Soru

Arda M.   26-05-2021   43
https://www.study-islam.org/turkce/kuranin-orijinal-kaynaklari/4-hiristiyanligin-ve-hiristiyan-apokrif-kitaplarin-etkisi Hocam apokrif inciller ve kuran hakkında araştırma yaparken böyle bir siteye rastladım site hrıstiyan sitesi. Birtakım çarpıtmalar doğru olmayan iddialar büyük ihtimalle vardır ama yazılanları okudum ve kafam karıştı size değinmek istedim. Acaba kuran apokrif incillerden alıntı mıdır bu sitede iddia edildiği gibi. Bu sitedeki yazıyı okuyup bana dönebilirseniz çok mutlu olurum. Bir de bu yazı içerisinden özellikle bir yere takıldım. Onu buraya kopyalıyorum : 8. Adem’in Yaratılışı ve Meleklerin Adem’e Tapınması Sure III, İmran, 52’de şöyle yazılmıştır: “Allah nezdinde İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ‘Ol’ dedi ve oluverdi.” 77 Adem’in topraktan yaratılması konusunda hadiste bize, Yüceler Yücesi Allah’ın onu yaratmak istediğinde, Kendisine bir avuç toprak getirsinler diye, art arda başmeleklerini gönderdiği anlatılmaktadır. Adem’in soyundan gelenlerin çoğunun cehennem ateşine mahkum olacaklarını bilen toprak, bu habercilerden her birine, özünden bir parça almasınlar diye yalvarmıştır. Bu nedenle, sonuncuları olan Azrail’in dışında hepsi eli boş dönmüştür. Azrail bu yakarışa rağmen bir avuç toprak almıştır. Bazıları onun, daha sonra üzerine Kabe’nin inşa edildiği yerden, bazıları ise yeryüzünün her yerinden toprak aldığını söylemektedir. “Ey Allah’ım, Sen biliyorsun. Bak! Ben getirdim” diyerek toprağı Allah’a vermiştir 78. Ebu’l Fide, Kamil İbn-i Asir’in yetkisine dayanarak şöyle demektedir: “Allah’ın peygamberi ‘Kuşkusuz Yüceler Yücesi Allah, yeryüzünden aldığı bir avuç toprakla Adem’i yarattı.. ve onu, yeryüzünün yüzeyinden (adim) yarattığı için, ona haklı olarak Adem adı verildi’ demiştir.” Bu hadis ilginçtir, çünkü İslamiyet’in, sapkın görüşlere ne kadar borçlu olduğunun başka bir örneğidir. Hikayenin tamamı Markion’dan alınmıştır. Bunu, Ezniq’in “Sapkınlıkların Çürütülmesi” adlı Ermenice kitabında Markion’un yazılarından birinden yaptığı bir alıntıdan öğreniyoruz. İkinci yüzyıldaki bu sapkın liderden söz ederken Ezniq, onun kendine özgü görüşlerini içeren şu alıntıyı yapmaktadır: 79 “Yasa Tanrı’sı bu dünyanın güzel olduğunu gördüğünde, insanı ondan yaratmaya karar verdi. Ve Yeryüzüne, Maddeye (ϋλη) inerek ‘Bana toprağından ver, ben ona Kendi ruhumdan vereceğim’ dedi. Madde O’na toprağından verdiğinde, Tanrı onu (Adem’i) yarattı ve ona yaşam üfledi. … Bu nedenle ona Adem ismi verildi, çünkü o, topraktan yaratılmıştı.” ........... Bunu yazan arkadaş hadis örneği vermiş ama ben hadislere güvenmediğim için bu hadisin Markion'un yazılarından alındığı iddiası beni ilgilendirmiyor. Benim kafamı kurcalayan şey Kurandaki "ruhumdan üfledim" ifadesi. Yukarıda yazılana göre Markion denilen adam kim olduğunu tam bilmiyorum ama markion incili diye apokrif sayılan bir kitabı var heralde. Burada bu adamın yazısını alıntılamış : “Yasa Tanrı’sı bu dünyanın güzel olduğunu gördüğünde, insanı ondan yaratmaya karar verdi. Ve Yeryüzüne, Maddeye (ϋλη) inerek ‘Bana toprağından ver, ben ona Kendi ruhumdan vereceğim’ dedi. Madde O’na toprağından verdiğinde, Tanrı onu (Adem’i) yarattı ve ona yaşam üfledi. … Bu nedenle ona Adem ismi verildi, çünkü o, topraktan yaratılmıştı.” "Kendi ruhumdan vereceğim " ifadesi var . Bu ifade neredeyse Kuran'ın ifadesiyle aynı. Acaba kuranın "ruhumdan üfledim" ifadesi bu metinden kurana kopyalanmış geçirilmiş olabilir mi? Peygamberimizden önce yaşamış Markionun bu yazısında "ona kendi ruhumdan vereceğim" ifadesi ile kurandaki ruhumdan üfledim ifadesinin örtüşmesindeki hikmet nedir ? Bu arada şunu da ekleyeyim kurandaki ruh ifadesi vahiy bilgisi ya da başka anlamda da olabilir benim sorum ilk okuyuşta iki metnin arasındaki benzerliğin nedeni. Bana vakit ayırıp sorumu cevaplayacağınızı düşünüyorum ve bunun için şimdiden çok teşekkür ediyorum.

Yanıtlar

Zeki Çelik.   27-05-2021  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  bereketi  üzerinize  olsun !

Apokrif  İncil ( gizli  sözcükler )  diyelim,  Kanonik  İncil  diyelim  hepsi  de  aslında  Rabbimizin  bütün  peygamberlere  olduğu  gibi  İsa  Peygambere  de   ilga  ifadesiyle  ( nüfuz )  ettirerek  vahyettiği  gerçek  İncil  ortada  olmadığı  halde,  özellikle  M.S. ikinci  yüzyıldan  itibaren  sonradan  insan  eliyle  hayal  gücüne, kulaktan  kulağa  Havariler  tarafından  anlatılanlara  yapılan  eklemelerle  ve  Yunan  mitoloji  eserlerine  dayalı  Grekçe  olarak  yazılmış  ve  bunların  birçoğunun  da,  Marcion  Apokrif  incili  de  dahil  bazı  Hristiyan  kaynaklarında  sonradan  eklenmiş  olduğu  düşüncesiyle  Kilise  tarafından  sahte  İncil  olduğu  söz  edildiği,  bunların  topluluk  önünde,  Kilise  ayinlerinde  de  öncelikle  kullanılmadığının  belirtildiği  eserlerle ( Şaban  Kuzgun,  Dört  İncil  Farklılıkları  ve  Çelişkileri )  oldukça  zaman  ve  emek  harcadığınız  belli  olmaktadır. Tabii  ki  takdir  ettiğimiz  gibi,  bizce  de  araştırmak,  sorgulamak  çok  değerlidir  ve  öğrenmenin,  gerçeğe  ulaşmanın  ilk  adımıdır.

Değerli  Kardeşim  bu  bağlamda  sizin  özellikle  de  Kur’anımızla  birlikte  daha  önce  yazılmış  olan  Marcion  Apokrif  incilinde  de  yer  aldığını  belirttiğiniz  “  Ruhumdan  üfleyeceğim “  ifadesindeki  benzerliklere  dikkat  çekmeniz  hemen  hemen  sorularınızın  ana  mihenk  taşını  oluşturmaktadır.  Müslümanım  deyip  Kur'an  ayetlerini  okuyarak  bu  ifadelere  rastlayan  birçok  kardeşimizin  de  merak  ettiği  bir  konuya  dikkat  çekmiş  ve  bize  de  bu  konuda  gerekli  açıklama  fırsatı  oluşturmuş  olduğunuzdan  dolayı  size  teşekkür  ederim. Ancak  bu  “ ruhun  üfürülmesi “  kavramının  gerçeğini,  bunun  öncesinde  de  Adem’in  yaratılması  ile  ilgili  olarak  meleklerin  yeryüzüne  toprak  almak  üzere  gönderildiği  rivayetlerdeki  anlatımların  tamamen  gerçek  dışı  hurafe  olduklarını  görebilmemiz  için  Kur’anımızın  anlatım  teknikleri,  o  yıllardaki  Arap  kültürü  ve  deyimleri,  toplumsal  yaşamın  koşulları,  Yunan  mitolojileri  ile  oluşmuş  batı  medeniyetindeki  kültürlerin, Cennet,  Cehennem,  Melek,  Adem,  Evrenin  yaratılışı,  Allah’ın  bu  yaratmalarda  koyduğu  kanunları,  ilkeleri  ile  çok  yönlü  bilgi  alt  yapısının  birleştirilmesi   gerekmektedir.

Biz  sitemizdeki  birçok  değişik  başlıklardaki  yazılarımızda  bu  ayrıntıların  bir  çoğuna  değindik. Sizin  de  önemle  dikkat  çekmiş  olduğunuzdan  dolayı  öncelikle  “  Ruhumdan  üfüreceğim “  ifadesinin  Kur’anımızdaki   gerçeğine  ana  hatlarıyla   değinmeye  çalışalım. Yine  öncelikle  şunu  hatırımızda  tutmamız  gerekmektedir  ki ;  Adem  Peygamberden  başlayarak  Kur’anımızda  ismi  bildirilen  ve  bildirilmeyen  bütün  peygamberlere  ve  son  peygamber  olan  bizim  Peygamberimize  Rabbimizin  Tevhit  öğretisi  çerçevesinde  insanlar  için  öğüt  ve  hayatın  rehberi  olması  amacıyla  indirmiş  olduğu  vahiylerin  hepsinin  ana  teması  aynıdır  ve  değişiklik  göstermez. Bundan  dolayı  sizin  Marcion  Apokrif  incilinde  de  yer  aldığını  belirttiğiniz  bu  ifade,  İsa  Peygambere  indirilmiş  olan  gerçek  İncilin  havariler  tarafından  kulaktan  kulağa  aktarılmış  kalıntılarıyla,  bunlara  bağlı  olarak  oluşturulmuş  senaryolar  olabilir. Ama  Kur’anımızda  da  yer  alan  bu  ifadenin  bire  bir  buradan  alındığını  söylemek  doğru  olmaz. Kur'an  asla  Apokrif  incillerden  alınmış  bir  Kitap  değildir. Çünkü  peygamberlerin  ancak  kendi  soylarından  gelebileceği  iddiası  ile  böbürlenen  Yahudi  ve  Hristiyanlara  karşı,  Kur’anın  bize  ( adeta  Mekke’de  doğup  büyümüş,  ana  kentli  olup  sizlerle  hiç  bir  bağı  olmayan,  eserlerinizden,  kitaplarınızdan  haberi  olmayan )  alın  size  sizden  olmayan  ümmi  bir  peygamber  diyerek  tanıtmış  olduğundan,  Peygamberimizin  Yahudi  ve  Hristiyan  kaynaklarının  hiç  birisinden  haberi  ve  bilgisi  bulunmamaktadır. Birçok  Kur'an  ayetiyle  de  teyid  edilmektedir. Üstelik  de  İsa  Peygambere  vahyedilmiş  olan  İncil’in  orijinali  zaten  ortada  yoktur,  Kur’anımız  da  İsa  şöyle  dedi  diye  başlayan  ifadelerle  sonradan  insanlar  eliyle  yazılmış  hiç  bir  eseri   onaylamamaktadır. “ Ruhumdan  üfürdüğümde “  ifadesi  Kur’anımızda  da  örneğin  Sad  Suresinin  71 – 72.  ayetlerinde “  Hani  Rabbin  bir  zaman  meleklere / Evrendeki  güçlere  “  Şüphesiz  Ben  çamurdan  bir  beşer  oluşturucuyum. Ruhumdan  üfürüp / Onu  düzgünleştirip  bilgili  hale  getirdiğim  zaman  derhal  ona  secde  edip / Boyun  eğip  teslim  olun “  demişti. “  ifadeleriyle  yer  aldığı  gibi  Hicr  28 – 29,  Secde  9,  Bakara  30 – 34,  Enbiya  91,  Tahrim  12,  Nisa  171,  gibi  değişik  Sureler  içinde  de  bir  çok  kez  yer  almaktadır.

Kadr  Suresinden  başlayarak  Kur’anımızda  birçok  ayette  yer  alan  ruh  sözcüğü  İsra  Suresinin  85. ayetinde  “  Ve  sana  ruhtan / vahiyden  soruyorlar.  De  ki  “  Vahiy,  Rabbimin  işindendir.  Size  ise  az  bilgiden  başka  bir  şey  verilmemiştir “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  Rabbimizin  katından  olan  “  ilâhi  esinti,  vahiy  ve  güvenilir  bilgi  “ anlamlarında  yer  almaktadır. Gerçek  anlamda  Allah,  bir  insana  benzetilip  üfürmeyeceğine  göre,  ayetlerde  yer  alan  “ üfürme “  ifadesi  ise  mecazi  bir  anlatımla  85.  ayette  de  gördüğümüz  gibi  herhangi  bir  şeyden  başkalarına  çok  az  miktarda  verilmesini  ifade  eder. Türkçemizde  de  buna  benzer  bir  şekilde  “  koklatmak “  deyimi  kullanılır. Bu  durumda  ayetlerdeki  “ ruhun  üfürülmesi  “  ifadesiyle  “ bilginin  çok  az  miktarda  verilmesi,  bilginin  Allah’ın  bilgisi  yanında  adeta  koklatıldığı  “  anlamını  taşımaktadır. Sonuç  olarak  ayette  söz  konusu  olan  melekler /  doğa  güçleri,  sıradan  insana  değil,  kendisine  ruh  üfürülen ( Rabbimizin  sonsuz  bilgisi  yanında  çok  az  miktarda  bir  bilgi  ile  bilgilendirilmiş  olan  Adem’e )  dolayısıyla  ünsiyet  kazanmış  “  Adam “  olmuş  insana  boyun  eğecektir.  Aklını  kullanan  ve  geliştiren  insan  da  bütün  doğa  güçlerini,  enerji  türlerini,  enerji  değişimlerine  bağlı  olarak  oluşturulmuş  Allah'ın  kanunlarını,  medeniyetinin  gelişmesi  için  kullanacaktır.

Değerli  Kardeşim !  Kur’anımızın  bize  öğüt  vermesi,  gerçek  mesajlarını  iletebilmesi  bakımından  kullandığı  yöntemlerden  birisi  de  sanki  gerçekmiş  ve  bir  tiyatro  sahnesindeymiş  gibi  meleklerin,  iblisin,  Adem’in ( ünsiyet  kazanmış  insanın )  Allah’la  bire  bir  karşılıklı  konuşmalarla  yapılan  temsili  anlatımlardır. Ancak  öncelikle  bu  konuşma  sahnelerinden  gerçek  mesajın  ve  öğüdün  alınabilmesi  için,  ontolojik  ve  metafizik  olarak  insanların  yanlış  olarak  inandırıldığı  gibi  ( Cebrail, Mikail,  Azrail,  İsrafil  isimlerinde ) Melek,  İblis,  Şeytan  gibi  varlıkların  gerçek  olmadığını,  konuşmalarda  yer  alan  Adem’in  peygamber  ve  cennette  yaratılmış  ilk  insan  olmadığını  ve  Kur’anımızda  anlatılmak  istenen  Melek  kavramının  gerçekte  ne  olduğunu  bilmek  gerekir.

Kur’ana  baktığımız  zaman  üstelik  Nuh  Suresinin  17. ayetinde  “  Vallahu  enbetekum  minel  ardi  nebata  “ ( Ve  Allah  sizi  yeryüzünde  bir  bitki  olarak  bitirdi.  ) Denilerek  ilk  insanların  tek  bir  insan,  Adem  peygamber  olarak  değil,  bizim  zaman  algımıza  göre  ve  de  Evrende  kıyamet  kopup  bütün  düzen  bozulmamış  olduğundan  dolayı  da  henüz  Cennet  de  oluşturulmamıştır.  Bundan  dolayı  da  ayette  özellikle  yeryüzünden,  topraktan  bitki  olarak  aynı  anda  birçok  insanın  yaratıldığı,  kesin  olarak  ortaya  konulmaktadır.  Bu  bitki  olarak  yaratılmanın  ardından  bilimsel  gerçeklerle  örtüşen,  insanın  evrimi  için  Allah’ın  neler  yaptığı  da  yine  bize  Nuh  Suresinin  14. ayetinde  “ Oysa  O,  sizi  gerçekten  tavır  tavır  (  aşama  aşama  ) oluşturmuştur. ”  İfadelerinde  gördüğümüz  gibi  ve  daha  birçok  ayetle  ayrıntılarına  yer  verilerek  insanın  evrimden  geçirilerek  nasıl  geliştirildiği  anlatılmaktadır. Bu  ayetler  bütün  Yahudi  ve  Hristiyan  kaynaklarında,  bunlardan  esinlenmiş  ve  Müslümanlar  için  oluşturulmuş  Kütübi  Sitte  denilen  kitaplarda,  Adem  peygamberin  Cennette  yaratıldığı  ana  teması  üzerine  kurgulanmış  bütün  rivayet  ve  hurafelerin  çöpe  atılmasını  gerektirir.  Bu  nedenle  sizin  Adem’in  yaratılması  ile  ilgili  meleklerin  yeryüzüne  toprak  almak  üzere  gönderildiği  örnek  rivayetleri  değerlendirmenin  çok  yersiz  olacağını  düşünüyoruz. Çünkü  bize  göre   ontolojik  ve  metafizik  olarak  insan  gibi  görünebilen,  konuşabilen,  görünmeyen  varlıklar  olarak  inanılan  nesnel  bir  yapıda  melek  denilen  varlık  yoktur. Sitemizde  “ Kur’andaki  Melek  Kavramı,  Şeytan  ve  İblis  Kavramı,  Adem  ve  İnsan “  başlıklı  makalelerimizde  bu  konularla  ilgili  çok  geniş  bilgiler  bulabilirsiniz.  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

Bir Yanıt Yaz

DİĞER BAŞLIKLAR

ETİKETLER

Takip Et