merhaba, nazar konusunda ne söyleyebilirsiniz, nazara çok inannıyorum , nazarla bi çok şeyin değini alt üst olduğunu düşünüyorum bu konuda okunacak dualar yapılacak şeyler nelerdir
Zeki Çelik.
17-08-2022
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Halk kültürüne yüzyıllardır Kur’anın İslam’ına aykırı sihir, at nalı ve kafası kullanma, meşru olmayan şekil ve metinleri içeren muska ve nazar boncuğu takma, kurşun dökme, tütsü ve büyü yapma gibi birçok sapkın ve yanlış olarak yerleştirilmiş ve kökleştirilmiş inançları ve uygulamaları kapsayan “ Göze gelme / nazar değme “ konusunda birçok kesimi de doğrudan doğruya ilgilendiren güzel bir soru oluşturmuşsunuz. Size teşekkür ederim. Ama ne olur nazara ve bu konuda toplumda yerleşmiş batıl, yanlış ve sapkın uygulamalara inanmayın, itibar etmeyin. Çünkü size maddi ve manevi hem bu dünyada hem de Ahiret hayatında zarardan başka hiç bir yararı da olmaz.
Tabii ki bu içine düşülmüş olan İslam’a aykırı ve sapkın yanlışlıklarda yüzyıllardır Kur’anın bazı ayetlerini saptırarak, üzerine birçok uydurma hadisi de ilave ederek sanki Kur’anın gerçeği ile bağdaşıyormuş gibi aktaran ulemanın ve din sorumlarının çok büyük bir yanlışı ve payı bulunmaktadır. Bu yanlışın sorumluları “ Nazarın mahiyeti ve nasıl olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, bazı kimselerin bakışlarıyla olumsuz etkiler meydana getirebildikleri dinen de kabul edilmektedir. “ denilerek Allah'ın yerine hüküm oluşturmakta, Kalem Suresinin 51 – 52. ayetlerindeki ifadeleri saptırarak ve yanlış yorumlayarak delil olarak göstermekte, ardından örneğin * Hz. Peygamber göz değmesi / nazar haktır buyurmuştur. ( Buhari Tıb 36 ) * Yüzünde sarılık gördüğü biri için dua edin, çünkü kendisinde nazar var demiştir. ( Buhari Tıb 35 ) gibi uydurma hadislerle desteklemektedirler. Nazardan korunmak için de * Nazarla hiç ilgisi bulunmadığı halde Resulullahın nazar değmesine karşı Felak ve Nas surelerini okuduğu, ashabına da bunları okumalarını tavsiye ettiği ( Tirmizi Tıb 16, İbn Mace Tıb 32 ) anlatımlarıyla rivayet edilmekte, insanlar dinen yanlış yollara sevkedilmektedir. Bunlardan başka da bu çevrelerce değişik uydurma hadislerle birlikte hiç bir ilgileri olmamasına rağmen Ayetel Kürsi, İhlas ve Kalem Suresindeki ayetlerin okunması nazardan korunmak için tavsiye edilmektedir.
Oysa Halk kültüründe nazar değdi kırıldı, nazar değdi bozuldu, nazar değdi öldü, nazar değdi yapamıyorum gibi bugün inanıldığı, çeşitli alanlarda ve zeminlerde, çeşitli şekillerde ağız alışkanlığıyla uygulandığı gibi İslam’da ve Kur’anda Göz değmesi / Nazar diye bir inanç ve nazar ayeti diye bir ayet yoktur. Bu inançların tamamı ve bu konularda yapılan uygulamalarla önerilen duaların tamamı Kur’ana ve dinimize aykırıdır, Kur’an ayetlerinin saptırılmasından dolayı, Allah’tan başka emtialardan, mavi renkli taştan, insanlardan dua ile yardım istenmekte olunduğundan küfürdür, şirktir. İnsanın imanını kirletir.
Nazar sözcüğünün anlamı “ Karşı karşıya gelmek “ demektir. Gözle bakılmasa, görülmese de karşı karşıya bulunmak, nazar kavramı için yeterlidir. Bu nedenle gözleri görmeyenler de “ nazar “ edebilir, karşı karşıya gelebilir ve beklentiler içine girebilir. Ama tabii ki halk kültüründe inanıldığı gibi değil ! Elbette ki insanlar arasında görenlerin abartılı bakışları da insanı rahatsız edebilir veya etkileyebilir. Bu gibi bakışmalarla vücuttan, gözden yayınlanan enerjinin dalga ve frekansları çok düşük değerde olduğu için aslında insanın beden ve ruh sağlığına hiç bir olumsuz etkisi olmaz. Bakışların olumsuzluklarından dolayı korunmak için de mavi nazar boncukları takılması da doğru bir uygulama değildir. İnançlara sonradan yerleştirilmiş ve genellikle sahtekârların araç olarak kullandığı bidatlardır. Buradan hareketle, bir işi göreceği, bitireceği umulan kimsenin ya da makamın karşısında beklenti ile durulmasına, göz bebeğini ona yöneltmesine de “ nazar “ denilir olmuştur. ( Lisanü’l Arab )
Nazar sözcüğü Kur’anımızda indiriliş sırasına göre ilk defa Kalem Suresinin 51. ayetinde “ Kâfirler / Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimseler, o öğüdü / Kur’anı işittikleri zaman az daha seni bakışlarıyla gerçekten devirecekler / sana yiyeceklermiş gibi bakacaklar ve “ O şüphesiz bir delidir / gizli güçlerin desteklediği biridir “ diyecekler. “ ifadeleriyle yer alır. Bu ayetle anlatılmak istenenlere bakacak olursak, kurdukları düzenin bozulmasından korkan inkârcılar, Peygamberimize o kadar çok kızmakta ve kin duymaktadırlar ki, Kur’anı işittikleri zaman ona yiyeceklermiş gibi çok kötü bir şekilde ve nefretle bakıyorlardı. Düşüncelerinde de ona her türlü kötülüğü harekete geçiriyorlardı. Ayetle aslında kâfirlerin peygamberimize yapacakları davranışları hakkında haber verilmektedir. Ayetteki bu ifadelerin halk kültüründeki “ nazar “ denilen inanışla / bakışma ile yakından uzaktan herhangi bir ilgisi yoktur. Bu nedenle bu ayetin veya başka surelerin ayetlerinin nazar için dua olarak okunması temelsiz ve yanlış bir davranıştır. Çünkü dua, Allah’tan bir şey, bir yardım istemektir. Bu ayette ve tavsiye edilen hiç bir ayette veya surede Allah’tan istenen herhangi bir şey yoktur. Bütün bu ayetler ve sureler Allah’ın Peygamberimize ve dolayısıyla da bizlere yaptığı açıklamaları, bilgilendirmeleri içermektedir.
Üstelik de yine hemen bu ayetin ardından Kalem Suresinin 52. ayetinde “ Halbuki Kur’an, bütün alemler için bir öğütten başka bir şey değildir. “ denilerek yanlışlıklara ve sapkınlıklarla Kur’an ayetlerinin araç olarak kullanılmamasına dikkat çekilerek nokta konulmaktadır. Nazar / Bakmak, görmek, karşı karşıya gelmek, nazariye ilminde olduğu gibi iyiden iyiye inceleme, derin ve geniş bilgiye sahip olabilme anlamlarında örneğin Kur’anda Araf Suresinin 143. ayetinde “ Musa peygamberin Allah’a bakması, görerek karşı karşıya gelmesi “ isteği anlamında kullanıldığı gibi, Zümer 68, Bakara 50, 55, gibi başka ayetlerde de benzer anlamlarda yer almaktadır. Bu bilgiler ışığında kıyamet ve Ahiret sahnelerinde de yer aldığı ayetlere ana hatlarıyla bakacak olursak, “ nazar “ sözcüğünün “ bir kimsenin karşısında beklemek, kapısı önünde durmak, beklenti ile ona bakmak “ olan anlam içerikleri dolayısıyla ayetlerden “ İnançlı insanların ölüm anlarında Rabblerinin huzurunda nimetler umarak, aydınlık yüzlerle bekledikleri, yani Allah’a aydınlık yüzlerle nazar ettikleri, baktıkları “ anlamları da çıkmaktadır. Bunların dışında tıbbi açıdan, insanın psikolojik ve diğer sağlık sorunları bakımından yönelinen bütün sapkın ve batıl inançların ve uygulamaların insanın sıkıntılarına hiç bir yararı yoktur ve bu uygulamaların içinde olanları da küfre ve şirke sokmaktadır. Uydurma hadislerde konu edildiği gibi sarılık, insanın karaciğer fonksiyonlarının yeterince çalışmamasından kaynaklanan bedensel bir rahatsızlıktır, nazarla yakından uzaktan bir ilgisi de yoktur. Okunup üflenmesiyle değil, Karaciğerin tedavisi ile ancak geçebilir. Bütün sıkıntılar ve dertler için önce bilimsel, tıbbi olanaklara ve gelişmelere müracaat edilmeli ve ardından da sadece Yüce Rabbimiz Allah’tan dua ile yardım istenmelidir. Hiç bir Kur’an ayeti de bedensel ve psikolojik rahatsızlıklar için tıbbi reçete değildir. Allah doğrusunu en iyi bilendir. Allah’ın selamı ve Kur’anın doğruları sizinle olsun.