merhaba . ALLAH ın kainatı yaratma sebebi nedir.. kainatta olan hiçbirşeeye ALLah ın ihtiyacı yok , insanları yaratma amacı bizim inbadetlerimize kulluğumuza ihtiyacı yok Allah ın herşeyinde bir ilim ararsak ALLAH kainatı neden yarattı
Zeki Çelik.
07-02-2022
Değerli Kardeşim ! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Dünya üzerinde insanoğlunun yaratılmasından bu yana, ünsiyet kazanıp fıtratında kodlanmış ve yüklü bulunan merakı, düşünen, aklı ve sorgulayabilen yapısı ile geçen on binlerce yıldır sora geldiği, sizin de tamamen insani olarak oluşturduğunuz bu soru, tarih boyunca filozofları ve düşünürleri de meşgul etmiş, Tanrının ve bir yaratıcının varlığına inanıp din olgusunun içinde yer alan bütün dinlerin içerisinde tartışılmış, Tapınaklarda, Havralarda, Kiliselerde ve Camilerde sorulmuş, hatta ülkemizde şiirlere ve şarkılara da konu yapılmış, bazı filozoflar yeterli ve gerçekçi karşılığına ulaşamadıkları inancıyla akli dengelerini yitirmişler, bazı düşünür ve bilim adamları da bütün Kâinatın, yaratılmışların ve doğanın üzerindeki, bizim yaşadığımız boyuttan çok farklı başka bir boyutta olan Rabbimizin de Kendisini Necm Suresinin 6. ayetinde “ Zümira / üstün akıl “ diyerek tanıttığı üstün akla boyun eğmek zorunda kalmışlardır. Bu minvalde Kâinatın ve üzerindeki yaratılmış olan varlıkların yaratılma nedeni, Tarikatlarda Tasavvufi inançlarla risale ve mesnevilere dayandırılarak, “ Allah Kendisini gizlemiş ve eserlerini ortaya çıkarmış “ deyip tamamen Kur’anın dışında mana alemiyle uydurulan kerametlerle ve hikâyelerle açıklanmaya çalışılmakta, buradaki tutarsızlık ve saçmalıklardan yararlanan ve Allah’ın varlığına inanmayıp yok sayan, bütün varlıkların ve olayların kendi iç dinamikleriyle yürüdüğüne inanan ateistler de aynen sizin de sorunuzda kullandığınız ifadeleri kullanarak, soru cevap oluşturmalarıyla, yanlış ve yetersiz meallendirilen Kur’an ayetlerine göre tutarsız ve çelişkili görülüp, Müslüman topluluklarında da yaşananları delil gösterip bu nasıl bir Allah ki deyip kendi haklılıklarına kanıt oluşturmaya çalışmaktadırlar.
Değerli Kardeşim ! Bugüne kadar hiç bir kimse, hiç bir inanç ve düşünce grubunca bu sorunun gerçek karşılığı ortaya konulamamıştır. Kur'anın dışındaki bilgilerden başka açıklamalarla ortaya konulması da mümkün değildir. Ben de kendimden size bu konuda tam ve kesin bir şey söyleyemem. Çünkü hakikat, gerçek sır ve yaratılmanın niçini sadece Rabbimizin katındadır. Sınırları olan dünya aklı ile bizim bu sırra ermemizin olanağı da yoktur. Yaratılmış olanların tamamı bambaşka bir boyuttadır ve bütün bunları yarattığına inandığımız Allah da bambaşka bir boyuttadır. Bu nedenle aslında Kur’an öğretilerinin dışında bu tür sorulara fazla kafamızı yormayalım ve saplantısı içerisinde de olmayalım. Akli dengemizi ve inancımızı da kaybetmemeye özen gösterelim. Sizin bu sorunuzun doyurucu cevabı aslında Kur’anımızın tamamında yer alan 6234 ayette mevcuttur. Elbette ki bu zeminde bu ayetlerin tamamının ayrıntılarına girmemizin olanağı yoktur. Ancak sizin bu sorunuza bir nebze de olsa karşılık olabilecek ve bizim algılayabileceğimiz, kapasitemiz ve ihtiyacımız ölçüsünde Rabbimizin Kur’an ayetleriyle verdiği bilgiler ölçüsünde ana hatlarıyla bir şeyler aktarmaya çalışalım. Eğer görmediğimiz halde gerçekten Allah’ın varlığına, peygamberlerine, kitaplarına ve Ahiret gününe vicdanımızla, kalbimizle, etrafımızda gördüğümüz bütün yaratılmışlardaki mühendisliğin, matematiğin, muazzam ve harika tasarımın farkına vararak sahip olduğumuz bilgilerle inanıyorsak o zaman bu sorunun karşılığını kitabımız Kur’an içerisinde aramalıyız. Birçok ayette dinin temeli olarak salattan, dayanışma, destekleşme ve paylaşmadan söz ettiğine göre belki de ünlü filozoflardan Sokrates'in de dediği gibi, " Acı çeken, yardıma muhtaç insanların acılarını dindirmek, sıkıntılarını gidermek için insanın yaratıldığı " görüşünü yeterli bir neden olarak da görebiliriz..
Hadid Suresinin 3. ayetinde “ O el Evvel / ilktir, el Ahir / Sondur, Vezzahiru / açıktadır, Velbatinu / içtedir ve O Alimdir / her şeyi en iyi bilendir. “ denilerek ifade edildiği gibi Allah Kendisini tanıtarak, belki de bizim de tanımamızı istemekte, Kendisinin var olduğunu, O’ndan sonra kalacak hiçbir şeyin olmayacağını, her şeyin fani ve sonlu olduğunu, görünmemesine rağmen açıkta ve tecelli eden olaylarla, sıfatlarıyla meydanda ve göz önünde olduğunu, Evrende algılanan ve görünen her şeyin O’nu gösterdiğini, O’nun imzasını taşıdığını, O’nun varlığının kanıtı olduğunun bilinmesiyle varlığından ve eserlerinden bizim de farkında olmamız istenmektedir..
Haşr Suresinin 22. ayetinde “ O, Kendisinden başka ilâh diye bir şey olmayan Allah’tır. Alim olan, gaybi / görülmeyeni ve görüleni bilendir. “ ifadeleriyle görünenlerin şahitliği, kanıt olması ile görünmeyenin bilinebileceği ifadesinin ardından da Allah, aslında isim ve sıfatlarındaki özelliklerle ve Kendisinin de bu özelliklerle tanınmasını istemekte, belki de Allah yoktur diyen ateistlere, Allah’ın varlığı da, yokluğu da ispat edilemez diyen bilinmezci agnostiklere ve Allah’ı göremiyoruz diyerek imanını zayıflatan Müslümanlara adeta alın size görülmeyeni, görülenlerden ve ortadaki eserlerin şahitliği ile görün, tanıyın diye yöntem de öğretilmektedir. Dünya yaşamında ressamı olmayan bir tablo, sahibi olmayan bir sanat eseri düşünülebilir mi ? Ressam tablosunu niçin yapar ? Elbetteki sanatını ve eserini başkalarıyla paylaşmak için yapar. Elbette ki Kâinatta var olan ve yaratılmış olduğunu gördüğümüz bütün varlıkların bir yaratanı ve sahibi olan bir Allah vardır, belki de devasa yaratma gücünü ve sanatını O da yarattığı akıl sahibi, düşünebilen insanlarla paylaşmak istemektedir.
O Allah, bu nedenledir ki belkide Bakara Suresinin 155 - 156. ayetlerinde “ Ve de kesinlikle Biz, korkudan, açlıktan bir şeylerle ve mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiklik ile sizi zayıf düşüreceğiz / imtihan edeceğiz. Kendilerine bir musibet geldiği zaman, “ Biz, şüphesiz Allah’a aidiz ve yalnız O’na döneceğiz “ diyen şu sabredenlere de müjdele ! “ denilerek, Mülk Suresinin 1 – 2. ayetlerinde de “ Hükümranlık elinde bulunan Allah, ne cömerttir ! Ve O, her şeye güç yetirendir. O hanginizin amelce daha iyi / güzel olduğunu sınamak için ölümü ve hayatı oluşturdu. “ ifadeleriyle belirterek Rabbimiz Kendisini, Zatını tanıtmakta, bizim de tanımamızı istemekte, insanları da sınamak için yarattığını, Kur’anda birçok ayette de insanların hem iyiliklerle, hem de kötülüklerle sınanacağını, nelerden sınava çekileceklerini ayrıntıları ile belirtmektedir. Bunu yaparken de yine Mülk Suresinin 3 – 4. ayetlerinde : “ O yedi göğü birbiri üzerine uyumlu olarak oluşturandır. Rahman’ın oluşturmasında bir çatlaklık – uyumsuzluk görmezsin. Haydi gözünü döndür, bir bozukluk görüyor musun ? Sonra gözünü iki kere daha döndür. Gözün aciz olarak ve çok bitkin olduğu halde sana dönecektir. “ ifadelerinde gördüğümüz gibi, insanların dikkatini uzaya çevirip orada gözlemler yapmasını ve Evrendeki gök cisimlerinin hareketlerindeki düzeni ve muhteşem tasarımı ile Allah’ın büyüklüğünün ve varlığının farkına varılmasını, insanlarla paylaştığı ve yaratarak gösterdiği eserlerle Allah’ı tanıyıp inanmalarını istemektedir.
Yine aynı Surenin 6. ayetinde “ Kâfirler / Rablerini bilerek reddedenler / inanmayanlar için de cehennem azabı vardır. Ve o ne kötü dönüş yeridir. “ denilerek çevresinde Allah’ın yarattığı bunca ayeti, mucizeyi, Mülk Suresinin 23 – 24. ayetlerinde de “ De ki : O sizi inşa eden, size kulak veren, size gözler ve gönüller oluşturandır. Sahip olduğunuz nimetlerin karşılığını ne de az ödüyorsunuz ? De ki : O sizi yeryüzünde türetip üretendir ve siz O’na toparlanıp götürüleceksiniz. “ ifadeleriyle de insanlar düşünmeye, ibret almaya, inanmaya sevk edilmekte, donatıldığı yeteneklerinin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirip getirmediğinin hesabının sorulacağı, hayvanlar gibi hareket etmemeleri gerektiği vurgulanmakta, insan olarak kendilerine verilen nimetleri görmezden gelen nankörler de tehdit edilmekte, kâfirliğe ve Allah’a ortak koşmanın yanlışlığına dikkat çekilmektedir.
Zariyat Suresinin 56 – 57. ayetlerinde “ Ben bildiğiniz ve bilmediğiniz, gelmiş geçmiş herkesi yalnızca, Bana kulluk etsinler diye oluşturdum. Ben onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Ben, onların Bana yedirmelerini de istemiyorum. “ ifadelerinin yanı sıra Hicr Suresinin 98 – 99. ayetlerinde de “ O halde sana kesin bilgi gelmesi için Rabbinin övgüsü ile birlikte noksan sıfatlardan arındır, secde eden / boyun eğip teslimiyet gösterenlerden ol ve Rabbine kulluk et.” İfadelerinde belirtildiği gibi, Rabbimiz yarattığı insanlara, kullarına kendi nezdindeki konumlarını bildirmektedir. Yalnızca Allah’a kullukla, boyun eğip itaat etmeleri için yaratıldıkları belirtilmektedir. Bu nedenle hadlerini aşarak ilâhlık ve Rablik taslamaya kalkmamaları, kesinlikle Yaratan’dan başkasına kul olmamaları uyarısı yapılmaktadır. Birçok ayette de ibadetin ve kulluğun nasıl yapılacağı, Allah’a nasıl hamd edilip yüceltileceği açıklanmaktadır.
Sonuç olarak bizim Kur’an ayetlerinin bildirileri ölçüsünde algılayabileceğimiz kadar özetle açıklayacak olursak, nasıl ki dünya yaşamında herhangi bir eser sahibi, eserini başkalarıyla paylaşma arzusunda, yapısında olup, bu paylaşımından haz ve mutluluk duyuyor, eserini kaldırıp çöpe atmıyor, sanatını göstermiş oluyor ise, Allah da devasa Kâinatı, Evreni, Yeryüzünü ve üzerindeki canlı ve cansız bütün varlıkları, yarattığı insanların hizmetine sunarak, belli bir süre bu nimetlerinden yararlandırarak bütünüyle varlığını, eserlerini, insanlarla paylaşarak, büyüklüğünü göstermek, varlığının fark edilmesini, gerektiği gibi saygı göstermelerini, onların Kendisine ibadet ve kulluk etmeleri isteğiyle, kendilerine verilen sınırsız nimetlerin karşılığında ardından da kulluk görevlerinde başarılı olup olmadıklarını sınava tabi tutmak üzere yaratmış olabilir. Gerçek nedeni ve hakikati yaratmanın sahibine soramadığımız için ancak biz insanlar olarak bu konuda kesin bir şey söyleyemeyiz. Allah, doğrusunu en iyi bilendir. Allah’ın selamı, rahmeti ve Kur’anın doğruları sizinle olsun !...
ilknur D.
04-03-2022
Merhaba, hocam bu cevabı sizin gibi. değerli bi çok insanlardan aldık ama tatmin olmadık , Allah ın yaptığı herşeyde bir ilim bir mantık arıyoruz ya.. allah bizi neden yarattı kainatı neden yarattı demiyoruz.. yaratılma gayemiz nedir., hani ibadet için olsa ALLAHın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yok .. Allah ın sıfatlarına baktığımız zaman ALLAH ın bizim hiç birşeyimize övgümüze ihtiyacı yok... kainatı , doğayı hayvanları insanların ihtiyacı için yaratmış ama bütün kainat neden yaratıld...ı övgü övülmek ,büyüklüğünün gösterilmesi kendini fark ettirmek eserlerinin fark edilmesi bunlara ALLAH in ihtiyacı yok.. Allah ın isimlerine sıfatlarını ayrı ayrı inceleyince hiç bişeye ihtiyacı yok.. yerin ve göğün kralı o .. gerçekten uykularıma giriyor artık biz niye yaratıldık
Zeki Çelik.
04-03-2022
Değerli Kardeşim ! Allah'ın selamı, rahmeti üzerinize olsun !
Daha önceki açıklamalarımızda da değindiğimiz gibi sorunuzun doğrudan doğruya gerçek muhatabı Allah olduğundan, biz de Kendisini doğrudan doğruya görüp, Kendisine soramadığımızdan, Kâinatın ve Evrenin niçin yaratıldığının gerçek karşılığını vermemiz, sırrını dile getirmemiz mümkün değildir. Dünya aklımızla ve içinde yaşadığımız Evren boyutuyla Allah'ın mantığını ve ilmini çözebilmemiz mümkün değildir. Yine size tatmin olamadığınızı belirtiğiniz bu konularda, ancak Rabbimizin bu konularda Kur'an ayetleri ile yaptığı açıklamalara göre birşeyler iletmeye çalışalım. Eğer bir yaratıcı Allah'ın olduğuna gerçekten vicdanımızla, çevremizdeki oluşumların mucizeliğinin farkında olarak edindiğimiz bilgilerle inanıyorsak, Einstain'in " Allah boşuna zar atmaz " dediği gibi biz de Rabbimizin yaratmasında mutlaka Kendisine göre niçinlerinin olabileceğine inanıyorsak, Kur'anın bize aktardıklarıyla yetinmek zorundayız. Sad Suresinin 27. ayetinde " Ve Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve aralarında olanları boşuna oluşturmadık. " Duhan Suresinin 38. ayetinde " Biz gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri oyun oynayanlar olarak oluşturmadık. Biz o ikisini sadece gerçek ile oluşturduk. Müminun Suresinin 115. ayetinde " Peki siz, Bizim sizi sadece boş yere oluşturduğumuzu ve şüphesiz sizin yalnızca Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız ? ifadeleriyle aslında yaratılışın gerisinde bir amacın bulunduğu, değişik ayetlerde ve değişik ifadelerle açıklanmakta, bunların düşünülmesi gerektiği anlatılmaktadır. Enbiya Suresinin 17. ayetinde de " Eğer Biz bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu Kendi katımızdan edinirdik. " denilerek yaratılmanın gerekçeleri ancak bizim bileceğimiz ölçülerde ve kavrayabileceğimiz ifadelere yer verilerek aktarılmaktadır. Rabbimiz Hud Suresinin 7. ayetinde de " Ve Allah hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı evrede oluşturandır. " ifadeleriyle gerçek bir insan olabilmek adına bizim sınavımızdan bahsedilmekte, birçok ayette ölümden, tekrar diriltileceğimizden ve ebedi bir hayata bu sınavların sonucunda ama iyisiyle ödüllendirilerek Cennette, ama cezalandırılarak kötüsüyle Cehennemde devam edeceğimiz birçok örneklemeler ve uyarı yollarıyla anlatılmaktadır. Rabbimizin bizi yaratmasındaki en önemli amacı ve hedefi de Kur'an ayetlerinde anlatıldığı gibi, tekâmül etmiş, ünsiyet kazanmış en mükemmel insan yapısına erişebilmemizdir. Bu konuda Sokrates de " İnsanın kazandığı erdemlerle başka bir insanın acısını dindirmek için yaratıldığını " ifade etmektedir. Bu konularda ispat edilemeyecek olan Allah katındaki gayb ile ilgili oluşturulan ısrarcı sorular da art niyetle imanı zayıflatır. Kişileri önce bu dünyanın sınırlı aklı ile ispat edilemeyen oluşumların peşine düşürüp agnostik yapar, ardından da ateistliğe, yokluk inancı ile dinsizliğe götürür. Allah doğrusunu en iyi bilendir, Din ve inanç adına her konuda olduğu gibi bu konularda da bize Kur'anın anlattıkları yeterli görünmelidir. Allah'ın selamı, rahmeti ve Kur'anın doğrularıyla taçlanmış iman sizinle olsun !
ilknur D.
07-03-2022
merhaba hocam, " Ve Allah hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı evrede oluşturandır. " ifadeleriyle gerçek bir insan olabilmek adına bizim sınavımızdan bahsedilmekte... yazmışsınız... Allah ın bizim amellerimize ibadetlerimize ihtiyacımı var.. bu konuyu araştırıyorum inşallah bulacağım.... hocam ben bişe daha sormak istiyorum, hamd ile şükür arasındaki fark nedir, şükrettiğiniz herşeyin sadakasını vereceksiniz diyorlar doğrumu.. hocam instergam hesabınız varmı takip edeyim ordan
Zeki Çelik.
07-03-2022
Değerli Kardeşim ! Allah'ın selamı üzerinize olsun ! Size de merhaba !
Bundan sonra eğer soru yöneltecekseniz, soru sor bölümümüzde yeni bir soru şeklinde yöneltirseniz, sizden başka okuyucularımızın da daha kolay bu konulardaki ayrıntılara ulaşmaları için vesile olmuş olursunuz. Ben instegram, youtube, tvitır gibi sosyal medya araçlarını ilke olarak kullanmıyorum. Yaptığımız çalışmalarımızdan da inancımız gereği herhangi bir maddi beklenti içerisinde değiliz. Medyatik olmayı da hiç düşünmüyoruz. Okuyucularımızın Gougle aracılığı ile bize ulaşmaları, makalelerimizi okuyup bilgi sahibi olmaları, bu vesile ile birkaç kişi de olsa yanlışlardan arınarak Kur'anımızın Hakk Dininin doğrularına ulaşabilmeleri bizim için yeterli amaç olmaktadır. Bu da bizim için Rabbimizin katında mahşer gününde vereceğimiz hesabımızda mazeretimiz olacaktır.
Değerli Kardeşim ! Sorularınızdan, açıklamalarınızdan Dinimizin doğrularına ulaşma çabasında olan ve sorgulayan, araştıran bir kardeşimiz olduğunuz anlaşılmaktadır. Evet ayetlerle de daha önce yaptığımız açıklamalarımızda belittiğimiz gibi, Rabbimiz biz insanları ahiret hayatının başlangıcı olan hesap gününde sınava çekecektir. Neden çekmesin ki ? Bütün sanatını göstererek, tasarım ve mühendislik harikası olan Kâinatı ve Evreni yaratmış, milyarlarca yıl süren bir zaman diliminde ilmik ilmik işleyerek düzeni sağlamış, Dünya üzerinde milyonlarca yıl süren bir aşamada sayılamayacak kadar çok çeşitli cansız ve canlı varlıkları, bitkileri, hayvanları yaratmış, yaşam koşulları oluşturmuş, ardından da insanı yaratarak onu bilgilendirmiş, akıl, irade, el ve bacak yetenekleriyle donatarak bütün yarattıklarına göre üstünlüklü kılmış, bütün dünya nimetlerini insanların hizmetine, yararlanmasına ve hükmetmesine sunmuş. Rabbimiz bunlarla yetinmemiş, insanoğlunu eğitmek için Peygamberler göndermiş ve Kitaplarla eğitmeye, doğru yolu göstermeye çalışmış. Tabii ki insanoğlu bazen bunların farkına varmış veya varamamış, zaman zaman bencilliği ve hırsı ile çok daha fazla şeyler ister olmuş, diğer insanların haklarını gaspetmiş, zulüm eder olmuş. Elbette ki bütün bunların bir terazisi, yanlışlıkların cezalandırılması, karşılıklarının verilmesi olacaktır. Rabbimizin de birçok ayette " Biz hiç bir şeyi boşuna yaratmadık, Biz her şeyi oyun olsun diye yaratmadık " dediğini, bütün bunların farkına varılarak da insanların kendilerine bahşedilmiş olan nimetlerin karşılığını da ancak insanlar arasında iyi davranışlarda bulunup Allah'ın uyarıları doğrultusunda yaşanmasının istendiği ayetleri görüyoruz. Bu zemin müsait olmadığı için ayet örneklerine de burada yer veremiyoruz.
Hamd ve şükür kavramları ile ilgili sorunuza gelince ! Elbette ki toplumumuzda genellikle aynı anlama geliyormuş gibi ağız alışkanlığı ile bu iki sözcük arka arkaya dile getiriliyor amma ! İkisi de birbirinden çok farklı kavramlardır. Birçok makalemizin içerisinde yeri geldikçe bunların açıklamalarını ayet örnekleriyle yaptık ama burada kısaca değinecek olursak, Hamd sözcüğünün karşılığı övgüdür. Kalp ve ağız ile yerine getirilir, Elhamdülillah denildiği zaman, " Allah'ım bütün övgüler sadece Senin içindir, Sadece Sen övülmeye layık olansın. " denilmiş ve Allah tesbih edilmiş, yüceltilmiş olunur. Şükür ise ağız ve söylemle yerine getirilecek bir kavram değildir, bilakis Allah rızası için bir ameli, kendinden birşeyleri vermeyi, bir fedakârlığı gerektirir. Allah'ın insanlara bahşettiği, verdiği nimetleri kullanırken, aynı o nimetlerin bir kısmını ihtiyacı olanlara vermek, onların da aynen o nimetten yararlanmalarını sağlamaktır. Saray sofrası gibi donatılmış bir sofrada karnını tıkabasa doyuran bir insanın, benzer ölçülerde fakir insanlara el uzatmaması halinde geyire geyire ya Rabbi şükür demesi, şükretmek değildir, nimetlerin karşılığını ödeyip şükrün edası değildir, Kendisinin üzerine yazılmış borçtur. O nedenle bir çok ayette şükrün edasından ve öneminden söz edilir, Ne kadar da az şükrediyorsunuz uyarıları yapılır. Allah'ın selamı ve Kur'anın doğruları sizinle olsun !
ilknur D.
09-03-2022
Hocam günaydın.. bende Hakkı Yılmaz meallerine bakıyorum ama Hakkı bey meallere çok fazla yorum katmış gibi bazen meallerini anlamıyorum.. kii ben o kadar farklı mealler okuduğum halde anlamıyrum çocuklar gençler yeni başlayanlara daha zor.. sizin Hakkı Yılmaz dan başka meal tafsiyeniz varmı.... Ben farklı mealller okuyarak karşılaştırıyorum.. Gazi Özdemir, İsmail Dinçer ,elmalıyı aldım bakıyorum arada ama artık elmalının meali beni tatmin etmiyo
Zeki Çelik.
09-03-2022
Değerli Kardeşim ! Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
Öncelikle doğruya ulaşmadaki çabalarınızı takdir ediyorum ve sizi kutluyorum. Kur'anın anlaşılması, kişinin kendisini mutmain olarak hissedebilmesi, tıpkı bir çocuğun ana sınıfından başlayarak üniversite öğrenimini tamamlamasına benzer bir şekilde oldukça uzun bir süreyi ve basamakları gerektirmektedir. Kur'an ayetleri de sabırla çeşitli kaynaklardan okundukça gün geçtikçe daha kolay anlaşılmaya başlar. Elbette ki ilk okuldaki bir öğrenciden Matematiğin türev ve integral problemlerinin çözülmesi istenemez.
Bu süreçte sözünü ettiğiniz üç kaynak da aslında size yardımcı olabilir, her birinden de yararlanacağınız çok değerli bilgiler bulabilirsiniz, başka kaynak aramanıza da gerek yoktur. Gazi Özdemir Hocanın da çok ilginç ve doğru tespitleri bulunmakta ve değerlendirmeleri, Hakkı Hoca ile de paralellik arzetmektedir. Ancak Elmalılı Hamdi Yazır Hocanın da ülkemizdeki Müslümanlar için Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk'ün emri ile yaptığı ilk meallendirmeler olmasından dolayı çok değerli olmakla, çok doğru bilgilere yer verilmekle beraber, bunların yanı sıra içerisinde birçok konuda ve kavramda yanlış değerlendirmeler de bulunmaktadır. İsmail Dinçer'in Tevhidi Kur'an Meali ve Kur'andan Damlalar adlı eserlerinde bizim de onayladığımız bazı kavramlarda çok yerinde değerlendirmeler olmakla beraber, Kur'anın onaylamadığı ve Tasavvuf dininin Melamilik Tarikatı inancının doğrultusunda anlatılan mana ötesine yönelik yorumlar da çoğunlukla yer almaktadır. Bu nedenle bu eserlerde dikkatle ayıklayarak okumalar yapılmalıdır. Hakkı Yılmaz Hocamızın meallendirmesi Kur'an ayetlerinin Peygamberimize vahyediliş sırasına göredir ve paragraf paragraf peygamberimize basitten başlayarak peygamberimizin karşılaştığı olayların akışına ve hayatın getirdiklerine bağlı olarak kapsamının arttığı ayetlerin yapısına göredir. Ve tamamen Kur'an odaklıdır, Kur'an bize yeter felsefesine ve inancına dayanmaktadır. Bu nedenle aslında bu şekilde meallendirme Kur'anın basamak basamak anlaşılmasında okuyucular için daha kolaylık sağlamaktadır. Ve meallendirmenin içerisinde Kur'anın öngördüğü kavramlar üzerine bize göre hemen hemen hiç yanlışlık mantıksızlık bulunmamaktadır.
Ancak Kur'anın meallendirilmesi, ister vahyin indiriliş sırasına göre olsun, ister evlerimizde bulunan Kur'an mushaflarında olduğu gibi Fatiha Suresinden başlamış olsun, herhangi bir konu, herhangi bir kavram değişik Surelerde tekrar tekrar ele alındığı ve aslında o konunun daha detaylandırılması ve açıklanmasına yönelik olmasına rağmen insanlar başlangıçlarındaki okumalarla anlayamadıkları inancına haklı olarak kapılabilmektedirler. İşte bizim de bu noktada amacımız, sitemizdeki makalelerimizde kavramları ve konuları tek başlık halinde belirleyerek ve o konudaki Kur'anda bulunan ayetleri de bir araya toplayarak o konunun anlaşılmasına ve doğrusuna, okuyucularımızı kavuşturmaya çalışmaktır. Kur'anın ve içinde yer alan belli konulardaki mesajların tam ve doğru olarak kavranabilmesi için de meallerin roman okunur gibi sıra ile okunmasının devamlılığına gerek yoktur. Konular ve kavramlar değişik meallerden de sayfa sayfa tespit edilerek, notlar alınarak, altı çizilerek karşılaştırılarak da okunabilir. Toplumumuzda yanlış yerleştirilmiş olduğu gibi Kur'anın baştan sona okunup, hatim edilip hasıl olan sevabın ölülere bağışlanması diye bir uygulama yoktur. Bu nedenlerle toplumumuza yanlış olarak yerleştirilmiş olan bir çok kavramı ve geleneği biz de sitemizde Konu Başlıkları halinde o konunun ele alındığı ayetleri de bir araya getirerek okuyucularımıza aktarmaya çalışıyoruz. Sitemizde yer alan her başlıktaki makalelerimiz, sizi birçok bilgiye çok daha kolaylıkla kavuşturacaktır. Hatta size elinizdeki kaynaklardan da konu konu karşılaştırabilme olanağını sağlayacaktır. Allah'ın selamı ve Kur'anın doğruları sizinle olsun !.
ilknur D.
10-03-2022
Hocam günaydın..ben Ankara ASKİ çalışanayım burda iş arkadaşlarımla beraber gönderdiğiniz cevapları beraber okuyoruz, belki sizi bunaltıyorum sorularımla dün arkadaşlarla sizin cevapları okuyup kendi aramızda yorumlar yaparken birimizden şu soru çıktı, Bir tarafta Allah’ın imtihan yaptığını belirten âyetler, diğer yanda da O’nun her şeyi zaten bildiğini gösteren âyetler var. Bu bir çelişki değil midir? Madem hayatımızdaki herşey belli cennete yada cehenneme gideceğimiz belli bu ikilimin anlamı nedir
Zeki Çelik.
10-03-2022
Değerli Kardeşim ! Allah'ın selamı, rahmeti sizinle olsun !
Okuyucularımızın sorularının bizi bunaltması diye birşey olamaz. Sorulan her soru bizim için değerlidir. Toplumumuzda milyonlarca Müslümanım diyen insanlarımızın sorulan ve akla gelen her sorunun karşılığı açısından eksikleri ve yanlış inançları olabilir. Sorunuzda değindiğiniz gibi Rabbimizin, yaratılmış olan bütün insanların yaşamlarının sonunun nasıl olacağını, başlarına nelerin geleceğini önceden belirlediği ve bildiği, halk arasında da kader diye inanıldığı gibi önceden yazılmış yazgılar gibi bir şey yoktur. Kur'anda değişik ayetlerde yer alan Kader sözcüğü ölçü demektir. Ve Rabbimiz har şeyi ölçü ile yaratmıştır. Rabbimizin akıl ile düşünme, irade ile seçme ve karar verme özgürlüğünü de bahşederek, hırs, kibir, bencillik, heves, sinir, tembellik, korku, kıskançlık, haset, tutku, saplantı, gibi daha birçok olumsuz, bunların karşısında da vicdan, merhamet, acıma, sevgi, erdem, ünsiyet gibi olumlu duygularla fıtri yüklemelerle yarattığı biz insanlar için doğduktan sonra aslında hayatın her basamağı, yaşayacaklarımız, göreceklerimiz, takip edebileceğimiz yollar, yaşamımızın sonunda hesap günündeki amelimize göre Cennete mi ? yoksa Cehenneme mi ? gireceğimiz Rabbimizin katında önceden belli değildr.
Evet Rabbimiz Kâinatı, Evreni, Yeryüzünü ve üzerindeki her şeyi bir ölçü ve düzen oluşturacak şekilde yarattığı gibi, akıl ve irade ile donattığı kullarının takip edeceği bütün hidayet / olumlu ve dalalet / olumsuz kararların sonunda ulaşılacak sonuçların yollarını da yaratmış ve biz insanları da bu yollardan birini satranç oyunlarındaki kararlarda ve adımlarda olduğu gibi özgür irademizle, aklımızı kullanarak veya kullanmayarak yaptığımız seçimlerimizin, atacağımız adımların sonucunda ulaşacağımız yolların sonuçlarını bilmektedir. Ama bütün yaşamımızda hidayet veya dalalet yollarından birini özgürce seçme hakkını da bize bırakmıştır. Bu nedenle de bu seçimlerin sonucunda da Ahiret hayatının başlangıcında sınavın yapılacağı koşulunu da koymuştur. Rabbimiz insana sınırsız nimetler sunmuş, yaptığı fıtri yüklemelerin yanısıra da insanı başı boş bırakmamış, Peygamberler ve Kitaplar aracılığı ile de eğitip, doğru yolların, doğru seçimlerin neler olabileceğini göstermiş ve işte bunların ardından da insanların bu uyarılara, öğütlere ne derece uyup uymadıklarının sınavının da yapılacağını belirtmiştir. Rabbimizin gösterdiği doğru yolların seçilememesi halinde, sonuçta başka insanlara ve kişinin kendisine verdiği zararlar, zulümler, İnsanların toplu yaşamlarında kaos ve haksızlıklar ortaya çıkmaktadır. İşte sonuçta da bütün bu doğru veya yanlış seçimlerin sonucunda gelinen noktanın, işlenen amelin, ölümle beraber ahiret hayatının başlangıcında yapılacak sınavlar ve onların iyi veya kötü karşılıkları olan, ölümden sonraki ebedi hayatın devamında Cennet veya Cehennem hedefi de insanların karşısına konulmaktadır. ( Sitemizde Amel Defterinin Kayıtları başlıklı makalemizde bu konularda geniş bilgi bulabilirsiniz. ) Allah'ın selamı ve rahmeti ile Kur'anın doğruları sizinle olsun !
ilknur D.
11-03-2022
Günaydın Hocam , Tasavvuf dininin Melamilik Tarikatı dediniz ya , ismail dinçer buna böyle bir yorum yapmış ; çocuk saflığında eşyanın hakikatını arayan, dünyanın neresinde bir insan çocuk saflığı bi beyinle varlığın hakikatıni sorguluyorsa ona melami meşrep denir , kuran dada 7 ayet var bunla ilgili demiş.. internette aradağım zaman melamilik farklı anlamları çıkıyor ben anlamadım melamilik nedir..
Zeki Çelik.
11-03-2022
Değerli Kardeşim ! Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
İsmail Dinçer'in Melamilik meşrebi ile ilgili yapmış olduğu tanımlara bakmayın, meallerinde Fil Suresinin, Kevser Suresinin veya başka Surelerin de çeviri ve açıklamalarında, Surelerde yer alan ayetlerin orijinalindeki sözcüklere ve lafızlarına göre değil de zaman zaman mana alemine yönelik hayali ifadelere de yer verdiğini görüyoruz. Melamilik meşrebi de dahil Kur'anda birçok uyarılarla İslam'dan başka bir din olarak nitelendirilen Tasavvuf Tarikatlarının ve bölünmelerinin inançları " Dünya nimetlerinden asgari ölçüde vazgeçerek melamet hırkasını giyip şiirlere de yansıtılıp, adeta kişinin kendisini Allah yerine koyarak " Gâh inerim yeryüzüne, gâh çıkarım gökyüzüne " deyip adeta kendisini Allah katında hiç olduğunu göstererek hayatı terk ederek ömrünü sözde büyük ölçüde ibadetle geçirme " ve hakikatı Kur'anda değil de mana alemininin ötesine gidip gelip hayali olarak arama inançlarıdır. " Kur'anda Kehf Suresinin 104. ayetinde " Onlar yapay olarak güzellik ürettiklerini sanırken, dünyadaki çalışmaları / Bütün çabaları boşa gitmiş olan kimselerdir. " uyarısı yapılarak onların, bu şekilde Allah'ın gerçek Hakk Dinini tahrif eden, ortadan kaldıran ve dinin parçalanmasının sorumluları olduğu dile getirilmektedir.
Melamiliğin ve Tasavvufun tarifi nasıl yapılırsa yapılsın, Kur'anın ayetlerinin tamamının hedefi aslında Tevhit ( Allah'ı birleme ) Lailahe illallah, Allah'tan başka ilâh diye bir şey yoktur diyerek O'ndan başka ilâh edilmemesi olduğu halde, Tarikatlarda Mürşitlerin adeta Allah yerine konulması ve Kur'an ayetlerinin bazılarının saptırılarak onlardan Tevhit ilmi diye Rabıtalarla alınacak derslerin sonunda " fenafillah " ( Allah'ta yok olmak ) " Bekabillah " ( Allah'la var olmak ve sonsuzlaşarak Alllahlaşmak ) denilen mertebelerine ulaşma hedeflerinden dolayı Tasavvufun bütün meşrepleri Kur'an dışıdır ve şirktir. Sitemizde " Tasavvuf Dininde Sırlar ve Kerametler " başlıklı makalemizde bu konularda çok ayrıntılı ve geniş bilgiler bulabilirsiniz. Allah'ın selamı ve Kur'anın doğruları sizinle olsun !...
Ne Y.
14-01-2025
Gizli bir hazineydim bilinmekligi sevdim, alemleri halk ettim. İnsanın var edilmesi de Allah in kendisinin bilinmesi arzusudur ki onu anlayacak bilecek tek hakiki varlık insanı kamildir.
Zeki Çelik.
14-01-2025
Değerli Kardeşim ! Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun !
İlknur Kardeşimizin " Allah'ın hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. İnsanı neden yarattı ? " ana fikrindeki sorusuna bizim Kur'an ayetleri bağlamında yaptığımız uzun açıklamalara ilave olarak ismini ve meil adresini bilmediğimiz siz kardeşimiz de " Ne Yapacan " başlığında öz ve güzel bir cümle ile dahil olmuşsunuz. İlginizden ve katkınızdan dolayı teşekkür ederim. Ama yine de İlknur kardeşimizin sorusunda bir art niyet aramayalım. Çünkü bu tür sorular gayet insanidir. Çoğu insan tarafından da sorulabilmektedir.