Merhabalar, sayfanizi yeni keşfettim , beğenerek okuyorum. Allah sizden razı olsun. ben Almanya’da yaşayan bir türküm ve çocuğum üç yaşında. Ben İslami kuranı kerimi en iyi çocuğuma nasıl ögretirim nasıl anlatırım nasıl tanıtirim. Bana bununla ilgili bir yol veya önerebileceginiz kitaplar varmi. Sevgiler İpek
Zeki Çelik.
04-12-2023
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun ! Size de Merhabalar !
Sitemizde değişik başlık ve kavramlarla bütün hurafelerden, uydurma Hadis ve rivayetlerden, Dinimiz adına yanlış yönlendirmelerden arındırma amacıyla, Kur’anın İslam’ını anlatmaya çalıştığımız Makalelerimize bir vesile ile ulaşarak okuduğunuzu belirtmekle, hiç mütevazi olamayacağımı belirterek, aslında siz de okuyucularımızın önüne koyduğumuz yüzlerce Kur’an ayetlerini görerek Kur’anımızın İslam’ı ile tanışmak, yaşamak üzere, araştıran, sorgulayan bir kardeşimiz olduğunuz belli olarak doğru bir yola kanalize olmuşsunuz. Sizi tebrik ederim, iletinizden ve medeni cesaretinizden dolayı da teşekkür ederim.
Ülkemizin nüfusunun ve dışarıda da Türk olduğunu söyleyen kardeşlerimizin, büyük bir çoğunluğu “ Elhamdülillah Müslümanım “ diyor, genellikle de Atalardan ve büyüklerden, Din görevlilerinden gelen aktarımlarla, birçok ritüel de iyi kötü Dinimizin hicapları denilerek yerine getirilmeye çalışılıyor, kanıksanmış doğal ve rutin bir olgu ile yaşamlar sürdürülüyor. Ancak Zümer Sûresinin 11 – 12. ayetlerinde “ De ki : Ben kesinlikle dini yalnızca Kendisine özgü kılarak Allah’a kulluk etmekle emrolundum. Ve bana Müslümanların ilki olmam için emir verildi. “ ifadelerinde belirtildiği ve Kur’anın öğretileri ile eğitilmiş ve yoğrulmuş olan Peygamberimizin Müslümanlığına göre geçen yüzyıllarca zaman içerisinde insanlarımız acaba hangi ölçülerde tahkiki imanla gerçek Müslüman olabilmiştir ? Bu nedenle bugün toplumumuzda Kur’an ile değil de Kur’anın dışında Mezhep, Tarikat ve Cemaatler dayatmasıyla yaşanan ve yaşatılan dinlere bakılarak, toplumun çoğunluğunca uygulanan ve kabul edilen Kur’anımızın konumuna ve bütün bunların yanı sıra Kur’anımızın içeriğine, verilen öğüt ve mesajlarına göre Gerçek Din Nereden Öğrenilir ? sorgulamasını sizin gibi birçok sorgulayabilen kardeşimiz de gündeme getirebilmektedir. Biz de size öncelikle eğer okumadıysanız sitemizdeki “ Gerçek Din Nereden Öğrenilir “ başlıklı makalemizi okumanızı önererek size yardımcı olmaya çalışalım !..
İnsanların Dini öğrenme kaynakları, öncelikle Aileden / Ana ve babadan, sonra da zaman içerisinde Okuldan, Toplumsal çevreden, Din Alimi denilen Kanaat önderlerinin kitap ve anlatımlarından, İlâhiyatçı araştırmacı ve yazarlarının eserleri ve video konferanslarıyla söyleşilerinin yer aldığı Televizyon, radyo, internet gibi sosyal medya araçlarından olmak üzere ama doğrusuyla, ama yanlışıyla oldukça çeşitlidir ve çok sayıdadır. Ama Yüce Rabbimiz Allah’ın Kur’anımızda Ali İmran Sûresinin 19. ayetinde “ Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. “ aynı Sûrenin 85. ayetinde de “ Kim İslam’dan başka bir din ararsa, bilsin ki, o din ondan kabul edilmeyecek ve o Ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. “ ifadeleriyle Hakk Din olarak belirttiği İslam ise, en doğrusu ve gerçeği ile Mubin / apaçık ve açıklayıcı, Mufassal / eksiksiz olduğu belirtilen ve asıl kaynak olarak peygamberimiz aracılığı ile önümüze konulan Kur’anımızdan, onun anlaşılarak okunması ile öğrenilebilir.
Ülkemizde bugün Dini eğitim açısından gelinen noktada aslında Dinimizin temel ve yegâne ana kaynağı olması gereken Kur’an, “ Siz Kur’anı anlamazsınız, Kur’andan din öğrenilmez, Kur’an mealinden hatim olmaz, Arapça indirildiği için Kur’an Arapça okunur her harfine on sevap kazanılır, Kur’anı mahreçten ve tecvit kuralları ile hakkını vererek Arapça okuyunuz, Her aradığınızı Kur’anda bulamazsınız " gibi dayatma ve yönlendirmelerle maalesef tamamen geri planda bırakılarak adeta terk ettirilerek ülkemizin her köşesini zapt etmiş Mezhep, Tarikat ve Cemaatlerin kullandıkları argümanlar ve söylemleri çok etkili ve egemen olmakta, anlaşılarak okunması adeta yasaklanan Kur’anın yerine Ehli Sünnet Mezheplerinin ortaya koyduğu hadis ve rivayetlerle Dini öğretim sağlanmaktadır.
Oysa “ Müslümanım elhamdülillah “ diyenlerin gerçek dinlerini, Kur’anın İslam’ını öğrenecekleri ve Zuhruf Sûresinin 44. ayetinde “ Ve şüphesiz sana vahiy edilen ( Kur’an ) senin için de, toplumun için de gerçekten bir öğüttür / zikirdir. Siz ondan sorgulanacaksınız. “ denildiği gibi sorgulanacağı ve sorumlu tutulacakları yegâne ve temel kaynak, Yüce Kitabımız Kur’andır. Elbette toplumumuz Arapça bilmediği için, Kitabımızı ve Dinimizin gereklerini kendi dillerindeki meal çevirilerinden veya Tebyininden okuyacaklardır. Bugün piyasada pek çok sayıda meal çevirisi bulunmaktadır. Bu meallerin hepsinin içerisinde de mutlaka Müslümanlara doğruyu gösterecek muhkem ayetlerin çevirileri vardır. Her Müslüman kendi kapasitesi ölçüsünde az veya çok bu okumalardan dini adına bir şeyler öğrenerek kazanımlarda bulunabilir. Bakara Sûresinin 286. ayetinde “ Ey Rabbimiz ! Bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme ! “ denilerek ifade edildiği kulun talebine karşılık Müminun Sûresinin 56. ayetinde de “ Ve Biz hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile, kapasitesi dışındaki bir şeyle yükümlü tutmayız. “ denilerek cevap verildiği gibi, Allah hiç kimseye kapasitesinin üzerinde, gücünün yeteceğinden daha fazla yük yüklemez. Hiç bir kimse de Kur’anın tamamını öğrenmek, ezberinde tutmak zorunda değildir. Önemli olan onun samimiyetidir, niyetidir. Böylece Ahirette Kur’an sorgulamasından kendisini kurtarabilmiş olabilir.
Ancak meal çevirilerinden din öğrenilmeye çalışıldığı zaman bilinmesi, hatırda tutulması gereken önemli bir nokta bulunmaktadır. Piyasada bulunan meal çevirilerinin büyük çoğunluğunda da, çeviri yapma noktasında olan müfessirlerin içinde bulundukları grupların, cemaatlerin veya zaman diliminin bilim ve teknolojik açıdan olanakları, aldıkları eğitimin yapısı veya alt yapılarının yeterli olup olmadığı, Arap dil kültürüne ve kullandıkları, baş vurdukları kaynaklarının, uydurma Hadis ve Rivayetlerin etkisi altında kalıp kalmadıkları nedenleriyle bunların içerikleri, Diyanet Vakfı da dahil bir çok meal çevirilerinde farklı yorumlarla birçok dini kavramda farklı ve yanlış inançlar oluşturulabilmektedir. Bu konuda titizlik gösterebilenler ise araştırarak, bir çok değişik meal ve çeviriyi inceleyerek, karşılaştırarak, aklın süzgecinden geçirerek, sorgulayarak en doğruya ulaşabilme çabasında olmalıdır. Bu konuda sizin talebiniz üzerine, öncelikle konuların ve Kur’anımızdaki kavramların daha kolay anlaşılabilmesi adına sitemizde değişik başlıklar altında Kur’an ayetlerini aynı konuda bir araya getirerek oluşturduğumuz makalelerimizi dikkatle, süzerek, not tutarak, yer alan bazı ayetleri de belleğinize yerleştirerek tekrar tekrar okumanızın yanı sıra ben size tamamen Kur’an odaklı ve uydurma hadisleri reddeden bir kabul ile aktaran Hakkı Yılmaz, İhsan Eliaçık, Dr. Edip Yüksel, Eğitimci ve Teolog Cemil Kılıç gibi İlâhiyatçı yazar ve araştırmacıların tefsir, meal ve eserlerini ulaşabildiğiniz kadarıyla okumanızı, Prof. Dr. İsrafil Balcı, Prof. Dr. Mehmet Azimli, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Şinasi Güneş, Cübbesiz Mahmut da dahil onların Youtube’da Video konferanslarla konuşma ve sorulara verdikleri açıklamaları fırsat buldukça izlemenizi öneririm.
Değerli Hanımefendi Kardeşim ! Bir çocuğun en yakınında olan öğretmeni ve eğitimcisi, ebeveynleri / Annesi ve babasıdır, ailesidir, yakınlarıdır. Bu nedenle özellikle annenin her konudaki bilgisi ve eğitimi, yaşam tarzı ve kültürü, ama doğrusu, ama yanlışı ile çocuğuna büyük ölçüde yansıyacaktır. Bu yansımaların içerisinde yetişmiş olan çocuk, ergenlik ve bulüğ çağına gelip Kur’anımızda İsra Sûresinin 9. ayetinde “ Şüphesiz ki Bu Kur’an, insanları en doğru ve en sağlam şeye ; rüşde kılavuzlar. “ denilerek en doğru ve sağlam yolun adresi için Kur’anın gösterilmesine rağmen, Rüşde erdiğinde Enfal Sûresinin 22. ayetinde “ Şüphesiz yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü, aklını kullanmayan şu sağırlardır, dilsizlerdir. “ denildiği gibi eğer aklını, mantığını kullanamaz ve sorgulama becerisini kazanamamışsa, Kur’andan da uzak kalmışsa, öncelikle büyük ölçüde anne ve babasının inancını yaşar, ya yarım yamalak bir Müslüman, ya Kur'anın doğrularıyla gerçek bir Müslüman, ya Hristiyan, ya Yahudi, ya da dinsiz Ateist olur, başkalarının güdümüne girer ! Bu bağlamda siz ise öncelikle kendinizi iyi, doğru ve gerçek bir Müslüman’ın sahip olduğu asgari ölçüdeki Rabbimizi, Peygamberlerini, Kitaplarını tanıyan, bir yapı içerisindeki bilgilere sahip olmalısınız ki, çocuğunuza anlayabileceği, kavrayabileceği dönemlerde, uygun ve makul dil kalıplarıyla Kur’anımızın doğrularını anlatarak, Kur’anımızı, Rabbimizi, Peygamberimizi gerektiği ölçülerde tanıtmaya çalışabilesiniz. Çok kapsamlı ve uzun bir süreç gerektiren bu mücadelenizde, çocuğunuz ile, onun özgürlüğünü kısıtlamayan, baskı ve dayatmaya yönelmeyen, sevgi ve dostluğu, arkadaşlığı ön plana çıkaran diyaloglarla, iletişimi ve karşılıklı konuşmaları kesmemeniz gereken yaklaşımlarınızda size sabır ve başarılar dilerim. Unutulmamalıdır ki ağaç yaş iken eğilir !..Ama çocuk gelişiminde ve eğitiminde her dönemin dozu da pedagojisi de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuğun eğitimine kesinlikle Allah ve Cehennem korkusuyla değil, sevebileceği, ilgisini çekebilecek, kavrayabileceği, anlayabileceği argüman ve söyleşilerle, bize bahşedilen güzelliklerle, hayatımızı kolaylaştıran nimetlerle örneklendirerek başlanmalıdır.
Allah’ın selamı, rahmeti ve öğrenebildiğiniz, rehber olarak kullanabildiğiniz ayetlerle Kur’anımızın doğruları ile gerçek ve tahkiki bir imanla Müslüman olarak yaşayabildiğiniz ve çocuğunuzu bu kalıplarda eğitebildiğiniz, yetiştirebildiğiniz, çevre ve dış etkenlerin, konjonktürel iletişim ve çevre baskılarından, etkileşimlerinden koruyabildiğiniz, uzak tutabildiğiniz ölçüde başarılı olabileceğiniz ve Hakk Din İslam içerisindeki dosdoğru, sağlıklı ve güzel bir yaşam sizinle olsun !...
Ipek K.
04-12-2023
Cevabınız için çok teşekkür ederim, bu kadar hızlı geri dönüş beklemiyordum. Allah sizden razı olsun. Kuranı kerimi Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürkün YouTube daki aciklamalariyla okumaya başladım. Özelikle Israelin Filistin’e yaptığı bu katliama karşı hiç birsey yapamamak duygusu beni çok üzdü. Tek yapabileceğim İslami doğru bir şekilde öğrenmek yaşamak ve çocuğuma iletmek olduğunu anladım. Ben ilerde çocuğumun islamdan sogumasini ve ters bir yola girmesinden çok korkuyorum özelikle Almanya’da İslami hep siddetle terrörle bağdaştırdı bir ülkede. Allahin müslümanlara en zengin ve verimli toprakları verdiği halde, bugün açlık sefilik ve zulmün en çok müslüman ülkelerinde yasaniyorsa biz müslümanlar olarak hiç birsey ögrenememisizdir ve Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürkün dediği gibi kildigimiz namazlar bize lanet olarak geri dönüyordur. Türkçem çok iyi değildir insallah anlatmak istediklerimi yazabilmisimdir. Tekrar Allah sizlerden emek veren herkesten razı olsun. Sevgiler İpek
Zeki Çelik.
