık 6 senedir dini konulara kafam takılmış durumda araştırıyorum ama araştırırken de büyük bir strese giriyorum. Bu stresin neyden kaynaklandığını pek anlayamamıştım önceden ama sonraları bu konuda düşününce bu stresin ölüm korkusundan kaynaklandığının farkına vardım ya Allah yoksa ya İslam doğru değilse öldükten sonra yok olursam yakınlarımı Allah korusun kaybedersem ve onları bir daha görebileceğim bir ahiret yoksa ve onları bir daha göremezsem diye endişe duyuyor ,korkuyor ve stres oluyorum. Bu durum hayattan kopmama ve derslerimde basarisizliklara neden oluyor. Bu sorun hakkında ne yapmalıyım acaba? Ve ayrıyetten de bu konuları araştırırken sizin sitenizi buldum ve bana çok yardımcı oldunuz size çok teşekkür etmek istiyorum cevaplarınızı bekliyorum :)

 

Zeki Çelik

13-03-2022 09:47

 

Değerli  Kardeşim ! Allah'ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Kur'anımızın  asıl  vermek  istediği  mesajlara  göre  İsa  Peygamberin  beşikte  konuşması  diye  bir  gerçek  olay  yoktur. Kur'an  önceki  Kitapların  daha  sonra  insan  eliyle  saptırılarak  oluşturulmuş  yanlış  inançlarını,  özellikle  tekrar  ele  alarak  düzeltme  ve  doğruları  o  topluma  tekrar  aktarma  amacı  ile  eski  yaşanmış  kıssalara  bizim  de  ders  almamız  ve  bilgi  sahibi  olmamız  için  yer  vermektedir.  Bu  anlatımlarda  da  özellikle  o  dönemdeki  Arap  toplumunun  kültürüne  ve  dil  kalıplarına  göre  deyimleri  ve  bazen  de  mecazi  ifadeleri  kullanmaktadır. Maalesef  ilk  dönemlerde  bütün  olması  gerek  yeteneklerden  ve  bilgilerden  uzak  olan  müfessirler,  o  dönemde  ellerinde  bulunan  Yahudi  ve  Hristiyan  kaynaklarının  etkisinden  kurtulamamışlar  ve  bu  ilk  dönemin  müfessirleri  de  Araplarda  okur  yazar  hemen  hemen  olmadığı  için  zaten  Yahudilikten  veya  Hristiyanlıktan  dönme  oldukları  için  ve  önceki  geleneklerini  ve  bilgilerini  de  tamamen  terk  edememişlerdir. Biz  "  Kur'anda  İsa  Mesih  "  başlıklı  makalemizde  bu  ayetlerin  çevirisinde  yanlışlıkların  nasıl  ve  neden  yapıldığını  ayetlerin  orijinal  lafızlarıyla  ve  nedenleriyle  açıkladık. Aslında  elbetteki  Rabbimiz  Kur'anı  oluşturduğu  anlatım  bütünlüğü içerisinde korumaktadır  ve  Kur'anın  bütün  lafızları  harflerine  varıncaya  kadar  yerinde  durmaktadır.  Ama  insanlar  bu  korumaya  sadık  kalamamakta  ve  kendi  yetersiz  veya   özel  çıkarlarına  göre  meal  çevirilerinde  ama  hata  ile  veya  bilinçli  olarak  farklılıklara  yönelebilmeltedirler.  Maalesef  Diyanet  çevirileri  de  dahil  zamanımızın  müfessirlerinin  de  büyük  çoğunluğu  kendileri  bir  çaba  sarfetmeden  Allah'ın  yaratma  kanunlarını  düşünmeden, birçok  ayrıntıda  olduğu  gibi  bu  konuda  da   mucize  inancının  peşine  düşerek  bu  yanlış  kabullerin  peşinden  gitmişlerdir.

Değerli  Kardeşim  genç  yaşta  Dinini  anlamak  üzere  gösterdiğiniz  çabadan  dolayı  sizi  kutluyorum. Elbette  ki  araştırmak,  sorgulamak  çok  güzel  ve  olması  gereken  bir  şeydir.  Kur'anımızda  da  bu  eylem  birçok  ayetle  aklın  kullanılması  ifadeleriyle  de  önerilmektedir. Ancak  aklın  kullanılabilmesi  ve  kişinin  doğru  yola  kanalize  olabilmesi  için  de  gerçek  ve  doğru  bilgilerle  de  önceden  gerekli  ölçülerde  donanımlı  olması  gerekir.  Ama  sizin  bu  çabanızla  eninde  sonunda  doğru  yoldaki   bilgilere  ulaşabileceğinize  inanıyoruz. Ölüm  korkusu  ve  içine  girdiğinizi  belirttiğiniz  stres  de  henüz  Kur'anımız  ile  ilgili  yeterli  bilgilere  sahip  olamadığınızdan  kaynaklanmış  olabilir. Eğer  Kur'anımızı  gerçeği  ile  daha  fazla  ayrıntılarıyla  tanıyabilir  ve  imanınızı,  Allah'a  ve  Kur'ana  güveninizi  arttırabilirseniz  ölümden  korkmanıza  hiç  gerek  kalmayacaktır,  çünkü  dünya   hayatını  doğruluk  ve  güzelliklerle  donatan  kişinin  ebedi  olan  ahiret  hayatı  da  güzelliklerle  dolu  olacaktır.  Bu  dünyadaki  ölümle  her  şey  bitip  gitmemektedir. Madem  sitemize  ulaştığınızı  söylüyorsunuz,  fırsat  buldukça  değişik  konu  başlıklarını  okuyarak  bir  çok  konuda  Kur'an  ayetleriyle  tanışmış  ve  aslında  çok  kolay  ve  güzel  olan  dinimizin  maalesef  Tarikat,  Cemaat  ve  mezhepler  eliyle  toplumumuza  Din  adına  yaşatılan  yanlışlıkları   da  öğrenmiş  olursunuz.  Allah'ın  var  olduğunu  biz  bir  çok  makalemizde  değişik  değişik  ayrıntıları  ve  kanıtlarıyla  anlattık. Bu  konudaki  saldırılara  da  değişik  makalelerimizde  karşılıklar  verdik. Cennetin  Hurileri  başlıklı  makalemizde  Allah'ın  bizi  bu  Evrende  üç  boyutlu  nesnel  ve  maddesel  yarattığını,  ama  ölümden  sonra  tekrar  ahiret  hayatı  için  dirilttiğinde  ise  bambaşka  bir  boyutta,  kozmik  bir  yapıda  ve  mekânda  yaratabileceğini  Kur'an  ayetleriyle  açıkladık. Metin  olun,  sağ  duyulu  olun  Allah'ın  izniyle  önünüzde  daha  uzun  yıllar  bulunmaktadır  inşaallah. Kâinatı  ve  Evreni   muazzam  bir  tasarım  ve  mühendislik  harikası  ile  oluşturan,  Dünya  gezegeninde  biz  insanları  harika  donanımla  yaratan,  bize  karada,  denizde  ve  havada  sınırsız  sayıda  ve  çeşitte  nimetleri  yaratan  ve  biz  insanların  hizmetine  sunan  Rabbimiz  Allah'a  güvenin.  Unutulmamalıdır  ki  dünya  yaşamında  sahibi  olmayan  hiç  bir  sanat  eseri  olmadığı  gibi,  bu  devasa  Kâinat  da  sahipsiz  değildir.  Allah'ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

 

 

 

Turhan T.

13-03-2022 17:56

Çok teşekkür ediyorum cevaplarınız için hocam. Allah sizden razı olsun.

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET