TÜM SORULAR

Soru

Ilknur D.   01-02-2022   681

merhaba . ALLAH ın kainatı yaratma sebebi nedir.. kainatta olan hiçbirşeeye ALLah ın ihtiyacı yok , insanları yaratma amacı bizim inbadetlerimize kulluğumuza ihtiyacı yok Allah ın herşeyinde bir ilim ararsak ALLAH kainatı neden yarattı

Yanıtlar

Zeki Çelik.      07-02-2022  

Değerli  Kardeşim !  Allah’ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Dünya  üzerinde  insanoğlunun  yaratılmasından  bu  yana,  ünsiyet  kazanıp  fıtratında  kodlanmış  ve  yüklü  bulunan  merakı,  düşünen,  aklı  ve  sorgulayabilen  yapısı  ile  geçen  on  binlerce  yıldır  sora  geldiği,   sizin  de  tamamen  insani  olarak   oluşturduğunuz  bu  soru,  tarih  boyunca   filozofları  ve  düşünürleri  de  meşgul  etmiş,  Tanrının  ve  bir  yaratıcının  varlığına  inanıp  din  olgusunun  içinde  yer  alan  bütün  dinlerin  içerisinde  tartışılmış,  Tapınaklarda,  Havralarda,  Kiliselerde  ve  Camilerde  sorulmuş,  hatta  ülkemizde  şiirlere  ve  şarkılara  da  konu  yapılmış,  bazı  filozoflar  yeterli  ve  gerçekçi  karşılığına  ulaşamadıkları  inancıyla  akli  dengelerini  yitirmişler,  bazı  düşünür  ve  bilim  adamları  da  bütün  Kâinatın,  yaratılmışların  ve  doğanın  üzerindeki,  bizim  yaşadığımız  boyuttan  çok  farklı  başka  bir  boyutta  olan  Rabbimizin  de  Kendisini  Necm  Suresinin  6. ayetinde “  Zümira / üstün  akıl  “  diyerek  tanıttığı  üstün  akla  boyun  eğmek  zorunda  kalmışlardır. Bu  minvalde  Kâinatın  ve  üzerindeki  yaratılmış  olan  varlıkların  yaratılma  nedeni,  Tarikatlarda  Tasavvufi  inançlarla  risale  ve  mesnevilere  dayandırılarak,  “  Allah  Kendisini  gizlemiş  ve  eserlerini  ortaya  çıkarmış “  deyip  tamamen   Kur’anın  dışında  mana  alemiyle  uydurulan  kerametlerle  ve  hikâyelerle  açıklanmaya  çalışılmakta,  buradaki  tutarsızlık  ve  saçmalıklardan  yararlanan  ve  Allah’ın  varlığına  inanmayıp  yok  sayan,  bütün  varlıkların  ve  olayların  kendi  iç  dinamikleriyle  yürüdüğüne  inanan  ateistler  de  aynen  sizin  de  sorunuzda  kullandığınız  ifadeleri  kullanarak,  soru  cevap  oluşturmalarıyla,  yanlış  ve  yetersiz  meallendirilen  Kur’an  ayetlerine  göre  tutarsız  ve  çelişkili  görülüp,  Müslüman  topluluklarında  da  yaşananları  delil  gösterip  bu  nasıl  bir  Allah  ki  deyip  kendi  haklılıklarına  kanıt  oluşturmaya  çalışmaktadırlar.

Değerli  Kardeşim !  Bugüne  kadar  hiç  bir  kimse,  hiç  bir  inanç   ve  düşünce  grubunca  bu  sorunun  gerçek  karşılığı  ortaya  konulamamıştır. Kur'anın  dışındaki  bilgilerden  başka  açıklamalarla  ortaya  konulması  da  mümkün  değildir.  Ben  de  kendimden  size  bu  konuda  tam  ve  kesin  bir  şey  söyleyemem.  Çünkü  hakikat,  gerçek  sır  ve  yaratılmanın  niçini  sadece  Rabbimizin  katındadır.  Sınırları  olan  dünya  aklı  ile  bizim  bu  sırra  ermemizin  olanağı  da  yoktur.  Yaratılmış  olanların  tamamı  bambaşka  bir  boyuttadır  ve  bütün  bunları  yarattığına  inandığımız  Allah  da  bambaşka  bir  boyuttadır.  Bu  nedenle  aslında  Kur’an  öğretilerinin  dışında  bu  tür  sorulara  fazla  kafamızı   yormayalım  ve  saplantısı  içerisinde  de  olmayalım.  Akli  dengemizi  ve  inancımızı  da  kaybetmemeye  özen  gösterelim. Sizin  bu  sorunuzun  doyurucu  cevabı  aslında  Kur’anımızın  tamamında  yer  alan  6234  ayette  mevcuttur. Elbette  ki  bu  zeminde  bu  ayetlerin  tamamının  ayrıntılarına  girmemizin  olanağı  yoktur.  Ancak  sizin  bu  sorunuza  bir  nebze  de  olsa  karşılık  olabilecek  ve  bizim  algılayabileceğimiz,  kapasitemiz  ve  ihtiyacımız  ölçüsünde  Rabbimizin  Kur’an  ayetleriyle  verdiği  bilgiler  ölçüsünde  ana  hatlarıyla  bir  şeyler  aktarmaya  çalışalım. Eğer  görmediğimiz  halde  gerçekten  Allah’ın  varlığına,  peygamberlerine,  kitaplarına  ve  Ahiret  gününe  vicdanımızla,  kalbimizle,  etrafımızda  gördüğümüz  bütün  yaratılmışlardaki  mühendisliğin,  matematiğin,  muazzam  ve  harika   tasarımın  farkına  vararak  sahip  olduğumuz  bilgilerle  inanıyorsak  o  zaman  bu  sorunun  karşılığını  kitabımız  Kur’an  içerisinde  aramalıyız. Birçok  ayette  dinin  temeli  olarak  salattan,  dayanışma,  destekleşme  ve  paylaşmadan  söz  ettiğine  göre  belki  de  ünlü  filozoflardan  Sokrates'in  de  dediği  gibi,  "  Acı  çeken,  yardıma  muhtaç  insanların  acılarını  dindirmek,  sıkıntılarını  gidermek  için  insanın  yaratıldığı  "  görüşünü  yeterli  bir  neden  olarak  da   görebiliriz..

Hadid  Suresinin  3. ayetinde “ O  el  Evvel  /  ilktir,  el  Ahir  /  Sondur,  Vezzahiru  / açıktadır,  Velbatinu  /  içtedir  ve  O  Alimdir / her  şeyi  en  iyi  bilendir. “  denilerek  ifade  edildiği  gibi  Allah  Kendisini  tanıtarak, belki  de  bizim  de  tanımamızı  istemekte,  Kendisinin  var  olduğunu,  O’ndan  sonra  kalacak  hiçbir  şeyin  olmayacağını,  her  şeyin  fani  ve  sonlu  olduğunu,  görünmemesine  rağmen  açıkta  ve  tecelli  eden  olaylarla,  sıfatlarıyla  meydanda  ve  göz  önünde  olduğunu,  Evrende  algılanan  ve  görünen  her  şeyin  O’nu  gösterdiğini,  O’nun  imzasını  taşıdığını,  O’nun  varlığının  kanıtı  olduğunun  bilinmesiyle  varlığından  ve  eserlerinden  bizim  de  farkında  olmamız  istenmektedir..

Haşr  Suresinin  22. ayetinde “  O,  Kendisinden  başka  ilâh  diye  bir  şey  olmayan  Allah’tır.  Alim  olan,  gaybi  /  görülmeyeni  ve  görüleni  bilendir. “  ifadeleriyle  görünenlerin  şahitliği,  kanıt  olması  ile  görünmeyenin  bilinebileceği  ifadesinin  ardından  da  Allah,  aslında  isim  ve  sıfatlarındaki  özelliklerle  ve  Kendisinin  de  bu  özelliklerle  tanınmasını  istemekte,  belki  de  Allah  yoktur  diyen  ateistlere,  Allah’ın  varlığı  da,  yokluğu  da  ispat  edilemez  diyen  bilinmezci  agnostiklere  ve  Allah’ı  göremiyoruz  diyerek  imanını  zayıflatan  Müslümanlara  adeta  alın  size  görülmeyeni,  görülenlerden  ve  ortadaki  eserlerin  şahitliği  ile  görün,  tanıyın  diye  yöntem  de  öğretilmektedir. Dünya  yaşamında  ressamı  olmayan  bir  tablo,  sahibi  olmayan  bir  sanat  eseri  düşünülebilir  mi ?  Ressam  tablosunu  niçin  yapar ?  Elbetteki  sanatını  ve  eserini  başkalarıyla  paylaşmak  için  yapar.  Elbette  ki  Kâinatta  var  olan  ve  yaratılmış  olduğunu  gördüğümüz  bütün  varlıkların  bir  yaratanı  ve  sahibi  olan  bir  Allah  vardır,  belki  de  devasa  yaratma  gücünü  ve  sanatını  O  da  yarattığı  akıl  sahibi,  düşünebilen  insanlarla   paylaşmak  istemektedir. 

O  Allah,  bu  nedenledir  ki  belkide  Bakara  Suresinin  155 -  156.  ayetlerinde  “  Ve  de  kesinlikle  Biz,  korkudan,  açlıktan  bir  şeylerle  ve  mallardan,  canlardan  ve  ürünlerden  eksiklik  ile  sizi  zayıf  düşüreceğiz  /  imtihan  edeceğiz.  Kendilerine  bir  musibet  geldiği  zaman,  “  Biz,  şüphesiz  Allah’a  aidiz  ve  yalnız  O’na  döneceğiz  “  diyen  şu  sabredenlere  de  müjdele ! “  denilerek,  Mülk  Suresinin  1 – 2. ayetlerinde  de  “  Hükümranlık  elinde  bulunan  Allah,  ne  cömerttir !  Ve  O,  her  şeye  güç  yetirendir.  O  hanginizin  amelce  daha  iyi  / güzel  olduğunu  sınamak  için  ölümü  ve  hayatı  oluşturdu. “  ifadeleriyle  belirterek  Rabbimiz  Kendisini,  Zatını  tanıtmakta,  bizim  de  tanımamızı  istemekte,  insanları  da  sınamak  için  yarattığını,  Kur’anda  birçok  ayette  de  insanların  hem  iyiliklerle,  hem  de  kötülüklerle  sınanacağını,  nelerden  sınava  çekileceklerini  ayrıntıları  ile  belirtmektedir.  Bunu  yaparken  de  yine  Mülk  Suresinin  3 – 4. ayetlerinde : “  O  yedi  göğü  birbiri  üzerine  uyumlu  olarak  oluşturandır.  Rahman’ın  oluşturmasında  bir  çatlaklık – uyumsuzluk  görmezsin.  Haydi  gözünü  döndür,  bir  bozukluk  görüyor  musun ? Sonra  gözünü  iki  kere  daha  döndür.  Gözün  aciz  olarak  ve  çok  bitkin  olduğu  halde  sana  dönecektir. “ ifadelerinde  gördüğümüz  gibi,  insanların  dikkatini  uzaya  çevirip  orada  gözlemler  yapmasını  ve  Evrendeki  gök  cisimlerinin  hareketlerindeki  düzeni  ve  muhteşem   tasarımı  ile  Allah’ın  büyüklüğünün  ve  varlığının  farkına  varılmasını,  insanlarla  paylaştığı  ve  yaratarak  gösterdiği  eserlerle  Allah’ı  tanıyıp  inanmalarını  istemektedir. 

Yine aynı  Surenin  6. ayetinde “  Kâfirler  /  Rablerini  bilerek  reddedenler  /  inanmayanlar  için  de  cehennem  azabı  vardır.  Ve o  ne  kötü  dönüş  yeridir. “  denilerek  çevresinde  Allah’ın  yarattığı  bunca  ayeti,  mucizeyi,  Mülk  Suresinin  23 – 24. ayetlerinde  de  “  De  ki :  O  sizi  inşa  eden,  size  kulak  veren,  size  gözler  ve  gönüller  oluşturandır.  Sahip  olduğunuz  nimetlerin  karşılığını  ne  de  az  ödüyorsunuz ?   De  ki  :  O  sizi  yeryüzünde  türetip  üretendir  ve  siz  O’na  toparlanıp  götürüleceksiniz. “ ifadeleriyle  de  insanlar  düşünmeye,  ibret  almaya,  inanmaya  sevk  edilmekte,  donatıldığı  yeteneklerinin  gerektirdiği  sorumlulukları  yerine  getirip  getirmediğinin  hesabının  sorulacağı,  hayvanlar  gibi  hareket  etmemeleri  gerektiği  vurgulanmakta,  insan  olarak  kendilerine  verilen  nimetleri  görmezden  gelen  nankörler  de  tehdit  edilmekte,  kâfirliğe  ve  Allah’a  ortak  koşmanın  yanlışlığına  dikkat  çekilmektedir.

Zariyat  Suresinin  56 – 57. ayetlerinde  “ Ben  bildiğiniz  ve  bilmediğiniz,  gelmiş  geçmiş  herkesi  yalnızca,  Bana  kulluk  etsinler  diye  oluşturdum.  Ben  onlardan  herhangi  bir  rızık  istemiyorum.  Ben,  onların  Bana  yedirmelerini  de  istemiyorum. “  ifadelerinin  yanı sıra  Hicr  Suresinin  98 – 99. ayetlerinde  de  “  O  halde  sana  kesin  bilgi  gelmesi  için  Rabbinin  övgüsü  ile  birlikte  noksan  sıfatlardan  arındır,  secde  eden / boyun  eğip  teslimiyet  gösterenlerden  ol  ve  Rabbine  kulluk  et.”  İfadelerinde  belirtildiği  gibi,  Rabbimiz  yarattığı  insanlara,  kullarına  kendi  nezdindeki  konumlarını  bildirmektedir. Yalnızca  Allah’a  kullukla,  boyun  eğip  itaat  etmeleri  için  yaratıldıkları  belirtilmektedir.  Bu  nedenle  hadlerini  aşarak  ilâhlık  ve  Rablik  taslamaya  kalkmamaları,  kesinlikle  Yaratan’dan  başkasına  kul  olmamaları  uyarısı  yapılmaktadır. Birçok  ayette  de  ibadetin  ve  kulluğun  nasıl  yapılacağı,  Allah’a  nasıl  hamd  edilip  yüceltileceği  açıklanmaktadır.

Sonuç  olarak  bizim  Kur’an  ayetlerinin  bildirileri  ölçüsünde  algılayabileceğimiz  kadar  özetle  açıklayacak  olursak,  nasıl  ki  dünya  yaşamında  herhangi  bir  eser  sahibi,  eserini  başkalarıyla  paylaşma  arzusunda,  yapısında  olup,  bu  paylaşımından  haz  ve  mutluluk  duyuyor,  eserini  kaldırıp  çöpe  atmıyor,  sanatını  göstermiş  oluyor  ise,   Allah  da  devasa  Kâinatı,  Evreni,  Yeryüzünü  ve  üzerindeki  canlı  ve  cansız  bütün  varlıkları,  yarattığı  insanların  hizmetine  sunarak,  belli  bir  süre  bu  nimetlerinden  yararlandırarak  bütünüyle  varlığını,  eserlerini,  insanlarla  paylaşarak,  büyüklüğünü  göstermek,  varlığının  fark  edilmesini,  gerektiği  gibi  saygı  göstermelerini,  onların  Kendisine  ibadet  ve  kulluk  etmeleri  isteğiyle,  kendilerine  verilen  sınırsız  nimetlerin  karşılığında  ardından  da  kulluk  görevlerinde  başarılı  olup  olmadıklarını  sınava  tabi  tutmak  üzere  yaratmış  olabilir.  Gerçek  nedeni  ve  hakikati  yaratmanın  sahibine  soramadığımız  için  ancak  biz  insanlar  olarak  bu  konuda  kesin  bir  şey  söyleyemeyiz.  Allah,  doğrusunu  en  iyi  bilendir.  Allah’ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur’anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

 

 

 

Yanıtlar

ilknur D.      04-03-2022  

Merhaba, hocam bu cevabı sizin gibi. değerli bi çok insanlardan aldık ama tatmin olmadık , Allah ın yaptığı herşeyde bir ilim bir mantık arıyoruz ya.. allah bizi neden yarattı kainatı neden yarattı demiyoruz.. yaratılma gayemiz nedir., hani ibadet için olsa ALLAHın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yok .. Allah ın sıfatlarına baktığımız zaman ALLAH ın bizim hiç birşeyimize övgümüze ihtiyacı yok... kainatı , doğayı hayvanları insanların ihtiyacı için yaratmış ama bütün kainat neden yaratıld...ı övgü övülmek ,büyüklüğünün gösterilmesi kendini fark ettirmek eserlerinin fark edilmesi bunlara ALLAH in ihtiyacı yok.. Allah ın isimlerine sıfatlarını ayrı ayrı inceleyince hiç bişeye ihtiyacı yok.. yerin ve göğün kralı o .. gerçekten uykularıma giriyor artık biz niye yaratıldık

Yanıtlar

Zeki Çelik.      04-03-2022  

Değerli  Kardeşim ! Allah'ın  selamı,  rahmeti  üzerinize  olsun !

Daha  önceki  açıklamalarımızda  da  değindiğimiz  gibi  sorunuzun  doğrudan  doğruya  gerçek  muhatabı  Allah  olduğundan,  biz  de  Kendisini  doğrudan  doğruya  görüp,  Kendisine  soramadığımızdan,  Kâinatın  ve  Evrenin  niçin  yaratıldığının  gerçek  karşılığını  vermemiz,  sırrını  dile  getirmemiz  mümkün  değildir.  Dünya  aklımızla  ve  içinde  yaşadığımız  Evren  boyutuyla  Allah'ın  mantığını  ve  ilmini  çözebilmemiz  mümkün  değildir. Yine  size  tatmin  olamadığınızı  belirtiğiniz  bu  konularda,  ancak  Rabbimizin  bu  konularda  Kur'an  ayetleri  ile  yaptığı  açıklamalara  göre  birşeyler  iletmeye  çalışalım. Eğer  bir  yaratıcı  Allah'ın  olduğuna  gerçekten  vicdanımızla,  çevremizdeki  oluşumların  mucizeliğinin  farkında  olarak  edindiğimiz  bilgilerle  inanıyorsak, Einstain'in "  Allah  boşuna  zar  atmaz "  dediği  gibi  biz  de  Rabbimizin  yaratmasında  mutlaka  Kendisine  göre  niçinlerinin  olabileceğine  inanıyorsak,  Kur'anın  bize  aktardıklarıyla  yetinmek  zorundayız. Sad  Suresinin  27. ayetinde  "  Ve  Biz  gökyüzünü,  yeryüzünü  ve  aralarında  olanları  boşuna  oluşturmadık. "  Duhan  Suresinin  38. ayetinde  "  Biz  gökleri,  yeryüzünü  ve  ikisi  arasındakileri  oyun  oynayanlar  olarak  oluşturmadık.  Biz  o  ikisini  sadece  gerçek  ile  oluşturduk.  Müminun  Suresinin  115.  ayetinde  "  Peki  siz,  Bizim  sizi  sadece  boş  yere  oluşturduğumuzu  ve  şüphesiz  sizin  yalnızca  Bize  döndürülmeyeceğinizi  mi  sandınız ?  ifadeleriyle  aslında  yaratılışın  gerisinde  bir  amacın  bulunduğu,  değişik  ayetlerde  ve  değişik  ifadelerle  açıklanmakta,  bunların  düşünülmesi  gerektiği  anlatılmaktadır.  Enbiya  Suresinin  17. ayetinde  de  "  Eğer  Biz  bir  eğlence  edinmek  isteseydik,  elbette  onu  Kendi  katımızdan  edinirdik. "  denilerek  yaratılmanın  gerekçeleri  ancak  bizim  bileceğimiz  ölçülerde  ve  kavrayabileceğimiz  ifadelere  yer  verilerek  aktarılmaktadır. Rabbimiz  Hud  Suresinin  7. ayetinde  de  "  Ve  Allah  hanginizin  daha  güzel  amel  işleyeceğini  imtihan  etmek  için  gökleri  ve  yeri  altı  evrede  oluşturandır. "  ifadeleriyle  gerçek  bir  insan  olabilmek  adına  bizim  sınavımızdan  bahsedilmekte,  birçok  ayette  ölümden,  tekrar  diriltileceğimizden  ve  ebedi  bir  hayata  bu  sınavların  sonucunda  ama  iyisiyle  ödüllendirilerek  Cennette,  ama  cezalandırılarak  kötüsüyle  Cehennemde  devam  edeceğimiz  birçok  örneklemeler  ve  uyarı  yollarıyla  anlatılmaktadır. Rabbimizin  bizi  yaratmasındaki  en  önemli  amacı  ve  hedefi  de  Kur'an  ayetlerinde  anlatıldığı  gibi,  tekâmül  etmiş,  ünsiyet  kazanmış  en  mükemmel  insan  yapısına  erişebilmemizdir. Bu  konuda  Sokrates  de  "  İnsanın  kazandığı  erdemlerle  başka  bir  insanın  acısını  dindirmek  için  yaratıldığını "  ifade  etmektedir. Bu  konularda  ispat  edilemeyecek  olan  Allah  katındaki  gayb  ile  ilgili  oluşturulan  ısrarcı  sorular  da  art  niyetle  imanı  zayıflatır.  Kişileri  önce  bu  dünyanın  sınırlı  aklı  ile  ispat  edilemeyen  oluşumların  peşine  düşürüp  agnostik  yapar,  ardından  da  ateistliğe,  yokluk  inancı  ile  dinsizliğe  götürür.  Allah  doğrusunu  en  iyi  bilendir,  Din  ve  inanç  adına  her  konuda  olduğu  gibi  bu  konularda  da  bize  Kur'anın  anlattıkları  yeterli  görünmelidir.  Allah'ın  selamı,  rahmeti  ve  Kur'anın  doğrularıyla  taçlanmış  iman  sizinle  olsun !

 

Yanıtlar

ilknur D.      07-03-2022  

merhaba hocam, " Ve Allah hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı evrede oluşturandır. " ifadeleriyle gerçek bir insan olabilmek adına bizim sınavımızdan bahsedilmekte... yazmışsınız... Allah ın bizim amellerimize ibadetlerimize ihtiyacımı var.. bu konuyu araştırıyorum inşallah bulacağım.... hocam ben bişe daha sormak istiyorum, hamd ile şükür arasındaki fark nedir, şükrettiğiniz herşeyin sadakasını vereceksiniz diyorlar doğrumu.. hocam instergam hesabınız varmı takip edeyim ordan

Yanıtlar

Zeki Çelik.      07-03-2022  

Değerli  Kardeşim !  Allah'ın  selamı  üzerinize  olsun !  Size  de  merhaba !

Bundan  sonra  eğer  soru  yöneltecekseniz,  soru  sor  bölümümüzde  yeni  bir  soru  şeklinde  yöneltirseniz,  sizden  başka  okuyucularımızın  da  daha  kolay  bu  konulardaki  ayrıntılara  ulaşmaları  için  vesile  olmuş  olursunuz. Ben  instegram,  youtube,  tvitır  gibi  sosyal  medya  araçlarını  ilke  olarak  kullanmıyorum. Yaptığımız  çalışmalarımızdan  da  inancımız  gereği  herhangi  bir  maddi  beklenti  içerisinde  değiliz. Medyatik  olmayı  da  hiç  düşünmüyoruz. Okuyucularımızın  Gougle  aracılığı  ile  bize  ulaşmaları,  makalelerimizi  okuyup  bilgi  sahibi  olmaları,  bu  vesile  ile  birkaç  kişi  de  olsa  yanlışlardan  arınarak  Kur'anımızın  Hakk  Dininin  doğrularına  ulaşabilmeleri   bizim  için  yeterli  amaç  olmaktadır.  Bu  da  bizim  için  Rabbimizin  katında  mahşer  gününde  vereceğimiz  hesabımızda   mazeretimiz  olacaktır. 

Değerli  Kardeşim !  Sorularınızdan,  açıklamalarınızdan  Dinimizin  doğrularına  ulaşma  çabasında  olan  ve  sorgulayan,  araştıran  bir  kardeşimiz  olduğunuz  anlaşılmaktadır.  Evet  ayetlerle  de  daha  önce  yaptığımız  açıklamalarımızda  belittiğimiz  gibi,  Rabbimiz  biz  insanları  ahiret  hayatının  başlangıcı  olan  hesap  gününde  sınava  çekecektir. Neden  çekmesin  ki ?  Bütün  sanatını  göstererek,  tasarım  ve  mühendislik  harikası  olan  Kâinatı  ve  Evreni  yaratmış,  milyarlarca  yıl  süren  bir  zaman  diliminde  ilmik  ilmik  işleyerek  düzeni  sağlamış,  Dünya  üzerinde  milyonlarca  yıl  süren  bir  aşamada  sayılamayacak  kadar  çok  çeşitli  cansız  ve  canlı  varlıkları,  bitkileri,  hayvanları  yaratmış,  yaşam  koşulları  oluşturmuş,  ardından  da  insanı  yaratarak  onu  bilgilendirmiş,  akıl,  irade,  el  ve  bacak  yetenekleriyle  donatarak  bütün  yarattıklarına  göre  üstünlüklü  kılmış,  bütün  dünya  nimetlerini  insanların  hizmetine,  yararlanmasına  ve  hükmetmesine  sunmuş.  Rabbimiz  bunlarla  yetinmemiş,  insanoğlunu  eğitmek  için  Peygamberler  göndermiş  ve  Kitaplarla  eğitmeye,  doğru  yolu  göstermeye  çalışmış. Tabii  ki  insanoğlu  bazen  bunların  farkına  varmış  veya  varamamış,  zaman  zaman  bencilliği  ve  hırsı  ile  çok  daha  fazla  şeyler  ister  olmuş,  diğer  insanların  haklarını  gaspetmiş,  zulüm  eder  olmuş.  Elbette  ki  bütün  bunların  bir  terazisi,  yanlışlıkların  cezalandırılması,  karşılıklarının  verilmesi  olacaktır. Rabbimizin  de  birçok  ayette  "  Biz  hiç  bir  şeyi  boşuna  yaratmadık,  Biz  her  şeyi  oyun  olsun  diye  yaratmadık "  dediğini,  bütün  bunların  farkına  varılarak  da  insanların  kendilerine  bahşedilmiş  olan  nimetlerin  karşılığını  da  ancak  insanlar  arasında  iyi  davranışlarda  bulunup  Allah'ın  uyarıları  doğrultusunda  yaşanmasının  istendiği  ayetleri  görüyoruz. Bu  zemin  müsait  olmadığı  için  ayet  örneklerine  de  burada  yer  veremiyoruz.

Hamd  ve  şükür  kavramları  ile  ilgili  sorunuza  gelince !  Elbette  ki  toplumumuzda  genellikle  aynı  anlama  geliyormuş  gibi  ağız  alışkanlığı  ile  bu  iki  sözcük  arka  arkaya  dile  getiriliyor  amma !  İkisi  de  birbirinden  çok  farklı  kavramlardır. Birçok  makalemizin  içerisinde  yeri  geldikçe  bunların  açıklamalarını  ayet  örnekleriyle  yaptık  ama  burada  kısaca   değinecek  olursak,  Hamd  sözcüğünün  karşılığı  övgüdür.  Kalp  ve  ağız  ile  yerine  getirilir,  Elhamdülillah  denildiği  zaman,  "  Allah'ım  bütün  övgüler  sadece  Senin  içindir,  Sadece  Sen  övülmeye  layık  olansın. "  denilmiş  ve  Allah  tesbih  edilmiş,  yüceltilmiş  olunur.  Şükür  ise  ağız  ve  söylemle  yerine  getirilecek  bir  kavram  değildir,  bilakis  Allah  rızası  için  bir  ameli,  kendinden  birşeyleri  vermeyi,  bir  fedakârlığı  gerektirir.  Allah'ın  insanlara  bahşettiği,  verdiği  nimetleri  kullanırken,  aynı  o  nimetlerin  bir  kısmını   ihtiyacı  olanlara  vermek,  onların  da  aynen  o  nimetten  yararlanmalarını  sağlamaktır.  Saray  sofrası  gibi  donatılmış  bir  sofrada  karnını  tıkabasa  doyuran  bir  insanın,  benzer  ölçülerde  fakir  insanlara  el  uzatmaması  halinde  geyire  geyire  ya  Rabbi  şükür  demesi,  şükretmek  değildir,  nimetlerin  karşılığını  ödeyip  şükrün  edası  değildir,  Kendisinin  üzerine  yazılmış  borçtur.  O  nedenle  bir  çok  ayette  şükrün  edasından  ve  öneminden  söz  edilir,  Ne  kadar  da  az  şükrediyorsunuz  uyarıları  yapılır. Allah'ın  selamı  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun !

 

 

Yanıtlar

ilknur D.      09-03-2022  

Hocam günaydın.. bende Hakkı Yılmaz meallerine bakıyorum ama Hakkı bey meallere çok fazla yorum katmış gibi bazen meallerini anlamıyorum.. kii ben o kadar farklı mealler okuduğum halde anlamıyrum çocuklar gençler yeni başlayanlara daha zor.. sizin Hakkı Yılmaz dan başka meal tafsiyeniz varmı.... Ben farklı mealller okuyarak karşılaştırıyorum.. Gazi Özdemir, İsmail Dinçer ,elmalıyı aldım bakıyorum arada ama artık elmalının meali beni tatmin etmiyo

Yanıtlar

Zeki Çelik.      09-03-2022  

Değerli  Kardeşim !  Allah'ın  selamı ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

Öncelikle  doğruya  ulaşmadaki  çabalarınızı  takdir  ediyorum  ve  sizi  kutluyorum. Kur'anın  anlaşılması,  kişinin  kendisini  mutmain  olarak  hissedebilmesi,  tıpkı  bir  çocuğun  ana  sınıfından  başlayarak  üniversite  öğrenimini  tamamlamasına  benzer  bir  şekilde  oldukça  uzun  bir  süreyi  ve  basamakları  gerektirmektedir.  Kur'an  ayetleri  de  sabırla  çeşitli  kaynaklardan  okundukça  gün  geçtikçe  daha  kolay  anlaşılmaya  başlar.  Elbette  ki  ilk  okuldaki  bir  öğrenciden  Matematiğin  türev  ve  integral  problemlerinin  çözülmesi  istenemez. 

Bu  süreçte  sözünü  ettiğiniz  üç  kaynak  da  aslında  size  yardımcı  olabilir,  her  birinden  de  yararlanacağınız  çok  değerli  bilgiler  bulabilirsiniz,  başka  kaynak  aramanıza  da  gerek  yoktur. Gazi  Özdemir  Hocanın  da  çok  ilginç  ve  doğru  tespitleri  bulunmakta  ve  değerlendirmeleri,  Hakkı  Hoca  ile  de  paralellik  arzetmektedir.  Ancak  Elmalılı  Hamdi  Yazır  Hocanın  da  ülkemizdeki  Müslümanlar  için  Cumhuriyetin  ilk  yıllarında  Atatürk'ün  emri  ile  yaptığı  ilk  meallendirmeler  olmasından  dolayı  çok  değerli  olmakla,  çok  doğru  bilgilere  yer  verilmekle  beraber,  bunların  yanı  sıra   içerisinde  birçok  konuda  ve  kavramda  yanlış  değerlendirmeler  de  bulunmaktadır. İsmail  Dinçer'in  Tevhidi  Kur'an  Meali  ve  Kur'andan  Damlalar  adlı  eserlerinde  bizim  de  onayladığımız  bazı  kavramlarda  çok  yerinde  değerlendirmeler  olmakla  beraber,  Kur'anın  onaylamadığı  ve  Tasavvuf  dininin  Melamilik  Tarikatı  inancının  doğrultusunda  anlatılan  mana  ötesine  yönelik  yorumlar  da  çoğunlukla  yer  almaktadır. Bu  nedenle  bu  eserlerde  dikkatle  ayıklayarak  okumalar  yapılmalıdır.  Hakkı  Yılmaz  Hocamızın  meallendirmesi  Kur'an  ayetlerinin  Peygamberimize  vahyediliş  sırasına  göredir  ve  paragraf  paragraf  peygamberimize  basitten  başlayarak  peygamberimizin  karşılaştığı  olayların  akışına  ve  hayatın  getirdiklerine  bağlı  olarak  kapsamının  arttığı  ayetlerin  yapısına  göredir.  Ve  tamamen  Kur'an  odaklıdır,  Kur'an  bize  yeter  felsefesine  ve  inancına  dayanmaktadır. Bu  nedenle  aslında  bu  şekilde  meallendirme  Kur'anın  basamak  basamak  anlaşılmasında  okuyucular  için  daha  kolaylık  sağlamaktadır.  Ve  meallendirmenin  içerisinde  Kur'anın  öngördüğü  kavramlar  üzerine  bize  göre  hemen  hemen  hiç  yanlışlık  mantıksızlık  bulunmamaktadır.

Ancak  Kur'anın  meallendirilmesi,  ister  vahyin  indiriliş  sırasına  göre  olsun,  ister  evlerimizde  bulunan  Kur'an  mushaflarında  olduğu  gibi  Fatiha  Suresinden  başlamış  olsun,  herhangi  bir  konu,  herhangi  bir  kavram  değişik  Surelerde  tekrar  tekrar  ele  alındığı  ve  aslında  o  konunun  daha  detaylandırılması  ve  açıklanmasına  yönelik  olmasına  rağmen  insanlar  başlangıçlarındaki  okumalarla  anlayamadıkları  inancına  haklı  olarak   kapılabilmektedirler. İşte  bizim  de  bu  noktada  amacımız,  sitemizdeki  makalelerimizde  kavramları  ve  konuları  tek  başlık  halinde  belirleyerek  ve  o  konudaki  Kur'anda  bulunan  ayetleri  de  bir  araya  toplayarak  o  konunun  anlaşılmasına  ve  doğrusuna,  okuyucularımızı  kavuşturmaya  çalışmaktır. Kur'anın  ve  içinde  yer  alan  belli  konulardaki  mesajların  tam  ve  doğru  olarak  kavranabilmesi  için  de  meallerin  roman  okunur  gibi  sıra  ile  okunmasının  devamlılığına  gerek  yoktur.  Konular  ve  kavramlar  değişik  meallerden  de  sayfa  sayfa  tespit  edilerek,  notlar  alınarak,  altı  çizilerek  karşılaştırılarak  da  okunabilir. Toplumumuzda  yanlış  yerleştirilmiş  olduğu  gibi  Kur'anın  baştan  sona  okunup,  hatim  edilip  hasıl  olan  sevabın  ölülere  bağışlanması  diye  bir  uygulama  yoktur. Bu  nedenlerle  toplumumuza  yanlış  olarak  yerleştirilmiş  olan  bir  çok  kavramı  ve  geleneği  biz  de  sitemizde  Konu  Başlıkları  halinde  o  konunun  ele  alındığı  ayetleri  de  bir  araya  getirerek  okuyucularımıza  aktarmaya  çalışıyoruz. Sitemizde  yer  alan  her  başlıktaki  makalelerimiz,  sizi  birçok  bilgiye  çok  daha  kolaylıkla  kavuşturacaktır.  Hatta  size  elinizdeki  kaynaklardan  da  konu  konu  karşılaştırabilme  olanağını  sağlayacaktır. Allah'ın  selamı  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun !.

Yanıtlar

ilknur D.      10-03-2022  

Hocam günaydın..ben Ankara ASKİ çalışanayım burda iş arkadaşlarımla beraber gönderdiğiniz cevapları beraber okuyoruz, belki sizi bunaltıyorum sorularımla dün arkadaşlarla sizin cevapları okuyup kendi aramızda yorumlar yaparken birimizden şu soru çıktı, Bir tarafta Allah’ın imtihan yaptığını belirten âyetler, diğer yanda da O’nun her şeyi zaten bildiğini gösteren âyetler var. Bu bir çelişki değil midir? Madem hayatımızdaki herşey belli cennete yada cehenneme gideceğimiz belli bu ikilimin anlamı nedir

Yanıtlar

Zeki Çelik.      10-03-2022  

Değerli  Kardeşim !  Allah'ın  selamı,  rahmeti  sizinle  olsun !

Okuyucularımızın  sorularının  bizi  bunaltması  diye  birşey  olamaz.  Sorulan  her  soru  bizim  için  değerlidir. Toplumumuzda  milyonlarca  Müslümanım  diyen  insanlarımızın  sorulan  ve  akla  gelen  her  sorunun  karşılığı  açısından  eksikleri  ve  yanlış  inançları  olabilir. Sorunuzda  değindiğiniz  gibi  Rabbimizin,  yaratılmış  olan  bütün  insanların  yaşamlarının  sonunun  nasıl  olacağını,  başlarına  nelerin  geleceğini  önceden  belirlediği  ve  bildiği,  halk  arasında  da   kader  diye inanıldığı  gibi  önceden  yazılmış  yazgılar  gibi  bir  şey  yoktur.  Kur'anda  değişik  ayetlerde  yer  alan  Kader  sözcüğü  ölçü  demektir.  Ve  Rabbimiz  har şeyi  ölçü  ile  yaratmıştır.  Rabbimizin  akıl  ile  düşünme,  irade  ile  seçme  ve  karar  verme  özgürlüğünü  de  bahşederek, hırs,  kibir, bencillik, heves,  sinir,  tembellik,  korku,  kıskançlık,  haset,  tutku,  saplantı, gibi  daha  birçok  olumsuz,  bunların  karşısında  da  vicdan,  merhamet,  acıma,  sevgi,  erdem,  ünsiyet  gibi  olumlu  duygularla  fıtri  yüklemelerle  yarattığı  biz  insanlar  için  doğduktan  sonra  aslında  hayatın  her  basamağı,  yaşayacaklarımız,  göreceklerimiz,  takip  edebileceğimiz  yollar,   yaşamımızın  sonunda  hesap  günündeki  amelimize  göre  Cennete  mi ?  yoksa  Cehenneme  mi ?  gireceğimiz  Rabbimizin  katında  önceden   belli  değildr. 

Evet  Rabbimiz  Kâinatı,  Evreni,  Yeryüzünü  ve  üzerindeki  her  şeyi  bir  ölçü  ve  düzen  oluşturacak  şekilde  yarattığı  gibi,  akıl  ve  irade  ile  donattığı  kullarının  takip  edeceği  bütün  hidayet  / olumlu  ve  dalalet  /  olumsuz  kararların  sonunda  ulaşılacak  sonuçların  yollarını  da  yaratmış  ve  biz  insanları  da  bu  yollardan  birini  satranç  oyunlarındaki  kararlarda  ve  adımlarda  olduğu  gibi  özgür  irademizle,  aklımızı  kullanarak  veya  kullanmayarak  yaptığımız   seçimlerimizin,  atacağımız  adımların  sonucunda  ulaşacağımız  yolların  sonuçlarını  bilmektedir.  Ama  bütün  yaşamımızda hidayet  veya  dalalet  yollarından  birini   özgürce  seçme  hakkını  da  bize  bırakmıştır. Bu  nedenle  de  bu  seçimlerin  sonucunda  da  Ahiret  hayatının  başlangıcında  sınavın  yapılacağı  koşulunu  da  koymuştur.  Rabbimiz  insana  sınırsız  nimetler  sunmuş,  yaptığı  fıtri  yüklemelerin  yanısıra  da  insanı  başı  boş  bırakmamış,  Peygamberler  ve  Kitaplar  aracılığı  ile  de  eğitip,  doğru  yolların,  doğru  seçimlerin  neler  olabileceğini  göstermiş  ve  işte  bunların  ardından  da  insanların  bu  uyarılara,  öğütlere  ne  derece  uyup  uymadıklarının  sınavının  da  yapılacağını  belirtmiştir.  Rabbimizin  gösterdiği  doğru  yolların  seçilememesi  halinde,  sonuçta  başka  insanlara  ve  kişinin  kendisine  verdiği  zararlar,  zulümler,  İnsanların  toplu  yaşamlarında  kaos  ve  haksızlıklar  ortaya  çıkmaktadır.  İşte  sonuçta  da  bütün  bu  doğru  veya  yanlış  seçimlerin  sonucunda  gelinen  noktanın, işlenen  amelin,  ölümle  beraber  ahiret  hayatının  başlangıcında  yapılacak  sınavlar  ve  onların  iyi  veya  kötü  karşılıkları  olan,  ölümden  sonraki  ebedi  hayatın  devamında  Cennet  veya  Cehennem  hedefi  de  insanların  karşısına  konulmaktadır. ( Sitemizde  Amel  Defterinin  Kayıtları  başlıklı  makalemizde  bu  konularda  geniş  bilgi  bulabilirsiniz. )  Allah'ın  selamı  ve  rahmeti  ile  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun !

Yanıtlar

ilknur D.      11-03-2022  

Günaydın Hocam , Tasavvuf dininin Melamilik Tarikatı dediniz ya , ismail dinçer buna böyle bir yorum yapmış ; çocuk saflığında eşyanın hakikatını arayan, dünyanın neresinde bir insan çocuk saflığı bi beyinle varlığın hakikatıni sorguluyorsa ona melami meşrep denir , kuran dada 7 ayet var bunla ilgili demiş.. internette aradağım zaman melamilik farklı anlamları çıkıyor ben anlamadım melamilik nedir..

Yanıtlar

Zeki Çelik.      11-03-2022  

Değerli  Kardeşim  !  Allah'ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

İsmail  Dinçer'in  Melamilik  meşrebi  ile  ilgili  yapmış  olduğu  tanımlara  bakmayın,  meallerinde  Fil  Suresinin,  Kevser  Suresinin  veya  başka  Surelerin  de  çeviri  ve  açıklamalarında,  Surelerde  yer  alan  ayetlerin  orijinalindeki  sözcüklere  ve  lafızlarına  göre  değil  de  zaman  zaman  mana  alemine  yönelik  hayali  ifadelere  de  yer  verdiğini  görüyoruz. Melamilik  meşrebi  de  dahil  Kur'anda  birçok  uyarılarla  İslam'dan  başka  bir  din  olarak  nitelendirilen Tasavvuf  Tarikatlarının  ve  bölünmelerinin  inançları "  Dünya  nimetlerinden  asgari  ölçüde  vazgeçerek  melamet  hırkasını  giyip  şiirlere  de  yansıtılıp,  adeta  kişinin  kendisini  Allah  yerine  koyarak  " Gâh  inerim  yeryüzüne,  gâh  çıkarım  gökyüzüne "  deyip  adeta  kendisini  Allah  katında  hiç  olduğunu  göstererek  hayatı  terk  ederek  ömrünü  sözde  büyük  ölçüde  ibadetle  geçirme "  ve  hakikatı  Kur'anda  değil  de  mana  alemininin  ötesine  gidip  gelip  hayali  olarak  arama  inançlarıdır. "  Kur'anda  Kehf  Suresinin  104. ayetinde "  Onlar  yapay  olarak  güzellik  ürettiklerini  sanırken,  dünyadaki  çalışmaları /  Bütün  çabaları  boşa  gitmiş  olan  kimselerdir. "  uyarısı  yapılarak  onların,  bu  şekilde  Allah'ın  gerçek  Hakk  Dinini  tahrif  eden,  ortadan  kaldıran  ve  dinin  parçalanmasının  sorumluları  olduğu  dile  getirilmektedir.

Melamiliğin  ve  Tasavvufun  tarifi  nasıl  yapılırsa  yapılsın,  Kur'anın  ayetlerinin  tamamının  hedefi  aslında  Tevhit  ( Allah'ı  birleme )  Lailahe  illallah,  Allah'tan  başka  ilâh  diye  bir  şey  yoktur  diyerek  O'ndan  başka  ilâh  edilmemesi  olduğu  halde,  Tarikatlarda  Mürşitlerin  adeta  Allah  yerine  konulması  ve  Kur'an  ayetlerinin  bazılarının  saptırılarak  onlardan  Tevhit  ilmi  diye  Rabıtalarla  alınacak  derslerin  sonunda  "  fenafillah " ( Allah'ta  yok  olmak )  " Bekabillah " ( Allah'la  var  olmak  ve  sonsuzlaşarak  Alllahlaşmak )  denilen  mertebelerine  ulaşma  hedeflerinden  dolayı  Tasavvufun  bütün  meşrepleri  Kur'an  dışıdır  ve  şirktir.  Sitemizde  "  Tasavvuf  Dininde  Sırlar  ve  Kerametler "  başlıklı  makalemizde  bu  konularda  çok  ayrıntılı  ve  geniş  bilgiler  bulabilirsiniz.  Allah'ın  selamı  ve  Kur'anın  doğruları  sizinle  olsun !...

 

Yanıtlar

Ne Y.      14-01-2025  

Gizli bir hazineydim bilinmekligi sevdim, alemleri halk ettim. İnsanın var edilmesi de Allah in kendisinin bilinmesi arzusudur ki onu anlayacak bilecek tek hakiki varlık insanı kamildir.

Yanıtlar

Zeki Çelik.      14-01-2025  

Değerli  Kardeşim !  Allah'ın  selamı  ve  rahmeti  üzerinize  olsun !

İlknur  Kardeşimizin  " Allah'ın  hiç  bir  şeye  ihtiyacı  yoktur.  İnsanı  neden  yarattı ? "  ana  fikrindeki  sorusuna  bizim   Kur'an  ayetleri  bağlamında  yaptığımız  uzun  açıklamalara  ilave  olarak  ismini  ve  meil  adresini  bilmediğimiz  siz  kardeşimiz  de "  Ne  Yapacan " başlığında  öz  ve  güzel  bir  cümle  ile  dahil  olmuşsunuz. İlginizden  ve  katkınızdan  dolayı  teşekkür  ederim. Ama  yine  de  İlknur  kardeşimizin  sorusunda  bir  art  niyet  aramayalım. Çünkü  bu  tür  sorular  gayet  insanidir.  Çoğu  insan  tarafından  da  sorulabilmektedir.

Yanıtla yada Konuyla ilgili Soru Sor



SEN DE SOR
SORU SOR
Son Sorular
TAKİP ET