TÜM SORULAR

Soru

Mustafa K.   16-01-2024   19

Zeki bey makalelerinizi sırasıyla okuyorum. Melekler ilgili olanında okudum. Buna göre hac suresi 75.ayet i nasıl açıklayabiliriz. Allahın selam ve bereketi üzerinize olsun

Yanıtlar

Zeki Çelik.      17-01-2024  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti   üzerinize  olsun !

Herhangi  bir  Kur’an  ayetini  doğru  anlayabilmemiz  için,  söz  konusu  ettiğimiz  ayetin  içinde  bulunduğu  paragrafın  ana  fikri  ile  oluşturduğu  anlam  bütünlüğü  içerisinde  ele  alınması  gerekir.  Siz  de  Hacc  Sûresinin  75.  ayetini  nasıl  anlamalıyız ?  şeklinde  güzel  ve  ilginç  bir  soru  oluşturmuşsunuz.  Teşekkür  ederim  ama,  her  ne  kadar  siz  melekler  konusunu  okuduğunuzu  belirtmiş  olsanız  da,  ancak  bu  ayetin  içerisinde    “  melek,  rasul,  elçi,  haberci   ayetler “  gibi  kavram  ayrıntıları  da  ve  asıl  olarak  Mekke  müşriklerine  verilmesi  gereken  mesajlar  da  yer  almaktadır.  Siz  sorunuzda  doğrudan  doğruya  bu  kavramları  mı  kastettiniz,  yoksa  ayetin  paragraf  bütünlüğü  içerisinde   ayetin  tamamının  vermek  istediği  mesajları  mı  kastettiniz  gibi  ayrıntılar  da  ister  istemez  soru  olarak  devreye  girmektedir. Biz  de  size  bu  ayetin  içerisindeki  sadece  kavramlar  değil,  mesajlar  da  dahil  ana  hatlarıyla   ayetin  tamamının  mesajları  üzerine  yardımcı   olmaya  çalışalım.  Sözünü  ettiğiniz  ayete  ve  içinde  bulunduğu  ayetler  grubuna  bakacak  olursak ;

HACC  73  :  Ey  insanlar !  Bir  örnek  verilmektedir,  şimdi  ona  kulak  verin :  Sizin  Allah’ın  astlarından  şu  yakardıklarınız  bir  araya  gelseler  bile  bir  sineği  asla  oluşturamazlar.  Ve  sinek  onlardan  bir  şey  kapsa  onu  kurtaramazlar.  İsteyen  ve  istenen  güçsüzdür.  74  :  Allah’ı  gereği  gibi  değerlendirip  bilemediler.  Şüphesiz  ki  Allah  çok  kuvvetlidir,  her  şeye  üstündür.

HACC  75 – 76  :  Allah,  meleklerden /  haberci  ayetlerden  resul  / elçiler  seçer,  insanlardan  da  elçiler  seçer.  Şüphesiz  Allah,  en  iyi  işiten,  en  iyi  görendir,  ellerinin  arasında  olanı  ve  arkalarında  olanı  bilir.  Ve  işler  yalnızca  Allah’a  döndürülür.

Hacc  Sûresinin  ayetleri  genellikle  ana  fikir  olarak  önce  Mekkelileri,  peygamberimizi  ve  Kur’anı  reddetmeye  ve  karalamaya  çalışan,  inkâr  eden  ve  Allah’a  başka  yaratıkları  ve  putları  ortaklar  koşarak  şirke  bulaşmış  müşriklerini  muhatap  almaktadır. 71. ayetten  başlayarak  76. ayete  kadar  bu  ayetler  grubunda  da  yine  müşrik  gruplarının  durumlarına  atıf  yapılarak  müşrikler  kınanmakta,  Allah’ın  ayetlerini  inkâr  etmek  olan  küfrün  ve  Allah’a  ortaklar  koşmak  olan  şirkin  sonunun  insanlar  için  felâket  olup,  kurtuluşun  asla  mümkün  olamayacağı  uyarıları  yapılmaktadır.  Tüm  insanlara,  bugünün  Müslümanlarına,  özellikle  de  Kur’anı  reddetmek,  karalamak  üzere  bahaneler  arayan  müşriklere  bir  beyanname  niteliğinde  olan  bu  ayetlerle,  küfür  ve  şirkin  insanların  bilgisizliğinden,  düşüncesizliğinden  kaynaklandığı  değişik  örneklerle  açıklanmakta,  Allah’tan  başka  yaratılmış  olanların  /  Allah’ın  astlarının,  ortak  koşup  başka  ilahlardan  yardım  isteyenlerin  de,  yardım  istenen  ortakların  da  güçsüzlüğünden  söz  edilmekte  ve  bu  tip  insanların  Allah’ı  gereği  gibi  ölçemedikleri,  tanıyamadıkları,  bilemedikleri  belirtilerek  içinde  bulundukları  durumları  kınanmaktadır.  Bu  kınamanın  ardından  da  bir  sineğin  yaratılması  örneği  dahi  verilerek,  sahte  ilâhlara  karşı  Allah’ın  büyüklüğü,  gücü,  kuvveti,  üstünlüğü  ve  bilgisi  aktarılmaktadır. Sizin  söz  konusu  ettiğiniz  ayete  baktığımız  zaman  da  ayetin  içerisinde  melek  /  haberci  ve  aynı  zamanda  da  rasul  /  elçi  olarak  ifade  edilen  Kur’an  ayetlerinin  işlevinden  söz  edilmekteseçilerek  görevlendirilmiş  insan  olan  resullerin /  elçilerin /  peygamberlerin  de,  meleklerin /  haber  niteliğindeki   ayetlerin  de,  aynı  zamanda  Allah’ın  resulü /  elçisi  olduğu,  Allah’ın  öğütlerini,  uyarılarını  bu  aklını  kullanmaz,  bilgisiz  müşriklere  ilettikleri,  aktardıkları  belirtilmektedir.

Peygamberimizin  vefatından  sonra,  800  lü  yıllarda  ortaya  çıkmaya  başlayan  klasik  tefsircilerle,  tamamen  hurafe  ve  yanlış  olan  Yahudi  ve  Hristiyan  inançlarının  etkisinden  kurtulamayan  yazarların  oluşturduğu  rivayetlerle,  pek  çok  kavramda  olduğu  gibi  Melek  kavramı  da  Müslümanlara  çok  yanlış  ve  Kur’an  dışı  inançlarla  aktarılan  bir  konu  olmuştur. Buna  istinaden  halk  kültüründe,  melek  denilince  herkesin  aklına,  nurdan  yaratılan,  bazen  insan   görünümüne  giren,  Allah’ın  emirlerine  harfiyen  itaat  eden,  kanatlı  çocuklar  veya  kadınlar  şeklinde  tahayyül  edilen  ve  çeşitli  görevleri  olan  varlıklar  gelir. Melek  konusundaki  bütün  bu  inançlar  çok  tanrıcı  inançların  etkileşimi  sonucu  ortaya  çıkmış,  Kur’anın  bize  anlattığı  Melek  inancından  çok  farklı  ve  yanlış  olan  inançlardır. İnsanların  yanlış  olarak  inandırıldığı  gibi  görünmediği  halde  insan  kılığına  girebilen  ve  konuşabilen  ontolojik  ve  metafizik  olarak  düşünülen  kanatlı  melek  diye  nesnel  bir  varlık  yoktur. (  Sitemizde  “  Kur’anda  Melek  İnancı  “  başlıklı  makalemizde  geniş  bilgi  bulabilirsiniz. )

Melek,  Arapça  bir  sözcük  olup  sözcüğün  kökeni   ile  ilgili  olarak  Arap  Gramer  ve  Dilbilimi   uzmanlarınca  altı  farklı  tespit  öngörülmüştür.  Bu  tespitlerin  en  önemli  olan  iki  tanesini  dikkate  aldığımızda ;  Birinci  görüşe  göre :  “  Melaike “  ve  bunun  tekili  olan  Melek  sözcüğü  “ uluk “  kökünden  türemiştir.  Türkçeye  de  ulak / postacı,  haberci  anlamıyla  geçmiştir. Sözcük  daha  sonradan  dil  kurallarına  göre  ismi  zaman  ve  ismi  mekân  kalıplarında  olarak  mastar  şekline  getirildiğinde  önüne  eklenen  “ mim “  harfi  ile  zamanla  Mel’ek  haline  dönüştürülmüştür.  Dolayısıyla  Allah’tan  gelen  elçi  /  haberci  anlamındadır.  Kur’anda  yer  alan  ayetlerde  Allah,  görevlendirdiği  habercileri  bazı  ayetlerde  melek  olarak,  bazı  ayetlerde  de  elçi  /  resul  olarak  da  ifade  eder.  İkinci  görüşe  göre :  “  Kuvvet  yönetimi   ve  gücü “   anlamındaki  “ Melk “  kökünden  türemiş  olan  melek  sözcüğüdür.  Başında  “ mim “  sonradan  konulmuş  değildir,  sözcüğün  aslındandır.  Mülk,  milk,  malik  ve  melik  sözcükleri   de  bu  kökten  türemiştir. Böylece  bazı  ayetlerde  de  Melaike  ( çoğul  )  olarak  kullanılan  sözcük,  tek  bir  varlığı  ifade  etmeyip,  Kur’an  ayetleri  ve  değişik  varlıklar,  insandaki  melekeler,  fonksiyonlar,  akıl,  fikir,  düşünce  gibi  zihinsel  düşünceler,  rüzgar,  sıcaklık,  basınç,  radyoaktivite,  mıknatıslanma,  çekim  ve  kaldırma  kuvvetleri  gibi  doğal  güçler  için  kullanıldığı  gibi,  bazı  ayetlerde  elçiler  anlamında,  bazı  ayetlerde  de  Fizik,  Kimya,  Biyoloji,  Astrofizik,  Uzay  gibi   Allah’ın  kanunları  / yönetim  güçleri  anlamında  kullanılmıştır.

Melek  sözcüğün  ayetlerde  hangi  anlamda  kullanıldığı  ise,  yer  aldığı  ayetin  söz  akışından  ayırt  edilmektedir. Bu  açıklamalar  doğrultusunda  sözlük  anlamı  olarak  (  Kuvvet,  yönetim  gücü,  elçi,  haberci )  demek  olan  Melek  sözcüğü,  terim  olarak  Allah’ın  bütün  emirlerine  uyan  iradesiz,  ne  için  yaratılmışlarsa  kesinlikle  o  görevi  aynen  yerine  getiren,  O’na  hiç  isyan  etmeyen  varlıklardır. Kur’ana  göre “  Kapalı,  beş  duyu  ile  algılanması  mümkün  olmayan  ama  yararlı  olan  cisim,  güç,  enerji,  haber  verici,  elçi  “  diye  tanımlayabileceğimiz  meleklerin  hangi  şeyden  yaratıldığı  Kur’anda  söz  edilmemiştir.

Rasül  :   Allah’tan  gelen  ve  vahyedilen  haberleri  tebliğ  etmek  üzere  gönderilen  elçi  demektir.  Ayetlerdeki  ifadelere  baktığımız  zaman  bu  elçi,  insan  olan  Nebiler / peygamberler  olabildiği  gibi  aynı  zamanda  haberci   melekler  ve  Allah'ın  vahyi  olan  Kur'anın  da  ta  kendisidir,  ayetleridir. Dolayısıyla  Kur’anda  bize  yerine  göre  iki  türlü  Rasül'den /  elçiden  söz  edilebilmektedir. Örneğin  Bakara  Sûresinin  101. ayetinde  "  Ve  ne  zaman  Allah  tarafından  onlara,  yanlarındaki  kitabı  tasdik  edici  bir  Rasül  / Elçi  geldi,  daha  önce  kendilerine  Kitap  verilen  kimselerden  bir  grup,  sanki  bilmezlermiş  gibi  Allah'ın  kitabını  sırtlarının  arkasına  attılar. "  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  ayetin  orijinal  lafızlarını  dikkate  aldığımız  zaman,  burada  sözü  edilen  Rasül,  aynı  zamanda  Kitap  olan  Rasüldür /  Kur'andır,  Kur’an  ayetleridir.  Sizin  sözünü  ettiğiniz  Hacc  Sûresinin  75.  ayetinin  içerisinde  yer  alan  Melek  sözcüğü  ile  de,  Rasul  sözcüğü  ile  de  “  haberci  Kur’an  ayetlerinden  “  söz  edilmektedir. Elbette  ki  bu  elçinin  yanı  sıra  Allah’ın  insanlardan  da  Rasuller /  elçiler /  peygamberler  seçtiği  de  belirtilmektedir.  Bizim  ülkemizde  haberci /  elçi  anlamında  kullanılan  peygamber  sözcüğü  Kur’anda  yer  almaz.  Bu  sözcük  bize  Farsçadan  aktarılmış  bir  sözcüktür.  Kur’anda  birçok  ayette  insan  olan  ve  seçilerek  görevlendirilmiş  olan  Nebilerle  birlikte  Rasullerin  görevlerinden  ve  işlevlerinden  söz  edilir.  Allah’ın  selamı,  rahmeti,  bereketi  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET