TÜM SORULAR

Soru

Nevzat A.   27-04-2024   263

Sayın hocam Kur'anda birçok ayette ateşe atılacaklar, ateşte kalacaklar, çılgınca yanan ateş, hep birlikte ateşe girin gibi suçlular için sürekli Cehennemde ateşle yakılmaktan söz edilmektedir. Bazı ilahiyatçılar da bu ateş için Cehennem odununu insanların kendilerinin yanlarında götüreceğini söylemektedirler. Suçsuz, hatasız, günahsız insan olmayacağına ve İlahiyatçıların anlattıklarına göre mutlaka herkes de Cehenneme az veya çok uzun süre gireceğine göre, bunlar nasıl olacak ? Bize açıklayabilir misiniz. Şimdiden teşekkürler.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      28-04-2024  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !  

Belirttiğiniz  gibi,  Kur’anımızda  birçok  ayette  Allah’ın  ayetlerini  inkâr  edip  büyüklük  taslayan  kâfirler,  başka  ilâhları  putlaştırıp  ortak  koşarak  tanrı  edinen  müşrikler,  Cehennem  azabıyla  cezalandırılırken  “  Onlar  ateşte  kalacaklar,  Onlar  ateşin  ashabıdırlar,  Onların  varacakları  yer  ateştir,  Onlar  ateşte  ebedi  kalacaklardır “  şeklinde  aynı  zamanda  değişik  ifadelerle  ateşe  atılmalarından  söz  edilmektedir. Özellikle  Tevbe  Sûresinin  35.  ayetinde  de  “ O  gün,  biriktirdikleri  altın  ve  gümüşlerin  üstü  cehennem  ateşinde  kızdırılacak  da  bunlarla  alınları,  yanları  ve  sırtları  dağlanacak :  İşte  bu  kendi  canınız  için  saklayıp  biriktirdiğiniz  şeydir.  Haydi,  şimdi  tadın  şu  biriktirmiş  olduğunuz  şeyleri ! “  denilerek  yapılan  uyarıda  insanları  Allah  ile  aldatıp  onların  paralarını  alarak  istismar  eden  Din  adamları  için  de  verilecek  ve  düz  mantıkla  bakıldığında  ateşle  yakılmanın  söz  konusu  olduğu  çok  ürkütücü  bir  cezadan  söz  edilmektedir.

Öncelikle  belirtelim  ki,  sizin  de  değindiğiniz  gibi,  peygamberler  de  dahil   elbette  ki  hatasız,  kusursuz  ve   günahsız  insan  olmaz.  Ama  öte  yandan  Rahman,  Rahim  ve  Tevvab  olduğunu,  çok  bağışlayan,  merhamet  eden  ve  tevbe  edilmiş  küçük  günahları  bağışlayacağını  söyleyen  Rabbimiz, Enbiya  Sûresinin  101 – 102.  ayetlerinde  “  Şüphesiz  tarafımızdan  kendilerine  “ en  güzel  “  hazırlanan  kimseler ;  İşte  onlar  Cehennemden  uzaklaştırılmışlardır.  Onlar  Cehennemin  uğultusunu  duymazlar.  Onlar  nefislerinin  istediği  şeyler  içinde  sürekli  kalıcıdırlar. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  Ahiret  hesaplaşmasında,  iyilikleri  ağır  basan  kullarını  Cehenneme  hiç  sokmayacağını  bildirmektedir. Ulemanın  uydurma  hadislere  bağlı  olarak  zanlarla  herkes  mutlaka  Cehenneme  girer  “  Günahları  miktarı  kadar  Cehennem  azabı  görenler,  daha  sonra   günahlarından  arınmış  olarak  Cennete  girerler  “  dediği  gibi  bir  şey  Kur’anda  yoktur.  Kur’an  ayetlerine  aykırı  ve  Yahudi  inancındaki  haham  uydurmalarının  bir  sonucu  olan  Herkes  mutlaka  cehenneme  girecek  iddiası  Kur’an  ayetlerine  aykırı   ve  Yahudi  inancının  bir  sonucu  olan,  bizim  Ulemamızın  da  pek  çok  uydurma  rivayetle   destekleyerek  toplumda  yaygınlaştırmış  olduğu  bir  inançtır. Halbuki  itikatta  zan  ile  hüküm  vermenin  yeri  yoktur.  Kur’andan  onay  almayan  hiç  bir  inanç  da  Din  olamaz.  Çünkü  bir  süre  sonra  çıkmak  için  değil,  orada  ebedi  kalarak  ateş  azabı  ile  cezalandırılacak  olan,  Allah’ın  ayetlerini  inkâr  eden  kâfirler  ve  Allah’a  ortak  koşan  müşrikler  olmak  üzere   Cehenneme  kimlerin  ve  niçin   gireceği  Kur’an  ayetleri  ile  çok  net  ve  ayrıntılarıyla  anlatılmıştır. ( Bu  konuda  Ahiretim  Ne  Olacak  başlıklı  makalemizde  daha  geniş  bilgi  bulabilirsiniz. )

Kur’anda  İbrahim  peygamberin  toplumu  ile  olan  mücadelesi  kıssasında  da   ateşe  atılarak  cezalandırılması  konusuna  yer  verilirken   Enbiya  Sûresinin   68. ayetinde  “  Toplumu  “ Eğer  yapanlarsanız,  şunu  yandırın  /  ateşe  verin,  sıkıntıya  sokun   ve  tanrılarınıza  yardım  edin  “ dediler.  69  :  Biz, “ Ey  ateş !  İbrahim’e  karşı  soğuk  ve  güvenli  ol  “  dedik. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi  ateşle  yakılarak  cezalandırılmadan  söz  edilmektedir. Bu  ayetlerin  yanı  sıra  Saffat  Sûresinin  97.  ayetinde “  Çılgınca  yanan  ateşin  içine  atın “  Ankebut  Sûresinin  24. ayetinde “ Onu  öldürün  veya  yakın “   ifadeleri  yer  almaktadır.

İnsanın  fıtri  olarak  dünya  yaşamı  esnasında   en  çok  ürktüğü  ve  korktuğu  sonlardan  biri  ateşte  yanmaktır.  Veya  en  çok  acıyı  duyduğu  olay  da  yine  herhangi  bir  yerinin  yanması  sonucunda  çekeceği  sıkıntıdır.  İnsanların  bu  hassasiyetlerinden  dolayı  da  Kur'an  ayetlerinde  uyarı  olması  amacıyla  çoğunlukla  ateşle  cezalandırma  ifadeleri  yer  almaktadır. Aslında  Kur'anın  anlatımlarında  da  gerek  bu  dünyadaki  insanların  ateşle  yakılma  cezalandırmalarında,  gerekse  de  Cehennem  azabı  esnasındaki  cezalandırmalarında  bizim  düz  mantıkla  anladığımız  gibi  gerçek  odun  ateşi  ile  yakılma  diye  bir  kasıt  ve  işlem  bulunmamaktadır. Dünya  yaşamındaki  etkilenme  ve  hassasiyetten  dolayı  da  etkili  olması  bakımından  yer  alan  ateşle  cezalandırma  uyarılarında,  Cehennem  azabı  esnasındaki  ateş  ifadeleri  de  metafor  /  Gerçek  olmadığı  halde  üstü  kapalı  benzetme  ile  yapılan  anlatımlardır.  İbrahim  peygamber  kıssasındaki  yakılma  ile  ilgili  ayetlerin  orijinalinde   “ harriguhu “  ifadesi  yer  almaktadır.  Bu  ifade  meallerde  genellikle  “ yakın “  olarak  çevrile  gelmiştir.  Bu  sözcüğün  mastarı  olan  “  tahrig “  ateşlendirme  anlamıyla  Türkçeye  de  geçmiştir. Bir  de  kışkırtarak  harekete  geçirmek  anlamında  “ tahrik “  sözcüğü  vardır.  Tahrik,  aynı  zamanda  “  ateşin  bir  şey  üzerinde  etkisi  “  demektir. Hastalık  nedeniyle  gözdeki  yanma,  hastalık  nedeniyle  duyulan  sızı,  bitkilerin  güneşten  yanması,  acı  ve  tuzlu  şeylerle  ağzın  yanması  bu  sözcükle  ifade  edilir. Bu  durumda  bu  gibi  sözcükler  “  sıkıntı  verme,  eziyet  çektirme,  acı  verme,  mahvetme “  anlamlarında  da  kullanılır. Nitekim  Türkçede  de  belâya,  sıkıntıya  düşüldüğünde  “ ben  yandım,  bittim,  mahvoldum “  denildiği  gibi,  ani  bir  sıkıntı  geldiğinde  de  “ yandım  anam “  denir.  Dolayısıyla  bu  ayetlerde  anlatılanlara  göre  İbrahim’in  ateşe  atılıp  yakılarak  öldürülmesi  söz  konusu  değildir. Onu  öldürmeyip  mahvedeceklerdir,  ambargo  uygulayacaklar,  eziyet  edecek  ve  sıkıntıya  sokacaklardır. Ortada  bu  konuda  anlatılan  rivayetlerdeki  gibi,  yakılmak  üzere  de  tutuşturulmuş  bir  odun  ateşi  yoktur.  ( İbrahim  Peygambere  Yakılan  Ateş  başlıklı  makalemizde  daha  geniş  ayrıntı  bulabilirsiniz )

Kur’anda  “ cahim “  ve  “ nar “  sözcükleri  de  her  zaman  gerçek  anlamlarında  “ ateş “ olarak  kullanılmaz.  Mecazi  olarak  sıkıntı  anlamında  kullanılır.  Yine  pek  çok  ayette  Cehennem  ateşi  denildiğinde,  Cehennem  azabı  anlatılmak  istenir.  Dolayısıyla  bu  konudaki  ayetlerde  sözü  edilen  “ ateşe   atın,  yandırın,  ateş  ashabı,  onlar  ateşte  kalacaklar,  ortak  koşanlar  inananları  ateşe  çağıracaklar,  onlara  da  iki  kat  ateş  azabı “  gibi  Cehennemdeki  cezalandırmalar  için  kullanılan  ifadeler  de  metafordur,  gerçek  odun  ateşi  ile  bir  ilgisi  yoktur.  Çünkü  Vakıa  Sûresinin  60 - 61.  ayetlerinde  “  Ölümü  aranızda  Biz  ayarladık  Biz.  Ve  Biz  sizi  benzerlerinizle  değiştirmemiz  ve  sizi  bilmediğiniz  bir  şeyde  inşa  etmemiz  üzerine,  önüne  geçilenler  /  engellenebilenler  değiliz. “  ifadelerinde  gördüğümüz  gibi,  Ahiretteki  yaratılışın  bu  dünyadaki  gibi  etten,  kemikten  değil  de  bambaşka  bir  yapıda,  boyutta  ve  başka  bir  şekilde  olacağı  anlaşılmaktadır. Bu  dünyadaki  yapının  maddeye  ait  üç  boyutla  sınırlı  olmasından  dolayı  Ahiretteki  varlık  boyutunun  insan  tarafından  idrak  edilebilmesi  mümkün  değildir.  Bundan  dolayı  pek  çok  ayetteki  Cennet  ve  Cehennem  hayatı  tasvirlerinde,  bize  ancak  dünya  hayatında  algılayabileceğimiz,  bizim  kapasitemiz  ölçüsünde  benzetme  ve  teşbihlerle  anlatımları  görmekteyiz. Bu  nedenle  Ahiret  hayatında  olacaklar,  bize  Kur’anda  bütün  detayları  ile  değil,  bizzat  sadece  dünya  hayatımızdaki  bazı  kesitlerin  benzetmeleri  şeklinde  metafor  olarak  anlatılmaktadır. Hiç  kimse  de  endişe  etmesin,  hak  edenler  için  Ahiret  hayatındaki  azaplandırma  tutuşturulmuş  odun  ateşiyle  değil  bambaşka  bir  şekilde  belki  de  duygularla,  hislerle  olacaktır.  Ama  önemli  olan  da  bu  dünyada  iken  Cehenneme  girmemenin  yollarını  Kur'an  ile  öğrenmek,  hata  ve  günahlardan  mümkün  olabildiği  ölçüde  uzak  durabilmektir.  Allah’ın  selamı,  rahmeti   ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !....

 

 

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET