Değerli hocam, bakara suresinde 1. kısas üzerinize yazıldı 2.vasiyet üzerinize yazıldı. 3. siyam üzerinize yazıldı 4. kıtal üzerinize yazıldı diye arka arkaya gelen bu yapılması gerekenler neden siyam gibi hiç konuşulmuyor.Ayrıca bunlar neden başımıza gelince uygulamamız gerekiyor da siyamı şahit olanlar yapsın derken her sene düzenli yapıyoruz herkes aç kalmaya çalışıyor . ayrıca 5 yerde yalan söyleyen,zıhar yapan ,adam öldüren,hacda hayvan öldüren,hacda ve döndükten sonra yapılacak siyam hiç 1400 senedir kimsenin umurunda değil yoksa biz bu yanlışları yapıyoruz rutine bağlayıp hersene başımıza gelmesi veye idrak etme(ramadan) olmadan tekrarlayalımmı diye düşünülmüş.Bu kadar insanın hayatında düşüncesinde neden bunlar yok.Esas anlaşılması ve uygulanması gereken bu bi kültüre yeme içme ritüelinemi dönüşmüş yoksa? Anlatılan diğer yerlerde ceza olarak geçen düşüncenin eyleme dönüşme halimi kimler, nasıl. niçin, neden ve ne zaman yapmalı ? Saygılar
Zeki Çelik.
17-04-2022
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Kur’anımızda hem Ramazan ayı içerisinde, hem de insanlar tarafından işlenebilecek bazı suçların sonucunda bağışlanabilmeleri için kefaret olarak öngörülen Oruçlu olmanın ayrıntılarını kapsayan siyam sözcüğünün temelinde Bakara 178, Maide 45. ayetlerinde kısas / adil karşılık, örneğin Bakara 180. ayetinde vasiyet / ölümden sonra geride kalanların yapmasının istendiği şeyler, Hacc 39, Tevbe 41, 81. ayetlerinde yazıldı ifadeleriyle yer alan kıtal / Allah yolunda mücadele etmek, savaş, cihat kavramlarına da yer verilerek, ayetleriyle birlikte çok geniş açıklamaları gerektiren oldukça kapsamlı ve ayrıntılı sorular oluşturmuşsunuz.
Öncelikle Rabbimizin birçok konuda olduğu gibi ve özellikle sizin ilave ettiğiniz üç ayrıntıda da Müslümanların, İman ettiğini söyleyenlerin üzerine yazıldı denilerek farz kılınmış bu kavramlar neden gündeme gelmiyor ve Ramazan ayındaki siyam gibi hiç konuşulmuyor diye soruyorsunuz ! Çok haklısınız da ! Acaba gerçekten Ramazan ayındaki siyam da, orucun ayrıntıları ve yükümlülükleri de doğrusuyla ve ayrıntılarıyla konuşuluyor mu ? Ramazan ayının sonunda siyamın asıl hedefi olan sakınma, kendini tutma bilincine gerçekten büyük çoğunlukla ulaşılabilmiş olunmakta mıdır ? Nedenleri belli ! Müslümanlar çoğunlukla Kur’anı kendi dillerinde anlamak üzere okumamaktadırlar, çoğunlukla içinde nelerin, hangi öğütlerin ve kendileri için nelerin yazıldığını bilmemektedirler. Çünkü Tarikat ve Cemaatlerin tekeli haline getirilmiş olan Dinin, din sorumluları tarafından kendilerine Kur’an özellikle anlamak üzere okutturulmamaktadır. Çoğunlukla atalarının, büyüklerinin, önderlerinin kulaktan dolma anlattıkları dinlerden yanlış da olsa vazgeçilememekte, önlerine konulan her doğruya reddiyelerle direnç göstermektedirler. Ekran konuşmacılarının, din görevlilerinin özellikle ülkemizde çok yoğun bir mesai harcadıkları, ön plana çıkmalarına ve gündemde olmalarına vesile olan 11 ayın sultanı, Kur’an ayı dedikleri Ramazan ayında, Camilerde ve televizyon ekranlarında 7 / 24 hiçbir şey anlaşılmadan Arapça mukabele ettirilmenin dışında Kur’anın anlaşılmak üzere okunduğuna, ya da sorumlularca okuyun denildiğine tanık olabiliyor muyuz ? 1400 yıldır Kur’anın doğruları ile değil de Peygamberimizin ölümünden sonra üzerine atfedilerek Ulema tarafından uydurulan binlerce rivayet ve hadisle oluşturulmuş Sünneti Seniye kapsamında yapılan icma ve verilen fetvalarla Kur’anın dışında yaşatılmakta olan dinlerden dolayı, bu kavramları bilen, ilgisini çekip araştıran ve okuyan, bu konulardaki Kur’an ayetlerini rehber edinip uygulayabilen Müslümanı, ülkemizde ve dünyadaki Müslüman olduğu söylenen ülkelerde acaba yüzde birin üzerinde oranda veya bire yaklaşmış ölçüsündeki oranda görebilir miyiz ki ?
Bilindiği gibi siyam sözcüğü Kur’anda sadece Bakara Suresinin 183. ayetinde Ramazan ayı içerisinde yerine getirilmesi istenen oruç, Meryem Suresinin 10. ayetinde Zekeriya peygamberin 3 gün, 26. ayetinde de Meryem'in konuşmamak özünde olan savm sözcüğü ile bireysel olarak tuttukları oruç için değil, Maide 89. da sözünden dönen yalancı, Mücadele 4. de eşine zıhar yapan koca için, Nisa 92. de insan öldüren için, Maide 95. de Hacc uygulamasındaki yasaklara rağmen hayvan öldüren için, Bakara 196. da ihram yasaklarını çiğneyen için, genel olarak işlenmiş bu suçların Allah katında da bağışlanabilmesi için konulmuş ceza / kefaret oruçları için de siyam sözcüğü kullanılır.
Ey iman edenler ! diye başlayan Bakara Suresinin 183. ayetinde bizden önceki toplumlara ve ardından da bizlere özellikle Ramazan ayı içerisinde tutacağımız oruç adıyla yükümlü kılınarak yazıldığı belirtilen ayetin orijinalindeki es – siyam sözcüğü, müfââle / mastar fiile harf ekleyerek başka mastar oluşturma babından fial kalıbında başka bir mastardır. Bu kalıp, sözcüğün anlamını işteş / genel bir fiil haline dönüştürür. Öte yandan Meryem Suresinin 10. ayetinde Zekeriya peygamberin üç gün, 26. ayetinde de Meryem’in konuşmamanın esas olduğu ve bizim orucumuzdan daha da kapsamlı olan ama bireysel olarak tutulan oruç, o da sadece mastar olan es – savm sözcüğü ile yer alır. Bu nedenle Bakara 183 de yer alan fial kalıbındaki es – siyam sözcüğü, ortaklaşa, karşılıklı aynı zamanda birlikte oruç tutmak anlamına gelir. İşte bu nedenle ayetin başında da “ Ey iman edenler “ diye hitap edilmiş olunduğundan, Müminler Ramazan ayındaki oruçlarını aynı ay içerisinde birlikte ve toplumsal olarak tutacaklardır. Siyam sözcüğü ile 5 konuda belirlenmiş diğer cezai kefaret oruçları, elbette ki başa gelince bütün bu suçları işleyenler tarafından genel olarak yerine getirilecektir ama, bugüne kadar bu konularda kefaret orucunu tutmakta olanı çevresinde gören, hayatında duyan olmuş mudur acaba !..Müslüman toplumlarında bu uygulama hayata geçirilebilmiş midir ? Öte yandan Rabbimiz Bakara Suresinin 185. ayetinde de Ramazan ayına ulaşabilenler, bu ayda sağ olanlar, bu aya şahit olanlar, genel ifadelerle ve yine siyam sözcüğü ile belirlenmiş orucun bu ayda toplu olarak hep birlikte tutulmasını istemektedir. Bu emir tabii ki özellikle din sorumlularını ve ekran yıldızı konuşmacılarını bir ay boyunca cazip çıkarlar kapısı olarak ön plana çıkardığı için, çok benimsenmiş, yoğun bir ilgi görmüştür, büyük çoğunlukla da sadece aç kalmak anlayışıyla da asıl hedeflerin dışında aç kalma dürtüsüyle yemenin içmenin daha da yoğunlaştığı, ibadetten ziyade her yıl tekrarlanan bir gelenek haline getirilmiştir. Aslında Rabbimizin katında tabii ki Ramazan ayları içerisinde yazılmış olan bu yükümlülüklerde birçok hikmetler bulunmaktadır ve özellikle ayetlerde umulur ki sakınasınız denilerek bir toplumsal hedef konulmaktadır.
