Sayın hocam Kur'anda birçok ayette ateşe atılacaklar, ateşte kalacaklar, çılgınca yanan ateş, hep birlikte ateşe girin gibi suçlular için sürekli Cehennemde ateşle yakılmaktan söz edilmektedir. Bazı ilahiyatçılar da bu ateş için Cehennem odununu insanların kendilerinin yanlarında götüreceğini söylemektedirler. Suçsuz, hatasız, günahsız insan olmayacağına ve İlahiyatçıların anlattıklarına göre mutlaka herkes de Cehenneme az veya çok uzun süre gireceğine göre, bunlar nasıl olacak ? Bize açıklayabilir misiniz. Şimdiden teşekkürler.
Zeki Çelik.
28-04-2024
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Belirttiğiniz gibi, Kur’anımızda birçok ayette Allah’ın ayetlerini inkâr edip büyüklük taslayan kâfirler, başka ilâhları putlaştırıp ortak koşarak tanrı edinen müşrikler, Cehennem azabıyla cezalandırılırken “ Onlar ateşte kalacaklar, Onlar ateşin ashabıdırlar, Onların varacakları yer ateştir, Onlar ateşte ebedi kalacaklardır “ şeklinde aynı zamanda değişik ifadelerle ateşe atılmalarından söz edilmektedir. Özellikle Tevbe Sûresinin 35. ayetinde de “ O gün, biriktirdikleri altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak : İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi, şimdi tadın şu biriktirmiş olduğunuz şeyleri ! “ denilerek yapılan uyarıda insanları Allah ile aldatıp onların paralarını alarak istismar eden Din adamları için de verilecek ve düz mantıkla bakıldığında ateşle yakılmanın söz konusu olduğu çok ürkütücü bir cezadan söz edilmektedir.
Öncelikle belirtelim ki, sizin de değindiğiniz gibi, peygamberler de dahil elbette ki hatasız, kusursuz ve günahsız insan olmaz. Ama öte yandan Rahman, Rahim ve Tevvab olduğunu, çok bağışlayan, merhamet eden ve tevbe edilmiş küçük günahları bağışlayacağını söyleyen Rabbimiz, Enbiya Sûresinin 101 – 102. ayetlerinde “ Şüphesiz tarafımızdan kendilerine “ en güzel “ hazırlanan kimseler ; İşte onlar Cehennemden uzaklaştırılmışlardır. Onlar Cehennemin uğultusunu duymazlar. Onlar nefislerinin istediği şeyler içinde sürekli kalıcıdırlar. “ ifadelerinde gördüğümüz gibi Ahiret hesaplaşmasında, iyilikleri ağır basan kullarını Cehenneme hiç sokmayacağını bildirmektedir. Ulemanın uydurma hadislere bağlı olarak zanlarla herkes mutlaka Cehenneme girer “ Günahları miktarı kadar Cehennem azabı görenler, daha sonra günahlarından arınmış olarak Cennete girerler “ dediği gibi bir şey Kur’anda yoktur. Kur’an ayetlerine aykırı ve Yahudi inancındaki haham uydurmalarının bir sonucu olan Herkes mutlaka cehenneme girecek iddiası Kur’an ayetlerine aykırı ve Yahudi inancının bir sonucu olan, bizim Ulemamızın da pek çok uydurma rivayetle destekleyerek toplumda yaygınlaştırmış olduğu bir inançtır. Halbuki itikatta zan ile hüküm vermenin yeri yoktur. Kur’andan onay almayan hiç bir inanç da Din olamaz. Çünkü bir süre sonra çıkmak için değil, orada ebedi kalarak ateş azabı ile cezalandırılacak olan, Allah’ın ayetlerini inkâr eden kâfirler ve Allah’a ortak koşan müşrikler olmak üzere Cehenneme kimlerin ve niçin gireceği Kur’an ayetleri ile çok net ve ayrıntılarıyla anlatılmıştır. ( Bu konuda Ahiretim Ne Olacak başlıklı makalemizde daha geniş bilgi bulabilirsiniz. )
Kur’anda İbrahim peygamberin toplumu ile olan mücadelesi kıssasında da ateşe atılarak cezalandırılması konusuna yer verilirken Enbiya Sûresinin 68. ayetinde “ Toplumu “ Eğer yapanlarsanız, şunu yandırın / ateşe verin, sıkıntıya sokun ve tanrılarınıza yardım edin “ dediler. 69 : Biz, “ Ey ateş ! İbrahim’e karşı soğuk ve güvenli ol “ dedik. “ ifadelerinde gördüğümüz gibi ateşle yakılarak cezalandırılmadan söz edilmektedir. Bu ayetlerin yanı sıra Saffat Sûresinin 97. ayetinde “ Çılgınca yanan ateşin içine atın “ Ankebut Sûresinin 24. ayetinde “ Onu öldürün veya yakın “ ifadeleri yer almaktadır.
İnsanın fıtri olarak dünya yaşamı esnasında en çok ürktüğü ve korktuğu sonlardan biri ateşte yanmaktır. Veya en çok acıyı duyduğu olay da yine herhangi bir yerinin yanması sonucunda çekeceği sıkıntıdır. İnsanların bu hassasiyetlerinden dolayı da Kur'an ayetlerinde uyarı olması amacıyla çoğunlukla ateşle cezalandırma ifadeleri yer almaktadır. Aslında Kur'anın anlatımlarında da gerek bu dünyadaki insanların ateşle yakılma cezalandırmalarında, gerekse de Cehennem azabı esnasındaki cezalandırmalarında bizim düz mantıkla anladığımız gibi gerçek odun ateşi ile yakılma diye bir kasıt ve işlem bulunmamaktadır. Dünya yaşamındaki etkilenme ve hassasiyetten dolayı da etkili olması bakımından yer alan ateşle cezalandırma uyarılarında, Cehennem azabı esnasındaki ateş ifadeleri de metafor / Gerçek olmadığı halde üstü kapalı benzetme ile yapılan anlatımlardır. İbrahim peygamber kıssasındaki yakılma ile ilgili ayetlerin orijinalinde “ harriguhu “ ifadesi yer almaktadır. Bu ifade meallerde genellikle “ yakın “ olarak çevrile gelmiştir. Bu sözcüğün mastarı olan “ tahrig “ ateşlendirme anlamıyla Türkçeye de geçmiştir. Bir de kışkırtarak harekete geçirmek anlamında “ tahrik “ sözcüğü vardır. Tahrik, aynı zamanda “ ateşin bir şey üzerinde etkisi “ demektir. Hastalık nedeniyle gözdeki yanma, hastalık nedeniyle duyulan sızı, bitkilerin güneşten yanması, acı ve tuzlu şeylerle ağzın yanması bu sözcükle ifade edilir. Bu durumda bu gibi sözcükler “ sıkıntı verme, eziyet çektirme, acı verme, mahvetme “ anlamlarında da kullanılır. Nitekim Türkçede de belâya, sıkıntıya düşüldüğünde “ ben yandım, bittim, mahvoldum “ denildiği gibi, ani bir sıkıntı geldiğinde de “ yandım anam “ denir. Dolayısıyla bu ayetlerde anlatılanlara göre İbrahim’in ateşe atılıp yakılarak öldürülmesi söz konusu değildir. Onu öldürmeyip mahvedeceklerdir, ambargo uygulayacaklar, eziyet edecek ve sıkıntıya sokacaklardır. Ortada bu konuda anlatılan rivayetlerdeki gibi, yakılmak üzere de tutuşturulmuş bir odun ateşi yoktur. ( İbrahim Peygambere Yakılan Ateş başlıklı makalemizde daha geniş ayrıntı bulabilirsiniz )
Kur’anda “ cahim “ ve “ nar “ sözcükleri de her zaman gerçek anlamlarında “ ateş “ olarak kullanılmaz. Mecazi olarak sıkıntı anlamında kullanılır. Yine pek çok ayette Cehennem ateşi denildiğinde, Cehennem azabı anlatılmak istenir. Dolayısıyla bu konudaki ayetlerde sözü edilen “ ateşe atın, yandırın, ateş ashabı, onlar ateşte kalacaklar, ortak koşanlar inananları ateşe çağıracaklar, onlara da iki kat ateş azabı “ gibi Cehennemdeki cezalandırmalar için kullanılan ifadeler de metafordur, gerçek odun ateşi ile bir ilgisi yoktur. Çünkü Vakıa Sûresinin 60 - 61. ayetlerinde “ Ölümü aranızda Biz ayarladık Biz. Ve Biz sizi benzerlerinizle değiştirmemiz ve sizi bilmediğiniz bir şeyde inşa etmemiz üzerine, önüne geçilenler / engellenebilenler değiliz. “ ifadelerinde gördüğümüz gibi, Ahiretteki yaratılışın bu dünyadaki gibi etten, kemikten değil de bambaşka bir yapıda, boyutta ve başka bir şekilde olacağı anlaşılmaktadır. Bu dünyadaki yapının maddeye ait üç boyutla sınırlı olmasından dolayı Ahiretteki varlık boyutunun insan tarafından idrak edilebilmesi mümkün değildir. Bundan dolayı pek çok ayetteki Cennet ve Cehennem hayatı tasvirlerinde, bize ancak dünya hayatında algılayabileceğimiz, bizim kapasitemiz ölçüsünde benzetme ve teşbihlerle anlatımları görmekteyiz. Bu nedenle Ahiret hayatında olacaklar, bize Kur’anda bütün detayları ile değil, bizzat sadece dünya hayatımızdaki bazı kesitlerin benzetmeleri şeklinde metafor olarak anlatılmaktadır. Hiç kimse de endişe etmesin, hak edenler için Ahiret hayatındaki azaplandırma tutuşturulmuş odun ateşiyle değil bambaşka bir şekilde belki de duygularla, hislerle olacaktır. Ama önemli olan da bu dünyada iken Cehenneme girmemenin yollarını Kur'an ile öğrenmek, hata ve günahlardan mümkün olabildiği ölçüde uzak durabilmektir. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !....