Öncelikle kolay gelsin bizi, gerçekleri merak edenleri aydınlattığınız için teşekkür ediyorum. Benim sorum şu kuran da büyünün yeri nedir? Büyü diye bir şey var mıdır? Varsa bu büyünün kaynağı nedir?
Zeki Çelik.
28-02-2023
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Tarihte geçmiş toplumlarda binlerce yıldır ve bugün de ülkemizde halk arasında inanılan ve peşinden gidilen, dertlere deva, hastalık ve rahatsızlıklara şifa, sihir ve büyüye kalkan olduğu ileri sürülen rivayetlerle büyü, nazar, sihir, fal gibi inançlarla insanların sömürüldüğü, maddi ve manevi zararlara uğratıldığı, toplumsal ve sosyal yaşam için çok önemli olan bir konuya dikkat çektiğiniz için size teşekkür ederim. Daha önce nazar konusunda soru yönelten bir okuyucumuzun sorusuna gerekli açıklamaları yaptığımız için size de bu yazımızda büyü konusunda açıklamalarımızla yardımcı olmaya çalışalım.
Büyü inancı ve uygulamaları da tarihte binlerce yıldır toplumların yaşamında görülmekte, özellikle bugünkü ilaç yapımı demek olan Parmakoloji biliminin ilkel yapısı ile, değişik kimyasal maddelerin, zehirlerin, bitkilerin veya otların karıştırılarak, renk, koku, duman oluşturarak insanların kandırıldığı, ama bedenlerine, ama düşüncelerine zarar verilerek etki altına alındığı uygulamalardır. Hala bugün ilkel ve geri kalmış toplumlarda ve ülkemizde ne yazıldığı belli olmayan Arapça harflerle muska ile büyü yapma, büyü bozma gibi bu tür uygulamalar, aklını kullanamayan Kur'an cahili kesimlerde devam etmektedir. Bu arada büyü ve sihir arasındaki farklılıkları da bilmemiz gerekmektedir. Sihir, sözcüğü üzerine Arapların, " siyaha baskın olan beyaz, gecenin sonu seher vakti, sabahın aydınlığı, devenin yağlı bölgelerindeki lekeler ve onların beyazlaşması " gibi anlamlar vermiş olmasına karşın, Kur'anda geçen ayetlerde ise " İleri derecede bilgi sahibi olup, zekice, ustaca, şeytanca etkili açıklama yapma, düzenbazlık yapma, bir olayı gerçeğinin dışında farklı gösterme " anlamlarında kullanılmaktadır. Bu nedenle bir çok peygamberin karşısında reddiyeci olan ve halkı elde tutmaya çalışan Haman denilen din adamlarına, hatta peygamberlere dahi sihirbaz denilmiştir. Halk arasında ise belli kişilerce cinlerin ve şeytanların yardımıyla yapıldığına yanlış olarak inanılmış olaylardır. Halbuki gerçekte cin ve şeytan denilen ontolojik ve meta fizik varlıklar yoktur. Özellikle bu tür kandırmacanın içinde olan sahtekârlar, el çabukluğu marifet ile, kendi özel çalışmaları ve becerileri ile insanları kandırmaktadırlar. Bu tür uygulamaların, İslam’la ve Kur’anın dini ile yakından uzaktan bir ilgisi yoktur. Bir takım sahtekâr ve şarlatanın göz boyama ve kandırmalarından başka bir şey değildir.
Ancak Kur’anda Bakara Suresinin 102. ayetinin orijinalinde yer alan " sihir " sözcüğünün gerçek anlamı yukkarıda açıkladığımız gibi başka olduğu halde, bazı müfessirlerce Süleyman peygamber zamanındaki evli çiftlerle ilgili olarak " eşlerin arasını açan " şeylerin anlatılması esnasında büyü sözcüğü ifadesiyle çevrilmesi, Felak Suresinin 4. ayetinde yer alan “ Ve düğümlere tükürüp üfleyenlerin şerrinden “ ifadesi çoğu tefsirciler tarafından “ birinin talihini bağlamak için iplere düğüm atarak üfleyen büyücülerin “ varlığının kastedildiğinin de söylenmiş olmasından dolayı Kur'anda da büyünün olduğu inancı ortaya çıkmıştır. Ve ardından bu bağlamda Ulema tarafından birçok rivayet de ileri sürülmüş olduğundan, İslam toplumlarında böylece dolaylı olarak üfürükçülüğün, muskacılığın, varlığına zemin hazırlanmıştır. Dinimizde yeri olmadığı halde ve üstelik ayette de aslında büyü yapma değil, düğümün çözülmesi anlamı bulunmasına rağmen, düğümler atılarak büyücülüğün var olduğuna hükmedilmiştir. Ardından da saf insanların sahtekârlarca kandırılarak birkaç lirasını ellerinden almalarının, maddi ve manevi her yönden istismar edilmelerinin kapısı aralanmıştır.
Öte yandan söz konusu Felak Suresinin içerisinde, aslında Allah’a sığınılacak kötülük ayrıntılarından söz edilmektedir. Üstelik de gerçek mesajı saptırılan bu ayetle aslında bazı müfessirlerin yanlış yönlendirmeleriyle ortaya çıkarılan üfürükçü ve muskacıların verebilecekleri küçük çaptaki maddi ve manevi zararlar, Allah’a sığınmaya gerek kalmayacak kadar basit ve kişisel girişimlerle, aklın kullanılmasıyla ortadan kaldırılabilecek niteliktedir. Ayrıca çok eski dönemlerden bu yana her toplumda var olan bu büyücü ve üfürükçüler zümresinin sahtekârlıklarından başka, bugüne kadar şerlerinden / kötülüklerinden korkulacak bir güç ve etkilerinin olduğu görülmemiştir. Bu nedenlerle aslında dua, niteliğinde olan bu ayetlerle insanın kendi elinde olmayan şeyleri ancak Allah'tan yardımla istemesi anlatılmaktadır. Dolayısıyla dua olan bu ayetin orijinalindeki ifadelerin ve verilmek istenen gerçek mesajın, büyücülükle yakından uzaktan bir ilgisi yoktur. Kur’anda büyücülüğe yer vermek diye bir şey de yoktur. Bu itibarla bu ayet içerisinde yer alan “ neffâsât “ ve “ ukad “ sözcüklerinin ifade ettiği gerçek anlamlarının ve Müslümanlara verilmek istenen asıl mesajın ne olduğuna bakmamız gerekecektir.
FELAK 1 – 5 : Kul eûzü bi rabbil felak 2 : Min şerri mâhalak 3. Ve min şerri gâsikın izâ vekab 4 : Ve minşerrin neffâsâti fil ukad 5 : Ve min şerri hâsidîn izâ hased ( Oluşturduğu şeylerin kötülüğünden ve çöktüğü zaman karanlığın kötülüğünden ve düğümlere tükürüp üfleyenlerin kötülüğünden, çatlamaların / karanlıklardan aydınlığa çıkaran Rabbine, Allah’a sığınırım “ de ! )
Ayette yer alan Neffâsat sözcüğünün kökü “ nefs “ dir ve nefes etme, üfleme demektir. Bu da lafız olarak biraz tükürükle veya tükürüksüz olarak üfürür gibi yapmak, sıkışmış olan düğümü, tükürükle gevşeterek çözmek anlamına gelir. Ukad sözcüğü de düğüm bağlamak, düğümlemek anlamına gelen akd kökünden türetilmiş bir isim olup düğüm demektir. Bu sözcükler Arap dil kurallarına göre gerek hakikat ve gerekse de mecaz anlamlarıyla birçok anlamda kullanılabilmektedir. Üstelik de düğümlere üflemek ifadesi büyü bağlamak, oluşturmak değil, düğümleri çözmek, varsa da büyüyü bozmak demektir. Dolayısıyla burada ise ayetin “ akitlere / sözleşmelere uymayanların üfleyip tükürenlerin / bozanların şerrinden, kötülüğünden Allah’a sığınırım “ şeklinde çevrilmesi daha isabetli ve gerçekçi olur. Eğer insanlar arasında oluşturulmuş akitler, sözleşmeler tek taraflı olarak çözülürse, bozulursa, karşı taraf maddi ve manevi olarak büyük zararlar görebilir. Çünkü sonuçta Allah’a sığınılacak bir şer / kötülük, ancak önemli ve büyük bir zarar çıkaracak davranış, iki tarafın oluşturduğu bir anlaşmanın, sözleşmenin, verilen sözün ( örneğin nikah akdinin, iş anlaşmalarının, barış anlaşmalarının, bir müteahhidin, buluşmak üzere sözleşmiş, randevulaşmış olan iki kişinin tek taraflı olarak vazgeçmesiyle muhatabına vereceği zarar gibi ) karşı tarafın haberi olmadan aktin, anlaşmanın, sözleşmenin ancak tek taraflı olarak bozulması olabilir. Böyle durumlarda karşı tarafın, herhangi bir önlemi önceden alması ve bilmesi söz konusu dahi olamayacağından dolayı Allah’a sığınmaktan başka çaresi de yoktur. Dolayısıyla bu ayetteki sığınmalar, tek taraflı bozulacak olan anlaşmalardır, sözleşmelerdir, zaman, emek, umut ve maddi kayıplarıyla uğranılacak zararlar ve sıkıntılardır. Ayetteki ifadelerin büyü ve büyücülerle, üfürükçülerle, muskacılarla yakından veya uzaktan bir ilgisi yoktur.
İslam’da ve Kur’anın Hakk Dininde büyü diye bir inanç ve uygulama yoktur. Müslümanlar, ayetlerin vermek istediği gerçek mesajların farkına varamamış olan birtakım işgüzarların saptırmaları sonucunda aldatılarak yanlış yollara ve inançlara sürüklenmişlerdir. Böylece insanların büyü yapmanın meşruluğu etrafında yanlış yönlendirilerek sahtekârlarca istismar edilmelerinin yolu açılmıştır. Bütün musibetlerden, kötülüklerden karanlığın bilinmeyenlerinden, ileride beklemediğimiz zamanlarda başımıza ne gibi kötülüklerin gelebileceğinden sadece Kur’an ayetlerinin doğrularını öğrenerek, büyücülere, muskacılara ve sahtekârlara değil, Allah’a ve ayetlerine sığınılarak kurtulmaların yolu aranmalıdır ve dosdoğru yolların neler olduğu öğrenilmelidir. Kur’anın dosdoğru yolunda olanları hiç bir sahtekârın büyüsü ve üfürüğü tutmaz. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !..