TÜM SORULAR

Soru

Ipek K.   04-12-2023   286

Merhabalar, sayfanizi yeni keşfettim , beğenerek okuyorum. Allah sizden razı olsun. ben Almanya’da yaşayan bir türküm ve çocuğum üç yaşında. Ben İslami kuranı kerimi en iyi çocuğuma nasıl ögretirim nasıl anlatırım nasıl tanıtirim. Bana bununla ilgili bir yol veya önerebileceginiz kitaplar varmi. Sevgiler İpek

Yanıtlar

Zeki Çelik.      04-12-2023  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti   üzerinize  olsun !  Size  de  Merhabalar !

Sitemizde  değişik  başlık  ve  kavramlarla  bütün  hurafelerden,  uydurma  Hadis  ve  rivayetlerden,  Dinimiz  adına  yanlış  yönlendirmelerden  arındırma  amacıyla,  Kur’anın  İslam’ını  anlatmaya  çalıştığımız  Makalelerimize  bir  vesile  ile  ulaşarak  okuduğunuzu  belirtmekle,  hiç  mütevazi  olamayacağımı  belirterek,  aslında  siz  de  okuyucularımızın  önüne  koyduğumuz  yüzlerce  Kur’an  ayetlerini  görerek  Kur’anımızın  İslam’ı  ile  tanışmak,  yaşamak  üzere,  araştıran,  sorgulayan  bir  kardeşimiz  olduğunuz  belli  olarak  doğru  bir  yola  kanalize  olmuşsunuz. Sizi  tebrik  ederim,  iletinizden  ve  medeni   cesaretinizden  dolayı  da  teşekkür  ederim.

Ülkemizin  nüfusunun  ve  dışarıda  da  Türk  olduğunu  söyleyen  kardeşlerimizin,  büyük  bir  çoğunluğu  “ Elhamdülillah  Müslümanım “  diyor,  genellikle  de  Atalardan  ve  büyüklerden,  Din  görevlilerinden  gelen  aktarımlarla,  birçok  ritüel  de  iyi  kötü  Dinimizin  hicapları  denilerek  yerine  getirilmeye  çalışılıyor,  kanıksanmış  doğal   ve  rutin  bir  olgu  ile  yaşamlar  sürdürülüyor.  Ancak  Zümer  Sûresinin  11 – 12. ayetlerinde  “  De  ki :  Ben  kesinlikle  dini  yalnızca  Kendisine  özgü  kılarak  Allah’a  kulluk  etmekle  emrolundum.  Ve  bana  Müslümanların  ilki  olmam  için  emir  verildi. “  ifadelerinde  belirtildiği  ve  Kur’anın  öğretileri  ile  eğitilmiş  ve  yoğrulmuş  olan  Peygamberimizin  Müslümanlığına  göre  geçen  yüzyıllarca  zaman  içerisinde  insanlarımız  acaba  hangi  ölçülerde  tahkiki  imanla  gerçek  Müslüman  olabilmiştir ?  Bu  nedenle  bugün  toplumumuzda  Kur’an  ile  değil  de  Kur’anın  dışında  Mezhep,  Tarikat  ve  Cemaatler  dayatmasıyla  yaşanan  ve  yaşatılan  dinlere  bakılarak,  toplumun  çoğunluğunca  uygulanan  ve   kabul  edilen  Kur’anımızın  konumuna   ve  bütün  bunların  yanı  sıra  Kur’anımızın  içeriğine,  verilen  öğüt  ve  mesajlarına  göre  Gerçek  Din  Nereden  Öğrenilir ?  sorgulamasını  sizin  gibi  birçok  sorgulayabilen  kardeşimiz  de  gündeme  getirebilmektedir. Biz  de  size  öncelikle  eğer  okumadıysanız  sitemizdeki  “  Gerçek  Din  Nereden  Öğrenilir “  başlıklı  makalemizi  okumanızı  önererek  size  yardımcı  olmaya  çalışalım !..

