TÜM SORULAR

Soru

Salim K.   16-04-2022   390

Değerli hocam, bakara suresinde 1. kısas üzerinize yazıldı 2.vasiyet üzerinize yazıldı. 3. siyam üzerinize yazıldı 4. kıtal üzerinize yazıldı diye arka arkaya gelen bu yapılması gerekenler neden siyam gibi hiç konuşulmuyor.Ayrıca bunlar neden başımıza gelince uygulamamız gerekiyor da siyamı şahit olanlar yapsın derken her sene düzenli yapıyoruz herkes aç kalmaya çalışıyor . ayrıca 5 yerde yalan söyleyen,zıhar yapan ,adam öldüren,hacda hayvan öldüren,hacda ve döndükten sonra yapılacak siyam hiç 1400 senedir kimsenin umurunda değil yoksa biz bu yanlışları yapıyoruz rutine bağlayıp hersene başımıza gelmesi veye idrak etme(ramadan) olmadan tekrarlayalımmı diye düşünülmüş.Bu kadar insanın hayatında düşüncesinde neden bunlar yok.Esas anlaşılması ve uygulanması gereken bu bi kültüre yeme içme ritüelinemi dönüşmüş yoksa? Anlatılan diğer yerlerde ceza olarak geçen düşüncenin eyleme dönüşme halimi kimler, nasıl. niçin, neden ve ne zaman yapmalı ? Saygılar

Yanıtlar

Zeki Çelik.      17-04-2022  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Kur’anımızda  hem  Ramazan  ayı  içerisinde,  hem  de  insanlar  tarafından  işlenebilecek  bazı  suçların  sonucunda  bağışlanabilmeleri  için  kefaret  olarak  öngörülen  Oruçlu  olmanın  ayrıntılarını  kapsayan  siyam  sözcüğünün  temelinde  Bakara  178,  Maide  45. ayetlerinde  kısas  / adil  karşılık,  örneğin  Bakara  180. ayetinde  vasiyet / ölümden  sonra  geride  kalanların  yapmasının  istendiği  şeyler,  Hacc  39,  Tevbe  41, 81. ayetlerinde  yazıldı  ifadeleriyle  yer  alan  kıtal / Allah  yolunda  mücadele  etmek, savaş,  cihat  kavramlarına  da  yer  verilerek,  ayetleriyle  birlikte  çok  geniş  açıklamaları  gerektiren  oldukça  kapsamlı  ve  ayrıntılı  sorular  oluşturmuşsunuz.

Öncelikle  Rabbimizin  birçok  konuda  olduğu  gibi  ve  özellikle  sizin  ilave  ettiğiniz  üç  ayrıntıda  da  Müslümanların,  İman  ettiğini  söyleyenlerin  üzerine  yazıldı  denilerek  farz  kılınmış  bu  kavramlar  neden  gündeme  gelmiyor  ve  Ramazan  ayındaki  siyam  gibi  hiç  konuşulmuyor  diye  soruyorsunuz !  Çok  haklısınız  da !  Acaba  gerçekten  Ramazan  ayındaki  siyam  da,  orucun  ayrıntıları  ve  yükümlülükleri  de  doğrusuyla  ve  ayrıntılarıyla  konuşuluyor  mu ? Ramazan  ayının  sonunda  siyamın  asıl  hedefi  olan  sakınma,  kendini  tutma  bilincine  gerçekten  büyük  çoğunlukla  ulaşılabilmiş  olunmakta  mıdır ?  Nedenleri  belli !  Müslümanlar  çoğunlukla  Kur’anı  kendi  dillerinde  anlamak  üzere  okumamaktadırlar,  çoğunlukla  içinde  nelerin,  hangi  öğütlerin  ve  kendileri  için  nelerin  yazıldığını  bilmemektedirler. Çünkü  Tarikat  ve  Cemaatlerin  tekeli  haline  getirilmiş  olan  Dinin,  din  sorumluları  tarafından  kendilerine  Kur’an  özellikle  anlamak  üzere  okutturulmamaktadır. Çoğunlukla  atalarının,  büyüklerinin,  önderlerinin  kulaktan  dolma  anlattıkları  dinlerden  yanlış  da  olsa  vazgeçilememekte,  önlerine  konulan  her  doğruya  reddiyelerle  direnç  göstermektedirler.  Ekran  konuşmacılarının,  din  görevlilerinin  özellikle  ülkemizde  çok  yoğun  bir  mesai  harcadıkları,  ön  plana  çıkmalarına  ve  gündemde  olmalarına  vesile  olan  11  ayın  sultanı,  Kur’an  ayı  dedikleri  Ramazan  ayında,  Camilerde  ve  televizyon  ekranlarında  7 / 24  hiçbir  şey  anlaşılmadan  Arapça  mukabele  ettirilmenin  dışında  Kur’anın  anlaşılmak  üzere  okunduğuna,  ya  da  sorumlularca  okuyun  denildiğine  tanık  olabiliyor  muyuz ?  1400  yıldır  Kur’anın  doğruları  ile  değil  de  Peygamberimizin  ölümünden  sonra  üzerine  atfedilerek  Ulema  tarafından  uydurulan  binlerce  rivayet  ve  hadisle  oluşturulmuş  Sünneti  Seniye  kapsamında   yapılan  icma  ve  verilen  fetvalarla  Kur’anın  dışında  yaşatılmakta  olan  dinlerden  dolayı,  bu  kavramları  bilen,  ilgisini  çekip  araştıran  ve  okuyan,  bu  konulardaki  Kur’an  ayetlerini  rehber  edinip  uygulayabilen  Müslümanı,  ülkemizde  ve  dünyadaki   Müslüman  olduğu  söylenen  ülkelerde  acaba  yüzde  birin  üzerinde  oranda  veya  bire  yaklaşmış  ölçüsündeki  oranda  görebilir  miyiz   ki ?

Bilindiği  gibi  siyam  sözcüğü  Kur’anda  sadece  Bakara  Suresinin  183. ayetinde  Ramazan  ayı  içerisinde  yerine  getirilmesi  istenen  oruç,  Meryem  Suresinin  10. ayetinde  Zekeriya  peygamberin  3  gün,  26.  ayetinde  de  Meryem'in  konuşmamak  özünde  olan  savm  sözcüğü  ile  bireysel  olarak  tuttukları  oruç  için  değil,  Maide  89. da  sözünden  dönen  yalancı,  Mücadele  4. de  eşine  zıhar  yapan  koca  için,  Nisa  92. de  insan  öldüren  için,  Maide  95. de  Hacc  uygulamasındaki  yasaklara  rağmen  hayvan  öldüren  için,  Bakara  196. da  ihram  yasaklarını  çiğneyen  için,  genel  olarak  işlenmiş  bu  suçların  Allah  katında  da  bağışlanabilmesi  için  konulmuş  ceza / kefaret  oruçları  için  de  siyam  sözcüğü  kullanılır.

Ey  iman  edenler ! diye  başlayan  Bakara  Suresinin  183. ayetinde  bizden  önceki  toplumlara  ve  ardından  da  bizlere  özellikle  Ramazan  ayı  içerisinde  tutacağımız  oruç  adıyla  yükümlü  kılınarak  yazıldığı  belirtilen  ayetin  orijinalindeki  es – siyam  sözcüğü, müfââle  / mastar  fiile  harf  ekleyerek  başka  mastar  oluşturma  babından  fial  kalıbında  başka  bir  mastardır. Bu  kalıp,  sözcüğün  anlamını  işteş / genel  bir  fiil  haline  dönüştürür. Öte  yandan  Meryem  Suresinin 10. ayetinde  Zekeriya  peygamberin  üç  gün,  26. ayetinde  de  Meryem’in  konuşmamanın  esas  olduğu  ve  bizim  orucumuzdan  daha  da  kapsamlı  olan  ama  bireysel  olarak  tutulan  oruç,  o  da  sadece  mastar  olan  es – savm  sözcüğü  ile  yer  alır. Bu  nedenle  Bakara  183  de  yer  alan  fial  kalıbındaki  es – siyam  sözcüğü,  ortaklaşa,  karşılıklı  aynı  zamanda  birlikte  oruç  tutmak  anlamına  gelir. İşte  bu  nedenle  ayetin  başında  da  “ Ey  iman  edenler “  diye  hitap  edilmiş  olunduğundan,  Müminler  Ramazan  ayındaki  oruçlarını  aynı  ay  içerisinde  birlikte  ve  toplumsal  olarak  tutacaklardır. Siyam  sözcüğü  ile  5  konuda  belirlenmiş  diğer  cezai  kefaret  oruçları,  elbette  ki  başa  gelince  bütün  bu  suçları  işleyenler  tarafından  genel  olarak  yerine  getirilecektir  ama,  bugüne  kadar  bu  konularda  kefaret  orucunu  tutmakta  olanı  çevresinde  gören,  hayatında  duyan  olmuş  mudur  acaba !..Müslüman  toplumlarında  bu  uygulama  hayata  geçirilebilmiş  midir ?  Öte  yandan  Rabbimiz  Bakara  Suresinin  185. ayetinde  de  Ramazan  ayına  ulaşabilenler,  bu  ayda  sağ  olanlar,  bu  aya  şahit  olanlar,  genel  ifadelerle  ve  yine  siyam  sözcüğü  ile  belirlenmiş  orucun  bu  ayda  toplu  olarak  hep  birlikte  tutulmasını  istemektedir. Bu  emir  tabii  ki  özellikle  din  sorumlularını  ve  ekran  yıldızı  konuşmacılarını  bir  ay  boyunca  cazip  çıkarlar  kapısı  olarak  ön  plana  çıkardığı  için,  çok  benimsenmiş,  yoğun  bir  ilgi  görmüştür,  büyük  çoğunlukla  da  sadece  aç  kalmak  anlayışıyla  da  asıl  hedeflerin  dışında  aç  kalma  dürtüsüyle  yemenin  içmenin  daha  da  yoğunlaştığı,  ibadetten  ziyade  her  yıl  tekrarlanan  bir  gelenek  haline  getirilmiştir.  Aslında  Rabbimizin  katında  tabii  ki  Ramazan  ayları  içerisinde  yazılmış  olan  bu  yükümlülüklerde  birçok  hikmetler  bulunmaktadır  ve  özellikle  ayetlerde  umulur  ki  sakınasınız  denilerek  bir  toplumsal  hedef  konulmaktadır.

Evet  1400  yıldır  da  Ramazan  içerisindeki  siyamın  orucu  çok  değişik  boyutları  ile  konuşulur  da,   buna  rağmen  1400  yıldır  da  hala  sağlam  temellere  oturtturularak  doğrularıyla  konuşulan  bir  konu  haline  getirilememiştir  de,  bireysel  işlenmiş  suçların,  hataların  kefaret  konularındaki  siyamın  orucu  mu  ?  birilerinin,  din  sorumlularının,  muhataplarının  umurunda  olsun !  Elbette  ki  bu  söz  konusu  yanlışlar,  suçlar  rutin  ve  kanıksanmış  doğal  olaylar  anlayışına  bağlanmıştır.  Üstelik  her  yıl  Ramazan  ayında  idrak  edilmeye  çalışılan,  ama  idrak  edilecek  olan  yükümlülüklerin  de  neler  olduğuna,  Kur’anın  dışında  özellikle  hadis  ve  rivayetlerle   yaşatılan  dinlerden  dolayı  gerçekten  vakıf  olunamadığından,  kanıksanmış  suçların  kefareti  olarak  Kur’an  da  büyük  çoğunlukça  anlaşılmak  üzere  okunmadığı  için,  Ramazan  ayı  içerisinde  bu  yazılan  yükümlülük,  belki  de  toplu  olarak  Müslümanların  çoğunlukla  Kur’andan  gerçek  anlamında  uzak  kalmış  olmalarının  bir  sonucu  olarak  aç  kalınma  ile  bir  kefarettir,  bir  ceza  orucudur !  belki  de  Rabbimiz  tarafından  alın  size  her  yıl  Ramazan  ayı  içerisinde  siyam  ile  tekrarlayarak  yerine  getireceğiniz  oruç  cezası  denilmiş  olabilir. Hiç  olmazsa  bu  ayda  terk  etmiş  olduğunuz  Kur’anı  anlayarak  okuyup  nelerden  sakınmanız  gerektiğini  görün  ve  bir  öğrenin  denilmiş  olabilir. ( Sitemizde  “  Oruç  ve  Getirdikleri “  başlıklı  makalemizde  konunun  ayrıntılarını  görebilirsiniz. )

