Soru

Hasan Y.   06-05-2018   676
Merhaba..Nuh tufani hakkinda bilgi verirmisiniz, gercekten Oldumu, Tüm insanlar canlilar yok oldumu, olduysa , 2.insanlik Nuhun üzerindenmi devam etti günümüze kadar Selamlar

Yanıtlar

Zeki Çelik.   29-03-2021  

Değerli  Kardeşim !  Size  de  merhabalar,  Allah'ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun.

Nuh  peygamber,  bugünkü  Irak  topraklarında  Dicle  ve  Fırat  nehri  arasında  Mezopotamya  denilen  bölgede  yaşamış,  çok  azgın  ve  sapkın  olan  kavmine  Allah'ın  birliğini,  O'na  ortak  koşmamaları  için  Tevhit  bilincini  öğretmek  üzere  elçi  olarak  gönderilen,  Kur'anda  çok  sabırlı,  azimli  ve  mücadeleci  olduğu  bildirilen  peygamberlerdendir. Araf  Suresinin  59. ayetinde : "  Andolsun  ki  Biz  Nuh'u  toplumuna  elçi  gönderdik  de  O,  Ey  toplumum !  Allah'a  kulluk ( ibadet )  edin.  Sizin  için  O'ndan  başka  bir  ilah  yoktur.  Cidden  ben,  zararınıza  olan  üstünüze  gelecek  büyük  bir  günün  azabından  korkuyorum.  dedi. "  denilerek  Nuh'un  Kur'andaki  kıssası,  bizim  Peygamberimiz  zamanındaki  müşriklere  ve  bugünün  biz  Müslümanlarına  ibret  olsun  diye   böyle  bir  uyarı  ile  başlatılmaktadır.  Tıpkı  Mekke  dönemindekiler  gibi,  sapık  ve  azgın  kavmi  ile  Nuh  Peygamberin  yüzlerce  yıl  sürdüğü  belirtilen  çetin  mücadelesi  Kur'anda  çok  geniş  bir  şekilde  anlatılır.  Bu  ayetlerde  Nuh  peygamberin  onların  arasında  bin  yıldan  elli  yıl  eksik  bir  zaman  kadar  kaldığı,  onların  ileri  gelenlerinin  sürekli  inkar  ve  alaylarına,  dövmelerine,  bayıltmalarına,  dışlamalarına  rağmen  yılmadan,  sabırla  ve  azimle  onlarla  çok  uzun  süre  mücadele  ettiği,  buna  rağmen  kendisine  çok  az  sayıda  inanmış  olanlardan  başka  büyük  bir  çoğunluğun  inanmamasının  sonucunda  Allah'ın  O'na  gemi  yapmasını  vahyettiği,  gemiye  evcil  hayvanlardan  birer  çift  ve  ihtiyaç  duyacağı  yiyeceklerden  alması,  inanan  ve  yakınlarının  gemiye  bindirilmesi  ile  yoğun  bir  yağmur  ve  dağlara  kadar  ulaşmış  selin,  tufanın  ardından  geminin  nasıl  yüzdürüldüğü,  onların  nasıl  kurtarıldığı,  kafirlerin,  Allah'ın  rabliğini  ve  ilahlığını  bilerek  reddedenlerin  nasıl  suda  boğulduğunun  geniş  ayrıntıları  28  ayrı  surede  48  ayet  ile  anlatılmaktadır. Bizim  için  bu  konuda  asıl  güveneceğimiz  kaynak  Kur'an  olmasına  rağmen,  Yahudi  Hahamlarının  uydurdukları  ve   Dini  kitapları  Tevrat'ın  Tekvin  bölümü  anlatımlarında,  Nuh'un  yaşı,  çocuklarının  sayısı,  ailesinin  inanıp  inanmadığı,  geminin  boyu,  eni  ve  yapısı,  ağacın  cinsi,  inananların  sayısı,  içine  alınan  hayvanların  neler  olduğu,  ilk  bindirilen  hayvanın  karınca,  son  bindirilen  merkebin  inatçılığı  ile  onunla  beraber  şeytanın  da  gemiye  nasıl  bindiği  ayrıntılarına  varıncaya  kadar  binlerce   saçma,  dayanaksız,  mantıksız,  tutarsız  senaryo  ve  rivayetler  yer  almaktadır.  İslam  Tarihini  anlatmak  için  yola  çıkmış  olan  ünlü  müelliflerden  Taberi,  İbn'i  Kesir,  İbnü'l  Esir  de  Kur'andan  ziyade  bu  uydurma  anlatımların  etkisinden  kurtulamamış,  sekiz  yüzlü  yıllarda  tefsir  yazmış  olan  bizim  klasik  ve  dünyanın  dahi  yuvarlak  olduğunu  bilmeyen  yorumcularımız  da  aynı  etki  ile  Nuh  Tufanı  konusunu  biz  Müslümanların  halk  kültürüne  de  aynen  aktarmışlardır.  Nuh  peygamber  ve  Tufan  konusunda  bunlardan  dolayı  bugün  çok  farklı  ve  her  ayrıntı  üzerinde  pek  çok  spekülatif  görüşler  bulunmaktadır. Kimisi  tufanın  bütün  dünyayı  kaplayan  küresel  olduğunu,  kimisi  de  yöresel  olduğunu,  kimisi  Hz. Nuh'un  ikinci  Adem  olduğunu  söylemekte, Yahudi  Hahamlarının  uydurmaları  ile  Kitabı  Mukaddes'te  de  insan  neslinin   tufandan  kurtuluşun  ardından  tekrar  dünyanın  değişik  bölgelerine  yayılan  Nuh  peygamberin  oğulları  Ham,  Sam  ve  Yafesten  çoğalarak  siyah,  sarı  ve  beyaz  ırkların  böylece  oluştuğu  anlatılmaktadır.  Halbuki  Kur'anda   yine  Nuh  kıssasının  çok  geniş  bir  şekilde  anlatıldığı  Nuh  Suresinin  özellikle  17. ayetinde  "  Ve  Allah  sizi  yeryüzünde  bitki  olarak  bitirdi. "  ifadeleriyle  yeryüzünün  yaşanmaya  uygun  olan  her  bölgesinde  binlerce  insanın  aynı  anda  yaratıldığı   belirtilmektedir. İnsanın  milyonlarca  yıl  süren  gelişmesi  ve  ünsiyet  kazanıp  Allah  katında  değerli  bir  varlık  halinde    dünyadaki  diğer  varlıklara  hükmedebilir  hale  gelmesinin  ardından,  dünyanın  her  bölgesinde  insan  toplulukları  yaşamaktadır.  Bundan  dolayı  Yahudi  ve  Hristiyanların  bu  inançlarının  yazıldığı  kitaplarında,  Kitabı  Mukaddes'te  yazılı  görüşlerin  ve  ayrıntıların  hiç  birini  onaylamıyoruz.  Sizin  sorunuzda  yönelttiğiniz  ayrıntılara  gelince !

Nuh  Tufanı,  Kur'anda  da  geniş  ayrıntıları  ile  bizlere  ibret  olsun  diye  anlatıldığından,  tarihi  ve  arkeolojik  bilimsel  kayıtlar  da  göz  önüne  alındığından  dolayı  gerçekten  olmuş  ve  Allah'a  isyan  içinde  olan  o  bölgedeki  kavim,  bizzat  Allah'ın  müdahalesiyle  tufan  ile  boğularak  helak  edilmiştir. Tufan  olayı  sadece  Nuh'un  ve  kavminin  yaşadığı  Iraktaki  Dicle  ve  Fırat  nehirleri  arasındaki  Mezopotamya  ile  Ürdün'deki  Lut  gölü  arasındaki  bölgede  gerçekleşmiş,  suların  çekilmesinin  ardından  gemi  bu  bölgede  Cudi  ifadesiyle  yüksekçe  olan  bir  dağın  üzerine  oturmuştur. Tufan  olayı  ile  yeryüzünde  yaşayan  bütün  insanlar  yok  olmamıştır. Tufandan  sonra  da  İnsanlık,  Nuh  peygamberin   soyundan  devam  etmiştir  diye  de  bir  şey  yoktur. Bu  olay  kimine  göre  Milattan  Önce  12  bin  yıl  önce,  kimine  göre  de  3  bin  yıl  önce  gerçekleşmiş,  bize  göre   ise  yaklaşık  olarak  M.Ö. 6000  veya  5500  yıl  önce  gerçekleşmiştir. Çünkü  bu  esnada  dünyanın  çok  değişik  yerlerinde  insanlar  ve  topluluklar  bulunmakta  olduğu  gibi,  Orta  Asya'da  da  Çin,  Hun,  Göktürk  isimlerinde  büyük  insan  toplulukları  yaşamaktadır.  Tarihi  kayıtlara  göre  de  M.Ö. 7000  li  yıllarda  orta  doğudaki  tufanın  tersine,  Orta  Asya'da  da  çok  büyük  bir  iklim  değişikliği  ile  kuraklık  meydana  gelmiş, bu  nedenle  de  insanların  topluluklar  halinde  kuzey,  güney  yollarından,  batıya  doğru  çok  büyük  bir  göçü  başlamıştır.  Bu  topluluklardan  biri  de  Sümerler  adı  ile  M.Ö. 5000  li  yıllarda  güney  batı  yoluyla  Tufanın   izlerinin  henüz  tamamen  kalkmadığı   Mezopotamya'ya  gelerek  yerleşmişler,  bu  bölgeyi  suların  tamamen  çekilmediği  bataklıklar  halinde  bulmuşlar  ve  ağaç  direkler  üzerine  evler  yaparak  yerleşim  alanları  oluşturmuşlardır. Çok  büyük  medeniyetlerin  de  bu  bölgedeki  temelini  atmışlardır. Yaşama  çok  uygun  olan  iklim  şartlarından  dolayı,  bu  bölgede  çoğalan  insanların,  soyların  ardından  çok  değişik  isimler  altında  yeni  yeni  medeniyetler  kurulmuş,  buna  rağmen  insan  oğlunun  nankörlüğü  ve  isyanı  devam  etmiş  ve  ardından  da  Allah'ın  bu  insanlara  gönderdiği  peygamberler  ve  indirdiği  kitaplar  olmuştur. Nuh  tufanının  ardından  akıllanmayan  insanların  oluşturduğu  değişik  kavimler  de  kimisi  deprem,  kimisi  volkanik  patlamalar,  kimisi  de  kıtlık,  kuraklık  ve  açlıklarla  helak  edilmişlerdir. Allah'ın  bu  müdahaleleri  de  Bizim  Peygamberimiz  Muhammed ( a.s ) 'e  kadar  devam  etmiştir. Adem'den  Nuh'a,  Nuh'tan  Muhammed'e  kadar  olmak  üzere  dünyanın  dinler  tarihini  ikiye  bölen  Tufan  olayı  ile  ilgili  çok  geniş  ve  kapsamlı  yazımız  çok  yakın  bir  zamanda  sitemizde  de  yayına  sokulacaktır. Allah'ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun.

 

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et