İnsanların  Dini  öğrenme  kaynakları,  öncelikle  Aileden  /  Ana  ve  babadan,  sonra  da  zaman  içerisinde  Okuldan,  Toplumsal  çevreden,  Din  Alimi  denilen  Kanaat  önderlerinin  kitap  ve  anlatımlarından,  İlâhiyatçı  araştırmacı  ve  yazarlarının  eserleri  ve  video  konferanslarıyla  söyleşilerinin  yer  aldığı  Televizyon,  radyo,  internet  gibi  sosyal  medya  araçlarından  olmak  üzere  ama  doğrusuyla,  ama   yanlışıyla  oldukça  çeşitlidir  ve  çok  sayıdadır.  Ama  Yüce  Rabbimiz  Allah’ın  Kur’anımızda   Ali  İmran  Sûresinin  19. ayetinde  “  Şüphesiz  Allah  katında  din  İslam’dır. “  aynı  Sûrenin  85. ayetinde  de  “ Kim  İslam’dan  başka  bir  din  ararsa,  bilsin  ki,  o  din  ondan  kabul  edilmeyecek  ve  o  Ahirette  hüsrana  uğrayanlardan  olacaktır. “  ifadeleriyle  Hakk  Din  olarak  belirttiği  İslam  ise,  en  doğrusu  ve  gerçeği  ile  Mubin / apaçık  ve  açıklayıcı,  Mufassal /  eksiksiz  olduğu  belirtilen  ve  asıl  kaynak  olarak  peygamberimiz  aracılığı  ile  önümüze  konulan  Kur’anımızdan,  onun  anlaşılarak  okunması  ile  öğrenilebilir.

Ülkemizde  bugün  Dini  eğitim  açısından  gelinen  noktada   aslında  Dinimizin  temel  ve  yegâne  ana  kaynağı  olması  gereken  Kur’an,  “  Siz  Kur’anı  anlamazsınız,  Kur’andan  din  öğrenilmez,  Kur’an  mealinden  hatim  olmaz,  Arapça  indirildiği  için  Kur’an  Arapça  okunur  her  harfine  on  sevap  kazanılır,  Kur’anı  mahreçten  ve  tecvit  kuralları  ile  hakkını  vererek  Arapça  okuyunuz,  Her  aradığınızı  Kur’anda  bulamazsınız  "  gibi  dayatma  ve  yönlendirmelerle  maalesef  tamamen  geri  planda  bırakılarak  adeta  terk  ettirilerek  ülkemizin  her  köşesini  zapt  etmiş  Mezhep, Tarikat  ve  Cemaatlerin  kullandıkları  argümanlar   ve  söylemleri  çok  etkili  ve  egemen  olmakta,  anlaşılarak  okunması  adeta  yasaklanan   Kur’anın  yerine  Ehli  Sünnet   Mezheplerinin  ortaya  koyduğu  hadis  ve  rivayetlerle  Dini  öğretim  sağlanmaktadır.