Kur’anda  siyam  sözcüğü  ile  işlenmiş  olan  suçların  Allah  katında  bağışlanabilmesi  için  yer  verilen  diğer  suçlardan  zıhar,  etme  uygulaması  zaten  o  günkü  Arap  toplumunda  o  ayetin  inmesiyle  beraber  ortadan  kalkmıştır,  bugünkü  toplumlarda  da  böyle  bir  uygulama  zaten  yoktur  veya  anlayış  farklı  hukuki  boyutlarla  değişmiştir. Hacc  esnasında  konulmuş  yasakları  ise  bugünün  Hacc  adayları  çoğunlukça  zaten  bilmemekte,  Hacc  ibadeti  Kur’anda  olması  gereken  uygulamaların  dışında  tamamen  mecrasından  çıkartılmış  bir  çöl  turizmi   yapısındadır,  Hacı  adayları  suç  işlemiş  ise  de  farkında  da  değildir. Sözünden  dönmek,  yalan  söylemek  ise  "  Yalandan  kim  ölmüş "  denilerek  toplumumuzda  çok  rutin,  kanıksanmış,  çok  normal,  doğal  bir  hal  almıştır. Günah  olarak  da  görülmemektedir.  Cinayet  işleyen  de  zaten  hukuki  olarak  hapiste  cezamı  çekiyorum,  herhalde  Kur’anda  böyle  bir  artı  kefaret  de  varmış,  yokmuş  benim  umurumda  değil  demektedir !  Allah  yolundaki  mücadele  olması  gereken  kıtal  da  cihat  kabulü  ile  mürted  ilan  edilip  linç  edilmeye,  kafa  kesmeye  dönüştürülmüştür.  Dertleri  sadece  herkesi  Arapça  Kur’anı  mahreci  ve  tecviti  ile  okuyan  hafız  ve  Müslüman  yetiştirmek  olduğundan  dolayı,  bütün  bu  ayrıntıları  gündeme  getirecek,  Kur’anın  uyarılarını  konu  edinecek  din  görevlilerini  de  arayasın  ki  bulabilesin !  Bütün  işimiz  de  Allah’ın  rahmetine  kalmış  durumdadır.  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !

Yanıtlar

Zeki Çelik.      17-04-2022  

Soruyu ilgilendiren, diğer bir yazımıza da göz atabilirsiniz:

Yanıtlar

salim K.      17-04-2022  

Deteylı cevabınızdan ötürü teşekür ederim.Daha kapsamlı bir haccetme dilek ve temenni ediyorum.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      17-04-2022  

Değerli  Kardeşim !  Daha  kapsamlı  Hacc  etme  dileklerinize  teşekkür  ederim. Biz  yıllar  önce  Kur'anın  dışında  olduğunu  sonradan  anladığımız  o  değersiz  Haccetme  ritüellerini  yanlış  olarak  yaşadık  ve  o  nedenle  de  sitemizde  yaşadığımız  ve  gördüğümüz  yanlışları  dile  getirmek  amacı  ile  de  "  Hacc  Farızası  ve  Hacı  Olmak "  başlıklı  makalemizde  çok  geniş  ayrıntıları  ile  anlatmaya  çalıştık.  Maalesef  bugün  dünya  çapında  uydurma  hadis  ve  rivayetlere  dayandırılarak  oluşturulmuş  Hacc  etme  sisteminde,  Hacc  adaylarının  bilinçli  bir  şekilde  Kur'anın  Haccını  uygulayabilme,  Tevhit  öğretisi  ile  gerçek  haniflerden  olabilme  olanağı  ve  şansı  yoktur. Selam  sizinle  olsun !...

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET