Selamun aleyküm hocam. Domuz etinin yenmesi yasak deniliyor da neden yasaktır ? Günümüzde hazır kıymada, köftede, dönerde ve marketlerdeki et ürünlerinde denetimlerle tespit edilen at ve eşek eti de biz müslümanlar için dinen harammıdır. Neden yasaktır. Açıklayarak yardımcı olursanız şimdiden sağ olun.
Zeki Çelik.
28-08-2026
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Toplumlar arasındaki etkileşmenin, iletişimin
son derece yoğunlaşmış olduğu dönemimizde
çok sıklıkla Müslüman
toplumlarında da domuz eti yenmeli midir
? yenmemeli midir ? pis midir ? değil midir
? dinimize göre haram mıdır ? değil midir
? Bilimde, teknolojide gelişmiş batı
toplumu yiyor da Müslüman olarak biz
neden yemeyelim, bu hayvanın birçok alanda
bize sağlayacağı katkılardan niye yararlanmayalım, sizin
de değindiğiniz gibi
değişik gıdalarda denetimlerde
çıkan at ve
eşek eti neden
yasaktır ? gibi gündeme gelen, yaşadığımız
toplum içerisinde de çok hassas ve
çok tartışmalı, aynı zamanda
da çok güncel
olan konulara
dikkat çekmişsiniz.
Yönelttiğiniz ve dikkat çektiğiniz
ayrıntılarla ilgili olarak Arapça’da ve
dolayısıyla Kur’anımızdaki karşılığının ne
olduğunu, Rabbimizin bizlere neyi ve neden
haram kıldığını, daha doğru ve sağlıklı
olarak ortaya koyabilmek için Kur’anda yer
verilen ayetlere ve içinde bulundukları
paragrafların ana fikrine dikkat etmemiz
gerekecektir. Kur’anımızda
sözünü ettiğiniz konularda
örneğin Maide Sûresinin
3. ayetinde “ Lehmul hinzir “ domuz
eti, yine aynı Sûrenin
60. ayetinde yasaklanmış olduğu halde
haram yemeye devam eden Yahudilere “
henazir, hinzir “ sözcüğü ile domuzlar olarak
hitap edilmekte, Bakara Sûresinin 173. ayetinde
“ Lehmel hinzir “ domuz eti
olarak, Enam Sûresinin 145. ayetinde de “ lehme hinzir “
domuz eti ve ardından da “ rics
“ sözcüğüyle pis, kirli olduğu ifadesiyle, Nahl Sûresinin 14. ayetinde
de “ lehmen “ sözcüğü yalnız
başına “ taze, temiz et “ karşılığı
ile de yer almaktadır.
* Arapçada lehmun : Et, bir
çiğnemlik et, gıda anlamında kullanılmaktadır.
Nahl Sûresinde de “ lehmen “ sözcüğüyle
denizden çıkan rics ( pis,
kirli ) olmayan temiz et anlamında yer
almaktadır.
* Arapçada hinzir : Domuz hayvanının
ismidir. Türkçemize de
buradan “ hınzır “ olarak geçmiştir.
Bizde ise domuz karşılığının yanı sıra
kötü, katı yürekli, kötü düşünen, gaddar,
kurnaz, içten pazarlıklı anlamlarında da kullanılabilmektedir.
Bugün toplumumuzda hinzir sözcüğünün “
domuz “ anlamında olmadığını, bozuk,
çürümüş et anlamında olduğunu iddia
edenler bulunmakta ve “ domuz eti pis
olsaydı bilimde ve teknolojide ileri gitmiş
olan batı toplumu kendi çocuklarına domuz
etini yasaklamaz mıydı ? “ demektedirler. Bu
yaklaşım doğru mudur ? değil midir ?
sorusuna biz Müslümanlar olarak ancak
Kur’anımızın bu konuya yaklaşımları ve
Allah’ın koyduğu hükümlerle açıklık getirebiliriz.
