Allahını selamı üzerinize olsun hocam.Kuran a göre tazarru nasıl yapılır,nasıl kılınır?namaz ve tazarru aynı şey midir,tazarru öncesi abdest nasıl alınır?
Zeki Çelik.
30-09-2022
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Müslüman toplumlarında büyük çoğunlukla Kur’anımız anlaşılmak üzere okunmadığından, içinde nelerin olduğunu, bu bağlamda birçok insanın da Kur’an içerisinde namaz sözcüğünün bulunmadığını, bilakis bizim namaz diye bildiğimiz ibadetin yerine Tazarrulu dua sözcüğünün yer aldığını bilemediğinden, siz de tazarru, namaz, abdest kavramlarını içine alan sorularınızla bu noktaya dikkat çekmişsiniz. Size teşekkür ederim.
Bugün insanlarımızın büyük bir kısmı namazın, anlamını da bilmediği halde Kur’andaki sûrelerin bazılarını Arapça okumakla dua kavramından çok farklı bir ibadet şekli olduğuna inanmakta, bu güne kadar ulema tarafından aktarılmış ve dayatılmış olan rükûnlarla, Kur’andaki bazı namaz Suresi denilen Surelerin veya Kur’an ayetlerinin zorunlu olarak Arapça okunarak eda edilmesi gerektiği bir ibadet olarak görmektedirler.
Yüce kitabımız ve Hakk Dinin ana ve yegâne kaynağı olan Kur’anımızda konusu dua olan ve dua sözünün bizzat kullanıldığı ve tüm insanlara yönelik olan 200 civarında ayet bulunmaktadır. Rabbimiz bu ayetlerle, kendisine yapacağımız niyazı dil, beden ve gönül üçlüsü ile yani namaz ile yapmamızı istemektedir. Bu tarz yapılan dua ve niyaz, toplumumuzda da namaz adıyla yerleşmiş bulunmaktadır. Oysa Namaz sözcüğü Kur’anda geçmez. Fakat ülkemizde Kur’anın Türkçeye çevrilmiş meallerinin neredeyse tamamına yakınında, asıl anlamı zihni ve mali yönden malın, emeğin, paranın, gücün, bilginin başka insanlarla paylaşılması, destek olmak, Allah’tan yardım istemek, dua etmek, Hakk Dine arka çıkmak gibi çok kapsamlı ve Dinin temeli olan salat sözcüğü, maalesef eski dönem tefsirciler tarafından sadece namaz olarak çevrilmiş ve kavram dar bir çerçeveye oturtturulmuştur. Namaz, sözcüğü bize Farsçadan, İran’daki Perslerin dilinden geçmiştir. Sözcük anlamı, eğilerek saygı ile istemek, yalvarmak demektir. Dua anlamına gelmektedir. İsmini Farsçadan aldığımız bugün namaz diye bildiğimiz bu ibadet şekli ise, Arap dilinde ve Kur’anda Araf Suresinin 55. ayetinde “ Udd’uv Rabbekum tezarru’an ve hufyeten, innehu la yuhibbul mu’tediyn. “ ( Rabbinize alçala alçala ve gizlice – açıkça göstererek dua edin. ( namaz kılın ) Kesinlikle O haddi aşanları sevmez. ) ifadeleriyle belirtilerek emir kipi ile tazarrulu dua olarak geçer. Aslında sorunuzda belirttiğiniz gibi bizim namaz diye bildiğimiz ibadet ile Kur’andaki tazarru ile belirtilen ibadet aynı şeydir. Özünde bir duadır.
Ayetteki ( tazarruen ) ifadesi zillet ve tevazu ile, yani namazda, Rabbimizin huzurunda, “ ellerimizi kaldırarak Allah’ü Ekber deyip, O’nun en yüce olduğunu dillendirip selamladıktan sonra ayakta dikilerek, boynumuzu büküp el bağlayarak, el pençe divan durarak, eğilip bükülüp rükû ederek, secde ile yere kapanarak, saygımızı beden dilimizle ifade ederek bir hiç olduğumuzu göstermektir. Zillet üstüne zillet ( alçala alçala ) demektir. Bu esnada da bu rükûnların içerisinde Rabbimize gönlümüzü açmak, anladığımız dilde O’nunla konuşmak, dertlerimizi isteklerimizi dile getirmek ve yardım istemektir. Bu nedenle Kur’anda içinde dua sözcüğü bulunan bütün ayetler namazdan, tazarrudan bahsetmektedir. Ayetten anlaşıldığına göre namazda Rabbimizin huzurunda dua anında sürekli bir alçalma sergilenmelidir. Bugün Kur’anın dışında namaz ile ilgili yazılmış olan Fıkıh kitaplarında, ilmihallerde, namaz ile ilgili pek çok şartın sünnetin, vacibin, yer aldığını, bunlardan birinin eksik olması halinde namazın kabul olamayacağı iddialarını ve korkutmalarını görmekteyiz. Bu anlayış hakim kılınmış adeta namaz zorlaştırılmış, ulaşılamaz bir ritüel haline getirilmiştir. Oysa Kur’ana göre namaz, Tazarrulu dua ile Rabbimizin huzurunda tevazu göstererek, yukarıda belirttiğimiz gibi gönlümüzü Yüce Rabbimize açarak O’na yakarmaktır, yönelmektir, O’nu sıfatlarıyla yüceltmektir, tespih etmektir, yardım istemektir. Kişinin huşu ve hudu ile yerine getirebileceği, beden dili ile yaptıklarının yanında asıl olarak zihnen ve bütün benliği ile hazır ve bilinçli olarak yapması gereken bir ibadet şeklidir. Zihnen hazır olmadan namaz / tazarru esnasında beden dili ile yapılanların ve Allah’ın huzurunda ağızdan çıkanların Allah’a neler söylendiğinin bilinmediği bir namazın doğru adrese gittiğini söyleyebilmek mümkün değildir. Tazarru nasıl yapılır, nasıl kılınır konusunda daha ayrıntılı bilgileri sitemizdeki “ Namaz Allah’la Konuşmaktır, Namazımı Nasıl Kılabilirim “ başlıklı makalelerimizde bulabilirsiniz.
Değerli Kardeşim ! Tazarru / Namaz öncesi abdest nasıl alınır sorunuza gelince. Aslında Kur’anın dışında oluşturulmuş hadis ve rivayetlerle abdest konusunda insanlarımız çok yanlış şartlandırılmakta ve yönlendirilmektedirler. Bu konu Kur’anımızda Maide 6, ve Nisa 43, ayetleri olmak üzere sadece iki ayette ele alınır. Maide Suresinin 6. ayetinin orijinalinde “ Ya eyyühelleziyne amenû izâ kumtûm ilâ salati “ ifadelerinde “ Ey iman edenler salata doğru yönelerek kalktığınızda “ diyerek belirtilmesi nedeniyle aslında ayetin tamamında bu ifadenin ardından istenen bedenin kısa yoldan dış kısımlarının kısmi temizlenmesi eylemi, bize yine Farsçadan geçmiş olan abdestin, namazla doğrudan doruya bir bağlantısı yoktur. Bilakis salat etmek, paylaşmak, dayanışma içerisinde olmak için, topluma, insanlar arasına katılmadan önce kısmi bir beden temizliğinin yapılarak başka insanların rahatsız edilmemesi, önce insanın kendi beden sağlığının ve ardından da toplum sağlığının korunması ve salat için yapılacak toplantının başarıyla ve sağlıkla tamamlanması hedeflenmektedir. Elbette ki Allah’a niyaz ile Tazarrulu dua olan gerek bireysel, gerekse de toplu namazda da, Rabbimizin huzuruna çıkarken kişinin kendine çeki düzen vermesi de Rabbimize ve başka insanlara karşı olan saygının bir gereği olmalıdır. Fakat burada Kur’andan ziyade hadis ve rivayetlerin peşine düşenler, doğrudan doğruya ve sadece salat = namazdır şeklindeki kabullerine bağlı olarak, üstelik de ayetin Arapça orijinalinde salat sözcüğünün önünde yer alan “ ilâ “ yakınlaştırma edatı da hiç dikkate alınmadan, adeta yok sayılarak “ kumtûm “ ifadesi yalnız başına iken kalktığınız zaman demektir ama, burada dili geçmiş zaman kipiyle verildiği halde, bunlara rağmen pek çok müfessirin çeviri meallerinde bu ayet, gerçek mesajından saptırılarak ve özellikle de abdestin / kısmi beden temizliğinin doğrudan doğruya namazla bağlantısının kurulabilmesi için “ Namaza kalktığınız zaman “ şeklinde yanlış olarak çevrilmektedir. Halbuki ayetin orijinal ifade kalıbından “ Namaza kalktığınız ve kılacağınız zaman abdest alın “ anlamı çıkmaz. Bilâkis namaz kıldıktan sonra bu temizlikleri yapın anlamı çıkar. Aksine halbuki burada toplum arasına katılacağınız ve salata doğru yöneleceğiniz zaman anlamı çıkar. Ve ayetin tamamında da bu yönelme esnasında önceden kısmi bir beden temizliğinin yapılması istenir. Abdestin nasıl alınacağını, ne olduğunu da sitemizde “ Abdest Almanın Dinimizdeki Yeri “ başlıklı makalemizde ayrıntıları ile bulabilirsiniz. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’an doğrularıyla yerine getirebileceğiniz ve makbul olmuş ibadetiniz sizinle olsun !...
Fulya C.
01-10-2022
Cevapladığınız için teşekkür ederim Allah razı olsun.Allahın selamı üzerinize olsun hocam.