05-12-2023
Zeki Çelik.
05-12-2023
Değerli Kardeşim ! Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Benim için okuyucularımın makul ve yerinde soruları, sıkıntıları ve onların bir an önce giderilmesi için yapılması gerekenler, bütün diğer çalışmalarımızdan, hayatımızın diğer meşgalelerinden daha değerlidir ve önceliklidir. Duygularınıza ve endişelerinizin haklılığına yürekten katılıyorum. Elbette ki Müslümanların başına gelen belalar, sıkıntılar, musibetler ve geri kalmışlıklar, Şura Sûresinin 30. ayetinde " Başınıza gelen musibetler, kendi iki elinizle kazandıklarınızdan başka birşey değildir. " denilerek mecazi ifadelerle belirtildiği gibi Müslüman toplumlarının Kur'anı doğru anlamaya yönelmemeleri, Kur'anı terk etmeleri, Peygamberimize ilk vahyedilen Alak Sûresinin ayetlerinde öncelikle " okuma, öğrenme ve öğretme " emrinin verilmesine rağmen, daha sonraları Ulemanın, okumanın öğrenmenin kapısını daha baştan itibaren kapatarak namazı dinin temeline birinci şart olarak oturtturmasından, yanlış kılınan namazlarla başımıza bela edilmesinden, yöneticilerin " Kur'anımızın, Dinin asıl temeline koyduğu salatın / destekleşmenin, paylaşmanın, yardımlaşmanın ne olduğunu bilmemeleri, bu konularda eğitim ve sosyal yardım kurumlarını oluşturamamaları ve hakkıyla yerine getirememeleri, gelir kaynaklarını toplumlarına yansıtmamaları, kendi saltanatları için çarçur etmeleri, toplumu cahil ve yoksul bırakmaları " Selefi radikal dincilerin Sünni oluşumlarla, uydurma hadislere dayandırarak cihat kavramını da tamamen saptırıp, Batının da kendi çıkarları doğrultusunda müdahalesine bağlı olarak " Taliban, Boko haram, İşit " gibi radikal dincilerin de ortaya çıkarılması ve şiddet eylemlerini yansıtması ile böylece dünya çapında bir İslama fobi oluşturulmuştur. Bin iki yüz yıldır Müslümanların da kendi aralarında mezhepsel bölünmeleri, gücü ve saltanatı ele geçirme mücadeleleri sonucunda kendi aralarındaki savaşlar da hiç eksik olmamış, Orta doğu sürekli kan gölüne dönüştürülmüştür. Böylece ilimde, fende, teknoloji gelişiminde yeterli seviyeye gelememiş olam Müslüman ülkelerinin kaynakları sürekli sömürülmekte, başlarından batının müdahalesi ve kışkırtması hiç eksik olmamaktadır. Almanya'da Köln, Ştutgart, Ulm, Berlin, Ahın, Tutlingen, Singen, Kostans gibi kentlerinde, Hollanda, Belçika ve İsviçrenin ve Avrupanın birçok kentlerinde yaşayan Müslüman kardeşlerimizin oluşturduğu cami etrafındaki topluluklarının, cemiyetlerinin de dini yaşamalarını inceledim ve gözlemledim. Ülkemizdeki bölünmüşlüklerden, farklı görüşte olmaktan ve Kur'anı da bilmediklerinden dolayı Dini ve ibadeti yaşamalarındaki durum hiç de farklı bir görünüm arzetmemektedir. Müslüman toplumları akıllarını başlarına toplamazlarsa, toplum olarak Kur'an cahili olmaktan kurtulamazlarsa, gerçekten Müslüman olan ve hakkı, hukuku, adaleti bilen yöneticileri başlarına getiremezlerse, bu içinde bulundukları cendereden, sıkıntılardan, üzerlerine örtülmüş ölü toprağından asla kurtulamayacaklardır. Rad Sûresinin 11. ve Yunus Sûresinin 100. ayetlerinde de benzer şekilde Rabbimiz " Aklını kullanmayan toplumların üzerinden Ben de pislikleri kaldırmam. " buyurmaktadır. Yüce Rabbimiz Allah, hepimize, ama özellikle de bizden sonraki kuşaklara, hakkı ve aklı egemen kılan, huzurlu, mutlu toplumlar içerinde sağlıklı yaşamayı nasip eylesin. Allah'ın selamı ve Kur'anın doğruları sizinle daim olsun !...