Maide Sresinin 3.
ayetinde “ Size leş, kan,
domuz eti, Allah’tan başkasının adı
anılarak kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yukarıdan
düşmüş, boynuzlanmış, yırtıcı hayvanların yiyip
de canlı iken kesmedikleriniz haram kılındı. “ ifadeleriyle, Enam
Sûresinin 145. ayetinde de “ De ki :
Bana vahyolunanda, onları yiyen için, leş
veya akıtılmış kan yahut domuzun eti
ki şüphesiz rics tir. ( domuzun eti
kirlidir, pistir, rahatsızlık vericidir ) “ ifadeleriyle
haram olduğu belirtilmekte ancak bu
ayetlerin sonunda da “ artık
kim son derece açlık içinde, günaha
istekle yönelmeden zorda kalırsa domuz
etinden de yiyebilir “ denilmekte, art
niyetli olmadıkça Allah’ın kullarının günahlarını
çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı
bol olan olduğu bildirilmektedir. Ve özellikle
de Maide Sûresinin 4 – 5. ayetlerinde bu
yasaklamaların nedeninin de “ Bugün size
iyi ve temiz şeyler helal kılındı. “ ifadeleriyle
belirtilerek insanın sağlığının ön planda
gözetildiğine dikkat çekilmektedir.
Ayetlerin başında
da dikkat edilirse leş ( çürümüş hayvan
eti ) ifadesi yer almaktadır. Aynı ayet
içerisinde arka arkaya aynı anlama gelecek
ifadelerin gereksiz yere kullanılamayacak olmasında
dolayı “ hinzir “ sözcüğünün
domuz eti anlamında değil de bozuk et, çürümüş et anlamında
kabul edilmesi mümkün değildir. Zaten bozuk
ve çürümüş et koyun, keçi, dana gibi
diğer hayvanlara ait de olsa elbette ki
sağlığın korunması açısından yenilmemelidir.
İnek, koyun benzeri ot ve sebze
artıklarıyla vejetaryen olarak beslenen
hayvanların 12 saatlik bir süre ile
gerçekleşen sindirim sistemleri, domuz hayvanına
nazaran daha ileri seviyededir ve dışarıdan
alabileceği toksinler büyük ölçüde giderilebilmektedir.
Fakat bunlara göre 4 saatlik kısa
bir sürede en hızlı ve en zayıf
olan sindirim sistemine sahip olan domuz
hayvanında dışarıdan aldığı ve de çok
pis olan yiyecekleriyle vücuda giren
toksinlerin büyük kısmı sindirilemeyerek dışarı
atılamamakta ve hayvanın etinde, vücut dokularında
depolanarak kalmaktadır. Bu da bu hayvanın
etini yiyenlerde büyük ölçüde sağlık
riskini oluşturmaktadır. Üstelik de ayetin içinde
özellikle bu hayvanı da yaratan Rabbimizin
bizzat Kendisi etinin pis olduğunu
belirtmektedir. Yaratan Rabbimiz neyi yarattığını
bilmez midir ki, biz insanlar olarak
kendi zannımızca domuz etinin pis
olamayacağını iddia etmeye çalışalım ve
kendi görüşümüzü Allah'ın hükmünün önüne
geçirmeye çalışalım.
Domuz hayvanı ve etinin yenilip
yenilmeyeceği tarih boyunca birçok toplumda
ve özellikle sıcak iklim kuşağında bulunan
orta doğuda süregelen bir konu olmuştur.
Sümer ve Babil uygarlıklarında domuz
hayvanı kutsal sayılmış, tanrılara kurban
edilmenin dışında kesilip yenilmemiştir. Eski
Mısır’da da din adamlarının yemediği bir
hayvan olmuş, Tevrat’ta yenmesi Yahudiler
için yasaklanmıştır. Biz Müslümanlar için de
domuz etinin yenmesi ayetlerle sakıncalı,
insan sağlığı açısından zararlı ve riskli
görülmüştür. Ama buna rağmen Rabbimizin “ Biz hiç bir
şeyi boşuna yaratmadık “ dediği gibi
domuz hayvanı da doğa yaşamının devamı,
ekolojik dengenin sağlanması için doğanın
bir parçasıdır. Lânetlenen / tamamen dışlanması gereken bir hayvan da
değildir. Bu hayvanın yerine getireceği
Allah’ın fıtraten kodladığı, kemikleri, yağları,
etleri ve derisi ile, tarımda, kozmetikte
ve sanayinin birçok alanında kullanımı ile
insanların hayatına katkıda bulunduğu görevleri
bulunmaktadır. Bu hayvan da var olması
ve yaşamı boyunca yerine getirdiği
işleviyle Rabbimizin buyruklarına boyun eğmekte (
secde etmekte ) Rabbimizin mucizelerinin ve
büyüklüğünün bir kanıtı olmaktadır.
Öte yandan
Rabbimiz, haram kıldığı yiyecekleri rics ( habis, pis, zararlı, çirkin )
ve fisk ( günaha sokan, şirkle kirlenmiş, putlar
için kesilmiş ) olmak üzere hayvanların
etlerinin yenmemesini bu iki gerekçeye
bağlamaktadır. Bu bakımdan
Enam Sûresinin 142 - 144. ayetlerinde çifter
çifter yarattığı ve helal kıldığı
hayvanları ayrıntıları ile açıklamakta, yine
Enam Sûresinin 146. ayetinde ise " Ve Biz
Yahudilere bütün tek tırnaklı hayvanları
haram kıldık. " ifadesiyle tek
tırnaklı / toynaklı At, Eşek, Katır, Gergedan, Domuz
gibi sindirim sistemleri tek odalı olup
bağırsaklarda sindirimin tamamlandığı, geviş getirmeyen
hayvanların bitki selülozunu midede değil
de bağırsaklarda sindiren hayvanların haram
kılındığı belirtilmektedir. İbrani, Yahudi, Hristiyan ve
Müslüman Dinlerinin tamamında
ve bütün indirdiği kitaplarında Allah’ın hükmü değişmeyeceğinden, Allah'a
ve Kitaplarına iman etmiş Yahudi, Hrsitiyan
ve Müslüman bütün insan ve topluluklarına
zorunlu kalmadıkça, rics
özelliklerinin giderilmesi sağlanmadıkça bu
hayvanların etlerinin yenmesi sağlık ve temizlik açısından
yasak ve haram kılınmıştır.
Biz Müslümanız elhamdülillah ! Dosdoğru
ve sağlıklı yaşamımızın yegâne kaynağı da
Kur’anımızdır ve buradaki Rabbimizin bizim
için koyduğu hükümlerdir. Rabbimiz bize domuz, at,
eşek gibi tek tırnaklı
/ toynaklı hayvanların etinin
yenmesinin zararlı kıldığını ayetlerle
çok net olarak ortaya koyduğuna ve
nedenlerini de belirttiğine göre elbette ki
biz Müslümanlar bu hükümler gereğince
hareket etmekle mükellefiz. Unutulmamalıdır ki, Allah’ın
koyduğu bütün haram
ve yasaklar, aslında
bizim sağlığımız ve
iyiliğimiz içindir.
Bizim açımızdan domuz,
at, eşek etini
yemek elbette ki haramdır, eğer iman
etmişsek artık haram mıdır ? değil midir ? tartışması
yersiz ve gereksiz olmalıdır. Fakat etinin yenmesinin
sağlık açısından haram kılınmasından dolayı
bu hayvanların doğaya ve
insan yaşamına katkılarından dolayı tamamen de
her yönüyle haram görülmesinin de ortadan kaldırılmasının da tutarlı bir tarafı olamaz.
Ona bakılırsa Müslümanlara aklı örten
içki ( alkol ) ile sarhoş olmak da
haram kılınmaktadır. Peki insan yaşamının
kolaylığı ve gereksinimi için bir çok
alanda kullanılmasının çok zorunlu olduğu
etil alkol ve mamulleri de mi
kullanılmayacaktır. Kimyasal tanım açısından ona
bakarsanız şeker de bir poli alkoldür.
Şekeri kullanmamamız, hayatımızdan çıkarmamız
mümkün müdür ? O nedenle Kur’anda bizlere
haram kılınanların neler olduğuna ve neden
haram kılındığına çok dikkat etmemiz, sapla
samanı birbirine karıştırmamamız gerekmektedir. Allah’ın selamı,
rahmeti ve Kur’anın
doğruları sizinle olsun !......