Evet 1400 yıldır da Ramazan içerisindeki siyamın orucu çok değişik boyutları ile konuşulur da, buna rağmen 1400 yıldır da hala sağlam temellere oturtturularak doğrularıyla konuşulan bir konu haline getirilememiştir de, bireysel işlenmiş suçların, hataların kefaret konularındaki siyamın orucu mu ? birilerinin, din sorumlularının, muhataplarının umurunda olsun ! Elbette ki bu söz konusu yanlışlar, suçlar rutin ve kanıksanmış doğal olaylar anlayışına bağlanmıştır. Üstelik her yıl Ramazan ayında idrak edilmeye çalışılan, ama idrak edilecek olan yükümlülüklerin de neler olduğuna, Kur’anın dışında özellikle hadis ve rivayetlerle yaşatılan dinlerden dolayı gerçekten vakıf olunamadığından, kanıksanmış suçların kefareti olarak Kur’an da büyük çoğunlukça anlaşılmak üzere okunmadığı için, Ramazan ayı içerisinde bu yazılan yükümlülük, belki de toplu olarak Müslümanların çoğunlukla Kur’andan gerçek anlamında uzak kalmış olmalarının bir sonucu olarak aç kalınma ile bir kefarettir, bir ceza orucudur ! belki de Rabbimiz tarafından alın size her yıl Ramazan ayı içerisinde siyam ile tekrarlayarak yerine getireceğiniz oruç cezası denilmiş olabilir. Hiç olmazsa bu ayda terk etmiş olduğunuz Kur’anı anlayarak okuyup nelerden sakınmanız gerektiğini görün ve bir öğrenin denilmiş olabilir. ( Sitemizde “ Oruç ve Getirdikleri “ başlıklı makalemizde konunun ayrıntılarını görebilirsiniz. )
Kur’anda siyam sözcüğü ile işlenmiş olan suçların Allah katında bağışlanabilmesi için yer verilen diğer suçlardan zıhar, etme uygulaması zaten o günkü Arap toplumunda o ayetin inmesiyle beraber ortadan kalkmıştır, bugünkü toplumlarda da böyle bir uygulama zaten yoktur veya anlayış farklı hukuki boyutlarla değişmiştir. Hacc esnasında konulmuş yasakları ise bugünün Hacc adayları çoğunlukça zaten bilmemekte, Hacc ibadeti Kur’anda olması gereken uygulamaların dışında tamamen mecrasından çıkartılmış bir çöl turizmi yapısındadır, Hacı adayları suç işlemiş ise de farkında da değildir. Sözünden dönmek, yalan söylemek ise " Yalandan kim ölmüş " denilerek toplumumuzda çok rutin, kanıksanmış, çok normal, doğal bir hal almıştır. Günah olarak da görülmemektedir. Cinayet işleyen de zaten hukuki olarak hapiste cezamı çekiyorum, herhalde Kur’anda böyle bir artı kefaret de varmış, yokmuş benim umurumda değil demektedir ! Allah yolundaki mücadele olması gereken kıtal da cihat kabulü ile mürted ilan edilip linç edilmeye, kafa kesmeye dönüştürülmüştür. Dertleri sadece herkesi Arapça Kur’anı mahreci ve tecviti ile okuyan hafız ve Müslüman yetiştirmek olduğundan dolayı, bütün bu ayrıntıları gündeme getirecek, Kur’anın uyarılarını konu edinecek din görevlilerini de arayasın ki bulabilesin ! Bütün işimiz de Allah’ın rahmetine kalmış durumdadır. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !
Zeki Çelik.
17-04-2022
Soruyu ilgilendiren, diğer bir yazımıza da göz atabilirsiniz:
salim K.
17-04-2022
Deteylı cevabınızdan ötürü teşekür ederim.Daha kapsamlı bir haccetme dilek ve temenni ediyorum.
Zeki Çelik.
17-04-2022
Değerli Kardeşim ! Daha kapsamlı Hacc etme dileklerinize teşekkür ederim. Biz yıllar önce Kur'anın dışında olduğunu sonradan anladığımız o değersiz Haccetme ritüellerini yanlış olarak yaşadık ve o nedenle de sitemizde yaşadığımız ve gördüğümüz yanlışları dile getirmek amacı ile de " Hacc Farızası ve Hacı Olmak " başlıklı makalemizde çok geniş ayrıntıları ile anlatmaya çalıştık. Maalesef bugün dünya çapında uydurma hadis ve rivayetlere dayandırılarak oluşturulmuş Hacc etme sisteminde, Hacc adaylarının bilinçli bir şekilde Kur'anın Haccını uygulayabilme, Tevhit öğretisi ile gerçek haniflerden olabilme olanağı ve şansı yoktur. Selam sizinle olsun !...