Merhaba..Nuh tufani hakkinda bilgi verirmisiniz, gercekten Oldumu, Tüm insanlar canlilar yok oldumu, olduysa , 2.insanlik Nuhun üzerindenmi devam etti günümüze kadar Selamlar
Zeki Çelik.
29-03-2021
Değerli Kardeşim ! Size de merhabalar, Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.
Nuh peygamber, bugünkü Irak topraklarında Dicle ve Fırat nehri arasında Mezopotamya denilen bölgede yaşamış, çok azgın ve sapkın olan kavmine Allah'ın birliğini, O'na ortak koşmamaları için Tevhit bilincini öğretmek üzere elçi olarak gönderilen, Kur'anda çok sabırlı, azimli ve mücadeleci olduğu bildirilen peygamberlerdendir. Araf Suresinin 59. ayetinde : " Andolsun ki Biz Nuh'u toplumuna elçi gönderdik de O, Ey toplumum ! Allah'a kulluk ( ibadet ) edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur. Cidden ben, zararınıza olan üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum. dedi. " denilerek Nuh'un Kur'andaki kıssası, bizim Peygamberimiz zamanındaki müşriklere ve bugünün biz Müslümanlarına ibret olsun diye böyle bir uyarı ile başlatılmaktadır. Tıpkı Mekke dönemindekiler gibi, sapık ve azgın kavmi ile Nuh Peygamberin yüzlerce yıl sürdüğü belirtilen çetin mücadelesi Kur'anda çok geniş bir şekilde anlatılır. Bu ayetlerde Nuh peygamberin onların arasında bin yıldan elli yıl eksik bir zaman kadar kaldığı, onların ileri gelenlerinin sürekli inkar ve alaylarına, dövmelerine, bayıltmalarına, dışlamalarına rağmen yılmadan, sabırla ve azimle onlarla çok uzun süre mücadele ettiği, buna rağmen kendisine çok az sayıda inanmış olanlardan başka büyük bir çoğunluğun inanmamasının sonucunda Allah'ın O'na gemi yapmasını vahyettiği, gemiye evcil hayvanlardan birer çift ve ihtiyaç duyacağı yiyeceklerden alması, inanan ve yakınlarının gemiye bindirilmesi ile yoğun bir yağmur ve dağlara kadar ulaşmış selin, tufanın ardından geminin nasıl yüzdürüldüğü, onların nasıl kurtarıldığı, kafirlerin, Allah'ın rabliğini ve ilahlığını bilerek reddedenlerin nasıl suda boğulduğunun geniş ayrıntıları 28 ayrı surede 48 ayet ile anlatılmaktadır. Bizim için bu konuda asıl güveneceğimiz kaynak Kur'an olmasına rağmen, Yahudi Hahamlarının uydurdukları ve Dini kitapları Tevrat'ın Tekvin bölümü anlatımlarında, Nuh'un yaşı, çocuklarının sayısı, ailesinin inanıp inanmadığı, geminin boyu, eni ve yapısı, ağacın cinsi, inananların sayısı, içine alınan hayvanların neler olduğu, ilk bindirilen hayvanın karınca, son bindirilen merkebin inatçılığı ile onunla beraber şeytanın da gemiye nasıl bindiği ayrıntılarına varıncaya kadar binlerce saçma, dayanaksız, mantıksız, tutarsız senaryo ve rivayetler yer almaktadır. İslam Tarihini anlatmak için yola çıkmış olan ünlü müelliflerden Taberi, İbn'i Kesir, İbnü'l Esir de Kur'andan ziyade bu uydurma anlatımların etkisinden kurtulamamış, sekiz yüzlü yıllarda tefsir yazmış olan bizim klasik ve dünyanın dahi yuvarlak olduğunu bilmeyen yorumcularımız da aynı etki ile Nuh Tufanı konusunu biz Müslümanların halk kültürüne de aynen aktarmışlardır. Nuh peygamber ve Tufan konusunda bunlardan dolayı bugün çok farklı ve her ayrıntı üzerinde pek çok spekülatif görüşler bulunmaktadır. Kimisi tufanın bütün dünyayı kaplayan küresel olduğunu, kimisi de yöresel olduğunu, kimisi Hz. Nuh'un ikinci Adem olduğunu söylemekte, Yahudi Hahamlarının uydurmaları ile Kitabı Mukaddes'te de insan neslinin tufandan kurtuluşun ardından tekrar dünyanın değişik bölgelerine yayılan Nuh peygamberin oğulları Ham, Sam ve Yafesten çoğalarak siyah, sarı ve beyaz ırkların böylece oluştuğu anlatılmaktadır. Halbuki Kur'anda yine Nuh kıssasının çok geniş bir şekilde anlatıldığı Nuh Suresinin özellikle 17. ayetinde " Ve Allah sizi yeryüzünde bitki olarak bitirdi. " ifadeleriyle yeryüzünün yaşanmaya uygun olan her bölgesinde binlerce insanın aynı anda yaratıldığı belirtilmektedir. İnsanın milyonlarca yıl süren gelişmesi ve ünsiyet kazanıp Allah katında değerli bir varlık halinde dünyadaki diğer varlıklara hükmedebilir hale gelmesinin ardından, dünyanın her bölgesinde insan toplulukları yaşamaktadır. Bundan dolayı Yahudi ve Hristiyanların bu inançlarının yazıldığı kitaplarında, Kitabı Mukaddes'te yazılı görüşlerin ve ayrıntıların hiç birini onaylamıyoruz. Sizin sorunuzda yönelttiğiniz ayrıntılara gelince !
Nuh Tufanı, Kur'anda da geniş ayrıntıları ile bizlere ibret olsun diye anlatıldığından, tarihi ve arkeolojik bilimsel kayıtlar da göz önüne alındığından dolayı gerçekten olmuş ve Allah'a isyan içinde olan o bölgedeki kavim, bizzat Allah'ın müdahalesiyle tufan ile boğularak helak edilmiştir. Tufan olayı sadece Nuh'un ve kavminin yaşadığı Iraktaki Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki Mezopotamya ile Ürdün'deki Lut gölü arasındaki bölgede gerçekleşmiş, suların çekilmesinin ardından gemi bu bölgede Cudi ifadesiyle yüksekçe olan bir dağın üzerine oturmuştur. Tufan olayı ile yeryüzünde yaşayan bütün insanlar yok olmamıştır. Tufandan sonra da İnsanlık, Nuh peygamberin soyundan devam etmiştir diye de bir şey yoktur. Bu olay kimine göre Milattan Önce 12 bin yıl önce, kimine göre de 3 bin yıl önce gerçekleşmiş, bize göre ise yaklaşık olarak M.Ö. 6000 veya 5500 yıl önce gerçekleşmiştir. Çünkü bu esnada dünyanın çok değişik yerlerinde insanlar ve topluluklar bulunmakta olduğu gibi, Orta Asya'da da Çin, Hun, Göktürk isimlerinde büyük insan toplulukları yaşamaktadır. Tarihi kayıtlara göre de M.Ö. 7000 li yıllarda orta doğudaki tufanın tersine, Orta Asya'da da çok büyük bir iklim değişikliği ile kuraklık meydana gelmiş, bu nedenle de insanların topluluklar halinde kuzey, güney yollarından, batıya doğru çok büyük bir göçü başlamıştır. Bu topluluklardan biri de Sümerler adı ile M.Ö. 5000 li yıllarda güney batı yoluyla Tufanın izlerinin henüz tamamen kalkmadığı Mezopotamya'ya gelerek yerleşmişler, bu bölgeyi suların tamamen çekilmediği bataklıklar halinde bulmuşlar ve ağaç direkler üzerine evler yaparak yerleşim alanları oluşturmuşlardır. Çok büyük medeniyetlerin de bu bölgedeki temelini atmışlardır. Yaşama çok uygun olan iklim şartlarından dolayı, bu bölgede çoğalan insanların, soyların ardından çok değişik isimler altında yeni yeni medeniyetler kurulmuş, buna rağmen insan oğlunun nankörlüğü ve isyanı devam etmiş ve ardından da Allah'ın bu insanlara gönderdiği peygamberler ve indirdiği kitaplar olmuştur. Nuh tufanının ardından akıllanmayan insanların oluşturduğu değişik kavimler de kimisi deprem, kimisi volkanik patlamalar, kimisi de kıtlık, kuraklık ve açlıklarla helak edilmişlerdir. Allah'ın bu müdahaleleri de Bizim Peygamberimiz Muhammed ( a.s ) 'e kadar devam etmiştir. Adem'den Nuh'a, Nuh'tan Muhammed'e kadar olmak üzere dünyanın dinler tarihini ikiye bölen Tufan olayı ile ilgili çok geniş ve kapsamlı yazımız çok yakın bir zamanda sitemizde de yayına sokulacaktır. Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.