Muhterem Hocam ! Benim tansiyon ve şekere bağlı olarak değişik rahatsızlıklarım var. Oruç tutamıyorum. Hocalar da oruç tutamayanların fidye vereceğini söylüyorlar. Bizin otuz günlük fidye verecek paramız da yok ki nasıl verelim. Ne yapacağım şimdi ben. Günaha mı girmiş oluyorum. Dinimizde bu emir kesin mi. Açıklarmısınız. Selam ederim.
Zeki Çelik.
10-03-2025
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Ülkemizde,
her Ramazan ayı yaklaştığında
insanlarımızda bir endişedir,
telaştır, hazırlıktır başlar. Çoğunlukla orucun mütevazi ve sorumluluk
içinde bir dünya yaşamında yanlışlardan,
sadece aç kalmaktan ziyade özellikle çok
ve gereksiz konuşmalarla günaha girmemek
için sakınmak, bunun için de Kur'an
ayetlerinin anlaşılarak okunması ve öğütleriyle
daha yoğunluklu olarak birlikte olunması
olan aslının ve hedefinin ne olduğuna
yönelme olmamasına rağmen, nelerin yenilip yenilemeyeceği,
iftar sofralarının abartıları, zenginin zengini
ağırladığı gösterişli ve şaşaalı iftar
davetleri, yapılan erzak stok ve alışverişleri, aç, yoksul insanlara
ekranlarda seyrettirilen zengin yemek tarifleri,
nelerin orucu bozduğu soruların
saçmalıkları, Kur'anın oruç anlayışının özünü ve hedefini
geri planda bırakır. Din sorumluları
da daha Ramazan
başlamadan, ilk iş olarak hemen verilecek fitre ve fidye
miktarlarını belirlerler. Çünkü Dinimizin ve
orucun asıl hedefi, felsefesi doğru olarak
anlaşılamamaktadır. Biz Müslümanlara da sadece ulemanın
tekelinde kalan Din, uydurulan hadis ve rivayetlerle, ayetlerin de yanlış
yorumları bağlamında
hayatın gerçek yüzü ile yansıtılamamaktadır. Siz de
ülkemizdeki pek çok
ailenin içinde bulunduğu sosyo ekonomik
olumsuz
koşullar sonucu
çok önemli ve hassas
bir soruyu gündeme
getirmişsiniz.
Dinimizin yegane kaynağı olan Kur’anımızda oruç ve yükümlülükleri ile ilgili olarak Bakara Sûresinde 183 – 187. ayetleri arasında dört tane ayet bulunmasına rağmen, maalesef oruç ile ilgili olan ayetleri tam ve doğru olarak kavrayamayan ve yanlış yorumlayan bazı ilâhiyatçılar, orucun herhangi bir nedenle tutulamadığı günlerle ilgili olarak Ramazan ayından sonraki uygun oldukları herhangi bir günde kaza ederek sayıyı tamamlarlar veya gün sayısı kadar fidye öderler demekte, hatta hasta ve yaşlı olanları, ekonomik gücü olmayanları dahi bu 30 günlük fidye sorumluluğunun içine dahil etmektedirler.
Oysa bu
ayetlere başlanırken öncelikle
bizden önceki geçmiş
toplumlara konulmuş olan
oruç yükümlülükleri esnasında fidyeden söz
edilmekte ama ardından
gelen ayette de “ Allah size
kolaylık diler, size zorluk dilemez “ ifadesinden dolayı, Allah’ın
bir lütfu olarak, bizden öncekiler için
konulmuş olan fidye ve diğer bazı
hükümler biz Müslümanlar için kaldırılmıştır.
Bu ise biz Müslümanların yararınadır. Bir de bazı din
sorumluları, bu sözcükten yola çıkıp önce " Sadaka i fıtır " deyip, sonra da bu ifadeyi Fitre'ye dönüştürüp tutulan oruca
bağlantı kurarak Ramazan ayında her oruç
tutanın üzerine hatta çocuklar da dahil
edilerek verilmesi gereken bir şükür
yardımını da ne zaman ve kimler
tarafından uydurulduğu belli olmayan hadislere
dayandırıp zorunluluk olarak ortaya koymaktadırlar.
Kur'ana göre aslında " Sadakanın " Devlet için verilmesi
gereken bir tür vergi olduğundan, Bakara Sûresinin
184. ayetindeki oruç ayrıntılarının bizden
öncekiler için belirtildiğinin ve 185. ayette
de bizim için belirtilen ayrıntılarda fidye ödeme
yükümlülüğünün olmadığının da farkında
olamamaktadırlar. Biz
sitemizdeki “ Oruç ve Getirdikleri “ başlıklı
makalemizde nedenlerini de ayrıntılı olarak
ayetlerle açıkladık.
Değerli Kardeşim dolayısıyla siz hastalığınız nedeniyle orucu da tutmak ve tutamadığınız oruç için fidye de, fitre de vermek yükümlülüğünde değilsiniz, bu nedenle günaha da girmiş olmazsınız. Yüce Rabbimizin selamı, rahmeti, sağlıklı ve mutluluk dolu günler sizinle olsun !...