Oysa  “  Müslümanım  elhamdülillah “  diyenlerin  gerçek  dinlerini,  Kur’anın  İslam’ını  öğrenecekleri  ve  Zuhruf  Sûresinin  44.  ayetinde  “  Ve  şüphesiz  sana  vahiy  edilen  ( Kur’an ) senin  için  de,  toplumun  için  de  gerçekten  bir  öğüttür /  zikirdir.  Siz  ondan  sorgulanacaksınız. “  denildiği  gibi  sorgulanacağı  ve  sorumlu  tutulacakları  yegâne  ve  temel  kaynak,  Yüce  Kitabımız  Kur’andır. Elbette  toplumumuz  Arapça  bilmediği  için,  Kitabımızı  ve  Dinimizin  gereklerini  kendi  dillerindeki  meal  çevirilerinden  veya  Tebyininden  okuyacaklardır. Bugün  piyasada  pek  çok  sayıda  meal  çevirisi  bulunmaktadır. Bu  meallerin  hepsinin  içerisinde  de  mutlaka  Müslümanlara  doğruyu  gösterecek  muhkem  ayetlerin  çevirileri  vardır. Her  Müslüman  kendi  kapasitesi  ölçüsünde  az  veya  çok  bu  okumalardan  dini  adına  bir  şeyler  öğrenerek  kazanımlarda  bulunabilir. Bakara  Sûresinin  286. ayetinde “  Ey  Rabbimiz !  Bize  gücümüzün  yetmeyeceği  yükü  de  yükleme ! “  denilerek  ifade  edildiği  kulun  talebine  karşılık  Müminun  Sûresinin  56. ayetinde  de  “  Ve  Biz  hiç  kimseyi  gücünün  yettiğinden  başkası  ile,  kapasitesi  dışındaki  bir  şeyle  yükümlü  tutmayız. “  denilerek  cevap  verildiği  gibi,  Allah  hiç  kimseye  kapasitesinin  üzerinde,  gücünün  yeteceğinden  daha  fazla   yük  yüklemez. Hiç  bir  kimse  de  Kur’anın  tamamını  öğrenmek,  ezberinde  tutmak  zorunda  değildir. Önemli  olan  onun  samimiyetidir,  niyetidir. Böylece  Ahirette  Kur’an  sorgulamasından  kendisini  kurtarabilmiş  olabilir.

Ancak  meal  çevirilerinden  din  öğrenilmeye  çalışıldığı  zaman  bilinmesi,  hatırda  tutulması  gereken  önemli  bir  nokta  bulunmaktadır.  Piyasada  bulunan  meal  çevirilerinin  büyük  çoğunluğunda  da,  çeviri  yapma  noktasında  olan  müfessirlerin  içinde  bulundukları  grupların,  cemaatlerin  veya  zaman  diliminin  bilim  ve  teknolojik  açıdan  olanakları,  aldıkları  eğitimin  yapısı  veya  alt  yapılarının  yeterli  olup  olmadığı,  Arap  dil  kültürüne  ve  kullandıkları,  baş  vurdukları  kaynaklarının,  uydurma  Hadis  ve  Rivayetlerin  etkisi  altında  kalıp  kalmadıkları  nedenleriyle  bunların  içerikleri,  Diyanet  Vakfı  da  dahil  bir  çok  meal  çevirilerinde  farklı  yorumlarla  birçok  dini  kavramda  farklı  ve  yanlış  inançlar  oluşturulabilmektedir. Bu  konuda  titizlik  gösterebilenler  ise  araştırarak,  bir  çok  değişik  meal  ve  çeviriyi  inceleyerek,  karşılaştırarak,  aklın  süzgecinden  geçirerek,  sorgulayarak  en  doğruya  ulaşabilme  çabasında  olmalıdır.  Bu  konuda  sizin  talebiniz  üzerine,  öncelikle  konuların  ve  Kur’anımızdaki  kavramların  daha  kolay  anlaşılabilmesi  adına  sitemizde  değişik  başlıklar  altında  Kur’an  ayetlerini  aynı  konuda  bir  araya  getirerek  oluşturduğumuz  makalelerimizi   dikkatle,  süzerek,  not  tutarak,  yer  alan  bazı  ayetleri  de  belleğinize  yerleştirerek  tekrar  tekrar  okumanızın  yanı  sıra  ben  size  tamamen  Kur’an  odaklı  ve  uydurma  hadisleri  reddeden  bir  kabul  ile  aktaran  Hakkı  Yılmaz,  İhsan  Eliaçık,  Dr. Edip  Yüksel,  Eğitimci  ve  Teolog  Cemil  Kılıç  gibi   İlâhiyatçı  yazar  ve  araştırmacıların  tefsir,  meal  ve  eserlerini  ulaşabildiğiniz  kadarıyla  okumanızı,  Prof. Dr. İsrafil  Balcı,  Prof. Dr. Mehmet  Azimli,  Prof. Dr.  Yaşar  Nuri  Öztürk,  Şinasi  Güneş,  Cübbesiz  Mahmut  da  dahil  onların  Youtube’da  Video  konferanslarla  konuşma  ve  sorulara  verdikleri  açıklamaları  fırsat  buldukça  izlemenizi  öneririm.

Değerli  Hanımefendi  Kardeşim !  Bir  çocuğun  en  yakınında  olan  öğretmeni  ve  eğitimcisi,  ebeveynleri  /  Annesi  ve  babasıdır,  ailesidir,  yakınlarıdır.  Bu  nedenle  özellikle  annenin  her  konudaki  bilgisi  ve  eğitimi,  yaşam  tarzı  ve  kültürü,  ama  doğrusu,  ama  yanlışı  ile  çocuğuna  büyük  ölçüde  yansıyacaktır.  Bu  yansımaların  içerisinde  yetişmiş  olan  çocuk,  ergenlik  ve  bulüğ  çağına  gelip  Kur’anımızda  İsra  Sûresinin  9. ayetinde  “ Şüphesiz  ki  Bu  Kur’an,  insanları  en  doğru  ve  en  sağlam  şeye ;  rüşde  kılavuzlar. “  denilerek  en  doğru  ve  sağlam  yolun  adresi  için  Kur’anın  gösterilmesine  rağmen,  Rüşde  erdiğinde  Enfal  Sûresinin  22. ayetinde  “  Şüphesiz  yeryüzünde  dolaşan  canlıların  Allah  katında  en  kötüsü,  aklını  kullanmayan  şu  sağırlardır,  dilsizlerdir. “ denildiği  gibi  eğer  aklını,  mantığını  kullanamaz  ve  sorgulama  becerisini  kazanamamışsa,  Kur’andan  da  uzak  kalmışsa,   öncelikle  büyük  ölçüde  anne  ve  babasının  inancını  yaşar,  ya  yarım  yamalak  bir  Müslüman,  ya  Kur'anın  doğrularıyla  gerçek  bir  Müslüman,  ya  Hristiyan,  ya  Yahudi,  ya  da  dinsiz  Ateist  olur,  başkalarının  güdümüne  girer !  Bu  bağlamda  siz  ise  öncelikle  kendinizi  iyi,  doğru  ve  gerçek  bir  Müslüman’ın  sahip  olduğu  asgari  ölçüdeki   Rabbimizi,  Peygamberlerini,  Kitaplarını  tanıyan,  bir  yapı  içerisindeki  bilgilere  sahip  olmalısınız  ki,  çocuğunuza  anlayabileceği,  kavrayabileceği  dönemlerde,  uygun  ve  makul  dil  kalıplarıyla  Kur’anımızın  doğrularını  anlatarak,  Kur’anımızı,  Rabbimizi,  Peygamberimizi  gerektiği  ölçülerde  tanıtmaya  çalışabilesiniz. Çok  kapsamlı  ve  uzun  bir  süreç  gerektiren  bu  mücadelenizde,  çocuğunuz  ile,  onun  özgürlüğünü  kısıtlamayan,  baskı  ve  dayatmaya  yönelmeyen,  sevgi  ve  dostluğu,  arkadaşlığı  ön  plana  çıkaran  diyaloglarla,  iletişimi  ve  karşılıklı  konuşmaları  kesmemeniz  gereken  yaklaşımlarınızda  size  sabır  ve  başarılar  dilerim. Unutulmamalıdır  ki  ağaç  yaş  iken  eğilir !..Ama  çocuk  gelişiminde  ve  eğitiminde  her  dönemin  dozu  da  pedagojisi  de  mutlaka  göz  önünde  bulundurulmalıdır.  Çocuğun  eğitimine  kesinlikle  Allah  ve  Cehennem  korkusuyla  değil,  sevebileceği,  ilgisini  çekebilecek,  kavrayabileceği,  anlayabileceği  argüman  ve  söyleşilerle,  bize  bahşedilen  güzelliklerle,  hayatımızı  kolaylaştıran  nimetlerle  örneklendirerek  başlanmalıdır.

Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  öğrenebildiğiniz,  rehber  olarak  kullanabildiğiniz   ayetlerle  Kur’anımızın   doğruları  ile  gerçek  ve  tahkiki  bir  imanla  Müslüman  olarak  yaşayabildiğiniz  ve  çocuğunuzu  bu  kalıplarda   eğitebildiğiniz,  yetiştirebildiğiniz,  çevre  ve  dış  etkenlerin,  konjonktürel  iletişim  ve  çevre  baskılarından,  etkileşimlerinden  koruyabildiğiniz,  uzak  tutabildiğiniz  ölçüde  başarılı  olabileceğiniz  ve  Hakk  Din  İslam  içerisindeki  dosdoğru,  sağlıklı  ve  güzel  bir  yaşam  sizinle  olsun !...

Yanıtlar

Ipek K.      04-12-2023  

Cevabınız için çok teşekkür ederim, bu kadar hızlı geri dönüş beklemiyordum. Allah sizden razı olsun. Kuranı kerimi Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürkün YouTube daki aciklamalariyla okumaya başladım. Özelikle Israelin Filistin’e yaptığı bu katliama karşı hiç birsey yapamamak duygusu beni çok üzdü. Tek yapabileceğim İslami doğru bir şekilde öğrenmek yaşamak ve çocuğuma iletmek olduğunu anladım. Ben ilerde çocuğumun islamdan sogumasini ve ters bir yola girmesinden çok korkuyorum özelikle Almanya’da İslami hep siddetle terrörle bağdaştırdı bir ülkede. Allahin müslümanlara en zengin ve verimli toprakları verdiği halde, bugün açlık sefilik ve zulmün en çok müslüman ülkelerinde yasaniyorsa biz müslümanlar olarak hiç birsey ögrenememisizdir ve Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürkün dediği gibi kildigimiz namazlar bize lanet olarak geri dönüyordur. Türkçem çok iyi değildir insallah anlatmak istediklerimi yazabilmisimdir. Tekrar Allah sizlerden emek veren herkesten razı olsun. Sevgiler İpek

Yanıtlar

Zeki Çelik.      05-12-2023  

Yanıtlar

Zeki Çelik.      05-12-2023  

Değerli  Kardeşim !  Allah'ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Benim  için  okuyucularımın  makul  ve  yerinde  soruları,  sıkıntıları  ve  onların  bir  an  önce  giderilmesi  için  yapılması  gerekenler,  bütün  diğer  çalışmalarımızdan, hayatımızın  diğer  meşgalelerinden  daha  değerlidir  ve  önceliklidir. Duygularınıza  ve  endişelerinizin  haklılığına  yürekten  katılıyorum.  Elbette  ki  Müslümanların  başına  gelen  belalar,  sıkıntılar,  musibetler  ve  geri  kalmışlıklar,  Şura  Sûresinin  30.  ayetinde  "  Başınıza  gelen  musibetler,  kendi  iki  elinizle  kazandıklarınızdan  başka  birşey  değildir. "  denilerek  mecazi  ifadelerle  belirtildiği  gibi  Müslüman  toplumlarının  Kur'anı  doğru  anlamaya  yönelmemeleri,  Kur'anı  terk  etmeleri,  Peygamberimize  ilk  vahyedilen  Alak  Sûresinin  ayetlerinde  öncelikle  "  okuma,  öğrenme  ve  öğretme "  emrinin  verilmesine  rağmen,  daha  sonraları  Ulemanın,  okumanın  öğrenmenin  kapısını  daha  baştan  itibaren  kapatarak  namazı  dinin  temeline  birinci  şart  olarak  oturtturmasından,  yanlış  kılınan  namazlarla  başımıza  bela  edilmesinden,  yöneticilerin  "  Kur'anımızın,  Dinin  asıl  temeline  koyduğu  salatın /  destekleşmenin,  paylaşmanın,  yardımlaşmanın  ne  olduğunu  bilmemeleri,  bu  konularda  eğitim  ve  sosyal  yardım  kurumlarını  oluşturamamaları  ve  hakkıyla  yerine  getirememeleri,  gelir  kaynaklarını  toplumlarına  yansıtmamaları,  kendi  saltanatları  için  çarçur  etmeleri,  toplumu   cahil  ve  yoksul  bırakmaları  "  Selefi  radikal  dincilerin  Sünni  oluşumlarla,  uydurma  hadislere  dayandırarak  cihat  kavramını  da  tamamen  saptırıp,  Batının  da  kendi  çıkarları  doğrultusunda  müdahalesine  bağlı  olarak  "  Taliban,  Boko  haram,  İşit  "  gibi  radikal  dincilerin  de  ortaya  çıkarılması  ve  şiddet  eylemlerini  yansıtması  ile  böylece  dünya  çapında  bir  İslama  fobi  oluşturulmuştur.  Bin  iki  yüz  yıldır  Müslümanların  da  kendi  aralarında  mezhepsel  bölünmeleri,  gücü  ve  saltanatı  ele  geçirme  mücadeleleri  sonucunda  kendi  aralarındaki  savaşlar  da  hiç  eksik  olmamış,  Orta  doğu  sürekli  kan  gölüne  dönüştürülmüştür. Böylece  ilimde,  fende,  teknoloji  gelişiminde  yeterli  seviyeye  gelememiş  olam  Müslüman  ülkelerinin  kaynakları  sürekli  sömürülmekte,  başlarından  batının  müdahalesi  ve  kışkırtması  hiç  eksik  olmamaktadır.  Almanya'da  Köln,  Ştutgart,  Ulm,  Berlin,  Ahın,  Tutlingen,  Singen,  Kostans  gibi  kentlerinde,  Hollanda,  Belçika  ve  İsviçrenin  ve  Avrupanın  birçok  kentlerinde  yaşayan  Müslüman  kardeşlerimizin  oluşturduğu  cami  etrafındaki  topluluklarının,  cemiyetlerinin  de  dini  yaşamalarını  inceledim  ve  gözlemledim.  Ülkemizdeki  bölünmüşlüklerden,  farklı  görüşte  olmaktan  ve  Kur'anı  da  bilmediklerinden  dolayı  Dini  ve  ibadeti  yaşamalarındaki  durum  hiç  de   farklı  bir  görünüm  arzetmemektedir. Müslüman  toplumları  akıllarını  başlarına  toplamazlarsa,  toplum  olarak  Kur'an  cahili  olmaktan  kurtulamazlarsa,  gerçekten  Müslüman  olan  ve  hakkı,  hukuku,  adaleti  bilen  yöneticileri  başlarına  getiremezlerse,  bu  içinde  bulundukları  cendereden,  sıkıntılardan,  üzerlerine  örtülmüş  ölü  toprağından  asla   kurtulamayacaklardır.  Rad   Sûresinin  11.  ve  Yunus  Sûresinin  100.  ayetlerinde  de benzer  şekilde  Rabbimiz  " Aklını  kullanmayan  toplumların  üzerinden  Ben  de  pislikleri  kaldırmam. "  buyurmaktadır.  Yüce  Rabbimiz  Allah,  hepimize,  ama  özellikle  de  bizden  sonraki  kuşaklara,  hakkı  ve  aklı  egemen  kılan,  huzurlu,  mutlu  toplumlar  içerinde  sağlıklı  yaşamayı  nasip  eylesin.  Allah'ın  selamı  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  daim  olsun !...

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET